| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 222 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum HİCRETİN KUTLU OLSUN ERBAKAN » PRF.DR. NECMETTİN ERBAKAN »

PRF.DR. NECMETTİN ERBAKAN Milli Görüş Liderimiz, 54.Hükümetin Efsane Başbakanı , Asrın Lideri ...Prf. Dr. Necmettin Erbakan Bilgi ve Döküman paylaşım bölümümüz.

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17.01.12, 15:51   #1
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart Hacımustafaoğulları: Erbakan'ın imzası bir yalandı


Hacımustafaoğulları: Erbakan'ın imzası bir yalandı



28 Şubat sürecinde askeriyeden atılan Mustafa Hacımustafaoğulları ile bu süreçte yaşanılanlar üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşiye geçmeden önce Mustafa Hacımustafaoğulları kimdir size kısaca bahsedeyim.

Mustafa Hacımustafaoğulları, 1958 yılında Kütahya’da doğmuş, 1980 yılında Hava Harp Okulu’nu bitirmiş ve Hava Kuvvetleri’nde teğmen olarak göreve başlamış, ancak 1997 yılında kıdemli binbaşı iken ordudan ihraç edilmiştir.

12 Eylül 2011 yılında yapılan referandumla birlikte YAŞ kararlarıyla ordudan ihraç edilenlere yapılan iade-i itibar ile kıdemli albay olarak ordudan emekli olan sayın Hacımustafaoğulları, halen Adaleti Savunanlar Derneği Genel Başkan Yardımcılığı yapmakta, evli ve dört çocuk babasıdır.

Sayın Hacımustafaoğlu 28 Şubat sürecini okurlarımıza nasıl izah edersiniz?


28 Şubat, o dönemdeki mevcut silahlı bürokrasinin Genel Kurmay Başkanı, kuvvet komutanları, silahlı kuvvetlerinin içindeki yuvalanmış darbeci bir kadronun, mevcut siyasi iradeye karşı ki o dönemde Refah Partisi’ne karşı, Refah Partisi’nin birinci parti olması bahanesi ve sebebi ile bu ülke insanının, dindar insanlara hükümet kurma görevini vermeyi tercih etmelerini hazmedemeyen silahlı bürokrasi başta olmak üzere, onları organize eden, onları yönlendiren; medya, yargı, YÖK ve diğer kurumların, Anayasal kurumların da desteğiyle ve bu arada sözde sivil toplum örgütü geçinen beş sivil toplum örgütünün de desteğini arkasına alarak mevcut siyasi iradeyi yıkma, siyasi iradenin vermiş olduğu hükümet kurma yetkisini bu partinin elinden alma ve hükümet kurmasını engelleme gayretidir.

28 Şubat 1997 tarihinde, ki süreçte adını bu tarihten alır, dönemin Cumhurbaşkanı olan Sayın Süleyman Demirel başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nda o dönemin Başbakanı sayın Prof Dr. Necmettin Erbakan hocamıza 18 maddelik o meşhur Milli Güvenlik Kurulu Kararları kabul ettirilmeye çalışılmış, toplantıda hoca efendi tarafından bu kararların kabul edilmemesine karşı çok ciddi bir mücadele verilmiş ve savunma yapılmıştır. Ancak hükümet tarafından kabul edilmemesine rağmen, 18 maddelik kurul kararları Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği tarafından türlü entrikalarla yürürlüğe sokulmuştur. Kararların yürürlüğe sokulmasından sonra da sayın Başbakan Necmettin Erbakan Hocamızın kararları imzaladığı yalanı piyasaya yayılmıştır. 28 Şubat, milli iradeye indirilen postmodern bir darbe, halk iradesinin silahlı bürokrasi tarafından yok edilmesidir. 12 Eylül darbesi gibi açıkca silahlı kuvvetlerin yönetime el koyması biçiminde değil, siyasi mekanizmaların askeri kadrolar tarafından kendi istekleri doğrultusunda, silah zoruyla, baskıyla yönlendirilmesidir.

Milletini korumakla yükümlü olan ordunun, bu tür siyasi işlere karışmasına bir türlü anlam veremiyorum? Peki açık ve net olarak 28 Şubat sürecinde neler yaşandı?

28 Şubat sürecinde, halkın inanç değerlerlerine saldırıldı. En büyük hedefleri Kuran kurslarını kapatmak, İmam Hatip Liselerinde başörtülü eğitim görmek isteyen öğrencileri engellemekti. Bunun yanında bir diğer istekleri de, silahlı kuvvetlerden bizim gibi askerleri ihraç etmekti. 18 maddelik Mlii Güvenlik Kurulu kararlarından üç tanesi bizimle alakalıydı.

Bizimle alakalı derken, orduda bulunan askerlerimi kasdediyorsunuz?

Evet, bizimle alakalı derken ordudan atılan dindar subayları, ordu mensuplarını kasdediyorum. Bizi hem ordudan attılar, hem de dışarıda çalışmamızı engellediler. Ordudan atılan dindar personelin dışarıda da özel sektörde,devlette ve benzeri yerlerde çalışmasını engellemek için bizlere iş veren kişi ve kurumlara baskı yaptılar. Bize iş veren belediyeler, özel sektör onların gözünde suçlu durumuna düşüyor, baskı görüyordu. 28 Şubat, tam anlamıyla dindar kesime karşı yapılan bir darbedir.

Oysa 12 Eylül Darbesi, hem dindar kesime karşı yapılmıştır, hem sol kesime karşı. Ancak 28 Şubat darbesinde asıl hedef inançlı kesimdir.

Çoğunluğu Müslüman vatandaşlardan oluşan bir ülkenin askeri, kendi milletinin inancından neden bu kadar rahatsız oluyor? Askeriyedekilerin maaşını devlet vermiyor mu? Devlet parayı nerden alıyor? Vatandaşların vermiş oldukları vergilerle sadece köprü, baraj, yol mu yapılıyor? Bu vergilerden elde edilen kaynaklardan milletini korumakla yükümlü olan askere maaş verilmiyor mu? Kafamdaki bu soruların cevaplarını bulmakla meşgulken, biz röportajımıza devam edelim diyor ve soruyorum; Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları yeterince bu konuda bilinçli mi?

Sadece yurtdışı değil, Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımız bile yeterince bu konu hakkında bilinçli ve bilgi sahibi değil. Yaşanan 28 Şubat süreci bir entrika, halka karşı oynanan bir oyun ve bu oyunun içerisinde; Cumhurbaşkanı, Genel Kurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları , Yök Başkanı, Anayasa Mahkemesi Başkanı var. Devletin en üst düzey kurumları bu oyun içerisinde. Medya ve tüm iletişim organları onların elinde olduğu için bu oyunu da onlar kendilerine göre anlatıyorlar. Hakkı doğruyu dile getirenleri susturuyor, onları değişik şekillerde sindirip baskı altına alıyorlar. Böyle bir ortamda halkımız gerektiği şekilde gerçekleri, doğruları öğrenme imkanına sahip değildi. Ancak bizim gibi bu süreci bizzat yaşayanlar bu olayları biliyor. Dolayısıyla Türkiye’deki bu atmosferde yaşayan insanlar yeterince bu konulara vakıf olamadılar ve yurtdışında yaşayanların Türkiye’de yaşayanlara nazaran konuyla ilgili daha az bilgiye sahip olduklarını düşünüyorum.

28 Şubat süreci dediğimde ilk yüreğinizi sızlatan, aklınıza gelen olay ne?

28 Şubat’ta yüreğimi sızlatan birçok olay var ancak en çok yüreğimi sızlatan olaylardan biri de bu süreçte orduda kıdemli binbaşı iken pat diye çoluk çocuk kapının önüne bırakılmamdır.

Nasıl yani pat diye? Sorgusuz sualsiz mi?

Evet, bize Yüksek Askeri Şura Kararı gereği ordudan atıldığımızı bildirdiler.

Yok canım diye geçirdim içimden. Nasıl olabilir sorgusuz sualsiz? Bir insanın en çok güvendiği yerlerden bir tanesidir askeriye. Başına bir iş geldiğinde ilk sığınacağı, yardım isteyeceği yerlerden biridir. Konuyu biraz daha açıp, konu açıklığa kavuşşun diye şu soruyu yönelttim kendisine; Yüksek Askeri Şura’nın sizi atma sebebleri ya da dayanakları nelerdi?

Yüksek Askeri Şura kararları ile askeriyen ihraç edilmemin gerekçesi, tutum ve davranışlarım gereği, yasadışı irticai görüşleri benimsemiş olduğumun anlaşılmasıymış. Tabi biz daha sonra anladık irticanın ne olduğunu. Mahkemede bir insan yargılanırken, önce suçu okunur ve savunması alınır ondan sonra karar verilir. Bize, hiçbir şekilde ne suçumuz tebliğ edildi, ne de savunmamız alındı. Yargısız infaz ile ihraç edildik askeriyeden ve Anayasa’da o zaman yürürlükte olan 125’inci madde Yüksek Asgeri Şura Kararları’na karşı yargı yolunu kapatmıştı. Dolayısıyla hakkımızı arama yoluna dahi gidemedik ve bu şekilde cezalandırıldık. Yani bu olayda; bir iddaname yok, bir iddia yok, savunma yok, suç yok ortada ve yıllar sonra, 2011 yılında devlet bize haksızlık yapıldığını, böyle bir suç olmadığını, suç işlemediğimizi kabul etti ve bizim iade-i itibarımızı geri verdi. Ortada suç yok ki cezası olsun. Ama biz tabi 1997 yılından beri bu haksızlığı yaşamış olduk.

Askeriyenin o dönemde irtica diye adlandırdığı aslında sizin ve sizin gibi askerlerin inancımıydı?

Evet, askeriye bizim namazımızdan, eşimizin başörtüsünden, içki içmememizden ve çocuklarımızın İmam Hatip Lisesine gitmesinden, açıkçası bir müslümanın yapabileceği tüm amellerinden ve inancından rahatsızlardı. En büyük dertleri buydu. Bunu gördük, bunu anladık.

Ailenize nasıl yansıdı bu olay?

Yıllarca orduya emek vermişiniz ve orduda belli bir rütbeye, belli bir makama gelmişsiniz; yaşınız kırka gelmiş ve askerlikten başka bir mesleğiniz yok; tek becerebildiğimiz, tek bildiğimiz askerlik iken kırk yaşımızda sokağa bırakıldık. Elimizde başka bir meslek yok ve yaşamak zorundayız. Alıştığımız bir hayat standardı vardı ve bu standartları korumak zorundaydık. İşte böyle bir mücadelenin içine girdik. Tabi ki bunun sıkıntılarını, mücadelenin doğurduğu sonuçları, eşimiz de, çocuklarımız da yaşadı.

Yapılan bu açık ve net haksızlık karşısında sesinizi duyurmaya çalıştınız mı?

Askeriyeden ayrıldığımız tarihden itibaren her kanalı kullanarak sesimizi duyurma gayreti içerisine girdik. O heyecanla, o gayretle toplulukları, camide cemaati gördüğüm zaman bağırmak isterdim; “memleket nereye gidiyor haberiniz var mı? “diye, ama duyuramazdık. İçimizde kıyametler kopardı fakat konuyu anlattıklarımız bizden korkup kaçardı, sırf “başımız belaya girecek diye.” Bizim gibi aynı muameleye maruz kalan dava arkadaşlarımıza bile anlatmakda güçlük çektik bu konuyu. Çünkü silahlı kuvvetlerin baskı ortamından gelmiş, mesleğinden olmuş, bir de biz onlara; “hadi bakalım, bir araya gelip omuz omuza verelim, mücadelemizi yürütelim, dernek kuralım, vakıf kuralım” derdik. Onlar; “ya abi bizim başımızı tekrar mı belaya sokacaksın?” gibisinden cevaplar verirdi. Yani bizim gibi, bizimle beraber o haksızlığa maruz kalan arkadaşlarımıza bile derdimizi anlatmakta sıkıntı çektik.

Daha sonra İstanbul’a yerleştik. O zamanlar evden her çıkışım da; “belki akşam eve dönmeyebilirim” derdim,çünkü o dönemde olabilecek tehlikeleri biliyorduk. Onların tehditleri, tacizleri halen devam ediyordu. Çok sıkıntılar yaşadık.

Yaşadığınız sıkıntılardan bir örnek verebilrimisiniz?

Kendi yaşadığım değilde, bir arkadaşımın yaşadığı sıkıntıdan bahsedeyim. Bir kardeşimiz yüzbaşı iken güneydoğuda, dağda terör ile mücadele ediyorken, yani operasyonda iken, kendisinin haberi olmadan onu askeriyeden atıyorlar ve günler sonra geri geldiğinde ordudan atıldığını öğrendiyor. Yani operasyondayken başına bir iş gelse hiç bir hakkı yok, ordudan atılmış bir adam, yüzbaşı falan değil.

Eşi GATA’da (Gülhane Asgeri Tıp Akademisi) kanser tedavisi gördüğü halde, GATA’nın nizamiyesine bıraktılar kadıncağızı. Ordudan atıldığı için hiçbir sosyal güvencesi kalmadı ve 15 gün sonra hanımını kaybetti.

Bahsettiğiniz olay gerçekten çok acı verici. Düşünsenize, canınızı bile vermeye hazır olduğunuz ülkenizin bazı kendini bilmez ordu mensupları, hiçbir beyanda bulunmadan sizin işinize son veriyor ve tedavisi süren eşinizi de kapı önüne koyuyor. Ne acımasızlar var dünyada! Peki sayın Hacımustafaoğulları, sizce 28 Şubat sürecini atlattık mı yoksa hala bir 28 Şubat süreci içerisindemiyiz?

Atlatılan bir şey yok. Şuanda 28 Şubat’ta bu ülkede postmodern darbeyi yapan kadrolaşma, darbeci damar diyoruz biz buna, silahlı kuvvetler içerisinde hala mevcut. Vücuttaki kanser hücreleri gibi bu hücrelerin de temizlenmesi lazım, şuan temizlenmiş değil. Bunlar vücut içerisinde hala potansiyel bir tehlike olarak mevcutlar. Bunlara karşı ilk olarak yapılması gereken, silahlı kuvvetler içerisindeki kadrolaşmanın bitirilerek darbeci zihniyetin değiştirilmesi lazım. Silahlı kuvetler, asıl görevi olan ülkenin güvenliği için kendisinden beklenen harbe eğitim hazırlığını yapmalı ve gerektiğinde düşmana karşı ülkeyi savunmalıdır.

Silahlı Kuvvetler, mevcut siyasi iktidara tabi olmalı, hangi iktidar gelirse gelsin Silahlı Kuvvetler kendi düşüncesine göre ülkede siyaset üretmemeli, siyasete şekil vermemelidir. Asker kendi görevini yapmalıdır ve askerin sadece kendi görevini yapacağı şekilde gereken mevzuat değişikliklerinin yapılması gerekir.Bunun için en basitinden Genel Kurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması gerekir ki bugün ileri demokrasinin yaşandığı Avrupa ülkelerinde bu şekildedir. Madem Türkiye demokrasi ile yönetiliyor ya da öyle olduğu iddia ediliyor, bu yönde mevzuaatta gereken değişiklikler yapılmalı, Silahlı Kuvvetlerdeki reform hareketi de bu doğrultuda gerçekleştirilmelidir.

Silahlı Kuvvetler bünyesinde çok ciddi reformlara ihtiyaç var. Yapılması gereken reformalardan başlıcaları; eğitim sistemlerinin değiştirilmesi, tedarik sisteminin değiştirilmesi, zorunlu askerlik sisteminin değiştirilmesi profosyönel askerlik sistemine geçilmesi gibi birçok başlık sayılabilir. Bu yönde gereken tedbirler alınmalı ve Silahlı Kuvvetlerin içerisinde de bu tehlikeli gidişe sebep olabilecek bir damarın var olduğu bilinmelidir ve buna göre tedbir alınmalıdır. Tehlike geçmiş değil, biz bunu her platformda dile getiriyoruz. Felaket tellallığı yapmıyoruz, sadece tehlikeden haber veriyoruz.

Yani her an bir 28 Şubat daha yaşanabilir mi?

Tabi gereken tedbirler alınmazsa yaşanabilir. Bundan sonra yaşanırsa da Allah muhafaza çok daha tehlikeli olur ve sonuçları çok ağır olur.

Genel Başkan Yardımcılığını yaptığınız ASDER hakkında biraz bilgi verebilirmisiniz?

Adaleti Savunanlar Derneği’nin amacı, öncelikle ülkemizin adalet ve insan haklarının en mükemmel şekilde uygulandığı, yargısız infazların olmadığı, insanların kimliğinden, inancından, etnik kökeninden dolayı zarar görmediği, özgürce yaşayabildiği gerçek bir hukuk devleti olması yolunda gayret gösteren bir dernektir.Derneğimizin üyelerinin tamamı ordu mensubudur.

ASDER’e üye olmanın şartı ordu mensubu olmak mı?

Tabiki hayır, sivil arkadaşlarımız da var lakin çoğunluğu ordu mensubundan oluşuyor. Bu bir teamül, kendi kendine oluşan bir durum. ASDER’i kuranlar asker olduğundan Kara Kuvvetleri, Kara Kuvvetler Deniz Jandarma, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli edilen, atılan askerlerinin kurduğu bir dernek. Gerçek anlamda bu ülkeye hizmet verme amacında olan kişilerin kurduğu bir dernek. Amacımız Türkiye’de ordu millet kaynaşmasının yeniden sağlanması, ordu ile millet arasında yıkılan köprülerin yeniden kurulması, ordunun gerçekten bu milletin ordusu hürriyetine kavuşmasına gayret göstermek. Buna uymayan, bu noktadaki eksiklikleri ortaya koymak, yapılması gerekenleri yapmak ve atılması gereken adımları atmakla mücadele ediyoruz.

Tekrar 28 Şubat yaşanmaması için Sivil toplumun üzerine düşen görevler neler sizce?

Sadece 28 Şubat yaşanmaması için değil, memleket için yapılacak bütün güzel faliyetlerin veya yapılmaması gereken yanlışların engellenmesi için sivil toplum kuruluşlarına çok büyük görevler düşüyor. Siyasi iktidarları yönlendirecek sivil toplum kuruluşlarıdır. Fikirler üretecek, halkı yönlendirecek, halka kanaat önderliği yapıp ortaya koyabilecek sivil toplum kuruluşlardır. 28 Şubat sürecinde ki menfii, şer cephesinin muvaffak olması sivil toplum kuruluşlarının yeterince güçlü olmamasındandı. Şuanda ülkemizde o dönemlerine göre daha olumlu bir hava var, daha rahat çalışma ortamı söz konusu, dolayısıyla sivil toplum kuruluşlarını çok iyi organize olup, çok güzel çalışmalar yaparak bu süreçte olumlu adımlar atmalı, olumlu adımlar atanlara destek olmalı, yanlış yapanları da kösteklemeli, onları ikaz etmelidir. Sivil toplum bu noktada çok önemli. Bugün Avrupa ülkelerinde bir kişi sekiz on tane dernek veya vakıfa, sivil toplum örgütüne üye ikenT ürkiye’de malesef insanlar bu tür faliyetlerden kaçınıyorlar.

Sanırım Türkiye’deki insanlar kategorize olmaktan, deşifre olmaktan korkuyorlar?

Evet, vakıf çalışmalarından insanlar ürküyor. Bu da özgürlük olmayışından kaynaklanıyor. Bugün bu özgür ortam var ancak risk de almak lazım. Eğer bugün siz bir derneğe üye olma riskini göze almazsanız yarın sizi içeri tıkarlar, o zaman sizi kimse savunmaz. Sivil toplum örgütleri çok güçlü olması lazım.

Yaşadığınız olayları ve bildiklerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ediyoum. Son cümlenizi alabilirmiyim?

Rotterdam’da böyle bir röportaj yapmama ve doğruları anlatmama vesile olduğunuz için ben teşekkür ederim.

ajans5

__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
arifan yolcusu (24.01.12), Minhac (24.01.12)
Alt 24.01.12, 20:22   #2
arifan yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 6735
Üyelik tarihi : 02-02-2010
Mesleği : eğitimci
Nereden : sarıyer anadolu gençlik
Konuları : 727
Mesajlar : 5,140
Teşekkürleri: 2,607
2,696 mesajına 5,299 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8 arifan yolcusu is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 25.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

çok yerinde tespitler...
__________________
Her halde maksut sensin,
Her manada anlatılmak istenen sensin

eller ne derse desin,
sen bize en sevgilisin

04/02/2011
unutulmayacak günlerden
View arifan yolcusu'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
bir, erbakanın, hacımustafaoğulları, imzası, yalandı

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tuzla Kadın Kolları “Erbakan Ölmedi Binlerce Erbakan Doğdu” ZafeR Teşkilat Haberleri 0 07.05.11 09:38
Al-Jazeera: Thousands mourn Erbakan in Istanbul/Yüzbinler Erbakan için Yas tuttu Abdülhamit Dünya Basınından Haberler 0 02.03.11 12:42
"Erbakan direnmedi, Erbakan kaçtı, Erbakan imzaladı" diye çirkin iftiralar atanlara Adige Abzakh MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ 0 27.12.10 13:54
Erbakan hoca Necmettin Erbakan'ın Ağzından Kıbrıs Barış Harekatı sevgiliye sevdalı Erbakan Video Arşivi 3 06.04.10 12:56
Necmettin Erbakan'ın yeğeni Bayındırlık Bakanlığı Müsteşarı Sabri Erbakan görevinden sevgiliye sevdalı ÜLKEMİZDEN HABERLER 1 12.06.09 09:02

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:46 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.