|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 227 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| PRF.DR. NECMETTİN ERBAKAN Milli Görüş Liderimiz, 54.Hükümetin Efsane Başbakanı , Asrın Lideri ...Prf. Dr. Necmettin Erbakan Bilgi ve Döküman paylaşım bölümümüz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
![]() Erbakanın çocukluğu » Prof. Dr. Necmettin Erbakan'in soyu ve dogumu Necmettin Erbakan Kozanoğulları soyundandır. 1800'lü yılların son döneminde Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgelerinde asırlarca hüküm süren Kozanoğulları Beyliği... » [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Erbakan, Anadolu'nun kuzeye dogru en çok ilerleyen ve ince Burun ile sona eren kara çikintisina dogudan birlesen küçük bir yarim adanin yüksekligi az olan berzah kesiminde kurulmus ve 1924 yilinda vilayet yapilan Sinop ilinde dünyaya geldi. Babasi Mehmet Sabri Bey, Cumhuriyet'in üçüncü yilinin kutlandigi 29 Ekim 1926'da dünyaya gelen ogluna "Dinin Yildizi" anlamina gelen Necmettin adini koydu. » [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Agir ceza reisi olarak görev yapan Erbakan'in babasi Mehmet Sabri Bey'in Kayseri'ye tayin edilmesi sebebiyle Erbakan çocukluk döneminin bir ila alti yas arasini Kayseri'de geçirdi. » [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] (TRABZON, 1932-1937) "Necmettin Bey o zamandan bu zamana hiç degismeyen bir olaydir. O zaman televizyon ve radyonun olmadigi bir dönemdi. Ancak köse kapmaca, salincakta sallanma veyahutda Necmettin Bey'in kurallarini koydugu oyunlarla oynardik. » [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] "Bizim konagin bahçesi genisti. Bütün memur çocuklari bizim bahçeye gelirler, bilhassa yaz tatillerinde böyle program dahilinde oyunlar oynardik. Bahçede herkesin ayri ayri dükkânlari vardi. » [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] "Bizim konagin bahçesi genisti. Bütün memur çocuklari bizim bahçeye gelirler, bilhassa yaz tatillerinde böyle program dahilinde oyunlar oynardik. Bahçede herkesin ayri ayri dükkânlari vardi.
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... Konu Abdülhamit tarafından (19.10.09 Saat 10:50 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | BeyazLale (20.02.11) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
Prof. Dr. Necmettin Erbakan'in soyu ve dogumu ERBAKAN'IN SOYU Necmettin Erbakan Kozanoğulları soyundandır. 1800'lü yılların son döneminde Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgelerinde asırlarca hüküm süren Kozanoğulları Beyliği'nden gelip İstanbul'a yerleşen ve Sultan Abdülhamid'e yakınlığı ile bilinen Hüseyin Bey'in torunudur. Dolayısıyla "Necmettin Erbakan Türkiye'nin "Saraylılar" diye adlandırılan bir ailesinden geliyor. Baba tarafı 19. yüzyıl sonlarında Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgelerinde hüküm süren Kozanoğullarından. Dedesi Kozanoğlu Hüseyin Bey, İkinci Abdülhamit döneminde saraya yakınlığı ve bağlılığıyla tanınan bir zattır." (1) İşte Erbakan bu zatın oğlu Mehmet Sabri Bey'in oğludur. Annesi Kamer Hanım'dır. "Kamer Hanım ise Sinoplu Kale Kumandanı Binbaşı Halil Bey'in torunudur." (2) Erbakan'ın dedesi Hüseyin Bey, oğlu Mehmet Sabri Bey'e hukuk tahsili yaptırır. Mehmet Sabri Bey hukuk mektebini bitirdikten sonra ilk görev olarak Erzurum İstinaf Mahkemesi Savcılığı'na tayin edilir. "Erzurumlular bu beyefendiyi çok severler ve tanınmış ailelerden Korukçuların kızı Sabriye Hanımla evlendirirler." "Savcı Mehmet Sabri Bey'in ve Sabire Hanımefendinin Nizamettin ve Selahattin isimli iki çocukları dünyaya gelir." Birinci Dünya Savaşı sonunda Ruslar'ın Erzurum'u işgali sebebiyle zorunlu bir göç başlar. İşte bu korkunç şartlar içerisinde yapılan göç sırasında Sabire Hanım yolda vefat eder. Böylece bu mutluluk bozulur. Arkasından Ağır Ceza Reisi olarak Sinop'a tayin edilen Mehmet Sabri Bey bu sefer Sinoplu Kamer Hanımla evlenir. Kozanoğulları daha sonraları Nazırzade oldular. Yani Bakanlık payesine erişmiş oldular. İşte bu yüzden 1934 senesinde Soyadı Kanunu çıktığında herkes soyi-sim ararken Nazırzadeler Erbakan soyadını aldılar. Böylece Necmettin de Erbakan soyadını almış oluyordu.
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... |
|
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | BeyazLale (20.02.11) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
Erbakan'in dogumu ERBAKAN'IN DOĞUMU Erbakan, Anadolu'nun kuzeye doğru en çok ilerleyen ve ince Burun ile sona eren kara çıkıntısına doğudan birleşen küçük bir yarım adanın yüksekliği az olan berzah kesiminde kurulmuş ve 1924 yılında vilayet yapılan Sinop ilinde dünyaya geldi. Babası Mehmet Sabri Bey, Cumhuriyet'in üçüncü yılının kutlandığı 29 Ekim 1926'da dünyaya gelen oğluna "Dinin Yıldızı" anlamına gelen Necmettin adını koydu. Erbakan, anne (Kamer Hanım'ın) ve babası (Mehmet Sabri Bey'in)nın üçüncü çocuğudur. Abilerinden Nizamettin Erbakan cildiye doktoru, Selahattin Erbakan göz doktorudur. Küçük kardeşlerinden Kemalettin Erbakan diş doktoru, Atife (kız kardeşi) eczacı ve Ak-gün Erbakan ise mühendistir. (3) Bu, Erbakan ailesinin tüm fertlerinin akademik seviyede bilgili ve kültürlü olduğunu gösteriyor. 29 Ekim 1926'da Kamer Hanım'ın dünyaya getirdiği çocuk, yuvarlak yüzlü nurtopu gibi idi. Bu çocuk, istikbalde hangi ilklere imza atacağını, neler kuracağını, neler yapacağını, nelerle karşılaşacağını, devlet adamı olup olamayacağını, hangi şeyi dava edineceğini, kimin rızasını kazanmak için uğraşacağını, ne ile suçlanacağını, hangi şeyi dava edineceğini, kimin rızasını kazanmak için uğraşacağını, milyonların gönlünde nasıl taht kuracağını kimse bilmiyordu. Annesi Kamer Hanım da bilmiyordu. Dindar bir şilenin çocuğu olan Necmettin Erbakan, temel ahlaki eğitimini ve sağlam aile terbiyesini anne ve babasından aldı. "Dinin Yıldızı" (4) 29 Ekim 1926'da Türkiye'de doğmuştu artık. Karanlıkta kalan nice meseleleri, bilinmeyenleri aydınlatacaktı. Onu söndürmek için, ışığının önüne geçmek için nice kimseler ne entrikalar çevireceklerdi...!
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... |
|
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | BeyazLale (20.02.11) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
Çocukluk Dönemi (1926-1938) ![]() Ağır ceza reisi olarak görev yapan Erbakan'ın babası Mehmet Sabri Bey'in Kayseri'ye tayin edilmesi sebebiyle Erbakan çocukluk döneminin bir ila altı yaş arasını Kayseri'de geçirdi. Daha sonra yine babasının tayini nedeniyle 1932 yılında Trabzon'a yerleşti. İlk tahsilini Trabzon Gazi Paşa İlkokulunda tamamladı. (5) Erbakan çok zeki olduğundan çocukluğunda da üretken idi. Kendi kafasından yeni oyunlar icad eder, icad ettiği oyunlara kurallar koyar ve oynadıkları oyunları kendisi yönetirdi. Öyleki, Trabzon'da oturduğu konağın bahçesinde çocukluğuna ait ayrı bir dünya kurmuştu. Bu dünyaya çevredeki memur çocuklarını dahil etmeyi başarmıştı. Artık o kendi yaşındaki çocukların fikir üreteni, oyun icad edeni kural koyanı, oyunları yöneteni idi. ERBAKAN'IN ÇOCUKLUK ARKADAŞLARINDAN VALA BEY ANLATIYOR (TRABZON, 1932-1937) "Necmettin Bey o zamandan bu zamana hiç değişmeyen bir olaydır. O zaman televizyon ve radyonun olmadığı bir dönemdi. Ancak köşe kapmaca, salıncakta sallanma veyahutda Necmettin Bey'in kurallarını koyduğu oyunlarla oynardık. Bu oyunlarda onu yenmek mümkün olmazdı. Çünkü oyunların kurallarını kendisi koyardı. Salıncak oyununda kim ayaklarını tavana vurursa o birinci olurdu. Tabi kendisinin boyu o zaman da uzun idi. Dolayısıyla hemen ayağını duvara vurur ve birinci olurdu. Maalesef biz ayaklarımızı tavana vurmayı başaramazdık." (6) Vâlâ KARTAL ERBAKAN KENDi ÇOCUKLUĞU İLE İLGİLİ ŞÖYLE DİYOR (TRABZON, 1932-1937) "Bizim konağın bahçesi genişti. Bütün memur çocukları bizim bahçeye gelirler, bilhassa yaz tatillerinde böyle program dahilinde oyunlar oynardık. Bahçede herkesin ayrı ayrı dükkânları vardı. Ayrıca basılmış paralarımız vardı. Günlük hayat programa bağlıydı. Belli saatlerde alış-veriş yapılırdı. Ondan sonra askeri talim yapılırdı. Bazen kitap okunurdu. Askeri talimlerde bahçede çok uzun sarmaşıklar vardı. Bu sarmaşıklarla incir ağacından konağın üst katına elektrik telleri çekerdik. Bunu askeri talim gereği yapardık. Üzerine de nar çiçekleri asardık lamba görevi yapsın diye."(7) Prof. Dr. Necmettin Erbakan Ögretmenleri Erbakan'in Babasina ne dediler İLKOKUL ÖĞRETMENLERİ ERBAKAN'IN BABASINA NE DİYORLAR? (TRABZON, 1937) "Reis Bey maşallahı var Necmettin'in, aman dikkat edin, tahsilini tamamlasın, iyi bir öğrenim görsün "(8) Erbakan'ın İlkokul Öğretmenleri
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... Konu Cihad Yıldızı tarafından (19.10.09 Saat 00:43 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | BeyazLale (20.02.11) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
Gençlik dönemi (1938-1951) ![]() ilkokul Erbakan 1937 yılında İstanbul taşındı. Babası Mehmet Sabri Bey'in niyeti, oğlu Necmettin Erbakan'ı o yıllarda Almanya'nın dünya'da giderek artan prestiji nedeniyle Alman Lisesi'ne kaydettirmekti. Ancak bu okuldaki öğrenim süresi hazırlık sınıfıyla birlikte yedi yıl olduğundan Alman Lisesi yerine İstanbul Erkek Lisesi'ni tercih etti. Okulda hep takdirle geçmenin yanı sıra sıfırcı Avni olarak ün yapan fizik öğretmeni rahmetli Avni Ku-ren'den 10 puan almayı başaran ilk öğrenci Necmettin Erbakan oldu. (9) Erbakan öğretmenlerinden öğrendiği tarifleri noksansız ve fazlasız anlatırdı. Bu sebeple bütün öğretmenlerin ilgisini çekerdi. Bir gün okula yeni tayin edilen bir öğretmen öğrencilere bir tarif sormuş. Bu soruya en mükemmel cevabı Erbakan vermiş. Dersten sonra öğretmenler odasında Erbakan'ın zekasından bahseden bu öğretmene diğer öğretmenler gülmüşler. "Niçin gülüyorsunuz?" diye sormuş. Öğretmenler de "okula yeni geldiğiniz belli" diye cevap vermişler. Prof. Dr. Berhan Bey anlatiyor (İstanbul, 1938-1941) "Neriman Tekil isimli beden eğitim hocamız vardı. O günkü Kültür Bakanlığı bir kural koymuştu. Lise talebesi 100 metreyi 14 saniyede katedecek. Bunu yapamayan tam not alamayacaktı. Herkes koşuyor Necmettin Bey ve ben de koşuyorum fakat bunun ardında onaltı saniye 'ye düşüyoruz. Hocamız bizi bir daha koşturuyor, arkadaşlarımız bizi teşvik ediyorlar yine olmuyordu. Her koştukça başarı derecemiz düşüyordu. Hocamız da notumuzu kıracağından bahsediyordu. Ancak kırık puan almamız gerekirken Necmettin Bey 10 puan almış ben ise daha düşük aldım. Daha sonra bunun düzeltilmesi için bir yazılı yaptı. Bu yazılı imtihanda bize bir futbol sahasının ebadını, koşmakla yürümek arasındaki farkı yazınız şeklinde sorular sordu. Necmettin Bey matematikte çok başarılı olduğu için şakır şakır yazdı. Ben ise futbol sahasının ebadım tam yazamadım. Bu sebeple Necmettin Bey 10 alırken ben 10 alamadım." (10) Prof. Dr. Berhan Bey Bu Hatirayi Erbakan anlatiyor (İstanbul, 1938-1941) "İstanbul Erkek Lisesi 2000 talebesi olan bir mektep, mektepte jimnastik dersinde hatırladığıma göre bir tek ben 10 puan almışım. Herkes birbirine bahsediyor, bir kısmı beni tanımıyor. Yahu bu nasıl bir spor da bu kadar başarılı bir adammış ki, bu meşhur Neriman Tekil'den bu puanı almış. Bahçede, koridorlarda birbirlerine beni gösteriyorlar. Zannediyorlar ki ben o puanı spordaki maharetimden aldım." (11) Prof. Dr Necmettin Erbakan Lise Yillarinda Erbakan Erbakan, orta okul yıllarında başarılı olduğu gibi lise yıllarında da bu başarıyı daha da yükselterek devam ettirdi. Bu başarılar onu arkadaşlarının ilgi odağı haline getirmişti. O "Dinin Yıldızı" olduğu gibi okulun, sınıfın ve başarının da yıldızı oluyordu. Okul arkadaşlarından biri "Erbakan'ı şöyle anlatıyor: (İstanbul, 1941-1942) "Necmettin arkadaşımız her zaman iftihar edeceğimiz üstün zekâlı, zamanında az yetişen kişilerden biridir. Okul tarihinde ve her yerde ismi anılacak bir. arkadaşımızdır. Bizim için çok kıymetli bir insandır."(l2) Ahmet Berker Erbakan 'ın Öğrencilik Arkadaşı. Erbakan Liseyi birincilikle bitiriyor Erbakan okul derslerinde gösterdiği üstün başarılarla lise tahsilini devam ettirdi. Sonunda lise hayatını okulu birincilikle bitirerek noktaladı. İlk üç dereceyi paylaştığı arkadaşları belki girememek ihtimalini düşünerek İstanbul Teknik Üniversite-si'nin yanısıra başka fakültelere de kayıt olmuşlardı. Oysa Erbakan sadece İstanbul Teknik Üniversitesi'ne başvurdu. O dönemlerde liseyi birincilikle bitirenler İstanbul Teknik Üniversitesine imtihansız giriyorlardı. Erbakan bu imkanı reddetti. Daha sonra girdiği imtihanda gösterdiği üstün başarı nedeniyle İstanbul Teknik Üniversitesinin ikinci sınıfından okumaya başladı. (13) Böylece Erbakan öğrencilik yıllarında bir ilke imza atmış oldu. Erbakan Üniversiteyi de birincilikle bitiriyor Erbakan liseyi birincilikle bitirdikten ve üniversite imtihanlarında gösterdiği üstün başarından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi ikinci sınıfında okumaya başladı. İlkokul, ortaokul ve lisede gösterdiği üstün başarıyı üniversite hayatında da katlayarak devam ettirdi. "Özellikle matematik derslerinde gösterdiği üstün başarıdan dolayı arkadaşları ona "YARIM DÜNYA" ve "DERYA" diye isim takmışlardı." (14) Mehmet Bilge Erbakan'i anlatiyor Prof. Dr. Mehmet Bilge Erbakan'ın Öğrencilik Arkadaşı (İstanbul, 1943 -1946) "Necmettin Erbakan'a İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilik yıllarında çok çalışkan ve başarılı olduğu için "Derya " ismini takmıştık. Ayrıca biraz da iriyarı. olduğu için "Yarım Dünya " derdik. Erbakan'ı daha iyi tanımak için okul arkadaşları tarafından hazırlanan Okul Albümünü (yıllığını) okumak gerekir."(l5) Okul Albümünde Erbakan (İstanbul, 1944-1948) "Necmettin Erbakan, Toylardandır, dindardır, çalışkandır. Hayatının yarısını namaz, yarısını da projeler işgal eder. Sınıfının yarısını kendisi, yarsını da arkadaşları işgal eder. Proje ve raporları geniş izahlıdır. Herkesin bir sayfada bitirdiği konuyu, o kırk sayfada hülasa eder. Kendisine civata nedir diye sorarsanız, izaha demir filizlerinin naklinden başlar. O kadar uzun anlatır ki nihayet namaz vakti gelir, gider namazını kılar, gelir ve kaldığı yerden anlatmaya devam eder." (16) Okul Albümü ile ilgili kendisi söyle diyor Okul yıllığının başındaki "TOY" kelimesini arkadaşlarımız İstanbul Teknik Üniversitesi ikinci sınıfa gidenler için kullanırlardı. Ben üniversiteye ikinci sınıftan başladığım için banada aynı ifadeyi tabir etmişlerdi.
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... Konu Cihad Yıldızı tarafından (19.10.09 Saat 01:06 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | BeyazLale (20.02.11) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
Akademik hizmet dönemi » [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] » İstanbul, 1944-1948) "Üniversitemizin mescidi vardı. Cuma günleri Erbakan'la beraber oluyorduk. Rahmetli Kirazoğlu Abimiz de bizim başımızdı. Herkese bir konu verirdi. Necmettin Erbakan Bey 'e de Besmele konusu verildi, iki hafta üst üste besmeleyi bize çok güzel bir şekilde anlattı. Necmettin Erbakan Bey benimle beraber Üniversiteye başladı, ancak o benden bir yıl önce mezun olduğu için bana hocalık da yaptı. Çok güzel ders anlatıp, güzel resim çizer ve tahtayı çok düzgün kullanırdı. Uzun konuşurdu fakat cümlelerinde bir aksaklık ve ifade düşüklüğü olmazdı. Daha sonra asistanlıkta ve doçentlikte de kendisiyle beraber çalıştık. Arkadaş olarak da çok iyi bir arkadaşdı. bunun için üniversiteden ayrılıp Ankara'ya gitmesini hiç istemiyorduk." (19) Prof. Dr. Mustafa Köseoğlu » Erbakan ögrencilik yillarinda da Namazini kilardi Anne ve babasından aldığı din eğitimini, ilk ve orta öğrenimi sırasında gittiği camilerdeki hoca efendilerden aldığı derslerle geliştiren Erbakan'ın en etkilendiği Gönenli Mehmet Efendi ve Mehmet Zahit Kotku Hoca Efendi oldu. Aldığı sağlam dini eğitim sebebiyle İstanbul Erkek Lisesi'nde orta öğrenimini yaptığı dönemde okulun bir odasını mescid olarak kullanıyor ve vakit namazlarını orada kılıyordu. Üniversite yıllarında ise İstanbul Teknik Üniversitesindeki mescitte ve öğrenci yurtlarındaki odalarda kılıyordu. Cemaatle namaz kılmanın daha sevaplı olduğunu bildiği için "İstanbul Teknik Üniversitesi Öğrenci Yurdundaki odalarda Süleyman Demirel Bey'in de aralarında bulunduğu üç arkadaşına imamlık yapar, cemaatle namazım kılardı." (20) Erbakan dini istismar ediyor, gösteriş için namaz kılıyor, bir yerde bir kaç defa namaz kılıyor diye iftira edenlerin maksatlarının ne olduğunu anlamamak mümkün mü? Ayrıca bu iftiralara inananların Erbakan'ı tanımadıklarını görmemek mümkün mü? » Erbakan simdi de namazini kiliyor Erbakan, bir konferans sebebiyle gittiği kardeş ülke Pakistan'da cemaatle namaz kılarken görülüyor. Erbakan'ın namaz kılışı, şov yapmak için ya da dini istismar etmek için kılanların acemi namaz kılışlarına hiç benzemiyor. Namaz kılanlar bunu incelediklerinde daha iyi anlar ve bilirler. "Mü'minler o kimselerdir ki, onlar gaybe inanırlar ve beş vakit namazı gereği gibi kılarlar." (21) » Üniversite Erbakan'i Almanya'ya gönderiyor "1951 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi Motorlar Kürsüsü'nde hazırladığı yeterlilik tezindeki başarısından dolayı üniversite Erbakan'ı bilimsel araştırmalar yapması için Almanya'ya gönderdi. Aachen Teknik Üniversitesi Motorlar ve Termo Dinamik Kürsüsü'nde bir buçuk yıl kalıp bu süre içinde üç tez hazırladı. Bunlardan biri doçentlik tezi idi. Bu tezlerden biri de dizel motorlarda püskürtülen yakıtın tutuşmasının matematiksel anlatımını yaptığı tez idi. Bu tez Almanya'daki bilim camiasında geniş yankılar yaptı. Bunun üzerine Almanya'nın sanayi devi Deutz Motor Fabrikası'na çağırıldı ve Leopard tankları konusunda araştırma başmühendisi olarak görev, yaptı." (22) Bu görevinde de üstün başarı gösteren Erbakan'a Alman yetkililer maaşını artırma teklifinde bulundular. Ancak ülkesinin sanayileşmesi aşkıyla içi yandığından bu teklifi reddedip milli duygularla milli sanayiyi başlatmak için Türkiye'ye döndü. Bu dönemde Erbakan'la Almanya'da tanışan bir bilim adamı onu şöyle anlatıyor. Prof. Dr. Selim Palavan anlatiyor (ALMANYA, 1951-1953) "Necmettin Erbakan Bey 'le Almanya 'da görüştük. Birlikte bir gün yemeğe gittik. Yemekte önce güzel bir çorba içtik. Yemeği yedikten sonra bir meyve salatası getirildi. Necmettin Bey salataya doğru eğilip onu kokladı ve yemek istemediğini söyledi. Ben de kendisine niçin yemek istemediğini sordum. Salatanın içinde alkol olduğunu söyledi. Ben de ona, Necmi birkaç damla alkolden ne olur dedim. Yine de hayır yemem dedi. Bunun üzerine dedim ki: Necmi farz edin ki ağır bir şekilde hastalandınız ve sana bir ilaç verdiler ve bu ilacın içinde yüzde elli alkol var, bu durumda ilacı kullanmayacak mısınız? Hiç düşünmeden Erbakan bana şu cevabı verdi: Hocam! Siz koskoca bir hocasınız, siz hiç inanabilir misiniz ki alkollü ilaç fayda verir? Necmettin Bey benim için ilk kitap yazan biridir. Almanya 'da bir müddet sonra maaşını artırmak istediler fakat o, bunu kabul etmeyip Türkiye'ye döndü." (23) Prof. Dr. Selim Palavan Almanya'daki dönemi Erbakan anlatiyor (ALMANYA, 1951-1953) "Biz ilk defa 1951 senesinde Almanya'ya gittik. Dünya Savaşı 1945 de sona ermiş, ama anlaşmalar vesaire derken 1947 olmuştu, Almanya 'da üç-dört sene evvel hiç bir şey yapılabilmiş değildi. Gittiğimiz zaman hatta şaşırdık, eyvah bu yıkık şehirde mi oturacağız! Üniversitenin camları yok, kaloriferler çalışmıyor, profesörler paltolarıyla derslere giriyorlar, ama azimliler. Binada bir takım kurşun yaraları var. Biz bu tezleri hazırlarken üniversitenin Laboratuarında yer olmadığı için Üniversitenin yakınındaki bir garajı kiraladık. O garajda yeniden baştan sona kadar laboratuarı kurduk. Bugünki Almanya o zor şartlar altında yola çıkarak geldi. Biz işte o tarihlerde Almanya harpten sonra nasıl kalkmıyor bunu orda yaşa- ağır sanayi fabrikalarını kurmak Prof. Dr.Necmettin Erbakan » Almanya'li Bilim adami Erbakan'i anlatiyor (ALMANYA, 1951-1953) 'Sayın Erbakan çok girişimci bir insan.Te-mel niteliği hem dizel hem benzinli motorlarda yanan bir yakıt geliştirmekti. Ya da öyle bir motor geliştirmekti ki her iki yakıtla da kullanılabilsin. Onun özelliklerine gelince, Ekim 1951 yılında Üniversitemize geldi, odama girdi yanımdaki boş masaya oturdu. Bizi tanıştırdılar. Bu Bay Galler çok yardımcı olacak dediler. Ama benim yardımıma hiç gerek yoktu. Kendini hemen işe adapte etti. Hem deneysel hem teorik olarak çok büyük bir projeye başladı. Bir buçuk yıl içinde bu projeyi hayran olacak şekilde tamamladı. Bütün problemleri çözdü. Ama onun bunların yanında çok başka özellikleri de vardı. Çok düşünceli çok sevecen bir insandı. Öyle diyebilirim ki ilk geldiği günden beri aramızda bir sempati oluştu. Ona çok çabuk ısındım. Beraberce sadaterel konular üzerine de konuştuk. Her şeyden önce bana İstanbul'u sevdiren, İstanbul 'dan zevk almamı sağlayan insandır. Onu dinamik bir insan olarak tanıdım. Sempatik bir çalışma arkadaşı ve çok iyi bir dost."(25) Prof.Dr.Josef Geller Erbakan Almanya'dan Türkiye'ye dönüyor Kendi sanayimizi kurmalı, batıya muhtaç olmamalıyız düşüncesiyle yaşayan Erbakan Almanya'nın nasıl kalkındığını bizzat yaşayarak gördü. Bu büyük sanayi imparatorluğuyla karşılaşınca gözleri kamaştı, heyecanlandı. Almanya milli sanayini kurar da Türkiye millî sanayiini kuramaz mı diyerek Almanya'yı bırakıp 1953 yılında "Türkiye'ye İstanbul Teknik Üniversite-si'ndeki görevine döndü." (26) Bu görevi esnasında Türkiye'nin sanayileşmesinde en önemli rol oynayacak olan öğrencileri yetiştirmeye çalıştı. Erbakan'ın doçent olarak öğrenci yetiştirmeye çalıştığı Motorlar Kürsüsü'ndeki bu görevi 1954 yılına kadar devam etti. "Aynı yıl onsekiz ay sürecek yedek subaylık için İstanbul Kağıthane'deki İstihkam Okulu'nda askerlik görevine başlamak için öğretim üyeliği görevinden ayrıldı." (27) " İstanbul Teknik Üniversitesindeki akademik hizmet yıllarında aynı odayı. paylaştığı arkadaşlarından biri şöyle anlatıyor: » Prof. Dr. Selim Palavan anlatiyor (ALMANYA, 1951-1953) "Necmettin Erbakan Bey 'le Almanya 'da görüştük. Birlikte bir gün yemeğe gittik. Yemekte önce güzel bir çorba içtik. Yemeği yedikten sonra bir meyve salatası getirildi. Necmettin Bey salataya doğru eğilip onu kokladı ve yemek istemediğini söyledi. Ben de kendisine niçin yemek istemediğini sordum. Salatanın içinde alkol olduğunu söyledi. Ben de ona, Necmi birkaç damla alkolden ne olur dedim. Yine de hayır yemem dedi. Bunun üzerine dedim ki: Necmi farz edin ki ağır bir şekilde hastalandınız ve sana bir ilaç verdiler ve bu ilacın içinde yüzde elli alkol var, bu durumda ilacı kullanmayacak mısınız? Hiç düşünmeden Erbakan bana şu cevabı verdi: Hocam! Siz koskoca bir hocasınız, siz hiç inanabilir misiniz ki alkollü ilaç fayda verir? Necmettin Bey benim için ilk kitap yazan biridir. Almanya 'da bir müddet sonra maaşını artırmak istediler fakat o, bunu kabul etmeyip Türkiye'ye döndü." (23) Prof. Dr. Selim Palavan » Erbakan kendi ülkesinde Fabrika kuruyor "Almanya'dan büyük bir aşk, şevk, azim ve heyecanla Türkiye'ye dönen Erbakan, l Temmuz 1956 yılında 200 ortak toplayarak Konya'da Gümüş Motor Fabrikası'nı kurdu. Böylece düşlerini hayata geçirme olanağını yakaladı. Tarımsal sulamada kullanılan 5-15 beygir gücünde motor ve pompaları üretmek üzere kurduğu bu fabrikanın açılışına ilim ve irfan sahibi olan ve Türkiye'nin sanayileşmesini çok arzulayıp tavsiye eden Mehmet Zahit Kotku Efendi de katıldı. Büyük yankılarla ve ihtişamla açılan Gümüş Motor Fabrikası çok uzun ömürlü olmadı. Erbakan'ın yönetimindeki Fabrika iki yıl sonra büyük bir mali krize girerek batma noktasına geldi. Bunun üzerine en büyük hissedar olan Şeker Şirketi fabrikaya el koydu." (29) Erbakan'ın kurduğu Gümüş Motor Fabrikası, bugün Pancar Motor adı altında çalışan fabrikanın oluşumunu başlattı. Görülüyor ki Erbakan hayalci değil icraatçı bir lider. Bu yıllarda Gümüş Motor Fabrikası'nda çalışan bir usta şöyle anlatıyor. » Gümüsmotor Ustasi 'anlatiyor (KONYA -1956-1957) "Necmettin Erbakan Bey in insana vermiş olduğu değer, ikna edici bir mahiyet taşır," (30) Coşkun Tezcan » Genç Profesör is basinda O, işini titizlikle yapar. Takip etmenin netice almada en önemli etken olduğuna inanır. Fabrikada inceleme ve yerinde takip yaptığını gösteren bu fotoğraf bunun en güzel isbatıdır. » Türkiye'de ilk yerli Otomobil yapan Erbakan'dir "Erbakan'ın 1956 yılında kurduğu Gümüş Motor Fabrikası'nda 850 işçi çalışmakta idi. Yılda yüzde yüz yerli 5000 dizel motoru yapılıyordu." (31) Erbakan 1963 yılma kadar üniversiteden izinle ayrılmış fabrikanın genel müdürlük ve idare meclisi reisliğini devam ettirmekte idi. Bu genç bilim adamı her şeye rağmen Gümüş Motor'un devam etmesini, hatta Gümüş Mo-tor'un yerli araba üretmesini istiyordu." "1960 yılında, Ankara'da yapılan Sanayi kongresinde konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi Motor Kürsüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Necmettin Erbakan Türkiye'nin kendi otomobilini yapabileceği fikrini ortaya attı. Bunun üzerine zamanın ihtilalcileri de, Eskişehir Demiryolları CER Fabrikası'nı Erbakan'ın emrine verdiler. Buradaki Türk mühendis ve işçilerle el ele veren Erbakan, Türkiye'nin ilk ve tek "Devrim" adlı yerli otomobilini yaptı." (32) » Cemal Gürsel yerli Otomobil için Erbakan'a ne diyo (ANKARA, 1960) "Yerli arabamıza "Devrim Otomobili" diyelim. Anlattığın hususlar Türk sanayii adına düşündürücü şeylerdir. Sizi tebrik ederim..." (33) Cemal Gürsel 4. Cumhurbaşkanı » Türkiye kendi Otomobilini yapabilir Erbakan başkanlığında 22 Türk mühendisinin gece gündüz çalışarak 4,5 ayda tamamladığı Devrim adlı bu otomobil için o günkü parayla yalnızca 1400 TL ödenek ayrılmıştı. Betonlar üzerinde çekiçlerle dövülerek üretilen Devrim, 29 Ekim kutlamalarına yetiştirilmesi için lokomotifle Ankara'ya yola çıkarılıyor. Hatta boyası bile yolda yapılıyor. Ankara'ya ulaştırılan Devrim, Cemal Gürseli TBMM önünden alıp Anıtkabir'e götürecekti. Ancak ikiyüz metre gidince durdu. Çünkü benzini bitmişti. Sarı renkte olan Devrim'e benzin konarak yola devam edildi. Bu durum o zaman da yaygara konusu yapılmıştı. Türkiye'nin ilk ve tek otomobilini yapan kişi, gerici olabilir mi? » Ismet Inönü Erbakan için ne diyor? (ANKARA, 1973) "Bu memleket bir tane adam yetiştirdi. O da dinci çıktı." (34) İsmet İnönü TC. 2. Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı »
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... Konu Cihad Yıldızı tarafından (19.10.09 Saat 01:01 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | BeyazLale (20.02.11) |
![]() |
| Etiket |
| erbakanın, hayatı, necmettin, prof |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sayın Prof Dr Necmettin Erbakan... | şenume | SERBEST KÜRSÜ | 4 | 28.08.10 18:35 |
| Prof dr necmettin erbakan ın iş hayatı | Cihad Yıldızı | PRF.DR. NECMETTİN ERBAKAN | 0 | 05.06.09 14:46 |
| Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın hayatı | Cihad Yıldızı | PRF.DR. NECMETTİN ERBAKAN | 0 | 05.06.09 14:42 |
| Prof dr necmettin erbakan ın doğumu | Cihad Yıldızı | PRF.DR. NECMETTİN ERBAKAN | 0 | 05.06.09 14:40 |
| Prof dr necmettin erbakan ın soyu | Cihad Yıldızı | PRF.DR. NECMETTİN ERBAKAN | 0 | 05.06.09 14:38 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|