| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,927 | Üyeler: 10,668 | Online: 228 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE »

MİLLİ GAZETE
''Hak Geldi, Batıl Zail Oldu''

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 31.12.11, 11:34   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart Batıyı müttefik değil dost olarak görmek

Batıyı müttefik değil dost olarak görmek
30 ARALIK 2011




"Sizler, işte böylesiniz: onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler." 3 Al-i İmran 119


Giriş


Son yıllarda Türkiye'nin dış politikasında Batı dünyası ile ciddi gerilimler yaşanmaya başlanmıştır. Fransa'nın Ermenilerle ilgili Ermeni soykırımı yoktur diyenleri' cezalandırmaya ilişkin bir karar alması ile birlikte Türkiye -Fransa ilişkileri aşırı bir şekilde gerilmiştir. Gerek Başbakan ve gerekse Dışişleri Bakanı uluslararası diplomasi lisanını bırakarak çok ağır bir şekilde konuşmaya başlamışlardır. Kullanılan ifadelerden böyle bir kararın çıkmayacağı beklentisi içerisinde oldukları anlaşılmaktadır. Düne kadar dost olarak kabul edilip sunulanlar, nasıl ve niçin birden bire düşman kategorisine girmişlerdir? Bunlar dün gerçekten dost muydular?
Burada dostluk kapsamında dünle bugünün kısa bir mukayesesini yapmak istemekteyiz.


Geçmişte ve günümüzde samimi dostlarımız (!)


Tarih bu coğrafyada bir kez daha tekerrür eder gibidir. Dün Osmanlı'daki Islahat ve Tanzimat hareketleri ile bugün BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) ve AB kapsamında başlatılan değişim ve yenilik (!) hareketleri neredeyse birebir örtüşmektedir. Bugün AB ve BOP kapsamında yönetimlere ve Müslümanlara yaptıkları öneriler/tavsiyeler ile geçmişte Osmanlı imparatorluğuna ve imparatorlukta yaşayan değişik milletlere, halklara yaptıkları teklifler arasında bir fark yoktur. Her iki durumda da samimi dostlarımız (!), bize samimice (!) tekliflerde/tavsiyelerde bulunmuşlardır.
Evet, dün Osmanlı'nın bütün samimi dostları (!) borçları ödemek için topraklarımızı satmayı önermişlerdir:
"Öyleyse Türklerin bütün samimi dostları ancak tek bir tavsiye verebilir: Evi kurtarabilmek için şatoyu ve yatı elden çıkarmak, evi ağır borçlar altında ezmektense mirasın açık veren kısımlarını nakde çevirmek... Sadece 4 milyon nüfusla "Büyük İmparatorluk" rolü oynamak, Türkleri önlenemez bir yıkıma götürür." (1)
Batı ile işbirliği içinde olanlar da bu tavsiyelere memnuniyetle uymuşlardır. Makedonya borçlarının düzenleneceği bir konferansa Osmanlı hükümetini temsil etmek üzere katılan zamanın Maliye Bakanı Cavid Bey'in Paris ve Londra'da Journal de Geneve'e yaptığı açıklamaları başka türlü yorumlamak mümkün değildir:
"İdealist değiliz; Makedonya ve Arnavutluk'un kaybı moral bir kayıp oldu şüphesiz, ama maddi bir kayıp olmadı. Aksine! Bütün gücümüzü zengin kaynaklara sahip Küçük Asya'yı geliştirmek için harcayacağız.


Makedonya ve Arnavutluk'dan kurtulmak bizim için iyi oldu." (1)


Bugün de Türkiye'nin samimi dostları (!) benzer teklifleri daha diplomatik bir lisanla seslendirmektedirler (diplomatik lisandan arındırarak söylersek):
"Kıbrıs sırtınızda bir yüktür. Kıbrıs'ı bırakın ekonominiz düzelsin. AB'ye girmenin ön şartı Kıbrıs'tır."
Bugün Batı ile işbirliği içinde olanlar da benzer sözleri tekrarlayıp durdular/duruyorlar:
"Kıbrıs, Türkiye'ye yıllık... şu kadara mal oluyor. Oraya verilen paralar heba olup gidiyor. Sadece tüketiyor. Oraya yapacağımız yatırımı Anadolu'ya yapalım. Zaten Kıbrıs'ın bir stratejik önemi yok ki..."
Para karşılığında bir taraftan Kıbrıs'ın elden çıkarılması meşrulaştırılırken; diğer taraftan Anadolu yabancı sermayeye sinsice pazarlanıyor. Batı tarafından önerilen formül, kamu sektörünün yabancı ortak içerecek şekilde özelleştirilmesidir.
Dünkü en samimi dostlarımız (!), İstanbul'un yönetimini müttefiklere para karşılığında bırakıp tamamen Anadolu'ya geçilmesinin menfaatimize olduğunu tavsiye etmişlerdir:
"Öyleyse Türklerin her samimi dostu onlara İstanbul'u Müttefiklere bırakmalarını ve Anadolu'yu kurtarmak üzere Asya'ya dönmelerini hararetle tavsiye etmelidir... " (1)
Bugünkü çok samimi dostlarımız (!) bu kadar açık teklif yapmamakta, daha diplomatik bir lisanla sonuca gitmeye çalışmaktadırlar. Özelleştirme ve sermayenin serbest dolaşımı sloganıyla Türkiye'nin mana olarak en stratejik alanlarında toprak ve bina alımını, bazen legal, bazen de illegal bir şekilde yürütmektedirler. Bu, ticaret adı altında toprakların satılması olacaktır; arkasından gelecek olan tampon bölgeler ihdasıdır.
Dünkü samimi dostlarımız (!) İstanbul'un satılmasının Türklerin menfaatine olduğunu tavsiye ederken gerçekte Kiliseler Birliği'nin kurulabilmesinin önünü açmak istiyorlardı:
"Kiliselerin yüz milyonlarca Hıristiyan tarafından arzulanan birliğini sağlamak için, öncelikle İstanbul'un Türk idaresinden kurtarılması ve Ayasofya'daki hilalin Kutsal Haç'la değiştirilmesi gerekir." (1)
Bugün de en samimi dostlarımız (!), Fener Rum patriğinin ekümenikliğinin tanınmasının, Türkiye'nin menfaatine olduğunu tavsiye etmektedirler.
Dünkü samimi dostlarımız (!), İstanbul'un satılmasının Türklerin menfaatine olduğunu tavsiye ederken, gerçekte çok stratejik öneme haiz olan Boğazların Avrupa'nın/Rusya'nın kontrolüne girmesini istiyorlardı:
"Sarılar ve Beyazlar arasındaki çarpışma bu kadar yakınken, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının hakimiyetini Sarı ve Müslümanların öncüsü elinde bırakmak bir delilik, mücrim bir dalalettir." (1)
Yukarıdaki ifadelerden görülebileceği gibi samimi dostlarımız (!), 1900'lu yıllarda kendileri için iki büyük tehlike olarak Müslümanlarla sarıları görüyorlardı. Şimdi, 21. Asırda, ABD'li bir stratejiysen Huntington, Medeniyetler Çatışması adlı tezinde ABD için iki düşman olarak gene Müslümanlarla Çinlileri görmektedir.
Dünkü samimi dostlarımız (!), Osmanlı İmparatorluğu'nun Küçük Asya'ya bir krallık olarak çekilebilmesi için Jöntürk hareketini desteklemişlerdir. Dostluğu (!) daha da ileri götürerek bütün isyancı/bölücü unsurları, Jön Türklerle birleştirerek Jön Türkleri bir güç haline getirmişlerdir:
"Anadolu'ya sıkıştırılmış Türkleri Ermeniler, Suriyeliler ve Rumlarla kuşatmak, Müslüman Araplardan uzaklaştırmak zaruridir.
"Dört halk ve Jöntürkler arasında tesis edilen bu birlik, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasını sağlayan 1908 ihtilalini doğurdu..." (1)
Bugün de Türkiye'nin samimi dostları (!) etnik tüm hareketlere gerekli her türlü lojistik desteği veriyor, uluslararası desteği sağlıyor ve içerdeki tüm gayrı memnunları bir çatı altında birleştirmeye çalışıyor. Müslümanların samimi dostları (!), dün İşbirlikçi olarak Jön Türkleri seçerken; bugün, RAND Raporuna göre, kendi kavramsallaştırmaları olan Modernist Müslümanları (!) seçmektedirler:
"Anti-emperyalist ve sosyalist düşüncelerinden dolayı laiklere güvenilmez; fundamentalistlere ve geleneksel Müslümanlara da. Fundamentalist ve gelenekseller arasında oluşabilecek yakınlık engellenmeli. Birbirleriyle savaşmaları teşvik edilmeli. ABD ve Avrupa için güven telkin edilenler sadece, kitleleri yönlendirmede Kur'an'ı sınırlandıran Modernist Müslümanlardır. Bu grup desteklenmelidir. Fundamentalistler zayıflatılmalı ve yok edilmelidir." (2)


Evet dünkü samimi dostlarımız (!), İslam coğrafyasında batı sömürgeciliğine karşı başlayan meydan okumaların son bulması, sömürgeleri dikensiz gül bahçesine dönüştürebilmesi için Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasının şart olduğunu ve bunun da Osmanlı'ların menfaatine olduğunu tavsiye etmişlerdir:
"Türkleri Avrupa'dan uzaklaştırmak öncelikli bir zarurettir öyleyse. Bu, Afrika'daki sömürgelerini muhafaza etmek istiyorsa, Fransa için neredeyse bir ölüm kalım meselesidir; Hindistan'a açılan yolu korumak ve Mısır'ı elinde tutmak istiyorsa İngiltere için de öyledir."
"Dört milyon Türk "İmparatorluk" olarak kaldığı sürece Cezayir'deki, Tunus'daki, Fas'daki, Mısır, Hindistan ve Kafkasya'daki Müslümanlar gelecek bir istiklale inanacak ve kolay idare edilemeyecektir. Ama Osmanlı Devleti'nin tamamen parçalanması ve Padişahın tahkir edilmesi kanıtlayacaktır ki, bir İslam İmparatorluğu imkansızdır." (1)
Bugün de Türkiye'nin samimi dostları (!), BOP kapsamında Türkiye'nin Osmanlı misyonunu ABD ile işbirliği içerisinde üstlenmesini ve BOP'da aktif görev almanın Türkiye'nin menfaatine olduğunu tavsiye etmektedirler. Gerçekte Türkiye üzerinden İslam coğrafyasındaki uyanış ve direniş hareketlerini kontrol altına almak istemektedirler. Türkiye üzerinden bu coğrafyaya girebilmek için Türkiye'ye baskı uygulamaktadırlar.
Dünkü samimi dostlarımız (!) tavsiyelerinin yerine getirilmesini, aksi taktirde iç isyan ve çalkantılarla uğraşmak zorunda kalabileceğimizi hatırlatarak iyilikte (!) bulunmuşlardır
"Farklı halkların bir arada yaşadığı topraklar, Osmanlı için daima bir zayıflık kaynağı ve bir yük olmuştur." (1)
Bugün de Türkiye'nin dostları (!) aynı içerikli yeni tavsiyelerde bulunmayı ihmal etmemektedir:
"CIA eski İstasyon Şefi Graham Fuller: Kürtlerin bu üç ülkede girişeceği özerklik, ardından gelebilecek bağımsızlık ve hatta birlik arayışları bölgeyi istikrarsız kılacaktır. Böyle bir eğilim artık en azından Irak'ta önüne geçilmez bir hal almıştır. Eğer Ankara bu süreci durdurmaya çalışırsa ortaya çıkacak sonuç tehlikeli ve masraflı olabilir. Böyle bir deneme sadece Türkiye'nin önemli bir parçasını kaybetmesine yol açmayıp, kaçınılmaz olarak Türkiye'nin diğer bölgelerine dağılmış Kürt topluluğunun da istikrarsızlığına sebep olacaktır." (3)
Dünkü samimi dostlarımız (!) Türkiye'nin halifeliği kaldırması ve laikliğin kabulu ile Batı'nın saygısını kazanacağını ve medeni milletler topluluğuna dahil edileceğini teklif ve tavsiye etmişlerdir:
"Lord Gurzon: Türkiye İslâmî alâkasını ve İslami temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz." (4)
Bugünkü samimi dostlarımız da (!) Türkiye'yi model ülke olarak büyük Ortadoğu coğrafyasına göstermekte ve Türkiye'nin Müslüman ülkelere laikliği ihraç etmesini istenmektedirler.


Sonuç: İstikamet kaybı ana sorundur


Bütün bu karşılaştırmaları yapmaktan amacımız bugünkü samimi dostlarımızın (!) yaptıkları tekliflerin bizi nereye götürebileceğini sorgulamaktır. Amacımız, bunca acı tecrübeyi, aldatmayı ve ihaneti yaşamış bir coğrafyanın, bir kültür ve medeniyetin insanları olarak hâlâ bir istikamet tutturamamış olmanın, olaylardan yeterince ders çıkaramayıp tarihi yeniden yaşamak durumunda kalmış olmanın nedenleri üzerinde düşünmeyi sağlamaktır. Hastalığın ana sebeplerini teşhis edip çözümler üretmektir.
Türkiye İstikametini kaybetmiştir. İstikamet kaybı Türkiye'nin ana sorunudur.
Çünkü;
"Hz. Muhammed: İstikâmet üzre olunuz ki, Allah da işlerinizi istikamet üzere devam ettirsin." (5)


Kaynaklar
1- General A. Tcherep Spiridovitch, Türksüz Avrupa, Pınar Yayınları, İstanbul
2- Karagül İ., "Sivil Demokratik İslam" ve ABD'nin "Din İnşası", Yeni Şafak, 24.04.2004.
3- Vatandaş A., Armagedon, Türkiye İsrail Gizli Savaşı, Timaş Yayınları İstanbul, (1997) s. 84.
4- Mısırlıoğlu,K.,Lozan Zafer mi, Hezimet mi?, İstanbul, Sebil Yayınları, Cilt 1,1971, S:268-277.
5- Taberânî- Kebîr, 2:77, Hadîs No: 1373.


Batıyı müttefik değil dost olarak görmek - Milli Gazete
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
batıyı, değil, dost, görmek, müttefik, olarak

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ebubekir Sifil Hoca Dost Tv ve Dost FM'de el-Kevserî DUYURULAR 3 12.06.11 20:54
cübbeli ahmet hoca kürd olarak akşamladım arap olarak sabahladım kıssası Ebu Akil VİDEO - FLASH PAYLAŞIMLARI 0 09.03.11 10:26
Hakkı Hak olarak görmek Kontv Alemdâr-ı İslâm Erbakan Video Arşivi 0 16.10.10 12:06
İran batıyı bir kez daha şok etti Muhammed DÜNYADAN HABERLER 1 08.02.10 18:24
Dışkısını bile emanet edemeyen müttefik Adige Abzakh Mahmut Toptaş 0 09.12.09 09:25

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:58 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.