|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 189 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Sultan Vahdeddin, İngiliz zırhlısıyla İstanbul'dan ayrılırken sabık Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi de onunla berabermiş. Oğlu İbrahim Sabri ve ailesi efradı da birlikte imişler. Başkaları da varmış. Bir kısmı Pire'de, Atina'da inmişler.
Mustafa Sabri Efendi, Zeynel Abidin Efendi, Filozof Rıza Tevfik, galiba Refik Halid de aileleriyle birlikte gemide imişler. Daha başkaları da varmış."* Tabii bu yolculuğa çıkmanın evveli de var. Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya gönderileceğini öğrenen Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi, Dolmabahçe Sarayı'na gidip, Padişah Vahdeddin'i ziyaret eder. Konu açılır, söz uzar, yemekler yenir, çaylar içilir, yatsı namazları kılınır. Tüm bunlar olup biterken sohbet Anadolu'ya gönderilecek kişi konusunda yoğunlaşır. Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi, Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya gönderilmesine karşı çıkar ve Padişahla aralarında şöyle bir konuşma geçer: Padişah Vahdeddin: "-Efendi hazretleri, vaziyet belli; ben vatanımı kurtarmak istiyorum; her ne pahasına olursa olsun, vatanımın kurtulmasını istiyorum. Efendi hazretleri, anlaşılıyor ki siz, saltanatımın tehlikeye düşeceğinden korkuyorsunuz. Onu korumamı istiyorsunuz..." Bunun üzerine Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi: "-Efendim, benim endişem, sizin saltanatınız için değildir. Bugün saltanatınızın temsil ettiği dinimiz içindir. Bendeniz, din gider diye korkuyorum. Saltanat giderse, yerine bir saltanat daha bulunur. Fakat din giderse yerine bir din daha gelemez. Benim korktuğum budur. "Eğer mutlaka, bir zat, bir asker gönderilecekse, başka birini araştıralım. Bana da bir söz hakkı tanıyın. Siz bu dinin halifesi, ben de Şeyhülislâmıyım. Din cihetinden, sizin kadar ben de mes'ulüm." filan dedi. Baktım, Padişah'ın Mustafa Kemal'e tam bir itimadı var. Bana: "-Yanlış anlıyorsunuz, suizan ediyorsunuz, benim onunla (Mustafa Kemal Paşa) teşrik-i mesaim oldu. Fikrine, zikrine, zekâsına güveniyorum. Efendim, orduda bizi anlayan, memleketin dertlerini bilen insan... Âteşîn bir zekâ, âteşîn bir zekâ..." Baktım, Padişah durmadan böyle diyor, "âteşîn bir zekâ..." Anladım ki artık son sözü söyleyip konuşmayı bitirmek lâzım." Şeyhülislâm Mustafa Sabri konuyla ilgili Padişaha son sözlerini söyler ve oradan ayrılır..."** Gel zaman, git zaman derken yukarıda belirttiğimiz şekilde vatanı terke mecbur olurlar. Padişah Vahdeddin'le birlikte vatandan ayrılıp birlikte İskenderiye'ye, Mekke'ye, Taif'e giderler. Mekke'ye giderken Mustafa Sabri Efendi, Deveye binmeyi bir türlü beceremez. Sık sık düşer. Yol arkadaşlığı yaptığı filozof Rıza Tevfik'de durur mu? Bu olayı o kinayeli üslubuyla kayda geçirir. Celâl Nuri'ye yazdığı mektub da sabık Halife ve sabık Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi'yle yaptığı bu yolculuğu şöyle anlatır: "Sana bu mektubumu devenin üstünde yazıyorum. Başta Vahdeddin olduğu halde kafilemiz Mekke'ye doğru yola düzüldü. Talihimiz o kadar garip cilveler gösteriyor ki sonumuzun ne olacağını keşfetmek mümkün değil. Hani Türkçe'de "Attan inip eşeğe binmek" diye bir tabir vardır. Benim için de öyle oldu. İnkılâbın ilk günlerinde at üstünde İstanbul'a hükmederken mevkiim düştü. Attan indim fakat eşeğe binecekken talih beni deveye bindirdi. "...Hele softalar için işkencelerin büyüğü deveye binmektir. Bizim Sabri Hoca günde en az sekiz defa deveden yuvarlanıyor. Bereket versin, yerler yumuşak, kumda bir şey olmuyor. Yoksa çoktan ahiretin yolunu tutmuştu. Bana gelince çocukluğumda mektepten kaçıp Fatih meydanında kömürcü develerine binerdim, oradan ünsiyetim vardı. Pek çabuk alıştım. İspatı da sana bu mektubu devenin üstünde yazabilmemdir. "İstanbul'da ikinci Taftazani geçinen Hoca Sabri burada Allah tarafından yobazlaştı, yongaları dışına vurdu. Yolda peşimi bırakmıyor. Şimdi merakı ne Şeyhülislam, ne de Sadrazam olmak; meşhur şair olmak istiyor. Sözüm yabana, kendinde buna ehliyet ve istidat görüyor. Her gün bana naat, gazel, kaside kabilinden birçok hezeyanlarını okur durur... "Ara sıra canım sıkıldığı zaman Hoca Sabri'ye: "-Bir maval okusana!.. Vaktiyle İtilafcılar'a, ne mavallar okurdun!" diyorum. O, somurtuyor. Ben koşmalarımdan okuyup gönlümü eğlendiriyordum... "... Bu taraflarda İttihatçı yamakları pek çok. Bizi Hudeybiye'de fena karşıladılar. Bakalım Mekke'de nasıl olacak? Aman Hoca yine deveden düştü. Ona yardıma gidiyorum..."*** Rıza Tevfik, sabık Şeyhülislâm'ı yardım edip yerden kaldırmaya çalışırken biz de onun bazı mısralarını okuyuverelim: "Uçun kuşlar, uçun doğduğum yere; Şimdi dağlarında mor sünbül vardır. Ormanlar koynunda bir serin dere, Dikenler içinde bir sarı gül vardır. O çay ağır akar, yorgun mu bilmem? Meh-tâbı hasta mı solgun mu bilmem? Yaslı elin gibi mahzûn mu bilmem? Yüce dağ başında siyah tül vardır..." * M. Ertuğrul Düzdağ, Üstad Ali Ulvi Kurucu- Hatıralar 2, Kaynak Yayınları, İstanbul 20-7, s. 83. ** A.g.e., s. 58- 59. *** Rıza Tevfik, Akbaba, 16 Nisan 1923.
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür edenler: | Muhammed (24.05.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 622
Üyelik tarihi : 27-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Bileyim:)
Konuları : 1172
Mesajlar : 7,948
Teşekkürleri: 1,802
2,630 mesajına 4,405 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 11
![]() Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Merhum Şeyhülislam'ın ilginç yönleri de var... Mustafa Sabri Efendi önceleri Maturidi iken sonradan Eşari olmuş, tüm Maturidi'lerin bid'atçi, zındık ve sapık addettiği Mutezîle'den daha eşşed olduğunu söylemesi yakın tarihimizdeki mezhep kavgalarından birisi olarak göze çarpmaktadır. * _____ * Tahte Sultani'l-Kader s.42
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Ebubekir Sifil http://www.milligazete.com.tr/makale...t-2-110504.htm "Maturidi mezhebi fesatta Mu'tezile'den aşağı değildir" sözü: Hemen belirteyim, burada bir yanlış çeviri var. Doğrusu, "Matüridiyye mezhebi, mefsedette Mu'tezile'den az değildir" şeklinde olmalı. Mustafa Sabri Efendi merhum bu cümleyi, Muhammed Abduh'un Matüridî görüntüsü altında Eş'arîlere ağır sözler sarf etmesi üzerinde dururken kullanmıştır. Abduh, kulun fiilinin menşei ve mahiyeti ve fiilin meydana gelmesinde kulun kesbi ile Allah Teala'nın yaratması meselesi üzerinde durmaktadır. Mustafa Sabri Efendi de bu bağlamda Matüridiyye mezhebinin, Mu'tezile'den daha çürük olduğunu isbat edeceğini söylemekte ve ifadeyi bu bağlamda kullanmaktadır. Bu ifadenin, yukarıda, "hakkında sarih delaletli herhangi bir nassın bulunmadığı hususlar" cümlesinden olarak zikrettiğim ve hakkında Ehl-i Sünnet arasında ihtilaf bulunduğunu belirttiğim meseleler cümlesinden olduğunu gözden kaçırmamalıyız. Bu meselede Maturidiyye'nin veya Eş'ariyye'nin mezhebinin çürük/tutarsız olduğunu söylemek ne söyleyeni, ne de kastedilen mezhebi Ehl-i Sünnet'in dışına çıkarır.
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür edenler: | el-Kevserî (30.01.10) |
![]() |
| Etiket |
| böyle, Çıkmıştı, efendi, fahri, güven, karşı, kemale, msabri, mustafa |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|