|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 215 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| MİLLİ GAZETE ''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu'' |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 12
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Hünkar mahfili
Konuları : 416
Mesajlar : 3,359
Teşekkürleri: 845
1,299 mesajına 2,562 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7
![]() Son Aktivitesi : 27.05.10
Durumu : Status: Offline
|
Sayfamızın değerli yazarlarından Nurettin Yıldız Bey'in bugünkü yazısına dikkatlerinizi çekmek için şu an okuduğunuz satırları sayfamıza eklemek zorunda kaldık. Aşağıdaki yazıda; Müslüman bir toplumun hayatındaki en önemli eşiklerden biri olan evlilik müessesesi ve düğün hadisesine değiniliyor. Bu değini, meseleye nasıl Müslüman'ca bakılacağına dair önemli işaretler taşıyor. Yazının ilgi uyandıracağını umuyoruz. 'Allah'ın emri' deyimini en çok kullandığımız alanlardan biri evlilikle ilgili konulardır. 'Allah'ın emri, Peygamber aleyhisselamın sünneti', avam arasında eş talebine delalet edecek kadar yaygınlık kazanmıştır. Bu, evliliğe bakışın temelindeki dini hassasiyeti yansıtmaktadır elbette. Müslüman bir halkın evliliği, dinine bağlantılı hatta ancak din dairesinde olabilir görmesinin en tabii gereklerinden birini konuştuğumuzu söyleyebiliriz. Böyle bir telakki, haddi zatında iftihar edilecek bir anlayıştır. Gerek evliliğin esası olan nikâhın üzerine kutsiyet yüklenmesi açısından ve gerekse evliliğin nikâhsız olmazlığını perçinlemesi bakımından oldukça önemli bir esasın halk düzeyinde yerleşmişliği bu anlayışta ortaya çıkmaktadır. Din zaviyesinden izlendiğinde de Allah'ın emrinin ve yasağının en üst dereceden tatbik edileceği bir alan olarak evliliği ve evliliğin bağlantılı alanlarını öne çıkmış olarak görürüz. Minarenin İslam'ı temsil etmesindeki kabullenmişlik, evliğin Allah'ın emrine kilitlenmesindeki İslamiliği kabullenmeyle farklı değildir. Evlilik toplum için hayati öneme sahiptir Toplumda hayatiliğin en önemli göstergelerinden biri olan evlenme üzerindeki böyle bir anlayış, o toplumda dinin yerleşmişliğini gösterebilir. Caddelerinde yürünürken ezan sesinin duyulması bir diyarın İslam bağlantısını yansıttığı kadar evlilik ve evliliğin bağlantılı alanlarındaki din dairesinde kalan tutumlar da İslam bağlantısını gösterir. Derin bir mantıkla düşünmemiz halinde bir düğündeki İslamîlik görüntüsünün, o toplumu yansıtması açısından caminin verdiği görüntüden daha etkin olduğunu söyleyebiliriz. Düğünde bile 'Allah'ın emrine, Peygamber aleyhisselamın sünnetine' sadık kalma titizliği oldukça önemli bir göstergedir. İnsanların cenazelerini kaldırdıkları camilerde huşu içinde olmaları kadar tabii ne olabilir? Elbette camide dini bir ahenk olacaktır. Cami her ne kadar bir toplumun hayati parçalarından birini simgeliyorsa da düğün ve düğün ortamı, tabii bir rehavetin ve gevşekliğin zemini olması bakımından hiçbir şekilde cami düzeyinde huşuun beklendiği yer olmaz. Buna rağmen, düğünün haramlara dikkat edilerek icra edilmesi, Allah'tan korkmanın unutulmadığı bir yer olması mahza İslamîliktir. Camideki imamın bulunduğu yer mihrap, imam da bir tür mücahit ise eğer haramlara karşı camideki titizliğin gösterildiği bir düğündeki damat ve gelin hanım da mücahittirler. Kurmaya çalıştığımız bu cami ve düğün bağlantısı ta asrısaadetten beri vardır; yeni bir fikir olarak öne sürülmüş değildir. İslam, camiyle yatak odasını farklı insanların alanları olarak tanımamıştır. Yatak odalarından camilere davet etmiş, camilerdeki insanları yatak odaları için eğitmiştir. Cami ev kadar ev cami kadar önemlidir. Camide bir çeşit, düğünde bir çeşit Müslüman tasavvur etmek dahi mümkün olmaz. İslam ortadadır, onun şeriatı bellidir. Düğün ama! Yaşadığımız toplumdaki arzu etmediğimiz gidişatı tatil yörelerinde ve bankalar gibi haramla iştigal eden müesseselerde arama yerine, Müslüman bir ailenin düğününde de arayabiliriz. Esefle göreceğiz ki, Kur'an tilavetiyle başlayan ve İslamî diye sunulan bir düğün töreni bile nereye gittiğimizi soruşturmamız için yeterli olacaktır. Büyük sözler sarf eden, Yahudi düşmanlığında en önde duran nice insanlar, kritik anlarda konuştuklarının ardında duramamış, tenkit ettikleri insanların ayıplarını özümsemiştirler. 'Nereye gidiyoruz?' sorularının cevabı, Müslümanların düğünlerinde filamalaşmış gibi durmaktadır. Yıllarca, dini günlük hayattan ayırmanın adı olan laiklikle mücadele etmiş insanlar bile çocuklarının düğünlerinde tam bir laik görüntü sergileyebilmişlerdir. Onlar yapınca da bazı şeyler mubahlaşmıştır adeta. Kur'an'la başlamak Bir düğünün Kur'an tilavetiyle başlaması o düğünün İslamîliğini ne kadar belgeleyebilir? Dinlenmeyen, neden okunduğuna dikkat edilmeyen, programdaki akış arasında yer alması gerektiği için okunmuş olan bir Kur'an, ne düğünü paklayabilir ne de gelinle damadı. Düğünün Kur'an tilavetiyle başlamasını biz geliştirdik; ashabı kiram döneminde böyle bir düğün yoktu. Önce Kur'an ayetleri, ardından eğlence menüsü ashabın mantığına uygun tutumlar değildi. Birden fazla yasağı ihtiva eden bir düğünü Kur'an ayetleriyle açan hafızların iyi bir iş yaptıklarını zannetmemeleri gerekir. Kur'an ayetleri kimsenin zevkini tatmin etmek için değildir. Laiklik de bu değil midir zaten; ayet zamanı ayet, çalgı zamanı çalgı! Salonlar ayrıldı da ne oldu? Düğünler İslamî olsun diye salonlar, erkek ve kadın bölümleri şeklinde ayrıldı. Şüphesiz haramlardan sakınma hassasiyeti taşıyanlar için önemli bir kazanç oldu bu ayırma. Erkeklerin kadınlarla bir arada bulunması halinde ortaya çıkabilecek mahzurlar yönünden ve kadınların daha rahat bir ortamda bulunmalarının sağlanması için yapıldı bu. Dünyevileşmenin müzmin hale gelmesiyle beraber yeni bir sorunla daha karşılaştık ki, bu yeni sorun, önümüzdeki yılların düşünülmesi gereken sorunlarından olacağa benzemektedir. Müslüman kadınlar, erkeklerin bulunmadığı salonlarda düğünlere iştirak ederken, katıldıkları düğünleri hemcinslerine karşı ziynet rekabetine dönüştürdüler. Gelin adayı, süslenebileceği kadar süslenirken; düğüne katılan diğer bayanların gelinden aşağı kalmayan süslenmeleri, kadınlar arası rekabete dönüşen teşhir ortamı, o düğüne katılan genç kızlar açısından fırtınadan kaçarken doluya tutulmaya benzer bir durumla karşılaşılmış olmaktadır. İslami düğün mü? Mesele sadece salonların ayrı olması meselesi değildir. Mesele sadece erkeklerin bayanları görmesi meselesi de değildir. Dünyanın ve şehvetlerin bizi sürüklememesi için direniyor olmamız lazımdı. İslamî düğün, erkeklerle kadınların bir arada oturmadığı düğün demek değildir. Bizim düğünümüz, ümmetimizin çoğaldığı ve dik durmak için birbirimize destek verdiğimiz toplantımızın adıdır. Küçük kızlarımız, genç bayanlarımız mikrop kapıp evlerine döndükten sonra düğünün adı önemli mi artık? Önümüzde duran şahsiyetlerin aileleri düğünlerimizde tavizi simgeleyen mücessem örnekler olarak ortaya çıktıktan sonra, adına 'İslamî düğün' dediğimiz toplantılar Kur'an tilavetiyle başlasa ne olur, hadisle başlasa ne olur? Gelinlerimiz, hafize kızlarımız 'illa gelinlik' diye diretiyorlarsa, o gelinliğin tesettüre uygun hale getirilmesi neyi örter? Hıristiyan kültürüne karşı kompleksten kopamadıktan sonra, keler deliğinden geçerken bizim adlandırmalarımız, yaptığımız işlerin aklanmasını sağlayamayacaktır. Kızlarımızın sığındıkları ve annelerinin onlara hak verdikleri en büyük savunma malzemeleri, düğünün hayatta bir kere icra ediliyor olmasıdır. Sübhanellah! İmtihan da bu değil midir? Ayda bir kere düğün yapılıyor olsaydı böyle imtihanlar olmazdı ki! Elbette Allah Teâlâ, herkesten en heyecanlı anında ne yapacağını görmek isteyecektir. İmtihan budur. Şehitlik de böyle bir şey değil midir? Can bir kere verildiği için, onu Allah yolunda verebilene şehit adı verilmektedir. Başkalarının hataları üzerinde ileri geri konuşurken, 'Allah'ın adıyla' kurduğumuz yuvaların temelinde kimin rızası vardır diye merak eder miyiz acaba? Kim neyi yapıyorsa o yaptığı mubah sayılacaksa din eridi demektir. Erkek tarafı kız tarafını, kız tarafı da erkek tarafını bahane olarak ileri sürerek kendilerini avutmuş olabilirler; meleklerin kayıtları açıldığında herkesin durumu farklı olacaktır. Gençlere söz geçirememek de bizce pek makul bir savunma gibi durmamatadır. Çocuklarının evliliğini, onlar dereyi geçtikten sonra aklına getirenlerin elbette gençlere de ihtiyarlara da söz geçirmeleri kolay olmayacaktır. İcra ettikleri düğünlerde erkeklerle bayanları aynı salonlarda oturtanların mazeret olarak ashabı dillerine dolamaları kim güler; şeytan mı melekler mi? Uhud'da hanım sahabilerin erkeklerle beraber yaralıları tedavi ettiklerini örnek gösterip, icra ettiği düğününde erkek-kadın karmaşasına sahabeden ruhsat üretenler, neyi neye benzettiğine dikkat etseler ne kadar iyi olurdu. Bu bir oyun. Büyük işlerle uğraştığımızı zannederken şeytanın yuvamıza fitne sokması oyunudur bu. Bu, düğünse vay halimize! Düğün cenaze de değildir İki Müslüman gencin düğün merasiminde cehennemi anlatan, dünyanın faniliğinden söz eden ayetlerin okunması da yerli yerinde olmayan bir tutumdur, bir hatibin düğün davetlilerine yeryüzündeki savaşlardan, Siyonizmken, zühdden, kadınların kötülüğünden söz etmesi de yerli yerinde olmayan bir tutumdur. Düğünü düğün olarak değerlendirmeye karşı dinimizin bir engeli yoktur. Özellikle düğünlerde geçerli bir yasak yoktur ortada. Bizim düğünde yasak olarak konuştuğumuz şeyler, hayatın her hangi bir anında zaten yasaktır. Alkolse düğünde yasak olan, o her yerde yasaktır. Kadın erkek karma ortamı ise düğünde sakıncalı gördüğümüz, o her yerde yasaktır. Dolayısıyla düğünün, 'düğün' mantığıyla yapılmasına mani olacak özel bir kural yoktur. Hatiplerin düğünlerimizi miting meydanına çevirmeleri, izleyenlerin ağlayacakları duygusal tablolar çizmeleri gerekli değildir. Kitabımız Kur'an, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selemin düğünlerinden birinden söz ederken yemeği öne çıkarmaktadır. Düğün, Müslüman için hayatın en tabii seyri içerisinde gerçekleşen olaylardan biri olduğuna göre onu, olağanüstü bir anlayışla çerçevelemesi yerinde bir hareket olmaz. Hatiplerin tebrik ve veciz hatırlatmalar dışında konuşmalar yapmaları, sadece konuşma ihtiraslarını tatmin etmeye yaramaktadır. Nikâhlanan erkek ve bayanın düğün ortamında hatibe kulak vermeleri mümkün olmayacağına göre hatip kime hitap edecektir; çocuğuna hâkim olmaya çalışan kadınlara mı yanındaki ile hasret gidermeye çalışan erkek dinleyicilere mi? Gerçekçi olmamız gerekmektedir. Düğünde asıl olan A ile B'nin evlenme kararlarını ilan etmektir. Bu ilan ne kadar çok kimseye duyurulursa o düğün o kadar yerini bulmuş olur. Böyle bir duyuru için oluşturulmuş düğünlerin başka amaçlara kaydırılması bizim icadımızdır. Eğer sünnet esaslı bir düğün yapılacaksa program şudur: Mümkün oldukça kalabalık bir çevreye ilan, beraberliği ve gelecek nesli ibra etmeye yarayacak şahitliğin sağlanması, düğüne katılanlara et ikram edilmesi. Düğün için program budur. Daha ileri gidip biraz daha sünneti açacak olursak o zaman 'masrafı az, riyasız, gösterişsiz' düğün örneklerini görürüz. Davetiyesi bile israf kokan düğünler yerine Allah rızasının arandığı düğünler ideal düğünlerdir. Nureddin Yıldız
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] mevlam için neyse değerim,ben o kadar ederim...
|
|
|
| Bu mesaj için şehzade kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
![]() |
| Etiket |
| düğün, oyunu |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|