|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 210 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| MİLLî GÖRÜŞ MiLLî GöRüŞ Nedir? Ne Değildir? Dün'ü Bu Günü ve Yarını... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Üye
Üye No : 5474
Üyelik tarihi : 04-09-2009
Mesleği : habercilik
Nereden : ist
Konuları : 33
Mesajlar : 36
Teşekkürleri: 2
22 mesajına 62 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 09.10.11
Durumu : Status: Offline
|
MEDYA5.ORG SAİT ÇAMLICA Mgv'nin Agd'ye Borcu var Sadece Cumhuriyet tarihi boyunca değil, son 150 yıllık tarihimiz boyunca, milletimizin uyanışı ve bilinçlenmesi için yapılan en kapsamlı sosyal hareketleri, tarih mutlaka yazacaktır. Bu tarih yazıldığı zaman, Milli Türk Talebe Birliği, Akıncılar, Milli Gençlik Vakfı ve Anadolu Gençlik Derneği silsilesi, tarih sayfalarına altın harflerle yazılacak hareketlerden biri olarak geçecektir. Milli Gençlik heyecanıyla büyümüş bizim nesil ve Anadolu Gençlik nesli, 1960’lı yıllarda konuşabilmenin, nasıl büyük bir cesaret ve iman göstergesi olduğunu, yaşayarak değil, okuyarak ve büyüklerimizden dinleyerek öğrendik. Her şeyin yasak, herkesin muhbir olduğu o yıllarda, “Allah’tan başka hiç kimseden korkmam!” deme cesareti göstermiş birkaç yiğit çıktı ortaya. Etrafına topladığı yiğitlerle Anadolu’yu karış karış gezerek, milleti uyandırmak zorunda olduklarını biliyordular. “Bismillah!” deyip çıktılar yola. Anadolu coğrafyasını, tarihiyle barıştırmak, tarihi yeniden yazmak, dünyaya yeniden şekil vermek aşkıyla, karış karış dolandılar. “Bir çiçekle bahar gelmez diyenlere!”, “Her çiçek baharın müjdecisidir!” inancıyla direndiler. Allahtan ümit kesmenin iblisleşmek olduğuna iman edenler, çileyi dost edinip yürüdü yıllarca. Konferanslar ve Yeniden Diriliş Türkiye’de konferans geleneğini başlatarak tek tek değil, grup grup insanları uyandırma yolunda yürüyüşlerine devam ettiler. Bazen kahvede oyun oynayan 5-10 kişiye, bazen tarla kenarında dinlenen gruplara anlattılar Milli uyanışın yollarını. Milli bir uyanış olmadan, batının kuyruğundan kurtulmadan, yeni bir tarih yazamayacağımızı anlattılar millete. Uyutulmuş, uyuşturulmuş bir milleti yeniden uyandırma aşklarını ve heyecanlarını asla kaybetmediler. Konferanslarla milleti uyandırma geleneğini, bazen siyasi parti adına, bazen Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) adına yaptılar. Her gittikleri yerde, “Şahit ol Allah’ım! Biz anlattık!” gerçeğiyle şevklerini kamçıladılar. Kalplerin sadece Allah’ın izniyle değişeceğini çok iyi biliyorlardı. En büyük sorumluluklarının “anlatmak” olduğunu da biliyordular. Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) şemsiye altında yetişenler, 12 Eylül darbesiyle susmak zorunda kaldılar. Suskunlukları vazgeçmek anlamına gelmiyordu. Ortam müsait olunca yeniden “BİSMİLLAH” dediler ve Milli Gençliği yetiştirmek için teşkilatlandılar. Bu sefer, daha büyük salonlar da daha kalabalık kitlelere anlatmaya başladılar. İhtilal, iftira ve ihanetlere rağmen Milli bir Gençlik yetiştirmekten vazgeçmediler. Bugün orta yaşlarda olan neslin manevi dinamiklerini o konferanslarla attılar. Kahvelerde, atari salonlarında oyun oynayan gençleri, Milli Gençlik Vakıflarına (MGV) davet edip eğittiler. Dünyanın geçici oyun ve eğlencelerinden gençleri kurtarmak için çalıştı Milli Türk Talebe Birliğinde (MTTB) yetişen gençler. Sokaklarda nereye gideceğini şaşırmış bir nesli, ülkesi ve insanlığın geleceği için çalışan, idealist dava adamlarına dönüştürmek için, kalplerini ve kapılarını açtılar gençlere. 28 Şubat darbesi, bir tank gibi geçti Milli Gençliğin üzerinden. Ancak yine vazgeçilmedi yoldan, yolculuktan… İhanetlere, iftiralara, arkadan vurulmalara rağmen yolculuk sürmeliydi. Anadolu Gençlik Derneği ve Dergisi bu aşkla yoluna devam etti. Milli Gençlik Vakfında (MGV) yetişen gençler, Anadolu Gençlik Derneğini (AGD), gelecek nesiller için ayakta tutmak zorundaydı. Herkese ve her şeye rağmen bu yapılmalıydı. Yol ve yolcuya dair… “Yolu, yolun sahibinden tanımak yerine, yola oturup gelen geçenin ayağına çelme takanlardan, yolda metafizik uyuşturucularla keyif çatanlardan, tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanlardan, maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı girip 50. metrede yola yatanlardan, yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce yolculuk üzerine zar atanlardan, yürümeyi bırakıp, yol – yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanlardan, ayağına batan dikenin faturasını çıkartıp ömür boyu tafra satanlardan, yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanlardan sorup öğrenenler, yolsuz kalmaya mahkumdurlar.” (Mustafa İSLAMOĞLU - Yürek Fethi) Kötüye bakarak iyi olanı yapmaktan vazgeçenlere dair… Kötüye bakarak iyi olanı yapmaktan vazgeçenler, kötüden önce kendi bakış açılarını düzeltmek zorundalar. Yürümekten vazgeçenlere bakarak oturanlar, vazgeçenlerin dedikodusunu yaparak oturuyorlar. Sonuçta ikisi de oturuyor..! Kimisi korkusundan, kimisi makam hırsından, kimisi para için vazgeçti yürümekten. “Yeni Bir Dünya” kurmanın, boş bir hayal olduğunu söyleyerek vazgeçenler de oldu. En büyük ihmal… OKU! Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) döneminde yapılan en büyük hatalardan / eksiklerden birisi de, salonlara doldurulan kitlelere, ideali besleme yönteminin aşılanmamış olmasıdır. Kalabalık kitlelere verilen konferanslar elbette çok etkilidir. Anadolu Gençlik yöneticileri mutlaka bu geleneği yeniden canlandırmalı. Ancak, Konferansların saman alevi etkisi yaptığını unutmamak gerek. Saman alevi, bir anda parlar ve kısa sürede söner. O an, o gün, gaza gelen insanlar, zamanla heyecanını kaybetti. O salonları dolduran gençlerin ellerine mutlaka kitaplar verilmeliydi. Yüreklerine ömür boyu okuma, kendini geliştirme, kendini yenileme alışkanlığı işlenmeliydi. Yeni dönemde saman alevi de olsa, heyecanlanmış yüreğin sahibi gençlerin ellerine, kitapları mutlaka sıkıştırmalıyız. İlk emri “Oku!” olan bir dinin mensupları olduğumuzu, gençlerin kulaklarına ve yüreklerine aşılanmalıydı. Tarihimizi, Peygamberlerin tarihini, insanlığın tek kurtuluş reçetesi olan Kuran’ı Kerim’i daha çok okumaları gerektiği mutlaka anlatılmalıydı. Peygamberlerin tarihini sürekli okuyan bir insanlar, çileye talip olmanın zafere yaklaşmak olduğunu unutmazlar. Anadolu Gençliği mutlaka okumalı! Peygamberlerin hayatını / mücadelesini mutlaka okumalıyız. Milli Gençlik Vakıflarında yetişenlerde, Anadolu Gençliği Derneklerinde yetişen gençlerde Peygamberlerin hayatlarını mutlaka okumalı. Allah, unutturmamak ve insanlık tarihi boyunca ibret almamız için Peygamberlerin hayatlarını Kuran’ı Kerim’de sürekli anlatıyor. Okuyun, düşünün, ibret alın, yolunuzu aydınlatsınlar diye… Sadece Peygamberlerimizin hayatlarını değil, kırk yılda kırk devleti fetheden sahabenin hayatlarını da mutlaka okumalı ve okutmalıyız. Hz. Ebubekir’in sadakatini mutlaka okumalı Anadolu Gençliği. Hz. Ömer’in adaletini de mutlaka okumalı Anadolu Gençliği. Hz. Osman ahlakını mutlaka okumalı Anadolu Gençliği. Hz. Ali’nin İlmini de mutlaka okumalı Anadolu Gençliği. Hilafet makamında oturan Yezid’lerin üstüne, şehit olacağı bile bile yürüyen Hz. Hüseyin’in kalbindeki imanı anlatmalı / işlemeli Anadolu Gençliğinin yüreğine. Dava da sadakati, makamda adaleti, hayat yolunda ahlakı, sürekli gelişen ilmi, şahadet aşkını Anadolu Gençliği’nin yüreğini işlemek, Milli Gençliğin heyecanıyla büyüyen herkesin boynunun borcudur. Kendini sürekli yenileme, geliştirme alışkanlığı verebilinseydi Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) döneminde yetişen gençlere, gömlek çıkartanların sayısı bu kadar çok olmazdı. Gömleğindeki lekeleri temizleyenler olurdu belki. Gömleği, daha sağlam daha temiz tutmanın yollarını arayanlar / araştıranlar olurdu. Ama bu kadar çok Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) döneminde yetişmiş genç, gömlek çıkartmazdı. Her şeye rağmen, herkese rağmen… Milli Gençliğin birikimlerini çarçur edenlere, şahsi menfaatleri için kullananlara rağmen yoldan, yolculuktan, yürümekten asla vazgeçmemeli. “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” hayali kurmaktan da asla vazgeçmemeli. Milli Gençliğin mayasında yoğrulan gençler, yola devam etmeye mecburdur. Milli Gençliğin idealiyle büyüyen nesil, yüreğindeki dava aşkını Anadolu Gençliğine taşımaya mecburdur. Milli Gençlik Şuurunda yetişenlerin, Anadolu Gençliğine çok büyük bir borcu var. Aldıklarını vererek bu borcu ödeyemezler. Aldıklarından daha fazlasını vermeye mecburlar. Yeni yetişen Anadolu Gençliği, daha şuurlu, daha bilinçli, daha bilgili olmaya mecburdur. Varlıklarını, sadece, çok sevdikleri liderin varlığına bağlayanlar, yok olmaya mahkumdur. Peygamber ölmüş, dava ölmemiştir. Peygamberden öğrendikleriyle yolunu aydınlatanlar insanlığı aydınlatmışlardır. Liderler de tıpkı peygamberler gibi fanidir. Liderler ölür, dava baki kalır. Bu yolda yeterince / gerekli adımlar atılıp atılmadığını bana sormayın! Allah’tan ümit kesmenin, iblisleşmek olduğunu bilenler, asla ümitsiz olamazlar. Allah’a Emanet Olun… İyi ki Allah var! |
|
|
| Bu mesaj için medya5 kullanıcısına teşekkür edenler: | Alemdâr-ı İslâm (17.11.09) |
![]() |
| Etiket |
| agdye, borcu, mgvnin, var |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Abdülhamid, Düyun-u Umumiye ile dış borcu kapatmıştı | el Büğdüzi | Mustafa Armağan | 0 | 12.07.09 11:08 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|