|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 193 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| SİYER-İ NEBİ Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(sav)'in Zamanında Yaşanan Olaylar... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#7 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 19
Üyelik tarihi : 08-08-2008
Konuları : 1896
Mesajlar : 10,435
Teşekkürleri: 5,796
4,606 mesajına 8,861 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 14
![]() Son Aktivitesi : 01.08.10
Durumu : Status: Offline
|
Sa'd Bin Ebu Vakkas’ın Rüyası Îbn-i Ebu'd-Dünyâ ve îbn-i Asaklr Sa'd bin Ebû Vakkâs'tan nakleder. O demiştir ki: "Ben müslüman olmazdan üç gün önce rüyam¬da çok büyük bir karanlık gördüm; öyle ki hiçbir şey görünmüyordu. Derken ansızın Ay doğuverdi. Ben bu Ay'a bakıyor ve başka kimlerin bulunduğuna dikkat ediyordum. Baktım ki Zeyd bin Harise ile Ebû Bekir de oradalar, benimle birlikte Ay'ı takib ediyorlar... "Siz buraya ne zaman geldiniz?" diye kendilerine soruyor, onlardan "şimdi geldik" cevabım alıyordum... Uyandığım zaman, Resûlüllah'ın insanları gizlice islâm'a davet ettiğine dâir duygumu hatırladım ve bu maksatla kendisini görmek istedim. Ciyad taraflarında bir yolda kendisiyle karşılaştığımda: "Ey Muhammed, Sen insanları neye davet ediyorsun?" diye sordum. Resûlüllah da bana: "Allah'tan başka ilâh olmadığı, bildirilmektedir. Peygamberimizin Ebu Leheb'in Oğlu Hakkındaki Bedduası Beyhakî ve Ebû Nuaym Ebû Nevfel tarikiyle onun babası Ebû Akreb'den naklederler. O şöyle demiş: Ebû Leheb'in oğlu gelip Peygam¬ber (a.s.)'a sövmeğe başladı. Peygamber Efendimiz de ona: "Allah'ım, yarattığın köpeklerden birini ona musallat eyle!" diyerek bedduada bulundu... Ebû Leheb, bezzaz idi. Bâzı kumaşları oğlu, hizmetçileri ve vekilleri ile satılmak üzere Şam'a yollardı. "Oğlumu iyi koruyun, onun hakkında, Muhammed'in bedduasından korkuyorum" diye tenbih ederdi. Onlar da buna çok dikkat ederlerdi. Onu bir duvarın dibine oturtur, etrafına çok miktarda eşkıyalarını yığar, üzerini de örterler idi. Onu bu şekilde korumaya bir müddet devam ettiler. Birgün aralanın biri gelip onu parçaladı. Haberi onun babasına ilettiler. Babası Ebû Leheb dedi ki: "Ben size, onun hakkında Muhammed'in bedduasından korkuyorum, demedim mi?" Mirac mucizeleri Miraç konusunda en mühim ve en uzun hadislerden biri, Ebu Hureyre hadisidir. Birtakım sünen ve tefsir sahiplerinin Ebu Ali'ye tarikiyle Ebu Hureyre'den naklettikleri bu hadisi de olduğu gibi veriyoruz. Bu tesbite göre Ebu Hureyre demiştir ki: davayı hail ve fasl edecek olan şeyi öğrenip geldiklerini söylediler, sonra da Hz. Peygamber'e gidip sorularını yönelttiler. îşte onların bu sorularına cevab olmak üzere Cebrail (a.s.) Ashâbu'1-Kehf hakkındaki Kehf sûresini, gezgin adam olan Zü'1-Karneyn hakkındaki âyetleri ve ruh hakkındaki sorularına cevap teşkil eden; Sana ruhtan sorarlar. De ki: "Rûh Rabbimin emrindendir. Size ilimden az bir şey verilmiştir" âyetini indirmiştir." [65] "Cebrail (a.s.) geldiğinde yanında Mikail (a.s.) da vardı. Cebrail Mikail'e emrederek bir leğen dolusu zemzem getirtip bununla efendimi¬zin göğsünü yarıp kalbini temizlemiştir, içini üç defa yıkamıştır. Her defasında Mikail, bir leğen dolusu zemzem getirmiştir. Yıkama işi bittikten sonra içini hilim (yumuşak huy, güzel ahlak), ilim, iman, yakın ve teslimiyetle doldurmuş- tur ve iki omuzu arasını peygamberlik mührü ile mühürlemiştir. Sonra Burak'ı getirip peygamber efendimizi ona bindirmiş süratle ilerlemişlerdir. Giderken bir kavme rastlamışlar; bunlar bir gün akşama kadar ekimle uğraşıyor, ertesi günü de ektiklerini biçiyorlannış. Biçtikten sonra ektikleri şeyleri, derhal yerine geliyormuş. Bunların kimler olduğunu sorduğunda, Cebrail: "Bunlar,. Allah yolunda cihat edenlerdir. Haseneleri bire yediyüz olarak değerlendirilmektedir" dedi. Sonra bir kavme uğradılar, bunlar ellerinde taşlarla başlarını kırıyor, sonra başları eski haline geliyor, sonra kırmaya devam ediyorlardı. Bunların kimler olduğunu sorduğunda Cebraiî: "Bunlar, farz namaza kalkmağa başları ağır davranan kimselerdir!" dedi. Sonra, deve ve koyun sürüleri gibi başı boş' bırakılmış bir topluluğa rastladılar. Bunların Sadece ön ve arkaları kapalı idi ve bunlar, diken, zakkum ağacı yiyerek otlanıyorlardı. Bunların kimler olduğunu sorduğunda Cebrail: "Bunlar, farz olan zekatlarını vermeyenlerdir. Yüce Allah kullarından hiç birine zulmeder değildir!" dedi. Sonra bir topluluğa rastladılar. Bunların önünde bir kap içinde taze et, diğer kap içinde de kokmuş et vardı, taze ve temiz eti terkedip çiğ ve kokmuş eti yiyorlardı. Bunların kimler olduğunu sorduğu zaman Cebrail: "Bunlar, senin ümmetinden zina edenlerdir" dedi. Derken yol üzerinde bir ağaca rastladı bu ağaç gelip geçenlerin elbiselerini yırtıp parçalıyordu. Bu da; yol üzerine oturup da gelip geçenleri haraca kesenlerin temsiliydi- Sonra bir adam gördü, adamın önünde büyük bir yığın vardı, onu yüklenip kaldırmak istiyor, kaldıramıyordu. Bu da; insanların emanetlerini kabul edip de eda edemeyen kimselerin temsiliydi. Daha sonra; demir makaslarla dudaklarını kesen, sonra dudakları eski haline gelen, böylece kesmeğe devam eden bir topluluğa rastladı. Bunları sorduğunda Cebrail: "Bunlar, senin ümmetinden fitneci hatiplerdir" karşılığını verdi. Sonra, küçük bir taştan büyük bir öküzün çıkmakta olduğunu gördü. Öküz, dönüp çıktığı yere girmeğe çalışıyor, giremiyordu. Cebrail'e sordu, o da: "Bu vebalı büyük bir sözü sarfeden, sonra da buna pişman olan adamın halidir" dedi. Sonra bir vadiye geldiler. Burada çok hoş, misk gibi kokan serin rüzgarlar esmekte idi. Ayrıca bir ses duyulmakta idi. Cebrail'e sordu, o da: "Burası cennettir, duyduğun ses de, cennetin: "Ya Rabbi bana vadettiğini ver! Onlar için hazırladığın nimetler de ne çoktur! Ne mutlu bunca nimetler, kendilerini bekleyen o bahtiyarlara" diyerek Allah'a niyaz etmektedir. Cenab-ı Hakk da kendisine: "Her müslüman kadın ve erkek, her mü'min kadın ve erkek senindir! Bu nimetler içinde saadete erecektir!" buyurmakta, cennet de: "Razı oldum ya rabbi" demektedir, diye açıklamada bulunmuştur. Az sonra bir başka vadiye geldiler ve ürpertici bir ses, iğrendirici bir koku duydular. "Ey Cebrail, bu nedir?" diye sordu. Cebrail de: "Bu da cehennemdir, o da: "Ya Rabbi, bana vadettiğini ver! Ben her nevi azab ile doluyum" diye niyazını yapmaktadır" dedi ve Cenab-ı Hakin kendisine şirk ve küfür ehli olan kadın ve erkekleri vadettiğini söyledi. Bütün habis ve zalimlerin bunlar meyamnda cehenneme vadedilen kimselerden olduğunu haber verdi. Nihayet Beytü'l-Makdis'e geldiler. Peygamberimiz Burak'tan indi ve onu orada taşa bağladı. Mescid'e girip meleklerle beraber namaz kıldı. Namazdan sonra melekler Cebrail'e: "Bu zat kimdir?" diye sordular, o da: "Muhammed'dir" diye cevap verdi. "Demek onun peygamberlik zamanı geldi mi?" dediler. O da: "Evet" dedi. Onlar da: "Böyle bir kardeşe böyle bir halifeye, mutluluklar olsun, Allah mübarek kılsın! Doğrusu, ne güzel kardeş, ne güzel bir halife ve misafir!" diyerek onu tebrik ettiler.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Allahım Kalbimize İMAN'ı yerlestir(amin) |
|
|
|
|
#8 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 19
Üyelik tarihi : 08-08-2008
Konuları : 1896
Mesajlar : 10,435
Teşekkürleri: 5,796
4,606 mesajına 8,861 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 14
![]() Son Aktivitesi : 01.08.10
Durumu : Status: Offline
|
Yiyecek Ve Çakıl Taşlarının Tesbîh Etmesi Bezzâr, Taberânî, Ebu Nuaym ve Beyhakî Ebu Zerr'den rivayet e-derler. O şöyle demiştir: Bir gün Peygamber (s.a.v.) tek başına oturu¬yordu. Ben gidip O'nun yanına oturdum, Az sonra yanımıza Ebu Bekir gelip oturdu. Daha sonrada Ömer ve Osman gelip oturdular. Peygam-berimiz'in önünde yedi tane çakıl taşı bulunuyordu. Peygamberimiz o çakıl taşlarım alıp avucunda topladı. Bu çakıl taşları Peygamberimiz'in elinde, arıların vızıldaması gibi ses çıkararak tesbîh etti. Ben, bu çakıl taşlarının sesini ve teşbihini kendim işittim. Sonra Peygamberimiz, e-lindeki bu taşları yere koydu. Onların teşbihi de duyulmaz oldu. Pey¬gamberimiz, daha sonra bu taşları Ebu Bekir'in avucuna koydu. Taşlar daha önceki gibi yine tesbîh etmeye başladı. Sonra Peygamberimiz bu taşlan alıp yere koydu. Taşların teşbihi de işitilmez oldu. Sonra bu taş¬ları Ömer'in avucuna koydu. Taşlar yine tesbîh etmeye başladı. Yere koyduğu zaman da taşların teşbihi duyulmaz oldu. Sonra onları alıp Osman'ın eline koydu. Taşların teşbihi yine evvelkiler gibi duyulmaya başladı. Ben, bu seferinde dahi onların teşbihini kulağımla işitiyordum. Onlar, tıbkı arı sesi gibi ses çıkararak tesbîh ediyorlardı. Sonra bunları alıp yere koydu. Onların teşbihi de artık işitilmez oldu. Bunun üzerine . Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdular: "İşte bu, Peygamber'e halife olmanın bir nişanesidir." Güneşin Batmasından Sonra Gerî Gelmesi Mucizesi îbn-i Mende, İbn-i Şâhîn ve Taberânî (senedlerinden bazıları Sahîh-i Müslim'in şartlarına uygun olarak), Esma bint-i Umeys'ten şu haberi naklederler: "Peygamber'e (s.a.v.) vahiy gelirken, kendileri Ali'nin dizleri üzerine başını koymuş bir şekilde uzanmakta idiler. Ali, henüz ikindi namazını kılmamış idi. Derken O, ikindi namazını kılamadan güneş battı. Bunun üzerine Peygamberimiz şu duada bulundular: "Ey Allah'ım, o senin ve senin Resulünün itaatinde idi, bu yüzden namazını kılamadı. Güneşi onun üzerine geri çevir de namazını vaktinde lalsın!" Esma der ki: Ben, bu olay sırasında güneşin battığını, sonra battığı yerden doğup geri geldim' gördüm." [24] Yine Taberânî iyi bir senedle Câbir'den şunu anlatmaktadır: "Pey¬gamber (s.a.v.) güneşe bir müddet gecikmesi için emretti, güaıeş de bu¬nun üzerine gecikti Ve gecikmiş olarak battı." [25] Peygamberimiz'in Mübarek Parmakları Arasından Suyun Akması Mucizesi Peygamber (s.a.v.) Efendimizin mübarek parmaklarından suyun akması mucizesi, bir defa değil, bir kaç defa vukua gelmiştir... Buna dâir hadisler, müteaddid tariklerden gelmekte ve tevatür derecesine var¬maktadır... Özel tabiriyle "tevâtür-i manevî" ifade etmektedir... Şimdi bu müteaddid rivayet yollarından bâzılarını sırasıyla arz edelim: Buhâri, Câbir bin Abdullah'tan şöyle rivayet etmektedir: Biz bir seferde Resûlüllah (s.a.v.) ile birlikte bulunuyorduk. Namaz vakti gel¬mişti. Yanımızda ise, su kabından arta kalan az bir miktar sudan başka, hiç su yoktu... Bu az miktardaki su, Peygamber Efendimiz'e getirildi... Peygamberimiz parmaklarını bu suyun içine soktu ve aralarını açtı. Buyurdu ki: "Ashabım, haydi abdestlerinizi alınız! Fakat bu bereket Al¬lah'tandır, bunu da iyibilinizî Peygamberimizin Berzah, Cennet Ve Cehennem Gibi Bâzı Makam Ve Mekanları Görmesi İbn-i Mâce Fâtıma binti'l-Huseyn tarîki ile babası Hüseyn'den şu haberi rivayet eder: "Peygamberin (s.a.v.) oğlu Kâsxm, yedi günlük çocuk iken vefat ettiği zaman Hâdice dedi ki: "Eğer yüce Allah, ona süt emme süresini tamamlayıncaya kadar Ömür verseydi, çok sevinecektim." Bu¬nun üzerine Peygamberimiz: "Onun süt emme süresini tamamlaması, cennette olacaktır" buyurdu. Hadîce de dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, ben bunun böyle olacağını bilseydim, şüphesiz onun ayrılığına dayanmam daha kolay olurdu." Hadîce'nin bu sözü üzerine Peygamberimiz buyurdu ki: "Ey Hâdice, eğer istersen onun sesini sana duyurması için Allah'a dua ede¬yim." Hâdice de buna, şu karşılığı verdi: "Hayır ey Allah'ın Resulü, zira bunun böyle olduğuna dâir Allah'ı ve O'nun Resûlü'nü tasdik etmem, benim için kâfidir." "Bir gün Peygamber (s.a.v.), kendisine ait bir katıra binmiş vaziyette Neccar 0ğullanndan birinin hurma bahçesine girmişti. Katır birdenbire ürktü ve neredeyse Peygamberimiz'i düşürecekti. Orada beş-altı kadar kabir göze çarpmakta idi. Peygamberimiz: "Bunların ne zaman vefat ettiklerini bi¬len var mı?" diye sordu. Birisi: "Bunlar, câhiliye zamanında öldüler" dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz: "Eğer hepinizin toptan helak ol¬manızdan korkmasam, onların azâb içinde çıkardıkları iniltileri sizlere de duyurması için Allah'a dua ederdim. Fakat bu taktirde sizler hepiniz ölürdünüz ve cenazelerinizi kadıracak kimse bulunmazdı." Buharı ve Müslim îbn-i Abbas'tan şöyle rivayet ederler: "Peygam¬ber (s.a.v.) şöyle buyurdu Peygam¬ber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bu iki kabrin sahihleri azab olunmaktadırlar. Azab sebebleri ise çok büyük değildir. Bunlardan birisi, bevilden istibra etmediği için; diğeri ise kişiler arasında söz taşıdığı için bu azaba maruz kalmıştır." Peygamberimiz böyle buyurduktan sonra eline yeşil bir dal aldı ve onu ikiye ayırarak her bir parçasını bir kabrin üzerine koydu. Kendisine niçin böyle yaptığı sorulunca da: "Umulur ki, bu dallar kuruyuncaya kadar bu kişilerin azabının hafifletilmesine vesile olur." [13] Buhari ve Müslim'in, îmran bin Husayn'dan rivayetleri ise şöyle¬dir: "Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Ben, cennete ve cehenneme muttali olup gördüm. Cennet ehlinin çoğunun fakirler, cehennem ehlinin çoğu¬nun da kadınlar olduğunu müşahede ettim." Hâkim Âişe'den şu haberi nakletmiştir: Peygamber (s.a.v.) buyur¬du: "Ben, cennete girdim ve orada birisinin Kur'an okumakta olduğunu duydum. Bunun kim olduğunu sorduğumda bana şu cevab verildi: "Bu Kur'an okuyan, Harise bin Nûmân'dır! îşte iyiler böyledir, iyiler böyle¬dir!" îbn-i Asâktr, Ebu Bekir bin Ayyaş tarikiyle Humeyd'den, o da Enes'ten şöyle rivayet eder: Peygamber (s.a.v.) buyurdu: "Ben cennete götürüldüm ve orada bana bir köşk gösterildi. Bu köşkün kime ait oldu¬ğunu sorduğumda bana: "Ömer Îbnü'l-Hattab'a aittir" dediler. Ben, aynı zamanda o köşke girip içini de görmek istedimse de ey Ömer, senin kıs¬kançlığını hatırlayarak bu isteğimden vazgeçtim." Hadîs'in râvîsi Ebu Bekir bin Ayyaş der ki: "Ben bu hususta Hu-meyd'e: "Bu, uykuda mı olmuştur, yoksa uyanıkken mi olmuştur?" diye sordum. O da bana: "Uyanıkken olmuştur" diye cevab verdi." [14]
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Allahım Kalbimize İMAN'ı yerlestir(amin) |
|
|
|
|
#9 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 19
Üyelik tarihi : 08-08-2008
Konuları : 1896
Mesajlar : 10,435
Teşekkürleri: 5,796
4,606 mesajına 8,861 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 14
![]() Son Aktivitesi : 01.08.10
Durumu : Status: Offline
|
Besmelesiz Yenen Bir Şeyin Yenmesi Esnasında Meydana Gelen Fevkalade Bir Olay Cerir bin Abdullah 'tan şöyle rivayet eder: "Biz, Peygamber'le (s.a.v.) bir sahraya uğradık. Bir binitli, binitini bize doğru hızla sürerek yaklaştı ve yanımıza geldi. Peygambe¬rimiz ona: "Nereden geldiğini" sordu. O kişi de: "Malımın, evladımın ve aşiretimin yanından geliyorum" karşılığım verdi. Peygamberimiz: "Peki nereye gidiyorsun?" buyurdu. O da: "Ben, Allah Resühı'nün yanma gi¬diyorum!" dedi. Peygamberimiz de: "Gerçekten isabet ettin ve Allah Re¬sulüne kavuşmuş bulunuyorsun!" buyurdu ve ona İslam'ı talim ve tebliğ eyledi. O sırada adamın devesi, köstebeğin eşeleyip toprağım çektiği yere basınca tepe-taklak yere yığıldı. Adam da devesinden tepe-taklak düşerek vefat etti. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) de buyurdu ki: "Ben bu adamın vefatı sırasında, iki meleğin cennet meyvelerinden getirip onun ağzına verirlerken gördüm." Buhari'nin Sahîh'ine almayıp Târih'inde zikrettiği, Hâkimin de sahihtir kaydıyla naklettiği bir habere göre, Ümeyye bin Muhaşi şöyle demiştir; "Bir gün adamın biri, bir şey yiyordu. Peygamber (s.a.v.) de ona bakıyordu. Adam, o sırada Besmele çekmeyi unutmuştu. Yiyeceğini bitirdikten sonra: "Bismillahi evvelehû ve âhirahû" diyerek Besmele çekti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Şeytan, hep onunla beraber yiyordu. Fakat adam Besmele'yi çekince, şeytan bütün yediklerini çıkarmak zorunda kaldı." [17
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Allahım Kalbimize İMAN'ı yerlestir(amin) |
|
|
|
|
#10 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 19
Üyelik tarihi : 08-08-2008
Konuları : 1896
Mesajlar : 10,435
Teşekkürleri: 5,796
4,606 mesajına 8,861 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 14
![]() Son Aktivitesi : 01.08.10
Durumu : Status: Offline
|
Kurani kerim Peygamberimize İndirilen Kitabın Muciz O-Luşu, Kıyamete Kadar Tebdil Ve Tahriften Mahfuz Oluşu, Her Şeyin Esasını Cami' Oluşu Ve Başka Bir Kitaba İhtiyaç Bırakmaması, Önceki Kitapların İçine Aldıkları Bütün Mevzuları Fazlası İle İçine Alışı, Ezberlenmesinin Kolay Oluşu, Parça Parça İnişi, Yedi Bölüm Ve Yedi Harf Üzerine İnişi Ve Her Lügati İhtiva Edişi De O'nun Büyük Özelliğidir. Nitekim bu hususların te'yîdi mâhiyetine, O'nun en büyük mucizesi ve özelliği bulunan Kur'an-ı Kerim'de bir çok âyetler vardır. Şimdi bunlardan bâzılarının meallerini görelim. Yüce Allah şöyle bu¬yurmaktadır: "De ki: "Andolsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur'ân'm bir benze¬rini getirmek üzere toplansalar, yine onun benzerini getiremezler. Bir¬birlerine arka olup yardım etseler de bunu yapamazlar!" [13] "O zikri (Kur'ân'ı) biz indirdik biz; O'nun koruyucusu da elbet bi¬ziz!" [14] "O yanlış yola sapanlar, kendilerine gelen Kur'ân'ı inkâr ettiler. Halbuki o, Öyle eşsiz bir kitaptır!" [15] "Öyle bir kitap ki, ne önünden, ne ardından ona bâtıl gelmez! O, hikmetli, çok övülen Allah tarafından indirilmiştir!" [16] "...Sana bu kitab'ı, her şeyi açıklayan ve müslümanlara yol göste¬ren, rahmet ve müjde dolu bir kitap olarak gönderdik!" [17] "Bu Kur'ân, Isrâîl Oğullarına, kendilerinin ayrılığa düştükleri şeylerin birçoğunu anlatıyor." [18] "Andolsun biz, Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık! Öğüt alan yok mudur?" [19] "Onu, bir Kur'ân olarak (âyet âyet) ayırdık. Ki Onu insanlara dura dura okuyasın! Ve biz onu parça parça indirdik." [20] "İnkar edenler: "Kur'ân, O'na bir defada indirilmeli değil miydi?" dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle parça parça indirdik ve onu ağır ağır okuduk." [21] "Onların sana getirdikleri her misâle (bâtıl soruya) karşı mutlaka biz sana, o bâtılı yok edecek bir gerçeği ve en güzel açıklamayı getiririz!" [22] Buharî Ebû Hüreyre'den rivayetle Peygamber'in (s.a.v.) şöyle bu¬yurduğunu nakleder: "Benden önce gönderilmiş hiçbir peygamber yoktur ki, kendisine beşerin inanacağı mü'menün bih olan (îmân prensiplerini ihtiva eden) bir şey verilmemiş olsun! Bana gelince; Allah bana herşeyin esâsını ihtiva eden îlâhî vahyini gönderdi. Umîdim odur ki, ümmeti en çok olan, ben olacağım!" Yahudinin imana gelisi Bir gün Halîfe Me'mûn'un yanma bir yahûdî girdi. Onunla konuştu. Fakat çok güzel konuştu. Ne derece bilgili ve kültürlü olduğu, konuşmasından anlaşılıyordu. Buna bakarak halîfe kendisini îslâm'a davet etti. Yahûdî onun bu teklifini kabul etmedi, izin alıp giden bu yahûdî, bir sene sonra yine halîfe ile görüşmek istedi. îzin verilince içeri girdi. Bu sefer, müs-lümanlığı kabul ederek gelmişti... Yine çok güzel konuşuyordu. Halîfe kendisine: "Müslümanlığı kabul edişinizin sebebi nedir?" diye sordu. O şu karşlığı verdi: "Ben sizin huzurunuzdan ayrılıp gittikten sonra, bütün dinleri (şu üç büyük dîni), bir defa daha gözden geçirmek istedim... Bu maksatla Tevrat'ı ele aldığımda, onun gerçekten tahrif edilmiş olduğu kanâatine vardım ve Tevrat ehlini bu hususta imtihan etmek istedim. Üç nüsha (aded) Tevrat yazdım. Her bir nüshasında bâzı ilâve ve çıkarmalar yaptım. Sonra bunları yahüdüerin havrasına götürüp satmak istediğimi söyledim ve derhal alıcı buldum ve sattım. Sonra İncil'i ele alıp ondan da üç nüsha yazdım. Her bir nüshasına ilâveler yaptım, bâzı çıkarmalarda bulundum. Götürüp hristiyanlarm kilisesinde müşteri aradım. Çok geçmeden her üç nüshaya da alıcı buldum ve sattım. Sonra Kur'ân'ı ele aldım. Ondan da üç nüsha yazdım ve her bir nüshasında ilâveler ve çıkartmalar yaptım. Götürüp mushaf-ı şeriflerin satıldığı yerde müşteri aradım. Fakat müslümanlarm kitapçıları, ellerine aldıkları bu mushaf nüshalarını tetkik etmeye başladılar. Tashîhsiz ve tasdiksiz olduğunu derhal farkettiler. Bana, "sen bunları nereden aldın?" diye çıkıştılar. Ben de ellerindeki nüshaları alıp durumu kendilerine sezdirmeden oradan kayboldum... Ve böyle bir mushafm müslümanlara kabul ettirilemiye-ceğini anladım... Dolâyısıyle, Kur'ân'm Allah'ın Kitabı bulunduğuna ve Onun İlâhî koruması altında bulunduğuna kanâat getirdim ve müslü-manlığı kabule karar verdim, işte müslüman oluşumun sebebi ve hikâyesi bundan ibarettir." Bir defasında peygamber (s.a.v.) buyurdu: "Cebrail bana gelip: "Yâ Mu-hammed, çık ve Rabbi'nin sana olan nimetlerini Onun kullarına anlat!" dedi ve bana, insanlara anlatmak üzere on iki şeyi müjde etti ve bunların daha önce hiç bir peygambere verilmediğini bildirdi! Bu oniki şey ise şunlardı: 1- Allah'ın beni bütün insanlara göndermiş olması, cinleri dahi u-yarmakla me'mûr oluşum, 2- Hiç okur-yazar olmadığım halde bana kitabını indirmiş olması ve Cebrail vasıtasıyla bildirmiş olması, 3- Gelmiş geçmiş bütün günahımın bağışlanmış olması, 4- Bana Kevser verilmesi, 5- Melekleriyle beni te'yid buyurmuş olması, 6- Savaşlarda bana zafer vermesi, 7- Önümüzdeki bir aylık mesafede bulunan düşmanlara benim korkumun salınmış olması, 8- En büyük havzm bana verilmiş olması, 9- Okunan ezanlar vasıtasıyla adımın yükseltilmiş bulunması, 10- Kıyamet günü Makâm-ı Mahmûd'un bana verilmesi, 11- Kabrinden ilk kalkacak olanın ben olmam, 12- Cennete benim şefaatimle yetmiş bin kişinin sevkedilecek ol¬ması ki bunlar, hiç hesaba çekilmeden doğruca cennete girecek olanla¬rıdır. Ve ben cennete girdiğim zaman Rabbim beni cennetin en yüksek makamına çıkaracaktır! Benim makamımdan daha yüksekte, sâdece Arş'ı yüklenen melekler bulunacaktır... Bu meyanda (bana verilen bu on şey arasında) bana sultanlığın verilmiş olması ve ganimetlerin helâl kı¬lınması da vardır. Halbuki bu, bizden evvel hiç bir kimseye verilmiş değildir."
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Allahım Kalbimize İMAN'ı yerlestir(amin) |
|
|
|
|
#11 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 19
Üyelik tarihi : 08-08-2008
Konuları : 1896
Mesajlar : 10,435
Teşekkürleri: 5,796
4,606 mesajına 8,861 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 14
![]() Son Aktivitesi : 01.08.10
Durumu : Status: Offline
|
Peygamber efendimizinin hayatindaki mucizeleri merak eden herkese bu yaziyi okumasini tavsiye ederim ,uzun oldugu kadar akici bir yazi kaynagi esimin bugünkü sohbeti ,esim hazirlamis bende (C) alintiladim :-)
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Allahım Kalbimize İMAN'ı yerlestir(amin) |
|
|
| Bu mesaj için Seida kullanıcısına teşekkür edenler: | mümine sultan (06.07.10) |
|
|
#12 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Milli Selamet
Üye No : 7265
Üyelik tarihi : 30-04-2010
Nereden : ELFU ELFİ SALATİN VE ELFU ELFİN SELAMİN ALEYKE YA RASULALLAH.
Konuları : 161
Mesajlar : 624
Teşekkürleri: 448
212 mesajına 368 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 08.02.12
Durumu : Status: Offline
|
ALLAH c.c razı olsun kardeşim çok hayırlı bir paylaşım
__________________
Namazınızı kıldınız mı? En Güzel Yaradılan hatrına herkes birbirine, sevdiklerine birer gül versin,Gül veremiyorsa hiç olmazsa 'gülüversin'... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Bu yazıyı okuyup da salavat çekmezsen yazımın altına yazı ekleme kardeşim..Tehdittir. |
|
|
![]() |
| Etiket |
| gözleri, mucizeler, mübarek, peygamberimiz, peygamberimizin, sevgili, İle, İlgili, özellik |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Rabbimizin bir müslümanda en beğendiği İki Özellik.. | Durr-û Meknûn | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 1 | 03.02.10 20:54 |
| Sevgili Peygamberimizin (sav) Bir Günü Nasıldı ? | hazenhü | SİYER-İ NEBİ | 4 | 11.12.09 08:59 |
| Merve Kavakçı gözleri yaşararak izledi | Cihad Yıldızı | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 5 | 24.06.09 21:53 |
| gözleri yıkmalı başka şekilde görmeli | gül | SERBEST KÜRSÜ | 0 | 25.10.08 11:41 |
| Delikanlı adamın gözleri ışıl ışıldır | Seida | SERBEST KÜRSÜ | 0 | 15.09.08 01:04 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|