|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 189 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline
|
![]() Rasulullah (sav.) rüyasında ashabıyla birlikte Mekke’ye gidip ihrama girerek umre yaptığını gördü. Mustafa Kasadar yazdı... A-) FETHİ HAZIRLAYAN SEBEPLER Rasulullah (sav.) rüyasında ashabıyla birlikte Mekke’ye gidip ihrama girerek umre yaptığını gördü. Bunun üzerine hicretin altıncı yılı zilkade ayı ilk pazartesi günü ashabıyla birlikte umre ziyareti yapmak üzere Medine’den çıktı. Yolda Resulullah ile karşılaşan Bişr b. Süfyan el-Huzai, Kureyş’in durumdan haberdar olduğunu ve ne pahasına olursa olsun Müslümanları Mekke’ye sokmama kararı aldıklarını, yollara gözcüler dikip Halid b. Velid komutasında da 200 kişilik bir süvari birliğiyle de pusu kurdukları haberini verdi. Bunun üzerine Rasulullah çatışmamaya girmemek için yolunu değiştirdi ve dağlık bir yerden geçirerek Mekke’ye yaklaşık 40 km uzaklıktaki Hudeybiye düzlüğüne ulaştı. Hudeybiye’ye ulaşınca devesi kusva yere çöktü. Tekrar kaldırdıklarında ise az bir suyu olan Hudeybiye kuyusunun başına kadar giderek yeniden çöktü. Bunun üzerine Resulullah ağırlıkların indirilerek oraya yerleşilmesi emrini verdi. Müşriklerin olanca kışkırtmalarına rağmen Resulullah serinkanlı hareket ederek olası bir çatışmayı önledi. Yapılan çetin pazarlıklar sonucu 4 maddelik tarihi Hudeybiye Antlaşması imzalandı. Hudeybiye antlaşması görünüşte Müslümanların aleyhine görünmesine rağmen aslında müşriklerin sonunu hazırlayan bir anlaşma oldu. Zira bu antlaşma ile dilediği tarafı seçmede serbest bırakılan kabilelerin bir, bir islama girdiler. 1400 kişiyle Hudeybiye’ye gelen Resulullah yaklaşık bir buçuk sene sonra Mekke’nin fethi için on bin kişiyle yola çıkması bunun apaçık bir zafer olduğunu göstermektedir.O yıl Mekke’ye girişi engellenen Allah Resulü umre yapmadan Medine’ye geri döndü. Ertesi yıl kaza umresini yaptı. Bu ümre ziyareti esnasında yaşanan olaylar Kureyşlilerin kalplerini yumuşattı. Mekke’nin kapılarından önce Kureyşlilerin gönüllerini islama açtı. B-) MÜŞRİKLERİN ANTLAŞMAYI ÇİĞNEMESİ Müslümanların müttefiki Huzaalılara karşı Beni Bekr kabilesini kışkırtıp saldırttılar. Beni Bekr kabilesi, vetir suyu başında Huzaalılara saldırdı ve onlardan yirmiden fazla kişiyi öldürdü. Huzaalılar haram bölgesine sığınmış “Ey Nefel biz harem bölgesine girmiş bulunuyoruz, Allah’tan kork.”demişlerse de “bugün ilah yoktur, ey Bekroğulları öcünüzü alın” diyerek kavmini daha çok öldürmeye teşvik etmiştir. Bunun üzerine Amr salim başkanlığında 40 kişilik bir heyet Medine’ye gitti. Rasulullah ’den yardım istedi.Rasulullah “ Ey Amr B. Salim benika’blara yardım etmesem bende yardım olunmamayım.” Buyurdu.Bu olaydan sonra Rasulullah ;“Bundan sonra derim ki, siz ya Beni Bekrlerle olan ittifakınızdan vazgeçersiziniz ya da Huzaalardan öldürülmüş olanların diyetlerini öderseniz, yoksa size savaş açarım.” Dedi. Ancak Kureyş her iki isteği de reddetti. Böylece Rasulullah ’e savaş dışında bir seçenek bırakmadılar.Aradan az bir zaman geçince müşrikler pişman oldular ve antlaşmayı sağlamlaştırmak ve uzatmak için Ebu Sufyan’ı Medine’ye gönderdiler. Peygamberin evine gidince Rasulullah ’ın oturduğu döşeğe oturmak istedi. Ancak kızı Ümmü Habibe Ebu Sufyan’ın altından döşeği çekti. Bunun üzerine Ebu Süfyan “kızım döşeğimi benden yoksa beni mi döşekten esirgedin” dedi. Ümmü Habibe “bu rasulullah’ın döşeğidir, sen ise necis bir müşriksin” dedi. Ebu Sufyan oradan çıkıp mescide gitti. Orada önce Rasulullah ile görüştü. Ancak peygamberimiz ona yüz vermedi, sonra sırasıyla Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali ile görüştü. Fakat hiçbirisi ona yüz vermedi. Neticede Mekke’ye eli boş olarak döndü.C-) FETİH HAZIRLIĞI 1-) Gizlilik Resulullah ashabına savaş için hazırlanmaları emrini verdi. Ancak nereye sefer yapılacağını hiçbir kimseye söylemedi. Hatta Hz. Ebubekir ve Hz. Aişe dahi haberdar değillerdi.2-) Mekke’ye gidiş gelişleri kontrol etmek için etrafı gözetlemek üzere gözcüler gönderdi. 3-) Düşman gözcülerinin etkisizleştirilmesi için Yüce Allah’a dua etti “Allah’ım! Yurttaşlarıma ansızın varıp kavuşuncaya kadar Kureyşlilerin casus ve habercilerini tut, görmez ve işitmez et. Onların gözlerini ve kulaklarını bağla. Beni karşılarında ansızın görsünler.” Ancak sahabeden Hatıb B. Ebi Bettea mektup yazıp bir kadınla Mekke’ye ulaştırmak istedi. Ancak Allah Teâlâ durumu Resulullah e bildirdi. Medine’ye 10 mil uzakta Hah bahçesinde kadına Hz. Ali, Hz. Zübeyr ve Hz. Mikdat yetişip yakaladılar ve mektubu alıp geri getirdiler. Hatıb;“Ya Rasulullah! Aleyhime hüküm vermede acele etme. Ben Kureyşe sonradan katılmış biriyim. Bunu dinimden döndüğüm için değil, ailemi korumak için yaptım.” Dedi. Bunun üzerine Rasulullah ; “Doğru söyledin” buyurdu. Ömer (ra): “Ya Rasulullah müsaade et bu münafığın boynunu vurayım.” dedi. Ancak Rasulullah :“O Bedir savaşında bulunmuştur ve bilirsin belki de Yüce Allah Bedir savaşına katılmış olanlara Bedir gününde bakıp “siz istediğinizi yapın ben sizi bağışlamışımdır” buyurmuştur. Bu olaydan sonra şu ayeti kelime inzal oldu; “Ey iman edenleri benim de, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size gelene küfrettiler. Onlar; peygamberi de, sizi de, Rabbiniz olan Allah’a iman ediyorsunuz diye yurtlarınızdan çıkarıyorlardı. Eğer siz benim yolumda savaşmak, rızamı aramak için çıkmışsanız (onları dost edinmeyin). Siz onlara hala muhabbet mi besleyeceksiniz? (Sırlarımı ifşa mı edeceksiniz?) Hâlbuki ben sizin gizlediğinizi de, açıkladığınızı da çok iyi bilenim. İçinizden kim bunu yaparsa (Rasulullah’ın sırlarını açıklarsa), muhakkak ki, o yolun ta ortasından sapmıştır.” Rasulullah hicretin 8. Yılının Ramazan ayında bütün hazırlıklarını tamamlayıp Mekke’ye doğru yola çıktı. Ordu kudeyd’e varınca Rasulullah orucunu bozdu. Askerlerde bozdular. Rasulullah Cuhfe’ye kadar ilerlerdi. Orada amcası Hz. Abbas ile karşılaştı, buna çok sevindi. Zira Hz. Abbas peygamberimizin Mekke’deki askeri ateşesi gibiydi ve Mekke’nin fethi kararıyla sona ermişti.Ordu Merru’z Zahran’a gelinceye kadar ilerleyişi sürdü. Yatsı vaktinde oraya geldiler ve konakladılar. Askerlere ateş yakmaları emrini verdi. Tam on bin ateş yakıldı. Ömer bin Hattab’ı nöbetçilerin başına dikti. Abbas, “vah, Kureyşlilerin başına geleceklere! Vallahi, onlar gelip Rasulullah ’den aman dilemeden önce Rasulullah Mekke’ye harple girecek olursa, bu Kureyşlilerin temelli helakı olur.” Demiş ve Rasulullah ’in boz katırına binip Mekke’ye haber ulaştıracak birini aramıştı.Ebu Sufyan. Hâkim bin Hizam ve Büdeyl bin Verka haber araştırmak üzere Mekke’den dışarı çıkmışlardı. Ateşleri görünce Ebu Süfyan, “Ne bu kadar ateşi, ne de bu kadar askeri bir arada gördüm.” Dedi. Büdeyl, “ bunlar vallahi, Huzaa. Savaş için toplanmışlar.” Dedi. Ebu Sufyan, “ Huzaa’nın sayısı bu kadar olmaz. Ateşleri de, askerleri de daha az olur.” Dedi. O esnada Abbas (ra) onların konuşmalarını işitti ve onları tanıdı. Ebu Sufyan’a “Ebu Hanzele!” dedi. O da, Hz. Abbas’ı sesinden tanıdı ve “Ebu’l-Fadl! Sensin ha!” dedi. Hz. Abbas, “Evet.” Dedi. Ebu Süfyan, “Anam babam sana feda olsun. Ne haber var?” diye sordu. Hz. Abbas, “ yazıklar olsun sana, Ey Ebu Sufyan! Bu, Rasulullah ! Müslümanlardan on bin kişilik, karşı koyamadığımız askerlerin başında size doğru yönelmiş geliyor. Vallahi, vay Kureyşlilerin başlarına geleceklere.” Dedi.Ebu Sufyan, “Anam babam sana feda olsun! Buna bir çare, bir tedbir var mı?” diye sordu. Hz. Abbas, “Evet, var.” Dedi. Ebu Sufyan, “Sen ne yapmamı tavsiye edersin?” diye sordu. Hz. Abbas, “Vallahi, Rasulullah ’den başkası tarafından ele geçirilecek olursan, muhakkak öldürülürsün. Haydi, şu katırın sırtına bin de, seni Rasulullah ’in yanına kadar götüreyim. Kendisinden senin için aman dileyeyim.” Dedi.Ebu Süfyan ve Abdullah b. Umeyye Resulullah in yanına girmek istiyorlardı. Ancak Resulullah onlara iltifat etmiyordu. Bunun üzerine Mü’minlerin annesi Ümmü Seleme (ra) “ey Allah’ın Resulü birisi amcanın oğlu ve süt kardeşi diğeri ise halanın oğlu ve hısımındır.” dedi.RASULULLAH (SAV)’İN AMCASI ABBAS’A EBU SUFYAN HAKKINDA SÖYLEDİĞİ SÖZLER “Ey Abbas, onu vadinin daraldığı, atların sıkışa sıkışa geçtiği dağ boğazının yanında tut da, Müslümanların, Allah ordusunun ihtişamını görsün.” Sözü psikolojik harp taktiklerinden biriydi. Rasulullah , Kureyş’in maneviyatını kırmak, Mekke reisinin mukavemet ruhunu yok etmek istiyordu. Bu sebeple Ebu Sufyan’ın İslam ordusunun silah, nizam intizam, itaat ve disiplin cihetiyle durumunu görmesini istedi. Mekke’yi şirkin ve putperestliğin pençesinden kurtarmak üzere gelen bu mübarek orduya karşı oluşabilecek mukavemet fikri bu şekilde yok edilecekti. Fiilen de Rasulullah ’in planladığı gibi oldu. Ebu Sufyan, Müslümanların gücünü anladı. Kureyş’in bu güce karşı mukabele edemeyeceği açıktı. Hatta Muhacirin ve Ensar grubu Ebu Sufyan’ın önünden geçerken o, “Sübhanallah! Ey Abbas bunlar da kim böyle?” demişti.Hz. Abbas, “Bu, Ensar ve Muhacirin ile birlikte olan Rasulullah .” Dedi.Ebu Sufyan, “bunlara karşı kimse ön alamaz ve güç getiremez.”dedi. Sonra da, “Vallahi, ey Ebu’l-Fadl, kardeşinin oğlunun saltanatı bugün ne kadar büyümüş.” dedi. Hz. Abbas, “Ey Ebu Sufyan, bu (saltanat değil) nübüvvettir.” dedi. Ebu Süfyan da ona, “Evet.” dedi. D-) PEYGAMBER (SAV)’İN MEKKE’YE GİRİŞİ Rasulullah Zi Tuva’ya ulaştığında görev dağılımını yaptı. Halid bin Velid’i sağ kanata, Zübeyr bin Avvam’ı sol kanata yerleştirdi. Ebu Ubeyde bin Cerrah’ı zırhsızların başına tayin etti. Bunlar Mekke vadisinin ortasını tuttular. Sonra Ensar’ı çağırdı ve onlara “yarın onlarla karşılaştığınızda ekin biçer gibi biçmelisiniz.” Buyurdu. Sonra kumandanlarına “benimle safa tepesinde buluşursunuz” dedi. Zübeyr bin Avvam’ı muhacirlerin aşına tayin etti ve onları Mekke’ye üst taraftan Keda’dan girmesini, Halid bin Velid’i kudaa, Süleym ve diğer kabilelerin başına tayin etti, onlara da Mekke’nin alt tarafından girmelerini emretti. Sad bin Ubade’yi de Ensar birliğinin başına tayin etti. Müslüman askerler dört bir yandan aynı anda Mekke’ye girdiler. MÜTEVAZI BİR GİRİŞ, KİBİRLİ FATİH GİRİŞİ DEĞİL Rasulullah , Mekke’nin fethi günü Mekke’ye üzerinde siyah bir sarıkla ihramsız olarak girdi. Allah Teâlâ’nın, kendisine nasip ettiği fethi görünce tevazusundan dolayı başını eğmişti. Hatta çenesi nerede ise bineğinin sırtına değecek vaziyetteydi. Mekke’ye Fetih suresini okuyarak girdi. Fetih nimetini, günahların bağışlanmasını ve büyük bir zaferin ihsanını hissederek Mekke’ye girdi. Mekke’ye Fatih olarak girdiğinde –ki orası Arap yarımadasının kalbi, dini ve siyasi yönden merkeziydi- adalet, eşitlik ve tevazu ilkelerini orada yükseltti ve terkisine Üsame bin zeyd’i aldı. O, Rasulullah ’in azatlı kölesinin oğlu idi. Haşimoğullarından birinin oğlunu ya da Kureyş’in eşrafından birinin oğlunu –ki onlar hayli kalabalıktı- almadı. Bu, hicret’in sekizinci yılında Ramazan’ın yirminci gününün sabahında Cuma günü olmuştu.GENEL AF İLANI Rasulullah ’e ve Müslümanlara karşı olmadık işkenceleri reva görmelerine rağmen Mekke halkı toptan affedildi. Müslümanlara onları toptan yok edebilirdi, buna kadirdiler. Mekkeliler Kâbe’nin avlusunda toplanmışlar, Rasulullah ’in kendileri hakkında vereceği hükmü bekliyorlardı. Rasulullah onlara, “şimdi, hakkınızda benim ne yapacağımı düşünüyorsunuz?” diye sordu.Onlar, “Biz, senin hayır ve iyilik yapacağını düşünüyoruz. Sen, kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin, kerem ve iyilik sahibi bir kardeşin oğlusun.” Dediler. Bunun üzerine Rasulullah , “bugün size hiçbir başa kakma ve ayıplama yoktur. Allah sizi yargılasın.” buyurdu. Ancak bazı kişileri bu affın dışında tuttu. Hafız İbni Hacer “Feth” adlı eserinde şöyle diyor: “ Abduluzza Bin Hatal, Abdullah Bin Sa’d Bin Ebi Serh, İkrime Bin Ebi Cehl, Huveyris Bin Nükayd, Mikyas Bin Subabe, Hebbar Bin Esved, İbni Hatal’ın iki şarkıcı cariyesi Fetena ve Kureybe –ki bunlar Rasulullah ’i hicvederek şarkı söylüyorlardı-, Abdulmuttaliboğullarının azatlısı Sare idi. Ebu Ma’şer bu listeye Haris Bin Tulatil el-Huzai’yi eklemiş; Hâkim de Ka’b bin Zübeyr, Vahşi bin Harb ve Hind binti Ukbe’yi eklemiştir.Fethin ertesi günü Resulullah ’in müttefiklerinden Huzaalıların Hüzeyl’e mensup birini öldürdükleri haberi Rasulullah ’e ulaşmış, Rasulullah ’de buna çok kızmıştı. Kalktı bir hutbe irad etti. Şöyle dedi;Ey insanlar, şüphesiz ki Allah, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Mekke’yi haram kılmıştır. Kıyamet gününe kadar da haramlardan bir haramdır. Allah ve ahret gününe iman eden bir kişi için orada kan dökmek veya bir ağacı kesmek helal olmaz. Benden önce hiçbir kimseye helal olmadığı gibi benden sonra gelen hiçbir kimseye de helal olmaz. Benim için de sadece işte bu saat helal oldu. Bu da Mekkelilere bir gazap olarak böyle oldu. Dikkat ediniz. Dün gibi, eski haramlığı tekrar yerine gelmiştir. Sizden burada hazır bulunan kişi, hazır bulunmayana bunu tebliğ etsin. Size, ‘Allah’ın Resulü Mekke’de savaşmıştır’ diyen kimselere deyin ki, şüphesiz Allah orayı Resulü için helal kılmıştır. Sizin için ise helal kılmamıştır.” Fetih bütün yönleriyle tamamlanmış, Kabe putlardan ve heykellerden temizlenmişti. Bunun için Peygamberimiz Safa tepesi üzerinde Yüce Allah’a dua ediyordu. Ensardan bazıları “peygamber artık vatanına kavuştu, aşireti ile görüştü, hiç bundan sonra dönüp de bizim beldemize gider mi ?”diye de endişe etmeye başladılar. Bu endişeyi Cebrail (as) peygamberimize bildirdi. Rasulullah Safa tepesinde duasını bitirdikten sonra ensara dönerek “ Ey Ensar topluluğu! Ben Allah’ın kulu ve resulüyüm. Sizin beldenize hicret ettim. Hayatım da ölümüm de sizin yanınızda olacaktır” buyurdu. Böylece Tevhid inancının kalbi olan Kâbe putlardan, dünya kurulduğundan beri Harem bölgesi olan Mekke’de şirk ve küfürden arındırıldı. Tağutların tahakkümüne son verildi. İslam güneşi bir daha batmamak üzere bu kutsal beldenin üzerine doğdu. Her gün beş kere yöneldiğimiz kıble bu gün putlardan ari ama gönüllerde onlarca put taşınıyor. Şimdi sıra bunları kırmakta. |
|
|
| Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
![]() |
| Etiket |
| fethi, mekkenin |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Mekke’nin fethi | Alemdâr-ı İslâm | Önemli Gün ve Olaylar | 9 | 29.12.11 13:27 |
| Mekke'nin fethi programları | Cihad Yıldızı | DUYURULAR | 32 | 07.01.10 18:30 |
| Mekke'nin fethi | Cihad Yıldızı | GENEL EDEBİYAT | 0 | 31.12.09 07:24 |
| Mekke'nin Fethi Gecesi.. | Hizbul İslam | AGD | 2 | 31.12.08 14:03 |
| AGD'den Mekke'nin fethi kutlamaları | Selahaddin Eyyubi | AGD | 0 | 24.11.08 15:18 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|