|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 195 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| SİYER-İ NEBİ Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(sav)'in Zamanında Yaşanan Olaylar... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
Resulullahın müezzini Bilâl-i Habeşî Bilâli Habeşî hazretleri, ilk imân edenlerden idi. Müşriklere karşı müslüman olduğunu açıkça bildiren yedi Sahâbiden biridir. Müslüman olmadan önce Mekke-i Mükerreme’de müşriklerin ileri gelenlerinden Ümeyye bin Halefin kölesi idi. Bilâli Habeşî yine bir kervanla Ümeyye bin Halefin mallarını satmak üzere Şam’a gitmişti. Bu kervanda Hz. Ebû Bekir de vardı. Bu ticaret seferi, Hz. Ebû Bekir ile Bilâli Habeşi arasında dostluk krulmasına sebep oldu. Hz. Ebû Bekir, Şam’da bulunduğu sırada bir rüyâ görmüştü. Bu rüyâsını tâbirettirmek üzere giderken yanında Bilâli Habeşi’yi de götürmüştü. Rüya tabircisi, Hz. Ebû Bekir’e “Senin rüyân sadık bir rüyâdır. Bir peygamber gönderilecek sen onun hayatında yardımcısı, vefâtından sonra da halifesi olacaksın,” dedi. Bilâli Habeşi, bu sözleri ibret ve hayretle dinledikten sonra, “Putlar mı gönderecek?” dedi. Tabirci, “Hayır, semâvâtı, arzı ve herşeyi yaratan Allah önderecektir. O peygamber, eşi ve benzeri olmayan Allaha ibadet etmeyi ve putların kırılmasını emredecek” dedi. Bilâli Habeşi derin derin düşündükten sonra “Putların kırılacağı gün,” diye mırıldandı. Tabirci, “ evet onların hepsini kıracak!” dedi. Bu kervan Şam’dan Mekke-i Mükerremeye döndüğünde artık İslâmın nuru alemi aydınlatmıştı. İnsanlar birer ikişer müslüman oluyordu. Bilâli Habeşî bir gece yarısından sonra kaldığı evin kapısının yavaş yavaş çılındığını ve “Bilâl! Bilâl!” diye fısıldayan bir ses duydu. Gecenin bu saatinde nedir bu ses diye doğruldu. Yine “Bilâl! Bilâl!” diye fısıldayan ses işitti. Karanlıkta ürpererek sesin geldiği yere yaklaştı. “Kimsin? “dedi. Ben Ebû Bekir deyince, “Bu saatte ne istiyorsun? Ne söyleyeceksen sabah söyleyemez miydin?” dedi. Hz. Ebû Bekir “Hayır ya Bilâl! Söyleyeceğimi, sâhibinin yanında sana açamam,” dedi. Bilâli Habeşi, “Nedir öyleyse o haber?” dedi. “Bu ümmetin Peygamberi geldi. Bilâli Habeşi bu ümmetin Peygamberi!” diye tekrar edince, “ evet Yâ Bilâl” dedi. “Kimdir o?” deyince Hz. Ebû Bekir, “Muhammed bin Abdullah”dır dedi. Bilâli Habeşî, “Nasıl bildin?” dedi. Ben kendisine sordum. Bana,” Evet Yâ Ebâ Bekir! Rabbim beni insanlara müjdeleyici ve korkutucu olarak, Hz. İbrahim’i gönderdiği gibi beni de bütün insanlara peygamber olarak gönderdi,” diye cevap verdi. Ben de, “Sen yüksek bir ahlâka sahipsin yalan söylemezsin” dedim. Elini uzattı ben de elini tuttum ona tabi olup, müslüman oldum. Bilâli Habeşî başını eğip, bir müddet sessizce bekledi. Yolculuktaki rüyayı hatırladı. Sonra da Hz. Ebû Bekir’in bildirdiği gibi kelimeyi şehâdet getirerek müslüman oldu. “Zengin olarak değil fakir olarak öl Medine-i Münevvereye hicretten birmüddet sonra Mescid-i Nebi yapıldı. Peygamberimiz Eshâb-ı kirâma beş vakit namazı cemaatle bu mescidde kıldırıyordu. Namaz vakti gelince “Es-salâtü câmia” denilerek namaz vaktinin girdiği bildiriliyordu. Daha sonra ezan okunması bildirilince, Hz.Blâl, Resulullahın müezinini oldu. Hz. Bilâli Habeşi’nin sesi gür çok güzel ve pek tesirliydi. O, ezan okumaya başlayınca, herkes büyük bir aşk ve vecd içinde dinler kendinden geçerdi. Ezan okurken herkesi ağlatırdı. Peygamberimizin vefâtına kadar müezzinliğe devam etti. Bilâli Habeşî’nin müezzinlikten başka bir vazifesi daha vardı. O da bayram namazlarında “Anaze” denilen mızrağı taşırdı. Bu âsâyı Peygamberimiz namaza veya duâya durunca önüne dikerdi. Mekke’nin fethedildiği günde Peygamberimiz has müezzini Bilâli Habeşi’yi yanında bulundurmuştur. Mekke-i Mükerreme fethedilip, Ka’be putlardan temilenince Peygamberimiz Bilâli Habeşî’ye, Ka’be’de ilk ezanı okutturdu. Onun tatlı ve gür sesiyle tevhid sedaları dalga dalga Mekke semalarında yayıldı. Bunu işiten Eshâb-ı kirâm artık küfrün ortadan kaldırıldığını, hakkın gelip bâtılın silindiğini görerek sevinç gözyaşları döktüler. Peygamberimizin vefâtından sonra Bilâli Habeşî ayrılık acısına tahammül edemez olmuş, artık bir daha ezan okumamıştır. Resûlullah’a olan muhabbetiyle hergün yanıp, tütüyor gözyaşı döküyordu. Sonra da Medine’de kalmaya tahammül edemediği için Şam’a gitmeye karar verdi. Hz. Ebû Bekir kalmasını arzu edince, “Yâ Ebâ Bekir sen beni âzad etmemişmiydin, eğer kendin için âzad etmişsen kalayım, Allah için âzad etmişsen müsâade et gideyim” dedi. Hz. Ebû Bekir “istediğin yere gidebilirsin” diyerek müsâade etti. Böylece Şam’a gidip orada yerleşti. Hz. Ebû Bekir devrinde orada yapılan savaşlara katılıp cihad etti. Hz. Ebû Bekir’in vefâtından sonra da Şam’da kalıp, Hz. Ömer’in Şam taraflarında yaptığı savaşlara katıldı. Hicretin onaltıncı senesinde Hz. Ömer ordusuyla Şam’a gelmişti. Bilâli Habeşî de orduya katılıp Kudüs’e gitmişti. Burada Hz. Ömer, Peygamberimizin vefatından beri ezan okumayan Bilâli Habeşî’ye ezan okumasını rica etmişti. Hz. Ömer’in ısrarına dayanamayıp ezan okumaya başlamıştı. O ezan okumaya başlar başlamaz Hz. Ömer ve orada bulunan Eshâb-ı kirâm, Peygamberimizin zamanını hatırladılar. Hepsi kendinden geçmiş gözyaşı döküp ağlamışlardır. Hz. Bilal, şu hadisleri rivayet etmiştir: “Gece badetine devam edin; zira bu, sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü, gece ibadeti, Allah’a yakınlık ve günahlara kefaret olup, insanın bedenini hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır.” “Ey Bilâl, zenin olarak değil fakir olarak öl” buyurdu. “Beni ziyaret etmeyecek misin Yâ Bilâl” Bilâli Habeşî hazretleri, Şam’da iken bir gece rüyasında Peygamber efendimizi görmüştü. Peygamberimiz “Beni ziyaret etmeyecek misin Yâ Bilâl” buyurdu. Bunun üzerine hemen Medine yoluna düştü. Medine-i münevvere’ye gelince doğruca Peygamberimizin kabri şerifine gidip, Ravda-i mutahharaya yüzünü, gözünü sürerek ziyaret etti. Resûlullah ile geçirdiği günleri hatırlayıp, hasret ve muhabbet gözyaşları dökerek uzun müddet ağladı. ![]() Bu sırada Peygamber efendimizin torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin onu görüp boynuna sarıldı. Bilâli Habeşî’nin Medine’ye bu gelişinde Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin bir ezan okuması için çok ısrar etti. Bilâli Habeşî bu ısrara dayanamayarak bir gün sabah namazı vaktinde ezan okumaya başladı. Peygamberimizin mescidinden Bilâli Habeşî’nin sesiyle yükselen ezanı duyan Eshab-ı kirâm yerlerinden fırlayıp, kadın, erkek, çoluk, çocuk hep sokaklara dökülmüşlerdi. Hepsi Resûlullah ile yaşadıkları saâdetli günleri, Bilâli Habeş^ı’nin okuduğu ezan sedalarıyla hatırlayıp ağlaşmışlardı. ![]() Fakat Bilâli Habeşî ezanda “Eşhedü enne Muhammeden resûlullah” derken, Peygamber efendimizin mübârek ismi geçince hüngür hüngür ağlamaya başladı. ![]() Ezanı tamamlamak için kendini zorladı, gene gözyaşlarını tutamadı. Böylece ağlaya ağlaya ezanı bitirdi. O gün Eshab-ı kirâm sanki Resûlullahın bulunduğu günlerden bir gün yaşadı. Peygamberimize olan hasretleri ve derin muhabbetleriyle ağlaştılar, o günleri yâd ettiler. Bu ezan Bilâli Habeşî’nin okuduğu son ezan oldu. Birkaç gün Medine’de kaldıktan sonra Şam’a döndü. Fakat yolda çok hastalanıp evine güçlükle varabildi. Bu hastalıkla ömrünün son günlerini geçirdi ve vefât etti. Vefât edeceği sırada büyük bir sevinç içinde “Oh ne tatlı artık Resûlullah ve arkadaşları ile buluşacağım” demiştir. Bilâli Habeşî bir gün Mescidi Nebîde iken büyük bir neş’e ile coşuyor, yerinde duramıyordu. Hz. Ömer bu halini görüp ne yapıyorsun Yâ Bilâl Mescidde böyle yapılır mı? Dedi. Bu sırada Peygamberimiz de Mescidde oturuyordu. Bilâli Habeşî Resûlullaha soralım Yâ Ömer dedi. İkisi birlikte Peygamberimizin yanına varıp oturdular. Durumu arzettikten sonra Peygamberimiz Bilâli Habeşî’ye bu halinin sebebini sordu. Bilâli Habeşî nasıl sevinip, neşelenmeyeyim Yâ Resûlallah , Allahü teâlâ bana hidayet nasib etti. Halbuki Kureyşin ileri gelenlerinden niceleri inadları sebebiyle bu hidayetten ve ebedi seadetten mahrum kaldılar. Onlara da hidayet nasib olmadı, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz ona dokunulmamasını ve sevinip neşelenmesinde serbest olduğunu tasdik buyurdu. Meşhurların Son Sözleri MEHMET ORUÇ _____________ yazıyı paylaşırken teaffuken ezan sesleri başladı,ezan okunurken bu kutlu sahabinin hayatından bir kesitini okumak paylaşmak manevi olarak insanı oralarda yaşıyormuş hissine kapılmam sebep oldu..lakin maalesef nasiplenemedik bu güzelliklerden biz,yinde bin şükür ya bu sahabelere,bu dine,bu rasule düşman olan tarafta olsaydık,ya ümmetide olmasaydık.. Rahman şefaatlerine nail eyylesin bizleri..Amin..
__________________
|
|
|
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
Eshab-ı kiramdan, Peygamber efendimizin ilk müezzini.. İlk Müslümanlardandır.. İsmi Bilal bin Rebah Habeşi olup, künyesi Ebu Abdullah, annesinin ismi Hamame'dir.. Aslen Habeşistanlı olan ailesi Mekke'de Beni Cumha kabilesinin kölesiydi 581 senesinde Mekke'de doğdu, 641 (H 20) senesinde Şam'da vefat etti Peygamber efendimize ilk iman eden ve müşriklere karşı Müslüman olduğunu açıkça ilan eden yedi sahabiden biri olan Bilal-i Habeşi, Ümeyye bin Halef'in kölesiydi Sahibi, Bilal-i Habeşi'ye Müslüman olduğu için çok eziyet ederdi.. Boynuna ip takıp çocukların ellerine verir, Mekke sokaklarında dolaştırırdı.. Müşrikler de onunla alay ederlerdi.. Garib ve kimsesiz olan Bilal-i Habeşi diğer müşriklerden de işkence görürdü.. Ümeyye bin Halef aşırı sıcak altında Bilal-i Habeşi'yi tamamen soydu.. Üzerinde bir don kaldı.. Bu haliyle kızgın çölün yanan kumları üzerine yatırdı.. Karnı üzerine de büyük taşlar koydurdu.. Bilal-i Habeşi'nin kumlara yapışan teni yanıyor, verdiği azab dayanılmaz hal alıyordu.. Bilal-i Habeşi bu tahammülü zor işkenceler altında "Allah birdir, Allah birdir" diyordu.. Bu sırada sevgili Peygamberimiz oradan geçerken, Bilal-i Habeşi'nin durumunu görerek üzüldü ve ona; "Allahü tealanın ismini söylemek seni kurtarır.." buyurdu.. Hanelerine döndükten biraz sonra hazret-i Ebu Bekir geldi.. Hazret-i Ebu Bekir'e, Bilal'in çektiklerini anlatıp; "Çok üzüldüm.." buyurdu.. Ebu Bekir, kafirlerin yanına gitti.. Bilal'e böyle yapmakla elinize bir şey geçmez, onu bana satın.." dedi Onlar ise; "Dünya dolusu altın verseniz satmayız, yalnız senin kölen Amir ile değişiriz.." dediler.. Amir, hazret-i Ebu Bekir'in ticaret işlerini yapan becerikli bir köleydi.. Fakat iman etmiyordu.. Bilal ile Amir'i değiştiler.. Hazret-i Ebu Bekir, Bilal'in elinden tutup,Resulullah'a götürdü; "Ya Resulallah, Bilal'i bugün Allah için azad eyledim.." dedi.. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem çok sevinip, hazret-i Ebu Bekir'e dua etti.. Bu anda Cebrail aleyhisselam gelip; 92. sure olan "Leyl" suresinin 17 . ayetini getirdi.. Cenab-ı Hak, Ebu Bekr'in, Cehennem'den uzak olduğunu müjdeledi.. Bilal-i Habeşi azad edildikten sonra hicrete kadar Peygamber efendimizin yanından ayrılmadı.. Medine-i münevvereye hicret edince, bir müddet Sa'd bin Hayseme'nin evinde misafir oldu.. Peygamber efendimiz onu Ensar'dan Ebu Rüveyha Abdullah bin Abdurrahman ile kardeş yaptı.. Bilal-i Habeşi hicretten sonra evlendi.. Ezan emredilince ilk ezanı Bilal-i Habeşi okudu.. Bir gün sabah namazı vaktinde Peygamberimizin kapısı önünde "Esselatü hayrun minennevm" diye iki defa seslendi.. Peygamber efendimiz beğenerek; "Bilal bu ne güzel söz! Sabah ezanını okurken bunu da söyle" buyurdular.. Böylece sabah ezanında bu söz de söylenmeye başlandı.. Bilal-i Habeşi bütün gazalarda, Peygamberimizin yanında bulundu.. Mekke'nin fethinde Kabe putlardan temizlenince, Kabe-i muazzamada ilk ezanı okudu.. Peygamber efendimizin vefatından sonra, Bilal-i Habeşi ayrılık acısına tahammül edemeyerek Şam'a gitti ve oraya yerleşti.. Hazret-i Ebu Bekir devrinde o bölgede yapılan gazalara katıldı.. Hazret-i Ömer ordusuyla Şam'a geldiğinde, Bilal-i Habeşi orduya katılıp Kudüs Seferine iştirak etti.. Şam'da bir müddet kaldıktan sonra bir gece rüyasında gördüğü Peygamber efendimizin daveti üzerine Medine-i münevvereye gitti.. Ravda-i mütahheraya yüzünü sürerek, Peygamberimizin kabr-i şerifini ziyaret etti.. Resulullah ile geçirdiği günleri hatırlayıp hasret ve muhabbet gözyaşları dökerek uzun müddet ağladı.. Peygamber efendimizin torunları Hasan ve Hüseyin'in ısrarları üzerine, dayanamayarak bir gün sabah namazı vaktinde ezan okumaya başladı.. Ezan sesini duyan Eshab-ı kiram, kadın, erkek, çoluk-çocuk sokaklara dökülerek, Resulullah ile yaşadıkları saadetli günleri hatırlayıp ağladılar.. Bu ezan, Bilal-i Habeşi'nin okuduğu son ezanı oldu.. Birkaç gün Medine'de kaldıktan sonra, Şam'a döndü.. Fakat yolda rahatsızlanıp evine güçlükle varabildi.. Bu hastalıkla ömrünün son günlerini yaşadı 641 (H20) senesinde Şam'da vefat etti.. Bab-üs-Sagir Kabristanında defnedildi.. Bilal-i Habeşi bizzat Peygamberimizden işiterek hadis-i şerif rivayet etmiştir..Rivayet ettiği bu hadis-i şeriflerden kırk dördü Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim ve dört Sünen kitabında yer almıştır.. Peygamber efendimizden rivayet ettiği bazı hadis-i şerifler şunlardır: Ezan ve gözümün nuru olan namaz ile bizi ferahlandır ya Bilal! Cennet'te Bilal'i gördüm"O'na Cennet'e ne ile girdin!" diye sordum "Sebebini bilemiyorum, ancak her abdest tazeledikçe iki rek'at namaz kılardım" diye cevap verdi.. Gece kıyamına (ibadetine) devam edin; zira bu sizden önceki salihlerin ibadeti, Allah'a yakınlık ve günahlara keffaret olup, insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır.. __________________ Muhammed Pârisâ, (Risâle-i kudsiyye) kitâbında buyuruyor ki, Yûsüf-i Hemedânîye, Kâmil bir rehber bulamazsak, ne yapalım dediler. Hergün onların kitâblarını okuyunuz buyurdu.
__________________
|
|
|
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
Bilal'i hepiniz hatırlarsınız? Hani biraz uzunca boylu, zayıf bedenli, anne babası ile aynı kaderi taşıyan siyah Bilal'i. Efendisi Ümeyye b. Halef'in kölesiydi. Verilen emri yerine getirirdi sadece, günlük bir, iki azığı dışında ne hakkı ne hürriyeti vardı… Çile ve ızdırap dolu bir hayat! Sanki çektiği sıkıntılara karşı lütuflandırılacağının fakındaydı Bilal. Bilal'i hepiniz hatırlarsınız? Hani, ilk yedi Müslüman arasındaki cesaret timsali, kutlu insan, nice hür insandan önce İslam ile hürriyetine kavuşan köle Bilali. İslam hayata doğduğu zaman, O'da yeniden hayata doğmuştu. Nasıl doğmasın? Hakka uyanmıştı! Bilal'i hepiniz hatırlarsınız? Hani imanını tüm insanlığa haykırmasıyla birlikte, çeşitli işkencelere maruz kalan imanda aşk ve sabır kahramanı Bilal'i. Nasıl olurdu da bir köle efendilerinden izinsiz kararlar alabilirdi? Bir köle, nasıl olurdu da insanlara kulluk etmekten ayrılıp Allah'a kul olabilirdi? Nasıl putlara tapmaktan vazgeçerek yetim Muhammed'in davetine icabet edebilirdi? Nasıl olurdu? Kızgın kumlara yatırılır, üzerine koca taşlar bırakılır, boynuna vurulan gemle sokak sokak sürüklenirdi Bilal. İmanından vazgeçmesi, Muhammed'den yüz çevirmesi bu işkencelerin son bulunması için yeterliydi. Bir kere olsun ruhsatı varken imanını gizleme ihtiyacı duymadı Bilal, Bu yolda ölmek vardı! O kadar işkenceye karşı Bilal'in ağzından çıkan tek kelime semayı yankılamaya yetiyordu "Ehad! " Bilmiyorlardı ki gönlünde yanan iman ateşi çöl sıcaklığını hissettirmiyordu. Bilmiyorlardı ki yüreğindeki imanın ağırlığı, üzerindeki koca taşlardan daha da ağırdı. Nasıl bilebilirlerdi ki bu imanı hiç tatmamışken! Ya bizler? Bu acıları nasıl hissedebilirdik ki hiç bunları yaşamamışken! Ebu Bekir, Sıddık! Daha fazla dayanamıyor ve Cehennem odunlarının elinden Bilal'i satın alıyordu. Çektiklerinin karşılığını Efendimize (sallallahualeyhivesellem) kavuşmakla alıyordu Bilal. Ahh Bilal Ahh.. Bilal'i hepiniz hatırlarsınız? Hani bağrı yanık, sesi yanık ilk müezzin-i Resul Bilali. Medine'ye hicret ettikleri vakit Hz. Ömer'in rüyasıyla, felaha çağrıyı yapan, gök kubbede yankılanan, ruhlara haz veren sesin sahibi Bilal'i. Ve Mekke… Mekke, efendisinin ayak izlerini taşıyan güzel şehir! Sana yakışır mıydı karalar bağlamak? Yakışır mıydı kasvete bürünmek? Yakışır mıydı seni Efendisiz bırakmak? Yakışır mıydı ha? Mekke, Bilal'in teriyle çöllerini suladığı belde… İlk defa ezan-ı Muhammedi duyacak olan Mübarek şehir… Gök kubbe "Ehad" diye inlerken bir zamanlar, bu defa "Allahuekber" nidasıyla yankılanıyordu… Bir zamanlar insanların kölesi şimdi ise, Muhammed'in müezzini... Müminde sevinç. . . Müşrikte korku. . . ! Bilal'i artık hatırlıyorsunuz! Ve O günkü Ezanını… O Ezanı Efendimizin (sallallahualeyhivesellem ) refik-i alaya ulaştığı gün okumuştu. Bir daha tam anlamıyla okuyamayacaktı. Nasıl okuyabilirdi ki? O güne kadar okuduğu ezanın namazını Resullüllah eda ettirmişti. Ya şimdi? Onsuz nasıl olabilirdi? O'nun olmadığı yerde nasıl durabilirdi? Gitmeliydi… Ya Ezanlar…? Sahipsiz mi kalacaktı, onun sesinden mahrum mu olacaktı? "Resulluhtan sonra ben okuyamam" diyebildi… Giderken Mekke'yi bırakmadı ardında sadece, acılarını, sevinçlerini, Efendimizle yaşadığı en güzel anlarını, en önemlisi Efendimizi (sallallahualeyhivesellem) bırakıyordu… Mekke Bilal'e, Bilal Mekke'ye hasret ayrıldı. Aslında hicretti bunun adı ama zorunlu bir hicret. Bilal'in artık rüyalarındaydı Efendimiz (sallallahualeyhivesellem) " ziyaret vakti gelmedi mi" diyordu kutlu nebi. Ses veren Efendimiz (sallallahualeyhivesellem) olunca sese icabet eden elbette Bilal olacaktı. Ağlıyordu Bilal… Ağla ki hıçkırıklarla boşalsın için, ya biz? Neye ağlayalım Bilal? Son bir Ezan! Mekke, gök Kubbe, sana, senin sesine, en önemlisi Efendisini hissetmeye hasret… Ezan! Bir sesleniş, artık ne derseniz deyin beklide şuan ki halimize bir ah çekiş "Allahu ekber Allahu ekber Eşhedü en lâ ilâhe illâllah Eşhedü enne …" Ya sonrası? Boğazında düğümlendi Bilal'in diyemedi, söyleyemedi... "Ben Ebu bekir'in hasenatından sadece bir haseneyim" diyen Tevazu abidesi Bilal, "Ben Habeşiliyim daha dün bir köle idim" diyen Fazilet kahramanı Bilal, Cennete yolunda ayak sesleri işitilen Mübarek Bilal, Müezzin-i Resul, Gel hissettir bize hissettiklerini, gel anlat duygularını, aşkını, ızdırabını anlat ki bizde yanalım senin gibi… Yedi Beyza
__________________
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| bilali, habeşi, müezzini, resulullahın |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Üsküdar Genlik Şöleni '' Grup Genç-Alper-Uğur Karameşe,Bilal Avcı-Bilal Göregen '' | zazzaz | MGFORUM ARŞİV | 2 | 28.05.10 14:26 |
| Resulullahın duaları | Seida | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 0 | 11.12.09 10:50 |
| Resulullahın kaç türlü vazifesi vardı? | AĞLAYAN_GÜL | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 1 | 26.04.09 16:25 |
| Geylani - Bilal-i Habeşi | Muhammed | AUDİO (SES DOSYALARI) | 0 | 18.04.09 15:55 |
| O'nun Arkadaşları:::... [ B i l a l ]-ı Habeşi(r.a) ...::: | MillîGenclik | SİYER-İ NEBİ | 3 | 15.03.09 14:04 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|