|
| Konular: 48,952 | Mesajlar: 306,678 | Üyeler: 10,575 | Online: 354 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 888
Üyelik tarihi : 20-10-2008
Konuları : 1521
Mesajlar : 7,102
Teşekkürleri: 7,769
2,861 mesajına 4,488 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 11
![]() Son Aktivitesi : 26.02.10
Durumu : Status: Offline
|
Hicret’in ya da İslam Devleti’nin Kuruluşunun 1431. yılı
Hicret, bütün peygamberlerin sünnetidir. Allah Resulü davasını korumak ve yaymak için hicret ettiği gibi kendinden önce gelen kardeşleri olan diğer peygamberler de hicret etmişlerdir. Hz. Peygamber i ata yurdunu terk etmeye zorlayan sebepler onları da zorlamıştır.Zira davanın kuru ve verimsiz bir yerde kalması hareket hızını keser ve onu dar bir çerçeve içine hapseder. Kur’an-ı Kerim bize geçmiş peygamberler ve onların ümmetlerinin yapmış oldukları hicretlerden örnekler sunarak bunun Allah’ın sünnetlerinden bir sünnet olduğunu ve kıyamete kadar da süreceğini beyan etmektedir. Mü’minlerin iman ve izzetlerini korumalarının engellendiği, onların varlıklarıyla alay edildiği, haremlerine el uzatıldığı, şereflerine saldırıldığı zaman bu sünneti alsınlar ve onunla amel etsinler diye. Peygamber in Mekke’den Medine’ye yaptığı nebevi hicret gerek İslam tarihi ve gerek dünya tarihi açısından tarihin tanık olduğu en müstesna olaylardan birisidir. Zira bu kutlu yürüyüşle birlikte İslam sadece vicdanlara hükmetmekten kurtulmuş, sokaklara, çarşılara ve kısaca hayatın yaşandığı her yere hükmetmeye başlamıştır. Bu tarihten sonra artık İslam’ın hamisi fertler değil devlet olmuş, etrafta bulunan devletlere davet mektupları gönderilerek onlar dahi İslama çağrılmıştır.Hicret olayını tarihi bir vakıa olarak anlatımını bir kenara bırakarak bu olaydan çıkaracağımız ders ve ibretle dikkat çekmek istiyorum. Her şeyden önce şunu görüyoruz. Resulüllah Efendimiz işin başından sonuna kadar her şeyi inceden inceye planlamış ve bir beşer olarak ne tür tedbirler alması gerekiyorsa bunların tamamına bir fiil riayet etmiş, hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmamıştır. Şimdi bunlara kısaca göz atalım:1-Resulüllah in düşmanı kuşkulandıracak davranışlardan kaçınması:Resulüllah in hicret için izin verildiğinde Hz. Ebubekir (ra)’ın yanına mutat olarak geldiği saatlerin dışında gelmesi.Hz.Aişe (ra) olayı şöyle anlatıyor: “Resulüllah , Ebubekir’in evine her zaman günün iki tarafının birinde yani ya sabah veya akşamleyin gelirdi. Fakat hicret için izin verildiğinde daha önce hiçbir zaman gelmediği bir vakitte tam öğlen sıcağının bastırdığı bir vakitte başını ve yüzünü örtmüş bir vaziyette geldi. Ebubekir’in yanında ben ve kız kardeşim Esma vardık. Resulullah ”yanındakileri çıkar” buyurdu. Babam:-Ey Allah’ın Resulü! Onlar benim kızlarım. Anam babam sana feda olsun ne oldu?” dedi. Resulullah : “Hicret için izin verildi.” buyurdu. Babam:—Beraber mi? Diye sordu. Resulüllah ![]() —Evet, beraber, buyurdu. Vallahi ben o güne kadar babamın ağladığı gibi hiç kimsenin sevinçten ağladığını görmedim. 2-Kıyamete kadar gelecek davetçilere örnek olması, onlarında kendi ceplerinden İslam davası için harcamalarını teşvik için kendi parasıyla deve satın alması: Hz. Aişe (ra) olayı anlatmaya şöyle devam ediyor: “Ebubekir, Annem, babam sana feda olsun ey Allah’ın resulü, beraber mi? Diye sorup “evet” cevabını alınca: —Ey Allah’ın Resulü! Anam babam sana feda olsun. Ben bu iş için iki deve hazırladım. İkisinden birini seç al” dedi. Resulüllah :“-Ancak ücretin vermek şartıyla” diyerek kabul etti. 3-Resulüllah in olayı çok gizli tutması:Resulüllah in Mekke’den ayrılacağını Hz.Ali ve Hz. Ebubekir (ra)ın ailesinin dışında hiç kimse bilmiyordu. Ne zaman çıkacaklarını ise sadece ikisi biliyordu. Mekke’deki hazırlıkları tamamlayıp ayrılma vakti geldiğinde Hz. Ebubekir(ra)ın evininin damında bulunan ve kimsenin gözetleme imkânının olmadığı pencereden gizlice çıkarak yola koyuldular.Mekke çarşının bulunduğu yere geldiklerinde Mekke’ye dönerek şöyle hitap etti: “Allah’a yemin olsun ki sen Allah’ın arzının en hayırlısısın ve Allah’a Allah’ın arzının en sevimlisisin. Şayet beni senden çıkarmasaydılar ben senen çıkmazdım.” 4-Resulullah in yatağına Hz. Ali (ra)ı yatırarak müşrikleri oyalaması:Resulüllah Efendimiz Mekke’den ayrılacağı gece Hz. Ali (ra)ı yatağına yatırıp üzerine de kendi hırkasını örtmüştür. Böylece dışarıda kendisini öldürmek için bekleşen Mekkeli gençleri oyalamış Sevr mağarasına varmak için gerekli olan zamanı kazanmıştır. Hz. Ali (ra) onun yatağına yatmakla büyük bir risk almışsa da Allah Resulü müşriklerin ona bir şey yapmayacaklarını bildiği için ona böyle bir görev vermiştir. Zira sabahleyin yanındaki emanetleri dağıtıp Kuba’da buluşmak üzere yola çıkmasını emretmesi bunu açıkça göstermektedir.5-Ters istikamete giderek müşrikleri şaşırtması: Resulüllah Efendimiz sabahleyin müşriklerin kendilerini Medine yolunda aramaya koyulacaklarını hesaba katarak Mekke’nin kuzeyinde yer alan Medine’ye doğru değilde tam ters istikamette bulunan güneye doğru yol almış ve dağlık bir bölgede Sevr dağında bulunan mağaraya saklanarak burada üç gün beklemiştir. Bu üç günlük bekleyiş neticesi Mekke müşriklerin arayışları gevşemiş, yolar biraz tenhalaşınca Medine’ye doğru yola çıkmıştır.6-Mekkelilerin pek kullanmadıkları yolları tercih etmesi ve bu yollar çok iyi bilen bir kılavuz tutması: Peygamber bu yolculuğa çıkmadan önce kendilerine ücretiyle bir kılavuz tutarak develeri ona teslim etmişler ve üç gün sonra Sevr mağarasının önünde buluşmak üzere bu şahısla anlaşmışlardır. Bu şahıs Abdullah İbni Ureykut idi. Müşrik olmasına rağmen sözünün eri güvenilir bir kişiydi. Sahraları çok iyi bilen uyanık bir kılavuzdu. İşte hicret yürüyüşünün düşman gözetimden uzak tenha yollardan gerçekleştirilebilmesi için işinin ehli güvenilir bir kılavuz olarak bu şahıs tutulmuştu.7-Mekke’de olup biten olayların sıcağı sıcağına takip edilmesi: Hz. Ebubekir (ra) ın oğlu Abdullah’a Mekke müşriklerinin içlerine girip onların konuşmalarını dinleyerek düşman hakkında istihbari bilgiler toplayıp onları geceleyin Sevr mağarasına gelip anlatması görevi verilmişti. Abdullah’ da bu görevi en güzel şekilde yerine getiriyor, gece karanlığında mağaraya gelerek düşman hakkında topladığı bilgileri naklediyor, şafak vaktine kadar mağarada bekleyip sonra Mekke’ye geri dönüp gece hiçbir şey yapmamış gibi insanların arasına karışıyordu. 8-Erzak temini ve delillerin yok edilmesi: Hz. Ebubekir (ra)ın kızı Esma Mekkeli müşriklerin olağan üstü tedbir almalarına rağmen bir yolunu bulup Sevr mağarasına Mekke’den erzak taşıyordu. Amr İbni Füreyha ise çobanlık yapmaktaydı. Kendisine mesleği ile ilgili bir görev verilmişti. Koyunlarını mağaranın etrafında güdüyor hem Resulüllah ve arkadaşına süt içiriyor hem de koyunları Mağaranın geliş gidiş istikametinde yürüterek yollardaki ayak izlerini siliyordu. Böylece Mekke’den sağlanan lojistik desteğin deşifre olmasını önüyordu.Bütün bu tedbirler alınarak çıkılan kutlu yürüyüş Sevr mağarasında üç günlük planlı bekleyişten sonra Medine’ye doğru yola çıkıldı. Zira bu üç günlük süre müşriklerin ümitlerini kırmış onları sağa sola koşturarak yormuştu. Onların istirahat için evlerine çekildikleri, aramaların oldukça seyrekleştiği bir anda Allah Resulü yola çıktı. Süreka İbni Malik aldığı bir istihbaratı değerlendirerek Allah Resulünün peşine düştü. Maksadı müşriklerin vaat ettiği 100 deveyi almaktı. Ancak tam hedefine ulaşmak üzereyken atı tökezleyip yere düştü. Kalkıp tekrar hamle yapmak istediğinde ise atı yere battı. Süreka bunun ilahi bir ikaz olduğunu anladı ve bu durumdan ancak Allah Resulü’nden yardım dileyerek kurtulacağını anladı. Kendisini kurtarması karşılığında geri dönmeyi ve Mekke’den bu yöne doğru gelen Müşrikleri geri çevirmeyi teklif etti. Allah Resulü de bu teklifi kabul etti ve “ İran Kisrası’nın bileziklerini Süreka’nın kolunda görür gibiyim” buyurdu. Bu bir Nebevi Mucize’ydi. Nitekim Hz. Ömer (ra)ın hilafeti döneminde bu mucize gerçekleşti. İran’ın başkenti Medain’i fetheden İslam ordusu Kisra’nın sarayında bulunan bütün hazineleri Medine’ye gönderdi. Bunlar arasında Kisra’nın bilezikleri de vardı. Bu bilezikler Süreka’ya düştü. Hz. Ömer (ra), Süreka’yı Medine sokaklarında gezdirerek bu nebevi müjdenin gerçekleşmiş olmasını bütün halka duyurdu. Bir birey olarak bu kutlu yürüyüşe başlayan Allah Resulü, Medine’de devlet başkanı olarak olarak karşılandı. İslam devletinin ve hicretin 1431. Yılı kutlu olsun. |
|
|
| Bu mesaj için Muhammed kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Adige Abzakh (23.12.09), Alemdâr-ı İslâm (23.12.09) |
![]() |
| Etiket |
| 1431, devleti’nin, hicret’in, kuruluşunun, İslâm, yılı |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 1431, İslâm âlemi için DİRİLİŞ yılı | Adige Abzakh | Önemli Gün ve Olaylar | 0 | 16.12.09 17:44 |
| “Ilıman İslâm” İfâdesi, Allah’ın Dini Olan İslâm’a Bir İftiradır | Minikkelebek | AKADEMİ GRUBU | 0 | 11.12.09 23:17 |
| ’Ilımlı İslam’a Dair Çok Aykırı Bir Tez- Ahmet Hakan | Vukuf-i Kalbi | YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI | 1 | 09.04.09 14:05 |
| Anadolu Gençlik Dergisi’nde Hicret ve Fetih | sevgiliye sevdalı | AGD | 0 | 05.12.08 21:40 |
| Viyana İslam Federasyonu’ndan altıncı Kur’an ziyafeti 25 Ekim’de | Agd_İntifada | DÜNYADAN HABERLER | 0 | 21.10.08 12:45 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|