|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 228 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| MİLLİ GAZETE ''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu'' |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Kanal İstanbul Çılgın Projesi nedir, ne değildir? Kanal İstanbul Çılgın Projesi ile ilgili heyecanla yazılanların üzerinden günler geçti, şimdi daha akıllıca ve daha soğukkanlı değerlendirmeler yapabiliriz. Ortaya çıkan ana görüşe göre proje "yap-işlet modeli" ile yapılacak ve finansmanın önemli bölümü yurt dışından sağlanacak; inşaatla ilgili tüm girdiler ve işçilik iç kaynaklardan tedarik edilecek... - Yurtdışından finansman sağlanması demek, benzerlerindeki gibi Türkiye'nin en değerli varlıklarının sermayeye peşkeş çekilmesi ve halkımızın sömürülmesi demektir. İşçilik, malzeme, arazi bedelleri gibi harcamalar halka intikal edecek, taşeron firmalar kâr edecek, halkın gelir düzeyi yükselecek ve harcamalar artacak, ekonomi hareketlenecek... - KİT'leri ve son olarak BİT'lerden İDO'yu 'babalar gibi satma' örneğindeki gibi; kıt imkanlarla var edilen seksen yıllık değerlerimizi ve Türkiye'nin topraklarını sömürü sermayesine satma, Türkiye'nin üretmeden tüketme yani israf ekonomisi politikalarını sürdürme anlayışı... Mirasyedi gibi satıp satıp yemiş olacağız... Sonra?!. Üretmeden tüketime harcanan paralar başkalarının (mesela Çinlilerin) geliri olacak.. Arazi sahipleri yeni gayrimenkuller alacak, çevrede inşa edilen binalara talip olacak.. Lüks tüketime ve gayrimenkule talep artışı gerçekleşecek.. Üretim talepleri karşılamazsa enflasyona sebebiyet verecek.. Sonuç olarak bu yatırım sanayi ve tarımı iyice frenleyecek... - Oysa, bir ülkede yatırım ancak emekle olur/olmalıdır, ithalat ve ihracatla yatırım ikame edilemez. Yatırım artan âtıl emekle yapılırsa yararlıdır. Yatırım faal olan emekle yapılacaksa, bunun getireceği tek sonuç vardır; var olan borçları artırmak!.. Daha kesin, keskin ve öz şekilde ifade edelim: Topraklarımız gider, borçlarımız artar!!! Dengeli ve adil gelir dağılımı ve paylaşımının olmadığı ülkelere bakalım. Mesela, bir kısım Arap ülkelerinde petrolden elde edilen gelirler halkın asgari düzeyde yani "sefalet" içinde yaşamasını sağlarken, az sayıda kişinin büyük servetlere sahip olmasını ve "sefahat" içinde yaşamasını sağladı. Petrol paraları devletin yaptığı gereksiz silah alımlarına ya da lüks eşya ve gereksiz büyük inşaatlara harcandı. Halkın yararına olacak yatırımlar yapılmadı, halkın eline eskiden olduğu gibi "sefalet ve fakirlik" dışında bir şey geçmedi. Aynen son yıllarda Türkiye ve İstanbul'da yapıldığı gibi; mesela, bir tarafta giderek artan fakirlerimiz ve açlık sınırındaki halkımız, diğer tarafta sayıları her yıl artmaya devam eden dolar milyoner ve milyarderleri ile lüks alışveriş merkezi AVM'lerimiz!.. Düşünelim bakalım, Arap isyanları, Arap ülkelerindeki ayaklanmalar biraz da bu sebepten değil mi?.. - Evet, Kanal İstanbul Projesi sefalet ve sefahate sebebiyet verecek, birileri yeyip sefahat içinde sefa sürerken, birileri bakıp imrenecek ve kıyamet ondan kopacak... Daha da radikal olan görüşler şöyle: Petrol döneminin veya başka enerji kaynaklarının kullanılması ya da ne kadar geç olursa olsun tükenmesi hâlinde, petrol zenginleri başka yerlere göç edecek, halk ise iyice sefalete terk edilecek, çünkü petrolden başka hiçbir gelirleri yok! Şu anda bölgenin zenginleri geleceklerini garantiye almak için yatırım yapacak yer arıyor. Ülkemizde "Kanal İstanbul" benzeri yatırımlar yapmalarının sakıncası yok ama yüksek teknoloji ürünlerini üretecek tesisler yapmaya ikna edilirlerse daha iyi olur. Mesela havacılık ve uzay, silah sanayii ve nanoteknoloji, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi gibi alanlarda bizim bilgi ve imkanlarımız onların paralarıyla yan yana gelirse herkes kazanır. Sonuç olarak... - Kanal İstanbul "tekel sömürü sermayesi" ile yapıldığında Türkiye'yi satmaktır. - Kanal İstanbul Projesi -ve halkın yararına olacak daha nice projeler- "Halk Sermayesi" ile yapılırsa; herkese, Türklere de insanlığa da kazançtır. Kanal İstanbul'un çılgın ve makul olmayan yönleri işte böyledir. Daha başka olumlu ve olumsuz yönleri de yok mu? Olmaz olur mu, hem de pek çok... Onlar da gelecek yazıda... |
|
|
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Kanal İstanbul Çılgın Projesi nedir, ne değildir?2 1950'lerdesiniz ve hâlâ beş bin yıl önceki tarım dönemi içindesiniz... Batı ise sizi geçmiş, onlara göre çok geri kalmışsınız... 1950'den itibaren dış kredi alıyorsunuz ve on sene içinde Türkiye'yi sanayi dönemine getiriyorsunuz... Ve bunu başardınız diye sizi asıyorlar!.. Neden asıyorlar? Çünkü onların planlayıp projelendirdiği gibi yapacak ve orada duracaksınız. Türkiye altyapısını tamamlayacak ama sanayileşmeyecek! Niye? Altyapısını yapacak; çünkü müstevlilerin bu topraklara yerleşip dolaşması için yol lazım, su lazım, elektrik lazım, telefon lazım ama sanayileşmeyeceksiniz. Çünkü o zaman sizi sömüremezler, sizi yenemezler... Onlara göre bunun çare ve çözümü ne? 10 senede bir (1960, 1971, 1980, 1997 ve diğerleri) darbe yapmak! Darbeler yaptılar ama darbeler tam sonuç vermedi. Türkiye yıkılmadı, Türkiye mort olmadı. Gerçi bugünkü Türkiye 500 milyar dolar borçlu, her yıl en az yüz milyar dolar faiz ödüyor. Ama henüz borç ve borç faizleri Türkiye'yi boğacak duruma gelmedi. Bu borç yetmedi. Daha büyük borç gerek. Osmanlıları yıkma formülü Türkiye'ye de uygulanmalı... Türkiye'yi mort etmek ve yıkmak için "Faizli Mortgage Konut Kredisi" ile birlikte "Faizli Kredi Kartı" dahil, diğer her türlü iç ve dış faizli kredileri icat edildi. Dolar verdiler. Ülkede inşaat oldu. Halk bu kredilerle lüks meskenler yaptı, lüks arabalar aldı... İşçiler buralarda çalışıyor, elde edilen dolarlarla Çin'den çok ucuz mallar geliyor... Bu uygulama ne yapıyor? Türkiye tarımını öldürüyor, Türkiye hayvancılığını, Türkiye köylüsünü çökertiyor; ekilmeyen tarlalar kıraç arazilere dönüşüyor, devşirilmeyen ağaçlar yok oluyor, yerine yabani bitkiler türüyor. Artık bu tarımı ve hayvancılığı eski hâline getirmek imkansız gibi bir şey. Çünkü yeni nesiller artık tarımı ve hayvancılığı bilemez oluyor. Tarım kitaplardan öğrenilemez. Çünkü çevreye özeldir. Babadan öğrenilir. Bu nesil inşaatlarda çalışıyor. Tarım unutuluyor. Köylerimiz boşalıyor veya birçoğu zaten önceden boşalmış, boşalttırılmış!.. Var olan sanayimiz de çöküyor. Borçla inşa edilen fabrikalarda işleri tatil ediyoruz. Makineler amorti edilmeden paslanıp gidiyor, çürüyor. İşçi bildiği işini, usta nice zorluklarla öğrendiği ustalığını unutuyor. Torna yapacağına sıva yapıyor. Demek ki, "Faizli Mortgage Konut Kredileri" ve diğer her türlü faizli kredilerle bu sonuç sağlandı... Ekilmeyen tarım arazilerine yapılan ödemelerle tarım ve hayvancılığımız çökertildi... Ama proje tam gerçekleştirilemedi, tam çökertilemedi... Türkiye henüz çökmedi... İşte, "Kanal İstanbul Çılgın Projesi" budur, bu projelerin devamıdır... Türkiye'yi yıkma projelerinin devamıdır... Dolarlar gelecek, kanala akacak... Sonra güya kanaldan gemiler geçecek ve kendi kendini amorti edecek... Gemiler İstanbul ve Çanakkale boğazlarından zaten geçiyor, hem de bedelsiz geçiyor. Gemiler yarın eğer yeni kanaldan geçecekse İstanbul Boğazımız körlenecek. Gemiler yeni kanaldan geçmeyecekse, o zaman da kendisini amorti etmeyecek; edemeyince Türkiye daha da borçlanmış olacak, var olan faizli borçlar daha da artacak... Gemiler Kanal İstanbul'dan geçerken para bize gelmeyecek, sermaye alıp gidecek... Biz ne kazandık? - Tarlalarımızı, tarım arazilerimizi kıraç yaptık, hayvancılığımızı çökerttik... - Var olan fabrikalarımızı arsalara döndürdük, sanayimizi de çökerttik... - Aldığımız dolarları borç ve faiz olarak tekrar onlara verdik... - En sonunda "Kanal İstanbul" da onların oldu!!! *Onların nihai projesi nedir? Bütün Türkiye'yi alıp borcu kapatmak!!!* |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler: | muallim (17.05.11) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Kanal İstanbul Çılgın Projesi nedir, ne değildir? 3 Şimdi, yeni kanal projemiz yoksa ne yapacağız? Tarlalarımız yok, tarım ve hayvancılığımız çökmüş. Fabrikalarımız yok, arsaya dönüşmüş, makine parklarımız paslanıp çürümüş, sanayimiz de çökmüş. Böyle giderse, en sonunda aç bîlaç ölmeye terk edileceğiz. Başka bir yerler daha satarız. Neyimiz var neyimiz yok satabiliriz. Ondan sonra da ölürüz. Seksen yıllık KİT'leri sekiz yılda satıp yok ettik. Şimdi sıra BİT'lerde; İDO'yla başladık bile! O halde kanalı yapmayalım mı? Kanalı yapalım, Kanal İstanbul'u yapalım... Hem de büyük hızla yapalım... Nasıl yapalım? Basit... Önceki yazılarımızda nasıl yapılacağının ip uçlarını ve formüllerini vermiştik. Her şeyden önce, kanal yapmak için dolar, dış sermaye, faizli sömürü sermayesi ithal etmemize gereken yoktur. Türkiye'nin makine parkını ve bakım potansiyelini çok iyi bilen mühendislerimiz söylüyor; sermaye, emek, mühendislik, teknoloji vesaire, dışarıdan hiçbir şey ithal etmemize gerek yoktur. Türkiye her şeyiyle bunu başaracak güçtedir. Bunu sadece biz değil, zaten her kesimden herkes söylüyor veya itiraf ediyor. Peki, o zaman sorun nedir? Sorun bambaşka ve görünenlerden daha derindir. H H H "Akevler Mühendis ve Proje Uzmanları" ücretsiz danışmanlık yapmaya hazırdır... İlgililer, bu proje ile ilgili sorunların nasıl çözüleceğini görecekler... Bir köşe yazısına sığabilecek kadar basit bir hesap yapalım: Kanal en çok 20 milyar dolara mal olacaktır. Bunun yarısı topraktır, hafriyattır. Diğer yarısı makinedir, işçiliktir. Bunlar ülkemizde zaten var, âtıl olarak duruyor... Yabancılar "yap-işlet" şeklinde yapacaklarına, kendi imkanlarımızla biz yapalım. 10 milyar dolarlık işçilik gerekir. Bir işçi senede 10 000 dolar kazanıyorsa, 1 milyon işçi bir sene çalışırsa, kanal biter. Türkiye'de zaten üç-dört milyon -veya bize göre çok daha fazla- işsiz var. Memleketin üretimi aksamadan, fabrikalarımız arsa olmadan, tarlalarımız kıraçlaşmadan, hayvancılığımız tamamen çökmeden; her sene dört kanal yaparız. Bu durum sizin hesabınıza göre böyledir. H H H Bir de bizim hesabımız var... Bu köşede "aş-iş-eş yani 'işsizlik meselesi' ve bu meselenin çözümü" ile ilgili nice yazılar yazdık; hepsi bu köşenin arşivinde duruyor, ilgisiz ilgililerin ilgisini bekliyor!.. Bizim hesabımıza göre Türkiye'de 15-16 milyon işsiz vardır. Demek ki "Adil Ekonomik Düzen"e göre işçilere iş verirsek, çok değil, sadece bir-iki senede veya en fazla üç-beş senede dünyanın en zengin ülkesi oluruz, süper güç oluruz... İnanmayanlar, bu konudaki onlarca veya yüzlerce makalemize baksınlar... Güçleri ve akılları yetiyorsa, gelip bizimle görüşüp tartışsınlar... Niçin herkes susuyor ve bize cevap vermiyor, veremiyor? "Yanlışsınız" desinler, "hesabınız yanlıştır" desinler... Buralarda ve daha başka yerlerde cevaplarını yayınlayalım... Karşılıklı değerlendirelim... Halkımızı aydınlatalım... Ama diyemezler? Neden ve niçin diyemezler? Diyemezler, çünkü demelerine sömürü sermayesi sahibi patronları izin vermez. İçe ve dışa bağlı, bağımlı olduklarından ve yazamayacağımız daha başka sebeplerden diyemezler! Reşat Nuri Erol Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (15.05.11 Saat 12:24 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler: | muallim (17.05.11) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 5580
Üyelik tarihi : 16-09-2009
Konuları : 306
Mesajlar : 2,584
Teşekkürleri: 9,384
1,240 mesajına 2,440 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Vaktiyle köyün birinde yol ortasında derin bir çukur vardır. Gece misafirlikten dönerken karanlıkta bu çukuru göremeyerek içine düşüp yaralanan köylüler çukurdan çıkarılıp ambulansla hastaneye yetiştirilene kadar kan kaybından ölürler. Binaen aleyh…Gel zaman, git zaman… köylü bu durumdan muzdariptir ve bu işe bir çözüm bulunması fikri herkeste hâsıl olur. Köyün birkaç genci, etrafına topladığı bir kalabalıkla, köyün ihtiyar heyetine varırlar ve dertlerini anlatırlar. Bu çukurun yol açtığı ölümlerin önüne geçilmesini isterler ihtiyar heyetinden… İhtiyar heyeti üç kişiden oluşur ve biri de hâliyle muhtardır. Birinci ihtiyar ayağa kalkıp şöyle der; Biz bu çukurun yanıda bir ambulans bulunduralım. ambulans hazır olursa zaman kaybetmeden yaralıyı hastaneye yetiştiririz. İkinci ihtiyar ayağa kalkıp şöyle der; Biz bu çukurun yanına bir hastane yapalım. Böylece yaralılar zamandan daha fazla kazanmış olur ve hemen ameliyata alınır. Üçüncü ihtiyar (muhtar) ayağa kalkıp şöyle der; Hayır arkadaşlar… dediklerinizin hiç biri çözüm değildir. En iyisi biz gidip hastanenin yanında bir çukur açalım, yaralı daha fazla zaman kazanır der. Bu hikayede, bir aklıllı çıkıp ta yahu bu kadar saçma fikirler söyleyeceğinize şu çukuru kapatsanıza.. bu çukur neden var demez. Mesele; kanal istanbul’u biz yapmışız veya sömürgeci güçlere yaptırmışız; ya da bizim işçimiz ekmek yemiş ya da başka milletten ucuz işçiler gelip onlar kanal’ da çalışmış çalışmamış meselesi değildir. Mesele bu kanal niçin açılıyor.. bunu sormak ve üzerinde düşünmek lazımdır. Bu kanal açılmazsa olmazmı, ne gerek var bu kanala.. demek akıllardan geçmiyor. Türkiye’nin en büyük fikir geri kalmışlığı budur; sazan mantığı…. Ama buna şaşmamak lazım. Vaktiyle bir siyasetçi de ‘Ankara’ya denizi getireceğiz’ dediği zaman bu halk ona oy vermişti… Kanal’ın açılması neyi getirir, neyi götürür…. Bunu hesaplamak ille de maliyeti ucuza halletme ya da bir gelir getirisi elde etme mantığı ile düşünülemez. Bu ‘çocuk’ doğduğunda hayırlı evlat mı yoksa asi ‘veled’ mi olacak onun hesabı yapılmalıdır. Şimdi biraz kanal’ın eksilerine hayalperest bir açıdan( hayal diyorum çünkü kanalın kendisi hayal.) bakalım. Her şeyden önce bu ‘kanal’ı kim yumurtladı, kimin başının altından çıktı? 1. Küresel semaye, ucuza üretiiği malları sömürdüğü ülkelere en ucuz yoldan ulaştırmak mantığı ile vaktiyle de süveyş ve panama kanallarını da açmıştı ve dikkat edersek bu iki kanalın açıldığı topraklardaki her iki ülke de geri kalmış ve sömürülen ve emir alan konumundaki ülkelerdir. 2. Küresel sermaye, kurtarılmış şehirler projesi ile Manhattan benzeri ada üzerine kurulmuş şehirler inşâ ederek buralara küresel elitlerin finans merkezlerini doldurup adetâ ‘ kale şehirler’ oluşturmuş ve içerisine binlerce kollluk kuvveti doldurmak süretiyle bu bölgelere yönelik saldırıları önlemek için adımlar atmıştır. sadece Manhattan adasında 50 bin polis görev yapmaktadır. Bu rakam türkiyedeki polis sayısının dörtte biri demektir ve manhattan adası Bartın şehrimizin yarısı kadar olup vize ile girilmektedir. Bu bağlamda; Tayyip Erdoğanın ‘istanbul’a vize ile girilsin’ şeklindeki bir çıkışı bize hiç te yabancı gelmemelidir. 3. Kanal’ın açılışı ile ortaya çıkacak olan ada parçası hâliyle ulaşımı deniz yolu ve köprüler ile yapılabilir hale getirecektir. Bu da yeni OGS’ler ve yeni KGS’ler demektir. Yani paralı köprü ve deniz otobüsü… demektir. Yakın zamanda bu milletin öz sermayesi ile bir hiç pahasına özel şahışlara yada muhtmelen ileri de el değiştirecek ve yabancıların eline geçmesi amacı ile satılan İDO’nun hangi emellere yönelik satıldığını şimdiden aklımızın bir köseşine yazmamız açısından ‘çağrıştırıcıdır.’ 4. Kanalın açılması ile ortaya çıkacak ada’nın savunmasında askeri taktik olasılıklar değişecek ve yeni savunma stratejisi gerektirecektir. Böyle bir adanın savunması daha kolay olacağı için ileride Türkiye’nin başkenti yapılması seçeneği muhtemelen bazı odakların masasının üzerinde duruyordur. İleride başkanlık sistemine ‘muhtemelen’ geçilmesi halinde ‘Türkiye Başkanı’nın zalimâne yönetimlerine, halkın vereceği tepkiler ‘ayaklanmaya, sivil darbeye ya da alaşağı etme versiyonlarına dönüştüğü vakit literatürdeki ‘halk meclise yürüdü’ tabiri artık türkiye için geçerli olmayacak. Çünkü Türkiye’nin meclisi artık dört taraftan ulaşılabilen Ankara’da değil; dört tarafı deniz ve boğazla çevrili bir ada içerisinde olacağından halkın meclise girip hükümeti devirme imkanı ortadan kalkacaktır. Dünya siyasetinde halkların meclise yürümeden zalim hükümetlerin düşürülmesi mümkün olmadığından, türkiyede zulüm ‘ADA’ üzerinden devam ettirilecektir. 5. Kanalın açılmasındaki bir önemli ‘emel’ de küresel sermayenin pazarlama politikasındaki değişikliktir. Bu gün dünyada nüfusu dikkat çekici bir şekilde artan büyük şehirler, küresel sermayenin ürettiği malları daha kolay ve daha az nakliye ücreti ödeyerek satabilmesine olanak tanıyor. Artık mal müşterinin ayağına değil, müşteri malın ayağına gelecektir. Bir ülkenin bir ucundaki müşteriye bir mal ulaşırken o malın üzerine nakliye ücreti de eklendiğinden o malın fiyatı pahalandığından pek alıcı bulamıyor. Kanal istanbul açıldığında istanbul’a gelen bir gemi dolusu spor ayakkabı örneğin hakkari’den gelip istanbul’a yerleşmiş bir vatandaş için rahatlıkla ucuza alınabilecek… böylelikle mal müşterinin ayağına değil, müşteri malın ayağına gelmiş olacak. Diğer taraftan yerli ayakkabı üreticisine ‘canı cehenneme’ denmiş olacağı için o da kepenk kapatmış olacak. Tabiii hakkari’den kalkıp gelen vatandaşımızın istanbulun nüfusunu neden artırdığı sorusuna kimse cevap vermeyecek. Bu tahminler aslında hayal değil, bilakis gerçek olması kuvvetle muhtemel olaylardır. Bazı durumları önemi içerisinde iken pek anlaşılamaz. Kanal istanbul’un önümüze konulan ‘sözde’ faydaları oltanın ucundaki yemin nasıl göründüğünden ibarettir.
__________________
Barış İstiyorsanız Savaşa Hazır Olun... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Nur şakirdi kardeşlerim tıklayın izleyin |
|
|
| Bu mesaj için suvari4060 kullanıcısına teşekkür edenler: | muallim (17.05.11) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 3461
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Konuları : 654
Mesajlar : 4,482
Teşekkürleri: 10,380
2,954 mesajına 5,392 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Herkes bir şeyler yazıyor.Türkiye turist cenneti olacağına,mazlumların,fakirlerin cenneti olsa daha iyi olur.Tarihte mamur hale gelen ülkelerin akibetlerinin ne olduğunu,sonlarının ne hale geldiğini ibretli hikayeler olarak nakletmektedir.
Kur'an-ı okuyupta geçmiş milletlerden ders almayanların, ibret almayanların akibeti bellidir. İstanbul zaten İstanbul olmuştur.O paralar oralara harcanacağına,işçi,memur ,emekli aylıklarına ve halka faizsiz kredi olarak aktarılsa,ülke daha bayındır bir hale gelecektir.İnsanlar daha da mutlu ve huzur içinde olacaklar.Alım ve satım güçleri yükselecek. Her evin önünde şimdiki halde bir otomobil durabilir.Evlerde kocaman televizyonlar olabilir.Bunlar zenginlik alameti değil,lüks alametidir.Halkımız lükse düşkün bir millet olmuştur.Lükse düşenler düşünemezler.Fikir ve hissiyatları zedelenir.Onlar için herşey artık lüx bir hayat yaşama olmuştur. Ecnebiler bunu istemektedir. Ama Allah Rasülü (s.a.v.): "Dünya bir leştir.Onun talipleri köpeklerdir"buyurmaktadır.Tamam dünyayı kazanmalıyız ama,onu gönlümüze değil cebimize komalıyız.Dünyaya meyleden milletler sonunda yok olmuşlardır.Allah'ı c.c. unutmak kadar bir gaflet olur mu? Eyy başımızda bulunan iktidar sahipleri!titreyin ve kendinize dönün.İnsanların huzuru için,onların Allah yolunda çalışmaları için gayret sarfedin.O kanallara harcanacak paraları dünyadaki fakir müslümanların kalkınmasına harcayın.Siz müslümanlara bir kuruş yardım ettğinizde o kuruş,Siyonistlere sıkılan bir kurşun olacaktır.Unutmayınız!Akibet müttekilerindir.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] " Kişi Sevdiği ile Beraberdir " (Hadisi Şerif) "İlim mü'minin en yakın dostudur.
Akıl onun yol göstericisi;iyi,yararlı amel,işlerini düzene sokucusudur. Yumuşak huyluluk onun veziri,sabır onun hükümdarı,şefkat ve merhamet onun babası,hazımlı olmak onun kardeşidir." |
|
|
![]() |
| Etiket |
| Çılgın, değildir, kanal, nedir, projesi, İstanbul |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Noel(Yılbaşı) nedir ne değildir? | Alemdâr-ı İslâm | MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ | 21 | 29.12.11 16:51 |
| Kadın nedir, ne değildir? | Adige Abzakh | Mehmet Talü | 0 | 30.11.10 06:58 |
| İran'ın çılgın projesi ABD'yi çıldırtacak | ZafeR | DÜNYADAN HABERLER | 2 | 08.10.10 15:11 |
| İslâm nedir, ne değildir? | Muhammed | M.Şevket Eygi | 3 | 22.09.09 18:43 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|