| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 201 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » MİLLî GÖRÜŞ »

MİLLî GÖRÜŞ MiLLî GöRüŞ Nedir? Ne Değildir? Dün'ü Bu Günü ve Yarını...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06.08.10, 21:18   #1
Cihad Yıldızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Cihad Yıldızı is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart Milli Görüş Davası ve Gençlik (3).

Saadet Lideri Numan Kurtulmuş`un Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şubesi`nin Feshane`de gerçekleştirdiği Sahur Programı`nda Milli Görüş Gençliği`ne hitabı...

Dostlarımız kardeşlerimiz olan ve bir kısmını da bir müddettir görmediğimiz arkadaşlarımızı görmemize vesile olan başta Kerem Öncel kardeşim olmak üzere bütün İstanbul AGD mensuplarına teşekkür ediyorum, bu güzel daveti, bu güzel geceyi tertip et tikleri için gerçekten güzel bir hizmet yaptılar. Yine bizim bu son sahurda bir araya gelmemizi nasip kılan Cenab-ı Allah’a da şükrediyorum.

Değerli kardeşlerim, Türkiye’de az evvel arkadaşlarımın da ifade ettiği gibi bundan sonra ülkemizin geleceği inançlı, imanlı, şuurlu, fedakârlık yapabilecek gençlerin adımlarına, sayısına ve gücüne bağlıdır. O bakımdan Milli Gençlik Türkiye’nin teminatıdır. Milli Gençlik ve Anadolu Gençlik Türkiye’nin geleceğinin de sigortasıdır. Sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda bütün İslam dünyasının ve bütün insanlığın teminatı ve sigortasıdır. Bu bakımdan yapılan bu çalışmaları, her geçen gün biraz daha gayretli bir şekilde yapılan bu çalışmaları çok yakinen takip ediyoruz, Cenab-ı Allah’ın en üstün muvaffakiyetler vermesini başta Sayın Genel Başkanımız ve İl başkanımız olmak üzere bütün Anadolu Gençlik camiası için temenni ediyoruz.

Değerli kardeşlerim, bir sahur programı ve vaktimiz de azalıyor. Ben bu gece vesilesiyle bir gençten ne bekliyoruz, nasıl bir genç yetişmelidir, fedakârlık sahibi dediğimiz, ülkenin teminatı dediğimiz genç, nasıl birisi olmalıdır sorusuna kısaca cevap bulmaya çalışacağız.

Niçin, kuvvetli, şuurlu, vatanına, dinine, milletine, insanlığa saygılı ve faydalı bir gence ihtiyacın olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Sadece gazetelerin üçüncü sayfalarını okursanız, niçin böyle bir gençliğe ihtiyacın olduğunu çok açık bir şekilde görüyoruz.

Milli Gençlik Türkiye’nin teminatı ve sigortasıdır dedik. Milli Gençlik, Anadolu Gençlik aynı zamanda öncü bir gençliktir. İyiliği, güzelliğin, hayrın, insanca bir dünyanın kurulmasının öncüsü olan bir gençliktir. Dolayısıyla öncü olan gençliğin üstün vasıfları olması gerekir. Ben bu vasıfların üç noktada toplanmasının mümkün olduğunu düşünüyorum:

Birincisi, burada genç kardeşlerim var, bu salonun bir güzelliği de şu; yarısından fazlası gençler, diğer kısmı da gençlere hizmet edenler. Dolayısıyla burada her iki tarafa da hitap etmiş oluyoruz. İsterseniz ben sevgili gençler diyeyim, herkes kendini genç kategorisine koysun ve o şekilde dinlesin.

Sevgili genç kardeşlerim,

Öncelikle kendinizi inşa ediniz. Tarih boyunca bütün büyük medeniyetler, çökmüş, yok olmuş, tarihten silinmiş medeniyetler binaları inşa edemedikleri için ya da güçlü bir ekonomi inşa edemedikleri için ya da çok güçlü devletler inşa edemedikleri için değil güçlü bireyler inşa edemedikleri için çöktüler. Bizim ülkemiz de çökmüş medeniyetlerin mezarlığıdır. Bütün Anadolu, Efes’i, Milet’i, Antakya’nın Kaş’da, Kalkan’da deniz altında kalmış medeniyetler. Geriye kalan medeniyetlere bakıyorsunuz, Roma’ya bakıyorsunuz, Bizans’a bakıyorsunuz, bütün medeniyetlerden geriye binalar kalıyor, büyük medeniyetlerin büyük göstergeleri ortada. Ama bu medeniyetler böylesine büyük teknolojileri, böylesine büyük güçleri, ekonomileri olmasına rağmen niçin çöktüler, cevabı son derece açıktır: Büyük binaları inşa etmekte olduğu kadar iyi adamlar inşa etmekte mahir olamadılar! İyi adamlar inşa edemeyen medeniyetler çökmeye mahkûmdur. İyi insan inşa edemeyen medeniyetler yok olmaya mahkûmdur.

Peki, nasıl iyi insan olunacak? Öncü insan dediğimiz, ülkesine, milletine, insanına ve İslam âlemine şuurla hizmet edecek öncü insan nasıl olacak? Bir medeniyeti binalarından daha uzun süre nasıl ayakta tutacak? 5 tane özelliği olması lazım. Kendinizi inşa edin derken genç kardeşlerime, bu özelliklerin hepsini genç yaşta edinmeye bakın diye aynı zamanda söylemiş oluyorum.

Birincisi, sağlam bir inanç sahibi olacak. Tek başına kalsa bile, dünyanın bütün zorluklarına karşı baş edebilecek bir kuvvette inanca sahip olacak.

İkincisi, sağlam bir bilgi sahibi olacak. Sadece din’in bilgisini değil, sadece dünyanın bilgisini değil, din’in ve dünyanın bilgisini, Allah’ı bilmeyi, kendisini bilmeyi ve dünyayı bilmeyi tamamlamış olan bir bilgi sahibi olacak.

Üçüncüsü, ahlak sahibi olacak. Müslümanların büyük fetihleri, çok konferanslar verdikleri için, çok paneller düzenledikleri için olmadı. Daha Hazret-i Resul’un vefatından bir asır sonra Hindistan Müslüman olmuştu. Hindistan’da Müslümanlar vardı. O insanlar bilgili ve inançlı Müslümanların fevkalade yüksek ahlaklarına şahit oldukları için Müslüman oldular. Yani insanlar, baktılar, ta uzaktan dediler ki; ya bu bizim bildiğimiz insanlar değil. Davranışı, ahlakı, fazileti, muamelatı fevkalade güçlü, bunda bir şey var dediler ve onda ne varsa işte onu aramaya koyuldular. Aradıkları yerde de Müslümanlığı buldular. Bizim öncü gençlerimiz, bizim Milli Gençliğimiz ahlak ve davranışları bakımından ta kilometrelerce öteden seçilecek yüksek bir ahlaki fazilete sahip olmak durumundadır.

İnanç, bilgi, ahlak… Yeter mi? Yetmez. Kendisini sağlam bir bina gibi inşa etmiş bir gençte olması gereken dördüncü vasıf hikmettir. Hikmet, doğru sözü, doğru zamanda, doğru bir üslupla, doğru bir şekilde anlatmak demektir. Efendim ben doğru söylüyorum, ama sözü öyle bir söylüyorum ki karşımdakine sakın ha bu söylediğime inanma der gibi söylüyorum. Dolayısıyla hikmet sadece doğru sözün söylenmesi değil, doğru sözün doğru bir şekilde, doğru bir zamanda doğru bir üslupla anlatılmasıdır.

Tamam, hikmet sahibi de olduk. Yetti mi güçlü bir adam olmaya?

Hayır, beşincisi daha var. O da aksiyon sahibi olmaktır. Aksiyon sahibi olmayan bir bilginin, aksiyon sahibi olmayan bir ahlakın, aksiyon sahibi olmayan bir hikmetin evet belki o kişiye faydası vardır, bir köşede durur ve kendisine faydası olur, Allah bilir. Ama aksiyona sahip olmayan bu meziyetlerin insanlığa faydası yoktur. Onun için Hazret-i Peygamber buyuruyor ki, “İnsanların en faydalısı insanlığa hayırlı olandır.” Hayır, sahibi olmak için de mutlaka aksiyon sahibi olmak zorundayız.

Bu 5 vasfa sahip olan bir genç kendisini inşa etmiş demektir. Sağlam inanç, sağlam bilgi, sağlam ahlak, sağlam bir hikmet sahibi olmak ve aksiyon sahibi olmak. Böylesine bir genç ancak dünyada kendisini inşa etmiş güçlü bir genç olarak ayakta durabilir.

Değerli kardeşlerim, ikinci olarak bir gençte beklediğimiz, istediğimiz vasıf, öncü bir gençte beklediğimiz vasıf insan biriktirmesidir. Bunu fevkalade önemsediğimizi ifade etmek istiyorum.

İnsan sosyal bir varlıktır. İnsan, özellikle de genç kardeşlerim hayatınızın şu anda insanları biriktirme zamanındasınız. Serveti herkes biriktirir. İcabını yerine getiren servet biriktirir ama insan biriktiren insan azdır. Neyi kastediyorum, bütün özelliklerinizle, sizin gibi düşünmese bile, sizin gibi yaşamasa da herkesin sizin etrafınızda bir halka olmasını, size karşı iyi temennili bir merkez olmanızı, oluşturmanızı sağlamanız lazım. Bunun yolu da insanlarla dostluktan geçiyor. Efendim bu adam benim gibi düşünmüyor, bu adam benim gibi hareket etmiyor diyerek herkesi dışlarsanız, yani şu salonda bulunan herkes kendisi gibi düşünen bir adam arasa hiç kimse kendisinden, akrabalarından, eşinden, dostundan başka kimse bulamaz. Öyle bir şekilde insan biriktireceğiz ki sizin şahsınızda insanların büyük bir kısmının sizi tanımak dolayısıyla bu davayla, Müslümanlıkla ve belki de insani faziletlerle bir irtibat kurulmuş olacak. Dolayısıyla insan biriktirme meselenizi fevkalade önemsemenizi, dostluklarını arttırmanızı, kuvvetlendirmenizi ve her kesimden, her farklı düşünceye sahip olan insanlardan da ciddi bir dost kitlesi edinmenizi tavsiye ediyorum. Mahmut Kemal’in çok güzel bir sözü var: “Semere-i hayat hayır ile yad edilmektir” diyor. Yani hepimiz yaşıyoruz yine bu salonda bir toplantıda söyledim. Aslında herkes bir varlık iddiasında, Allah var hiçbir şey yok! Hepimizin varlığı geçicidir. “Allah bes baki heves diye” eskilerin bir sözü var. Allah bakidir geri kalan her şey gelip geçicidir. Bu salonda olan herkesle dünyaya geldik, imtihan ediliyoruz ve vaktimiz dolduğunda çekip gideceğiz. Çekip giderken geride ne kadar dost bıraktık. Musalla taşında herkese iyi biliriz diyorlar. Ama gerçekten iyi biliriz denilen adam olmak, işte dost biriktirmekten kastım budur. Herkesin sizin yokluğunuzda, ya hu hakikaten bu adam nerede diye sizin gaybiyetinizin hissedildiği bir adam haline gelmeniz lazım.

Değerli kardeşlerim, bu ülkenin beklediği bir öncü genç, öncü bir Milli Gençlik mensubunun üçüncü temel vasfı bir şey olmak için çalışması değil, bir şey yapmak için çalışmasıdır.

Bunun da altını, üstünü çizin. İnsan dünyada bir şey olmak istiyorsa, olmak istediği şeyi olur. Ama dünyaya yön verenler bir şey olmak için hareket edenler değil, insanlığa ve Müslümanlığa faydalı bir şeyler yapmak için hareket eden insanlardır. Tarihi onlar yazıyor. Bir şey olmak isteyenler, makam mevki peşinden olanlar servet, saltanat peşinde olanlar dünyadan gittikleri zaman her şeylerini kaybediyorlar. Ama insanlık için bir şey yapmak için hareket edenler dünyadan gittikten sonra yaptıklarıyla anılıyorlar, anılmaya devam ediyorlar. Birkaç tane örnek vermek istiyorum. Bunlardan bir tanesi tarihe mal olmuş, Hindistan’ın meşhur Gandi’sidir. Elinde iki tane keçisi, bir yün eğirme tezgahı, sırtında bir giysisi ve bütün Britanya İmparatorluğu’nun her türlü askeri gücüne, her türlü ekonomik, siyasi gücüne rağmen ayakta kalan bir inancı ve fedakarlığı… Gandi eğer bir şey olmak isteseydi belki Hindistan’ın İngiliz valisi olurdu, belki Büyük Britanya’nın vazgeçilmez adamlarından birisi olurdu. İyi tahsil almış, iyi terbiye görmüş, dünyayı görmüş bir adamdı ama Gandi yoksulluğu ve kendisini milletine adamayı tercih etti ve bütün insanlık tarihi Gandi’yi gerçekten büyük bir adam olarak anıyor ve bağımsızlık hareketi Gandi’yi büyük bir insan olarak hatırlıyor.



Yine bir başka örnek, Bosna-Hersek’in unutulmaz lideri Aliya İzzetbegoviç’tir. Aliya İzzetbegoviç’te dünyevi anlamda fevkalade büyük eğitimler almış, mektep medrese görümüş, terbiye görmüş, bütün Yugoslavya’nın, hatta eski Sovyetler Birliği’nin fevkalade önemli isimlerinden birisiydi, Doğu Blok’unun. Ama o büyük adam olmak ya da makamların sahibi olmayı tercih etmedi. O büyük bir dava adamı olmayı tercih etti. Yokluk içerisinde, yoksulluk içerisinde bir ülkenin yeniden doğuşunu, Boşnak Milletinin insanlık tarihinin önünde, 20. yüzyılın sonunda, bir büyük ulus olarak yeniden dirilmesinin mücadelesini yaptı ve bir büyük insan olarak tarihe geçti. O gücün içerisinde, o birikimin içerisinde Aliya İzzetbegoviç’in son zamanlarından söylediği bir sözü sizinle paylaşmak istiyorum, hepimizin bildiği bir sözdür, “Hayatımız çok zor geçiyor. Hayatımız çok zor geçiyor. Ama en zoru devlet başkanlığından istifa ettikten sonra 240 avro parayla geçinmekti” dedi. Bir büyük dava adamı, bir ulusun kahramanı, hayatının sonunu nasıl getireceğini dahi düşünmeden nasıl geçineceğini dahi hesap etmeden kendisini milletine ve inancına adadı.



Bir üçüncü örnek olarak geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi ziyaret eden, maalesef medyada çok az yer alan Fevziye Nutki Cabir Hanımefendi’dir. İstanbul’da geldi, ben de kendisiyle tanışma şerefine nail oldum, ben bu sözü kimse için söylemem, gerçekten dünyada yaşarken tanımak şerefine nail olduğum ender insanlardan birisidir. Yaşlı bir Osmanlı hanımefendisi. 2008’in Kasım ayından itibaren Şeyh Cerrah mahallesinde yani Doğu Kudüs’ün Mescid-i Aksa’ya açılan kapısında olan Müslüman mahallesinde, İsrail’in işgalci kuvvetleri geliyor, kolundan tutuyorlar bir gece vakti, evinden dışarı atıyorlar. Kocası kalp hastası, kalp krizi geçirip vefat ediyor, uzun bir hikaye. Ama Fevziye Hanım kendisini davasına adamış olan birisi. Asla direnişinden vazgeçmiyor. Evinden atıyorlar evinin bahçesinde yaşamaya hala devam ediyor. Her gün için de kendi evinin bahçesi için Kudüs Belediyesi’ne işgaliye parası veriyor. Diyor ki, bazen çadırımı da söküyorlar, hem de kışın soğuğunda. “Ben şemsiyemi alıyorum, sandalyeme oturuyorum ama asla evimi terk etmiyorum” diyor. Daha ilgincini söyleyeyim: Filistin Turizm Bakanı olan bir hanımefendi evine geliyor. “sen deli misin, eski bir ev için bu kadar mücadele edilir mi” deyip 15 milyon dolarlık bir çek imzalıyor. “Çeki alıp gidin buradan” diyor. Kadın çeki alıyor, yırtıp atıyor. Diyor ki “ben bu evi satarsam cennetteki yerimi, cennetteki makamımı, cennetteki köşkümü kaybederim. Ben cennetteki köşkü 15 milyon dolara falan değişmem.” Şimdi 1,5 milyar Müslüman’ın arasında kaç tane böyle Müslüman vardır? Dava adamlığı budur. Bir şey olmak değil, bir şey yapmak. Fevziye Nutki Cabir Hanımefendi her sabah kalktığında “Bugün ben Filistin için ne yapabilirim” diye kalkıyor. Allah’a çok şükür bizim Milli Gençliğimiz de bugün biz bu ülke için bu millet için, bu insanlık için, bu dünya ne yapabiliriz diye hareket ediyor. Böyle hareket etmek durumundadır.

Değerli kardeşlerim, bu üç şeyi söylüyorum

Kendini inşa etmiş bir gençlik

Bir şey olmak için değil, insanlık için, Müslümanlık için, bu millet için bir şey yapmak üzere hareket eden bir gençlik ve gençlik yıllarında insan biriktiren ve bu dünyadan gittikten sonra hayırla yad edilen bir gençliği oluşturmak zorundayız. Bu gençliğin sayısını ne kadar çoğaltırsak o kadar güçleneceğiz ama inanın ki bir grup gençlik Türkiye’nin ve İslam dünyasının kurtuluşunun öncüsü olacaktır. Bunu hazırlamak da hepimizin, Anadolu Gençlik Derneği’nin, Anadolu Gençlik Derneği’ne gönül verenlerin vazifesidir ve inşallah bunu hazırlayarak Türkiye’de yepyeni bir dirilişin de öncüsü olacağız, yepyeni bir dirilişi her beraber sağlayacağız. Çünkü tarih sadece okunsun diye değil, ibret alınsın ve ona göre hazırlanılsın diye var olan bir şeydir. Bizim tarihimizde bunların hepsinin kökleri var. Vaktimiz kısa olduğu için çok kısa söyledim bunları. İnşallah başka bir vesileyle bunları uzun uzun konuşuruz. Bu söylediğimiz her kelime bizim tarihimizin bir özetidir. Yüzyılımızın özetidir. Ne zaman ki böylesine bir gençliğe sahip olduk, dünyada izzetin, şerefin hakimiyetin merkezi de, kalesi de biz olduk. Ne zaman ki gençlerimiz böyle olmaktan uzaklaştılar o zaman başkalarını taklit eden başkalarının peşinden koşan ve başkaları gibi olmaya gayret eden bir gençlik kitlesi ortaya çıktı.



Değerli kardeşlerim, bu Ramazan ayı münasebetiyle, bu son sahurumuz münasebetiyle bir araya geldik. Ümit ediyorum ki bu çerçevede fevkalade kuvvetli bir Anadolu Gençliği hep beraber oluşturacağız, oluşmuş olan gençliğimizi daha da kuvvetlendireceğiz ve bütün bunları sadece temenni olarak ya da sadece bir derneğin çalışmasından öteye Türkiye’de yönetimin bir perspektifi haline getireceğiz.

Sözlerimi de böyle tamamlayayım isterseniz.

Bizim davamız sadece güzel söz davası değildir, tekrar söyleyeyim. Söylediklerimizi yapabilmek için iktidar olmaya mahkumuz. Türkiye’nin başka bir yolu kalmamıştır. Türkiye’nin başka bir çıkış imkanı kalmamıştır. Buna inanan, bu şuurda olan, bu gayrette olan insanları, evet bunları söylemeye devam etmesi ama bunları iktidardayken yapmaya devam etmesi gerekiyor. Onun için ümit ediyorum ki önümüzdeki sene Ramazan ayında kuvvetle muhtemeldir ya seçim kampanyasının içinde olacağız ya da seçim sürecinden çıkmış olcağız. Dolayısıyla Anadolu Gençliğimizin, Milli Gençliğimizin bu önümüzdeki seçim kampanyasında, Türkiye’de “önce ahlak ve maneviyat” diyen Türkiye’de bağımsızlığı, tam bağımsızlığı savunan, bireyin haklarını ve özgürlüklerini savunan ve emperyalizme karşı bir set olarak duran Saadet Partisi’ni iktidara taşıyacak çalışmaları yapması gerekiyor. Onun için bütün eksikliklerimizi tamamlayarak bu dönemde gayretle, canla başla çalışacağız ve inşallah önümüzdeki Ramazan’da daha güzel bir Türkiye’de, daha güzel bir Türkiye’nin kurulmasının ilk adımlarını atmış olarak bu salonda, belki Başkanım daha büyük salonlarda, sahurlarda bir araya geleceğiz. Allah sizlerden razı olsun. Ramazanınızı tekrar tekrar tebrik ediyorum. Bugün Ramazan ayının defteri, yarın sabah bayram namazından önce kapanacak. O defter kapandığı zaman bu salonda bulunan bütün kardeşlerimizin Ramazan’ın şefaatine nail olmuş olarak Ramazan’dan istifade etmiş ve affolunmuşlar olarak defterlerinin kapanmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Allah gününüzü, gecenizi, geleceğinizi aydınlık kılsın. Allah bildiklerinizle amel etmeyi nasip etsin. Allah bildiklerimizle amel etmeyi nasip etsin, bilmediklerimizi bize öğretsin, Allah ufkumuzu açsın, inancımızı kuvvetlendirsin, adımlarımızı sağlamlaştırsın.

Hepinize saygılar sevgiler sunuyorum

Geleceğiniz aydınlık olsun, Allah yardımcınız, dostlarınız sadık olsun.











PROF. DR. NUMAN KURTULMUŞ

AGD İstanbul Şubesi Sahur Programı

19 Eylül 2009 – İstanbul Feshane
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ?
Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ?
Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ?
İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim..

...
View Cihad Yıldızı'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
davası, gençlik, görüş, milli

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Milli Görüş İslami Görüş Olabilecek Mi ? Vukuf-i Kalbi MGFORUM ARŞİV 19 01.08.10 18:15
6. Milli Gençlik buluşması sevgiliye sevdalı ÜLKEMİZDEN HABERLER 1 16.05.09 23:38
milli nokta milli görüş ailesine yeni bir web sitesi turan TAVSİYE SİTELER 1 21.03.09 01:54
[ milli gorus ] milli görüş milli eğitim sevgiliye sevdalı MİLLî GÖRÜŞ 1 13.11.08 15:04

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:00 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.