|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 185 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| SAADET PARTİSİ Milli Görüş Hareketimizin 5.Yıldızı Saadet Partisi Güncel Haber ve Dökümanlar. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
AKP HÜKÜMETLERİ ZAMANINDA YAŞANAN İLKLER! ![]() Not: Buradaki tüm maddeler, doğruluğu araştırılarak hazırlanmış, bu konuda hassas olunmaya çalışılmıştır. İftiracı konuma düşmekten Allah’a sığınırız. 1. Başbakan Erdoğan bir Amerikan gazetesine yazdığı makalede Irak’a savaşmaya giden ABD’li askerlere dua etti: “Irak’ta savaşan ABD’li kahraman bay ve bayan askerlere, en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusuyla dua ediyoruz.” “We further hope and pray that the brave young men and women return home with the lowest possible casualties, and the suffering in Iraq ends as soon as possible.” By Recep Tayyip Erdogan The Wall Street Journal March 31st, 2003 2. Dışişleri Bakanı Gül “Dünya barışı için, barışı korumak için, son 50 senede dünyada en çok Amerikalılar kendi çocuklarını feda etmişlerdir.”dedi. (http://www.milliyet.com/2006/05/16/siyaset/siy03.html) 3. Yirmibeş İslam ülkesinin sınırlarını değiştirip hepsini Irak gibi yapma projesi olan ABD kaynaklı BOP’la ilgili Sayın Gül’ün görüşü: “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Türkiye’nin dış politika ilkelerine uygun. ABD ile hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek.” (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=181295) Not: Vatandaşlarımızın % 72’si BOP’u tehlikeli görüyor.(25.07.2004 – Yeni Şafak) 4. Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın diyor ki: “Ben Avrupa’ya gittiğimde kiliseye çok giderim, büyük zevk duyuyorum.” (II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri cilt:2 sayfa:375) 5. Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı yapılan Sayın Mehmet Aydın, İslam dinini Müslüman olmayanlara tebliğ etmeye ‘en DİNSİZCE hakarettir’ dedi: “Bazı müslüman kardeşlerimiz diyor ki yahu bir fırsat düştü, müslümanlığı anlatalım hıristiyanlara; Allah belki hidayetini gösterir. (Diyalog çalışmalarında)… işin ucunda bilmem adam kazanmak, üye kazanmak varsa, açıkçası bu bir din mensubuna yapılacak en DİNSİZCE bir hakarettir.” (II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri cilt:2 sayfa:322) 6. ABD Savunma Bakan yardımcısı Paul Wolfowitz: “Biz Irak’a müdahale konusunda tereddüt ediyorduk, Tayyip Erdoğan bize cesaret vermiştir.” (Irak işgalinden üç ay önceki Türkiye ziyareti esnasında yaptığı açıklamadan.) 7. Erdoğan, AJC örgütünden bugüne kadar “cesaret ödülü” alan 10 kişi içinde Yahudi olmayan tek kişi. Tayyip Erdoğan’a “cesaret ödülü” veren “American Jewish Congress” (AJC) adlı kuruluş, WJC’ye bağlı. Theodore Herzl tarafından Dünya Musevilerini bir “ulusal yurda” kavuşturma amacıyla 19. yüzyıl sonunda kurulan “World Jewish Congress” (WJC) İsrail devletini kurmakla amacını gerçekleştirmiş bir Yahudi teşkilatıdır. Daha önce AJC tarafından 10 kadar kişi ödüle lâyık görülmüştü; bunlar arasında İsrailli veya Musevi olmayan tek kişi Tayyip Erdoğan. Listede İsrail’in önemli bütün başbakanları var. Türkiye başbakanına bu ödülün verilmesi de, verildiği mekân da anlamlı: HSBC bankasının New York merkezi… (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/20...5/tkivanc.html) 8. Bush, Erdoğan’a “Sen ne harika bir adamsın” dedi. (You are a great man) Kasım 2004 9. Çeçenler Rusların dilinde terörist. Erdoğan 3 Kasım seçimi sonrası AKP genel başkanı olarak 170 kişilik heyetle ziyaret ettiği Rusya’da teröre karşı işbirliğinden söz etti. 10. Erdoğan genel başkan sıfatıyla gittiği Çin’de de şöyle dedi: “Tek Çin anlayışını destekliyoruz. Çin’in toprak bütünlüğü konusunda Türkiye’nin herhangi bir tereddüdü yok, saygısı vardır. Terörün dini, milleti, ırkı olamaz.” (Çin, işgal ettiği Doğu Türkistan’ı kendi toprağı sayıyor. Özgürlük mücadelesi veren 30 milyon Uygur Türkü kardeşimize de terörist diyor. Tayyip Bey’in sözü bu manada nasıl değerlendirilecek?) (Tayyip Erdoğan, diline pelesenk olduğu üzere, Pekin’de de “Han, Mançur, Moğol, Doğu Türkistanlı, Tibetlisi ile Çin bir büyük mozaiktir. Bu da büyük zenginliktir” demeliydi (!) alıntı) 11. Yurtdışı turları ve ilginç temasların ardından Erdoğan, milletvekili oldu. Aradan dört buçuk yıl geçmesine rağmen AKP “Acil Eylem Planı”nı bile tatbik edemedi. 12. Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirildi. Buna ciddi hiçbir tepki gösterilemedi. 13.Üstelik ağır ve ciddi çuval olayı sonrası “ABD’ye nota verecek misiniz?” sorusuna başbakan şöyle veciz(!) bir cevap verdi: “Bu müzik notası değil. Öyle aklınıza her estiğinde verilmez. Ağırlığı ve ciddiyeti vardır.” (http://www.hurriyet.com.tr/agora/art...sid=1&aid=2257) 14. Erdoğan’dan enteresan bir açıklama: “Amerika’nın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi; Diyarbakır işte bu proje içinde bir yıldız, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım.” (15 Şubat 2004, Kanal D, Teke Tek Programı) 18.02.2004. Hürriyet Gazetesi, sayfa: 20. 15. Sözde Ermeni Soykırımı meselesinde Dışişleri bakanlığı, yetersiz kaldı. Üstelik Sözde Ermeni soykırım yasasını kabul eden ülkelere yenileri eklendi: İsviçre (2003), Slovakya (2004), Hollanda (2004), Polonya (2005), Litvanya (2005), Arjantin (2006)… 16. 1 Mart Tezkeresi reddedilmesine rağmen, bir genelgeyle, ABD’nin savaş araç-gereçleri Türkiye üzerinden nakledildi. 17. İsrail’in talebiyle ve onun güvenliği için, kamuoyuna rağmen Lübnan’a asker gönderildi. 18. Başbakan Erdoğan, İspanya Başbakanıyla beraber Medeniyetlerarası İttifak(!?) eşbaşkanı oldu. (Medeniyetler arası ittifak, Dinlerarası diyaloğun diğer bir ismidir.Gösterilen tepkiden dolayı, medeniyetler arası ittifak ifadesi kullanılıyor.) 19. Başbakan Erdoğan, BOP’un da (Büyük Ortadoğu Projesi) eşbaşkanı oldu. İkinci başkan, Bush. 20. Erdoğan, Gül ve bakanların baskısına rağmen 1 Mart tezkeresine ‘hayır’ diyen milletvekilleri, 22 Temmuz seçiminde aday gösterilmediler. 21. Tezkereye ‘evet’ denmesini isteyen Erdoğan “Her zaman ‘hayır’da hayır yoktur. Rahat olun, gelişmeler kontrolümüzde” dedi. 22. Erdoğan, tezkere geçse de geçmese de ABD’nin harekatta kararlı olduğunu belirterek, Türkiye’nin 2003 yılı içinde 73 milyar dolar borç ödemesi olduğunu söyledi ve tezkerenin çıkmaması halinde Türkiye’nin ekonomik olarak çok sıkıntıya gireceğini ifade etti. (Hatta Erdoğan’ın “Tezkereye hayır diyen, bana hayır demiş olur”… “Tezkere geçmezse memur maaşlarını ödeyemeyiz” dediği ifade edildi.) 23. Devlet Bakanı Ali Babacan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, tezkerenin yararlarını sıraladı: “ABD ile her platformda stratejik ortaklığımız artarak gelişir.” (Irak’a ve Iraklılara yapılanlar da mı?) 24. AKP önderleri tezkerenin geçmemesi durumunda olacakları da hatırlattılar: “Tezkereyi reddetmemiz Müslüman ülkelerden destek bulsa da dünyada etkili bir güce sahip olan Yahudi lobisinin desteğini kaybederiz.” 25. Irak savaşında ABD’ye verilen destek, KREDİ pazarlığına dönüştü. Bakanlar Kurulu toplantısı sırasında Başbakanlık’a giden Dışişleri Müsteşarı, ABD Büyükelçisi Pearson’ın getirdiği ABD önerilerini hükümetin onayına sundu. (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=66614) • Türkiye’nin asgari “6 milyar dolar hibe”, “20 milyar doları bulan kredi” ve “ticaret desteğini” içeren seçenek üzerinde durduğu, bu seçeneğin hibe bölümünü artırmak üzere pazarlık ettiği öğrenildi. • 92 milyar dolarlık bir kayıp faturası gündeme getiren Ankara, 2003′te 25, sonraki dört yılda 15-17 milyar dolar desteğe ihtiyaç duyulabileceğini belirtti. ABD, Türk ekonomisini ayakta tutma güvencesi verdi. 26. CIA’nin işkence uçakları hava sahamızı ve hava limanlarımızı kullandı. (www.aksiyon.com.tr) 27. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül açıkladı: “Irak savaşında ABD , İncirlik’i kullandı ve buradan 4 bin 990 sorti gerçekleştirdi.” (Vecdi Gönül’ün “Los Angeles World Affairs Council” adlı kuruluşun düzenlediği konferansta yaptığı “Avrasya’da değişen güvenlik ortamı ve Türkiye’nin stratejik önemi” konulu konuşmasından.) AA 28. Erdoğan ve Gül, 29 Ekim 2004 tarihinde AB Anayasası’nı imzaladılar. Nerede? “Bütün Türkler yok edilmeden Hristiyan dünyası rahat etmeyecek.” diyen Papa Cixtus’un (1585-1590) heykeli altında, manevi huzurunda… 29. AB müzakere haberi, Kızılay’da gündüz gözüne havai fişeklerle kutlandı. 30. Erdoğan “Küresel sorunlarla mücadelede dünyanın ABD’ye ihtiyacı olduğunu; Türkiye ile ABD’nin temel hedeflerinin örtüştüğünü” söyledi. (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/20...AN/11/p01.html) 31. AKP milletvekili Ömer Çelik, kadınları tecavüze uğrayan ve ülkesi işgal edilmiş Iraklı direnişçilere: “Katiller sürüsü!” dedi. (21.08.2004 – Vakit) 32. Erdoğan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu, Amerikalılara Tayip Erdoğan hakkında, “Bu adamı kullanın!” dedi. İşte American Enterprise Institute adlı düşünce kuruluşundaki konuşmanın teyp kaydı: This man is an honest man. And he has his own beliefs and he is true to his beliefs. Please try to… I’d say “exploit”(sömürmek,istismar etmek, kendi çıkarına kullanmak) is a bad word, but kullanmak or use… (Zapsu burada Türkçe kullanmak sözcüğünü telaffuz ediyor ve İngilizce nasıl denir anlamında dinleyicilere bakıyor ve bir Türk dinleyicinin hatırlatması üzerine sözlerine devam ediyor) take advantage of this man. Because this person has so much credibility, because of his own beliefs in the Muslim world and he believes in the Western style democracy. I think instead of pushing him down, putting him to the drain, use… Here and in Europe you should take advantage of that. This is my offer… (http://www.milliyet.com.tr/2006/04/1...t/axsiy02.html) 33. En büyük ortaklarından biri Yunan Kilisesi olan National Bank af Greece(NBG), ülkemizden banka satın aldı. ( Fakat aynı Yunanistan, Ziraat Bankası’nın Atina’da şube açmasına izin veriyor mu?) 34. Başbakan Erdoğan; “etnik, coğrafi ve dini temele dayalı ekonomik birliktelikleri, küreselleşme sürecinin reddettiği bir durum olduğu için, doğru bulmadığını” söyledi.Etnik denilen: Orta Asya Türk Devletleri. Coğrafi denilen: Komşularımız. Dini denilen: İslam Ülkeleri… (AB ile ABD bize yeter denilmek mi isteniyor?) 35. 4928 No.lu ve 15.07.2003 tarihli Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da ‘cami’ kelimesi ‘ibadethane’ olarak değiştirilerek apartman kiliselerinin önündeki yasal engel kaldırıldı. (25173 sayılı Resmi Gazete - Yayın tarihi:19 Temmuz 2003 Cumartesi) 36. Van Akdamar Kilisesi’nin onarımını Başbakan gizlice denetledi. ( Peki ama niçin gizli?..) Erdoğan, Hakkari’den Van’a gelirken beklenmedik bir şekilde Van Gölü üzerindeki Akdamar Adası’na indi. Görevli bekçinin dışında hiçbir yetkilinin bulunmadığı adaya konan helikopterden inen Erdoğan ve beraberindeki bakanlar, Ermeni Kilisesindeki restorasyon çalışmalarını inceledi. Hakkari’den havalanan diğer 2 helikopter, Van Ferit Melen Havaalanı’na inerken protokol üyeleri bir süre Erdoğan’ın içinde bulunduğu diğer helikopteri bekledi. (Yetkililer, Başbakan’ın Akdamar Adası ziyaretiyle ilgili ısrarlı soruları cevapsız bıraktı.) 21.11.2005 • Bu denetlemeden 16 ay sonra (Kur’an Kursu yıkımından 5 gün önce), onarılan kilisenin açılışı gerçekleştirildi. 3 yıl süren bu kilise tamiratının yaklaşık 3milyon YTL’ye (3 trilyon lira) mal olduğu belirtildi. 37. “Kur’an Kursu Yıkımı” ülke tarihinde bir ilk oldu. Tarih: 3 Nisan 2007 ( Mevlid kandilinden 3 gün, Akdamar Kilisesi açılışından 5 gün sonra…) Yer: Kasımpaşa ( Sayın Erdoğan’ın mahallesi…) • Yüzlerce polisin hazır bulunduğu yıkımda cemaate biber gazı sıkıldı. • Yıkımı Beyoğlu Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri yaptı. • Büyük Piyale Kur’an Kursu, “yürütmeyi durdurma kararına rağmen” yıkıldı. (30 günlük yürütmeyi durdurma kararı: İstanbul 5. İdare Mahkemesi. Esas No: 2007/647) • Tüm ısrarlara rağmen yıkım için okullar kapanana kadar (2 ay) beklenmedi. 38. Kur’an Kursu Yıkımına şöyle gelindi: • “Piyalepaşa Câminin etrafının açılması için Anıtlar Kurulu’nun kararıyla kursun kaldırılacağı” bildirildi. • Dernek mensupları, aylar süren koşturmacayla ilgililerle görüştüler. “Bu kursta 1959’dan beri binlerce talebeye hizmet verildiğini, yıkımın yanlış olacağını, kendilerine proje ve imkân verilirse, kursu, câminin mîmârî yapısına uygun hale getireceklerini” söyledilerse de kabul ettiremediler. 39. Yıkımla ilgili tavırlar gittikçe sertleşti. Önce çözümden bahseden Bakan Mehmet Ali Şahin sonra tavrını değiştirdi. Zira parmaklar yukarıları işaret ediyordu. Şöyle ki: • Dernek mensupları, vakıfların kendisine bağlı olduğu Bakan Mehmet Ali Şahin’le görüştüler. Bakan Bey, derhal İstanbul Vakıflar Bölge Müdürü’yle görüştü. Görüşme bittikten sonra da dernek mensuplarına, “Kur’an kursunun yıkımının yanlış olacağını” söyledi ve “Rahat olun” deyip uğurladı. • Ancak Bakan Bey, daha sonra İstanbul’a bir geldiğinde, “Kur’an kursu binasının câmiyi kapattığını” söylüyordu. 40. Kur’an Kursunu yıkanlar, kursun kaçak olduğunu söyleyerek kamuoyunu yanılttılar. “Derneğe başka bir yer gösterdik kabul etmediler ” yalanını söylediler. İşte o yerler (!): • Sinan Paşa Câmii’nin avlusundaki tamamlanmamış bina. (Hem burası hakkında da yıkım kararı vardı; hem de yıkımdan sonra burayı da vermeyeceklerini söylüyorlardı) • Kulaksız’daki Okçular Tekkesi ile Okçular Tekkesi’nin yanındaki top sahası. (Bu iki yer daha önce Beyoğlu Belediyesi’ne verilmişti. Belediye “Buraya çivi bile çaktırmam” diyordu.) • Sütlüce’deki Elif Tekkesi (Büyükşehir Belediyesi burayı da kesinlikle vermeyeceğini söylüyordu.) 41. Kur’an Kursunu yıkanlar KUL HAKKINA ne kadar dikkat ettiklerini göstermiş oldular. Çünkü Kur’an kursunun bulunduğu vakıf arsası, dini ilimlerin okutulması için vakfedilmişti. Vakfın dini hükmü şudur : Bir yer, ne şartla vakfedildiyse kıyamete kadar o iş için kullanılır.Vakfedenin istediği şart, Allah’ın emri gibidir… Bu vebalin altından kim kalkabilir? Yıkılan Kur’an kursunun ne için yapıldığı hakkında tarihi kayıt: “Piyale Mehmed Paşa; cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi, türbe, çarşı, hamam ve sebilden kurulu bir külliye yaptırmıştır.” (Beyoğlu Belediyesi Web Sitesinden) 42. İçişleri Bakanlığı’nın emri ile, Papa Jean Paul’ün ölümü dolayısıyla tüm yurtta bayraklar yarıya indirildi. İçişleri Bakanlığı, 8.4.2005 Cuma günü tüm resmi dairlerde gündoğumundan-günbatımına bayrakların yarıya indirilmesini istedi. Emir örneği için: (http://www.istanbul.gov.tr/images/docs/emir.doc) • Papa için Rusya’da bile bayraklar yarıya inmedi (!?) (Ortodokslar ya, o yüzden indirmemişlerdir…) • Diyanet İşleri Başkanımız vefat etse hangi ülke bayrağını yarıya indirir? • Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanı vefat etse AKP bayrakları yarıya indirtir mi? • Laik bir ülkede müslümanlar aleyhine Papa için bu ayırım niçin yapılır? • Milli sembolümüz olan bayrağımızın yalnızca bir dinin ruhani lideri için yarıya indirilmesi, o dini kayırma anlamı taşımıyor mu? 43. Yeni Papa 16. Benedict’in sevgili Peygamberimiz’i eleştiren sözlerine ciddi bir karşılık verilmedi. • “Muhammed kılıçla din yaymaktan başka ne yapmıştır…” sözünün alıntı olduğunu söyleyen papaya, hiçbir yetkilimiz “SAYIN PAPA, ÖYLEYSE PEYGAMBERİMİZLE İLGİLİ SİZİN GÖRÜŞÜNÜZ NEDİR?” diyemedi. 44. Önce Papa’yla görüşmeyeceğini söyleyen Başbakanımız, aksine Papa’yı uçağın merdivenlerinde karşıladı. 45. Erdoğan, “Yahudi karşıtlığı utanç verici bir akıl hastalığının tezahürüdür, katliamla sonuçlanan bir sapkınlıktır” dedi. (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/20...AN/11/p01.html) Sorulmaz mı: İslam karşıtı papayı düşmanca konuşmasının ardından uçak merdiveninde karşılamak nedir? 46. Orman Bakanı Osman Pepe’nin danışmanı Tacettin Ural, yazmış olduğu kitaba “Papa Bir Puttur” ismini verdiği için bizzat Bakan tarafından istifa ettirildi. 47. AKP iktidarı, Danimarka’da yayınlanan ÇİRKEF KARİKATÜRLERE gereken tepkiyi gösteremedi. 48. Eyüp Belediyesi’nin Pierre Loti Kahvesinin bulunduğu tepeye “Eyüp Sultan Tepesi” adı verilmesi teklifi, Büyükşehir Belediye Meclisi ve Kadir Topbaş tarafından reddedildi. (14.02.2007 – Zaman) 49. Kapalıçarşı’da, Başkan Topbaş’ın misafiri yabancı belediye başkanlarına ilahi eşliğinde içki ikram edildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, ev sahipliğini yaptığı 4. Dünya Belediye Başkanları Zirvesi’nde toplantıya iştirak eden belediye başkanlarına 14.04.2007’de Kapalı Çarşı’da yemek verdi. Birlikte Yaşamak Konseri adı altında ‘Demedim mi demedim mi? Gönül sana söylemedim mi?’ ‘Allahu Allah’ ve ‘Aşkın Ateşinde Yanalım Dost Dost’ isimli ilahiler söylenirken içkiler de su gibi aktı. İslam ülkelerinden gelen Suudi Arabistan’ın Uhud Belediye Başkanı, İran’ın Tebriz Belediye Başkanı, Sudan, Nijerya, Endonezya gibi ülkelerden gelen belediye başkanları yemeklerini tamamlamadan Kapalı Çarşı’dan ayrıldı. 50. Erdoğan 2002 seçimi öncesi Of’ta şöyle dedi: “Türkiye’de 30’a yakın etnik grup ve 4 hak dine mensup herkesi kucaklıyoruz”. (http://www.yenisafak.com/arsiv/2002/temmuz/12/p3.html) Erdoğan birden fazla hak din ifadesini 3. Din Şûrâsı’nda da tekrarladı: “Bütün gerçek din ve inançlar, insanlığı hayra, iyiliğe, güzelliğe çağırmıştır.” (21/9/2007 Vakit) (Halbuki Kur’an’a göre tek hak din İslamdır. Bütün peygamberler İslam peygamberidir.) Kur’an’da Hz. İbrahim için “Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir MÜSLÜMANDI” deniyor. (Âli İmran, 67) Yine Şûrâ Suresi 13. ayette İbrahim, Musa ve İsa peygamberlere gönderilenle peygamberimize gönderilen dinin aynı olduğu ifade edilmektedir. Birden fazla hak din olduğu söylense de: “Allah katında din İslam’dır” (Âli İmran, 19) 51. Antalya’da Dinler Bahçesi açıldı. (Aralık 2004) 52. Şanlıurfa’ya da “Dinler Parkı” açmaya kalktılar. Urfalıların Dinler Parkı’na tepki göstermesi üzerine proje “Halepli Bahçe” adıyla değiştirildi. 53. Müslümanları belirli mahfillere şikayet eden Tayyar Altıkulaç’ı milletvekili ve TBMM Milli Eğitim Komisyonu başkanı yaptılar. (Altıkulaç’ın şikayetlerinin yer aldığı belge: Kenan Evren ve Konsey üyelerine sunulan Diyanet İşleri Başkanlığı Brifingi 1981, sayfa:77-80.) 54. İslami cemaatlerden kopan ve onlarla mücadeleye girişen bazı kişiler seçimlerde liste başı yapıldı. Hemde seçmen desteği olmamasına rağmen ve kitleleri küstürmek pahasına. Bunlardan bazıları, aday adayı dahi olmadıkları şehirlere kontenjandan yerleştirildi. Bu adayları istemeyenler; telefon, faks, mektup yoluyla tepkilerini AKP genel merkezine iletti; ama nâfile… 55. Camilerden elektrik ve su parası alınmaya başlandı. ( Oysa kiliseler bu parayı ödemiyor. ) İlginç olan, önceki hükümetlerin çekindiği bu uygulamaya AKP’nin 2005 yılında başlaması. Derneği olan camiler, şu anda faturalarını ödemeye çalışıyor. Peki kiliseler ibadethane değil mi, niçin ödemez? 56. Yüzlerce talebe yurduna mülkiyetine bakılmasızın el koymak için yasa teklif edildi. Vakıf, dernek, hatta şahsa ait binaları işgal anlamına gelen korkunç maddeyi, tepkiler üzerine tasarıdan çıkarmak zorunda kaldılar. ( Tasarı yasalaşsaydı bu YURTLARI boşaltmayan kişi ve dernekler, mülki idare tarafından 3 ay içinde tahliye edilecekti.) (http://www.basbakanlik.gov.tr/docs/k...i/101-1262.doc) “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Madde 35 • Bu yasa teklifini cumhurbaşkanlığı ile ilgili MAĞDURİYET EDEBİYATI’na sebep olan süreçte verdiler. (Birileri (!) AKP ile uğraşırken, “Bildiri mağduru(!) AKP”nin vazifesi dindar kesimle uğraşmak mı olmalıydı?) 57. AKP, gömleğini çıkardığı Milli Görüş’ü de terör listesine almıştı. ( Tabii ki yanlışlıkla!) 4 Nisan 2003 Cuma günü hükümet, “Türkiye-Almanya Arasında Terörizm, Örgütlü Suçlar ve Büyük Önemi Haiz Suçlarla Mücadelede İşbirliği Anlaşması”nı onaylanmak üzere Meclis’e sevk etti. 11 maddelik bu anlaşmada “Milli Görüş Teşkilatı” terörist örgütler arasında sayılıyordu. Almanya Federal Cumhuriyeti (AFC) İçişleri Bakanı Dr. Otto Schily’nin 3-4 Mart 2003 tarihindeki Ankara ziyaretinde bu anlaşma karşılıklı imzalanmıştı. (Bir bakanımız, anlaşmayı okumadan imzaladığını söyledi.)Eh, gözden kaçmış… 58. Genelkurmay başkanı Özkök “İslam devleti de, İslam ülkesi de değiliz” dedi. Başbakan yorumladı: “Kendi düşüncelerini söylemiş.” (Ama başbakanımız kendi görüşünü açıklayamadı.) (Harp Akademileri Komutanlığı Yıllık Değerlendirme Konuşması, 20 Nisan 2005, Hilmi Özkök) 59. Erdoğan, yeni AKP genel merkezindeki motiflerin Yahudi sembollerine benzediğini kabul etti: “Ankara Selçuklu medeniyetinin yansımaları olduğu bir ilimiz. Ayrıca Osmanlı’dan da mimari uslüba bağlı kaldık, bunun yanında cumhuriyet çizgilerini katarak bu hale getirdik. Selçuklu yıldızları, Yahudi yıldızlarını da çok andırıyor.” (http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=248953) 60. AKP’li Belediye Başkanı Kadir Topbaş: “Ayasofya turizme açılmış, tekrar camiye çevirelim demek gereksiz bir polemik.” dedi. (29 Şubat 2004 – Pazar Postası) 61. Erdoğan, Rotaryen toplantısına katılan ilk başbakan oldu. • Ali Babacan da masonik bir kuruluş olan Bilderberg toplantısına katıldı. Vakit Gazetesi, 17.05.2003 (Yorum yok; çünkü orada neler konuştuğunu bilmiyoruz…) 62. ‘AKP, sulandırılmış İslam projesiyle geldi’ iddiasını haklı gösteren bir olay: Başbakanın başdanışmanı Cüneyt Zapsu’nun eşi, kadın-erkek aynı safta namaz kıldı. Beyza Zapsu “Cuma’yı ben kıldırayım. Türkiye’de bir ilk olsun.” dedi. 63. Türkiye’de ilk defa Siyonizm konferansı yapıldı. Theodor Herzl, Milli Kütüphane’de anıldı. (7.12.04 – Vakit) 64. AKP’li belediye başkanı Kadir Topbaş, Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Masonlar Locası’nın toplantısına katıldı. (14.12.2004 – Vakit) 65. Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Masonlar Locası’nın üstadı Asım Akin 22Temmuz’da AKP’yi destekleme emrini masonlara tebliğ etti. Bu, uluslararası bir talepti. İşte masonların gerekçeleri: “Şayet AKP’nin önü kesilirse, sıcak para ülkeyi terk eder ve ekonomik kriz gündeme gelir.” (http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=6721) 66. AKP’li Bülent Arınç, Rotaryanlara “Siz veren elsiniz, öpülecek elsiniz” dedi. Rotary rozeti takan Arınç, plaketini 2430. bölge Guvernörü’nün elinden aldı. (18.05.2003 – Vakit) 67. Türkiye Ermenileri Patriği II. Mesrob, 22 Temmuz seçimlerinde AKP’yi destekleyeceklerini açıkladı. (http://www.yenisafak.com.tr/politika.../destekleyecek) 68. AKP’li Beyoğlu Belediyesi tarafından hazırlanan “Kültürleri Buluşturan Kent 22” adlı kitapta, alkollü içki teşvik ediliyor. (18.02.2004 - Vakit) 69. Umuma açık içkili yerlerin okullara uzaklığı 200 metreden 100 metreye indirildi. Turizmi teşvik kapsamında olan yerlerde ise mesafe şartı aranmayacak. (4.4.2004 – Türkiye) 70. AKP’den bir ilk: Gay ve Lezbiyen Filmleri Festivali’ne onay verildi. (27.09.2004 –Vakit) “Outistanbul 1. Uluslararası İstanbul Gay ve Lezbiyen Filmleri Festivali” 71. Aile Sağlığı adı altında bazı okullarda “eşcinsellik” dersi verildi. Tepki gelince uygulama durduruldu. (16.03.2007 – Zaman) 72. Türkiye’nin ilk eşcinsel oteli açıldı. (31.05.2007 – Posta) 73. AB mevzuatına uygun Türk Gıda Kodeksi yayınlandı. “Çiğ Kırmızı Et ve Hazırlanmış Kırmızı Et Karışımları Tebliği” Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. (http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/4716801_p.asp) • Domuz ve yaban domuzu kasaplık hayvanlar arasına alındı. 74. AKP’nin meclisten geçirdiği TCK’nın 230. maddesi: “Aralarında evlenme olmaksızın dini nikah yapanlar, 6 aya kadar hapisle cezalandırılırlar.” (2004) • Peki ya nikahsız yaşayanlar? Cezası yok, çünkü: “Zina suç olmaktan çıkarıldı.” (2004) • Iğdır valisi açıkladı: “Fuhşun suç sayılmaması ve yaygınlığı yüzünden namuslu kadınlarımız neredeyse sokağa çıkamaz hale geldi.” (23.11.2005 – Vakit) 75. Başbakan “Çocuğum işsiz” diyen vatandaşı “Senin çocuğun da işsiz kalsın! Otur, otur! Bana kişisel sorunlarını getirme…” diye azarladı. (AKP Keçiören İlçe Kongresi) http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=182616 • “Lan…Sus…Hadi ananı al git buradan!” diyen başbakanın arkadaşları da benzer üslupla konuştular: Tarım Bakanı, çiftçilere hitaben: “Gözünüzü toprak doyursun.”dedi. Maliye Bakanı: “Babalar gibi satarım.”dedi. AKP Urfa Milletvekili, sel mağduru vatandaşı şöyle azarladı: “Fazla konuşma!” 76. Zaman zaman “Savcılar ne güne duruyor?” diye yakınan AKP yönetimi, Şemdinli davası savcısını harcadı. (Adalet Bakanı tarafından HSYK’ya sevk edilen savcı Sarıkaya, meslekten ihraç edildi.) 77. Erdoğan’ın talimatıyla 2006 yılında yargıç ve savcılara %50’ye varan oranlarda zam yapıldı. (Asgari ücretliler “AKP çekindiği kurumlara mı zam yapıyor?” diye sormaya başladı.) • Daha yakınlarda AKP’ye gereken teşekkürü(!) yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu’yu arayan Bülent Arınç zam müjdesini şöyle vermişti: “Tasarı hazırlandı. Komisyonlardan hızlı şekilde geçirilip, en kısa sürede Genel Kurul’dan geçirilecek.” (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/44...asp?m=1&gid=69) 78. Başbakan Erdoğan, İHL ve meslek liseleri hakkında “Biz hükümet olarak bu bedeli ödemeye hazır değiliz” dedi. Birlik Vakfı’nca İstanbul Grand Cevahir Oteli’nde düzenlenen ‘Meseleler ve Çareler’ konulu sempozyum. (http://arsiv.sabah.com.tr/2004/07/04/siy105.html) 79. Din Kültürü kitaplarına Hz.Musa’nın, Hz. İsa’nın ve Sevgili Peygamberimizin resimleri kondu. (2004) 80. Din Kültürü kitaplarında mezhep sayısı 4’ten 5’e çıkarıldı. (Bakınız: Orta Öğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı 11. Sınıf, MEB Yayınları, İstanbul-2006, sayfa 65, İslam Düşüncesinde Ameli-Fıkhi Yorumlar) 81. Din Kültürü kitaplarına göre, mezheplere gerek yok. (2005’ten beri okutulan 8. sınıf Din Kültürü Kitapları, Dinde Anlayış Farklılıkları/Mezhepler bölümü.) Bazı kitaplarda bu görüş yumuşakça (!) ifade edilse de ilköğretim öğrencisinin kafasını karıştırmaya yetiyor. 82. Okullara gönderilen genelge ile Kuran-ı Kerim’de geçen bazı kelimelerin kullanılması yasaklandı: cemaat, cihad, fetva, halife, hicret, imam, imamet, kafir, medrese, mücahid, mümin, münafık, şehadet, şehit, şeriat, şirk, tağut, tebliğ, tekke, tevhid… Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı’nı sözkonusu genelgeyi göndermekle görevlendirdi. (http://arsiv.sabah.com.tr/2005/01/13/gnd106.html) 83. Sekizinci sınıf Din Kültürü kitabının namaz tarifinde, bayanlar için “başı yarı açık” resim kullanıldı. Aynı kitabın 91. sayfasında cemaatler için : “Bunlar tarikatlar gibi insanların din ve vicdan özgürlüğünü, ulusal birlik ve beraberliğini ortadan kaldıran gruplardır” ifadesi kullanıldı. 84. Bazı köylerde ilköğretim 1. sınıf öğrencilerine dağıtılan okuma-yazma öğreniyorum kitaplarında 13 ve 15. sayfalarında haç işareti bulunan, 3 çocuğun kilisede aldığı eğitimi ve kilise dualarını gösteren fotoğraflar kullanıldı. (MEB-TTKB’nin 12.07.2004 tarih / 115 sayılı onayını taşıyan AB destekli bu kitaplar, ücretsiz dağıtıldı.) 85. 2005’te onaylanan 5. sınıf Din Kültürü kitaplarında “Kelime-i Tevhid, Lailâhe illallah’tır” deniyor. (“Muhammedur-rasûlullah” ifadesine yer verilmiyor.) (AB projelerini ve ders kitaplarındaki değişimi düşündüğümüzde “Muhammedur-rasûlullah” bölümünün yazılmaması, her şeyi anlatıyor. “Muhammedur-rasûlullah” ifadesi; Hz. Muhammed’in Allah’ın rasulü olduğunu söyleyen Müslümanları, Hz.İsa’yı rab ve oğul kabul eden Hıristiyanlardan ayırır. Bunu kaldırmak hangi düşünceden ileri gelir?) 86. Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in başörtüsü sorununa bakışı: “Başörtüsünü sorun sayanların sayısı yüzde bir buçuktur. Halk hangi konuların öncelikle çözülmesini istiyorsa biz hükümet olarak bu sorunlara odaklandık. Bizim gündemimizde halkın sadece yüzde 1,5′inin gündeminde olan bir konu öncelikli olarak yoktur. Olması siyaseten de yanlıştır.” 24.05.2006 – Milliyet (http://www.milliyet.com.tr/2006/05/2...rincisayfa.jpg) 87. Erdoğan, başörtülüleri 3-5 ağaca benzetti: “Yani burada bizim bireysel özgürlük anlayışlarımız eğer genel özgürlük anlayışının önüne çıkarsa herhalde yanlış yaparız diye düşünüyorum. Geneli kucaklamak durumundayız. Ormanı düşünelim, oradaki birkaç ağacı değil. Birkaç ağaç üzerinden hareket edersek yanlış yaparız. Nitekim Türkiye’de yapılan kamuoyu araştırmalarının bu konudaki neticeleri çok açık net ortadadır.” (http://www.akpgercegi.com/category/basortusu/) 88. Urfa’dan Ankara’ya yürüyen başörtü mağdurları Meclis’e girerken ‘terörist’ muâmelesi gördü. Üç kişilik heyet, polis tarafından ayrı bir odaya alınarak üzerlerindeki paradan çoraplarına kadar arandı. (6.1.05–Vakit) 89. MEB’e bağlı Yurt-Kur’un başörtülü ve sakallı fotoğraf veren öğrencilere burs vermeyeceği açıklandı. (09.10.2006 – Vakit) 90. AKP’li Kuşadası Belediyesi, hediyelik eşya dükkânı açmak isteyen bayana, başörtülü fotoğrafla başvurduğu için ruhsat vermedi. (http://www.stargundem.com/news/11299.html) 91. Meclis kitabında dedesinin sarıklı fotoğrafını gören AKP milletvekili: “Benim dedem sarık takmazdı; aydın bir insandı” dedi. (01.05.2004 – Vatan) (Sarığı karanlık sembolü görenler, başörtüsü için ne düşünür?) 92. Bülent Arınç: “Başörtü meselesi bizim namus meselemizdir. Bu sorunu çözmek bizim namus borcumuzdur.” demişti. (Kahramanmaraş mitingi – 2002) • Arınç:“Başörtüsü sorunu çözülecektir; ama demokrasi çerçevesinde ve zamanı geldiğinde.”(28.12.04– Vakit) 93. Başbakana örtü mağdurlarından mektup: Sözünüzü tutun. (23 Nisan 2004 – Vakit) (Bu mektuba hâlâ cevap verilmedi.) 94. Öğrenci affı getirildi. Yani zamanında başını açmadığı için okullarını bitiremeyenlere bir fırsat (!) tanındı. Peki nasıl mezun olacaklardı. Erdoğan, sorunu çözdü: “Peruk taksınlar girsinler.” (www.haber7.com/haber.php?haber_id=237241) 95. Abdullah Gül, YÖK’ün kurucu başkanı olan ve üniversitelerde başörtüsü yasağını başlatan İhsan Doğramacı’ya 2007 Meclis Onur Ödülü verilmesini teklif etti. (17.02.2007 – Zaman) Bülent Arınç da Doğramacı’ya telefon ederek ödülün kendisine verileceğini müjdeledi. • Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Gül’ün teklif ettiği ödül, daha sonra Gül tarafından takdim edildi. (http://www.sabah.com.tr/2007/05/31/h...429EF5F05.html) 96. Şubat 2003’te “Benim bu davayı geri çekmem bütün kadınlara hakaret olur” diyen Hayrunnisa Gül, bir yıl sonra AİHM’deki başörtüsü şikayetini geri çekti. (3 Mart 2004 – Vakit) 97. Abdullah Gül, Ahmet Vakur Gökdenizler’i Denizcilik-Havacılık genel müdür yardımcılığından büyükelçilik statüsüne yükselterek Montreal’e daimi temsilci olarak atadı. (30.10.2006 – Vakit) Adı pek çok skandala karışan bu kişiyi hatırlayalım: A.Vakur Gökdenizler, 1999’da Merve Kavakçı’nın ABD vatandaşı olduğunu Dallas Göçmen bürosundan öğrenerek yıldırım kriptoyla Ankara’ya bildiren kişidir. 98. Başbakan Erdoğan: “Başörtüsü konusunda hiçbir yerde, kimseye söz vermedim. Vaat etmediklerimizi, vaat edilmiş gibi gösteren, provake edenler var.” dedi. (http://www.gazetevatan.com/root.vata...9&Categoryid=3) 99. Başörtüsü sorunuyla ilgili vaadi olmadığını açıklayan Başbakan, Fener Rum Patriği’ne söz verdi: “Bütün sorunlarınızı çözeceğiz.” (11.12.2004 – Vakit) 100. Yüz maddeye sığmayan A’dan Z’ye diğer gerçekler: A. Yabancılara toprak satışına izin veren yasa çıkarıldı. (Dikkat: Ev, daire, bina değil; arazi satılıyor.) B. Erdoğan, çocuk katiline “Sayın” dedi. C. Dışişleri Bakanlığı, Ebu Garip cezaevinde işkence gören Türkler ve diğerleri için harekete geçmedi. Ç. Şimon Peres “AKP, Türk lokumu” dedi. (http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/09/02/515570.asp) Demek onlara göre öyle. D. Devlet bakanı Kürşat TÜZMEN bir defile sonrası F. LOPES isimli kadınla kadeh tokuşturup şarap içti (10.02.2077 – Posta) Not: Bakan içki başında, başı örtülü öğrenciye öğretim yasak. E. ATO raporuna göre son 4 yılda, yıllık ortalama 546.000 dosya, zaman aşımından düştü. (AKP’nin A’sının resmidir…) F. Yasaklar devam ediyor:a- Başörtüsü yasağı, b-12 yaşından küçüklere Kuran öğretme yasağı… G. AB hatırına Mardin-Midyat Bardakçı köyünün camisini kiliseye çevirmeye kalktılar. Ğ. Kuzey Irak yönetimi AKP’yi zor durumda bırakmamak için 22 Temmuz seçimine kadar sessiz durma kararı aldı. (İlnur Çevik ve bölgede görev yapan gazeteciler bildirdi.) H. AKP 22 Temmuz seçim beyannamesine Başörtüsü, YÖK ve terörle mücadeleyi almadı. I. 273 üyeli İsrail Dostluk Grubunun 173’ü AKP milletvekiliydi. İ. Bazı AKP milletvekilleri, yolsuzluklara tahammül edemediklerini söyleyerek partilerinden ayrıldı. J. Kıbrıs için “Çözümsüzlük çözüm değildir” diyen başbakan, “toplumsal mutabakat” diye bir şey uydurup başörtüsünü çözümsüz hale getirdi. (Başbakanın bizim icadımız dediği “Toplumsal mutabakat”, cumhurbaşkanlığı seçiminde kullanılamadı.) K. Misyonerliğe yasal izin verildi. (AKP’nin gerekçesi Misyonerlik faaliyetlerini denetim altında tutmakmış…) L. Bazı müftülüklerde ilk defa orkestra eşliğinde “Kutlu Doğum” Konserleri(!) düzenlendi. (Vatandaş sordu: Peygamberimiz bu toplantılara katılır mıydı?) M. Ezan sesinin kısılması için genelge yayınlandı. N. Uygun görülen yerlerde Cuma namazının son 6 rekatı kıldırılmıyor. Yer yer bu konuda kavgalar oldu. O. Kuran öğrenimi yasağını TCK’ya koyarak; dedelerin, ninelerin torunlarına Kuran okutmasını yasak saydılar. Ö. Bir yandan özelleştirme yapılırken bir yandan da belediye şirketleriyle yeni KİT’ler oluşturuldu! P. Ülkemizdeki yabancı şirket sayısı 3’e katlandı. R. Borçlu vatandaşlarımızın sayısı 4,4 kat arttı. S. Köylüler, çiftçiler, fındık üreticileri… protesto mitingi yapacak derecede mağdur edildi. Ş. Ülkemizin toplam borcu (iç-dış), dolar bazında 2 katına çıktı. T. Bankacılık sektörünün % 51’i yabancıların eline geçti. U. Resmi açılışlar ve devlet törenleri, AKP seçim mitinglerine dönüştürüldü. Ü. “Kuraklık destek” haberini, seçim meydanından Dışişleri Bakanı açıkladı. V. Erdoğan, parti mitinglerine başbakanlık uçağı ile gittiği için tepki çekti. Y. 5 senedir garibanların başörtüsü için toplumsal mutabakatı bekleyen iktidar mensupları, sıra kendi eşlerine (Cumhurbaşkanlığı seçimine) gelince bunun demokratik hak olduğunu hatırladılar. Z. Babası dışişleri bakanı olmayan kızlar, mezuniyet törenlerine başörtüsü ile katılamadı… 1- İlk defa bir Başbakan " Tezkere geçmezse memura maaş ödeyemeyiz" dedi 2- İlk defa ekonomi büyürken işsizlik arttı 3- İlk defa cari açık verilirken döviz kuru arttı. 4- İlk defa bir Başbakan zam isteyen memura "İMF'yi ikna edin" dedi. 5- İlk kez ithalat 100 milyar doları aştı 6- İlk kez cari açığın üstünde borçlanma yapıldı 7- İlk kez Yunan kilise bankası Türkiye'de banka satın aldı. 8- İlk defa domuz, kesimlik hayvanlar arasına alındı 9- İlk defa düşük faizli dış borç yüksek faizli iç borç ile ödendi 10- İlk defa bir Başbakan ve Dışişleri Bakanı, islamiyeti yok etmeye yemin eden bir Papa'nın heykeli önünde fotoğraf çektirdi. 11- İlk defa bir Başbakan " Toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya" dedi. 12- İlk defa bir cami kiliseye çevrildi. 13- İlk defa kilise ve havralar imar planında yer aldı. 14- İlk defa bir Başbakan Yahudi düşünce kuruluşundan " Üstün Cesaret Ödülü" aldı. 15- İlk defa Türk askerinin başına ABD güçlerince çuval geçirildi. 16- İlk defa bir Başbakan " bir dönem dini kullandık" dedi. 17- İlk defa petrol kanunu ile yabancılara 50 yıllık imtiyaz verildi. 18- İlk defa yabancı rantiyecilere vergi muafiyeti tanındı. 19- İlk defa iletişim sektörünün tamamı yabancıların eline geçti. 20- İlk defa tezkere ret edilmesine rağmen Dış İşleri Bakanlığı genelgesi ile silahlar Türkiye üzerinden geçti. 21- İlk defa bir Başbakan İslam dünyasının sınırlarını değiştirecek BOP'un eş başkanı oldu. 22- İlk defa bir Başbakan Müslüman topraklarını işgal eden ABD askerlerininevlerine sağ salim dönmeleri için dua ettiğini açıkladı. 23- İlk kez İsrailli bir işadamına çok gizli bir şekilde 800 milyon dolar kaynak aktarıldı. 24- İlk defa bir Başbakan yapılan ihalede önce uçak istedi ama sonra Mercedes'e razı oldu. 25- İlk defa fındık üreticileri en büyük mitingi yaptı. 26- İlk defa bir Başbakan Türkiye'yi pazarladığını açıkça itiraf etti. 27- İlk defa tarımsal üretimde dış ticaret açığı ortaya çıktı. 28- İlk defa bir Başbakan çiftçilere " Gözünü toprak doyursun" dedi. 29- İlk defa kap kaç diye bir sektör ortaya çıktı. 30- İlk defa zina suç olmaktan çıktı. 31- İlk defa bir Başbakan en fazla yurt dışı gezisi yaptı. 32- İlk defa bir Başbakan " Borç yiğidin kamçısıdır" diyerek borçlanmayı bir başarı olarak gösterdi. 33- İlk defa enflasyon % 10 artarken pancar fiyatları 99 kuruştan 88 kuruşa indi. 34- İlk defa çiftçi ve emekliden vergi alınması sözü verildi. 35- İlk defa bir Başbakan Danışmanı Amerikalılara Başbakan için "Bu adamı kullanın, onu rögara süpürmeyin " dedi. 36- İlk defa GSMH artarken KDV tahsilatı yerinde saydı. 37- İlk defa bir Başbakan TMSF katkısıyla bu kadar çok TV ve gazete yönlendirdi. 38- İlk defa Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı misafir olarak gelen bir kralın ayağına gitti. Hem de 10 Kasım günü... 39- "İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ÇİFTÇİYE "ANANIDA AL GİT" DEDİ... 40- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ŞEHİD ZİYARETTİNDE (KENDİ OĞLU ÇÜRÜK RAPORU İLE ASKERE GİTMEDİĞİ HALDE) "ASKERLİK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR"DEDİ 41- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN 3 MİLYON DOLARLIK GEMİYE GEMİCİK DEDİ. 42- İLK DEFA BİR BAŞBAKAN ..... GAZETELERİNİ OKUMAYIN TELEVİZYONLARINI AÇMAYIN DEDİ. " Bu hızla Tayyip Erdoğan bu dönemde ülkemizde ki her şeyi özelleştirmiş olacak... İş bu ya özelleştirmeye ve satmaya kafayı takmış olan başbakanımız en sonunda kendisini özelleştirir mi?- - Türk Telekom, Arap'ın. - Telsim İngiliz'in. - Kuşadası Limanı İsrailli'nin. - İzmir Limanı Hong Konglu'nun... - Araç muayene işi Alman'ın. - Başak Sigorta Fransız'ın. - Adabank Kuveytli'nin. - İETT Garajı Dubaili'nin. - Avea Lübnanlı'nın. - Petkim? Ermeni'nin. (Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bir çıkardık Ermeni...) - Rakı, Amerikalı'nın. - Finansbank Yunanlı'nın... - Oyakbank Hollandalı'nın. - Denizbank Belçikalı'nın. - Türkiye Finans Kuveytli'nin. - TEB Fransız'ın. - Cbank İsrailli'nin. - MNG Bank Lübnanlı'nın. - Alternatif Bank Yunanlı'nın. - Dışbank Hollandalı'nın. - Şekerbank Kazak'ın. - Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın. - Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un. - Beymen'in yarısı Amerikalı'nın. - Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nın. - Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın. - Eczacıbaşı İlaç, Çek'in. - İzocam, Fransız'ın. - TGRT(Fox) Amerikalı'nın. - Demirdöküm Alman'ın. - Döktaş Fransız'ın. Hepsi TÜRK' tü bir zamanlar... İki Cihan SAADET i için Saadet Partisi..
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... Konu Cihad Yıldızı tarafından (04.05.10 Saat 08:02 ) değiştirilmiştir.. |
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | osmanlı (02.05.10) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
VİYANA -İHA- Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) 53′üncü Genel Kurul Toplantısı’nda, Tel Aviv yönetiminin nükleer programı aleyhine karar aldı. Bu, kurulun 18 yıldır İsrail aleyhine aldığı ilk karar.[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] TÜRKİYE TASARIYI OYLAMA ÖNCESİ SALONU TERK ETTİ Toplantının son gününde İsrail’in atom ve nükleer programlarını eleştiren bir karar çıktı. İsrail’in nükleer kapasitesiyle ilgili kaygıların dile getirildiği önerge 16 çekimser ve 45′e karşı 49 oyla kabul edildi. Aynı tasarı 1991 yılında 13 çekimser oy, 31′e karşı 39 oyla reddedilmişti. Arap Birliği üyesi ülkelerin sunduğu tasarıda, toplantıda tasarının oylanmasının ardından kabul edilen karar tasarısı ayakta alkışlandı. UAEK Genel Kurul Toplantısı’na, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 150 üye ülkeden Bakan ve üst düzey diplomat katıldı. “İsrail’in Nükleer Yetenekleri” başlıklı karar tasarısının gündeme alınması için yapılan oylamada Türkiye çekimser oy kullandı. Tasarı oylanması için çoğunluk sağlandı. Karar tasarısının oylanması sırasında salonda bulunan Türk heyetinin salonu terk ettiği görüldü. Türkiye böylece oylamaya katılmadı. SURİYE’DEN İSRAİL’E KARŞI BÜYÜK BAŞARI Suriye’nin öncülük yaptığı ve Arap Birliği üyesi ülkeler adına sunduğu, “İsrail’in Nükleer Yetenekleri” başlıklı karar tasarısının kabul edilmesiyle, UAEK’nın, bundan böyle İsrail’in nükleer programına ilişkin yönetim kuruluna rapor sunması zorunluluğu getirildi. Her yıl genel kurul toplantısına sunulan İsrail’in nükleer yetenekleri ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi(NPT) rejimine taraf olması yolundaki çağrıyı içeren karar tasarısı, gerekli çoğunluk sağlanamadığı için reddediliyordu. Diplomatik kaynaklar, Arap Birliği adına sunulan “İsrail’in Nükleer Yetenekleri” başlıklı karar tasarısında, UAEK’nın bundan böyle İsrail’in nükleer programı hakkında da yönetim kuruluna rapor vermesini öngören bir madde bulunduğuna işaret ederek, “İsrail’in nükleer programının ilk kez UAEK’nın gündemine ciddi olarak alındığını ve genel direktörün yönetim kuruluna rapor verme yükümlülüğünün üye ülkelerce kabul edildiğini” bildirdiler. Bölgede nükleer silah sahibi tek ülke olan İsrail, bugüne dek UAEK’nın güvence denetimleri ve NPT antlaşmalarına taraf olmamakta ısrar ediyor. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] PROF. DR. NUMAN KURTULMUŞ: “BU ONE MİNUTE’UN BİTİŞİDİR” Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, “İsrail’in Nükleer Yetenekleri” başlıklı karar tasarısının gündeme alınacağı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Genel Kurulu toplantısında Türkiye’nin önce çekimser oy kullanmasını, ardından yapılan oylamada da salonu terk etmesine tepki göstererek “Bu one minute’un bitişidir. Marifet otel lobilerinde one minute demek değil, BM Salonu’nda bunu söyleyebilmektir” dedi.
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... |
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | osmanlı (02.05.10) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Gaziantep’in Islahiye ilçesinde ilginç bir seçim yarışı yaşandı. Anketlerde önde görünen AKP’li Başkan Mehmet Uludağ aday gösterilmeyince, eşi DP’den aday oldu ve AKP’ye ciddi bir fark attı. AKP, seçimden sonra da ilk kadın başkana itiraz etti. Hem de türbanlı olduğu gerekçesiyle… Yerel seçimlerin en büyük sürprizi İslahiye’de yaşandı. Geçmiş dönem AK Parti’den belediye başkanı olan Mehmet Uludağ’ın aday gösterilmemesi üzerine tepkinin büyük olduğu İslahiye’de, Uludağ’ın eşi Malika Uludağ seçildi. Gaziantep’te bir ilçenin ilk kadın belediye başkanı ünvanını elde eden Uludağ, son anda eşinin yerine DP’den aday gösterilmişti. ÖNCE ULUDAĞ’A SONRA EŞİNE İTİRAZ ETTİLER Mehmet Uludağ, AKP’den aday gösterilmeyince DP’ye geçmiş, ancak AK Parti’nin temayül yoklamasında ismi geçtiği için adaylığı red edilmişti. Uludağ yerini eşi Malika Uludağ’a bıraktı. Bu aşamada da Malika Uludağ’a türbanlı olduğu gerekçesiyle itiraz edildi. Ancak başvurusunda türbanlı resmi olmadığı için Malika Uludağ’ın adaylığı geçerli oldu. 29 Mart’ta ise Uludağ, oyların yüzde 36.9′ını alarak İslahiye Belediye Başkanı seçildi. AK PARTİ ÜÇÜNCÜ OLDU Mahmut Durdu’nun isteği ve baskısı üzerine aday gösterilen Osman Öztürk, seçimi kaybetti. AK Parti elinde bulunduğu İslahiye’yi kaybederken, CHP İslahiye’de ikinci parti oldu. Buna göre DP 36.9, CHP 31.6, AKP 24.1 ve MHP 5.9 oy aldı. STAR YAZARI ŞAMİL TAYYAR OLAYA İSYAN ETTİ Kendisi de Islahiyeli olan Star Gazetesi Yazarı Şamil Tayyar bugünkü yazısında seçim yarışını anlattı. Yazısını ‘Canım memleketim hepinizi kutluyorum’ diye bitiren Tayyar’ın yazısında şu ifadelere yer verdi: “2004 yılında AK Parti listesinden belediye başkanı seçilen Mehmet Uludağ da ilkokul ve mahalleden arkadaşımdır. Emniyet müdürlüğünden istifa ederek aday olmuştu. Bu son seçimde AK Parti’den yeniden aday oldu. Karşısındaki tek rakibi partinin ilçe başkanı Osman Öztürk’tü. Haliyle teşkilat Öztürk’ün yanında yer aldı, halk ise anketlerde ‘Uludağ’ dedi. Genel merkez de tavrını anketlere göre belirleyip İslahiye’de Mehmet Uludağ’ı yeniden aday gösterdi. Gaziantep il teşkilatına gönderilen aday listesinde bu isme de yer verildi. Ne olduysa o an oldu, genel merkez listeyi değiştirdi, Mehmet Uludağ yerine Osman Öztürk’ü aday ilan etti. Sonra anlaşıldı ki, AK Parti’nin İslahiye kökenli Gaziantep Milletvekili Mahmut Durdu başbakanla görüşerek belirleyici olmuş…. ” .”… DP ilçe yönetimi, kendilerine destek veren diğer partiler ve kanaat önderleriyle acilen toplanıp karar verdiler. Dediler ki; ‘Biz bu haksızlığı Uludağ soyadını yaşatarak telafi ederiz. Eşini aday gösterelim.’ Malika Uludağ’a koştular. Ev kadınıydı. Siyasetle uzaktan yakından ilgisi yoktu. Emrivaki yaptılar, ‘adayımızsın’ dediler. Tek pürüz, Melika hanımın AK Parti üyesi olmasıydı. Hemen istifası sağlandı, ardından adaylık başvurusu yapıldı. Aracına atlayıp İslahiye’ye döndüğünde bu kez karşılayanların sayısı ikiye katlanmıştı. Belediye seçimiyle hiç ilgisi olmayan köylerden de akın akın gelenler vardı…” “… Başörtü itirazı Bununla da bitmedi. AK Partililer, bu sefer Malike hanımın adaylığını düşürmek için ilçe seçim kuruluna koştular: ‘Bu kadın başörtülü, nasıl aday olur?’ Yetkilinin cevabı: ‘Önümdeki belgelerde başörtülü fotoğraf yok. Ben ona bakarım. Dışarıda nasıl giyindiğine karışamam.’ Bu girişim kabaran öfke katsayısı daha da arttırdı. Bir vatandaş koşarak Mehmet Uludağ’a ulaştı, AK Parti’nin başörtülü adayla ilgili sözlü itirazını medyaya sızdırma önerisinde bulundu, o, buna karşı çıktı: ‘Biliyorum medyaya sızarsa bu girişimleri sadece İslahiye’de değil tüm Türkiye’de AK Parti oylarını etkiler, ama ben bunu yapamam. Siyaseti çirkinleştirmek istemem.’ Sindiremese de sineye çekmeyi yeğledi. Bitmedi… AK Parti bu kez Malika hanımın kendi üyeleri olduğu gerekçesiyle adaylığının düşürülmesini istedi. Bu kez duvara çarptılar. Sinir harbi bu noktada sonuçlandı, Malika hanımın adaylığı kesinleşti.
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... Konu Cihad Yıldızı tarafından (02.05.10 Saat 10:06 ) değiştirilmiştir.. |
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | osmanlı (02.05.10) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, okul müdürlerine “İsrail mallarını boykot ettirmeyin” genelgesi gönderdi İşte Şok Genelge: Şok genelge! MİllÎ Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta ortaya koyduğu tavır ile tamamen çelişen bir genelge yayınladığı ortaya çıktı. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Türkiye’deki bütün okul müdürlüklerine bir genelge göndererek, ‘İsrail mallarını boykot ettirmeyin’ uyarısında bulundu. Boykotu engelleyin Doç. Dr. Hüseyin Çelik imzasıyla yayınlanan genelgede okul müdürlerinden boykotların önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınması istendi. Genelgenin zamanlaması da dikkat çekti. Bütün toplum kesimlerinde İsrailli firmaların ürünlerine karşı oluşan duyarlılığın hat safhaya çıktığı bir dönemde bu genelgenin yayınlanması manidar karşılandı. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta ortaya koyduğu tavır ile tamamen çelişen bir genelge yayınladığı ortaya çıktı. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Türkiye’deki bütün okul müdürlüklerine bir genelge göndererek, ‘İsrail mallarını boykot ettirmeyin’ uyarısında bulundu. Doç. Dr. Hüseyin Çelik imzasıyla yayınlanan genelgede okul müdürlerinden boykotların önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınması istendi. Genelgenin zamanlaması da dikkat çekti. Bütün toplum kesimlerinde İsrailli firmaların ürünlerine karşı oluşan duyarlılığın had safhaya çıktığı bir dönemde bu genelgenin yayınlanması manidar karşılandı. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 13 Şubat’ta bir genelge yayınlayarak İsrailli firmaların ürünlerine karşı halkın kendi iradesi ile başlattığı boykot eylemine öğrencilerin kesinlikle katılmamasını istedi. Genelge okul müdürlerinde şok etkisi yaparken, eğitim camiasında ise infiale neden oldu. Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki çıkışı ile tamamen çelişen genelgede Hüseyin Çelik, öğrencilerin İsrailli ürünlere karşı boykota katılmamasının gerekçesi olarak da yaşanan ekonomik krizi gösterdi. Sözkonusu genelgede “İsrail’in ‘Gazze’ye yönelik saldırılarını finanse ettiği’ iddiasıyla Türkiye’de bulunan birçok uluslararası şirkete ve ürünlerine yönelik boykot çağrıları yapıldığı, çeşitli kurumların bu yönde girişimleri olduğu, bu faaliyetlerde okullarımızın ve öğrencilerimizin de kullanılabileceği duyumları alınmaktadır” diyen Bakan Çelik, “Global ekonomik krizden etkilenmemek ve Gazze’deki barış sürecini olumsuz etkilememek için, okullarımızda yukarıda belirtilen olumsuz girişimlerin (boykot) olmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını rica ederim” dedi. Çelik’in ortaya koyduğu gerekçeler kadar, genelgenin içeriği de dikkatleri çekti. Türkiye’de bütün halk kesimlerinin İsrailli ürünlere karşı tamamen kendi iradesiyle başlattığı boykot eyleminin, Gazze’deki sözde barış görüşmeleri ile de ilişkilendirilmesi manidar bulundu. Çelik, boykota katılmama gerekçelerinden birisini de ‘Gazze’deki barış sürecini olumsuz etkilememek için…’ şeklinde gösterdi. Akkiraz: Genelge derhal geri çekilmeli Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) Genel Başkanı İsmail Hakkı Akkiraz, eğitim camiasında infiale neden olan genelgeyi sert bir dille eleştirerek, “Sayın Çelik’in yayınladığı bu genelge bizi hayretlere düşürdü” dedi. Başbakan Erdoğan’ın Davos çıkışını hatırlatan Akkiraz, “Davos’taki çıkış ile bu genelge tamamen çelişiyor” diye konuştu. İsrail’i Gazze’de işlediği soykırıma karşı, halkın İsrailli firmaların ürünlerine karşı başlattığı boykotun bir insanlık görevi olduğunu bildiren Akkiraz, “Bu katliamda payı olanların ürünlerini alarak onların yanında olmamız mümkün değildir” dedi. Genelgede ‘boykota katılmayın’ talebinin gerekçesi olarak yaşanan ekonomik krizin gösterilmesini de talihsizlik olarak değerlendiren Akkiraz, Bakan Çelik’ten bu genelgenin derhal geri çekilmesini istedi. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... Konu Cihad Yıldızı tarafından (02.05.10 Saat 10:37 ) değiştirilmiştir.. |
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | osmanlı (02.05.10) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]Başta Filistin olmak üzere Ortadoğu’da yıllardır oluk oluk akıtılan Siyonist İsrail’in Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Abdullah Gül’ün resmi davetlisi olarak geldiği Müslüman Türkiye’nin Millet Meclisi’nde ayakta alkışlarla kürsüye çıktı. Başta Filistin olmak üzere Ortadoğu’da yıllardır oluk oluk akıtılan kan ve gözyaşının tek sorumlusu olan Siyonist İsrail’in Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Abdullah Gül’ün resmi davetlisi olarak geldiği Müslüman Türkiye’nin Millet Meclisi’nde ayakta alkışlarla kürsüye çıktı. 1948’de kurulduğundan bu yana İsrailli bir yetkilinin ilk defa Meclis’e ayak bastığı bu tarihi olay, AKP iktidarındaki başka bir ilk olarak tarihe geçti. Filistin’de binlerce Müslümanı haksız yere şehit eden, halen çok katı bir zulüm ve baskı uygulayan İsrail’in Cumhurbaşkanı olan Peres’in verdiği dostluk mesajları ise pek de inandırıcı bulunmadı. Peres’in, Filistin’i ikiye bölmek için Hamas’a karşı El Fetih’li Mahmut Abbas ile Meclis’e gelmesi ise hem Türkiye hem de dünyadaki Müslümanları büyük üzüntüye boğdu. Peres, hem genel kurula girişinde hem konuşmasını bitirip ayrılırken ayakta alkışlandı. Gül ve Erdoğan da, Peres’i ayakta alkışlayarak karşıladı. ABD’nin desteklediği Annapolis Konferansı ve Ankara Forumu nedeniyle ülkemize gelen Şimon Peres ve Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, TBMM kürsüsünden milletvekillerine hitap etti. Bir İsrail Cumhurbaşkanının ilk defa kürsüye çıkmasına karşı oluşacak tepkiler için ise Filistin Lideri Mahmut Abbas yapılan davetin ardından dün Ankara’ya gelerek toplantıya katıldı. Öte yandan Filistin’de büyük farkla seçimi kazanmış Hamas’a büyük ambargo uygulayan İsrail’in Devlet Başkanı Peres’in konuşmasını Cumhurbaşkanı Gül ve TBMM Başkanı Köksal Toptan komisyon sıralarına oturarak dinlediler. Başbakan Erdoğan ile tüm bakanlar da Bakanlar Kurulu sıralarında konuşmaları dinlediler.Öte yandan dün Meclis’teki trafik, Peres ve Abbas’ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte TBMM Başkanı Köksal Toptan’ı ziyaretiyle başladı. Görüşmede, TBMM Başkanı Toptan, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi Namık Tan da hazır bulundu. Daha sonra Toptan’ın eşlik ettiği heyet 1 nolu kapıdan geçerek Şeref Holüne geçtiler. Genel Kurul Şeref Kapısı önünde Cumhurbaşkanı Gül, İsrail Cumhurbaşkanı Peres, Filistin Devlet Başkanı Abbas ve TBMM Başkanı Toptan fotoğraf çektirdi. Fotoğraf çekiminden sonra Gül, konuk devlet başkanları ve Toptan, muhalefet kulisinden Genel Kurul Salonuna girdiler. Filistin Devlet Başkanı Abbas Genel Kurula girerken ayağı halıya takıldı. Cumhurbaşkanı Gül, Abbas’ın kolundan tutarak düşmesini önledi. Cumhurbaşkanlarının Genel Kurul Salonuna geçişi sırasında yoğun güvenlik önlemleri alınırken, gazetecilerin Şeref Holü ve koridoru kullanmalarına izin verilmedi. Ardından genel kurula geçen Peres ve Abbas, yaklaşık 20’şer dakikalık konuşma yaptılar.Türkiye’nin Avrupa hem de Ortadoğu için gerekli bir ülke olduğunu kaydeden Peres, “Tüm bölgede barışın sağlanması, için fikir alışverişinde bulunmak için geldik, terörü kınamak için birleştik. Sayın Mahmud Abbas’ın seçilmesine ve liderliğine saygı duymaktayız.” dedi. Savaşlardan arındırılmış bir gelecek dileyen Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ise, “Lübnan’da işgal altındaki topraklar ve sayıları 5 milyonu bulan Filistinli mültecilerin sorununa da çözüm getirilmesi gerekiyor. Filistin devletinin Doğu Kudüs’ten başka bir başkentinin olmayacağını bildiriyoruz. Bizler geçmişte de birlikte çalıştık gelecekte de barış ve uzlaşı içinde çalışacağız. Diyalog ve uzlaşı askeri baskıya dayanırsa aramızdaki uçurumlar artacaktır. Filistinli halkı olarak sürekli size bakacağız. Ve sizin demokratik sürecinizi izleyeceğiz.” dedi.
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... |
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | osmanlı (02.05.10) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 4270
Üyelik tarihi : 23-05-2009
Nereden : istanbul
Konuları : 2560
Mesajlar : 6,825
Teşekkürleri: 3,031
2,893 mesajına 5,202 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 03.02.12
Durumu : Status: Offline
|
![]() Çeçen komutanın zor anları. Rusya`ya teslim edilmek üzere havaalanına getirilen Abdülazimov çok direndi ve.. Çeçenistan`da Ruslara karşı savaşan Çeçen Komutan İmran Abdülazimov, İçişleri Bakanlığı`nın kararı ile Rusya`ya teslim edilmek istendi. Havalimanına getirilen Abdülazimov, pasaportunu yırtarak Moskova`ya gitmek istemediğini söyledi. Yere yatırılarak kelepçelenen Abdülazimov, tekrar Yabancılar Şube Müdürlüğü`ne götürüldü. Edinilen bilgiye göre, Ruslara karşı Çeçenistan`da savaştığı sırada yaralanan İmran Abdülazimov (50), Azerbaycan`a yerleşti. Ailesiyle birlikte burada kalan Abdülazimov, 2002 yılında tedavi amacıyla ilk defa Türkiye`ye giriş yaptı. 10 gün Türkiye`de kalan Abdülazimov, tekrar Azerbaycan`a geri döndü. Türkiye`de yaşamaya karar veren Abdülazimov, 2008 yılı Mart ayında Türkiye`ye giriş yaparak oturum izni aldı. Abdülazimov, ailesini de 2008 Mayıs ayında İstanbul`a getirerek Başakşehir`de yaşamaya başladı. Son günlerde İstanbul`da Çeçen komutanlara yönelik suikast girişimleri üzerine İçişleri Bakanlığı, 31 Ekim 2008 tarihinde Abdülazimov`un oturum iznini iptal etti. 29239/179709 sayılı İçişleri Bakanlığı`nın kararında, Abdülazimov`un sınır dışı edilerek Rusya`ya gönderileceği ifade edildi. Bunun üzerine polis, 19 Kasım 2008 tarihinde Abdülazimov`u “Polis merkezine gideceğiz, birkaç sorunun ardından serbest bırakacağız” diyerek gözaltına aldı. Emniyette ifadesi alınan 4 çocuk babası Abdülazimov, Kumkapı`daki Yabancılar Şube Müdürlüğü`ne götürüldü. İmran Abdülazimov, bugün sınır dışı edilmek üzere iki sivil polis eşliğinde Atatürk Havalimanı`na getirildi. Pasaportunu vermek istemeyen Abdülazimov, polislere direndi. Bağırarak Moskova`ya gitmek istemediğini söyleyen Abdülazimov, pasaportunu yırttı. Polisler de, Abdülazimov`u yere yatırarak kelepçe taktı. Gözaltına alınan Abdülazimov, önce Havalimanı Polis Merkezi`ne, ardından da tekrar Yabancılar Şube Müdürlüğü`ne götürüldü. Bu arada, Çeçen komutanın eşi Ayzen Abdülazimov, Mirana (17), Nura (11), İslam (10) ve Meryem (3) isimli çocuklarıyla beraber eşini görmek için Atatürk Havalimanı`na geldi. Babasının serbest bırakılmasını isteyen Mirana, Türk yetkililerden yardım edilmesini istedi. Babasının Rusya`ya teslim edilmesine karşı çıktıklarını belirten Mirana, Türkiye`de yaşamak istedikleri ifade etti. Aileyle beraber havalimanına gelen Mazlum Der Yetkilisi Nuray Canan Bezirgan da, İmran Abdülazimov`un ciğeri ile dalağının bulunmadığını ve tedavi edilmesi gerektiğini söyledi. Bezirgan, Abdülazimov`un hiçbir gerekçe gösterilmeden evinde gözaltına alındığını belirterek, Abdülazimov`un Rusya`ya teslim edilmesinin ardından öldürüleceğini ima etti. Bezirgan, İstanbul`da öldürülen iki Çeçen komutan ile Abdülazimov`un bir ilgisinin olup olmadığı bilmediğini söyledi. Öte yandan, Abdülazimov`un eşi ve 4 çocuğunun Türkiye`de oturum izninin devam ettiği belirtildi.
__________________
..Ateşler harlanırken İbrahim olmaktan mı vazgeçelim ? Kudüs kan aglarken Selahaddin olmaktan mı vazgeçelim ? Ayasofya ezana hasretken Fatih olmaktan mı vazgeçelim ? İnsanlık köleleştirilmek istenirken Erbakan olmaktan mı vazgeçelim.. ... |
|
| Bu mesaj için Cihad Yıldızı kullanıcısına teşekkür edenler: | osmanlı (02.05.10) |
![]() |
| Etiket |
| akp, gerçeği, hükümetleri, ilkler, yaşanan, zamanında |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ilkler | Esedullah | SERBEST KÜRSÜ | 12 | 17.10.10 21:44 |
| İslamda ilkler | Seida | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 0 | 26.03.10 08:31 |
| Osmanlı Zamanında MSN | Kudüs Yolcusu | © Geri Dönüşüm Kutusu | 8 | 13.10.09 20:42 |
| Nasreddin Hoca Zamanında Bilgisayar Olsaydı.... | AĞLAYAN_GÜL | LATİFE | 0 | 04.06.09 22:56 |
| sen benim ilk sevdam ve ilk yok oluşumsun ve öğrendim ki ,ilkler asla unutulmuyormuş | Cihad Yıldızı | Şiir | 0 | 27.05.09 00:19 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|