| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 191 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Takvimden Yapraklar » Önemli Gün ve Olaylar »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30.07.10, 23:47   #1
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart Kutsal Emanetlerin Topkapı Sarayına Toplanması

Temmuz 1517


Kutsal Emanetlerin
Topkapı Sarayına Toplanması







__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
 (31.07.10), Nil Fırat (08.08.10), sina (31.07.10), Şems (05.09.10)
Alt 31.07.10, 00:03   #2
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart




MUKADDES EMANETLER

Emanat-ı Mukaddese (Kutsal Emanetler) denince akla gelen,Yavuz Sultan Selim Hanın Mısır'ı fethiyle (1517) Osmanlılara intikal eden ve günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi, Hırka-i Saadet Dairesinde muhafaza edilen kutsal emanetler; yüzyıllardır büyük bir hürmet ve itina ile korunmuşlardır. Bunlar Hz. Muhammed 'e ait olması sebebiyle dini ve tarihi değeri olan eşyalar; diğer peygamberlere ve Hz. Muhammed 'in yakınlarına ait olanlar; Kabe ile ilgisi olanlar ve bunların naklinde kullanılan eşyalardır.


Müstesna bir dini merasimle Yavuz Sultan Selim'e takdim edilen Mukaddes Emanetlerden bazıları, Cihan ordusunun bekçiliğinde Kur'an-ı Kerim okunarak İstanbul'a getirilmiş, öncelikle Topkapı Sarayı'nın Harem, Hazine gibi bölümlerinde korunmuş daha sonra ise; bugün olduğu gibi Kutsal Emanetler Dairesi'ne yerleştirilmişlerdir. Bu mekanın düzenlenmesi ve Arz Odası'ndan daha önemli bir makam konumuna getirilmesi III. Murad dönemindedir.

(1574-1595) Emanetlerin bu mekanda toplanmasıyla İstanbul, İslam aleminin hem dini hem siyasi merkezi hüviyetini kazanmıştır. İslamiyet’in kutsal emanetleri ile birlikte hoşgörü ve itina ile muhafaza ederek günümüze kadar sağlam olarak ulaştırdıkları bilinen bir gerçektir.



YAĞMALANAN EMANETLER

Mukaddes Emanetlerin İstanbul'a getirilişi yalnızca Yavuz Sultan Selim (1512-1520) zamanıyla sınırlı kalmamıştır. Bu çok değerli koleksiyona Osmanlı Devleti'nin yıkılışına kadar birçok yeni eser kazandırılmıştır. Bu önemli kutsal emanetler, 16. yüzyılın ilk yarısından 20. yüzyıl başlarına kadar değişik yollarla Sarayda toplanmışlardır. İstanbul'a emanet akışının 19. yüzyıl boyunca artarak devam ettiği bilinmektedir. Bunda şüphesiz Arabistan'da Vehhabilik akımının yayılması etkili olmuştur. Emanetleri Vehhabilerin tahribinden koruma düşüncesi, onların büyük bir titizlik ve hürmetle korundukları İstanbul'a gönderilmelerine sebep olmuştur.

Vehhabilerin yağmaladıkları mekanlardan ele geçirilen eserler Mehmet Ali Paşa tarafından Saray'a gönderilmiş ve tanzim edilen bir defterle Surre Emini'ne teslim edilmiştir. Abdullah bin Suud ve arkadaşlarının, babasının yağmaladığı Ravza-i Mutahhara (Hz. Muhammed 'in kabri), Hz. Hüseyin(ra)'in kabri ve diğer mekanlardan birçok kutsal ve değerli eşyayı çalmalarından dolayı sorgulandığı ve daha sonra idam edildikleri bilinmektedir.



ÇÖL KAPLANI FAHREDDiN PAŞA

Birinci Dünya Savaşı sırasında Medine'nin boşaltılmasına karar verilince orada bulunan emanetlerin (Osmanlılar döneminde Surre Alaylarıyla gönderilen hediyeler de dahil) Topkapı Sarayı'na gönderilmeleri uygun görülmüştür. Zira maddi ve manevi değeri çok büyük olan olan bu emanetler, başkalarının eline geçebilirdi. Osmanlı Başkumandanlığı kararını 2 Mart 1917'de Hicaz Kuvve-i Seferiye Kumandanı Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa'ya bildirdi. Emri alan Fahreddin Paşa da Şeyhü'l-Harem Ziver Bey ile görüşerek mukaddes emanetlerin naklinin dini açıdan bir sakıncası olmadığını öğrenince bunları göndertip, Topkapı Sarayı'na koydurtmuştur. Bu Kutsal EmanetIer Lozan'da gündeme getirilerek alındığı ülkeye iadeleri istendi ise de, Türk heyeti bunu kabul etmedi.

Seksen bir parçadan oluşan emanetler; büyük elmas parçaları, şamdanlar, avizeler, kandiller, askılar, yelpazeler, nadir yazma eserler ve Kur'an-ı Kerim mahfazaları, Hırka-i Saadet mahfazaları gibi maddi ve manevi bakımdan paha biçilmesi mümkün olmayan eserlerdir. Bu eserlerin bir kısmı haıen Hazine Seksiyonlarında teşhirde olup, diğer kısmı Hazine depolarında muhafaza altındadırlar. Bu eserler tanzim edilen defterde tek tek yer almakta olup. Medine Defteri ismiyle Saray arşivinde korunmaktadır.



KÂBE'YE GÖSTERİLEN İHTİMAM


Osmanlı padişahları, mukaddes beldelere ve kutsal eşyalara son derece değer ve önem vermişlerdir. Ecdadımızın yaptığı ulvi hizmetlerden biri de 1022 (1613) yılında Sultan 1. Ahmet döneminde (1603-1617) Kabe-i Muazzama'da yapılan tamirattır. Tamirat öncesinde her türlü plan ve hazırlıklar yapılırdı. Hazırlanan kalıplar ve eritilen madenler, gemilere yükletilerek Mısır'a, oradan da develerle yerli yerine götürülürdü. Böylece Hadimü'l Harameyn olan sultan, görevini yerine getirirdi. Bu doğrultuda yüzyıllar içinde kutsal emanet kavramı içine giren eşya çoğalarak artmıştır. Osmanlı padişahları ve diğer İslam Dünyası ileri gelenlerinin kutsal yerlere uğur sayarak hediye ettikleri nadide Kur'an-ı Kerim ve diğer değerli eşyalar, kutsal emanetler koleksiyonunu sayı ve nitelikçe artırmış ve zaman içerisinde Saraya nakledilmiştir. Günümüzde Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Envanter Defterine kayıtlı eser sayısı 700'lere ulaşmıştır. Bu kutsal emanetlerin tamamı, II. Mahmud döneminde yeniden düzenlenen Has Oda'da toplanmış ve kırk Has Odalı'nın korumasına bırakılmıştır.
__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
 (31.07.10), Nil Fırat (08.08.10), Peykan- (31.07.10)
Alt 31.07.10, 00:19   #3
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Hırka-i Saadet








124 cm boyunda, siyah yünlü kumaştan hırkanın içi daha kaba şekilde dokunmuş
krem renk yünlü kumaşla kaplanmıştır. Yer yer yıpranmış durumdadır. Resulullah
tarafından Züheyr oğlu Ka’b’a verilen hırkadır.

Hırka-i Saadet Dairesi, adını Peygamber Efendimiz’in şair Ka’b bin Züheyr’e
huzur-ı saadetlerinde Müslüman olduğunda hediye ettiği hırkadan alıyor.

Arapların meşhur şairlerinden olan Ka’b, İslamiyet aleyhindeki şiirlerinden ve sözlerinden
dolayı Peygaberimiz’in nerede görülürse öldürülmesi emrine muhatap oldu.
Daha önce Müslüman olan kardeşinin ikazı üzerine, hakkındaki ölüm emrine aldırmadan
Medine’ye geldi, Mescid-i Nebevi’ye girdi. Peygamber Efendimiz’e Müslüman olan
bir kimsenin geçmiş hatalarının bağışlanıp bağışlanmayacağını sordu.


Müspet cevap alınca “Bu, Ka’b olsa da mı?” diye ilave etti. Allah Resûlü bu soruya
da olumlu cevap verdi. Ka’b (ra) kimliğini açıklayıp Kaside-i Bürde ismiyle
tarihe geçen eserini okumaya başladı. “Muhammed Aleyhisselâm kınından çıkmış
bir kılıçtır / Cihan onun nurundan feyz alır”
mısraına gelince Efendimiz
sırtındaki hırkasını çıkardı, şairin sırtına bıraktı.


Ka’b, Hazreti Peygamber
’in gül kokusunu taşıyan bu hırkayı ömrü boyunca muhafaza etti,
çok yüksek fiyat teklif edilmesine rağmen bir ipliğini feda etmedi. Muaviye tarafından
varislerinden alınıp halifelere geçen hırka, Yavuz’la birlikte İstanbul’a geldi.


Hırka-i Saadet sırma işlemeli yeşil atlastan bohçalara sarılıp altın bir çekmeceye
konulur. Bu çekmece de aynı şekilde bohçalara sarılıp büyük altın bir sandığa
yerleştirilir.




__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
 (31.07.10), Nil Fırat (08.08.10)
Alt 31.07.10, 20:29   #4
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Sancak-ı Şerif







Peygamber Efendimiz’in zamanında yapılan harplerde ashaptan her birlik
ayrı bir sancak taşırdı. Bizzat Peygamber Efendimiz’e mahsus olan Sancak-ı
Şerif ise Ukab ismini taşır.

Hazreti Aişe’ye ait siyah yünlü bir kumaştan yapılmıştır.


Sancak-ı Şerif, Cenab-ı Peygamber’in âlem-i cemâli teşriflerinden sonra
sıra ile dört halifenin emanetinde olarak harplerde ordunun önünde taşındı.
Daha sonra da Emevi ve Abbasi halifelerine intikal etti.

Bağdat’ın Moğollar tarafından işgali üzerine Mısır’a kaçan Abbasi halifesi, Sancak-ı Şerif’i de
diğer emanetler ile birlikte Mısır’a götürdü.

Mısır’ın Yavuz Sultan Selim Han Cennetmekân tarafından alınması üzerine Osmanlılara geçti.

Ukab, zamanla yıpranıp adeta toz haline geldiği için Osmanlılar
yeşil atlastan yenisini diktirip üzerine aslından parçalar eklediler.

Harpler sırasında Sancak-ı Şerif, Sancak Alayı
denilen bir törenle saraydan çıkarılır, orduyla birlikte sefere giderdi.
Bu sırada seyyidlerden oluşan bir cemaat tarafından yanı başında
gece gündüz Fetih Sûresi okunurdu.

__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
 (31.07.10), Nil Fırat (08.08.10)
Alt 31.07.10, 20:38   #5
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Mühr-i Saadet








Hz. Muhammed yabancı devlet reislerine İslam’a davet mektupları yazdırırken
taşı akikten, halkası gümüşten yüzük şeklinde bir mühür yaptırmıştı.

Bu mühür sıra ile Hz. Ebubekir (ra)’e, Hz. Ömer (ra)’e ve Hz. Osman (ra)’a geçmiş,
ancak Hz. Osman (ra) tarafından Eris isimli kuyuya düşürülmüş ve günlerce aranmasına rağmen bulunamamıştır.

Tarihçiler bu mührün kaybolmasından sonra Müslümanlar arasındaki birliğin bozulduğuna,
devam edip gelen fitnelerin o zaman ortaya çıktığına dikkat çekerler.

Hz. Osman (ra) bunun üzerine aynı yazıyı taşıyan başka bir mühür yaptırarak kullanmıştır.

Mukaddes Emânetler arasında bulunan ve Bağdat’ta ele geçirilerek İstanbul’a getirilen mührün
bu mühür olduğu tahmin edilmektedir.

1 cm. uzunluğunda olup, kırmızı akik taşından yapılmıştır.
Üzerinde kûfî hatla “Muhammed Resulullah” yazan bu mühür hakkedilmiştir.

__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
 (31.07.10), Nil Fırat (08.08.10), Peykan- (31.07.10)
Cevapla

Etiket
emanetlerin, kutsal, sarayına, topkapı, toplanması

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Topkapı Projesi 'Asker'e Takıldı Vukuf-i Kalbi ÜLKEMİZDEN HABERLER 0 28.11.09 11:08
panorama1453 müzesi. topkapı mansuralp RESİMLER 0 20.05.09 22:14
Topkapı sarayı_sultanahmet. mansuralp RESİMLER 6 18.05.09 20:57
(La) süpürgesiyle yolu temizlemezsen (İLLALLAH) sarayına varamazsın.. suret-i.mah YENİ ÜYELERİMİZİ TANIYALIM 17 23.12.08 06:01
Topkapı Sarayı Kutsal Emanetler MillîGenclik VİDEO - FLASH PAYLAŞIMLARI 0 13.09.08 13:43

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:28 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.