|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 198 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4025
Üyelik tarihi : 06-05-2009
Mesleği : Öğrenci
Nereden : ..........
Konuları : 311
Mesajlar : 1,992
Teşekkürleri: 1,671
1,081 mesajına 2,448 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 13.12.10
Durumu : Status: Offline
|
ESSELAMU ALEYKUM , MUHİTTİN YILDIRIM HOCAMIZ NE DİYOR OKUYALIM İNŞAALLAH... Kıymetli okuyucularımıza bu hafta ülkemizde cereyan eden olaylar ile ilgili bir tahlil yapmak istiyorum. Gazeteleri televizyonları takip ediyoruz. Haberleri dinliyoruz. Olayları gördüğümüzü, bildiğimizi ve kavradığımızı düşünüyoruz. Hâlbuki haber kaynaklarımız sınırlıdır. Bize gösterildiği kadarını bilebiliyoruz. Arka planlarını, hadiselerin oluş sebeplerini gerçekten bilmiyoruz. Çünkü bütün haber kaynakları emperyalist güçlerin süzgecinden geçiyor. Her haber, büyük bir oyunun parçası olması dolayısıyla, milletleri manipüle etmek ve farklı yönlere dikkat çekmek suretiyle, büyük oyunu gözden kaçırıyorlar. Böyle bir durumda nasıl bir yolla haberleri ve olayları analiz edebilir ve sağlıklı neticelere varabiliriz? Bu konuda Kuranı Kerimin bize gösterdiği yolun dışında sağlıklı çözümleme yapma imkânımız yoktur. Kuranı Kerim de Yüce Rabbimiz Nisa Suresi 83. Ayeti Kerimesinde: “ Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar. Hâlbuki onu, Resule veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin iç yüzünü anlayanlar onun (haberin, olayın) niçin olduğunu ve ne anlama geldiğini bilirlerdi. Allahın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna şeytana (haberi veya olayı çıkarana) uyup giderdiniz”. Bu Ayeti Kerimenin iniş sebebine gelelim: Merhum Elmalı Ahmet Hamdi Yazır Hak Dini Kuran Dili tefsirinde bu Ayeti Kerime için şu açıklamalara yer vermektedir. Münafıklar fırsat buldukça düzmece şeyleri ve uydurdukları kötü yalanları yayarlar. Müslümanların zayıflarından bir takım halk da, müfrezelerin durumlarıyla ilgili, tatlı veya acı herhangi bir haber işittikleri zaman doğruluğunu, yanlışlığını araştırmadan, ne öncesini, ne de neticesini hesaba katmadan doğrudan doğruya bu haberleri yaymaya kalkışırlardı. Ve bu gibi saygısızlıklardan bazı fitneler meydana gelirdi. Tefsircilerin çoğu, bu ayetin bundan dolayı indiğini açıklamışlardır ki, bu şekilde ayetin iniş sebebi, savaş ve askerî durumlarla ilgili olmuş oluyor. Diğer taraftan Sahih-i Müslim'de Hz. Ömer'den, İbnü Abbas kanalıyla rivayet edildiğine göre, Resulullah'ın, kadınlarından bir süre için uzak durduğu esnada, bir gün Hz. Ömer camide insanların, Resulullah bütün hanımlarını boşamış diye üzülerek konuştuklarını görmüş ve bu haberi aklı almadığından derhal koşup izin isteyerek peygamberin huzuruna girmiş, biraz derdini anlattıktan sonra bir fırsat bulup "kadınlarını boşadın mı?" diye sormuş, "hayır (boşamadım)" cevabını alınca çıkıp "Bilesiniz ki, Hz. Peygamber (s.a.v.) kadınlarını boşamadı" diye bir tellal gibi seslenmiştir. Bu ayet de bunun üzerine inmiştir ki, Hz. Ömer'in gerçeği istinbatına (ortaya çıkarmasına) işaret etmekle, onu övmeyi de kapsamaktadır. Bu rivâyete göre âyetin iniş sebebi, Nisâ sûresinin esas itibarıyla içine aldığı aile hükümleri ile bir ilgisi de vardır. Fakat terbiye ile ilgili hükmü genel olduğundan ayet daha fazla savaşla ilgili durumları ve siyasi eğitimi hedef alan bir nazım uslubuyla ifade buyrulmuştur. Çünkü bunlarda boş boğazlık daha çok yapılır ve daha fazla zararlıdır. Ey Müslümanlar! Eğer Allah'ın bu fazileti ve rahmeti sizin üzerinizde olmasaydı, yani böyle peygamber ve istinbata gücü yeten ilim ehli yetki sahipleri ile doğru yola irşad ve hidâyeti olmasa muhakkak ki siz çoğunlukla şeytana, şeytan gibi münafıklara uyardınız, sürüklenirdiniz, uymadığınız konular veya uymayan adamlar pek az olurdu. Çünkü az çok aklı ve imanı olan herhangi bir kimse her konuda şeytana aldanmaz. Kitabın sırlarını bilen ve hüküm çıkarmaya gücü yeten yetkililer, çok geniş bilgi sahibi olan âlimlerden olan zatlar da hak ve hayırlı işleri Allah'ın kuvvetiyle birbirinden ayırmaya güçleri yettiğinden bunların da şeytana aldanması pek az olur. Halbuki halk, çoğunlukla aldanır. Bununla birlikte ilim ehlinin aldanmaması da yine Allah'ın fazilet ve rahmeti sayesindedir. Bunun için diğer bir ayette: "Eğer üzerinizde Allah'ın lutfu ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbiri ebediyyen temize çıkmazdı" (Nur, 24/21) buyrulmuştur. Bundan dolayı bu iki ayet arasındaki lütuf ve merhametin farkı unutulmamalıdır. Birisi mutlak, birisi kayıtlıdır. Bu Ayeti Kerimenin ve buna benzer birçok Ayeti Kerimelerden anladığımız olayların ve haberlerin göründüğü gibi olmadığı, onu tahlil edecek ehliyete sahip kimselere sorularak arka planının öğrenilmesi en doğru yoldur. Şimdi buradan kalkarak, ırkçı emperyalizmin bütün dünya üzerinde kriz diye çevirdiği dolaplar ne anlama gelmektedir. Türkiye ile ilgili gündemi aylardır meşgul eden Ergenekon ve benzeri olayların arka planı neler olabilir. Bu konularda herkes kendince yorumlar yapmaktadır. İktidar, muhalefet farklı tellerden çalıyor. Bu olanları kendi konumları açısından yorumluyorlar. Oysa büyük oyuna bakmak lazım o da kanaatimizce şu aşağıda sıralayacağımız şekilde fark edilebilir. 1) Dünya siyonizmi büyük israili kurma projesini adım adım yürürlüğe koymak istemektedir ve bundan asla vazgeçmiş değildir. Bunun için; a) Büyük Ortadoğu projesini yürürlüğe koyarak İslam ülkelerini gerek işgalle gerek krizlerle kontrol altına almaya çalışmaktadır. b) Bir müddetten beri yürürlüğe koyduğu ılımlı İslam projesinden vazgeçmiş değildir. c) Enerji kaynaklarını (Petrol ve doğalgaz) tamamen kontrol altına alma arzusunu yürürlüğe koymaktadır. d) İslam dünyasında güçlü bir ülke istememektedir. Türkiye, Mısır, Pakistan ve İran potansiyel olarak sömürülerine manidir. Bunun için onları büyük oyundan çok, küçük oyunlarla meşgul etmektedir. e) Kuran ve sünneti esas alan sahih İslam’ın yerine, sömürüsüne mani olmayacak ılımlı bir İslami anlayış istemektedir. 2) İslamı ve Müslümanları yok etme projesi hiçbir zaman değişmemiştir. Onlar yüzyıllardır bu planlarını yürürlüğe koymak için her yolu uzun vadeli ve hiç unutmadan denemektedirler. Bunun için şu geçirdiğimiz yirmi yılı gözümüzün önüne getirelim. a) Türkiye’ de Milli Görüş Hareketi Müslümanların Dünya gündemine çıkabileceği bir şekilde hızla yükselmekte iken, Nato’ya bağlı gladyo güçleri 1950’lerden beri ülkemiz içinde görünmeyen bir güç olarak teşkilatlanmış, Türk milletinin uyanışına ve bağımsızlığına gidecek yolları tıkamıştır. 1960 ihtilali, 1971 muhtırası, 1980 ihtilali, 28 şubat 1997 darbesi bütün bu görünmeyen gücün eseridir. Siyon Önderlerinin Protokollerinin dördüncü protokolünde çok açık bir şekilde bu gladyonun nasıl kurulacağı ve değiştirileceği yazılıdır. b) İran son yirmi yıldır Humeyni’nin önderliğinde ırkçı emperyalizmin kontrolünden çıkmıştır. c) Filistin Kurtuluş örgütünün Filistin davasını İsrail lehine işbirlikçiliğe soyunarak halledebileceğini sanmıştır. Fakat siyonizmin planı Hamasın ortaya çıkmasıyla bozulmuştur. d) Birinci maddede belirttiğimiz şıkların gereği olarak Irak ve Afganistan işgal edilmiştir. Ama ırkçı emperyalizm ve onun emrindeki ABD buraları yutmak şöyle dursun, bütün denemekte olduğu politikalarının iflas ettiğini deklere etmiştir. Buna rağmen planlarından vazgeçmemiş, yeni bir yüz olarak Obamayla hem Amerikan halkını, hem de İslam milletlerini aldatmak istemektedir. Bunun delilide en büyük İslam düşmanı birinin bilerek ve planlayarak Nato’nun Genel Sekteterliğine getirilmesidir. Türkiye bu denklemde, tarihte şu ana kadar hiç görülmedik bir büyük dengenin hangi tarafında olursa, gücün o tarafa kayacağı açıktır. Onun için sürekli yükselen Milli Görüş Hareketinin içinden 28 Şubat sürecinden sonra destekleyip örgütledikleri Akp ile gelebilecekleri nihai noktaya gelmiş bulunmaktadırlar. Şimdi nasıl 28 Şubat mağduru olarak Akp’ yi getirip Dünya planlarını kısmen uyguladılarsa, halkı batı lehine dönüştürme görevi verdikleri Akp’ den yavaş yavaş desteklerini çekip, üç beş yıl içerisinde oluşturacakları Ergenekon mağdurlarını yeni bir anaforla allayıp pullayarak ılımlı sol yapısı içerisinde iktidara getirmeyi planlıyor olabilirler. Bu durumda Türkiye’nin bu denklemde gerçek yerini alması için, Milli Görüşçülere çok büyük bir görev düşmektedir. Milli Görüşçüler hedefe gözlerini dikip bıkmadan, usanmadan halkı aydınlatmaya çalışmalı, şayet ana hedefi dikkate almayıp gözlerini hedeften saptıracak olurlarsa, her olay, her hadise gözlerine bir engel gibi görünecektir. Bu bakımdan büyük oyunu görüp ona göre tedbirler almalı ve ana gayeyi hiçbir zaman unutmamaları gerekmektedir. İşte bu noktada Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızın geniş ufkuna ve olayları çözümlemesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
__________________
_ üç nokta say olur mu '' . . . . '' ünlemi hayata hediyem olsun . . . ! _
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| büyük, hoca, muhıttın, oyun |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|