|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 214 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| MİLLİ GAZETE ''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu'' |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
İmam “Boğazımdan cemaatin bir bardak çayı dahi geçmedi”
"Kârı daha düşük olsa da dilenciliği, para karşılığı dua etmeye tercih ederim. En azından dilenirken kimseyi kandırmıyorum" dedirtiyor Dilenci Hasan'a, Elif Şafak Aşk romanında... Sosyal hayatımızda iyi karşılanmasa da, dilenciliğin yine de meşru olan bir tarafı vardır, çünkü dilenen kimseye ister yardım edersiniz, ister etmezsiniz. Kandırmak, karşımızdaki kişinin iradesini, hile ile devre dışı bırakan iradeli bir harekettir. Sanırım sosyal ilişkilerde yaşanan kandırma eyleminin en vahimi dinle ilgili olanıdır. İnsan Allah'a teslimiyet boyutunda dine bağlandığı için, onun bu halini suistimal ederek kandırmak, dine saygısızlığın bir boyutunu oluşturur. Dinin değerlerini kullanarak insanları kandırmak adaleti yanıltmaktan da beterdir. Geçen gün bir arkadaşımın çocuğunun sünnet düğününde, Diyanet'te görev yapan tanıdığım bir imamla karşılaştım. Davetliler gittikten sonra baş başa sohbet ettik. Okumayı sevdiğini bildiğim için ne gibi sorunlarla karşılaştığını, bu sorunları nasıl aştığını öğrenmek istedim. Hep merak etmişimdir Diyanet mensuplarının sorunlara yaklaşım biçimlerini... Değişen sosyal şartlar karşısında takındıkları tavırları, karşılaştıkları sorunlara ürettikleri çözümleri, sorunlar karşısında geliştirdikleri refleksleri bilmek istiyorum. Toplumun değişik kesimlerine mensup insanlarla -her nerede olursa olsun- geçinmenin oldukça zor olduğunu biliyorum. Diyanet'te bunun daha da zor olduğunun düşünüyorum. Dinin, din görevlisine yüklediği birtakım sorumluluklar vardır. Bazı kişiler bunu, din görevlisinin bir zaafı olarak değerlendiriyor. Elbette din görevlisinin bir insan olarak iyi, sabırlı, cömert ve halkın beklentilerine cevap verecek nitelikte olması gerekir. Halk, din görevlisinden kendi istediği gibi cevap vermesini bekliyor. Din görevlisi doğrucu Davut'luk yapıp olanı, olması gereken şekilde söylediğinde işi oracıkta bitiriliyor. "Ben filân hocaya sordum, o şöyle söyledi, sen bunu bilmiyorsun" şeklindeki imtihan sürecini başlatıyor hemen... Feraset sahibi olup soruyu soranın halini, tavrını, niyetini anlamak, anlamaya çalışmak gerekir. Böyle durumlarda ilm-i siyaset devreye girmelidir. Din görevlisinin sorulan her soruya cevap vermek zorunda olmadığını bilmesinin yanı sıra, sorulan soruya cevap vermeme hakkını kullanması da bir cevap niteliği taşır. "Yirmi yedi yıldır Diyanet'te görev yapıyorum" dedi ve boğazını göstererek, "Şuracıktan, cemaatten birinin bir bardak çayı dahi geçmemiştir" cümlesini ekledi. Bu sözler aslında, içinin yangınını ifade ediyordu imamın... Onların çayını içmek ya da içmemek gibi bir isteğinin olmasından değil, insanların güven vermeyen hallerine dair vicdanındaki yangının yansımasıydı bu tepki... Adı, "yeme-içme" ile özdeşleştirilmiş din görevlilerinin, söz konusu imamda kendini su yüzüne çıkaran halini herkesin anlaması mümkün değildir. Hatta bazılarının içinden, "Böyle şey olmaz, ikramsız hayat olur mu, ikram edilen bir şey kabul edilmez mi?" gibi serzenişler yükselebilir. "Görev yaptığım yerin sakinlerinin yarıdan fazlası kendi köylüm. Önemli bir göç yaşanmış yıllar önce... Şehre gelmişler fakat köyle birlikte gelmişler. Kendilerini hâlâ göç ettikleri dağ köyünde zannediyorlar. Beni de hâlâ o köyde çelik çomak oynayan bir çocuk olarak görüyorlar. Başka yörelere mensup insanlarla çok iyi anlaşırken, hemşehrilerimle ilişkilerde ciddi sorunlar yaşıyorum. Bulunduğum yerde bir imam olarak üzerime düşen görevleri aksatmadan büyük bir sorumluluk duygusu içinde titizlikle yerine getiriyorum. Herhangi bir görev söz konusu olduğunda herhangi bir mazerete başvurmadan gidiyorum. Bir din görevlisi olarak ölüm, doğum, sünnet merasimi, evlilik vb. haller için çağrıldığımda mutlaka gidiyorum. Konuşma yapılması gerekiyorsa konuşma yapıyorum, dua edilmesi gerekiyorsa dua ediyorum ve bunların hiçbirinden para almıyorum. Para teklif ederseniz gelmem dediğim için beni tanıyanlar para teklif etmeye kalkışmıyorlar. Kendimi cami ile sınırlı bir din görevlisi olarak görmediğim için dinle alâkalı her türlü sosyal aktiviteyi görev kabul ediyorum. Bu yüzden başım rahat, içim de, fakat insanlarla uğraşmak çok zor. Çevrenizdeki şartları iyi ve doğru bir şekilde okursanız, sorunların oranını biraz daha aşağılara doğru indirmeniz mümkündür inancındayım." Kandırmak için değil de, gerçekten "ikram etme"nin ve "ikram edilme"nin büyük bir meziyet olduğunu fark ettiğimiz gün epey mesafe alacağız demektir. Dr. İhsan Alperen |
|
|
![]() |
| Etiket |
| “boğazımdan, bardak, bir, bir bardak, boğazımdan, çayı, cemaatin, dahi, geçmedi”, geçmedi”, imam, İmam |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|