| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 192 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Serdar Demirel »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15.07.09, 11:55   #1
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart “Diyalog” ya da “Tuzak” Tartışması


Serdar Demirel - Vakit
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
2009-07-15
“Diyalog” ya da “Tuzak” Tartışması



Sık muhatap olduğum sorulardan birisi de; “Dinler arası diyalog” meselesine (Farklı din müntesipleri arasında diyalog dense daha doğru bir tanım olur) nasıl baktığım sorusudur.
Soruyu soran kişi, sizi, “diyalogçu” ya da “diyalog karşıtı” bir sınıflamaya tabi tutmak niyetiyle hamle yapmıştır büyük olasılıkla.
Tabiî, kılıçların çekildiği, safların ayrıştığı bir meselede analiz yapmak, farklı perspektifler sunmak kolay olmasa gerek.
Bu keşmekeşte meseleyi objektif olarak anlamak isteyenler de yok değil. “Doğu Türkistan”a dair yazdığım son yazımda dillendirdiğim bir tesbiti, diyalog meselesiyle irtibatlandıran okurlar çıktı.
Şöyle demiştim: Müslümanlar dünyanın büyük güçleriyle; ABD, AB, Rusya, Hindistan ve Çin’le aynı anda çatışma içine sokuluyor. Dilleri, kültürleri ve dinleri farklı dünya halkları anti İslâm çizgisinde bir hizaya çekiliyor.
Meselâ, muhasebe öğrencisi Mustafa Çaman, bu tesbitimi diyalogla irtibatlandırarak şunları yazmış:
“Dinler arası diyalog bu sürece dahil midir? Yani diyalog adı altında bazı değerlerimiz asimile mi edilmektedir. Veya bu süreç anti İslâm kampanyasını engellemek için mi gündeme gelmiştir?
Ve son olarak anti İslâm kampanyası çerçevesinde yapılan bu girişimlere karşı bizlerin takınması gereken tavır ne yönde olmalıdır?”

Öncelikle şunu ifade edeyim: Dinler arası diyalog tartışmalarında taraflar birbirinin delillerine ve yapmakta olduklarına bakmaktan çok kendi argümanlarına yoğunlaşmaktalar. İzah ettik anlamıyorlar havasındalar. Anlamaktan ziyade tanımlamayı, süreci gözlemekten çok niyet okumayı tercih ediyorlar. Bunun dışında kalan az sayıdaki kanaat önderinin de sesi çok fazla duyulmuyor.
Tarihsel olarak “diyalog çalışmaları” Vatikan merkezli Müslüman dünyadan işbirlikçi bulma amacıyla başlatılmış olabilir. Hâlâ bu niyeti taşıyanlar da vardır. Bunu bilmek bir yere kadar önemlidir.

Ama asıl mesele, karşı taraftan diyalog çalışmaları yürütenlerin gizli niyetleri değildir. Asıl mesele; sürecin nasıl yürütüldüğü, sonuçlarının Müslüman dünyanın yararına mı zararına mı olduğu, ilan edilen hedefe hizmet edip etmediğidir.
Dinler arası diyalog çalışmalarının bugün vardığı aşama; evvelemirde Müslüman dünya ile Batı dünyasını yakınlaştırmayı, birbirlerini daha iyi anlamasını sağlamayı ve ötekinin ibadet ve yaşam hakkına saygı duymayı hedeflemektedir.
Diyalog arayışlarını kimi siyasetçilerin manipüle etmek arzuları taşıdıklarını tahmin etmek zor değil. Siyasetin işleyiş tarzı bu. Burdan yola çıkarak komplo teorileri üretmemek gerek.
Süreç bir din mühendisliği projesine dönüşebilir mi?
Hâlihazırdaki konjonktür itibarıyla söylemek gerekirse, kolay değil. İnancında samimi hiçbir din müntesibi, Müslüman olsun Hıristiyan olsun, buna izin vermez.
Bakınız, Roma Katolik Kilisesi lideri Papa 16. Benediktus, İtalya’nın eski Senato Başkanı Marcello Pera’nın “Perche Dobbiamo Dirci Cristiani” (Hıristiyan Olduğumuzu Neden Söylemeliyiz) başlıklı geçen yıl yayımlanan kitabıyla ilgili yazdığı mektupta; dinler arası diyaloğunKişinin kendi inancını parantez içine alması anlamına gelebileceğini savunmuş, Dar anlamda dinler arası diyalog mümkün değildir görüşünü açıkça söyleyerek diyalog çalışmalarının negatif sonuçları hususunda rezervlerini beyan etmişti.
Bir Müslümanın bu tarz bir hassasiyeti taşıması evlâ olanıdır. Hassas olmak ise, Müslümanların içe kapanmasına neden olmamalı. Zira İslâm’ın temel karakteridir evrensel olması.
Müslümanların gayrimüslim dünya ile irtibata geçtiğinde, küresel güç dengelerinin ve kendi gücünün sınırlarının da farkında olması, ilkesel tavırlar geliştirmesi ve diğerlerini ilkesel tavırlara ilzam etmesi gerekir.
Müslüman kamuoyunun diyalog eksenli yaşadığı gerilim, “Dini ve Müslümanları korumak” adına yaşanıyor. Ama gelin görün ki; Müslümanlar bu gerilimle kendi kendilerine tuzak kuruyorlar.
Nasıl mı?
Şöyle ki, diyalog çalışmaları, İslâm dışı kültür ve medeniyetler arası köprüler inşa etmeyi hedeflerken medeniyet içi sâbit köprüleri de dinamitleyebilmektedir.
“Diyalog bir tuzaktır” kanaatiyle diyalog taraftarlarını hedef seçenler, içten içe bir bölünmeyi beslemekteler.
“Barış ve huzur içinde ötekisiyle birlikte yaşayabilmenin yollarını aramalıyız” diyenler ise, yanıbaşında duranla birlikte yaşamanın yollarını aramamakta, böylece onlar da bölünmeye katkıda bulunmaktadırlar.
Asıl tehlike de, kendi kendimize kurduğumuz tuzak da budur.
__________________




View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür edenler:
erva (20.11.09)
Alt 15.07.09, 12:24   #2
burc-fm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Grubu : ALLÂH Bu Üyemizi ISLÂH Etsin..
Üye No : 4417
Üyelik tarihi : 07-06-2009
Konuları : 6
Mesajlar : 138
Tecrübe Puanı: 0 burc-fm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 17.07.09
Durumu : Status: Offline

Standart

güüel bir analiz olmus.
Bu bölünmeye katki saglayanlar bence paranoyak davranislariyla niyet okurlugu yaparak mümine yakismayan uslubla mümine saldiran radikallerdir.
Yazarin tarifiyle:
“Diyalog bir tuzaktır” kanaatiyle diyalog taraftarlarını hedef seçenler, içten içe bir bölünmeyi beslemekteler.
View burc-fm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 20.11.09, 10:24   #3
erva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 71
Üyelik tarihi : 10-08-2008
Konuları : 84
Mesajlar : 1,389
Teşekkürleri: 1,755
546 mesajına 789 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 erva is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Alıntı:
Vukuf-i Kalbi´isimli Arkadaşımızdan Alıntı Mesajı göster

Serdar Demirel - Vakit
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
2009-07-15
“Diyalog” ya da “Tuzak” Tartışması



Sık muhatap olduğum sorulardan birisi de; “Dinler arası diyalog” meselesine (Farklı din müntesipleri arasında diyalog dense daha doğru bir tanım olur) nasıl baktığım sorusudur.
Soruyu soran kişi, sizi, “diyalogçu” ya da “diyalog karşıtı” bir sınıflamaya tabi tutmak niyetiyle hamle yapmıştır büyük olasılıkla.
Tabiî, kılıçların çekildiği, safların ayrıştığı bir meselede analiz yapmak, farklı perspektifler sunmak kolay olmasa gerek.
Bu keşmekeşte meseleyi objektif olarak anlamak isteyenler de yok değil. “Doğu Türkistan”a dair yazdığım son yazımda dillendirdiğim bir tesbiti, diyalog meselesiyle irtibatlandıran okurlar çıktı.
Şöyle demiştim: Müslümanlar dünyanın büyük güçleriyle; ABD, AB, Rusya, Hindistan ve Çin’le aynı anda çatışma içine sokuluyor. Dilleri, kültürleri ve dinleri farklı dünya halkları anti İslâm çizgisinde bir hizaya çekiliyor.
Meselâ, muhasebe öğrencisi Mustafa Çaman, bu tesbitimi diyalogla irtibatlandırarak şunları yazmış:
“Dinler arası diyalog bu sürece dahil midir? Yani diyalog adı altında bazı değerlerimiz asimile mi edilmektedir. Veya bu süreç anti İslâm kampanyasını engellemek için mi gündeme gelmiştir?
Ve son olarak anti İslâm kampanyası çerçevesinde yapılan bu girişimlere karşı bizlerin takınması gereken tavır ne yönde olmalıdır?”

Öncelikle şunu ifade edeyim: Dinler arası diyalog tartışmalarında taraflar birbirinin delillerine ve yapmakta olduklarına bakmaktan çok kendi argümanlarına yoğunlaşmaktalar. İzah ettik anlamıyorlar havasındalar. Anlamaktan ziyade tanımlamayı, süreci gözlemekten çok niyet okumayı tercih ediyorlar. Bunun dışında kalan az sayıdaki kanaat önderinin de sesi çok fazla duyulmuyor.
Tarihsel olarak “diyalog çalışmaları” Vatikan merkezli Müslüman dünyadan işbirlikçi bulma amacıyla başlatılmış olabilir. Hâlâ bu niyeti taşıyanlar da vardır. Bunu bilmek bir yere kadar önemlidir.

Ama asıl mesele, karşı taraftan diyalog çalışmaları yürütenlerin gizli niyetleri değildir. Asıl mesele; sürecin nasıl yürütüldüğü, sonuçlarının Müslüman dünyanın yararına mı zararına mı olduğu, ilan edilen hedefe hizmet edip etmediğidir.
Dinler arası diyalog çalışmalarının bugün vardığı aşama; evvelemirde Müslüman dünya ile Batı dünyasını yakınlaştırmayı, birbirlerini daha iyi anlamasını sağlamayı ve ötekinin ibadet ve yaşam hakkına saygı duymayı hedeflemektedir.
Diyalog arayışlarını kimi siyasetçilerin manipüle etmek arzuları taşıdıklarını tahmin etmek zor değil. Siyasetin işleyiş tarzı bu. Burdan yola çıkarak komplo teorileri üretmemek gerek.
Süreç bir din mühendisliği projesine dönüşebilir mi?
Hâlihazırdaki konjonktür itibarıyla söylemek gerekirse, kolay değil. İnancında samimi hiçbir din müntesibi, Müslüman olsun Hıristiyan olsun, buna izin vermez.
Bakınız, Roma Katolik Kilisesi lideri Papa 16. Benediktus, İtalya’nın eski Senato Başkanı Marcello Pera’nın “Perche Dobbiamo Dirci Cristiani” (Hıristiyan Olduğumuzu Neden Söylemeliyiz) başlıklı geçen yıl yayımlanan kitabıyla ilgili yazdığı mektupta; dinler arası diyaloğunKişinin kendi inancını parantez içine alması anlamına gelebileceğini savunmuş, Dar anlamda dinler arası diyalog mümkün değildir görüşünü açıkça söyleyerek diyalog çalışmalarının negatif sonuçları hususunda rezervlerini beyan etmişti.
Bir Müslümanın bu tarz bir hassasiyeti taşıması evlâ olanıdır. Hassas olmak ise, Müslümanların içe kapanmasına neden olmamalı. Zira İslâm’ın temel karakteridir evrensel olması.
Müslümanların gayrimüslim dünya ile irtibata geçtiğinde, küresel güç dengelerinin ve kendi gücünün sınırlarının da farkında olması, ilkesel tavırlar geliştirmesi ve diğerlerini ilkesel tavırlara ilzam etmesi gerekir.
Müslüman kamuoyunun diyalog eksenli yaşadığı gerilim, “Dini ve Müslümanları korumak” adına yaşanıyor. Ama gelin görün ki; Müslümanlar bu gerilimle kendi kendilerine tuzak kuruyorlar.
Nasıl mı?
Şöyle ki, diyalog çalışmaları, İslâm dışı kültür ve medeniyetler arası köprüler inşa etmeyi hedeflerken medeniyet içi sâbit köprüleri de dinamitleyebilmektedir.
“Diyalog bir tuzaktır” kanaatiyle diyalog taraftarlarını hedef seçenler, içten içe bir bölünmeyi beslemekteler.
“Barış ve huzur içinde ötekisiyle birlikte yaşayabilmenin yollarını aramalıyız” diyenler ise, yanıbaşında duranla birlikte yaşamanın yollarını aramamakta, böylece onlar da bölünmeye katkıda bulunmaktadırlar.
Asıl tehlike de, kendi kendimize kurduğumuz tuzak da budur.
yazı ile bilgi aldık bu konuda
Allah razı olsn .........
View erva'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için erva kullanıcısına teşekkür edenler:
Vukuf-i Kalbi (20.11.09)
Cevapla

Etiket
“diyalog”, “tuzak”, tartışması

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:11 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.