| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 202 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » MİLLî GÖRÜŞ »

MİLLî GÖRÜŞ MiLLî GöRüŞ Nedir? Ne Değildir? Dün'ü Bu Günü ve Yarını...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10.11.08, 10:28   #1
Elcihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Milli Selamet
Üye No : 83
Üyelik tarihi : 11-08-2008
Nereden : ERZURUM - KOCAELİ
Konuları : 248
Mesajlar : 697
Teşekkürleri: 255
343 mesajına 902 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Elcihad is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 25.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart Milli Görüşçülere // SÖNMÜŞ ALEVİ YENİDEN TUTUŞTURMAK

YENİDEN TUTUŞTURMAK

Bir kubbe altındaki bin bir belayı gör;
Dostlar gideli boşalan dünyayı gör;
Tek soluk yitirme kendini bilmeden;
Bırak yarını, dünü, yaşadığın anı gör.

Ömer Hayyam

1898’de Küba’da, elektriğin bulunmadığı bir yerde ünlü doktorun bir askeri ameliyat etmesi gerekiyordu. Çaresizlik içinde iken civardaki ateşböceklerini bir kavanoza toplattırdı ve onların ışığı ile hasta askeri başarı ile ameliyat etti.

TEK ÇIKAR YOL

İman, ahlak ve ideallerin çürümesi, toplumun genel yapısını da sarsan afetlerin eklenmesi ile, o toplumun mezarını kazar.

Ancak, inanç yapıları ve maddi bünyeleri sağlam olan topluluklar, geçici esaretlere düşseler ve mağlubiyetlere uğrasalar bile, yeniden eski büyüklüklerine kavuşabilirler.

Ancak bir toplumun, maddi ve manevi yapısının sıhhati, tek başına mağlubiyet ve kölelik zincirini kırmaya yetmez.

Önce topluluk esaretten kurtulmaya azmetmeli ve yükselen gayret göstermelidir.

Bu, topluluğun hayatını müdafaa ve onları, saadet çağına doğru yürüyüşe hazırlama gayretini gösterecek rehberlerin, topluluğun büyük yürüyüşüne hazırlaması ile ancak mümkün olabilir.

Bugün yıkılmak istenen bir devletimiz, yokluğa sürüklenen milletimiz, katledilmek istenen dinimiz, her zamandan daha çok korunmaya ve yüceltilmeye muhtaçtır.

Bir milletin kaderi, hiçbir zaman pasif çoğunluk tarafından tayin edilemez.

Bir milletin maddi ve manevi kalkınma hareketi daima o topluluğun, inanç, hassasiyet ve fedakarlık itibarı ile en yüksek zümresi tarafından başlatılır.

Milletin bu güzide zümresinin, büyük iman, heyecan ve fedakarlık özellikleri kadar, ideallerinin siyasetini yapacak bilgi ve beceride bulunması şarttır.

Bu şart ortada olmazsa milletin kalkınması ve saadete ulaşması gecikir.

İşte bu şartlar, hayatını tereddütsüzce saadet inancına ve ideallerine feda edebilen imanlı, cesur ve kararlı Milli Görüşçülerin vazifelerini yerine getirmekle oluşur.

Kırk yıllık tecrübeli kadrolarımız vazifesini bundan sonra da tam manasıyla yapacak ve insanlığın saadeti için yeni ve büyük bir adım atılacaktır.



Milletimizin ızdırabının dinmesi,
Maddi ve manevi kalkınmamız,
Ülkemizin tam bağımsızlığı,
Huzur, barış, kardeşlik,
Hürriyet, özgürlük,
Adalet,
Refah, kalkınma,
İzzet ve itibar,
Ancak Milli Görüşçülerin iktidara gelmesi ile mümkündür.
BAŞKA ÇIKAR YOL YOKTUR.

Biz bütün insanlığın saadeti için mücadele ediyoruz.
Saadet ideali temennilerle değil ancak mücadele ile hayat bulur.

Ülkenin kötü gidişine dur demek ancak milletimizin ve inancımızın, iç ve dış düşmanlarının mağlubiyeti ile mümkündür.
Bunun için şuurlu bir mücadele edecek güce ihtiyaç vardır.
Bu güç de Milli Görüşün siyasi teşkilatıdır.

YENİ DÖNEM

YENİ DÖNEMDE Büyük Saadet Hamlemiz, inanç birliği, fikir birliği, karar birliği, hareket birliği ve kuvvet birliği ile başarıya ulaşacaktır.

Siyasi çalışmalarımızda, Milli Görüşçüler;
İnancını tebliğ edecekler,
Sadakatle yaşayacaklar,
Bütün baskılara göğüs gererek mücadeleden asla vazgeçmeyecekler ve
Bağlılığını yitirmeyeceklerdir.
Saldırılar ve hücumlar karşısında, davasına daha sıkı sarılacaklar,
Sınırsız bir gayret ve azim ortaya koyacaklardır.
MÜCADELEYİ BIRAKAN YOK OLUR!

NASIL OLACAĞIZ ?

Milli Görüş Hareketinin mensupları, Saadet Partisi kadrosu, lider teşkilatçının özelliği nasıl olmalıdır?

DAVASINA, PROGRAMINA, MERKEZİ OTORİTEYE İNANMIŞ;
KARARLI, CESUR, DİSİPLİNLİ;
İNANCINI YAŞAMAK, HAREKET HALİNE GETİRMEK VE TEMSİL ETMEKTE SINIRSIZ BİR GAYRET GÖSTEREN İNSAN OLMALIDIR.

BU UĞURDA HAYATINI FEDA ETMEKTEN ÇEKİNMEMELİDİR.


Milli Görüşçü bilir ki, Yaratıcı, kendisini insan olarak muhteşem ve en
şerefli canlı olarak yaratmıştır. Birçok özellikler, yetenekler yaratmış, bir dahî olarak bütün başarılarının kaynağını kendi içine koymuştur.







LİDERLİK

Kendini keşfeden insanın özelliklerinden biri de liderliktir.

Lider, kendini keşfeden, müthiş bir irade ile enerjisini birleştirmiş, başarıya inanmış insandır.

Gerçek lider, insanları sadece kendi hedefine değil, gitmeleri gereken
hedefe götürmektir.

Lider insan bilir ki, yaptıklarından sorumludur. İnanır, azmeder ve eyleme geçerse başarı gelir.

Ve yine bilir ki, Allah’ın izni ve yaratması dışında bir başarı ve başarısızlık tasavvur edilemez.

Mücadele ederken, sadece kendi sınırlı gücüne değil, sınırsız güç sahibine dayanır. Böylece kendi sınırlı gücünün elde edebileceğinden daha fazlasına, sınırı aşan güce ve sonuca erişebilir.

BÜYÜK YAŞAMAK

Hayatları boyu yalnız kendini düşünerek yaşayanlar, yalnız kendileri için isterler ve küçük yaşayıp küçük ölürler.
Ancak hayatları boyu, kendileri için istediğini başkaları için de isteyenler, başkalarını da düşünerek yaşayanlar, büyük yaşayıp büyük ölürler.

İnsan yeryüzünde Allah’ın temsilcisidir.
Ona ruh üfürülmüş ve akıl verilmiştir.
Bu ruh ve akıl, insana öyle enerji verir ki, her şeyi etrafında toplar; başarılı olur, faydalı olur, kazanır ve kazandırır.

BAŞARI SADECE KAZANMAK DEĞİL, FAYDALI OLABİLMEKTİR.

BAŞA GELENLER

Mücadele ederken başa gelen birçok sıkıntılar olacaktır. Bu sıkıntılara katlanmak ta büyük başarıdır.

Yüce Peygamberimizin başına gelen sıkıntılar kimin başına gelmiştir ki?

Fakat bütün bela ve musibetler O’nu ve arkadaşlarını, davalarını anlatmaktan alıkoymamış, aksine Onlar sabır ve sebatla tebliğe devam etmişlerdir.

Onlar öyle seçkin kimselerdir ki, Allah’ın buyruklarını tebliğ ederler, O’nu sayıp O’ndan çekinir ve O’ndan başka kimseden çekinmezler. Hesaba çeken olarak Allah yeter.” (Ahzab 33-39)

Peygamberimiz mücadele ederken karşı cephenin infiali, tepkisi, önce ilgisizlik ve boykot şeklinde oldu, daha sonra alay etmekle devam etti. Son safhada ise işkencenin her çeşidi ile sürüp gitti.

Allah’ın Resulü bunların hiçbirinden yılmadı. Can alıcı hasımları dahi herkese defalarca uğradı tebliğ etti.
Gittiği her kapı yüzüne kapanıyor, fakat O bir başka sefer yine aynı kapıya gidiyor, aynı şeyleri tekrar ediyordu.

O, Mekke ümit vermeyince Taif’e gitti. Orada daha kötü saldırıya uğradı. Taşlandı. Çok rencide olduğu bu zamanlarda bile, Cebrail’in, dağı azgın insanların başına geçireyim teklifini reddetti. Belki içlerinden bazıları uyanır dedi.
Ve Rabbine niyazda bulundu.

“Allah’ım güçsüzlüğümü, zaafımı, hakir görülmemi sana şikayet ediyorum. Sen çaresizlerin de Rabbisin, benim de Rabbimsin. Beni kime bırakıyorsun?
Eğer bana karşı gazabın yoksa, çektiğim mihnetlere, belalara hiç aldırmam. Gazabından ve hoşnutsuzluğundan Senin Nuruna sığınırım.
Sen razı oluncaya kadar, affını dilerim.
Bütün kuvvet ve kudret senin elindedir.”

GÜÇ VE ALLAH’IN YARDIMI

Efendimizin Mücadelesinde on üç senede kazanılan insan sayısı bin civarındadır. Mekke’nin Fethine on bin kişi katıldı. Aileleri ile birlikte kazanılan insanların toplam sayısı yirmi beş, otuz bin civarındadır. Mekke’nin Fethinden iki sene sonra, Veda Haccında ise toplam yüz on bin insan bulunuyordu.

Rabbimizi Allah’ın yardımı geldiğinde ifadesini kullanmıştır.
Allah’ın yardımı nasıl gelir?

“Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah size yardım eder.”
(Muhammed ,7)


Yüce Allah yardım göndereceğinin müjdesini verirken, sayınız şu rakama çıkarsa göndereceğim demiyor. Rakiplerimizin gücü ne olursa olsun, BİZ KENDİMİZE AİT GÜCÜMÜZÜ O’NUN YOLUNDA KULLANDIĞIMIZ DA, YÜCE ALLAH ZAFERİ VERECEĞİNİ İFADE EDİYOR.

Peygamber Efendimiz (S.A.S.),
Hem müjdeleyici,
Hem de uyarıcı olarak gönderilmiştir.
O halde, bu demektir ki, korku ile ümit arasında olacağız.
Hem Allah’ın azabından, gazabından korkacağız, hem de asla Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyeceğiz.

“…Nice sayıca az taife vardır ki, sayıca çok olan taifeye Allah’ın izniyle galip gelirler.” (Bakara ,249)

“Muhakkak Allah’ın hizbi (Müslümanlar) var ya, işte galip olanlar yalnız onlardır.” (Maide ,56)

BİR TEŞKİLATIN MÜCADELE GÜCÜ, MENSUPLARININ, FERDİ KAABİLİYETLERİ DEĞİL, YÖNETENLERİN VE MERKEZİ OTORİTENN EMİRLERİNE UYMAK VE İTAAT ETMEKLE ÖLÇÜLÜR.






SÖNMÜŞ ALEVİ YENİDEN TUTUŞTURMAK

Nasıl ki, bedenimizi neyle beslediğimiz önemli ise, beynimizi neyle beslediğimiz de önemlidir.
İnsanın beynini pozitif enerji ile beslemesi gerekir.
Dışımızda gelişen, medyanın, negatif insanların ve olumsuz gelişmelerin, negatif bilgi yüklemesine karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirmenin en iyi yolu pozitif enerji ile beslenmedir.
O halde, insanlık tarihinde, İslam tarihinde, Milli Görüş tarihinde başarı ve azmin zaferi olaylarının incelenmesi, öğrenilmesi, örnek alınması, önümüzdeki günleri pozitif etkileyecek ve başarı yolunda tetikleyecektir.
İçimizdeki ateş sönmüş ise onu yeniden alevlendirecek, tutuşturacak bir şeyler bulmalıyız.
İç güçlerimizi keşfetmeliyiz. Asla vazgeçmemeliyiz.

İnanmak, kararlı olmak, ISRARLI OLMAK en büyük güçtür.
Dünyada hiçbir şey ısrar etmenin yerini alamaz.
Yetenek alamaz.
Dünyada yetenekli ama başarısız insanlardan daha çok ne var ki?
Deha alamaz.
Uygulamaya sokulmamış deha ne işe yarar?
Tek başına eğitim alamaz.
Dünya başıboş gezen eğitimli insanlarla dolu.
İnanmak ve ısrarlı olmak başlı başına ve tek başına bir güçtür.

YARATICININ BİRŞEYİ ERTELEMESİ, ONU GERÇEKLEŞTİRMEYEĞİ ANLAMINA GELMEZ.

Hayatınızda trajedi yaşamış olabilirsiniz, ama herkes için zafere giden bir yol vardır.
Hayat size istemeye cüret ettiğiniz şeyleri verecektir.
Her zaman tepeye tırmanmaya devam etmeliyiz.

Başarıyı amaç haline getirmekle başarılı olunmaz.
Odaklanılacak şey başarının kendisi değildir.
Başarılı olup olmayacağımız konusunda endişelenmeden yaptığımız işin NİTELİĞİ üzerine odaklanırsak ve işimizi en iyi şekilde yaparsak başarı kendiliğinden gelir.
Mücadelenin olmadığı yerde güç olmaz. Güç için mücadele şarttır.

İŞTE TARİHTEN NİTELİKLİ BAŞARI ÖRNEKLERİ

Büyük İslam komutanı Alparslan “İşte kefenim” diyerek giydiği bembeyaz elbiseler içinde ve kuyruğunu eliyle düğümlediği kır atının üstünde, Malazgirt Ovasındaki yiğitlerine şöyle sesleniyordu:
“İsteyen geri dünsün. Burada Allah’tan başka emir ve nehiy sahibi bir sultan yoktur. Biz ne kadar az olursak olalım, onlar ne kadar çok olurlarsa olsunlar, bütün Müslümanların bizim için dua ettikleri bu saatlerde kendimi onların üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer oluruz, ya da şehit olarak cennete gideriz.”
Bu inançla tarihin en büyük zaferlerinden birini kazanıyor, Anadolu’yu ebedi İslam yurdu yapan süreci başlatarak Bizans İmparatorluğunun da sonunun başlangıcını hazırlıyordu.
Yüz bin kişilik ilk haçlı ordusu Edirne yakınındaki Sırp sındığında geceleme kararı aldı ve ertesi gün kazanacaklarını düşündükleri zaferin şenliğine bir gün önceden başladılar. Sınırı korumakla görevli Hacı İlbey, on bin kişilik ordusu ile düşmana gece baskını yapmaya karar verir. Baskın öncesi askerlerine şunları söyler:
“Arkadaşlar! Biz buralara kadar Allah’ın adını ve İslam’ın şanını yüceltmek için geldik”
Ve bu inançla düşmana saldıran on bin yiğit mücahit haçlıları büyük bir bozguna uğratmış ve Avrupa kapılarını İslam’a açmıştı.

Kayı aşiretini yöneten Ertuğrul Gazi’nin ağabeyleri Gündoğdu Bey ve Sungur Tekin: “Daha ileri gidemeyiz artık geri dönelim” dediler. Hedef sahibi olmanın ne anlama geldiğini açıklayan sözleriyle Ertuğrul Gazi şu cevabı verdi.
“Ötelere gideceğiz, deryayı geçeceğiz ve inşallah devlet olacağız.”
O tarihte bile Ertuğrul Bizans’ı fethe kilitlenmişti. Ertuğrul’un da pusulası Bizans’ın fethini müjdeleyen hadis-i şerifti.
Ağabeyleri kendilerine inananlarla geri döndüler Moğolların istilalarıyla yok oldular. Ertuğrul Gazi ise atının başını Bizans istikametine çevirip Söğüt’e yerleşti. Geri dönenlerden kimse bahsetmiyor ama Bizans’a yol tutan Ertuğrul Gazi’den ise Osmanlı Devleti’nin kurucusu olarak bahsediliyor.

Ankara savaşından sonra on yıl süren kargaşa dönemi Fetret Devri sonunda yeniden büyüyüp güçlenmenin artık imkânsız olduğunu belirten kardeşlerine Osmanlı’nın ikinci kurucusu Çelebi Mehmed şöyle seslendi:
“Ya hep ya hiç. Devlet bölünme kabul etmez. Ya atalarımın hüküm sürdüğü bütün topraklar, ya da bir avuç topraklık mezar.”
Kardeşleri Osmanlı’dan arta kalan küçük parçalarda hükümranlık yapmaya razı oluyorlardı. Çelebi Mehmed ise Osmanlı’yı yeniden dirilterek yoluna devam etti.
Ve elli sene sonra Sultan Fatih çağ açıp çağ kapatan İstanbul’un fethiyle cihan hâkimiyetinin temelini attı.

Dünyayı kendisinden başkasına dar gören Yavuz Sultan Selim’in, düşmanları tarih sahnesinden silmesi ile ve büyük İskender’in ve Cengiz Han’ın geçemediği meşhur Sina çölü geçilerek dünya liderliği alınmıştı.

Bütün mesaisini Avrupa’nın fethine adayan Kanuni Sultan Süleyman üç kıtaya yayılan Osmanlı Devleti’ni zirveye taşıdı. İşte altı asır şan ve şerefle dünya nizamı kuran, yeni bir dünya kuran Osmanlı tarihte şerefli yerini almış oldu.

Osmanlı tarih sahnesinden çekildikten sonra ülkemizde yeni ve zor bir dönem yaşandı. İşgaller, ihanetler, ülkenin dört bir yanında müthiş kurtuluş savaşları birleşen bütün dünyaya, yedi düvele karşı kahramanlık destanları ortaya kondu. Çanakkale, Sakarya ve diğerleri inancın, azmin zafer örnekleridir.
Milletimiz sömürge olmamış tek İslam ülkesi olarak bağımsızlığını korumuş muhteşem mücadelesi ile inancın ve azmin zaferini göstermişlerdir.
Osmanlı’dan sonra kurulan Cumhuriyet Türkiye’sinde özellikle parlamenter sistem döneminde Milli Görüş partileri dışındaki partiler ve yöneticiler Siyonizm’in etkisi altında kalarak ülkeye zarar vermişlerdir. Ve Milli Görüş hareketi sahneye çıktığı günden bugüne kadar bütün engellere ve baskılara rağmen dış güçlere ve ülkemizdeki işbirlikçilere karşı görülmemiş bir direnişle mücadele ederek Hakk’ın ve halkın yanında olduğunu gösteren tek kurtuluş ekibi olduğunu göstermiştir.
Milli Görüş hareketinin ve lideri Erbakan Hocamızın muhteşem mücadele hayatı ortadadır. Hiç kimse hayal edemezken bu hareket dört defa hükümet olmuş ve belediyelerde devrim yapmıştır. Bu gelişme başlı başına azmin, inancın zaferin öyküleriyle doludur.





TEVEKKÜL VE AZİM

“Müminler, düşman birliklerini gördüklerinde: İşte Allah ve Resulünün vaat ettiği budur. Allah ve Resulü doğru söyler dediler. Bu onların ancak iman ve teslimiyetlerini artırdı.” (Ahzab-22)

“Onlara (Müminlere), insanlar: Şüphesiz düşmanınız olan insanlar, sizin için kuvvetlerini topladılar. Onlardan korkunuz dedi de, bu onların imanını artırdı. Ve onlar Allah bize yeter, O ne güzel vekildir dediler.
Bunun üzerine kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan ve fazlu ihsan ile geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah büyük fazlu ihsan sahibidir.
(Al-i İmran 173-174


SABIR VE TESLİMİYET

“Sizi elbette biraz korku, açlık ve birazdan, canlarınızdan ve meyvelerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele.
Onlara bir musibet geldiğinde biz Allah’a aidiz ve elbette O’na döneceğiz derler.” (Bakara 155-156)


MÜJDE VE ÜMİT

“Ey iman edenler. Sizden kim dininden dönerse, Allah öyle bir kavim getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.
Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihat yaparlar ve kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah’ın lütfu boldur. O her şeyi bilendir.”(Maide 54)


“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Allah ise kafirler hoşlanmasa da nurunu tamamlayacaktır.
O Allah ki, müşrikler istemese de bütün dinlere üstün çıkarmak için Resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi.” (Saff 8-9)


HADİS-İ ŞERİFLER

“Şüphesiz sizin dininizin ilki nübüvvet ve rahmettir. Bu Allah’ın dilediği kadar aranızda kalıp ve son bulacaktır.
Ondan sonra nübüvvet yolunu takip eden hilafet dönemi başlayacaktır. Bu da Allah’ın dilediği kadar aranızda kalıp son bulacaktır.
Ve hilafet döneminde sonra saltanat dönemi başlayacaktır ve o da Allah’ın dilediği kadar aranızda kalıp son bulacaktır.
Ondan sonra diktatörlüğe ve zulme dayalı bir dönem olacak ve o da Allah’ın dilediği kadar kalacak ve yıkılıp son bulacaktır.
Bu dönemden sonra nübüvvet yolunu takip eden hilafet dönemi gelecek ve insanlar arasında Peygamber’in sünnetini uygulayacaktır. İslam yeryüzüne hakim olacak. Bu dönemden yeryüzü ve gökyüzü sakinleri memnun olacaktır. Gökyüzü yağmurunun bir damlasını eksik bırakmaksızın yağdıracak ve yeryüzü bitkilerinden ve bereketinden hiçbir şey saklanmadan çıkartılacaktır.”
(Ahmed Bin Hambel-Dareni)

“Gerçekten Allah bana yeri dürdü, yeryüzünün doğusunu ve batısını gördüm. Hiç kuşkusuz ümmetim bana gösterilen yeryüzünün tümüne hâkim olacaktır.” (Müslim-Ebu Davud.İbn-i Mace-Tirmizi,Ahmed Bin Hambel)

Resulullah (sav) romanın fethedileceğini bizlere müjdelemiştir. Ebu Kubeyl diyor ki: Biz Abdullah Bin Amr Bin As’ın yanında bulunuyorduk. Kendisine roma mı yoksa İstanbul mu önce fethedilecek diye soruldu. Abdullah halkalı bir sandık getirdi, ondan bir kitap çıkardı, Kubeyl diyor ki: Abdullah şunu söyledi: Biz Resulullah (sav)’in etrafında oturuyorduk. Ve yazıyorduk. Bu arada Resulullah (sav)’e önce hangi şehir fethedilecek, roma mı yoksa konstantin (İstanbul) mi diye soruldu.
Resulullah (sav) şöyle buyurdular:
“Hireklin şehri yani konstantin(İstanbul) önce fethedilecek.” (Dareni-Ahmed Bin Hambel)

Ebu Abdullah Habbab Bin Ered (ra)den rivayet edildiğine göre:
Kabe’nin gölgesinde, hırkasını yastık yapmış bir halde dinlenirken Resulullah (sav)’in yanına gittik. Halimizden şikâyet ettik.
Bizim için yardım dilemeyecek misin, bizim için Allah’a dua etmeyecek misin dedik. Şöyle buyurdu:
“Sizden önceki ümmetler içinde bir adam yakalanır, onun için bir kuyu kazılır, oraya konurdu. Sonra da testere getirilir, başının üzerine konulur, ikiye ayrılırdı. Demirden taraklarla etleri ve kemikleri taranırdı da bu onu dininden döndürmezdi. Vallahi Allah bu işi (İslam’ı) tamamlayacak (hâkim kılacak) ta ki bir atlı San’a’dan Hudremevt’e kadar gidecek, Allah’tan ve koyunlarına kurdun saldırmasından başka hiçbir şeyden korkmayacak.
NE VAR Kİ, SİZ ACELE EDİYORSUNUZ (Buhari)


Bu yol öyle bir yol ki asla geri dönemezsin.

Önünde ancak zaferi görürsün.

Karşında ki düşmanlıklara, ihanetlere, karamsarlığa ve tembelliğe karşı Allah’a dayanarak haklı davamıza güvenerek savaşırsın.

Halkımızı, milletimizi, ideallerimizin ateşli taraftarı yapmak için canla başla çalışırsın.

Zafere kadar, mezara kadar fedakârlıkların sınırlarını zorlayarak mücadele edersin.

Azmin ve inancın zaferini ülkemizde ve tüm dünyada gösterirsin.

MİLLİ GÖRÜŞ YOLUNDA
İNSANLIĞIN SAADETİ İÇİN
YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE
VE YENİ BİR DÜNYANIN KURULMASI İÇİN
BÜTÜN GÜCÜMÜZLE ÇALIŞACAĞIMIZA
SÖZ VERİYORUZ.

GAZAMIZ MÜBAREK OLSUN.



Milli görüş Gruplarından gelen bir mail alıntısıdır :
__________________
DAVA ADAMI
OMUZLADIĞI MUKADDES YÜKÜ GÖTÜRÜRKEN,RÜZGAR TERSİNDEN ESMEYE BAŞLADIĞINDA GERİ DÖNMEYEN.
YÜKÜ ATMAYAN,YOLU SATMAYAN,YOLA YATMAYANDIR.
DAVA ADAMI
SIRTINI YÜKE VERİP GÖĞSÜNÜ RÜZGARA SİPER EDENDİR
View Elcihad'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
alevİ, görüşçülere, milli, or or, sÖnmÜŞ, tutuŞturmak, yenİden

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:10 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.