| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 221 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE »

MİLLİ GAZETE
''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu''

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12.11.09, 07:55   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart Kılıçlarımızı ancak kalkanı almak için bırakmalıyız!

Kılıçlarımızı ancak kalkanı almak için bırakmalıyız!




Türkiye'de yaşayan Müslümanlar olarak bir dönüşüm yaşadığımız, uzun zamandır dilsizlerin dillerinin en önemli hammaddesi olmuş durumda. Bunu söylerken elbette sadece siyasi dönüşümden söz ediyor değilim. Siyasi dönüşüm ya da değişen 'tavır alış' şekilleri, hiç şüphesiz hem kültürel hem de estetik dönüşümümüzün bir parçası. Dinlediğimiz müziğin bile değişmesi, siyasi ve kültürel görüş alanımızın genişlediğini ya da daraldığını gösterir. Kıyafetlerimizin değişmesi ve kıyafetlerimizin değişmesinin gerekçesi hep bu daralmanın ya da genişlemenin göstergesidir. Ama hangi yöne? Bunu anlamak gerekir.
Dünyaya ayak uydurma konusunda gösterdiğimiz refleks, geçen on yıllar içinde sürekli değişmiş. Söz ettiğimiz değişim sadece Müslüman dünya görüşüne sahip insanların başına gelmiş değil elbette. Seksenli yılların sıkı solcularının doksanlı yıllarda iri birer reklâmcı olduğu da sosyoloji meraklısı zevatın ağzından düşmeyen en önemli lakırdılardan biridir. Kabaca, bu otobüsün sol tarafındaki yolcular da sağ tarafındaki yolcular da yolculuklarıyla ilgili fikirlerini değiştirmiş görünüyorlar. Ama ne sağdaki yolcuların ne de soldaki yolcuların, henüz ve hala otobüsün nereye gittiği ile ilgilenmediğini görmek fazlasıyla üzücü. Dahası, otobüse binmemeyi, bir erdem olarak ele alanların da otobüse bakan gözleri yorulmuş olacak ki onlar da yol, yolculuk ve vasıta üzerine fikirlerini değiştirmiş, yenilemiş görünüyorlar. Ama nasıl? Bunu da anlamak gerekir?
Modern dünya, herkesi öğütmek, evcilleştirmek ya da İsmet Özel'in deyişiyle 'konuşulabilir kılmak' hususunda şeytanın aklına gelmeyecek hin fikirler ortaya koyuyor. Türkiye'de yaşayan Müslümanlar olarak yolculuğumuzun neye tekabül ettiğini bilmediğimizden olsa gerek kafalarımız oldukça karışık. İlk sıkıntıda 'müsait bir yerde' diyenlerin, kendilerine özgü uydurdukları fabrik kahramanlığı kadar, 'yol biter yolculuk bitmez' diyenlerin kahramanlığı da konuşulmaya, tartışılmaya değer aslında.

Tavrımız bellidir

İsmini şimdi anımsayamadığım batılı bir tarihçi, Timur saldırılarından sonra Osmanlı'nın dağılmasına sevinen arkadaşlarına karşı, gayri ihtiyari şu cümleyi kurmak zorunda kalır; 'Türkler, kılıcı ancak kalkanı almak için bırakırlar.' Bu sözün, sözlerimiz içindeki yeri neresidir, orayı izaha kavuşturalım. Farkına varmamız gereken husus, onlar için rahatsız edici olanın, henüz küçük bir devlet olan Osmanlı'nın 'konuşulamaz' Müslümanlığıdır. Türkler derken aslında onu kastediyorlar. Konuşulabilir olmak, evcilleşmekle aynı anlamın kapısında durmaktadır. Yeryüzünde yaşayan Müslümanlar, gerçekten kılıçlarını sadece kalkanlarını almak için bırakmışlardır. Kılıcın, kalkanı ya da mızrağı almaksızın bırakıldığı her yerde, tarih yüz binlerce ölülerimizi yazmıştır defterine. Ölüden her söz ettiğimizde somut ölüler anlaşılmasın. Yaşayan, ahmaklaşan, alıklaşan ve soysuzlaşan yüz binlerce ölü de vardır tarihimizde.
Dönemin Hindistan devletinin kurucusu Babür ve oğlu Ekber'in izledikleri politikanın bugün yeryüzünde bütün Müslümanların üzerine uygulandığını düşünüyorum. Ve yaşayan ölüler bu politikayı, Eflatun'un Devletini bile okumadan rahatlıkla yutabiliyorlar. İnternetin zararları saymakla biter ama Amerika'nın zararları saymakla bitmez! Amerikan'ın bugün yapmaya çalıştığı budur. Hatırlayalım, dün uydurulan şey 'Din-i İlahi' adında senkretik bir din anlayışı idi. Budizm, Hıristiyanlık ve Müslümanlığın birbirine geçirilmesiyle ortaya bir karışık söylemişlerdi. İşte İmam-ı Rabbani'yi ikinci bin yılın yenileyicisi yapan da buydu; İmam-ı Rabbani, bu büyük ve ahmakça komployu tek bir yumrukla tek başına dağıtmasını bildi.
Dünyaya karşı geliştirdiğimiz tavır, köksüz, temelsiz ve derinlikten yoksun ise, meseleyi ancak kedi ve murdar ilişkisi içerisinde ele alabiliriz. Bugün Türkiye'de sabırları zorlayacak öylesine mide bulandırıcı bir geri zekâlılık gösteriliyor ki, çaresiz oturmuş bir İmam-ı Rabbani bekliyorum. 'Gelsin ve dağıtsın bu çağın kargaşasını.'
Şimdi tam da burada Süleyman Çobanoğlu'nun 'Yobazlığa Övgü' yazısını anmamızın tam zamanıdır. Bugünlerde ideolojilerin ölmesiyle birlikte muğlâk bir yozluk her yanımızı sarmış durumdadır. 'Önyargılarınızı kaldırın' gibi salakça laflar ediliyor artık. Ne demek bu? Duralım ve düşünelim. Bu söz, bugün dünyanın her yerinde bütün ahmak ağızlarca, büyük bir buluş yapılmış gibi gevelenip duruyor. Önyargılarınızı kaldırın, gevşeyin, sarılın ve birbirinize benzeyin. Bunu söylüyorlar aslında.
Önyargılarınızı kaldırırsanız, dünyanın saldırısında karşı yumuşak bir hedef haline gelirsiniz. Önyargılarınızı kaldırırsanız, öğütülmeye hazır bir paket çikolatalı bisküvi şekline dönüşürsünüz. Önyargılarınızı kaldırırsanız, son yargılarınız hep size yutturulan zehirli dolmalardan oluşur.
Önyargı, Müslüman'ın kendine açtığı yaşama alanını, aynı istikamette tutmasını sağlayan, dışarıdan gelen hiçbir müdahaleden etkilenmemesinin teminatı olan özgün bir duruştur. Önyargılarımızı kaldırmamızı isteyenler, bizi konuşulabilir dahası yutulabilir bir hale getirmeye çalışıyorlar. Önyargılarımızı kaldırmamızı isteyenler, kalkanı elimize almaksızın kılıcı bırakmamızı isteyenlerdir.
Bu ve bunun gibi onlarca numaralar, onlar için bugüne kadar oldukça iyi iş yaptı. 'Bu kıyafet -bence- İslam'a uygundur', 'faiz -bence- bir dünya gerçeğidir', '-bence- önemli olan kalp temizliğidir' gibi onlarca ahmakça cümle, bütün bu numaraların çevrilmesi sayesinde kuruldu. Çevrilen numaralardan sonra karşımıza çıkan Müslüman tipi de, 'konuşulabilir' Müslüman oldu işte.

Emanetin ağırlığı...

Müslümanlar bu yanılgıya, ya en iyi ihtimalle dünyanın merkezinde oldukları gerçeğini es geçerek, ya da en kötü ihtimalle zihinleri boşalıp, sadece adları Müslüman kalarak düştüler. Müslümanlığımızın hikmetine uygun olarak, dünyadaki bütün kötülüklerin bize yönelik olduğunu görmezden gelemeyiz. Çünkü biz dünyayı, hakikatin aranacağı ve adaletin tesis edileceği geçici bir 'konak' olarak görürüz. En azından böyle görmeliyiz.
Bütün saldırılar bize dönüktür, çünkü yüklenmesi en ağır emaneti biz yüklenmişizdir. Bütün saldırılar bize dönüktür, çünkü saklanmaya en layık ve kirlenmesi en kolay hazine bizim katımızdadır. Bu yüzden ya kılıcı ya kalkanı elimizden hiç düşürmemek zorundayız. Bütün tarifler ve bütün oyunlar bizi öğütmek içindir, bu yüzden 'Din-i İlahi' gibi ucube işlere karşı yumruğumuzu sürekli sıkmalıyız.
Hıristiyanlara yaklaşırken, Kur'an'dan öğrendiğimiz bir yargıyla yaklaşırız. Bu bizim önyargımızdır. Yahudilere yaklaşırken, Kur'an'dan öğrendiğimiz bir yargıyla yaklaşırız. Bu bizim önyargımızdır. Olaylar ve durumlarla ilgili, İslam'ın bize kazandırdığı bir ön yargı vardır. Kendi yargılarımızı bu ön yargı doğrultusunda ve bu ön yargıyla asla çelişmeyecek şekilde kurarız. Bu önyargıyı kaldırırsak yutulmaya hazır birer lokma haline geliriz.
Dibine kadar rezilliğe batmış bu dünyada Müslümanlar olarak hala nefes alabiliyorsak bu tamamıyla önyargılarımız sayesindedir. Çünkü tarihin seyri içinde asla şaşmayacak, asla yanılmayacak, içinde hatalı bir cümlenin asla bulunmayacağı bir kitaptan ışık alıyoruz.
Kur'an'ın değişmediği, değişmeyeceği ve asla yanılmayacağı bilgisi bizim önyargımızdır. Büyük yorumcuların dün yaptıkları yorumlar, bizim önyargılarımızdır. İmam-ı Azam bizim önyargımızdır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de alçakça bir oyun oynandığı ve bu oyunun özellikle Müslümanlara yönelik olduğu düşüncesi bizim önyargımızdır. İslam'dan başka hiçbir kurtuluş yolunun olmayacağı inancımız bizim önyargımızıdır. Ve bizler, bu önyargı sayesinde insan kalabiliyoruz.


Yusuf Genç
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!

Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (12.11.09 Saat 07:59 ) değiştirilmiştir..
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler:
Medine Sevdalisi (12.11.09)
Cevapla

Etiket
almak, ancak, bırakmalıyız, için, kalkanı, kılıçlarımızı

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ancak bu kadar baltalanabilirdi! Muhammed Zeki Ceyhan 0 06.11.09 14:01
Cennete ancak Müslüman girer Seida ÂİLE VE ÇOCUK EĞİTİMİ 0 07.09.09 10:41
İslâm'ı Tahrifde Vahdet Kalkanı ebubunyamin SERBEST KÜRSÜ 2 23.05.09 14:02
Istanbul’u ancak deprem kurtarır...! KOCAYUSUF SERBEST KÜRSÜ 1 22.03.09 21:31
Ders almak için-3 hikaye-3 ders-Bir söz şehzade KISSADAN HİSSELER 2 03.12.08 22:08

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:42 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.