|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 192 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Mirac Gecesi Kandiliniz Mübarek Olsun - 19 Temmuz 2009 ![]() "Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir." (İsra :1)
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz: | Abdülhamit (18.07.09), el Büğdüzi (19.07.09), fatımatüzzehra (19.07.09), Isti'sam (19.07.09), Medine Sevdalisi (21.07.09), Tenbihü'l Gafilin (19.07.09), yusufsunetci (21.07.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
MIRAC Arapça'da merdiven, yukari çikmak, yükselmek anlamlarini dile getirir. Islam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göge yükselerek Allah'in huzuruna kabul edilmesi olayi. Mirac olayi hicretten bir yil ya da onyedi ay önce Receb ayinin yirmi yedinci gecesi gerçeklesir. Olayin iki asamasi vardir. Birinci asamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'in andigi bu asama, gece yürüyüsü anlaminda isra adini alir. Ikinci asamayi ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselisi olusturur. Mirac olarak anilan bu yükselme olayi Kur'an'da anilmaz, ama çok sayidaki hadis ayrintili biçimde anlatilir. Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de ya da amcasinin kizi Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip gögsünü yardi, kalbini Zemzem ile yikadiktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adli binege bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. Ibrahim, Hz. Musa, Hz. Isa ve diger bazi peygamberler tarafindan karsilandi. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diger peygamberlere namaz kildirdi. Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yaninda Cebrail oldugu halde göge yükselmeye basladi. Gögün birinci katinda Hz. Adem, ikinci katinda Hz. Isa ve Yahya, üçüncü katinda Hz. Yusuf, dördüncü katinda Hz. Idris, besinci katinda Hz. Harun, altinci katinda Hz. Musa ve yedinci katinda Hz. Ibrahim ile görüstü. Cebrail ile birlikte yükselis Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarim" diyerek Sidretü'l Münteha'da kaldi. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adli baska bir binekle yükselisini sürdürdü. Bu yükselis sirasinda Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabini müsahede etti. Sonunda Allah'in huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah'a sirk kosmayanlarin Cennet'e girecegi müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve bes vakit namaz fari kilindi. Yeniden Refref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü. Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayini anlatti. Olayi duyan müsrikler yogun bir kampanya baslatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i suçlamaya, alaya almaya basladilar. Bu kampanya bazi müslümanlari da etkileyerek süpheye düsürdü. Olayin gerçek olup olmadigini arastirmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana iliskin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i sinadilar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdigi bilgilerin dogrulugu müslümanlari süpheden kurtardiysa da müsriklerin inatlarini kirmaya yetmedi. Mirac olayi inatlarini ve düsmanliklarini artirarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karsisindaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)'ce "Siddîk" lakabiyla onurlandirildi. Hz. Ebu Bekir olayi kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyecegini soran müsriklere "O söylüyorsa süphesiz dogrudur" cevabini vermisti. Ahad hadislere dayansa da Mirac olayinin gerçekliginde tüm müslümanlar birlesmislerdir. Ancak olayin gerçeklesme biçimi Islam bilginleri arasinda görüs ayriliklarina neden olmustur. Buna göre Ibn Abbas'in da içinde bulundugu bazi bilginlere göre Mirac olayi uykuda gerçeklesmistir. Bilginlerin büyük çogunluguna göre ise uyku durumunda ve rüyada degil, uyanik iken gerçeklesmistir. Fakat bu görüsü savunanlar da Mirac'in yalniz ruhla mi, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi oldugu konusunda ikiye ayrilmislardir. Sonraki Kelamcilarin büyük çogunluguna göre mirac olayi uyanikken hem ruh, hem de bedenle gerçeklesmistir. Içlerinde Hz. Aise'nin de bulundugu bazi bilginlerle mutasavviflarin büyük çogunluguna göre ise uyanik durumda iken ama yalniz ruhla gerçeklesmistir. Mirac olayinin gerçeklestigi gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayilmis ve bu gecenin ibadetle ihyasi geleneklesmistir. Osmanlilar döneminde, camiler kandillerle donatildigi için Mirac kandili olarak anilan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayini anlatan ve Miraciye adi verilen siirlerin okunmasi, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti. MIRAC GECESINDE PEYGAMBERIMIZE VERILEN HEDIYELER Mirac günü peygamber efendimiz (S.A.V) hediye olarak üç sey verilmisti: Bunlar; Bes Vakit Namaz, Bakara Suresinin Son Ayetleri, Ve Sirk Kosmamak sarti ile ''LA ILAHE ILLALLAH ''diyen her Müslümanin cennete girebilecegi müjdesi. Kaynak: Islam tarihi
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz: | el Büğdüzi (19.07.09), fatımatüzzehra (19.07.09), Isti'sam (19.07.09), Medine Sevdalisi (21.07.09), sevgiliye sevdalı (19.07.09), Tenbihü'l Gafilin (19.07.09), yusufsunetci (21.07.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Müslümanlar ve Mescid-i Aksa Mescid-Aksâ, “en uzak mescid” demektir ve Kur’an-i Kerim’de Isrâ mucizesine deginilirken bu mescidden söyle bahsedilmektedir: “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bazilarini göstermek için, kulunu (Muhammed’i) Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kildigimiz Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü eksiklikten uzaktir.” (Isrâ, 17/1). Islam inancinda Mescid-i Aksa’nin oldukça önemli bir yeri vardir. Orasi Müslümanlarin ilk kiblesi ve üç önemli mescidden biridir. Rasûlullah bu üç mescid hakkinda söyle buyurmaktadir: “Namaz ve ibadet için, su üç mescidin disindaki bir mescide yolculuk yapilmasi dogru degildir: Mescid-i Haram, Mescid-i Rasûl, Mescid-i Aksâ”(Buhari, Mescid-i Mekke 1/6; savm 67). Kur’an-i Kerim’de sözü geçen bu mescid ve çevresi Harem-i Serif olarak anilir. Müfessirler Hz. Peygamberin (s.a.v.) Mescid-i Haram’dan Burak ile götürüldügü bu yerin Hz. Süleyman (a.s) tarafindan yaptirilmis bir mabed olan Kudüs’teki Beytülmakdis oldugunu naklederler. Zaman içinde bu mabed tahribata ugramistir. 637 yilinda, Kudüs, Hz. Ömer tarafindan fethedildiginde, halifenin, eski mabedin yerini sorup arastirdigi nakledilir. Daha sonra Emevi Halifesi Abdülmelik tarafindan 691’de Hz. Peygamberin mirac esnasinda ayagini basmis oldugu tas üstüne “Kubbetü’s-Sahra” adi verilen bir bina yaptirilmistir. Akabinde Kubbetü’s-Sahra yaninda Mescid-i Aksâ’yi insa ettirmistir. Süphesiz Kudüs’ün ve özelde de Harem-i Serif alaninin Islamiyetteki öneminin en özel sebebi Mirac hadisesinin burada gerçeklesmis olmasidir. Isra ve Mirac hadisesileri Hicretten bir yil kadar önce Recep ayinin 27. gecesinde vuku bulmuslar ve bu gecede Hz. Peygamber Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya getirilmis, oradan da Cenâb-i Allah’in katina çikarilmistir. Mirac hadisesinin vuku bulduguna inanilan Muallak Kayasi bugün Harem-i Serif’in en göz alici binasi olan Kubbetüssahra altinda korunmakta ve her yil yüzbinlerce Müslüman tarafindan ziyaret edilmektedir. Mesid-i Aksa’nin bulundugu Kudüs’ün dogu kesimi, 1967 savasinda Israil’in eline geçmis ve 1969’da Mescid-i Aksa Yahudilerce yakilmistir. Bu yanginda, Mescid-i Aksa’nin büyük bir bölümü ile tarihi minber de harap olmustur. Diger taraftan Israil Devleti, 1968 yilindan bu yana Mescid-i Aksa’nin çevresinde ve altinda, arkeolojik arastirmalar bahanesiyle kazilar yaptirmaktadir. Yahudilerin inancina göre Mesicid-i Aksa; onlarca kutsal sayilan Süleyman Mabedi’nin bulundugu yere yapilmistir. Yahudilerin en büyük emeli ise, Mescid-i Aksa’yi yikip yerine Süleyman Mabedini yeniden insa etmektir. Kudüs’ün Islam tasavvufunda da önemli bir yeri vardir. Büyük Islam mutasavviflari Mevlâ ile olan irtibatin en âlâ mertebesine ancak bu sehirde ulasilabilecegine inanmislar ve hayatlarinin bir kismini Kudüs’te geçirmislerdir. Bugün Islam dünyasinda Kudüs ve onunla baglantili olarak Filistin Problemi ezilmisligin, hakki yenilmisligin bir sembolü olarak kabul görmektedir. 28 Eylül Persembe günü Saron’un Mescid-i Aksa ziyaretiyle baslattigi provokasyondan Pazartesi günü yapilan ateskese kadar en az 50 Filistinli hayatini kaybetti. Israil gerçek mermi, hatta füzeler kullandi. Tanklar Bati Seria’da yönetimi Filistinliler’e birakilan bölgelere yürüdü ve yollar kapatildi. Tüm dünya her zaman oldugu gibi olayi kinamakla geçistirdi. Müslümanlarin ve tüm dünyanin gözü önünde Filistin’de yillardir süren bu Siyonist cinayetlerin ve katliamlarin bir an önce durdurulmasi için etkin yaptirimlarda bulunmak gerekmektedir. Dahasi Müslüman devletlerin Filistin’in yaninda olduklarini tarihten gelen sorumluluklari geregi gür bir sesle tüm dünyaya haykirmalidirlar.
Dualarimizda Filistin’i de unutmayalim... ![]()
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | el Büğdüzi (19.07.09), fatımatüzzehra (19.07.09), Isti'sam (19.07.09), Medine Sevdalisi (21.07.09), yusufsunetci (21.07.09) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: | el Büğdüzi (19.07.09), fatımatüzzehra (19.07.09), Medine Sevdalisi (21.07.09), yusufsunetci (21.07.09) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz: | el Büğdüzi (19.07.09), fatımatüzzehra (19.07.09), Isti'sam (19.07.09), Medine Sevdalisi (21.07.09), Seida (19.07.09), Tenbihü'l Gafilin (19.07.09), yusufsunetci (21.07.09) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
Mi’rac, hüzün senesi olarak isimlendirilen devrede yani Resûlüllah Efendimiz’in en büyük hâmisi, amcaları Ebû Tâlib ile maddeten ve manen her zaman yanlarında bulunan zevce-i tâhireleri Hadîcetü’l Kübrâ validemizin vefatlarıyla sıkılan, adeta hüzne gark olan Peygamberimiz’in huzur-u ilâhîde tesliye edilmesidir. Üç yıldır devam eden Mekkeli müşriklerin ablukası ve on yıla yakın zamandır devam edegelen sıkıntıların sonunda Rasûlüllah Efendimiz’in rahatlaması, bunlara gösterilen sabrın mükâfatlandırılmasıdır.
Allâh-ü Teâlâ, lütuf ve ihsanıyla şereflendireceği kullarını çeşitli imtihanlardan geçirmiştir. En büyük ihsan ve mükâfâtlara nâil olan peygamberler de herkesten daha çok sıkıntı-ızdırap ve meşakkatlerle karşılaş- mışlardır. Tabîki en büyüğüyle de, iki cihan serveri Fahr-i Kâinât Efendimiz mâruz kalmışlardır.İşte Cenâb-ı hakk tebliğ esnasında karşılaştığı her sıkıntıya göğüs geren ve İslâm’ın intişarı uğrunda her fedâkarlığa katlanan sevgili habîbini Mi’rac’la mükâfatlandırmıştır. Velhasıl Mi’rac, gerek Peygamberimiz ve gerekse ashâbı için, o hüzün senesinde, büyük bir teselli kaynağı olmuştur.Muhterem Mü’minler, Mü’minler için çok büyük ehemmiyeti haiz bu Mi’rac hadisesinin safhalarını çok kısa olarak hatırlayacak olursak, başlıca üç safhada cereyan etmiştir. Birincisi; İsrâ, yani mekke-i Mükerreme’den Kuds-ü Şerîf’e kadar olan ve Burak isimli vâsıta ile tahakkuk eden safhadır. Bu kısım Kur’ân-ı Kerîm âyetleri ile sâbit olup inkâr edeni küfre götürür. Nitekim Cenâb-ı Hakk ayet-i kerîmesinde: “Kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan (alıp) Mescid-i Aksâ’ya kadar götüren (Zât-ı ecelle ve alâ her türlü noksanlardan) münezzehdir. (Ol Mescid-i Aksâ ki) biz onun etrafına (feyz ve) bereket verdik. (gece yolculuğunu) O’na ayetlerimizden bazısını gösterelim diye (yaptırdık). Şübhasiz ki O ( her şeyi) hakkıyla işiten, kemâliyle görendir” buyurmaktadır. İkinci safha; Kuds-ü Şerif’den başlayıp Sidre-i Müntehâ’ya kadar olan ve tabiri caiz ise manevî bir asansör diyebileceğimiz Mi’rac isimli vâsıta ile tahakkuk eden safhadır.Bu kısmı da haber-i meşhur ile sâbit olup inkâr eden mudıl olur. Üçüncü safha; Refref isimli vâsıta ile yalnız başına olduğu halde Cennet’i, Cehannem’i görüp, Kürsî, Arş ve Ruh âlemlerini geçip Allâh-ü Teâlâ’nın dilediği makamlara kadar çıkarak zamandan, mekândan, cihetten, sıfattan ve vasıtadan münezzeh olarak Rabbı ile doksanbin kelâm konuştuğu ve rabbı indinde sahib olabileceği nimetlerin, derece ve mertebelerin en zirve noktasına kavuştuğu safhadır. Bu kısım da haber-i vâhid ile sabittir. Mü’minler olarak şefaat-i Rasûlüllah’a mazhar olabilmek için Peygamberimizden işitildiği şekliyle inanıp îman etmek îcab eder. Çok kısa olarak hatırlatmaya çalıştığımız bu hadisenin teferruat ve tafsilatı, mev’ıza kitaplarında, tefsir ve hadislerde ve bu hususla alakalı me’hazlerde mevcuttur. Rasûlüllah Efendimiz o gecenin sabahında Kâbe-i Muazzama’nın önüne gelerek insanlara o gece yaşadığı hadiseyi anlatması üzerine, O’nu ilk tasdik eden Hz. Ebû Bekir(ra) Efendimiz olmuş ve “bunu O söylüyorsa muhakkak doğrudur” diyerek sıddîk rütbesine mazhar olmuştur. Ebû Bekir Efendimizin bu hareketi, diğer sahabenin de îman nurunun ziyâdeleşmesine sebep olmuştur. Bununla berâber inanmayanların da küfrü ziyadeleşmiş, (hâşâ) “,Muhammet yalan söylüyor, O etrâfındaki insanları büyülemiş” diyecek kadar ileri gitmişlerdir. Cenab-ı hakkın Peygamberimiz’e ikram ettiği bu azîm mucize-i peygamberisine o gün inanmayanlar olduğu gibi, ilim, fen ve teknolojinin ileri safhalarda olduğu; hattâ bir takım bilim adamlarının ışınlama denilen, insanın cesedini enerjiye tebdil etmek suretiyle bir anda bir yerden başka bir yere nakletmenin çalışmalarını yaptığı şuzamanımızda dahi mâlesef inanmayanlar mevcuttur. Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur. Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur’ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur’ân’da şöyle anlatılır: “Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1) Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle’ anlatılır: “O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me’vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre’yi Allah’ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | el Büğdüzi (19.07.09), Isti'sam (19.07.09), Medine Sevdalisi (21.07.09), Seida (19.07.09), Sükut-u Leyl (19.07.09) |
![]() |
| Etiket |
| gecesi, mirac |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|