| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 221 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » TARİH » Peygamberler Tarihi »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16.09.09, 19:08   #1
Medine Sevdalisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 1888
Üyelik tarihi : 01-01-2009
Konuları : 342
Mesajlar : 4,129
Teşekkürleri: 7,987
1,970 mesajına 3,023 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8 Medine Sevdalisi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 04.03.12
Durumu : Status: Offline

Standart Hz. Hud (a.s)'dan Tevhid dersleri

Ad kavmine de kardeşleri Hz. Hud’u (gönderdik). Dedi ki: ‘Ey kavmim! ALLAH’a kulluk edin. Sizin Ondan başka ilahınız yoktur… Ben ALLAH’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım. O’ndan başka (taptıklarınızın hepsinden uzağım). Haydi, hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin! Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan ALLAH’a dayandım. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O, onun perçeminden tutmuş olmasın…” (Hud: 50, 54-56)

Hz. Nuh aleyhisselam’ın tufanında yeryüzü küfür ve şirkten temizlenip silindikten sonra Hz. Nuh aleyhisselamla birlikte kurtulanlar, yeryüzünü yeniden imar etmeye ve ALLAH (cc)’ın tevhid dinini tüm yönleriyle ikame etmeye çalıştılar. Ancak Hz. Nuh aleyhisselam’ın vefatından sonra ALLAH (cc)’ın dinine tabi olanlar, zaman içerisinde tevhid dininden inhiraf edip dosdoğru yoldan saptılar ve tekrar küfür ve şirk bataklığının içine yuvarlanıverdiler. Bütünüyle sapıtmış olan bu insanlara, merhamet sahibi olan ALLAH (cc) bir hidayet rehberi olarak Hz. Hud aleyhisselam’ı peygamber olarak gönderdi…

Hz. Hud aleyhisselam kavmini, ALLAH (cc)’ın birliğine ve O’nun tevhid dinine davet etmeye ve bu istikamette onları ikna etmeye koyuldu; fakat Ahkaf’ın sakinleri hiç de olumlu tepki verecek gibi görünmüyorlardı. ALLAH (cc)’ın bu rahmet peygamberine bin bir türlü güçlük ve müşkülat çıkarmaya ve ALLAH (cc)’ın dini önünde set teşkil etmeye başladılar. Geçen bu süre zarfında o kadar koyu bir sapıklığa ve dalalete saplanmışlardı ki, bir türlü vahyin o kurtarıcı sesine kulak vermiyor, basiretlerini bütünüyle kapatıyorlardı. Her dönemde olduğu gibi tarihin o kesitinde yaşayan insanlarda da tevhid dinine karşı değişmeyen o kötü huyları yeniden depreşmeye başlıyordu… İnad… Hakka karşı kulakların sağır ve gözlerin kör oluvermesi… Kalplerin taş kesilmesi ve batılda ısrar ettikçe ısrar etmeleri…

ALLAH (cc)’ın dininin davetçisi ve tebliğcisi olan Hz. Hud aleyhisselam, hiç bıkmadan, usanmadan, büyük bir sabır ve metanetle tebliğini yapıyor, insanların basiretlerini hakka karşı açmaya ve ALLAH (cc)’ın o dosdoğru yoluna yöneltmeye çalışıyordu. Gece demeden, gündüz demeden, onların baskı ve tazyiklerine aldırmadan risalet sorumluluğunu ifa etmeye çalışıyordu. Ama işi hiç de kolay değildi. Yıllar birbirini kovalarken bütün yeryüzünde, ALLAH (cc)’ın tevhid dinine iman eden; Hz. Hud aleyhisselam ve etrafındaki çok küçük bir topluluktan başka kimse yoktu. İnsanlar, peygamberlerinin davetine yaklaşmıyorlardı. O günün azgın, şımarık ve tağut yapılı insanların peşine takılıp kölece bir hayatı ve sapıkça bir anlayışı yeğliyorlardı. Onların bu yumuşama bilmez tavırları ve haşin yapıları, Hz. Hud aleyhisselam’ın azim ve kararlılığından en küçük bir taviz dahi koparamıyordu. Karşılarında sabırlı, metanetli, tavizsiz, cesaret şahikası ve iman örneği yılmaz bir Mümin, yalçın bir mücahit ve risaletin sağlam ve kopmaz bir halkası olan Hz. Hud peygamber ve onun sadık tabileri duruyordu. Hiç de pes edecek gibi görünmüyorlardı. Zira pes etmek onların şe’ninden değildi… Onlara yakışan pes etmek değil pes ettirmektir. Bu iş zahmetli ve sıkıntılı da olsa, “…vel akibetü lilmüttakin” (…Akibet takva sahiplerinindir. A’raf: 128) dir. Bu şaşmaz bir va’d-i ilahi ve değişmez bir mukadderatı rabbanidir. Er veya geç bu şaşmaz tecelliyat vuku bulacaktı; ama dava eri bu mümtaz şahsiyetlerin direnmeleri, taviz vermemeleri, bir santim geri adım atmamaları gerekiyordu.

Karşılıklı sinirler gerilmiş ve çatışma tehlikesi en tepeye çıktığı bir anda; artık nasihatin fayda getirmediğine kani olan Hz. Hud aleyhisselam, o günün tağutları ve azgınlarına karşı hakkı haykırarak dedi ki: “Ben ALLAH’ı şahit tutuyorum. Siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım… Haydi, hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin!...”

İşte Hz. Hud aleyhisselam’dan alacağımız tevhid dersinden en önemli bir fasıl… Özellikle tağutların ve zorbaların baskı ve tazyikleri karşısında sinmiş, on büklüm olmuş, şahsiyet ve değerlerini ayaklar altına almış zavallı insanlardan oluşan toplumlarda, bu ders, ne kadar da hayati bir önem arz ediyor! Ayağa kalkmayı, dimdik durmayı, bir daha asla tağutlara eğilmemeyi, tevhid inancında sebat edip karar kılmayı, bütün sahte ilahları yere çalıp tepmeyi ve sistemlerini tarihin çöplüğüne atmayı öğretmektedir. Ve bunu imanın bir gereği, Müslüman olmanın bir lazımı olduğunu dimağlara kazımaktadır. İşte imani bir tavır… Ve işte Müslüman’ca duruş…

Hem niye bu duruşu sergilemesin ki? Neden azgın tağutlardan ve mülhid güruhlardan korksun ki…? Zira O, her şeyin sahibi, maliki ve mutlak mutasarrıfına tevekkül edip inkiyad etmiştir: “Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan ALLAH’a tevekkül ettim. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O, onun perçeminden tutmuş olmasın.” İşte Müminleri korkusuz yapan bu sağlam inançtır. Bu inanç kalpte yerleştikten sonra bir Mümin, tek başına dünyaya meydan okur. Hz. Hud aleyhisselam’ın yaptığı da bu idi. O, Rabbine hakkıyla tevekkül etmiş ve O’na dayanmıştı. O ALLAH (cc) ki, bütün mahlûkatın perçemi O’nun kabz-ı yedinde ve O’nun hükümranlığı altındadır. Bu şekilde Kahhar, Cebbar olan ALLAH (cc)’a dayanan, O’na hakkıyla inkiyad eden zorbalardan korkar mı? Tağutlara boyun eğer mi? Zillete, meskenete ve alçaklığa rıza gösterir mi? Heyhate minezzilleh, heyhate minezzilleh… (Zillet bizden uzaktır) Mümine yakışan izzettir, şereftir, haysiyettir ve dik duruştur… ALLAH (cc) düşmanı zalimlere teslim olmak, onlara boyun eğmek muvahhidlerin şe’ninden değildir. Peygamberlerin yolundan giden saliklerin davranışlarından değildir.

Ve derken va’di ilahi doluyor, verilen mühlet hitama eriyor ve kıyamete kadar gelecek Müminler için mukadder olan nusret ve inayeti ilahi Müminlerin imdadına yetişiyor.

“Bundan (inkâr etmelerinden) dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir…” (Fussilet: 16)

Evet, o azgınların kökünü kazıyacak, onlardan eser bırakmayacak azab-ı ilahi, istisal-ı rabbani onları ansızın yakalayıvermişti. “Rihen sarsaran” (soğuk rüzgar) onların tozunu dumanına katmıştı. “Bizden daha güçlüsü var mıdır ki?!” diyen Ad, yerle yeksan olmuştu. ALLAH (cc)’ın bu görünmez ordularının harekete geçmesi için, biz Müslümanların Hz. Hud (as) misali bir misyon yüklenmemiz, o sarsılmaz iman ve sapasağlam iradeye sahip olmamız gerekir. İman ve akidemizi saflaştırıp berrak kılmalıyız ve ve şu ilahi fermanın karşısına geçip icabını yerine getirmemiz gerekir:

“Ey iman edenler! ALLAH’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim ALLAH’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam manasıyla sapıtmıştır.” (Nisa: 136)
__________________

Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol.

Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın.

�Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur� diye endişe etme.

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını?


~ Tebrizli Şems ~


***




Sustum...
Avazım çıktığı Kadar
View Medine Sevdalisi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Medine Sevdalisi kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Muhammed (16.09.09), Vukuf-i Kalbi (16.09.09)
Cevapla

Etiket
asdan, dersleri, hud, tevhid

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
<<Her üye'ye hergün bir Kelime-i Tevhid>> Medine Sevdalisi İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP 312 04.01.12 11:09
Tevhid Inancıyla Filizleniş Muhammed YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI 0 16.08.09 12:40
Tevhid Kalesine Sığınmak Adige Abzakh YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI 0 30.06.09 13:49
işte Tevhid Anlayışı... akkepter SERBEST KÜRSÜ 0 24.11.08 13:02
DERS 1. ( Tevhid ne demektir.). abdulkadir36 AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET 15 06.09.08 13:18

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:11 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.