| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 189 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE » Mustafa Kurdaş »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12.01.12, 14:32   #1
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Exclamation 40. yılında bir ulu çınar!



40. yılında bir ulu çınar!


Bugün 12 Ocak. 40'ıncı şeref yılımızın besmelesini çektiğimiz gün.
14.110'uncu nüshamızla "Hak geldi, batıl zail oldu" diyoruz bugün.
Böylesine büyük bir lütuf için Cenab-ı Allah'a ne kadar hamd etsek azdır.
İnşallah nice 40 yıllar daha bu şerefi omuzlamak bütün Milli Gazete ailesine nasip olur.
Gazeteler için 'büyüklük' tanımı genellikle tirajla orantılı yapılıyor. Elbette çok satıyor olmak bir gazete için olmazsa olmazdır. Evet nicel anlamda bir ölçüdür tiraj. Zira gazetelerin can damarıdır, hayat kaynağıdır çok satıyor olmak.

Fakat hakikatte büyüklük; ilk günkü besmeleye sadık kalmak, sahip çıkabilmektir! Santim sapmamaktır büyüklük; yürüdüğün hak davada.
Geride bıraktığımız 39 yıl boyunca köprülerin altından çok sular aktı. Nice darbeler, nice süreçler yaşandı. Nice hükümetler geldi geçti. Kim bilir kaç hükümet kuruldu kaç hükümet yıkıldı. Yıllar aktı, akan yıllarda iktidar koltukları sürekli el değiştirdi. Nice yeni gazeteler çıktı. Niceleri de kapandı. Nice gazete kim bilir kaç kez patron değiştirdi. Nice gazetenin yayın politikaları zamane iktidarlarına, zamane dengelerine göre kalıptan kalıba girdi. Girilen her kalıp gömlekler çıkarttı, yeni gömlekler giydirdi çoğu gazeteye. İzler birbirine karıştı, duruşlar yerle bir oldu. Herşey, herkes değişti; ama Milli Gazete ne manşetlerini sattı, ne de kalemini kırdı.
Diz çökmedi, ram eylemedi, reelpolitik zikzaklara hiç düşmedi Milli Gazete. Her şartta sözüne, mesajına sadık kalabilmek değil midir büyüklük!

Tarih tekerrür eder deyip susmadık hiçbir zaman. Hatalar tekerrür etmesin diye çırpındık sadece. Duruşumuz kişilere karşı olmadı asla! Şahsi ve nefsi hiçbir kavganın içerisine düşmedik. Ne ihale peşinde olduk, ne de rant. İkaz ettik, yol gösterdik sadece. Yanlışlarla savaştık; batıla karşı durduk hep. Şiarımız nasihat oldu, hakkı tutup kaldırmak oldu. Büyüklük, hakkı tutup kaldırmakta değil midir zaten!
Ulu bir çınarın fırtınayla olan savaşında fırtına o ulu çınarı topraktan sökemiyorsa eğer bunun nedeni fırtınanın güçsüzlüğü değil; o ulu çınarın toprağa olan sevdasıdır. Fırtınalara, kasırgalara, süreçlere, konjönktürlere rağmen 40'ıncı yılına ilk günkü besmelesiyle girebiliyorsa eğer Milli Gazete, bunun nedeni kasırgaların güçsüzlüğü değil, Milli Gazete'nin "Hak geldi, batıl zail oldu" düsturuna olan aşkının gücüdür. Milli Görüş'e sevdadır 40'ıncı yılı ilk günkü inanç, azim ve heyecanla adımlamaya başlamak.
Geride bıraktığımız 39 yıl boyunca kasırgalara, bütün zorluklara rağmen Müslümanca duruşa sahip çıkan Milli Gazete'mizin yönetim ve idari kadrolarında bulunmuş, yazı işlerimizde görev yapmış istisnasız bütün ağabeylerime; yazılarıyla gücümüze güç katmış bütün yazarlarımıza ve halen görev yapmakta olan bütün arkadaşlarımıza gazetemiz ailesi adına şükranlarımızı sunmayı bir borç biliriz. Rahmeti Rahman'a kavuşmuş olan çok değerli Milli Gazete yöneticilerine, yazarlarına, emektarlarına ve gönüldaşlarına bu vesileyle bir kez daha dua ediyoruz. Allah (c.c) onları Hakka hizmet edenlerle birlikte, şehitlerle birlikte haşreylesin, onlara rahmet eylesin.
40'ıncı yılımıza ilk adımlarımızı atarken özellikle de Muhtarem Erbakan Hocamız'ı rahmetle anıyoruz. 39 yıl boyunca Erbakan Hocamızla birlikte yürüyen Milli Gazete için O'nun yokluğu en büyük zorluk. Biliyoruz ki, Milli Gazete Erbakan Hocamızın bu camiaya bıraktığı en mühim mirastır. Çünkü Milli Gazete ve duruşu Erbakan Hoca'nın eseridir. Biliyoruz ki, Milli Gazete O'nun bu millete, bu ümmete hediyesidir. O'nu tanıyan herkesin bildiği bir gerçek var ki, Milli Gazete'ye en büyük değeri, en büyük önemi O veriyordu. "Erbakan Hocamızı seviyorum" diyen herkesin gazetemize O'nun gibi sahip çıkacağına inancımız tamdır. Çünkü Milli Gazete O'nun penceresi, O'nun duruşu, O'nun bakışı ve O'nun kokusudur.
Ve Allah (c.c)'ın izniyle Milli Gazete, Erbakan'ca duruşunu, Müslümanca bakışını ilelebet sürdürecektir.

40'ıncı yıl adımımız camiamıza hayırlı olsun.
Daha güçlü bir Milli Gazete için seferber olunması temennisi ile...
Cenab-ı Allah yar ve yardımcımız olsun.
Tevfik Allah (c.c)'tandır.
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Durr-û Meknûn (13.01.12), hakyol (12.01.12), Şems (12.01.12)
Alt 12.01.12, 14:37   #2
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart


Kırk yıl Nice kırk yıllara


Millî Gazete kırkıncı yılını idrak ediyor. Bu, bir ömür. Az bir zaman değil. Türkiye'de köklü bir düşüncenin temsilcisi. Siyasal dalgalanmalara kapılmayan bir milletin düşüncesini temsil eden gazete sayısı azdır. Hemen hiç yok gibidir. Hem İslâm düşüncesiyle özdeşleşecek, hem o düşüncenin temsilcileriyle birlikte yol alacak. Bu, kimseye nasip olmayacak bir durum.
Bizler İmam Hatip okulunda öğrenciyken, bize en yakın olan Bizim Anadolu, Yeni Sabah, Bugün gibi gazeteleri okuyorduk. Millî Gazete çıktığı andan itibaren onu okuduk. İlk yıllarında çok güçlü bir yazı kadrosu vardı. Üstat Necip Fazıl'dan, Üstat Sezai Karakoç'a, Mustafa Yazgan'dan Hasan Aksay'a. Zamanla bu gazete bir okul oldu. Birçok gazeteci yetiştirdi. Birçok insan burada yazı deneyimi edindi, gazetenin birer yazarı oldu. Bu gazeteden yetişen teknik elemandan yazarına kadar artık kabına sığamaz oldu.
Hiçbir zaman düşüncesinden ödün vermedi. İlk gün nasıl bir istikamet üzere yola çıktıysa bugün de o istikametini sapmadan, tereddüde kapılmadan, bocalamadan yolunu sürdürüyor,
İnsanlar değişti, başka kılıklara girdiler, başka renkler edindiler. Geçmişlerini yadsıdılar. Düşmanlarıyla kol kola girdiler. Millî Gazete hiçbir zaman buna tevessül etmedi.
Bugüne kadar arzulanan anlamda bir gazetecilik yapmadı. Bu da olağandı. O çizgiye varabilmesi için kendisinden ödün vermesi gerekirdi. Çıkarlarını gözetebilir, kimi çevre ve güçlerin arzularına uygun gazetecilik yapabilir ve bundan ötürü de büyük destek alabilirdi. Onu da yapmadı.
Türkiye siyasasına bu milletin temsilcisi olarak sorumluluk alan Milli Görüş düşünce hareketinin sesi olmayı, dolayısıyla milletin sesi olmayı hedefledi. Bu, başkalarının gazetecilik anlamında düşündükleri çizgiye ulaşmada zorlandı, hatta ulaşamadı. Ama bu, onu küçültmedi, daha da büyüttü. Önemli olan kişiliktir. Önemli olan insanın kendi karakterinden ve özünden ödün vermemesidir. Millî Gazete bunu hakkıyla yerine getirdi getiriyor.

Bir okuru olarak başlamak, ondan sonra da yazarı olmak bu gazeteye özgü bir durum. Millî Gazete çıktığı ilk günden beri, zayıf olsun, yetersiz olsun -öyle düşünülse bile- hiçbir zaman ondan vazgeçmedim. Öğrencilik yıllarımda harçlıksız olduğum zamanlar bile bırakmadım. Tatillerde köyüme gittiğimde, köy şoförünü tembihledim, her gün gazeteme kavuştum. Kente yerleştiğimden beri de hemen hiçbir gün ondan mahrum kalmadım. Bu benim için hem bir görev hem de bir tutku oldu.
Doğru bir haber, bir yorum, bir köşe yazısı bile benim için yeterlidir her zaman.
Elbette çok iyi bir gazetecilik yapma hakkı var. Bu, bu düşünceye ve davaya gönül vermiş olan herkesin bir dileği ve temennisi. Bu temenniyle yetinilemez. Sorumluluk duygusu olan herkes bu gazeteyi almak, okumak ve okutmak zorunda. Hele hele şu zamanda.
Eski İslâmcıların muhafazakâr ve Amerikancı olduğu bir zamanda. En radikallerin bile bütün geçmişlerini bir kalemde silip çıkarları uğruna ve küçük hesaplar uğruna iktidarın yanında yer aldığı ve yamandığı bir zamanda.

İktidarı Amerikancı, İslâmcısı Amerikancı, Türkçüsü Amerikancı, Kürtçüsü Amerikancı, solcusu Amerikancı olduğu böyle karmaşık bir zamanda. Siz bakmayın bugün solcular ile devleti yöneten şu sıralar Ergenekoncu diye yargılananların feveranlarına, onlar da iyi birer Amerikancıydı. Bir tek Millî Görüş ve Millî Gazete bu dalgaya kapılanmadı. Elbette geçmişte bizi düşünce olarak besleyen Üstat Necip Fazıl, bugün hayatta olan Üstat Sezai Karakoç bu anlamda ön önemli dayanaklarımız. Onlarla birlikte İslâm düşüncesi hiçbir zaman ana doğrultudan sapmadılar.
Hem Müslüman olmak, hem Amerikancı olmak bir çelişki, hem Müslüman olmak, hem seküler olmak bir çelişki. Hem Müslümanlar adına kavga vermek hem Amerikancılarla kol kola olmak bir çelişki ve tutarsızlık.

Millî Gazete yayıma başladığı ilk günden itibaren çizgisinden asla sapmayan, bu yolda mücadele eden tek gazete. Hiçbir zaman iktidarların ve çıkar odaklarının yanında yer almayan ilkeli bir gazete ve gazetecilik.
Nice kırk yıllara diyoruz.
Kırk bin bir kere maşallah diyoruz. Allah uzun ve sağlıklı ömürler ihsan etsin

__________________
.
Ali Haydar Haksal-Milli Gazete
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür edenler:
Durr-û Meknûn (13.01.12)
Alt 12.01.12, 14:41   #3
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart Milli Gazete ile 40 yıl


Milli Gazete ile 40 yıl



12 Ocak 1972'de yayın hayatına başlayan Milli Gazete, 40 yılını yüz akıyla tamamlamış ve 41. hizmet yılına başlamış bulunmaktadır. Milli Gazete bu süre içinde doğru haberin adresi olmuş, mazlum ve mağdurların gür sesi olma anlayışıyla yayın yapmıştır. Son yüzyılın en hakkı yenilmiş insanları durumundaki müslümanların yanında yer almıştır. Şer odaklarına boyun eğmemiş, milletimizin değerlerine aykırı reklam ve ilanlardan uzak durmuştur. Hiç zikzag yapmamış, 40 senedir çizgisinde sağlam bir duruş ortaya koymuştur. Özgürlük ve dirilişin kapılarını aralamış, bu konuda hiç bir baskıya boyun eğmemiştir. Bu yüzden, Milli Gazete'nin asıl sahibi halktır, milletimizdir. Milli Gazete bir okuldur ve bu okuldan yüz binlerce insan yetişmiştir. Şahsen ben 40 senedir Milli Gazete'den çok şey öğrendim.
Milli Gazete, 40 yıllık mücadelesini, milletimizin değerlerine büyük ölçüde yabancılaşmış bir medya anlayışının hakim olduğu bir atmosferde vermiştir. İfsat edici medya görüntüsünün ülkemizi kasıp kavurduğu bir ortamda verilen bu onurlu mücadeleyi ne kadar takdir etsek azdır.

***
Günümüz medyasının durumunu ortaya koyması açısından iki örnek vermek istiyorum: Önce, yarım asrını medya sektörüne vermiş bulunan duayen gazetecilerden Mehmet Şevket Eygi'nin şu sözlerine kulak verelim: "Büyük medyada geçerli olan unsurlar ve değerler şunlar: Bol miktarda kalitesiz heyecan. Merak, kavga, gürültü, polemik. Dedi kodu. Raiting ve tiraj. Seks, fuhuş, çıplaklık ve müstehcenlik. Medyamız hep neticelerden bahsediyor, sebeplere inmiyor." (Milli Gazete, 14. 10. 2011)
Bekir Coşkun da, uzun süre hizmet verdiği medyada yaşadıklarından duyduğu üzüntüyü şu sözlerle anlatıyor: "Türk medyasını anlamak zordur. Burada dürüst olunmaz... Mertlik, açık sözlülük suçtur... İki yüzlülük, herkese şirin görünmek, döneklik para eder de, yalakaları başlarına taç yaparlar." (Hürriyet, 12. 6. 2009)İşte, bu medya anlayışı halk ve gençliği değerlerinden uzaklaştırmış, yabancılar karşısında aşağılık kompleksi oluşturmuştur. Yalan yanlış bilgilerle zihinler işgal edilmiştir. Yeni nesiller zevk ve eğlencenin kölesi haline getirilmiştir.

***
Ülkesini seven, geleceğin sorumluluğunu hisseden seçkin insanlar baştan beri değerlerimizi dikkate alarak yayın yapan Milli Gazete'ye en büyük desteği vermişlerdir. Milli Görüş'ün muhterem lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan, yeri, geldikçe "Müsbet medyanın öncüsü Milli Gazete'dir" ifadesini kullanırdı.
Müderris ve Hattat Erzurumlu merhum Mustafa Efendi vardı. Medine'de ikamet ederdi. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhittin Yıldırım Hoca, onu Medine'deki öğrenciliği yıllarından çok iyi tanıyordu. Bir konuşmasında şunları anlatmıştı: "Hattat Mustafa Efendi, Milli Gazete'yi düzenli olarak takip eder, 'Bugünün evliyası Milli Gazete okuyan insandır' derdi."
Maneviyat öncülerinden Sultan Baba olarak tanınan İhsan Tamgüney Hoca da, Zeytinburnu'nda bakkallık yaptığı günlerde müşterilerine şu teklifi yapardı: "Evladım! Bir Milli Gazete, bir de sabun alır mısın? Milli Gazete insanın kalbini ve ruhunu temizler, sabun ise bedenin maddi kirlerini."

***
Milli Gazete akademik tezlere de konu olmuştur. Alman akademisyen Dr. Ester Debus; Freiburg, Münih, Bamberg üniversitelerinde Şarkiyat (Türkoloji ve İslam Bilimi) öğrenimi görmüş, Milli Gazete'yi Yüksek Lisans Tezi olarak araştırmıştı. Milli Gazete ile ilgili olarak şu ifadeleri kullanır: "Tirajı, onun pek de yaygın olmayan bir gazete olduğunu düşündürse de, oluşturduğu etki, satış rakamlarının ortaya koyduğundan daha güçlüdür. İslam'ın Türkiye ve yurt dışında kaydettiği ilerlemeleri ve Emperyalizm tarafından ezilen müslümanların mücadelesini takip eder."

***
Dost, düşman herkes bilmektedir ki, Milli Gazete ifsadı önlemek amacıyla yayın yapmaktadır. Yayın hayatına başladığından bu yana şekil ve muhtevası kademeli olarak gelişmiştir. Mustafa Kurdaş Bey'in Genel Yayın Yönetmeliği'nde yepyeni bir mizampaj ve tasarımla çıkmaya başlamış, daha güzele ulaşabileceğinin işaretlerini vermiştir. Aynı zamanda Medya ve İletişim Derneği (MEDYADER) Genel Başkanı olan Kurdaş, "Basının pusulası olacak" anlayışıyla mücadelesini sürdürmektedir. Sayın Kurdaş, bir konuşmasında basın yoluyla yapılan tahribat ve Milli Gazete'nin konumu ile ilgili olarak şunları anlatmıştı: "Küreselleşmede en büyük tehdit, fikriyatımızın, düşünce iklimimizin ve reflekslerimizin de elimizden alınmasıdır. Bu, medya eliyle yapılmaktadır. Milli Gazete bu süreçte, yine üzerine düşeni fonksiyonel bir şekilde yerine getirmektedir. Milli Gazete penceresini kapatan kendisine gerçekleri de kapatmış olacaktır." (23. 9. 2011)
Milli Gazete'nin 40 yıldır gelişerek devam eden hizmeti ve sağlam duruşu ortadadır. Bu yüzden, Milli Gazete okuyucusu olmak bir ayrıcalıktır. Sağlıklı haber almak, hayatı tabii haliyle ve sansürsüz tanımaktır. Onun için, Milli Gazete hakikat sevdalılarının soluk borusu durumundadır. Nice 40 yıllara diyerek başarısının devamını niyaz ediyorum.

__________________
Şakir Tarım-Milli Gazete
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür edenler:
Durr-û Meknûn (13.01.12)
Alt 12.01.12, 14:43   #4
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart Ömrünün yarısı, ömrümün yarısı

Ömrünün yarısı, ömrümün yarısı


40 yıl dile kolay. İnsanlık için kısa, insan ömrü için hatırı sayılır bir zaman. Müspet medya denilince ilk akla gelen, bir kısım medya yaftalarına maruz kalmadan yoluna devam eden; itilip kakılan hatta hor görülen bir gazete.
1973 yılında devrin şartlarına göre oldukça sıkıntılı bir biçimde yayın hayatına başlayan Milli Gazete, geçen zaman içerisinde üzerine düşen misyonu yerine getirmek adına yılmadan mücadele etti. Zaman zaman kapatılsa da o doğru bildiğinden, olması gerekenden ödün vermedi.
Şimdi artık 40 yaşında. Gençlik dönemini atlatan, olgunluk yılları merdiveninin basamaklarını ağır ağır çıkmaya başlamış, ne yaptığının farkına daha bir varmış halde.

Hitap ettiği kesimin duygu ve düşüncelerini mürekkebi dillendirerek kağıda aktaran, hislere tercüman olan bir gazete. Davası uğruna, idealleri doğrultusunda her türlü eleştiriye eyvallah diyen, kendisine destek olduğunu söyleyip de köstek olanları da hoş gören ama mutlaka aklının bir ucunda tutan bir gazete.
1.5 milyarlık İslam aleminin yükünü yüklenen, dinin önderliğini yıllarca yapmış Osmanlı'nın torunlarına tüm dünyadaki müslümanlardan haber ulaştıran; onlara da burayı unutturmayan bir gazete.

İsrail denen habis urun, siyonizm denen meşum zihniyetin dünyaya varlığını ve anlamını bıkmadan anlatan ve artık yeni doğmuş bebenin bile farkına varmasına sebep olan bir gazete.
Taklit edilerek gücü zayıflatılmaya çalışılsa da o yine de doğru olandan yana tavrını net biçimde ortaya koyarak, en çok da sevdiklerinden gelen ya tamam da artık bazı şeylerden de vaz geçin eleştirilerine üzülen bir gazete.

Kendisinin iyiliğini istediğini söyleyip de hançeri saplamak için sırtını dönmesini bekleyenlere inat sevecenliğinden ödün vermeyen, her attığı adımın nereye gideceğini hesap edip hem kendini hem de sevdiklerini koruyan bir gazete. İşte böyle bir gazete Milli Gazete. Ömrünün yarısına ömrümün yarısını verdiğim, sevdadan öte bir tutkunun adı oldu benim için Milli Gazete adı. 1992'de Topkapı'daki tesislerine ilk geldiğim öğrencilik yıllarımda hayalini kurduğum, geldikten sonra ise hülyalara daldığım bir müessese. Arşiv'de staja başladığım zaman anladım nasıl devasa bir kütlesi olduğunu. 1 numaralı resim dosyanın sahibi olan Erbakan'ın (Allah rahmet eylesin) nasıl bir büyüklük olduğunu ancak o zaman kavrayabildim.
Fasılalı da olsa 20 yılım geçti burada. Zaman zaman üzüldüm, hatta haddim olmadan kırgın bile kaldım ama kırmadım üzmedim onu ve hep sevdim.Rabbim yolu üzerinde yürüyenlerden ayırmasın beni, bizleri. Emeği geçen herkesten razı olsun. Ölenlere rahmet, kalanlara sağlık, sıhhat, afiyetler versin...
Amin... Amin... Amin...

__________________
Mustafa Yıldırım-Milli Gazete
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür edenler:
Durr-û Meknûn (13.01.12)
Alt 12.01.12, 14:54   #5
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart Dile kolay, 40 yıl!

Dile kolay, 40 yıl!


Fatih'te kaldığım dönemler... Fatih Camii'nin avlusunun girişinde gazete satan bir "amca" vardı. Gözleri az görüyordu. Koltuk altında tuttuğu bir tutam gazeteyi müşterisine sunmak için, "Milli, Milli!" diye seslenirdi.
30 yıldır tanıdığım Mustafa amca, yine aynı noktada gazetesini satmaya devam ediyor. Yaşı hayli ilerlemiş ama ne gam! Gidin, görün. Yine aynı azim ve kararlılıkla "Milli, Milli!" diye seslendiğini duyacaksınız.
Milli Gazete'nin ilk sayısından bugüne kadar Mustafa amca gazetesini satmaya devam ediyor, edecek de!
Halbuki kırk yılda neler oldu neler değişti?
prünün altından çook sular geçti. Dile kolay; 40 yıl!
"Kırk" kere maşallah!
***
Hamaseti sevmem. Hamasi konuşmalar beni hep irrite eder. Çünkü hamaset yapanların ruh hallerinde bir ezilmişlik duygusu sezerim. Hatta, kimi zaman ironik gelir bana.
28 yılı aşkın basın camiasında dirsek çürüttüm. Kimi dergide çizgilerle, kimi zaman çeşitli gazetelerde, teknik destekte bulundum.
Kimi gazetenin doğuşuna tanık oldum, kimi dergilerin...
Burunları bir karış havada patronculuk taslayan gazete sahiplerinin, çatır çatır batışlarına tanık oldum.
***
Dün Bab-ı Ali vardı. Bugün medya gerçeği... Daracık sokakta, daracık odalarda, birbirine yaslanan işhanları yok artık. Bab-ı Ali günlerini biz yaşamadık. Ama dönüşümü yaşadık. Koskoca kamera servisinde adım atarak başladığım gazetecilik serüvenimi hatırlıyorum. Bir yandan da kas gücüyle yazmaya çalıştığım on parmak daktilonun yerini, şimdi bilgisayar klavyesi almış... Hafif dokunduğumda hemen ekrana gelen yazıları anında tashih edecek kadar teknolojinin gelişeceğini hayal bile edemezdim.
Teleks şıkırtıları, bitmek bilmeyen telefon zilleri, mavi cetvelli pikaj kartonları, mürettip kurşunları, mazot ve yağlı muşamba kokuları... İtişme, kakışma ve kahkahaları yaşadık hep... Ve yavaş yavaş yaşanan dönüşümü... Sonra... unutulan kahkahalar, telaşlar... Geriye kalan ölüm sessizliğine bürünen koridorlar... Bilgisayar başında herkes kendi dünyasını yaşıyor artık.
Teknolojinin bu kadar gelişeceğini, hayatımızın en mahrem duygularını bile paylaşacağını kim söyleyebilirdi ki? Düşünün, internet hayal dünyamızda bile yoktu.
Şimdi beyinlerde kargaşa var. İnternet sitelerine mahkum gazete sayfaları...
Sırf internette sözü edilsin diye polemik yazan yazarları görünce, "polemiğin bile tadı kaçtı" diyor insan. Ya "twitt"leniyor, yahut başka sitelerde birbirlerini bombardımana tutuyorlar. Haysiyet, yerlerde...
***
Medya dönüşümü yaşadı. Dedik ya, köprünün altından çok sular aktı. Gazetecilik devri, 1980 darbesinden sonra değişmeye başladı desek yalan olmaz. Zira medya dışı faaliyetler, medya holdingleri bünyesinde gelir kaynağı elde eder oldu...
Gazetecilik can çekişirken holding bünyesinde kayırılmış ve atanmış gazeteciler boy verdi. Holdingler birden çok televizyon kanalı, radyo, dergi ve internet sitesinin sahibi olarak dönüşümü hızlandırdı.
Dönüşüm, yozlaşmayı beraberinde getirdi. Toplumun değer yargılarıyla alay eden, teknolojisini toplumun egemen güçlerine hizmet eden bir "Frankestain"e dönüştü.
***
Milli Gazete işte bu dönüşümle birlikte duruşunu bozmadı.
Bütün inananları "kardeş" bildi.
Gazeteciliği ciddiye alan bir gazete olduğu gibi, köklü bir gazetecilik geleneğini yaşatan en temel unsur; okuyucusuyla "biz" olabilmek duygusudur. Siyasi rüzgar ve fırtınalara karşı, eğip bükülmeyen iradesiyle yerinden asla kıpırdamamış. Duruşu, tavrı ve kendine has üslubuyla basında hep "özel" bir yere sahip olmuş, milli ve manevi değerlere önem vermiş... Hiçbir zaman inanan insanları ötekileştirmemiş, hep öncelemiş... 28 Şubat'ta psikolojik harekata karşı hiçbir zaman "eksen kayması" yaşamamış... Yayın hayatına atıldığından beridir hep haysiyet mücadelesi vererek bu günlere kadar gelmiş.
Asla, "ahlaksızlığa" prim vermemiş. Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövmemiş... Dememiz o ki: Türkiye'de egemen güçler tarafından ısrarla "sakıncalı" diye yaftalanan Milli Gazete, bugüne kadar çok sayıda araştırma, makale ve tezlere konu edinildi. Hakkında öylesine çok yazı yazıldı ki... Ama asla çizgisini bozmadan, etkisini yitirmeden, gücünü korumuş. Zira, etkisi trajının kat kat üstünde.
***
Eğer İstanbul'da iseniz... Fatih Camiine yolunuz düşerse...
Mustafa amca orada ve "Milli, Milli" diye sesleniyorsa... Gazetenizi almaya devam edin!
Nice 40 yıllara

________________

Davut Şahin-Milli Gazete

araştırmacı yazar
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür edenler:
Durr-û Meknûn (13.01.12)
Alt 12.01.12, 15:01   #6
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart Benim için çok özel bir gün


Abdülkadir Özkan

Benim için çok özel bir gün


Bugün Milli Gazete'nin yayın hayatına başladığı gün. Geriye dönüp baktığımızda 39 yılı geride bırakmış, bugün itibariyle 40'ınca yıldan gün almış bulunuyor. İnsan hayatı düşünüldüğünde 40 yıl uzun sayılabilir. Hele birde Milli Gazete'den söz ediyorsanız toplumda fikri dönüşümü başlatmış, siyasi hayatta bir taktım temel değerlendirmelerde ezber bozmuş ise sanıyorum bu 39 yılın önemi çok daha net bir şekilde anlaşılır.
Milli Gazete'nin ilk sayısını alıp okuyanlardanım. Ankara'da gazeteciliğe başlamamın 4. yılındaydı. Bu bakımdan o günlerde Siyonizme karşı oluşu ve İslami hassasiyeti sebebiyle yayın çizgisini beğendiğim ve okuyucusu olduğum bir gazeteydi. Ancak, özellikli siyasi bakımdan farklı noktalardaydık. Zaman geçti birgün bir tesadüf beni Milli Gazete'nin elemanı yaptı. Tarih 20 Ağustos 1974'dü... Yani Milli Gazete yayın hayatına başlayalı 1.5 yıl olmuştu. Bir dost ziyareti sebebiyle Milli Gazete'nin Ankara Bürosu'na gelmiştim. Bir süre sonra büroya Hasan Aksay ağabey geldi. Milli Gazete'nin Ankara Temsilcisi Abdullah Lelik bizi tanıştırdı. Bir süre sohbetin ardından Hasan Aksay ağabey, Erbakan Hoca'nın bir haftalık Doğu ve Güneydoğu seyahati olacağını, gazete adına takip edip edemeyeceğimi sordu. O günlerde aylık Hilal Dergisi'nin editörlüğünü yapıyordum. Çıkacak sayının malzeme ve planlarını matbaaya teslim etmiş basımını bekliyordum. Hasan Ağabey'in teklifini hemen kabul ettim. Çünkü, meslek hayatımda hangi noktada bulunursam bulunayım muhabirliği çok sevmişimdir. Benim için gazetecilik demek muhabirlik demekti.
O tarih'te CHP-MSP koalisyonu işbaşındaydı ve Erbakan Hoca Başbakan yardımcısıydı. Bu sıfatla önce Muş'a gidecek buradaki bir toplantının ardından ertesi gün Malazgirt Zaferinin yıldönümü törenlerine katılacaktı. Bu bir haftalık program içinde şimdi hatırladığım kadarıyla Bitlis, Tatvan, Van ve Hakkari vardı. Bu bir hafta boyunca haberlerim Milli Gazete'nin manşetinde çıktı. Ayrıca yazdığım gezi notları da haberle birlikte birinci sayfada yer aldı. Sanıyorum ertesi gündü Hasan Aksay ağabeyle gazetenin Ankara bürosunda tekrar bir araya geldik ve bana gazetede çalışıp çalışmayacağımı sordu. Benim açımdan bir sakınca yoktu ama o sıralarda siyasi düşüncem Milli Gazete'nin temsil ettiği düşünceye ters düşüyordu. Bunu söyledim. Hasan ağabeyin verdiği cevap beni Milli Gazete'nin elemanı yaptı.
Hemen belirteyim ki Milli Gazete'de çalışmaya başlamam ve özellikle de Rahmetli Erbakan Hocamı yakından tanımam bende kısa zamanda ciddi bir siyasi ve fikri dönüşüme yol açtı. Çünkü, ilk görevim bir haftalık geziyi izlemek olmuş ardından da Başbakanlık'ta görevlendirilmiştim. Başbakanlıkta görevlendirilmek demek hergün Erbakan Hocam ile makamında bir araya gelmek, O'nu aracısız bir şekilde doğrudan tanımak demekti. Böyle bir yakınlığın bende oluşturduğu değişikliği sanıyorum ilk fark eden Hasan Karakaya kardeşim olmuştu.
Bunların Milli Gazete'nin yayın hayatına başlayış yıldönümü ile ne ilgisi var diye aklınıza bir soru gelebilir. Şunun için var. İlk doğumum 70 yıl önceye dayanırken fikri bakımdan yeniden doğuşum
Milli Gazete ile başlar. Kısacası bugün Milli Gazete'nin yayın hayatına başlayışının 40 yıldönümü benim ise ikinci doğumumun 39'uncu yıldönümü.
Elbette Milli Gazete sadece bende bir takım fikri ve siyasi dönüşüme sebep olmamış, binlerce insan Milli Gazete ve Milli Görüş hareketi ile yeni bir ufuk kazanmıştır. Bu bile Milli Gazete'nin önemini ve fonksiyonunu anlamaya yetmez mi?
Bunun yanında Milli Gazete aynı zamanda bir mektup görevi yapmıştır. Bugün gerek emekli olmuş gerek fiilen çalışan yüzlerce gazetecinin ilk okulu Milli Gazete olmuştur.
Bu bakımdan bu gazetede kurulduğu günden bugüne kadar emeği geçenlere teşekkür ediyor, ebedi hayata intikal etmiş olanlara Allah'tan rahmet diliyorum.
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür edenler:
Durr-û Meknûn (13.01.12)
Cevapla

Etiket
bir, Çınar, ulu, yılında

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Meksika Devriminin 100. Yılında Kara Kalem SERBEST KÜRSÜ 0 22.11.10 17:21
Çınar Koleji el-Kevserî Liseler 0 12.09.09 12:35
Bir çınar devrildi Adige Abzakh M.Şevket Eygi 0 20.07.09 10:13
Fethin 556.yılında istanbuldaydık evlad-ı fatihan RESİMLER 0 31.05.09 19:49
Koca Çınar Yaşlı Adam... Muhammed GENEL EDEBİYAT 0 17.04.09 22:33

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:13 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.