|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 194 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
İstişare, şûra, meşveret, müşavere gibi kelimeler “şavere” fiilinin mastarıdırlar. Bu manada “balı, kovandan süzüp çıkarmak” anlamına gelmektedir. Davada İstişare ve Teşkilatta Güven
Kıymetli kardeşlerim geçen makalemizde sizlere İslam’da liderlik konusunuİslam’da İstişare Ve Güvenkonusunu müdellel bir şekilde yerimiz nispetinde izah etmeye çalışacağım. delilleriyle izah etmiştim. Bu makalemizde ise İstişarenin Tarifi ve Delilleri: İstişare, şûra, meşveret, müşavere gibi kelimeler “şavere” fiilinin mastarıdırlar. Bu manada “balı, kovandan süzüp çıkarmak” anlamına gelmektedir. Esas manası ise “işlerin gerçeğe en yakınını bulmak için ihtisas sahiplerinden görüş almaktır.” Bilinmelidir ki dinimizde istişarenin çok önemli bir yeri vardır. İstişare ile ilgili ayetlerin biri Mekke-i Mükerreme’de diğeri ise Medine-i Münevvere’de nazil olmuştur. İstişarenin meşruluğu Kur’an, Sünnet, İcma ve İslam Tarihi boyunca İslam halifelerinin uygulamalarıyla sabittir. Meşruluğuna dair pek çok delil vardır. Bunlardan Al-i İmran suresinin 159. ayetinde şöyle buyurmaktadır: “ İşlerde onlarla müşavere et. Artık karar verdiğin zamanda Allah’a dayanıp güven. Allah kendisine dayananları sever.” Diğer ayet-i kerimede ise şöyle buyrulmaktadır: “Onların işleri aralarında istişare iledir.”(Şûra suresi-38) Bu ayet-i kerimelerde “istişare” kesin olarak “nass” olmayan konularda veya nassın nasıl tatbik edileceği konularında veyahutta risk taşıyan çok önemli konularda yapılmasını kesin olarak emretmektedir. Bu emir bizzat yüce Peygamberimiz şahsında bizlere de emirdir. Bu emri hem Peygamberimiz(S.a.v) hem de ondan sonra gelen İslam halifeleri çok büyük bir iştiyakla ve titizlikle kendi zamanlarında tatbik etmişlerdir. Buna Hz. Peygamber (S.a.v) döneminden birkaç örnek verecek olursak şunları sıralayabiliriz; 1- Hz. Peygamber (S.a.v) Bedir Savaşından önce müşriklerle savaşa yönelme konusunda ashabıyla istişare etmiş ve kararını vermiştir. 2- Uhud Savaşından önce Medine’de mi kalınıp savaşılsın, yoksa Medine dışında düşmanla yüz yüze mi savaşa çıkılsın diye ashabıyla istişare etmiş ve kararını vermiştir. 3- Hendek Savaşı günü yine ashabıyla istişare etmiş Selman-ı Farisi’nin(r.a) teklifi üzerine 7 km uzunluğundaki hendeğin kazılması konusunda karar vermiştir. 4- Hudeybiye Anlaşması, Taif Muhasarası, İfk hadisesi ve ailesi hakkında laf atmak suretiyle sıkıntı veren münafıkların cezalandırılmasıyla ilgili ayrıca başka pek çok konularda ashabın ileri gelenleriyle istişarelerde bulunmuş ardından kararlar vermiş ve o kararları da tereddütsüz bir şekilde tatbik etmiştir. 5- Hulefa-i Raşıdin(r.a) döneminde ise istişare Müslümanların çok bariz bir özelliği haline gelmiştir. Onlar, mutlaka yapılması gereken bir konu yoktur ki o konudan istişare etmiş olmasınlar. Buna dair sayılamayacak kadar çok örnek mevcuttur. İstişarenin Faydaları: 1- İstişare emredildiğinden dolayı; Usule uymakla çoğu zaman kararlarda isabet etme ve yanılma payını azaltma, 2- Nefsaniyeti en aza indirgemesi, tek adamlık ve diktatörlüğe meydan vermemesi; böylece doğacak birçok zararın önlenmesi, 3- Maşeri vicdanın verilen kararı teyit edip desteklemesine yardımcı olması 4- İstişare neticesinde tatbik edilen kararın neticede hatalı olması durumunda hatayı herkesin paylaşarak liderliğin gereksiz bir şekilde yıpranmasının önüne geçilmesi, 5- Anlık, ayaküstü ve yeterince düşünülmemiş veya şahsi hesaplar yapılarak verilen kararların doğuracağı zararlara meydan verilmemesi, 6- Rahmet ve bereketin topluluk ve teşkilat üzerine inmesine vesile olması, 7- İhtisas gerektiren alanlarda uzmanlaşmayı sağlayarak çeşitli kıymetlerin ve değerlerin ortaya çıkmasını sağlaması, 8- Teşkilat bütünlüğünü sağlayarak taban-tavan arasındaki güvenin pekişmesine azami derecede yardımcı olması. İstişare Nasıl Yapılır? 1- İstişare konularının tespit edilerek yönetim kurulu üyelerine önceden bildirilip zihnen konunun çözümü hakkında hazırlıklı hale getirilmelidir. 2- İstişare esnasında her üye peşin fikirsiz olmalı, şahsi istek ve arzularını beyan etmemeli, istişare edilen konuların dışına çıkmamalı, zamanı asgari seviyede kullanarak diğer üyelerin haklarını ihlal etmemelidir. 3- İstişare esnasında farklı fikir beyan edenlerin görüşlerine saygı duyulmalı katılmadığı noktalarında kendi dayandığı delilleri ortaya koymalıdır. 4- İstişarede itham edici değil o konunun çözümü konusuna yoğunlaşılmalıdır. 5- İstişareden önce başkanı ve üyeleri kendi görüşü istikametinde karar verme noktasında etkilemeye çalışılmamalı, her üyenin sağlıklı görüş belirtmesi konusunda azami ortam sağlanmalıdır. 6- İstişare eden başkan önceden birkaç arkadaşıyla arzu ettiği kararların çıkartılması konusunda kulis yapmamalıdır. 7- Başkan herkesi peşin fikirsiz dinleyip “aslında ben kararımı verdim de sureta arkadaşlarımın bu konulardaki görüşlerini dinliyorum “ havasında olmamalıdır. 8- Başkan herkesi dinleyip “kifayet-i müzakere” belli olunca kararı bizzat kendisi verir veya düşünme müddeti alıp daha sonra kararını heyete bildirir. 9- Karar heyete bildirildikten sonra başkan o kararın icrası için ihtisas alanlarına göre heyetin içinden uygun gördüklerini görevlendirir. Görevlendirilen kimse istişare esnasında farklı fikir beyan etmiş olsa dahi, o karardan kendisine düşen görevi gönül hoşluğuyla eda eder, “kim bu fikri ileri sürdüyse o yapsın” itirazında bulunup tefrikaya sebebiyet vermez. 10- İstişare eden makam istişare neticesinde verdiği kararı bir yukarı makama sunacaksa bu “teklif” olur. Karar olmaz. Ancak üst makamca onaylandıktan sonra karar haline dönüşür. 11- Bir üst makam aldığı kararı bir alt makama gönderince bu “talimat” olur. Bunun için “bu onların fikridir”. Biz mahalli şartlarda kendi fikrimizi uygulayacağız diyemez. 12- İstişarelerde başkan zaman zaman çoğunluğun meylini dikkate alacağı gibi bazen azınlığın görüşünü de isabetli bulabilir. Pek nadir konularda ise herkesi dinleyip işlerin arka planını bildiği için hiç kimsenin ileri sürmediği bir fikri karar olarak açıklayabilir. 13- İstişarede farklı fikir beyan edenler karardan sonra farklı baş çekemezler bu “tefrika” olur. Lidere ve Teşkilat Mensuplarına Güven: Milli Görüş davasının mensupları Lidere ve Liderlik kadrosunun ihlâsına, ehliyetine, dirayet ve ferasetine ve dava ile ilgili üstlendikleri sorumluluğun hakkını en iyi bir şekilde verebilecekleri vasıf ve istidada haiz olduklarına inanırlar. Dava adamı olan bir kimse liderine karşı sevgi, saygı ve mükemmel manada itaate ve güvene sahip olmalıdır. Çünkü bir hadis-i şerifte şöyle buyruluyor:”El-İmamu Cunnetün Yetecennabihi” “Lider kalkandır. Onunla savaşılır.” denilmektedir. İmam-ı Tirmizi’nin rivayet ettiği bir hadisi şerifte ise şöyle buyrulmaktadır: “Men Ehanessultan Ehanehullah.” “Kim liderine ihanet ederse, Allah da ona ihanet eder.”(Cem-ul Fevait Hadis No:6041) Bunlardan anlaşılıyor ki düşman önce lideri hedef alır dava mensupları da olanca güç ve vasıtalarla lideri savunur ve onu korurlar. Burada bir vücudun başı ile bedeni arasındaki gibi ayrılmaz bir irtibat vardır. İşte buna “güven” diyoruz. Mensuplarının liderine güvenmediği bir organizasyonda emir komuta düzeni oluşamaz. Düzensiz ve emirsiz bir topluluğunda teşkilat olması düşünülemez. Dolayısıyla davaya müntesip olanlar lidere karşı besledikleri güven nispetinde davanın başarılı olması ve teşkilatın teşkilat hüviyeti kazanması o düzeyde mümkün olur. İslam düşmanları her zaman baş ile beden arasını, taban ile tavan arasını açmaya ve irtibatı koparmaya hücum ederler. Bu durumda “güven ve itaat” onların her türlü oyunlarını bozar. Nitekim Yüce Mevla’mız bu konuda şu ayet-i kerimede buyuruyor ki “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça sapan kimseler size zarar veremezler.” Maide-105 Sonuç olarak lidere ve kadrosuna güvenmenin anlamı şudur: - Onları kendi nefsimize tercih etmek, - Kararlarını görüşlerimizin üstünde ve önünde tutmak, - Onları sevmenin ve saymanın davamızın temel esaslarından olduğunu bilmek, - Onlarla istişare etmeden dava ile ilgili riskli konularda kendi başına karar vermemek. - Doğru bildiğimiz ve doğruluğuna inandığımız konularda görüş ve tespitlerimizi edep ve saygı içinde onlara çekinmeden sunarak verdikleri karara razı olmak, - Onlar hakkında insi ve cinni şeytanların davaya darbe vurmak amacıyla ürettikleri her türlü iftira yalan ve dedikodulardan etkilenmeden kendine düşen görevleri eda etmek, - Birisi veya birileri nefsanî veya dış güçlerin etkisiyle meydana getirmek istedikleri fitnelere kapılmadan lidere güven ve itaatte şüpheye düşmemektir. Kıymetli kardeşlerim başından beri sizlere onlarca İslami kaynaklarda belirtilen bu konuları çok özet olarak sunmaya çalıştım. Bu temel esasları hadis ve fıkıh kitaplarımızın ilgili bölümlerinde ve âlimlerin bu konularda yazdıkları müstakil eserlerde her zaman bulmak mümkündür. Fakat ne gariptir ki içinde bulunduğumuz şartlar ve meşguliyetler ana kitaplarımıza yönelmemize fırsat vermemektedir. Bu durumda da ilimsiz ve medyanın tesiriyle çok yanlış bir takım işler meydana gelmektedir. Çözüm ise “ilim öğrenip Allah’a sığınarak o ilmi amele dönüştürüp hidayet yolunda bıkmadan usanmadan cihada devam etmektir. Muhittin Yıldırım,Ajans5 Konu Abdülhamit tarafından (25.08.10 Saat 13:17 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | muallim (25.08.10), suvari4060 (25.08.10) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Güncelleme ![]() ![]()
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| davada, güven, teşkilatta, İstişare |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Abdullatif Şener güven telkin etmiyor | Adige Abzakh | YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI | 0 | 13.04.10 13:24 |
| Lider, güven ve Kurtulmuş | Alemdâr-ı İslâm | MİLLİ GAZETE | 1 | 27.01.10 09:35 |
| Muhsin Başkanın RP-DYP hükümetine güven oyu açıklaması | türk ocağı | MGFORUM ARŞİV | 0 | 19.09.09 09:23 |
| Güven sorunu! | Adige Abzakh | Zeki Ceyhan | 0 | 12.07.09 08:36 |
| işsizlik artmasıyla güven yükseliyormuş.... | pan-islamizm | Zeki Ceyhan | 0 | 20.03.09 04:57 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|