| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 219 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » MİLLî GÖRÜŞ »

MİLLî GÖRÜŞ MiLLî GöRüŞ Nedir? Ne Değildir? Dün'ü Bu Günü ve Yarını...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02.03.09, 08:57   #1
Elcihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Milli Selamet
Üye No : 83
Üyelik tarihi : 11-08-2008
Nereden : ERZURUM - KOCAELİ
Konuları : 248
Mesajlar : 697
Teşekkürleri: 255
343 mesajına 902 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Elcihad is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 25.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart 28 Şubat’tan, 29 Mart’a Saadet Partisi

12 yıl önce 28 Şubat kararlarını alanlar, ‘’28 Şubat bin yıl sürecek’’ dediklerinde, aslında bu cümle ile aldıkları kararları ‘’Kutsal metinler’’e dönüştürmek istediklerini mi söylemek istiyorlardı?

Ya da; Kutsal metinlere karşı ideolojilerini ölümsüzleştirdiklerini mi söylemek istiyorlardı?

Malum; sadece kutsal metinlerin binyıllar geçerliliğini koruduğuydu. Şu halde, ortada korkunç bir senaryo olmalıydı. Peki senaryo bugün sahneden kaldırıldı mı?

Bu soruya çeşitli cevaplar sunulması doğal. Biz 28 Şubat’tan sonra gelecek 28. günün sonunda ne değişecek sorusuna cevap arayalım.

Hatırlarsanız; 22 Temmuz 2007 Türkiye seçimlerinin arifesinde e-muhtıra, Cumhurbaşkanı seçim krizi sair senaryolar da üretilmişti. Aradan 19 ay geçmesine rağmen, bazı seneryoların gündemleştiğini görmek, aynı süreci yaşamak, hüzün yüklü duygular tattırıyor.

Türkiye Cumhuriyeti; ihtilal ve post-modern, e-muhtıra kararlar ve kendine has demokrasisi ile ender ülkelerden biri.

Türkiye, laiklik ilkesinin evrimleşmesi için en olunmaz senaryo(ergenekon)lar üretmekten geri durmayan örgütlerin oluştuğu bir ülke. Bunun içinde, ‘’dahi’’ler yetiştiren münbit yapısı var.

Biz mevcut seçim yasası ve yönetimin içeriği ile sistem hakkında yazacak değiliz.

Zaten buna gerçekçi yaklaşmaya yasaların kendiside müsaade etmemekte. Esasen elverişli ve olgun kitlesel bir zemin oluşmuşta değil denilebilir!

Şu da var ki; Türkiye’de Milli Selamet geleneği ile başlayan anti-siyonizm hareketinin temel dinamiğini oluşturan partizanlarının varlığı ve ortaya koydukları tavırları bütünsel görmezlikten gelmek, olumsuz nitelemek, insafa sığacak bir tavır ve tutumda olmaz.

Düşündürücü noktalardan biri; Milli Selamet geleneğinin son halkası olan Saadet partisi.

Bu parti; Türkiye’de var olan sorunların içeriğine ulaşmış kitlelerin sesi olarak, gerek parti kararlarında aldığı ve gerekse Saadet camiasının takındığı tavırlara yansıyan duruşu, detaylı şekilde incelenirse, Saadet Partisi’nin Türkiyede var olan sorunların ve bu sorunların arksındaki gücün kimler olduğu, nereden beslendiği, sorunların arka planına vakıf olduğunda ne gibi tehlikelerle karılaşılacağı, bizi Saadet’e karşı tavır takınacak lüksümüzün olmadığını beraberinde getiren bir düşünceye iter. Bu tür düşünce taşıyanlara karşı olumsuz tavır takınmak, bizi biz yapamama ve yalnızlaştırmayı beraberinde getirir.

Erbakan Hoca’nın iktidarı/Refah-Yol, 28 Şubat Post-modern askeri darbe ile uzaklaştırılmasının 12. yılında halka yansıyan boyutunun varlığı elbette tartışılmaz.

Ancak bu kadarı ile yetinmek veya eylemin boyutunu salt bu yaklaşımlarla geçiştirmek, eylemin bütününe vakıf olamadığımızı beraberinde getirir.

Sincan’da düzenlenen ‘’Kudüs Gecesi’’ programını çeşitli sebeplerle süsleyip, tankları yürütenler, geceye katılanların arkasındaki kitleye olan hazımsızlığı dışa yansıtmanın ötesinde, yürüyenlerin dışa karşının rahatsızlığını da beraberinde yansıtmasıydı.

Dış karşının hedefini anlamamak, bugün hala İslami camia’nın sahip olduğu temel değerlerini anlamamaktaki ısrarcılığının ifadesi olup, değerlerinin içini doldurulamadığını gösteriyor olabilir.

Batı dünyası; bilim ve medeniyetten uzak, fikri kıtlık ateşinde kıvranan, şekilsel İslami yönetimlerden korkmadığını, Suudi ve benzeri ülkelerden herhangi bir tehlike hisstmediğini, bu tür ülkelerin İslam adına yaptıkları yobazlıkları, İslam’ın öğretileri imiş gibi lanse etmeleri, Batı’nın asıl amaçlarının açılımı olarak görmek gerekir.

Bizdeki sorun, bununla birlikte başka boyutlarıyla da kendini göstermektedir. Dışa karşı bağımsızlık ve gerçek adalet kavramları ile birlikte hareket eden hemen bütün oluşumları, büyük bir tehlike ve potansiyel suç kaynağı olarak kabul eden Batı ve yandaşları, Erbakan’ın D-8 projesi ve sair girişimlerini, İslam dünyasında olumlu karşılanması ile bu güçlerin ve özellikle İsrail odaklı gizli ve açık güçlerin harekete geçmesine yeterli bir nedendi!

Aradan geçen 12 yıllık süreç ve bugün gelinen aşama; tüme varım ile tümden gelim ilkesine riayet ederek, hareket etmemizin zorunluluğunu bir kez daha hisstirmiş olmalı.

Hizbullah’ın, Lübnan siyasal oluşumundaki aktiviteliği ve 2006 zaferi ile Hamas’ın 22 günlük Gazze direnişi. Hamas’ın, Filistin seçimlerinden zaferle çıkışına boçlu oluşuna endeksli olduğunu düşünmemize sevk eder.

Hamas’ın, Filistin mücadelesine farklı bir ivme kazandırması, gücünü halktan aldığını görmemek, Batı’nın Hamas’a karşı olan hazımsızlığı anlamamak, Saadet’in önemsizliğini onaylatır!

Yukarıdaki örneklerden elde edilen sonuç ve olayların derinliklerinde ki incelik, Saadet stratejisi’nin daha olgunlaşması ve ilerlemesi için yardımcı olabilir.

Saadet’te teorik olarak ciddi sorunların var olduğu tartışılabilir, bununla birlikte, pratikselleşmedeki sorunlarınıda, tedrici usul ile aşmasının ne sakıncası olabilir ki?

Kaldı ki, inancın temel ilke ve prensiplerinde bilinçli sapma ve başkalaştırma gibi bir sorunun varlığı söz konusu değilse, amaca ulaşmada kullanılan araç farklılığı pek ala birilerine göre meşru olan bir araç diğerine gayrimeşru olabilirliğin nihai söz hakkını Türkiye’de kim belirleyebilir?

Tercihlerde, iyinin kötüsü ile kötünün iyisindeki olguyu anlamaya çalışmak, kötünün kötüsü ile iyinin iyisi arasındaki farkı gözden kaçırmayı da gerektirmez.

Yani sorun; Türkiyede var olan iki adalet eksenli partinin çıkışı ve teorilerinin pratikliğine yansıması ile sağlıklı olup olmadığı.
Sorun ikinin birinden, asıl karşının safında gibi görünmeme perdesine bürünmesi olamaz mı?

Böyle bir sorunu düşünmek, karşının surlarında gedik açma operasyonuna yardımcı olmak demek değil mi?

Amaç; Hak eksenli kulluk sorumluluğunun gerektirdiği bir dünyanın oluşturulması ve bu kulvarda değerlere sadık kalarak her kesim ve her oluşumla işbirliğinin geliştirilmesi olamaz mı?

Hedef; insani görev olarak, erdemler dünyasına ulaşmayı engelleyen düşünce ve inançlara karşı birlikteliği sağlamak değil mi?

Yönelim; nihayi hedef değil, belki eylemin saf belirleme olgusu olarak algılanması olamaz mı?

Saadet’e eğilimlerin, adalete olan isteğin güzergahını tanıtma rotası olarak algılanması olamaz mı?

Bu tür doğruları telaffuz eden oluşumlara yönelim, ideolojisinin mutlak doğru olduğunu kabul ve onaylamanın ötesinde başka bir çağrışım olamaz mı?

Bu açıdan bakılması gereken Saadet partisini destekleme misyonunu, Türkiye genelinin bir inanç farklılığı kategorisine indirgemek ve bu bağlamda ele almak bünyesinde soğuk yorumlar taşıyor olamaz mı?

İman, amel, hakkı ve sabrı tavsiye müslümanlara müslümanları yalnızlaştırma ve dıştalama yetkisini verir mi?

Bugün aradan geçen 12 yıla ve olan bitenlere rağmen, 12 yıl önce 28 Şubat ile 28 gün sonraki zaman ve süreç hiçbir şey değiştirmeyecek mi? Bu soruya cevap evet olacaksa, ‘’28 Şubat bin yıl sürecek’’ diyenler, pekala haksız sayılmayabilirler!
Kim bilir? Belki de son 28 günde gerçek adalet arayışçıları çıkar da, bu değişimi değiştirebilir.


Muhammed Can
fikritakip
__________________
DAVA ADAMI
OMUZLADIĞI MUKADDES YÜKÜ GÖTÜRÜRKEN,RÜZGAR TERSİNDEN ESMEYE BAŞLADIĞINDA GERİ DÖNMEYEN.
YÜKÜ ATMAYAN,YOLU SATMAYAN,YOLA YATMAYANDIR.
DAVA ADAMI
SIRTINI YÜKE VERİP GÖĞSÜNÜ RÜZGARA SİPER EDENDİR
View Elcihad'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
mart’a, partisi, saadet, Şubat’tan

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:36 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.