| Konular: 48,952 | Mesajlar: 306,678 | Üyeler: 10,575 | Online: 352 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum İSLAM-İ İLİMLER » SİYER-İ NEBİ »

SİYER-İ NEBİ Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(sav)'in Zamanında Yaşanan Olaylar...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15.07.10, 12:33   #1
mümine sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Milli Selamet
Üye No : 7265
Üyelik tarihi : 30-04-2010
Nereden : ELFU ELFİ SALATİN VE ELFU ELFİN SELAMİN ALEYKE YA RASULALLAH.
Konuları : 161
Mesajlar : 624
Teşekkürleri: 448
212 mesajına 368 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2 mümine sultan is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-’in Şerefli Nesebi.

1. Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-’in Şerefli Nesebi.


Şüphesiz peygamberler, yaratılış ve ahlâk bakımından insanların en mükemmelleri oldukları gibi neseb yönünden de en şereflileridirler. Bu yüzdendir ki, Herakliyus Ebu Sufyân bin Harb’e Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in nesebini sorarak:

“Onun aranızda nesebi nasıldır?” demişti. Ebu Sufyân da:

“O bizim içimizde yüksek bir nesebe sahiptir.” cevabını vermişti. Bunun üzerine Herakliyus şunu söylemişti:

“Ben sana onun nesebinden sordum. Sen onun sizin içinizde üstün bir nesebe sahip olduğunu söyledin. İşte Peygamberler bu şekilde kendi kavimleri arasında yüksek bir nesebe sahip olarak gönderilirler.”[1]

Peygamberlerin kıssaları arasında geçen, Şu’ayb -Aleyhisselam-’ın kavminin Şu’ayb -Aleyhisselam-’a söyledikleri söz de bu konudaki delillerdendir. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Dediler ki: Yakın çevren olmasaydı seni mutlaka taşlardık.” (Hud, 11/91)

Bir diğer delil de Salih -Aleyhisselam-’ın kavminin onu öldürmek üzere görüş birliği yaptıklarında söyledikleri şu sözdür:

“Muhakkak gece ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim sonra velisine: “Biz onun ailesinin öldürülüşünde bulunmadık ve gerçekten biz doğru söyleyenleriz “ diyelim.” (Neml, 27/49)

İbn Haldun, peygamberliğin alametleriyle ilgili açıklamasında şöyle söylemiştir: “Onların alâmetlerinden biri de kavimleri içinde saygın bir aileye mensup olmalarıdır.”

Peygambelerin içinde bütün üstünlüklere en lâyık olan da onların sonuncuları ve efendileri olan Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’dir. Onun nesebinin üstünlüğü hakkında sahih rivayetler nakledilmiştir. Bunlardan biri Müslim’in Vâile ibnu’l-Aska’dan naklettiği şu rivayettir: “Vâile dedi ki: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

“Yüce Allah İsmail oğullarının arasından Kinane oğullarını seçti. Kinâne oğullarının arasından da Kureyş’i seçti. Kureyş’in içinden Hâşim oğullarını seçti. Beni de Hâşim oğullarının içinden seçti.”[2]

Kureyş’in üstünlüğü hakkında Ummu Hanî’den merfu olarak (Peygamber Efendimiz’e isnad edilerek) şu rivayet nakledilmiştir: “Yüce Allah Kureyş’i yedi özellikle üstün kılmıştır: On yıl kendisine ibadet etmeleriyle üstün kılmıştır ki bu süre içinde Kureyş’ten başka ona kulluk eden yoktu. Fil olayında müşrik olmalarına rağmen kendilerine yardım etmekle üstün kılmıştır. Haklarında Kur’an’da bir sure indirmekle üstün kılmıştır ki onlardan başkası(nın adı) bu sürede geçmemiştir. Bu sure de: “Kureyş’in güvenlik ve esenliği için...” sûresidir. Ayrıca peygamberin aralarından çıkmasıyla, hilafetin kendilerine verilmesiyle, Ka’be’nin örtüsüyle ilgilenme (hicâbe) ve hacılara su dağıtma (sikaye) görevlerinin kendilerine verilmesiyle üstün kılmıştır.”[3]

İbn Hazm -Rahmetullahi aleyh- şöyle söylemiştir:

“Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem, Ebu’l-Kâsım Muhammed’dir. Babası Abdullah’tır. Onun babası Abdulmuttalib’di ki, asıl adı Şeybetü’l-Hamd’di. Onun babası Hâşim’di ki onun da asıl adı Amr’dı. Onun babası Abdu Menâf’tı -asıl adı Muğire’ydi- Onun babası Kusay’dı -asıl adı Zeyd’di-. Onun babası Kilâb, onun babası Murre, onun babası Ka’b, onun babası Lu’eyy, onun babası Galib, onun babası Fihr, onun babası Mâlik, onun babası en-Nadr, onun babası Kinâne, onun babası Huzeyme, onun babası Mudrike, onun babası İlyâs, onun babası Mudarr, onun babası Nizâr, onun babası Ma’add, onun babası da Adnan’dı. Nesebi hakkında üzerinde herhangi bir şüphe olmayan doğru bilgiler buraya kadar ulaşmaktadır.

Adnan şüphesiz Allah yolunda kurban edilmesi istenen ve Allah’ın peygamberi olan İsmâil -Aleyhisselam-’in soyundandı. O da Allah’ın dostu ve elçisi İbrâhim -Aleyhisselam-’in oğluydu. Allah’ın salâtı efendimiz Muhammed’in, adı geçen iki peygamberin ve bütün nebi ve rasullerin üzerine olsun.[4]

İbn Kesir -Rahmetullahi aleyh- şöyle söylemiştir: “Burada bilinmesi gereken şudur ki, İbrâhim -Aleyhisselam-’in soyundan iki büyük erkek çocuk dünyaya gelmişti. Birisi Hacer’den dünyaya gelen İsmâil, diğeri de daha sonra Sâre’den dünyaya gelen İshak’tı. İshak’ın soyundan da Ya’kub dünyaya geldi. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Karısı da ayaktaydı ve bunun üzerine güldü. Biz de ona İshak’ı ve İshak’ın ardından da Ya’kub’u müjdeledik.” (Hud: 11/71)

Ya’kub ise, diğer kollarının kendisine nisbet edildiği İsrâil’dir. Peygamberlik de onun soyundaydı. Onun soyundan çok sayıda peygamber gelmiştir. Öyleki kendilerine peygamberlik veren ve risaletle onları mümtaz kılan (Allah)tan başkası onların sayılarını bilmemektedir. İsrâil oğullarından gelen peygamberler Meryem oğlu İsâ ile son bulmuştur.

İsmâil -Aleyhisselam-’a gelince: Araplar onun soyundan gelmiştir. Allah’ın izniyle ileride açılayacağımız üzere çeşitli kabileleriyle bütün Araplar onun soyundan gelmişlerdir. Onun soyundan peygamber olarak sadece peygamberlerin sonuncusu, efendisi, dünya ve ahirette bütün insanlığın övgüsü olan önce Mekkeli sonra Medineli Muhammed bin Abdillah bin Abdulmuttalib bin Hâşim el-Kureşi (Allah’ın salâtı ve selâmı üzerine olsun) gelmiştir.

Bu şerefli koldan ve sıcak daldan sözü edilen parlak cevherden, ışık saçan inciden, gerdanlığın en değerli “orta taşı”ndan başka bir (peygamber) çıkmamıştır. O da bütün herkesin kendisiyle övündüğü, kıyamete kadar öncekilerin de sonrakilerin de kendisine gıpta ettiği kişi ve insanlığın efendisidir.”[5]



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Buhârî (1/42) Bed’u’l-Vahy.

[2] Müslim (15/36) Fedâil; Tirmizî (13/94) Menâkıb; Ahmed ibnu Hanbel (4/107). Müslim kendi rivayetinde hadisin başında şu fazlalığa yer vermiştir! “Allah İbrâhim’in oğullarının arasından İsmâil’i seçti.” Nevevi diyor ki: “mezhebimize mensup (şafiî) âlimleri, bunu, Kureyş’in dışındakilerin onlara denk olmadıklarına, Hâşim oğullarının ve de Muttalib oğullarının dışındakilerin onlara denk olmadıklarına delil saymışlardır. Buna göre, sahih bir hadiste de ifade edildiği üzere onlar (Muttalib oğulları) ve Haşim oğulları aynı konumdadırlar.”

[3] Buhârî, et-Târihu’l-Kebir (1/341); İbn Adiyy, el-Kâmil, (1/262); Hakim (2/536, 4/54). Hakim hadisin sahih olduğunu, el-Irâki hasen olduğunu söylemiştir. el-Albâni de şâhidlerinin bulunması dolayısıyla hasen olduğunu söylemiştir. es-Sahihâ, no: 1944.

[4] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sîre (2). Faysalâbâd, Pakistan. Ahmed Şâkir’in tahkikiyle. Mısır, Daru’l-Me’ârif tarafından yapılan tıpkı basım.

[5] İbn Kesir, Kısasu’l-Enbiyâ (175), Dâru Ömer İbnu’l-Hattab.
__________________
Namazınızı kıldınız mı?
En Güzel Yaradılan hatrına herkes birbirine, sevdiklerine birer gül versin,
Gül veremiyorsa hiç olmazsa 'gülüversin'...


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bu yazıyı okuyup da salavat çekmezsen yazımın altına yazı ekleme kardeşim..Tehdittir.


View mümine sultan'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.07.10, 12:34   #2
mümine sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Milli Selamet
Üye No : 7265
Üyelik tarihi : 30-04-2010
Nereden : ELFU ELFİ SALATİN VE ELFU ELFİN SELAMİN ALEYKE YA RASULALLAH.
Konuları : 161
Mesajlar : 624
Teşekkürleri: 448
212 mesajına 368 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2 mümine sultan is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

2. Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-’in Yaratılışındaki Özellikleri:


Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in teni kırmızıya çalan açık beyaz renkteydi. Geniş alınlıydı. Gözlerinin siyahları koyu siyah ve iriydi. Göz kapaklarının kirpik bitiminin doğuştan siyah olduğu da söylenmiştir. Dişleri hafif seyrekti. Sakalları sıktı ve göğsünü dolduruyordu. Geniş omuzluydu. Topukları ve ayak tabanları enliydi. İnce ve uzun veya kısa ve enine biri değildi. Saçları hafif dalgalıydı. Saçlarını omuzlarına doğru uzatırdı. Konuştuğu zaman adeta ön dişlerinin arasından bir nur çıkıyormuş gibi olurdu. Kafası ve eklem yerleri iriydi. Yüzü yuvarlakçaydı. Göğsünden göbeğine kadar bir çizgi halinde uzanan kıllar vardı. Yürüdüğü zaman adeta yukarıdan aşağıya iniyormuş gibi kuvvetli adımlarla yürürdü. Yüzü ondördündeki ay gibi parıldardı. Güzel sesliydi. Yanakları düzgün ve yumuşaktı. Ağzı büyükçe idi. Göğsü ve karnı aynı hizadaydı (göbeği şişkin değildi). Omuzları, kollarının dirsekleriyle bilekleri arası ve göğsünün yukarıları kıllıydı. Bilekleri uzundu. El ayaları genişti. Topukları etli değildi. İki kürek kemiği arasında çadır düğmesi veya güvercin yumurtası gibi peygamberlik mührü vardı. Yürüdüğü zaman adeta yer onun için dürülürdü. Ona kavuşmak için hızlıca yürürler, fakat kendisinin de yorulmadığı görülürdü. Önceleri saçlarını düz bir şekilde tarayarak sarkıtıyordu sonra ortadan bölmeye başladı. Saçlarını ve sakallarını tarardı. Her gece yatarken uykudan önce herbir gözüne üçer kere olmak üzere sürme taşının tozuyla sürme çekerdi.”[1]

[1] Daha fazla bilgi için bkz. Kurtubî, el-İ’lâm bimâ fi Dini’n-Nasarâ min Fesâdin ve Evhâm (291,292); Tirmizî’nin eş-Şemâilu’l-Muhammediye’sinin muhtasarı, özetleme ve tahkik, el-Albâni (13-29), Nevevi, Tahzibu’l-Esmâ ve’l-Lugât (1/25-26); Fethu’l-Bâri (6/651-669) Menâkıb; Müslim (15/91-116) Fedâil; İbn Hazm, Cevâmi’u’s-Sîre (21/22); Beyhaki, Delâilu’n-Nubuvve, Dr. Abdulmu’ti Kal’acı’nın tahkikiyle (1/194-285), burada konu en geniş şekilde ele alınmaktadır.
__________________
Namazınızı kıldınız mı?
En Güzel Yaradılan hatrına herkes birbirine, sevdiklerine birer gül versin,
Gül veremiyorsa hiç olmazsa 'gülüversin'...


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bu yazıyı okuyup da salavat çekmezsen yazımın altına yazı ekleme kardeşim..Tehdittir.


View mümine sultan'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.07.10, 12:35   #3
mümine sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Milli Selamet
Üye No : 7265
Üyelik tarihi : 30-04-2010
Nereden : ELFU ELFİ SALATİN VE ELFU ELFİN SELAMİN ALEYKE YA RASULALLAH.
Konuları : 161
Mesajlar : 624
Teşekkürleri: 448
212 mesajına 368 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2 mümine sultan is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in Sıfatları Hakkında Bilgi Veren Bazı Hadisler


Rebi’a bin Ebi Abdirrahman’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir:
Enes bin Malik Radıyallahu anh’in Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in sıfatlarından söz ederken şöyle dediğini duydum: “Halkın içinde orta boylu biriydi. Ne çok uzun ne de kısa idi. Kırmızıya çalan beyaz renkte bir teni vardı. Açık beyaz veya esmer değildi. Kıvırcık ve kısa saçlı olmadığı gibi düz ve uzun saçlı da değildi. Saçları dalgalı mutedil idi. Kırk yaşındayken kendisine vahiy geldi. Kendisine vahyin gelmeye başlamasından sonra on yıl Mekke’de, on yıl Medine’de kaldı. Ruhu alındığında başında ve sakalında toplam yirmi kadar beyaz kıl yoktu.” Rebi’a dedi ki: “Onun bir tüyünü gördüm. Kırmızı renkteydi. Sorduğumda kokudan dolayı kırmızılaştığı söylendi.”[1]
Berâ Radıyallahu anh’nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem insanların yüz olarak en güzeli olduğu gibi ahlakça da en güzelleriydi. Ne ince uzun boylu ne de kısa boyluydu.”[2]
Ebu İshak’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Berâ’ya: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in yüzü kılıç gibi miydi?” Diye soruldu. O: “Hayır. Aksine onun yüzü ay gibiydi” dedi.[3]
Abdullah bin Ka’b’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Ka’b bin Mâlik’in Tebük savaşından geri kalması olayından söz ederken şöyle dediğini duydum: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’e selâm verdiğimde yüzü sevinçten şimşek gibi parıldıyordu. Resullullah Sallallahu aleyhi vesellem sevindiğinde yüzü adeta ayın bir parçasıymış gibi parıldardı. Biz de bunu (sevinçli olduğunu) bu durumundan anlardık.”[4]
Abdullah bin Abbas Radıyallahu anh’tan şöyle rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem saçlarını düz bir şekilde tarayarak sarkıtırdı. Müşrikler saçlarını ortadan böler, kitap ehli ise düz tarayarak sarkıtırdı. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem da kendisine herhangi bir emrin gelmediği hususlarda kitap ehline uymayı tercih ederdi. Daha sonra Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem de saçlarını ortadan bölmeye başladı.”[5]
Enes bin Malik Radıyallahu anh’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in avucundan daha yumuşak bir ipeğe veya ibrişime dokunmuş değilim. Ve asla Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in kokusundan daha güzel bir koku koklamış değilim.”[6]
Ebu Said el-Hudri Radıyallahu anh’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem örtüsü içindeki bir genç kızdan daha utangaçtı.”[7]
Câbir bin Semure Radıyallahu anh’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in ağzı büyükçeydi. Gözlerinin beyazı biraz kırmızıya çalıyordu. Topukları etli değildi.”[8]
Nevevi şöyle söylemiştir: “Ravi burada Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in iri ağızlı olduğunu söylemiştir. Çoğunluk da böyle söylemiştir. Rivâyetlerden çıkan sonuç budur. Araplar bunu bir beğeni vesilesi olarak görür ve küçük ağızlıları beğenmezlerdi. Sa’leb’in büyük ağızlı denirken kastedilenin, geniş ağızlı anlamı olduğu sözünde ifade edilen husus da budur. Semer ise söz konusu ifadeyle kişinin iri dişli olduğu anlamının kastedildiğini söylemiştir.”[9]
Ebu Tufeyl’in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’i gördüm. Bugün yeryüzünde benden başka onu gören bir adam kalmadı.” (Ravilerden) el-Cureyrî dedi ki: “onu nasıl gördün?” diye sordum. Şöyle dedi: “Beyaz tenli, düz yuvarlak yüzlü ve orta bir şişmanlıktaydı (ne zayıf ne de şişmandı)”[10]
Berâ Radıyallahu anh’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Zülüfleri olanlar arasında, kırmızı hulle içinde bulunan Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’den daha güzel birisini görmedim. Saçları omuzlarına doğru sarkmıştı. İki omuzunun arası genişti. Kısa veya uzun boylu değildi.”[11]
Ali Radıyallahu anh’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem uzun veya kısa boylu değildi. Avuçları ve ayak tabanları genişti. Başı iriceydi. Eklem yerleri de iriydi. Mesrubesi (göğsünden göbeğine doğru uzanan kıl çizgi) uzundu. Yürüdüğü zaman adımlarını büyük büyük atar ve adeta yukarıdan aşağıya doğru iniyormuş gibi yürür, ayaklarını yere kuvvetli bir şekilde basardı. Ondan sonra da önce de bir benzerini görmüş değilim.”[12]
Aişe -Radıyallahu anhâ-’nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem sizin yaptığınız gibi öyle hızlı hızlı konuşmazdı. O konuşurken anlaşılır bir şekilde konuşurdu. Hatta yanında oturan birinin ezberleyebileceği şekilde kelimeleri birbirinden ayırırdı.”[13]

[1] Buhârî (6/652) Menâkıb; Müslim (15/100) Fedâil, anlam itibariyle rivayet etmiştir.

[2] Buhârî (6/652) Menâkıb; Müslim (15/92) Fedâil.

[3] Buhârî (6/653) Menâkıb; Tirmizî (13/116) Menâkıb.

[4] Buhârî (6/653) Menâkıb.

[5] Buhârî (6/654) Menâkıb; Müslim (15/90) Fedâil.

[6] Buhârî (6/653) Menâkıb.

[7] Buhârî (6/653) Menâkıb.

[8] Müslim (15/90) Fedâil; Tirmizî (106320) Menâkıb.

[9] Nevevi’nin Sahihi Müslim Şerhi’nden özetlenerek (15/93).

[10] Müslim (15/93) Fedâil.

[11] Müslim (15/91) Fedâil; Tirmizî (13/115-116) Menâkıb.

[12] Tirmizî (13/116) Menâkıb; eş-Şemâil’de 40 nolu hadis olarak rivayet edilmiştir. el-Albâni’nin eş-Şemâil muhtasarından. el-Albâni bu hadisin sahih olduğunu söylemiştir.

[13] Tirmizî (13/118) Menâkıb. Tirmizî şöyle söylemiştir: “Bu hadis hesendir. Zuhri’den nakledilen rivayet şeklinden başka rivayetini bilmiyoruz. Bunu Yunus bin Yezid, Zuhri (İbn Şihâb ez-Zuhri)’den rivayet etmiştir.” Bu hadis eş-Şemâil muhtasarında 191 nolu hadis olarak geçmiştir. el-Albâni bu hadisin hasen olduğunu söylemiştir.
__________________
Namazınızı kıldınız mı?
En Güzel Yaradılan hatrına herkes birbirine, sevdiklerine birer gül versin,
Gül veremiyorsa hiç olmazsa 'gülüversin'...


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bu yazıyı okuyup da salavat çekmezsen yazımın altına yazı ekleme kardeşim..Tehdittir.


View mümine sultan'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.07.10, 12:36   #4
mümine sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Milli Selamet
Üye No : 7265
Üyelik tarihi : 30-04-2010
Nereden : ELFU ELFİ SALATİN VE ELFU ELFİN SELAMİN ALEYKE YA RASULALLAH.
Konuları : 161
Mesajlar : 624
Teşekkürleri: 448
212 mesajına 368 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2 mümine sultan is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

3. Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-’in İsimleri ve Künyeleri


Cubeyr bin Mut’im’den şöyle söylemiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyururdu:
“Benim beş adım var: Ben Muhammed’im, ben Ahmed’im, ben Allah’ın küfrü mahvetme vesilesi kıldığı mahvediciyim, ben insanları ayaklarının altında toplayacak toplayıcıyım (haşrediciyim) ve ben kendinden sonra peygamber gelmeyecek olan sonuncuyum.”[1]
Hafız (İbn Hacer) şöyle söylemiştir: “İfadeden anlaşıldığına göre bu sözüyle: “Benim bana özel beş adım vardır. Benden önce kimseye bu adlar verilmemiştir.” Yahut: “Benim adlarımın başta gelenleri bunlardır” ya da “geçmiş ümmetlerde meşhur olan adlarım bunlardır” demek istemiştir. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem bu sözü isimlerinin tamamını saymak amacıyla söylememiştir.”
Iyad (Kadı İyad) da şöyle söylemiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem bu adları, kendisinden önce kimseye verilmemiş olması itibariyle kendine has kılmıştır. Ancak bazı Arapları kâhinlerin ve hahamların o zamanda, adı Muhammed olan peygamber gönderileceğini haber verdiklerini duyunca (çocuklarını) Muhammed olarak adlandırıyorlardı. Sözü edilen peygamberin kendi çocukları olmasını umarak bu adı çocuklarına veriyorlardı. Söylendiğine göre bunlar altı kişiydi, yedincileri yoktur (Kadı) böyle demiştir.”
Suheylî de er-Ravd’da şöyle söylemiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’den önce Araplar içinde üç kişiden başka Muhammed olarak adlandırılan biri bilinmiyordu. Bu üç kişi de şunlardı: Muhammed bin Sufyân bin Mucaşi, Muhammed bin Uhayha ibni’l-Culâh, Muhammed bin Humrân bin Rabi’a.” Bu sözü Suheyli’den önce Ebu Abdillah bin Hâluye, “Leyse” adlı kitabında söylemiştir. Ancak Muhammed adını taşıyanların sadece bu kadar olduğu iddiası kabul edilebilecek bir iddia değildir. Çünkü bu adı taşıyanların listesi ayrı bir cüz içinde verilmiştir ki sayıları yirmiyi bulmaktadır. Ancak bazılarının adları birden fazla anılmıştır, bazılarının da adlarının öyle olup olmadığında tereddüt vardır. Bundan bu ismi alanların on beşi aşmadığı ortaya çıkmaktadır.[2]
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in: “Ben Allah’ın küfrü mahvetme vesilesi kıldığı mahvediciyim” sözü hakkında şöyle denmiştir: “Bununla kastedilen küfrün Arap yarımadasından silinmesidir. Ancak bu konuda kesin bir şey söylenemez. Çünkü Ukeyl ve Ma’mer’in rivayetlerinde: “Allah benimle kafirleri mahveder” denmiştir. Bu konuda: “Küfrün ortadan kaldırılmasının bağlılarının ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacağı anlamı kastedilmektedir” şeklinde bir açıklama yapılabilir. Burada sadece Arap yarımadasının kastedilmiş olabileceği izahı ise, küfrün bütün beldelerden kaldırılmış olmaması dolayısıyladır. Burada çoğunluk esas alınarak böyle bir ifadenin kullanıldığı da söylenmiştir. Yahut anlatılmak istenen şudur: Onun vasıtasıyla küfür ortadan kalkmaya başlar ve zaman içinde zayıflayarak Meryem oğlu İsa zamanında (yani onun yeniden dünyaya döndüğü zamanda) tamamen yok olur. O cizyeyi kaldırır ve Müslüman olmaktan başka hiçbir şeyi kabul etmez.
“Ben insanların ayakları arkasında toplanacağı toplayıcıyım (haşrediciyim)”: Yani benim izim üzere toplanırlar. Yani o insanlardan önce haşr edilir. Bu açıklama bir başka rivayette geçen: “İnsanlar benim topuklarım üzere (benim arkamdan) haşr edilir” ifadesine uygun düşmektedir. Burada ayak ile zaman da kastedilmiş olabilir. Yani: “Benim iki ayağım üstüne kalktığım zaman haşr alametlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte insanlar haşr edilirler”. Bu da kendisinden sonra bir başka peygamber ve başka bir şeriat gönderilmeyeceğine işarettir.
“Ben sonuncuyum”: Yunus bin Yezid, Zuhri’den naklettiği rivayette şu fazlalığa yer vermiştir: “Ben kendisinden sonra peygamber olmayan sonuncuyum. Allah onu rauf (yumuşak kalpli) ve rahim (merhametli) olarak adlandırmıştır.” Beyhaki, ed-Delâil’de: “Allah onu rauf ve rahim olarak adlandırmıştır” sözü hakkında şu açıklamayı yapmıştır: “Bu söz Zuhri (hadisin ravilerinden olan İbn Şihâb ez-Zuhri) tarafından hadise eklenmiş bir sözdür. Ben derim ki: Gerçekte de öyledir. Bu sözüyle herhalde Berâe Suresinin son kısmına işaret etmek istemiştir. “Kendinden sonra peygamber olmayan” ifadesinin de raviler tarafından eklenmiş bir ifade olduğu anlaşılmaktadır.
İlim adamlarının ortak görüşlerine göre onun Kur’an’da yer alan adlarından bazıları şunlardır: “Şâhid, Mübeşşir (müjdeleyici), en-Nezîrü’l-Mubin (apaçık uyarıcı), ed-Da’i ilâ’llah (Allah’a davet eden), es-Sirâcu’l-Munir (ayınlatıcı kandil).” Yine Kur’an’da geçen bazı adları da şunlardır: “el-Müzekkir (uyarıcı), er-Rahme (rahmet), en-Ni’me (nimet), el-Hâdi (doğru yola yönelten), eş-Şehid (şâhid), el-Emin (güvenilir), el-Muzzemmil (örtüsüne bürünen), el-Muddessir (elbisesine bürünen).” Daha önce Amr bin As’ın naklettiği hadiste hakkında mütevekkil (Allah’a güvenen, tevekkül eden) adı da geçmişti. Yine onun meşhur olan adları arasında şunlar da vardır: “el-Muhtâr (seçilmiş), el-Mustafa (arındırılmış), eş-Şefi’ (şefaat eden), el-Muşeffe’ (şefaat ettirilen), es-Sâdıku’l-Mesduk (hem doğru söyleyen hem sözü doğrulanan).” Bunun yanısıra, İbn Dihye Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in adlarına özel bir eserinde şöyle demektedir: “Bazıları şöyle söylemişlerdir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in adlarının sayısı Yüce Allah’ın adlarının sayısı kadar yani doksan dokuzdur.”[3]
Rahmet peygamberi, Tevbe Peygamberi adlandırmaları da onun adları arasında geçenlerdir. Müslim, Ebu Musa el-Eş’ari Radıyallahu anh’ın şöyle söylediğini rivayet etmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem bizim yanımızda kendisini çeşitli adlarla adlandırır ve şöyle buyururdu:
“Ben Muhammed’im, Ahmed’im, Mukaffî’yim (yani bütün peygamberlerin sonuncusuyum), Hâşir’im (yani insanlar benim ayaklarımın arkasında toplanırlar), tevbe peygamberiyim ve rahmet peygamberiyim.”[4]
Nevevi şöyle söylemiştir: “Tevbe peygamberi, rahmet peygamberi ve merhamet peygamberi ibarelerinin anlamları birbirine yakındır. Bunlarla kastedilen ise şudur: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem tevbe imkânını getirmiş ve karşılıklı ilişkilerde merhameti yerleştimiştir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Kendi aralarında merhametlidirler.” Yine şöye buyuruyor:
“Sonra iman edip, birbirlerine sabır tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhamet tavsiye edenlerden olmak.” (Beled, 90/17)
Bir hadiste de: “Ve savaş peygamberiyim” demektedir. Çünkü Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem Allah yolunda cihad etmek üzere gönderilmiştir.”[5]

[1] Buhârî (6/641) Menâkıb. -el-Akıb (sonuncu) kelimesinin açıklamasına yer verilmeden-; Müslim (15/104); İmam Malik (Muvatta) (2/1004); Ahmed bin Hanbel (4/84). Burada (Ahmed bin Hanbel’in rivayetinde) el-Akıb kelimesinin açıklamasının Zuhri’nin kendi sözü olduğu bildirilmiştir. Darimi (2/317-318)

[2] el-Feth (6/642)’den özetlenerek, el-İsâbe (3/369-385)’te adları Muhammed olan 62 sahabinin biyografisi verilmiştir. -Bunların tamamından birinci kısımda söz etmiştir- Bunlarsa sahabilikleri (Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-’le görüştükleri) kesin olanlardır. Ancak 7755 ile 7817 numara arasında mukerrer olanlar vardır. Anlaşılana göre belirtilen bölümü sahabiler hakkında yazılmış eserleri toplamaya ve bunlardan el-İsâbe adlı ansiklopedik eserini yazmaya başlamadan önce tasnif etmişti. En doğrusunu ise ancak Yüce Allah bilir. Sonra benim anladığım kadarıyla sözü edilen cüz, genellikle cahiliye döneminde daha Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-’in peygamberlikle görevlendirilmesinden önce Muhammed olarak adlandırılmış onlanlarla ilgilidir. Buna göre burada sözü edilenler el-İsâbe’de sözü edilenlerin sadece bazılarıdır ve aralarında Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-’in sahabilerinden, onun peygamberlikle görevlendirilmesinden sonra Muhammed olarak adlandırılanlar bulunmamaktadır. En doğrusunu ise ancak Allah bilir. Hafız’ın sözünü etmiş olduğu bu cüz’ü elde edebilmiş değilim. Daha sona bu cüz’ün adına Dr. Şâkir Mahmud Abdulmun’im’in, Bağdat Üniversitesi’nde İslâm Tarihi’nden doktora tezi olarak hazırladığı İbn Hacer’in eserlerinin listesi arasında rastladım. Söz konusu tez: *İbn Hacer el-Askalani ve Eserleri, Metodu ve el-İsâbe’deki Nakilleri” adını taşımaktadır. (Söz konusu cüz’ün adının geçtiği yer): (1/600-601). Sözü edilen cüz’ün adı da şöyledir: “el-i’lâm bi men Summiye Muhammeden Kable’l-İslâm.” Bu bilgiler Sehâvi’nin el-Cevâhir ve’d-Durer fi Tercemeti Şeyhi’l-İslâm ibni Hacer adlı kitabından ve daha başka kitaplardan aktarılarak verilmiştir. Ancak kitabın el yazmasından söz edilmemiştir. Buradan anlaşıldığına göre bu eser kaybolmuş eserler arasındadır. En doğrusunu ise ancak Yüce Allah bilir.

[3] el-Feth (6/643-644)’ten özetlenerek.

[4] Müslim (15/105) Fedâil.

[5] Nevevi’nin Sahihi Müslim Şerhi, hâmiş (kenar açıklaması) (15/106).
__________________
Namazınızı kıldınız mı?
En Güzel Yaradılan hatrına herkes birbirine, sevdiklerine birer gül versin,
Gül veremiyorsa hiç olmazsa 'gülüversin'...


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bu yazıyı okuyup da salavat çekmezsen yazımın altına yazı ekleme kardeşim..Tehdittir.


View mümine sultan'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.07.10, 12:38   #5
mümine sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Milli Selamet
Üye No : 7265
Üyelik tarihi : 30-04-2010
Nereden : ELFU ELFİ SALATİN VE ELFU ELFİN SELAMİN ALEYKE YA RASULALLAH.
Konuları : 161
Mesajlar : 624
Teşekkürleri: 448
212 mesajına 368 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2 mümine sultan is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

Kureyş’in Peygamber’in Adını Tahrif Etmeleri:


Ebu Hureyre Radıyallahu anh’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

“Yüce Allah’ın, Kureyş’in sövmelerini ve lanetlerini benden nasıl uzak tuttuğu dikkatinizi çekmiyor mu? Onlar kötülenmiş olana sövüyor ve kötülenmiş olanı lanetliyorlar, ben ise Muhammed’im (övülmüş biriyim).” -Allah’ın salâtı ve selâmı üzerine olsun-[1]

Hafız İbn Hacer şöyle söylemiştir: “Kureyşliler kendisinden çok nefret etmeleri dolayısıyla, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’i övgü anlamı taşıyan bir adla adlandırmıyorlardı. Bunun yerine onun tam tersi anlam taşıyan ad kullanıyor ve “kötülenmiş kimse (muzemmem)” diyorlardı. Ondan kötü bir şekilde söz ettiklerinde: “Allah Muzammem’e şöyle yapsın” diyorlardı. Oysa Muzammem onun adı değildi ve o adla tanınmıyordu. Dolayısıyla onların bu sözlerinin anlamı Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’e değil içlerinden bir başkasına denk geliyordu.”

İbn Tîn şöyle söylemiştir: “Bazıları bundan, imâ yoluyla birine zina, iftira eden kimsenin üzerinden had cezasının kaldırıldığı anlamını çıkarmışlardır. Bunlar daha çok İmam Malik’e muhalefet edenlerdir.”

Nesâî de şu hükmü çıkarmıştır: Bir kimse boşama anlamına ters ve mutlak olarak ayrılma anlamı taşımayan bir söz söyler ve bununla boşama anlamı kastederse bundan dolayı boşama (talak) gerçekleşmez. Örneğin karısına: “Ye” diyen ve bu sözle boşama anlamı kasteden bir kimsenin durumu böyledir. Bu sözle karısını boşamış olmaz. Çünkü “yemek” hiçbir şekilde boşama anlamına gelecek bir şekilde yorumlanamaz. Bunun gibi Muzemmem (zemmedilmiş, kötülenmiş) kelimesinin de hiç bir şekilde Muhammed (övülmüş -salât ve selâmın en güzeli onun üzerine olsun- kelimesi anlamına yorumlanması mümkün değildir.[2]

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in künyesine gelince: O, oğlu Kâsım’a nisbetle Ebu’l-Kâsım olarak künyelenirdi. Kâsım çocuklarının en büyüğüydü. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in peygamberlikle görevlendirilmesinden önce mi yoksa sonra mı vefat ettiği konusunda ihtilaf edilmiştir. Enes Radıyallahu anh’ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem pazarda bulunuyordu. Bir adam (birine):

“Ey Eba’l-Kâsım!” diye seslendi. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem o tarafa doğru baktı ve şöyle buyurdu:

“Benim adımı takın ama benim künyemle künyelenmeyin.”[3]

Hafız (İbn Hacer) şöyle söylemiştir: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in künyesini almanın caiz olup olmadığı üzerinde ihtilaf edilmiştir. Şafiî’den nakledilen görüşlerin meşhur olanına göre yukarıdaki hadisin taşıdığı açık anlam (zâhir) gereğince almamak gerekir. Bu yasağın sadece onun (Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in) yaşadığı döneme özel olduğu da söylenmiştir. Bir görüşe göre de onun adını alan birinin aynı zamanda künyesini alması (yani hem Muhammed adını hem de Ebu’l-Kâsım künyesini alması) yasaktır.[4]



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Buhârî (6/641) Menâkıb.

[2] el-Feth (6/645)’den özetlenerek.

[3] Buhârî (6/647) Menâkıb.

[4] Fethu’l-Bâri (6/648).
__________________
Namazınızı kıldınız mı?
En Güzel Yaradılan hatrına herkes birbirine, sevdiklerine birer gül versin,
Gül veremiyorsa hiç olmazsa 'gülüversin'...


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bu yazıyı okuyup da salavat çekmezsen yazımın altına yazı ekleme kardeşim..Tehdittir.


View mümine sultan'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.07.10, 12:38   #6
mümine sultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Milli Selamet
Üye No : 7265
Üyelik tarihi : 30-04-2010
Nereden : ELFU ELFİ SALATİN VE ELFU ELFİN SELAMİN ALEYKE YA RASULALLAH.
Konuları : 161
Mesajlar : 624
Teşekkürleri: 448
212 mesajına 368 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2 mümine sultan is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

Peygamberimizin Diğer Adları:


İmam Zehebi: “Onun adları arasında Dahuk (güleryüzlü) ve Kattâl (çok savaşan) adları da vardır.” Bazı rivayetlerde onun şöyle buyurduğu bildirilmiştir: “Ben Dahuk ve Kattâl’ım.”

Abdullah bin Mes’ud radıyallahu anh şöyle söylemiştir: “Bize, doğru sözlü ve sözü doğrulanan Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu...”

Tevrat’ta onun ümmileri (avamı) koruyan biri olduğu ve adının Mütevekkil (Allah’a güvenen) olduğu bildirilmiştir.

Adlarından biri de Emin (güvenilir)’dir. Kureyş onu peygamberlikle görevlendirilmeden önce bu adla anardı.

Yine adlarından bazıları Fatih (fetheden) ve Kusam (toplayan, birleştiren, mükemmel)’dir.

Ali bin Zeyd bin Cud’an şöyle söylemiştir: “Arapların söylediği en güzel beyitin hangisi olduğunu birbirlerine sordular. Ali Radıyallahu anh’ı Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem hakkında şöyle söylediği şu beyit olduğunu tespit ettilerr:

“(Allah) onun üstünlüğünü ortaya koymak için ona kendi adından türeme bir ad koydu.

Arş’ın sahibinin adı Mahmud, onun adı da Muhammed’dir.”[1]



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Zehebi, Sîre (2/10). Bu da islâm tarihinin bir bölümüdür
__________________
Namazınızı kıldınız mı?
En Güzel Yaradılan hatrına herkes birbirine, sevdiklerine birer gül versin,
Gül veremiyorsa hiç olmazsa 'gülüversin'...


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bu yazıyı okuyup da salavat çekmezsen yazımın altına yazı ekleme kardeşim..Tehdittir.


View mümine sultan'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
aleyhi, nesebi, rasulullah, sallallahu, vesellem’in, şerefli

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bir seher vakti, kalbindeki semada, Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) Seida Makale 1 26.03.10 10:49
Rasûlullah’ı Sevmek, Yalnız O’nu Önder Kabul Edip O’nun İzinden Gitmekle Olur Minikkelebek AKADEMİ GRUBU 0 13.12.09 14:12
Resulallah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kabağı severdi k@rdelen HADİS 6 30.11.09 22:08
Mü'minlerin emîri Ebü Hafs Ömer ibni Hattab radıyallahu anh, Resülullah sallallahu al hüda HADİS 1 07.06.09 12:17
Muhammed - sallallahu aleyhi ve sellem-'e Yardım Etmenin 100 Yolu Vukuf-i Kalbi CİHAD 5 29.09.08 23:30

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:15 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.