|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 218 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| MİLLİ GAZETE ''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu'' |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline
|
Özbenlikdışbenlik dikotomisi Flaş konulara ya da konuların flaş hale getirilmesine, içinde bulunulan ve yaşanılan ruh halinin herhalde belli bir etkisi olmalıdır. Öne atılarak görünmek isteyen insan özbeninde gizlemeye çalıştığı bir şeyin baskısı altında hareket ediyor olmasın! Çünkü düşünüp duyduğuyla dile getirip davrandığı arasındaki uyumsuzluk ya da karşıtlık farklı güdülerin devinmesine yolaçabilir. Gizlenmesi gereken, başkalarına anlatılması mümkün olmayan bir düşünce ya da duygu ilelebet hareketsiz kalamayacağına göre, bir yolunu bulup dışa yansır.Çoğunlukla da gizlenmeye çalışılan düşünce ve duygunun hiçbir emaresini, imini, işaretini, göstergesini imaya, çağrıştırmaya meydan vermemeye çalışarak yapar bunu. Aslında kişinin kendisi bile, kendi düşünce ve duygusunun içeriğini dışarıya yansıyıncaya kadar tam bilinç halinde kavramakta güçlükler yaşar. Sanatçılarda, eşdeyişle ibda edici (bir anlamda 'yaratıcılarda') ruhlarda, keşfedicilerde düşünce ve duyguların her dışa yansıtılmasında yaşanılan bir tür şaşkınlık böyle olmalıdır. Yazılan her metin (şiir, hikâye, roman, deneme vb), çizilen her resim, yapılan her mimarî eser, kaynağı olan düşünce ve duygunun ya eksik, ya yetersiz, çoğunlukla da karşıt yansımaları olarak ortaya çıkarlar. Onun için ortaya çıkan her eser, bir sonrakinin adeta dölleyicisidir. Siz bakmayın, bir takım kişilerin ortaya koyduğu eser ile onun kaynağı mesabesinde olan düşünce ve duygu arasındaki uyumun tam gerçekleştirildiğini söylemisine! Bir anlamda o kişi, kendi özbenliği ile eylemi arasındaki ihaneti örtbas etmek için, eşdeyişle kendini kandırmak, bir tür dışlaştırdığı benliği aracılığıyla özbenliğini ikna etmeye çabalar. Sartre, böyle bir durumu da açıklamaya yararı olsun diye belki, mesela romanı (genel olarak da edebi eseri) "yalan" metaforu bağlamında nitelendirmeyi yeğler. Aslında sanatın, ibda etme ya da keşfetme eyleminin temelinde yatan dürtü bu tarz karşıtlıktan besleniyor olmalıdır. Düşünce ve duyguyu tek bir eserde, tek bir tabloda ya da mimarî eserde olduğu gibi yansıtmış olsaydı bir sanatçı, Camus'nün "Düşüş" hikâyesindeki sanatçı gibi, özbenliğini dayandırabileceği bir temelden daha baştan yoksun kalabilirdi. Nitekim çözüm olarak hikâyede sanatçının intihar eyleminde varolmayı denemeye yönelmesi tek seçenek olarak ortaya seriliverir. Hükmetme ve güç hazzını dürtüleyen iktidar olgusu, kişinin özbenliğiyle sürekli gerçekleştirilmeyi isteyen dış benlik arasındaki karşıtlığın sınırını sürekli kemirmesi, insandaki kişiliğin önsüzlüğe mecbur kalmasını sağlamış olmalıdır. Hekim ve Ceza Hukukçusu İtalyan Lombroso'nun "doğuştan suçlu" tipiyle hükmetme ve güç hazzına merbut/bağımlı iktidar tutkunlarının ruh dünyaları, farklı alanlarda eylemde bulunsalar bile, yönsemeleri ve dürtüleri arasında bir koşutluk kurulabilir. "Doğuştan suçlu", diğer insanların yasak ya da günah olarak algıladığı düşünce ve duygusunu eylem haline getirirken özbenliğinin tezahürüyle dış benliğini kurar. Ama bu dış benlik'in oluşumu, "doğuştan suçlu"nun ruh halinin aynıyla yansıması olmaktan çok, diğer insanların düşünce ve duygusundan kaynaklanan ayrı bir benliktir. Bir anlamda "doğuştan suçlu"nun özbenliğinin ihanete uğratılmış halidir bu. Hükmetme ve güç hazzına bağımlı kişinin benliği de, ihanete uğratılmış bir benliktir. Böyle kişilerin özbenlikleri, dolayısıyla düşünce ve duygularının saf halde ve gerçek mahiyetleri nerdeyse belirsizdir. Diğer insanların duygu ve düşünceleri bunların benliklerini her an, her olay ve her durum çerçevesinde yeniden yeniye kurarlar. Bir bakıma Heyet'in "Efendi Köle Diyalaktiği"nde, ilk bakışta "Efendi"nin benliği asıl gibi algılanırken, "Köle"nin benliğinin tezahürleriyle birlikte "Efendi"nin benliğinin özsüz, kof, görünüşte, iğreti nitelikte sürekli değiştiği farkedilir. Ama "Efendi"nin bu değişken benliği hesaba katılmadan da "Köle"nin benliği hiçbir zaman kendini gerçekleştiremez. Bir devlette özbenlik, dışbenlik dikotemisi (dichotome), yani çatallaşma görüntüleri ortaya çıkmaya başlaması halinde, o devlet ile iktidarı, iktidar ile yönetilen halkı arasındaki ilişki ihanete uğratılmışlık olarak sürüp gider. Aslında gidemez. ismail kıllıoglu
__________________
HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA ! Girmeden tefrika bir millete düşman giremez Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez... Konu Adige Abzakh tarafından (14.10.09 Saat 10:54 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
![]() |
| Etiket |
| dikotomisi, Özbenlikdışbenlik |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|