|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 191 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,281
9,034 mesajına 19,474 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Bugünkü sayfamızda, miladi takvime göre 13 Nisan 1909 salı günü meydana gelen 31 Mart Vak'ası'nı anlatmaya çalıştık. Bu olay 33 yıl boyunca "Hasta Adam"ı ayakta tutmayı başarmış Ulu Hakan'ı tahtından etti. 31 Mart Vak'ası'nın daha iyi anlayabilmek için sürecin nasıl bir zeminde geliştiğini anlamak gerekir. 31 Mart Vak'ası Osmanlı gibi bir imparatorluğun tarih sayfalarına gömülmesine sebep oldu. "Müslümanı Müslümana kırdırmam" Bütün bu olaylar gelişirken, Hassa Ordusu mesupları da Padişah'ı korumak için silah istemekteydi. Hatta bazıları silahlanmaya başlamıştı bile. Durumu öğrenen Sultan Abdülhamid Han, "Paşalar, ben Halife-i İslâmım. Müslüman'ı Müslüman'a kırdırmam. Asker zinhar kurşun atmasın! Eğer kurşun atacaklarsa ilk önce beni vursunlar, sonra kurşun atmaya başlasınlar" demişti. Sultan Abdülhamid'in bu tutumu kardeş kavgasını ve bir iç savaşı istememesi olarak yorumlanır. Sultan Abdülhamid Han'ın bu tavrı Hareket Ordusu'nun hiçbir direnişle karşılaşmadan Yıldız Sarayı'na kadar gelip dayanmasına sebep oldu. Saraydaki askerin Abdülhamid Han'ın emrine uyarak teslim olmasıyla Hareket Ordusu istediği gibi davranmaya başlamıştı. Çapulcuların Yıldız Sarayı'nı ele geçirmesiyle birlikte Batı uşakları harekete geçti. Öncelikli olarak Sultan'ın tahttan indirilmesi çalışmaları başlatıldı. İttihatçıların Sultan Abdülhamid Han için yapmak istedikleri operasyonun şekli de ortaya çıkmaya başladı. Öncelikle Meclis-i Mebusan'ın kararı gerekmekteydi. Meclis'teki hain sürüsü bu kararı almak için toplandı ve 33 yıl boyunca Osmanlı Devleti'ni ayakta tutan Abdülhamid Han'ı tahttan indirdiler. Akabinde Padişah ve yanındakiler Hareket Ordusu'nun subayları eşliğinde Sirkeci Tren istasyonuna götürülerek özel bir trenle Selanik'e doğru yola çıkarıldı. Sultan ikinci Abdülhamid'i tahtından indirip hemen o gece Selanik'e gönderen İttihatçıların daha sonraki işi ise yanlarındaki çapulcularla birlikte 29 Nisan 1909'daki Yıldız Sarayı yağmalamak oldu. Kelle avcılığına soyunan İttihatçılar çeşitli mahkemeler kurarak birçok Müslüman'ın kanına girmişlerdi. İngiliz elçisinin gizli raporu Yahudi-Sabetaycılar ve onların hizmetkârı İttihatçılar vasıtasıyla Osmanlı'yı nasıl mahvettiklerini İngiliz elçisi Sir G. Lowter, İngiliz Hariciye Nazırı Sir C. Harding'e gizli kaydıyla gönderdiği raporda anlatıyor "Birkaç yıl önce, Selanikli Yahudi Emmanuele Carasso -ki, hâlâ Osmanlı Meclisi'nde Selanik temsilcisidir- orada Makedonya Risorta isimli İtalyan farmasonluğuna bağlı bir loca kurdu. Bu kişi görünüşte Sultan Abdülhamid'in casuslarını aldatmak maksadıyla, fakat aslında Türkiye'de Yahudi tesirini kuvvetlendirmek için Jön Türkler'i yani İttihatçıları farmasonluğu kabule teşvik etmiştir. Evinde onlara toplantı izni sağlamıştır. Selânik'teki hareketin temeli Yahudidir. İttihatçıların 'Liberta-Egalite-Fraternite (Hürriyet-Eşitlik-Kardeşlik)' sloganları İtalyan farmasonlarından alınmıştır. 1908 Temmuzundan kısa zaman sonra Cemiyet İstanbul'a tamamen yerleşince, belli başlı üyelerinden çoğunun farmason olduğu öğrenildi. 31 Mart, Yahudi ihtilalidir Carasso mühim rol oynuyordu. Balkan cemiyetini de avucuna aldı ve gerek yerli ve gerekse yabancı Yahudiler yeni hükûmetin hevesli destekleyicileri hâline geldiler. Öyle ki, bir Türk'ün ifade ettiği gibi; herkesin İbrânî-Yahudi cemiyetinin casusluğunu yapmaya koyulduğu ve ihtilalin (yani 31 Mart'ın) Türk'ten ziyade Yahudi ihtilaline benzediğini söylüyorlardı. Müslümanlar'ın masonluğa karşı büyük nefreti vardır. Onu dinsizlikten beter sayarlar. 13 Nisan 1909'da bu unsurun önemini inkâr etmek mümkün değildir. Fakat dikkati çeken nokta, Selanik'ten İstanbul'a yollanan dört taburu Kâmil Paşa geri göndermek istemiş, ayaklanmayı, sözüm ona gerici hareketi yapan taburların başında Selanikli farmason Kripto-Yahudi Resmi Bey ve emrindeki askerlerin davranışlarından dolayı askerî mahkemeye sevkedilmeleri gerekirken, Sultan Mehmed Reşad'a yâver tayin edilerek taltif olundu. "İsrail'i Ezen Sultan" Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra Selanik'teki Yahudi gazeteler, "İsrail'i Ezen Sultan"dan kurtuldukları için sevinçli yazılar yazdılar. Zira, Abdülhamid, siyonist lider Theodor Herzl'in Musevilere kırmızı pasaport isteğini iki defa reddederek, siyonistlerin Filistin'deki emellerine mani olmuştu. Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra Hamburg'daki 9. Siyonist Kongresi'nde "Türk İhtilalinin Mucizesi" Yahudi başarısının doğurduğu sevinçle kutlanmıştı. Aynı zamanda, kabiliyetli farmason Kripto-Yahudi ve Selanik Milletvekili Cavit bey, Maliye Bakanı oldu. Farmason olan Talat Bey, İçişleri Bakanı yapıldı. Başvekil Hilmi Paşa da mason olmak için müracaatta bulunmuş. Askeri mahkemelerde Mason subaylar 31 Mart üzerine iki sene örfî idare (sıkıyönetim) ilan edildi. Askerî mahkemelerdeki subayların çoğu farmasondu. Meclis'e verilen emirle çok sıkı bir basın kanunu çıktı ve Selanikli bir Yahudi Basın Bürosu Müdürü yapıldı. Bu çok kudretli bir mevki idi. Zira, böyle bir mevkiye sahip kişi, istediği gazeteyi "Yeni rejimi tenkit -ki buna gericilik deniliyordu-" suçuyla kapatabiliyor, sahibini veya yazı işleri müdürünü askerî mahkemeye sevkedebiliyordu. Devlet Masonların elinde Osmanlı Telgraf Ajansı Bağdatlı bir Yahudi emrinde başlatıldı. Selanikli bir Yahudi de Adalet Bakanligi'na danışman olarak getirilme teşebbüsü yapıldı. istanbul'daki İttihat ve Terakki Başkanı Selanikli bir Yahudi ve masondur. Başka bir Selanikli Yahudi mason, belediye başkanı oldu. Mısırlı mason, Prens Halim Paşa, belediye başkan yardımcısı oldu. Aynı zamanda eski polis teşkilatının yerine polis ve jandarmayı kontrol eden bu teşkilatın başına da Selanikli bir mason Yahudi getirildi. Aynı zamanda farkedildi ki Makedonya ve diğer memleketlerin köylerinden şehir merkezlerine kadar her yerinde muhtarlıklar gibi farmason locaları açılmaya başlandı. Sadece İstanbul'a 12 mason locası bir seneden az bir zamanda açıldı. Locaların gizliliği aslında "açık" olduğunu iddia eden İttihatçılar'ın gizli faaliyetlerini sürdürme ve mevkilerini muhafaza edebilmelerine yardımcı idi. Masonluğu kabul etmeleriyle memleketin diger büyük milli meselelerinin Türkiye lehine halledilebileceği söyleniyordu. Böylelikle uluslararası politikanın parçası sayılacakları, İngiltere kralının kardeşi olup, İstanbul'a geldiğinde onunla özel işaretlerle el sıkışabilecekleri anlatılıyordu. Mason olmak yarışı Yeni yeni kişiler eski İngiliz locası La Turquie'ye gelmeye başladı. Bu yolla bir İngiliz teşkilatına girdikleri telkin ediliyor, İngiltere kralının bu locayı desteklediği belirtiliyordu. İttihatçıların ordu üzerindeki nüfuzunu muhafaza edebilmesi için, subaylar, bilhassa genç subaylar mason yapılıyordu. Bu subaylar Makedonyalı Niyazi'nin doğum yeri olan Resne'den alınan isimle Resna Locası'na katılıyordu. Cemiyetin (İttihatçıların) milletvekili ve senatörlerinin çoğu ise İçişleri Bakanı Talat Bey ve Maliye Bakanı Cavit Bey'in mensup oldukları La Constitution Locası'na katılıyorlardı. İstanbul'daki ve diğer yerlerdeki bütün mason locaları, Selanik ve Makedonya'daki farmason ağı gibi temel olarak Yahudiler tarafından yönetilmektedir. Diğer unsurlar yoktur." Ayasofya Meydanı toplanma yeri oldu Olayların ilk patlak verdiği yer Taşkışla'dır. Bu yer İttihatçılar tarafından Meşrutiyeti koruması için(!) Selanik'ten getirilen Avcı Taburları'nın merkeziydi. Askerler ayaklanmış ve mühimmat deposunu ele geçirerek, mektepli subayları hapsetmişlerdi. Silahları alan bu güruh daha sonra sokağa çıkarak, "Şeriat elden gidiyor" nidalarıyla ilerlemeye başlamıştı. Kalabalık her geçtiği yerde havaya ateş açarak Ayasofya'ya kadar gelmişti. Bu olayları başlatan kişilerin İngiliz hayranı bir gurup olduğu ancak İttihatçıların da bunları kullanmak için büyük gayret içinde bulunduğu daha sonra ortaya çıktı. Dinle dindarla alakaları yoktu. 31 Mart'ın arefesinde İttihatçıların ordu içinde yoğun çalışmaları olmuş ve orduyu millete karşı kışkırtmanın yollarını birçok kez denemişlerdi. Bunun içindir ki ayaklanmayı başlatan Avcı Taburları'ndaki gafiller öncelikle mektepli subayları hedef almışlardı. Bu olaylar İstanbul'daki asayiş birlikleriyle bastırılmıştı. Ancak olayların bastırılmadığını iddia eden Selanik'teki Hareket Ordusu'nun başındaki birkaç aklı evvel, olaylara müdahale etmek ve vatanı kurtarmak(!) için İstanbul'a doğru yola çıktı. Hareket Ordusu'nun içinde Balkanlar'da bulunan ne kadar çete varsa hepsinden bir parça bulunmaktaydı. Düzenli bir ordu görünümünde olan ancak çetelerin çoğunlukta olduğu Hareket Ordusu, gönüllü denilen çapulcuların da katılımıyla tamamen yağma üzerine kurulmuş bir ordu olmuştu. Ordunun başında ise o devrin Hürriyet Kahramanı(!) Enver Paşa ve Mahmud Şevket Paşa bulunmaktaydı. Hareket Ordusu gelip Yeşilköy'e yerleşti. İttihatçılar onlarla bağlantı kurarak, Abdülhamid Han'ın Hal'ini nasıl yapmaları gerektiğini görüşmüşler, Mahmud Şevket Paşa ve Enver Paşa ile yanındakiler bu işin biraz daha gizli tutulması gerektiğini belirterek, "Şimdilik sadece olayları bastırmak için geldiğimiz bilinsin" demişlerdi. Çünkü Abdülhamid Han'a bağlı bulunan Hassa Ordusu'nun bir anda kendilerini yok edebilecek güçte olduğunu bilmekteydiler. 31 Mart 1325 (13 Nisan 1919)'teki Yahudi-mason senaryosu sözde "irtica hareketi" sonrası çok sayıda mazlum insan ve alim sınıfı mahkemesiz bir yekilde darağaçlarına gönderildi. Tezgâh da planlı, sonucu da planlı Yahudiler tarafından kurdurulan İttihat ve Terakki Fırkası'nın ilk hedefi II. Abdülhamid'i tahtında indirmekti. Sadece II. Meşrutiyetin ilanına muvaffak olmuşlardı. II. Meşrutiyet ile halkın Abdülhamid'e sevgisi ve bağlılığı daha da artmıştı. Bu sevgiyi ve nüfuzu ortadan kaldırmak için çeşitli kuklalar kullanan Batı, nihayetinde 31 Mart Vak'ası'nı bu millete yaşattı. Miladi takvime göre 13 Nisan 1909 salı günü meydana gelen bu olay, 33 yıl boyunca "Hasta Adam"ı ayakta tutmayı başarmış bir büyük padişahı tahtından etti. 31 Mart Vak'ası'nın daha iyi anlayabilmek için sürecin nasıl bir zeminde geliştiğini anlamak gerekir. Bugünkü sayfamız nisbetince anlatmaya çalıştığımız 31 Mart Vak'ası, Osmanlı gibi bir imparatorluğun tarih sayfalarına gömülmesinin sebeplerinden biri oldu. 31 Mart Vak'ası'nı hazırlayan sebepler Devlete daha çok hakim olmaya çalışan batılılar Sultan Abdülhamid Han'a karşı harekete geçmek için İttihatçıları zorluyordu. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte icraya karıştırılmayan Sultan Abdülhamid Han, ittihatçılar için büyük tehlikeydi. Osmanlı devletini yıkma planları yapan Meclis'teki gayri Müslimler ve "Hürriyet" sloganıyla kandırılanlar, halkı iyice canından bezdirmişti. Türlü sorunlarla boğuşan devlet, bitmek tükenmek bilmeyen Ermeni ve Rum Pontus meseleleriyle meşgul ediliyordu. İcradan uzak tutularak köşesine çekilmeye mecbur edilen Sultan Abdülhamid'in yeniden devlet ve millet lehine harekete geçmesini arzu edenler vardı. Çünkü İttihatçılar, İngilizlerin maşası gibi, onu tahttan indirmekle meşgullerdi. Hürriyet adı altında her türlü ahlaksızlık serbest hale gelmişti. Açıkça Şer-i Şerife aykırı işleri yapan İttihatçılara karşı, halkta bir nefret oluşmuştu. Asker, aldığı askeri ve dini terbiyeye rağmen siyasete karışmıştı. Mesela Selanik'ten getirilen III. Ordu'ya mensup subayların halkın içindeki kibirli hareketleri diğer ordu mensuplarını rahatsız ediyordu. Bununla da yetinmeyen İttihatçılar, İstanbul'u korumakla görevli I. Ordu dururken, Selanik'ten avcı taburlarını İstanbul'a getirirlerken, kendilerine muhalif gördükleri subay hatta erleri kadro dışı bırakıyordu. Bütün bu sebeplerin yanı sıra son altı ay boyunca gazetelerin özellikle İngiliz destekli, Volkan Gazetesi'nin yaptığı haberler de ortamı iyice germişti. Siyasiler bir iç savaş çıkacakmış gibi fedailer toplayan cemiyetler kurmaya başlamışlardı. Sınırsız hürriyet anlayışı askeriyeye de sirayet etmiş, erler subaylara itaat etmez hale gelmişti. Hürriyetin yanlış anlaşılması ve uygulanması sonucunda devletin idaresi cahillerin elinde kalmıştı. Sokaklarda faili meçhul(!) cinayetler işleniyordu. 6 Nisan 1909 günü Galata Köprüsü'nde Serbesti Gazetesi Yazarı Hasan Fehmi'nin katledilmesi, 31 Mart Vak'ası'ndan önceki son cinayetti. Cinayetten iki gün sonra yapılan cenaze töreni 31 Mart bombasının fitilinin ateşlendiği olaydı. Bu olayla birlikte ayaklanma başlamış ve Selanik'ten getirilen Avcı Taburları, İstanbul sokaklarını tutmuştu. Milli Gazete
|
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler: | arifan yolcusu (01.04.10) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 6735
Üyelik tarihi : 02-02-2010
Mesleği : eğitimci
Nereden : sarıyer anadolu gençlik
Konuları : 727
Mesajlar : 5,140
Teşekkürleri: 2,607
2,696 mesajına 5,299 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : 25.05.12
Durumu : Status: Offline
|
hükümdara yakışan budur cennet mekan ulu hakanı özlemle yad ediyor milli görüş camiası olarak onun misyonunu yüklenmekten şeref duyuyoruz...
__________________
Her halde maksut sensin, Her manada anlatılmak istenen sensin eller ne derse desin, sen bize en sevgilisin 04/02/2011
unutulmayacak günlerden |
|
|
| Bu mesaj için arifan yolcusu kullanıcısına teşekkür edenler: | Alemdâr-ı İslâm (01.04.10) |
![]() |
| Etiket |
| mart, vakası |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Tarihte Bugün /30 Mart | fatımatüzzehra | Tarihte Bugün | 0 | 30.03.10 08:32 |
| Tarihte Bugün /14 Mart | fatımatüzzehra | Tarihte Bugün | 1 | 14.03.10 12:53 |
| Trihte Bugün 13 /Mart | fatımatüzzehra | Tarihte Bugün | 0 | 13.03.10 08:10 |
| Tarihte Bugün /12 Mart | fatımatüzzehra | Tarihte Bugün | 0 | 12.03.10 07:51 |
| Tarihte Bugün /11 Mart | fatımatüzzehra | Tarihte Bugün | 0 | 12.03.10 07:47 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|