|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 191 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
![]() Osmanlı Padişah: Üçüncü Murad Babasi . Ikinci Selim Annesi . Nurbânu Sultan Documu : 4 Temmuz 1546 Vefati . 16 Ocak 1595 Saltanati : 1574 - 1595 (21 ) sene
__________________
Sözlerime lâl düştü...
Konu Sükut-u Leyl tarafından (19.10.09 Saat 23:01 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Dünyada 6 erkek, 3 kız evlât bırakan merhum padişah 2. Selim, Devleti Osmaniyye'yi kudretli sadrazam Sokullu Meh-. med Paşa'nın becerikli idaresine tevdi ederek Allah'ın vâsi rahmetine ermişti. Manisa sancağında vazife ifa eden Veliahd Şehzade Murad Sultan pederinin vefatını, sadrazamın gönderdiği haberci va*sıtasıyla heber almıştı. Hicri 955/MiIâdî 1549 yılında 27 ya*şında boşalan tahtı Osmaniye cûlüs etmek üzere-yola çıktı. Sadrazamın gönderdiği gemiyi beklemeden Mudanya iskele*sinde bulunan küçük bir gemiye binmişti. Bu gemi sonradan Padişahın damadı olacak olan meşhur tarihçi Feridun Ah-med Paşa'ya ait bir ticaret gemisi idi. Sultan Murad Bahçe-kapı civarında sahile çıkmıştı. Vakit çok geç olmuş gece ya*nsını geçmişti. Yağmur ve rüzgârlı bir hava hüküm sürerken, Padişah içicek bir yudum su aradıysa da bulamamış ve deniz suyu ile yüzünü yıkamış, karaya çıktığı yere bir çeşme yap*tırmayı vaat etmişti kendi kendine. Hakikaten Padişah ol*duktan bir müddet sonra kendine verdiği sözü yerine getir*miş ve bir çeşme inşa ettirmişti. Sarayın kapısını çalan padişahın yanındakiler, o saatte sa*ray kapısı yalnız sadrazama açılır kaydını ya unutmuşlar ya*da bilmiyorlardı. Çok sonra aralanan kapıdaki muhafızlara vaziyet izah olundu. Padişah ve arkadaşları içeri alındılarsa da öte taraftan sadrazama haber gönderilip durum bildiriîdi. Sadrazam, Padişahı ilk defa görüyor, fakat emin olamıyordu; çünkü, merhum Padişahın daha beş Şehzadesi vardı. Onlar*dan birisi ben veliaht şehzadeyim diye vezir-i âzami aldatabi*lirdi. Sokullu yanına aldığı Padişahı, Nûr Banu Sultan'ın da*iresine götürmüş, oğlunu gören Valide Sultan; aslanım diyerek oğlunun boynuna sarılmış hem oğlunun padişahlığını de kendi Valide Sultanlığını tescil etmiş oluyordu. Şehzadenin tahtın sahibi olduğunu anlayan veziri âzam Sokullu aynı zamanda eniştesi olduğu padişahın eteklerini öpmüştü. Burada şunu hatırlamadan geçemiyoruz: Mason bir tarih yazarı bu etek öpme vakasını bir dalkavukluk olarak vasıflandırmış ve böylece Kaanuni, 2. Selim Hazretlerinin sadrazamı ve yeni padişahı beşbuçuk yıl sadrazamlığını ya*pan bu muhterem insana hangi saik ve sebebe böyle aşağı*lık bir sıfat yakşıtjrıyor anlamak mümkün değil... Hani bir söz vardır: «Dinime tan eden bari müslüman olsa», siz halifeyi Rûyi zemin'in eteğini öpmeyi dalkavukluk sayarken acaba mensub olduğunuz loca'nın üstâdi'nın neresini öpüyorsunuz. Üçüncü Sultan Murad unvanıyla ertesi gün tahta geçmek için yatağına çekilen şehzade, beri tarafta devletin müdebbir elemanları toplanmış ve rakip şehzadeler hakkında ölüm ka*rarlarını bile almış ve sabah olunca devlet'uğruna canların*dan edilen merhum beş şehzadenin nâaşlarının önüne atıla*cağından dahi habersizdi. Sabah olunca, vezirler, komutanlar, kadılar ve yüksek rüt*beli me'murlar Ayasofya camiine geldiler. Şehzadelerin ölümlerini ya haber almışlar yahut da tahmin etmişlerdi. Hepsi taziyet elbiseleri içinde bulunuyorlardı. Namazdan sonra Padişah Hazretleri Divanhanede tahta çıktığında aynı üzüntü ve elbiselerle donanmıştı. Dağıtılan cûlüs bahşişi bir milyon yüzbin duk'aya baliğ olmuştu. Ramazan ayının yirmi ikinci günü Padişah Hazretleri cedleri gibi, Ebâ Eyyûb-el En-sâri türbesine deniz yolu ile giderek kılıç kuşandı ve dönüşte at üzerinde atalarının türbelerini ziyaret ede ede saray'ı hü-noayuna avdet etti. Ramazan Bayramının birinci günü Devlet Kâtibi Feridun Bey, Hazreti Padişaha Osmanlı Devletinin kuruluşundan ogüne kadar padişahların yazmış veya yazdırmış oldukları bi-nikiyüz aitmiş parça evraka havi bir kitap ve o güne kadar Devleti Osmanî tarihini anlatan «Münşeat-ı Selâtin» adlı eseri hediye etti.
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (19.10.09), ubudiyet (22.10.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
İçki Yasağı Bir gün Padişah Hazretleri sandalla denizde gezerken sahi*le yakın bir yerden geçiyordu. Deniz kenarında bir kahveha*nede içki içmekte olan bir kaç Yeniçeri sarhoş olmuşlar, Pa*dişahı görünce ellerindeki kadehleri kadırıp Padişahın'sıhhati şerefine içtiklerini bağırarak ilân etmişlerdi. Bu durumu gö*ren Padişah son derece üzülüp, gazaba gelmiş ve Din-i İs*lâm'ın haram kıldığı içkinin kullanılmasının yasak edildiğini ilân eden bir hattı hümâyûn çıkarmıştı. Bu hattı hümâyûn üzerine Sipahiler Askeri İstanbul Subaşı'sını aralarına alıp tartaklamaya girİşmişlerse de duruma muttali olan Sadra*zam yetişmiş Subaşi'yı tartaklanmaktan kurtardıysa da nü*fusunun kırılmasına sebep olacak hareketlere de maruz kal*mıştı. Durumun vahim bir hal aldığını gören Hazreti Padişah, maalesef verdiği emri kimseyi rahatsız etmemek şartıyla içe*bilirler kaydına çevirmekle hem dünyada hem de âhiret'te kolay cevap veremeyeceği bir tâviz vermiş oluyordu.
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (19.10.09), ubudiyet (22.10.09) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Portekiz İle Savaş ![]() Yeni Padişahın tahta geçişi, bütün Avrpua devlet elçileri vasıtasiyle ve muhtelif hediyelerle tebrik olundu ve bu müna*sebetle bunlarla yapılmış sulh antlaşmaları gerek dîvan ge*rekse Hazreti Padişah tarafından müsait karşılandı. Fakat Portekiz Kralı Dük Sebastian türlü sebeb ve bahanelerle müslümanların idaresindeki Fas topraklarına ve oranın Emi-rine müdahalelerde bulunuyordu. Halife-' Rûyizemin olan Osmanlı Padişahı 3. Murad Haz*retleri, Fas Emirinin istimdadına bigane kalamazdı ve kalma*dı Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa, müslümanlara musal*lat olan bu belâyı def etmekle vazifelendirdi. Kâfi kuvvetle hareket eden Ramazan Paşa, karşısına çıkan küffârı çok şid*detli bir savaştan sonra kafi bir mağiûbiyyete ve Kral Sebas-tiyani'yî se savaş alanında cansız yere serdi. Böylece müslü-manlar kâfirin zulüm ve tasallutundan halâs oldular. 1575 senesi milâdisinde Avusturya ve Almanya İmparato*ru İkinci Maksimilyen ölmüş onun yerine Rudolf geçmiş ve Sultan 3. Murad Hazretlerine gönderdiği elçilerle muhtelif he*diyeler sunmuştu. Avusturya topraklan üzerinde ceveSan eden Osmanlı hudut beylerini şikâyet etmeye gelen elçilerle, sekiz senelik bir sulh antlaşması kararlaştırılmıştı.
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (19.10.09), ubudiyet (22.10.09) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Osmanlı Devletinin Avrupa'dan Aldığı Vergiler Avsturya Devleti Senede otuzbin duka, Erdei beşbin duka, Zantayı tasarruf eden Venedik üçbin, Raküza onikibin, Eflâk onbeşbin, Boğdan yüzellibin duka vergi vermekle mükellefti. Bu arada Venedik elçisi, Hazreti Padişahı ve sadrazamı ziyaretle Padişaha ellibin duka, sadrazama dörtbin duka altını hediye getirdi. Dalmaçya taraflarındaki hudud anlaşılmazlık-ları hal olundu.
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (19.10.09), ubudiyet (22.10.09) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Soküllü Mehmed Paşanın Etrafının Temizlenmesi Hazreti Padişah, babası merhum Selim gibi Devleti Aliy-ye>yi» müdebbir ve sadık veziriazamın eline bırakmayı düşünmedi. Dizginleri eline almaya kararlı idi. Yalnız bu kararlılık kendi isteği miydi yoksa uzun yıllar sadareti işgal edenzatın nüfuzundan çekinme miydi? Şunu nutmamak icab eder ki Sokullu Mehmed Paşa Padişahın eniştesi olmakla beraber dîvanın diğer vezirleri de damad idiler şöyle ki: Bu damatlıklar devlete hizmet edenleri daha yakından kontrol edebilmenin en mütekâmil bir yoluydu. Sadrazamın etrafını temizleme metoduna başlandığında ilk hedef münşeat sahibi, devlet kâtibi aynı zamanda Sokol-lu'nun mahrem sırlar arkadaşı Feridun Beydi. Kendisini Belgrad sancak beyliğine uzaklaştirmışlar ve yerine bütün usulere aykırı biçimde, Fatih Semaniye Medresesi muallimi Mahmud Çelebi tayin buyrulmuştu. Çok kısa bir 'müddet sonra Sokollu'nun kethüdası esrarengiz şekilde öldürüldü. Az sonra Sokollu'nun amcazadesi olan Budin Beylerbeyi Mustafa Paşa; Budin cephanesine isabet eden bir yıldırım neticesinde cephanenin tutuşup yanmasından mesul tutularak kendi muhafızlarının önünde öldürülmüştü. Sokollu'nun etrafı nisbeten temizlenmişti. Bunun yapılmasını Valde Sultan ve Şemsi Paşa ile Lala Mustafa Paşa olduğu Kâmil Paşa tarihinde sh. 281'de yer alır. Yine bu sırada Kıbrıs Beylerbeyi olan ve Sadrazam'ın çok yakını olan Arap Ah-med Paşa sert muamelesini bahane eden askeri tarafından paralanarak fecii şekilde öldürüldü. Çok geçmeden Piyaie Paşa ve Şeyhül İslâm Hamid Efendi Hazretleri vefat ettiler. Sadrazam en kıymetli arkadaşlarını arka arkaya kaybederken bilhassa, Piyaie Paşa, ki aynı zamanda bacanağı idi. ve Şeyhül İslâm Efendinin vefatlarından son derece müteessir oldu. Bu sırada kendi kendine Kıbrıs Kralı unvanını veren ve Sokollu'nun bu unvanı, ona hiçbir zaman kullandırtmadığı Yasef Nassi (Yahudi Josef Nassi) ölmüştü.
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (19.10.09), ubudiyet (22.10.09) |
![]() |
| Etiket |
| haftamızın, murad, osmanlı, padişahı, Üçüncü |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Haftamızın Osmanlı Padişahı: 2.Selim | şehzade | Osmanlı Hânedânı | 9 | 09.10.09 18:03 |
| Haftanın Osmanlı Padişahı: Sultan ikinci Murad | sina | Osmanlı Hânedânı | 9 | 07.09.09 15:12 |
| Haftamızın Osmanlı Padişahı: Orhan Gazi | Sükut-u Leyl | Osmanlı Hânedânı | 16 | 20.07.09 11:24 |
| Haftamızın Osmanlı Padişahı: Osman Gazi | Sükut-u Leyl | Osmanlı Hânedânı | 15 | 16.07.09 20:39 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|