|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 191 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
Yer : Bosna Hersek.. Tarih : Temmuz 1995.. Konu : Insanlığın en büyük vahşetlerinden biri... ...SREBRENICA KATLIAMI...
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak Konu Isti'sam tarafından (11.07.09 Saat 00:52 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz: | Abdülhamit (11.07.09), Adige Abzakh (11.07.09), Alemdâr-ı İslâm (11.07.09), Lâ (11.07.09), nuveyba (11.07.09), Seida (11.07.09), Sükut-u Leyl (11.07.09), yusufsunetci (14.07.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
BOSNA SAVAŞI Yakın tarihimizin en karanlık sayfalarından birini teşkil eden Bosna Savaşı (1992-1995) esnasında Uluslar arası Kızılhaç Örgütü verilerine göre Bosna Hersek’te 312.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu kayıpların 200.000 kadarı Boşnak halkına ait olup bu halk dünyanın gözü önünde sistematik bir soykırıma tabi tutulmuştur. SREBRENICA SOYKIRIMI Srebrenica, Bosna Hersek’in doğusunda Sırbistan sınırına 10 km. uzaklıkta bir Müslüman Boşnak kentidir. İsmini gümüş anlamına gelen srebren kelimesinden alan kent, tarih boyu başta gümüş olmak üzere değerli maden rezervleriyle ve şifalı sularıyla ünlü bir kenttir. Romalılar zamanında kent, ‘gümüş ocağı’ anlamında Angentaria olarak biliniyordu. Barış zamanında halk geçimini turizm, madencilik ve tekstil sanayinden sağlıyordu. Şu anda nüfusunun çoğunluğunu Sırpların oluşturduğu Srebrenica bölgesi 1992 yılında başlayan savaş öncesi, Müslüman bölgelerden biri idi. 1990’daki Yugoslavya nüfus sayımlarına göre 36.666 nüfusluk Srebrenica bölgesi yüzde 75.2 oranında Boşnak çoğunluğa sahipken Sırplar bölgenin sadece yüzde 22.7’sini oluşturuyordu. Nisan 1992’de birkaç gün dışında, Müslümanlar, Srebrenica’da sürekli hakim durumdaydılar. Öyle ki, Srebrenica, Müslüman direnişin önde gelen bir sembolü olmuş ve Boşnakça şarkılara geçmişti. Ancak bu gerçek, 11 Temmuz 1995’te tam tersine döndü. Tarihin en karanlık günlerinden biri olan bu günde, Sırp Televizyonu, soykırımın mimarı Sırp Ordu komutanı General Ratko Mladiç’in bir tepe üzerindeki görüntülerine yer veriyordu. Mladiç Televizyon seyircilerine hitaben ‘Türklerden’ intikam alma zamanının geldiğini ve şehrin Sırp milletine bir hediye olduğunu söylüyordu. 1992 yılında Büyük Sırbistan kurma hayalindeki Sırplar, Belgrad’da Devlet Başkanı Miloseviç ve Genelkurmay Başkanı Perisiç’in desteğini alarak sözde Bosna Sırp Devleti ve Sırp Demokrat Partisi (SDS) Başkanı olan eski bir psikiyatri doktoru Radovan Karadziç ve General Ratko Miladiç öncülüğünde Bosna Hersek’te etnik arındırma çalışmalarına başladılar. Üç yıl boyunca Sırplar uluslar arası hiçbir konvansiyona kulak asmayarak insanlık dışı uygulamalarını pervasızca sergilediler. Soykırım ise savaş başladığından beri Sırpların başvurduğu yegane savaş yöntemiydi. Daha savaşın ilk evrelerinde Nisan 1992’de Srebrenica’nın hemen dışında bulunan Bratunac köyünde yaklaşık 350 Bosnalı Müslüman Sırp paramiliterleri ve özel polis güçleri tarafından ölümcül işkenceye tabi tutulmuş ve katledilmişti. Savaş süresince sürdürülen katliamlardan biri de Srebrenica’da yine Sırplar tarafından gerçekleştirildi. Bosna’nın en doğusunda, Sırbistan sınırında yer alan Srebrenica, tıpkı Gorajde ve Jepa gibi kuşatılmış bölgelerden olup Bosna Sırpları için Belgrad’la aralarındaki engellerden biriydi. Çoğunlukla Müslümanların yaşadığı Bosna’nın doğu bölümü büyük oranda “temizlenmişti”; ancak çevre katliam bölgelerinden kaçıp sığınan Müslümanların toplandığı bu kasabalar direnişlerine devam ediyorlardı. Bijeljina, Brutunaç ve Zvornik gibi komşu bölgelerden kaçan on binlerce Müslüman 10.000 nüfusluk Srebrenica’ya sığınmak zorunda kalınca nüfusu 60.000’e kadar yükselmişti. Kış ayının soğuğuna rağmen insanlar sokaklarda yatıyor, açlık ve sefaletle boğuşuyordu. Miloseviç’in eski korumalarından Nasır Oriç’in kurduğu Müslüman direniş örgütü ilk yıllarda Srebrenica’yı var gücüyle savundu. Dünyanın en büyük ordularından Yugoslavya ordusunun tüm imkanlarını kullanan Sırplara karşı Müslümanlar bölgeye uygulanan ve en çok kendilerinin zarar gördüğü ambargodan ötürü hafif silahlarla ve az sayıda mermi ile karşı koymaya çalışıyordu. 1993 yılında Srebrenica’nın etrafındaki çember gittikçe daraltılmasına rağmen gerekli önlemleri almayan BM ve NATO’nun tavrı Sırp güçleri cesaretlendiriyordu. Nihayet 16 Nisan 1993’teki olağanüstü toplantısında almış olduğu 819 ve 824 no’lu kararlarıyla BM Güvenlik Konseyi, Saraybosna, Tuzla, Jepa, Gorajde ve Bihaç ile birlikte Srebrenica’yı da güvenli bölge ilan etti. Bu kuşatılmış bölgeler evvelce Fransız General tarafından “barışın önündeki en büyük engel” olarak nitelenmişti. Bosna Savaşı’nın sonlarına doğru Müslümanların birçok cephede zafer kazandığı bir sırada öne çıkarılan Dayton Barış müzakereleriyle savaşın sona ereceğini gören Sırplar, avantaj elde etmek için iki stratejik kent olan Gorajde ve Srebrenica’yı ele geçirmek maksadıyla bütün güçleriyle bu iki kente saldırdılar ve tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birini tüm dünyanın seyirci bakışları arasında sergilediler. BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edildikten iki yıl sonra Srebrenica, 1995 yılının yaz ayında II. Dünya Savaşı’ndan sonra meydana gelen en büyük toplu katliamının kurbanı oldu.
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz: | Abdülhamit (11.07.09), Alemdâr-ı İslâm (11.07.09), Lâ (11.07.09), Medine Sevdalisi (20.07.09), nuveyba (11.07.09), Seida (11.07.09), Sükut-u Leyl (11.07.09), yusufsunetci (14.07.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
6 - 8 Temmuz 1995: Daha önce Kuzey-Bosna’daki Sırp saldırılarından kaçan binlerce sivilin sığındığı Srebrenica kenti Sırp güçleri tarafından kuşatıldı. Kente sığınan bu kalabalıklar orada bulunan 600 civarında Hollandalı barış gücü askerin koruması altında idi. Mayıs ayından itibaren kuşatma altındaki bölgede yakıt gittikçe azalıyor ve dışarıdan taze yiyecek de gelmiyordu. Sırp güçleri sabah doğru kenti tank ve top ateşiyle bombardıman etmeye başladılar. Kuşatmada Sırbistan’dan gelen ağır silahlarla saldıran Sırp askerlerini yanı sıra Arkan’a bağlı paramiliter Sırp çeteleri de yer almıştı. Bu maksatla Sırplar bölgeye 12 bin asker, 30 tank ve top ile Sam füzeleri sevk edilmişti. Müslüman Bosnalı savaşçılar barış güçlerine teslim ettikleri silahların geri verilmesini istemelerine rağmen isteklerine olumsuz cevap aldılar. Bombardımanların sıklaşması ve atılan roketlerin sığınmacıların bulunduğu merkezin ve barış gücünün gözlem yerlerinin yakınlarına kadar ulaşması sonucu Hollandalı komutan BM merkezinden yardım istedi. 9 Temmuz 1995: Sırp güçlerin bombardımanı ağırlaştırmaları sonucu, Hollanda gözlem mevzilerine saldıran ve 30 askeri rehin alıp ilerleyen Sırpların önünden binlerce sığınmacı, güneydeki kamplardan şehrin iç bölgelerine akın etmeye başladı. 10 Temmuz 1995: Hollandalı birliklerin komutanı Albay Karremans Sırpların Hollanda mevzilerini bombalaması sonucu BM’den yardım istedi. BM Yugoslavya Koruma Gücü Komutanı General Bernard Janvier başlangıçta reddetti; ancak ikinci istekten sonra kabul etmek zorunda kaldı. Uçaklar şehre ulaşmadan Sırp saldırıları geçici olarak durdu ve saldırılar ertelendi. Srebrenica’nın düşmesinden önce General Janvier, BM güçlerinin bu tepkisizliğini savunarak basın toplantısında şu açıklamayı yaptı: "Herkese bir kez daha hatırlatmak isterim ki, Bosna Hükümet Ordusu birlikleri kendilerini savunacak güce sahiptir. Hem Srebrenica’ya yönelik bir müdahale yapmamız da Boşnaklar tarafından istenmemektedir. Oradaki durum 1993’teki gibi değil. Aldığım bilgilere göre Boşnak askerler Srebrenica yolu üzerindeki Hollanda askerlerine ateş etmekte ve Srebrenica üzerinde uçan NATO uçaklarına saldırmaktadırlar. Müslümanlar bizi arzulamadığımız bir yola çekmeye çalışmaktadırlar." BM Yugoslavya Özel Temsilcisi Yashushi Akashi de: "Saldırıları Müslümanlar başlatıyor. Sonra da BM ve uluslar arası güçü yanlış kararlarına ortak etmeye çalışıyorlar." diyerek Janvier’in bu ifadelerine destek verdi. Aynı gün akşam üzeri kent merkezinde bulunan 4.000 civarında sığınmacı panik içerisinde sokaklarda koşuşturuyordu. Hollanda mevzileri etrafında büyük kalabalıklar toplanıyordu. Hollandalı komutan Sırpların ertesi gün 06.00’a kadar güvenlikli bölgeden çekilmedikleri takdirde NATO uçaklarının büyük bir hava saldırısı başlatacağını söyledi. 11 Temmuz 1995: Sırp güçleri beklenen saatte geri çekilmedi. Ancak saat 09.00’da Albay Karremans Saraybosna’daki merkezden yakın hava desteğinin yanlış biçimde istendiği yönünde bir mesaj aldı. Saat 10.30’da tekrar gönderilen dilekçe General Janvier’e ulaştı; ancak bu esnada 06.00’dan beri havada olan NATO uçakları yakıt ikmali için İtalya’ya dönmek zorunda kalmışlardı. Gün ortasında çoğunluğu kadın, çocuk ve zayıflardan müteşekkil 20.000’den fazla sığınmacı Potoçari’deki ana Hollanda üssüne kaçtılar. Saat 14.30’da hava saldırısı konusundaki kararsızlık nihayet sona erdi ve iki Hollanda F-16 uçağı Srebrenica’yı kuşatan Sırp mevzilerine iki adet bomba bıraktı. Bombalardan biri bir Sırp zırhlı taşıyıcıyı vurdu, diğeri ise bir tanka isabetsiz atış yaptı. Sırplar bu saldırılara ellerindeki Hollandalı rehineleri öldürecekleri ve sığınmacıları bombardıman edecekleri tehdidiyle karşılık verince bundan sonraki saldırılar durdu. Sırp Komutan Ratko Mladic Sırp kamera ekibiyle birlikte iki saat sonra şehre girdi. Akşam olunca Mladiç, Albay Karremans’ı yemeğe davet ederek Müslümanların canlarını garanti altına almak için silahlarını teslim etmeleri gerektiği ültimatomunu verdi. Mladiç hem Srebrenica’ya saldırıyı hem de bunu takip eden soykırımı bizzat yönetti. Amerikan istihbarat kaynaklarına göre ise emirleri bir Sırp generalden alıyordu. İlginçtir ki, Srebranica’nın düştüğü saatlerde BM Genel Sekreteri Bturos Gali Atina’da "barışa yaptığı katkılardan dolayı" Onasis Ödülü almakla meşguldü. Avrupa ise aynı saatlerde faşizme karşı zaferinin 50. yılını kutluyordu. 12 Temmuz 1995: Otobüsler kadınları ve çocukları Müslüman bölgesine taşımak üzere kente gelirken Sırplar, 12 ile 77 yaş arası bütün erkekleri "savaş suçlusu sanıkları sorguya çekmek" bahanesiyle ayırmaya başladı. Sonraki 30 saat içerisinde 23.000 dolayında kadın ve çocuk bölgeden tahliye edildi. Ayrılan yüzlerce erkek ise kamyonlara ve depolara doldurulmaya başladı. Kadın, çocuk ve yetişkin erkekten oluşan 15.000 civarında Müslüman Bosnalı grup Susnjari’de toplanarak Tuzla’ya ulaşabilmek için ormanlık bölgeye daldılar. Gece boyu Srebrenica’dan dağlar üzerinden kaçmaya çalışırken Sırplar tarafından bombardımana tutuldular. Çoğu bu ölüm yürüyüşünde ya Arkan’ın köpeklerine, ya Sırp tuzaklarına yada açlık ve susuzluğa kurban gittiler. Kaçanları yakalamak için hileli yöntemler kullanan Sırplar, kimyasal silah kullanmaktan geri durmadılar. Yola çıkanlardan pek azı bu çileli yolculuk sonunda Tuzla’ya salimen ulaşabildi. 13 Temmuz 1995: Karavica köyü yakınında bir depoda silahsız Müslümanlar şehit edilmeye başlandı. 11 ve 12 Temmuz tarihlerinde Mladiç ve adamları Brutanaç’ta Hollanda üssü yetkilileri ile görüşmeler sonucu barış gücü askerleri Hollanda üssü durumundaki Potoçari’ye sığınan 5000 Müslümanı Sırplara teslim ettiler. Buna karşılık Sırplar Nova Kasaba üssünde tutulan 14 Hollandalı askeri serbest bıraktılar. Potoçari’ye kadar gelen Mladiç televizyon kameraları karşısında kimseye bir şey yapılmayacağı ve herkesin güvenle Srebrenica dışına çıkarılacağı garantisi verdi. Gelen 60 kadar kamyon ve otobüse bindirilen erkeklere esir değişimi için Tuzla’ya gönderilecekleri söylendi. Görgü tanıklarının ifadesine göre bu sırada Hollandalı askerler bir kenara çekilip olanları izlemekten, hatta sığınmacıları Sırplara teslim etmekten başka bir şey yapmıyorlardı. İki gün süren bir katliamin ardından Kendilerine hiçbir şey yapılamayacağı garantisi verilen bu gruptan kurtulan pek kimse olmadı. 16 Temmuz 1995: Srebrenica’dan kaçıp Müslüman hakimiyetindeki bölgeye ulaşan ilk Bosnalılarla birlikte soykırım haberleri de ortaya çıktı. Görgü tanıkları inanılması güç vahşet öyküleri anlatıyorlardı. BM ile Sırplar arasındaki müzakereler neticesinde Hollandalıların geride silahlarını, yiyeceklerini ve sağlık gereçlerini bırakarak en azından Srebrenica’yı terk etmelerine izin verildi.
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak Konu Isti'sam tarafından (11.07.09 Saat 01:31 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz: | Abdülhamit (11.07.09), Adige Abzakh (06.04.12), Alemdâr-ı İslâm (11.07.09), Lâ (11.07.09), Medine Sevdalisi (20.07.09), nuveyba (11.07.09), Seida (11.07.09), Sükut-u Leyl (11.07.09) |
|
|
#4 | |||||||||
|
Derecesi :
![]() Grubu : Sistem Yöneticisi
Üye No : 95
Üyelik tarihi : 09-08-2008
Mesleği : Proje-Tasarım
Nereden : 168.1.7
Konuları : 1110
Mesajlar : 3,488
Teşekkürleri: 4,031
2,257 mesajına 8,076 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Katliama İlişkin Videolar; Videolar Güncellenmiştir.
__________________
Hani bir kelebek yakalarsın ya bakmak istersin; elini açsan kaçacak sımsıkı tutsan ölecek işte böyle birşey seni sevmek.. bir gün mutlaka...
Konu Abdülhamit tarafından (11.07.09 Saat 10:13 ) değiştirilmiştir.. |
|||||||||
|
|
|||||||||
| Bu mesaj için Abdülhamit kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz: | Adige Abzakh (06.04.12), Alemdâr-ı İslâm (11.07.09), Isti'sam (11.07.09), Lâ (11.07.09), Medine Sevdalisi (20.07.09), nuveyba (11.07.09), Seida (11.07.09), Sükut-u Leyl (11.07.09) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (11.07.09), Isti'sam (11.07.09), Lâ (11.07.09), Medine Sevdalisi (20.07.09), nuveyba (11.07.09), Seida (11.07.09) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Sistem Yöneticisi
Üye No : 95
Üyelik tarihi : 09-08-2008
Mesleği : Proje-Tasarım
Nereden : 168.1.7
Konuları : 1110
Mesajlar : 3,488
Teşekkürleri: 4,031
2,257 mesajına 8,076 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Kaynak : milligazete.com.tr “Topumuz vardı mermimiz yoktu” Topu çalarken top mermisi de almış mıydınız? Çaldığınız top ile ne yapmayı planlıyordunuz? * “Topumuz vardı mermimiz yoktu” - Aslına bakarsanız hiçbir planımız yoktu. Bu top tamamen sembolik bir şeydi. Çünkü topumuz vardı ama bir tane bile mermimiz yoktu. Sırplar bunu bilmiyorlardı. Sırplar iki üç bin dolayında polis ve çok silahımızın olduğunu düşünüyorlardı. Bu sebeple çok korkuyorlardı. Müdahale etmekten çekiniyorlardı. Srebrenitsa'daki Sırp Çetniklerin yıllar önceden başlayarak bölgede yaşayan her Boşnak erkeğin doğumunu gün ve saatiyle kayıt altına aldıkları, bu sebeple bölgedeki Müslüman erkek nüfusunu çok iyi bildiklerini duymuştum. Bu doğru mu? Ben Potoçari'de polis birliğinin komutanıydım. Bu bölgede yaşayan bir polis olarak her şeyden haberim oluyordu. Srebrenitsa'nın her bölümünde benim gibi polis birliği komutanları olduğunu düşünürsek bu çok doğrudur. Sırplar her şeyi çok önceden planlamış ve sistematik olarak bu planlarını uygulamışlardı. Ayrıca bölgedeki (Srebrenitsa) Sırplar, diğer Sırp Çetniklere bilgi sızdırıyorlardı. Bu da bizim önemli sorunlarımızdan birisiydi. Sırp saldırılarının nasıl başlamıştı? Saldırılara karşı ne tür tedbirler aldınız? İlk Sırp saldırıları Bijeljina, ardından Zvornik ve Vişegrad'da başladı. Amaçları Drina'ya kadar olan kısmı Sırbistan ile birleştirmekti. Çoğunu da başardılar. Gorajde, Zepa ve Srebrenitsa'nın önemli bir bölümünü aldılar. Bu bizim için büyük bir problem olabilirdi. Elimizdeki tüm silahları ele geçirebilirlerdi. Bunun üzerine müfettişe, Zvornik'teki Boşnaklara yardım etmek için bir organizasyon yapmayı teklif ettim. Fakat "sen sadece bir polissin, kendi işine bak" diyerek teklifimi kabul etmediler. Kafaları karışık ve ne yapacaklarını bilemez bir vaziyetteydiler. Bir gün bir emir verildi. Elimizdeki silahları Sırp, Müslüman ayırt etmeksizin herkese dağıtmamız söylendi. Fakat ben bu emri kabul edemedim. Potoçari'ye gidip Boşnaklara "yarın bir çatışma olursa kim Çetnikleri vurabilir" diye sordum. Elini kaldırana silah verdim. Ardından ateş edebilecek mi, edemeyecek mi görmek için test atışı yaptırdım. Bir süre sonra müfettiş beni çağırdı ve "silahları dağıttın mı" diye sordu. "Evet, dağıttım" dedim. Sonra bana "kime dağıttıysan getir görmek istiyorum" dedi. Müfettişin dediği gibi silah dağıttığım kişileri topladım. Bana neden geçmişinde sorun olan kişilere silah verdiğimi sorunca, benim için geçmişleri değil gelecekleri önemli dedim. Gerçekten de benim için önemli olan sadece Sırp Çetnikler saldırdığında onlara karşı direnebilecek olmalarıydı. Müfettiş benimle aynı fikirde değildi ve bana dönerek "asla bunu onaylamayacağım, imzalamayacağım" dedi. Bende Belediye Başkanı Hakiya Meholyic (Hakija Meholjıc)'i çağırdım ve bütün olan biteni ona anlattım. Böylece olay kapandı. Saldırılar başladığında Arkan ve diğer Sırp Çetnikler Srebrenitsa ve Bratunats'a (Branutac) saldırıyorlardı. Bazı zengin insanları öldürüp Potoçari'ye giriyorlardı. Herkes kaçıyordu. Direnen hiç kimse yoktu. Kolayca girip çıkıyorlardı. Srebrenitsa'da bir tek Hakiya (Hakija) ve bazı arkadaşları kaldı. Onlarda köylere gidiyorlardı. Herkes kendi köyüne giderek kendi köyünde Sırp Çetniklere karşı direniyordu. Potoçari'de, Sırp Çetniklere karşı, ilk biz direndik. Vukovar'dan gelen askerlerle birlikte 12-13 Çetnik öldürüp, silahlarını aldık. Belki inanması zor ama tüm bunlara rağmen halk hala bizim söylediklerimize inanmıyordu. Ne zaman ki biz Çetnikleri öldürmeye başladık ondan sonra insanlar Çetnik işaretlerini görünce bize inandılar. Bundan sonra hedefimiz diğer bölgelerdeki Müslüman direniş birlikleri ile irtibat sağlamaktı. İnsan gücümüz vardı ama yeterli silahımız yoktu. Bunun için bir yandan Saraybosna ve Tuzla'dan yardım talep ederken, diğer yandan kontra savaşa giriştik. Savaşmadan silah temin etmemiz mümkün değildi. Ancak sadece tek bir kurşun atma hakkımız vardı. Çetnikler bize iyice yaklaşıncaya kadar bekleyip, ondan sonra tek bir kurşunla Çetnikleri öldürüyorduk. Bu hedefimizde büyük ölçüde de başarılı olduk ve Mayıs 1993'den itibaren adım adım tüm Srebrenitsa bölgesini Müslüman bölgesi haline getirdik. Anlamakta zorlandığım bir şey var neden silahsız da olsalar, Boşnaklar, Çetniklere saldırmadılar. Bize Tuzla bölgesinden beklediğimiz yardım hiçbir zaman gelmedi. Bizim hiçbir ağır silahımız yoktu. Aslına bakarsanız Çetnik öldürmeden hafif silahımız da yoktu. 1992-1995 arasında en çok sivil ölümü aç ve hasta sivillerin, savaşan askerlerin arkasından gelmesi esnasında oldu. Srebrenitsa askersizleştirilinceye kadar 3000 asker ve 2500 sivil öldü. 1995'de ölenlerin, 1992-93'de ölenlerden daha fazla şansı vardı. Hem Çetniklerden hem de UNPROFOR'un Hollandalı askerlerinden silah temin edebilirlerdi. Ancak Boşnaklar, UNPROFOR'un Hollandalı askerlerine güvenmekle ikinci bir tuzağa düşmüş oldular. Hazır söz açılmışken önemli bir noktayı vurgulamak istiyorum. Sırp katliamı söz konusu olduğunda insanların aklına ilk ve tek gelen Srebrenitsa oluyor. Hal bu ki Srebrenitsa'da yaşananların aynısı Zepa ve Bratunats'ta (Bratunac) da yaşandı. Bratunats'ta bir Cami'de 72 kişi yakılarak şehit edildi. Sırp zihniyetini anlamak için bir başka örnek vereyim: Sırp soykırımına maruz kalan en küçük Boşnak olan isimsiz bebeğin annesine tecavüz eden kişi, o kadının nikah şahitlerinden birisiydi. Bosna-Hersek'in ünlü roman yazarı İsnam Talyiç (Taljic), Srebrenitsa'nın Öyküsü isimli kitabında; "Naser burada olsaydı, onu kimse aldatamazdı. O, Çetniklerin Srebrenitsa'ya girmesine izin vermezdi. Hollandalıların korkak tavırlarına kulak asmaz, NATO'ya da inanmazdı. O burada olsaydı kendilerini neyin beklediğini bilen Çetnikler saldırmaya cesaret edemezlerdi" diyor. Kendi kendinize "keşke Srebrenitsa'da kalsaydım" dediğiniz oluyor mu? Askerlerimiz cahilliğinden, sanki birşey yapacakmışız gibi, beni Tuzla'ya çağırdılar. Ama bir şey yapmadık. Srebrenitsa... Bu benim içimdeki en büyük yaradır. Ne kadar yaşayacağım bilemiyorum ama sanırım beni öldürecek tek yara budur. O savaşta olmadığım için çok üzgünüm. Acımı biraz olsun hafifleten tek bir şey var: Bosna-Hersek'in hiçbir komutanı; ben ve askerlerimin, Srebrenitsa bölgesini savunduğu kadar başka bir bölgeyi savunamadı. Hiçbir komutan ben ve askerlerimin Srebrenitsa bölgesini birleştirdiğimiz kadar, diğer bölgeleri birleştirmeyi başaramadı. Diğer bölgelerdeki komutanların birçoğu kamera ve fotoğraf makinelerinin önünde üniforma ve silah ile poz vermekten savaşmaya vakit bulamadılar. Onlar poz verirken bizim hiçbir şeyimiz yoktu. Ben bir tek defa; Hollandalılar geldiğinde üniformamı giydim. Çocuklarım, babalarının, kim olduğunu bilsinler diye üniforma giydim. Bosna-Hersek'te bazı Boşnaklar Rahmetli Aliya'nin, Srebrenitsa konusunda, batılılara güvenmekle hata yaptığını söylüyorlar. Srebrenitsa'da savaşmış bir komutan olarak siz ne düşünüyorsunuz? Sizce de Rahmetli Aliya hata mı yaptı? Hayır, hata yapmadı. Ben Rahmetli Başkan Aliya İzzetbegovic'i çok seviyorum ve saygı duyuyorum. Hayranı olduğum bir insan. Savaşırken benim kahramanımdı. O, bize bir ülke imar etmeye çalışan, milletimizi geri veren bir insandı. Rahmetli Aliya hiçbir zaman geri çekilme emri vermedi. Geri çekilme emri politik değil, askeri bir emirdi. Daha net söylemem gerekiyorsa geri çekilme emrini veren General Rasim Deliç (Rasim Delic) idi. General Enver Hadzihasanoviç, General Deliç'in emir doğrultusunda, geri çekilme anlaşmasını kendisinin imzaladığını söylemişti. Hollandalı askerlere güvenerek geri çekilmek büyük bir hataydı. Size bir örnek vereyim: Çetnikler, asker bulunmayan bir bölge olan Suçeska (Suceska) Belediyesini işgal edip ve o bölgenin bir kısmını aldılar. Biz bölgedeki Hollandalı askerlerden, Boşnak Müslümanların evlerine elli metre mesafeye kadar yaklaşan, Sırpları o bölgeden çıkarmalarını talep ettik. Ama Hollandalılar bunu yapamıyorlar. Gece bölgedeki Çetnikleri temizlediğimizde bu sefer Hollandalı askerler, "Boşnaklar köye gelip Çetnikleri öldürdüler" diye rapor tutuyorlardı. Sabah olduğunda General Deliç beni arıyor ve o bölgeden geri çekilmemizi talep ediyordu. General Deliç'e geri çekilemeyeceğimizi çünkü Hollandalıların köye giren Sırpları çıkarmadığını söylediğimde, o bana inanmak yerine Hollandalılara inanmayı tercih ediyordu. Ancak kimse benden daha çok o insanları sevemez. Haliyle Rasim Deliç'i bile dinleyemezdim. Bu olayın ardından benden nefret etmeye başladılar. Bana karşı anti kampanya başlatıldı. Ben her zaman Boşnak Generaller için beyaz karga oldum. Öyle ki, Lahey'deki davada Rasim Deliç bana karşı şahitlik bile yaptı. Savaş yıllarında böbürlenerek yürüyen, kameralar önünde bir kahraman edasıyla poz veren Rasim Deliç, Lahey'deki mahkemeye çıkarıldığında bir kadın gibi ağlıyordu. Ben Lahey'deki mahkeme tarafından suçsuz bulundum ama Rasim Deliç, "Bosna savaşında Sırp mahkûmlara acımasız davranmaktan" üç yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bazı insanlar rütbe ve ün kazanmak için savaştılar. Ben öyle değilim. Naser Oric, Srebrenitsa'da olsaydı, Sırplar saldırmaya cesaret edemezdi İlk Sırp saldırıları Bijeljina, ardından Zvornik ve Vişegrad'da başladı. Amaçları Drina'ya kadar olan kısmı Sırbistan ile birleştirmekti. Çoğunu da başardılar. Gorajde, Zepa ve Srebrenitsa'nın önemli bir bölümünü aldılar. Bu bizim için büyük bir problem olabilirdi. Elimizdeki tüm silahları ele geçirebilirlerdi. Bunun üzerine müfettişe, Zvornik'teki Boşnaklara yardım etmek için bir organizasyon yapmayı teklif ettim. Fakat "sen sadece bir polissin, kendi işine bak" diyerek teklifimi kabul etmediler. Kafaları karışık ve ne yapacaklarını bilemez bir vaziyetteydiler. Biz Türk değiliz ama onlar her zaman bizi Türk diye çağırıyorlar Bildiğim kadarıyla Srebrenitsa'da yaşayan genetik olarak bir Türk yok. Sizde genetik olarak bir Türk değilsiniz. Ama Mladiç ve diğer Çetnikler Srebrenitsa'yı işgal ettiğinde, kameralar karşısında, "Türklerden intikamımızı aldık" diye konuşmuştu. Bu nasıl bir şey? Biz Türk değiliz ama onlar her zaman bizi Türk diye çağırıyorlar. Onlar, Osmanlı'nın, beş asır boyunca Balkanları yönetmiş olmasını asla kabullenmediler ve kabullenmeyecekler. Siz bunları söylediğinizde savaş yıllarından hiç unutamadığım bir olay aklıma geldi. Bir gün, Hollandalı askerlerin kaldığı bölgedeki, akümülatör fabrikasına, savaştan önce eşimin lise öğretmeni olan, Sırp General Momir Nikoliç (Momir Nikolic) geldi. Üzerimde su ile temas ettiğinde şişip, sertleşen kötü bir kumaştan askeri elbise vardı. Benimle dalga geçmek için "eğer bizimle savaşsaydın hem daha iyi bir savaşçı olurdun, hem de benim üzerimdeki gibi güzel bir kumaştan üniforman olurdu" dedi. Ben de "damarlarındaki Türk kanını belli ediyorsun. Her Türk gibi ipek ve kadifeyi seviyorsun" dedim. Daha sonra hiçbir şey söylemedi. Yıllar sonra Lahey'deki mahkemede Momir Nikoliç ile tekrar karşılaştığımızda gülümseyerek "o gün söylediğini hiçbir zaman unutmadım" dedi. Kaynak: http://www.milligazete.com.tr/haber/...ktu-131485.htm 04 TEMMUZ 2009 CMT 10:32
__________________
Hani bir kelebek yakalarsın ya bakmak istersin; elini açsan kaçacak sımsıkı tutsan ölecek işte böyle birşey seni sevmek.. bir gün mutlaka...
Konu Abdülhamit tarafından (11.07.09 Saat 01:45 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Abdülhamit kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz: | Adige Abzakh (06.04.12), Alemdâr-ı İslâm (11.07.09), Isti'sam (11.07.09), Lâ (11.07.09), Medine Sevdalisi (20.07.09), nuveyba (11.07.09), Seida (11.07.09), Sükut-u Leyl (11.07.09) |
![]() |
| Etiket |
| bir, hikayesisrebrenica, katliam |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|