|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 191 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| SERBEST KÜRSÜ Hiçbir Bölüme Uymayan Konuları Burada Paylaşalım... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : 'akrep'
Üye No : 1162
Üyelik tarihi : 31-10-2008
Mesleği : Öğrenci :|
Nereden : Bezm-i Elest
Konuları : 362
Mesajlar : 3,985
Teşekkürleri: 4,530
2,137 mesajına 3,949 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline
|
ACEZE BASIN Türk basını, her çeşit günlükler ve haftalıklarla beraber 2 buçuk milyona varan bir (traj-baskı) sahibidir. Bu miktarın 2.300.000'i İstanbul gazete ve dergilerine ait, gerisi de, Ankara ve İzmir dahil, bütün Anadolu'ya... Yine bu miktarın en aşağı 1 buçuk milyonu da satıştır. Demek ki, bu memlekette ancak 100 kişide 4 kişi gazete ve dergi okur. Bunlar arasında birkaç gazete ve dergi alanları hesaba katacak olursanız, gazete ve dergi okuyucularının nispeti daha da aşağı düşer. Memleket hesabına kötü not... Fakat basınımızın menfi rolü düşünülecek olursa bu alâkasızlığı Öpüp başımıza koymamız icap eder. Şu var ki, bu alâkasızlık, bir şuur ve iradeden gelmemekte, sadece vurdum-duymazlıktan doğmaktadır. Zira bildirdiğimiz satışın yine en aşağı 1 milyonu fuhş ve rezalet basını elinde ve ancak bunlar satabilmekte... Demek ki, halkımız, gazete ve dergileri bu umumî vasıflarından Ötürü almıyor değil, aldığını sırf bu yüzden alıyor, gerisini de göz atmak zahmetine bile lâyık görmüyor. Herhangi ahlâkî ve fikri bir kaygıdan gelmeyen bu alâkasızlık, vurdum-duymazlık ve başıboşluk şundan bellidir ki, sol cephenin fikir gazete ve mecmualarında umumî satış, başta 100 binlik sabit müşterisiyle "Cumhuriyet", 120 bini geçmez; mukaddesat ve Türkün ruh köküne bağlılık iddiasındaki 5 gazete ise, top-yekûn ancak 20 bine varabilir ve ilerisini sökemez. Umumî satışın, taş çatlasa yüzde bir buçuğunu aşamamak... Hazin durum!.. Bu memlekette bunları "berâ-yı merhamet" tutacak ve ileride kalitelenmelerini bekleyecek 100 bin müslümanın bulunmayışı yürekler acısı bîr hâl iken, onların böyle bir sahabete liyakatsizlikleri, ayrıca ciğer dağlayıcı bir keyfiyet... Bu 5 gazeteyi, benzerleri bir dergiyle beraber "aceze basın" diye vasıflandırmak yerinde olur... 1943 yılında, "Allah" demenin bile Basın ve Yayın Umum Müdürlüğünce yasak edildiği devirde, din ölçülerini papağanvâri gevelemek yerine o ölçülerden tütücü bütün bu dünya görüşü hamlesiyle (agora)ya çıkan, bilhassa Halk Partisi'ne ve onun eser dediği şeye amansız bir mücadele açan, zindandan zindana sürünen, derken günlük gazeteye inkılâp eden, sonra ayrı darbeler neticesinde yaralanıp (koma)ya giren, yahudi öcüyle 1 sene 3 gün zindanda ölüm ve cinnet terleri döken, yine dergiye dönen, yine günlük gazeteye çevrilen, yine (sabotaj), yine dergi, yine kapanış, ihtilâl ve ölüyü tekrar öldürmek ister gibi, kapalıyken kapatılan, peşinden birkaç zuhuruna rağmen aradığı geniş fikir zümresini bulamayan, fakat bugün Türkiyede İslâm dâvası adına ne varsa hepsinin birden annesi olduğunu bilen, ama çocuklarının daha bulûğa ermeden rüşd İddia ve istiklâl ilân etmeleri karşısında dudaklarını ısıran Büyük Doğu'yu, bir kenarda tutacak olursanız, hükmedebilirsiniz ki, bugünkü örnekler, dâvayı kuvvetlendirme değil, harcama yolundadırlar. Aralarından, sahibinin imanı ve ahlâkı bakımından kimsenin şüphelenmeye hakkı olmayan "Bugün", Necip Fazıl'ın "Çerçevelerini yazdığı ve ana tefrikasını kaleme aldığı devirde baskısını 90 binin üstüne çıkardığı ve 100 bine yaklaştırdığı hâlde, eline geçen bu müstesna iklimi koruyamamış, gazete olamamış, genç patronunun birden bire kendisini bir fikir selâhiyeti sanması ve mütefekkir rolüne kalkışması gibi toy bir nefsaniyet belâsına uğramış, birtakım batak yatırımlara saplanmış, hapse mahkûm şanlı bir dâva adamının ken-di vatanında kalıp her çileye katlanması ve yakınında kalması gerekirken, yabancı diyarlara sığınmayı tercih ettiğine şahit olmuş, başsız kalmış, herkesin kitaplarda bulabileceği mukaddes "ilm-i hal" ölçülerini asabiyetle öne sürmeyi fikir ve gazetecilik sayıcı bir anlayışa kurban edilmiş, nihayet tek bobinlik bir İstanbul baskısından ibaret kalarak, eski satışının onda birine düşmüştür. Ne yazık, ne yazık!... "Sabah" gazetesi ise, yine "ilm-i hal" bilgileri vermeyi İslam'a yardım sanan ve böylece dine borçlarını ödedikleri vehmi içinde, din ruhuna tam zıt şekilde hükümete tâ'viz verip ticarî menfaatlerini korumak gayesini güden milyonerler elinde öldürülmüş, can çekişirken "Bugün"ün sahibine devredilmiş, onun elinde büsbütün nebat hayatına düşmüş, Demirel'e mason demeyi küfür sayan yüzde yüz küfür belirtici bir telâkki emrine terkedilmiş, nihayet o telâkki sahibinin başka bir gazete kurması (Hakikat) Üzerine sürüne sürüne şu âna kadar gelmiş ve şimdi yeni bir silkiniş ve kalkınış niyetiyle hazırlanmaya başlamış bulunuyor. Tıbbın ölüm haberini verdiği bir hasta üzerinde tek ümidin Allah'da olduğu kaydiyle, bu dâvanın Büyük Doğu'dan sonra ilk gazetesi "Sabah"a sıhhat, selâmet ve muvaffakiyet dileriz. "Bizim Anadolu" üzerinde, çocukların bayramda valilik oynamaları gibi, dâvanın dış çizgilerinden başka hiçbir şey göremeyen bir heveskâr işi olduğundan, fakat şimdiye kadar üstün islâm siyaseti noktasından çatlak bir ses çıkarmamış bulunduğundan başka söylenebilecek söz yoktur. Büyük Doğu'nun büyük fikir aksiyonuna duyduğu özenti yüzünden o adın bir nevi anlayışsız tercümesi olan "Yeni Asya" isimli gazete de, renksizlik, kokusuzluk, lezzetsizlik, hareketsizlik şaheseri... Fakat şimdi mukaddesatçı basında, bizzat din hükmüyle en menfî örneği belirtici bir organ vardır ki, o da isminin tam tersinden müsemmâsı "Hakikat" gazetesidir. Edep ve terbiyemizin îma ve hayal etmeye bile izin vermeyeceği şekillerde, kimbilir hangi menfaat peşinde bu gazete Demirel'cilik ve hükûmetçilik yapmakta ve işin en tahammül edilmez tarafı, bu tavrını İslama istinat ettirmeye yeltenmekte ve tam bir bedahet ve hakikat ifadesiyle aksini iddia edenlere küfür isnat etmeyerek gitmektedir. Bir mümine küfür isnadı küfür olduğuna göre, "Demirel masondur diyen kâfirdir!" fetvasını çıkarmış, böylece küfrün en açığına düşmüştür. Ayol; Demirel'in mason olduğu, şehadetnameli bir keyfiyettir ve kütükteki kaydına, tarihine, cilt ve sıra numarasına, üstündeki ve altındaki üyelere kadar malûmdur. Bu kadarı bile ona mason diyenin değil, demeyenin anormal olduğunu ispata yeterken, biz Demirel'deki din sadakatsizliğini hiçbir zaman masonluğunda göstermeye lüzum görmedik de doğrudan doğruya ağzından dökülen kelimelerde bulduk. Arada bir göstermelik bir eda ile "Allah'tan niyaz ederiz!" diye konuşan mumaileyh, adım başında ve hiçbir lüzum ve sebep olmaksızın "bu memlekette teokratik idareye yer yoktur!" sözünü eden adam değil midir? Durup dururken ve kimse "teokratik idare isteriz" gibilerinden bir söz etmezken, şeriata bu istiskal ve hakaret, Demirel'de iman ve İslâm diye bir şey bırakır mı; ve böyle bir zatı İslâm adına korumaya kalkışmak, en büyük bir velîden ders almış bir insana yakışır mı? Beyzî çerçeve içindeki başmakale parçasına ve öbür klişelerde manşetlere bakın da parmağınızı ısırın! "Hakikat" gazetesinde çıkan bir başmakalede, Demirel'i tutmayı ibadet diye gösteren satırlar çıkmıştır ki, artık buna "pes" demekten başka çare yoktur, "Günaydın" gazetesi Allah Resûlü'nün mukaddes hayatını foto-roman hâline getirir, Kâinatın Efendisini güya yüzünü saklayarak iğrenç bir teşhis plânına çıkarmaktan haşyet duymaz ve mübarek Peygamber zevcesi Hazreti Ayîşe'yi âdeta bir rakkase şeklinde gösterirken ve daha ne rezalet ve kepazelikler işlenirken, ağızları açılmayan ve süklüm püklüm oturan bu gazeteler arasında hakikatsiz "Hakikat"i, sade vazifesini yapmamakla değil, dâvaya ihanet etmiş olmakla suçluyor ve aydın İslâm zümresinin artık incelikleri farkedici bir idrak kıvamına ermesini bekliyoruz. Yüreğimiz oyulurcasına bir acı ile bildiriyoruz ki, sağ basındaki 5 gazeteden hiçbiri vazifesini yapamaz, gazete olamaz, giyim ve kuşam Ölçülerinden bile anlayamaz, fezayı delici bir projektör hâlinde gözlerini İslâm zaviyesinden dünya ve kâinata çeviremezken, biri de aynı vazifeyi böyle yaparsa hâlimiz nice olur. Böyle olmaktansa hiç olmamak evlâdır. Büyük Doğu Dergisi 13 Ocak 1971, S.2,sh.12-13 |
|
|
| Bu mesaj için hadid kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (14.01.12), bişnev (11.01.12), GOD LOVE (13.01.12), MillîGenclik (12.01.12), osmanlı (16.01.12) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : 'akrep'
Üye No : 1162
Üyelik tarihi : 31-10-2008
Mesleği : Öğrenci :|
Nereden : Bezm-i Elest
Konuları : 362
Mesajlar : 3,985
Teşekkürleri: 4,530
2,137 mesajına 3,949 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline
|
MÜSTAHAK OLDUKLARI BİR CEVAP Birinci yazımızda, umumhaneleri bile utandıracak şekilde fuhş albümü "Yüzkarası Basını ele aldıktan sonra, ikinci yazımızda da "Aceze Basın" başlığı altında güya cephemizden olan gazeteleri teşrih masasına yatırdık ve bunlardan "Hakikat" isimli hakka hiyanet gazetesi bir tarafa, hepsini kendi aczleri içinde iyi niyet sahibi, fakat gayeye lâyık olmaktan uzak, İslâm dâvası yolunda gerekli madde ve mâna imkân ve teçhizatından mahrum organlar olarak gösterdik. Maksadımız kalbce müşterek olduğumuz bu organları acı bir nefs muhasebesi ve kalkınma hamlesine davet etmek ve bu arada, dâvamızın sadece haini olmak mevkiinde, hakikat kaatili "Hakikat" gazetesini, İslâmm nereye, hangi dalâlet kutbuna kadar alet edildiği noktasından teşhir ederek müminleri uyandırmaktı. Bazı devlet dairelerinde bedava dağıtılmaktan öteye hiçbir satış ve sesi olmayan, fuhş gazetelerinden daha iğrenç ve küfür organlarından daha zararlı bu kâğıt parçasını, bir hiç ve sıfırdan ibaret kendi nefsi için değil, tek nüsha satmasa bile, memlekette İslâmı nerelere kadar düşüren bir neşir vasıtası bulunduğunu göstermek için, sırf prensip bakımından ele almıştık. Bir de bu gazetenin başındaki, sonradan "İbn-i Sebe"den daha alçak olduğunu gördüğümüz şahsın, Necip Fazıl ile aynı kapıya bağlılık iddiasına rağmen, bu havsala yakıcı ve beyin törpüleyici haltları nasıl karıştırabildiğinden doğan bir hayret ve dehşettir ki, bizi bu harekete zorlamıştı. Malûm şahıs, Büyük Veli'ye mensup bulunduğu yalanından devşirilme mânevi kredi sayesinde, şeriat bütününden zerre feda etmez bir kişi görünmenin imtiyaziyle, durup dururken "şeriat istenemez, teokratik idare Özlenemez!" sloganıyle din düşmanlığını ilândan kaçınmayan bir Başbakana sadece iman vesikası vermekle kalmıyor, ona mason diyenlerin kâfir ve yardımcı olmayanların dinsiz olduğunu iddiaya kadar varıyor, onu desteklemeyi ibadet derecesine çıkarıyordu. Kendisine, hakkında kaleme aldığımız yazının haberini verdik ve müdafaasını istedik. Büyük Veli'nin yakın akrabası ve gerçek bağlılarından nicesinin bu adamı bir sahtekâr olarak tavsif ve tasvir etmelerine rağmen, onlara mukavemet ediyor, ithamlarına katılamıyor ve açıkça gördüğümüz bu yazılara karşı gözlerimize inanamaz gibi oluyorduk. Karşılaştık. Merkum şahıs, bin dereden su getirdikten sonra, aynı dalâlet tavrına Büyük Velî'yi ortak gösterecek korkunç bir denaet ve şenaat edası takınmaktan çekinmedi ve bize, ikinci sayımızda neşrettiğimiz, riyakârlık ve sahtekârlık şaheseri mektubu yazdı. Evinden de telefonu açarak, ağlamaklı bir sesle "Bütün bunlar benim hakkımda bir komplodur; insafınıza sığınırım!" tarzında lâflar etti. Bizden de, "beraetiniz için elimizden geleni yaptığımız halde maalesef muvaffak olamıyoruz!" cevabını aldı. Bunun üzerine "Aceze Basın" başlıklı, gayet efendice, o hacîl mektubun mânasını bile açığa vurmaktan çekinici ve bunları yaparken yüreğimizin nasıl kanadığını belirtici yazıyı neşrettik. Sanıyorduk ki, hakikat kaatili, mektubunda da ima ettiği gibi, susacak, "gık!" bile demeyecek, hattâ küçük bir vicdan eseri göstererek "Ben bu zamana kadar Başbakanın şeriate bu türlü hücumları olduğunu bilmiyordum; şimdi anladım ve onu desteklemekten el çektim! İstiğfar ederim!" demek asaletini gösterecek, böylece etrafımızdaki küfür halkasını kuvvetlendirmeye yarar bir cidal açmaktan çekinecek ve üstüne bir perde atıp gizlenecek, bizi daha fazla tahrik etmekten kaçınacaktır. Hayır! Böyle olmadı! Hakikat kaatili ve Hak haini, bu zamana kadar Necip Fazıl'a hiçbir dinsiz, yahudi, mason, komünist ve devrimbazın çatmadığı şekilde kâbuslara bile sığmaz isnat ve iftiraların türlüsü ve taarruz lisanlarının en mülevvesiyle mukabeleye kalkıştı. Necip Fazıl'ı, yahudilerden para alan, içki ve kadın meclislerinde, Necmeddin Erbakan'la karşılıklı kumar masasında bir tip olarak tasvir etmeye yeltendi. Necmeddin Erbakan'ın arkasına bir çift abdest takunyası koymakla da, kâfirlerin müslümanlara bakışını tam benimsemiş oldu. Necip Fazıl dururken Necmeddin Erbakan'ı karıştırmasına ne lüzum vardı? Vardı; çünkü emir bâbadan geliyordu ve Demirel aleyhtarı olarak bir taşla iki kuş vurulmasını hedef tutuyordu... Bütün bunları tertipleyen münafıklar şahı, necaset faresinden daha pestpâye maşasına bunları yaptırdıktan bir gün sonra da, Başbakan'i niçin tuttuğunu İzah ederken, buna Büyük Velî'yi senet gösterecek derecede, din, iman, haya ve ahlâk kayıbına uğramaktan korkmadı. Evvelki sayımıza yetiştirebildiğimiz (Büyük Doğu'nun haftalık olması ve gününden hayli Önce hazırlanması, ânı ânına cevap vermemize mânidir) ve "Sizi Allah'a ve o Büyük Velî'ye havale ederiz!" deyip bu menfur boğazlaşmayı kapatmak istediğimiz mukabelemizden sonra ise, aynı hak telvisçisi gazete, 5 sütün üzerine, hiçbir mâna ve delâleti olmayan bir fotoğraf oturtarak, Necip Fazıl'a, bütün küfür kelimelerini bir çuvala doldurup rastgele çekercesıne, ağız dolusu sövmeye davranmaz mı? Bazı asabî gençlik teşekkülleri bu gazeteyi basmak, yakmak, yıkmak ve bu alçakları eşşek sudan gelinceye dek dövmek teklifinde bulundukları halde, Necip Fazıl, karşı cephenin böyle bir fırsattan faydalanmasına meydan verilmemesi için bütün bu teklifleri şiddetle reddetmiş ve artık son olarak bu insan taslaklarının ne olduklarını göz önüne sermeyi vazife bilmiştir. Tâ ki, cephemizin halisleriyle sahtekârları gün aydınlığına çıksın ve para mukabili küfre iman bileti kesen, yahudi, komünist ve her türlü dinsizden beter tıynetler, ruhlarının apaçık röntgen camiyle müminlere arzedilsin... Böyle olduğu, şunun için hayırlıdır ki, kervanımızda sadıklardan başka kimsenin bulunmaması muradiyle, Allahtan ve o Büyük Velî'nin ruhanîyetinden gelme bir tecellidir bu... 1. Bu gazetenin rolü, kendisini din fetvacısı yerine koyan bir sahtekâr marifetiyle her ân, dine taarruz eden bir Başbakana iman ve İslâm vesikası vermek, yani iman ve İslâmı para karşılığında satmaktadır!!! 2. Birkaç bin basılıp ancak birkaç yüz satabilen bu gazete, Ankara'da Plânlama Teşkilâtı vesaire gibi devlet müesseselerinde bedava dağıtıldığına göre, bir taraftan dinsizliğe ivaz verirken öbür taraftan müslümanlara mümin görünmek politikasında bir Başbakanın reklâm kâğıdıdır!!! 3. Bu gazetenin başındaki başsız adamın rolü, seneler senesi İslâm yolunda faydalı eserler neşrettiği hissini verdikten sonra, paranın kokusunu alır almaz topyekûn itikat ve ameline kıymış olmaktan ibarettir!!! 4. Bu adam, Büyük Velî'nin en derin hüzün ve meysuyetle söylediği "bu memlekette İslâm gelemez!" sözünü, Başbakanın sadece şeriat aleyhtarlığıyle söylediği "bu memlekette teokrasiye yer yoktur!" sözüne eş tutacak kadar alçaktır!!! 5. Bu adam, Büyük Velî'ye mensup olmadığı gibi, ondan aldığı icazatname dahi sahtedir. Bu adamda en küçük ilim ve fikir haysiyeti de yoktur ve eserleri kelimesi kelimesine intihal (hırsızlama)dır!!! 6. Bu adam, din düşmanlığıyle maruf bir mizah gazetesinin sarhoş ve serseri, kubur faresinden daha çirkef ressamını maşa diye kullanacak derecede âdi ve haysiyetsizdir!!! 7. Bu adam, Büyük Velî'nin evlâdları ve en sadık mensupları tarafından lânetlenmekte ve en hafif tabirle "her halde çıldırmış olmalı!" diye vasıflandırılmaktadır!!! 8. Bu adamın yaptığına "intihar" diyenler, şimdi "intiharı da geçti!" demektedirler. Doğru, bu hareket, kendi ifrazatının kuburuna girip orada intihardan farksızdır!!! Büyük Doğu Dergisi - Şubat 1971, S.6, sh.12-13 |
|
|
| Bu mesaj için hadid kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : 'akrep'
Üye No : 1162
Üyelik tarihi : 31-10-2008
Mesleği : Öğrenci :|
Nereden : Bezm-i Elest
Konuları : 362
Mesajlar : 3,985
Teşekkürleri: 4,530
2,137 mesajına 3,949 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline
|
TEVİL: Hakkımızda kâfirlerin, devrimbazların, komünistlerin bile kullanamadığı bir çıfıt diliyle şeytana bile aklını kaybettirecek isnatlarda bulunan hakikat düşmanı «Hakikat» gazetesinin bir gün sonraki nüshasında mahut zat meydana çıkıyor ve «memlekette teokrasiye yer yoktur!» diyerek her vesileyle şeriat düşmanlığını gösteren bir Başbakana yardımcı olmayı ibadet sayıcı ve ona mason diyenleri küfürle suçlandırıcı, serapa küfürden ibaret sözlerini şöyle tevil ediyor:
Demirel bunu demekle, güya şeriate aleyhtarlığını değil, şeriatİ getirecek ehil adamlar bulunmadığını ve binaenaleyh şimdiki şartlar içinde ona yer olmadığını anlatmak istemiş, miş, miş, miş!!! Bir de aynı sözlerin, büyük Mürşid ve Kutup Abdülhakîm Efendi Hazretleri tarafından da söylendiğini iddia etmek şenaat ve redaetine kadar varmıyor mu?.. Abdülhakîm Efendi Hazretlerine böyle bir isnadın ne ifade ettiğini (ihtar yazısındaki) hükme bırakırken şu kadarını kaydedelim ki, sağ elinin beş parmağından beş dolma kalemlik kapkara renk atan, bu, herşeyden evvel nispet iddia ettiği büyük velînin haini derecesinde alçalabilen hiçbir kâfir görülmemiştir. İHTAR!: O büyük ismi, her sıfat dışı mülevves ağzına almaktansa yerin dibine girmeyi tercih etmesi gereken, soya-dına kadar herşeyi çalma, hakikat kaatili "Hakikat" gazetesi başmuharririne ihtar ederiz ki, Abdülhakîm Efendi Hazretlerinin bir nevi hüzün ve meyusiyet belirten "İslâm bu şartlarla gelemez!" söziyle, Demirel'in "teokrasiye yer yoktur!" veya "kimsede teokrasi özlemi yoktur!" sözlerini bir tutmak ve olanları bu şekilde tevile saparak her zerresi şeriate bağlı bir velîye iftira etmek derecesinde bir hayasızlığa henüz insanlık şahit olmamıştır! Hadiselerin Muhasebesi 3, 1. Baskı / s. 188-189 |
|
|
| Bu mesaj için hadid kullanıcısına teşekkür edenler: | erva (14.01.12) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 71
Üyelik tarihi : 10-08-2008
Konuları : 84
Mesajlar : 1,389
Teşekkürleri: 1,755
546 mesajına 789 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
teşekkürler |
|
|
| Bu mesaj için erva kullanıcısına teşekkür edenler: | hadid (15.01.12) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : 'akrep'
Üye No : 1162
Üyelik tarihi : 31-10-2008
Mesleği : Öğrenci :|
Nereden : Bezm-i Elest
Konuları : 362
Mesajlar : 3,985
Teşekkürleri: 4,530
2,137 mesajına 3,949 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Hakikat Gazetesi Büyük Doğu Dergisi'nin 1971 devresinde, Süleyman Demirel'e karşı eleştirilerini yoğun biçimde devam ettiren Necip Fazıl, bütün politikasını Demirelcilik yaparak sürdüren "Hakikat" isimli bir gazetenin saldırılarına hedef olur. Kâfirlik, hayasızlık ve samimiyetsizlikle suçlanır. Gazetelerinin birinci sayfasını Necip Fazıl'a tahsis eden Hakikat'çiler, yarım sayfa büyüklüğünde yayınladıkları bir karikatürde, onu Necmeddin Erbakan'la kumar masasına oturmuş vaziyette, viski şişeleri ve fahişeler arasında ceplerine yahudiler ve araplardan paralar aktarılırken gösterir.*2) Bu gazeteye göre, masonlar müslüman değildir ve hatta din düşmanıdırlar. O hâlde, mason olmadığını söyliyen bir müslümana (Süleyman Demirel'e) masondur diyenin kendisi müslümanlıktan çıkar, kâfir olur. Başyazısında Demirel'i desteklemeyi dinî bir vazife ve ibadet olarak gösteren Hakikat gazetesi, emekli albay Hüseyin Hilmi Işık'ın damadı Enver Ören tarafından çıkarılmaktadır. Süleyman Demirel'i, menfaatleri icabı bütün ölçüleri tersine çevirerek tutan bu zümrenin, din düşmanlarının ağzıyla yaptığı yayınlar karşısında şaşıran ve Hüseyin Hilmi'ye yazdığı mektuba, mübalağalı bir tevazu içinde yazılmış bir kaç satırdan başka bir cevap alamayan Necip Fazıl, Abdülhakim Arvasi Hazretlerine nisbetini bir yalandan ibaret gördüğü bu zümreyi, evvelâ Allaha, sonra o büyük Veli'ye, daha sonra da mümin vicdanlara havale eder.*3' (2) Hakikat Gazetesi, 14 Ocak 1971 (3) NFK, "Hakikat" İsimli Hiyanet Gazetesi, Büyük Doğu Dergisi, 20 Ocak 1971, sayı 13, sh.9 Suat Ak, Sistem Karşısında Gerçek Muhalefet: Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu, Rasyo Yayınları, s. 188-189 |
|
|
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Milli Selamet
Üye No : 1405
Üyelik tarihi : 18-11-2008
Konuları : 3
Mesajlar : 555
Teşekkürleri: 643
369 mesajına 716 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 04.04.12
Durumu : Status: Offline
|
Allah cc. rahmet eylesin ..Üstad masonlara düşmandı .Ancak sömürgecilerin bu tezgahları deşifre olunca kabuk değiştirdiler . İnsan hakları Davos.. eşitlik ..yeni dünya düzeni..globalleşme..vs..sosları ile süslenmiş yeni yemlerle geldiler .Bunları yemek için ağzını şapırdatan islamcıları önceden tespit edip devşirdiler .. Bu devşirmeleri önce Abd ve İngilterede uyduruk ödüllerle donattılar ..Ülkemizden soydukları katrilyonlardan bir kaç milyon ceplerine koydular ... Ülkemizden devşirilenlerde maalesef üstadın öğrencileri oldu ..Gene maalesef üstad gibi sert muhalefet eden Vakit gazetesi ve diğer islamcılar bu yemi yiyenlerden .. Bu gazeteler üstadın çizgisindeler . Daha önce 50..60..yıldır masonların yaptığı devlet kurumlarını yüksek maaşlarla hortumlama işi bunlara ihale edilir ... Bunların önde gelen yazarlarına başta TRT olmak üzere TMSF ye geçmiş tv. ve gazetelerde yüksek ücretlerle köşeler verilir ..Bazılarına bir kaç köşe verilir onlarda < Fehmi Koru gibiler > yahu bu rotaryenler o kadarda kaka değilmiş kabilinden yazmaya başladılar ..Neredeen nereye .. Bu adamlar geçmişte Hakikat gazetesi gibi şeriat isteyen yok demiyor tam tersi ŞERİAT İSTERÜK çülerden oluşuyorlar ..Hatta üstadın bu öğrencileri merhum hoca ile RP de beraberken ona danışmadan TAKSİME CAMİ İSTERÜK diye tutturmuşlardı .. İktidara öyle geldiler .İktidara gelince bir sürü kiliseyi onardılar ..Sinagog onardılar ..40 yıllık piyale paşa kuran kursu ve camisini yıktılar ..vs..Üstadın eleştirdiği Demirel öyle veya böyle 350 tane imam hatipi bizzat açtı . Diyeceğim odurki üstad iyiki sen bu manzarayı görmedin .. |
|
|
| Bu mesaj için osmanlı kullanıcısına teşekkür edenler: | hadid (16.01.12) |
![]() |
| Etiket |
| fazıldan, necip, Üstad |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Üstâd Necip Fazıl'ın Vasiyetnâmesi | hadid | GENEL EDEBİYAT | 0 | 02.06.11 04:50 |
| Üstad'dan Aşk ( Necip Fazıl Kısakürek ) | Alemdâr-ı İslâm | Şiir | 0 | 14.10.09 08:23 |
| Üstad Necip Fazıl'dan Müthiş ~Nükteler~ | Ruh-efzâ | GENEL EDEBİYAT | 2 | 21.07.09 08:35 |
| Üstad Necip Fazıl'ın Vasiyeti.... | MillîGenclik | EFSANE GENÇLİK AKINCILAR | 11 | 14.07.09 23:36 |
| Üstad Necip Fazıl'dan Kemal e tokat | Nureddin Zengi | VİDEO - FLASH PAYLAŞIMLARI | 2 | 09.05.09 22:22 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|