|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 193 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| SİYONİZM Dünya'da ki En Büyük Fitneci Başının Geçmişi, Şu Anı ve Geleceği... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Çizgindeyiz HOCAM
Üye No : 11
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Dünya
Konuları : 659
Mesajlar : 3,621
Teşekkürleri: 3,811
2,100 mesajına 5,522 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Yıl 1897 İsviçre Basel Kenti Büyük Yahudi Kongresi toplanıyor kısa geçmeye çalışalım burasını ama ana nokta burası onu görmek lazım. Yahudi kongresi yapılırken dişini tırnağına takarak Yahudi kongresine para toplayarak adını dilenci profesöre dahi çıkmasına aldırmayan Profösörler var. İste bu Yahudi büyük kongresinde belli kararlar alınarak hedefler belirlenir. İlk Hedef ve çalışmaların neler olması üzerinde müzakereler yapılır. Konulan ilk hedef Osmanlının bitap düşürülmüş olan durumundan faydalanılarak öncelikle Tahrif edilmiş İnançlarına göre kutsallık arz eden Filistin de Vaad edilen topraklar olarak bir yer almaktır. Bunun için hızlı bir şekilde çalışmalara koyulurlar öyle bir konumdalardır ki. Madden her şeylerini ortaya koyarak tek yumruk halinde hareket etmek adına profösörleri dahi kapı kapı dolaşarak para toplar. Adının dilenci profosör olmasına dahi aldırmaz....... Bir noktaya varmışlar artık madden imkanları ellerine geçirmişlerdir ki Yahudilerin genetik özelliklerinde fitne sabittir. Cennet mekan Sultan Abdulhamid in karşısına çıkarlar. Osmanlı yıllarca bitkin bitap düşmüş ve borçlar üzerinde yüzmektedir. Bu yahudiler için bir fırsattır. Kullanmak isterler Sultan Abdulhamidin karşısına çıkarlar teklifleri Filistin de bir çiftlik kuracak kadar yer verilmesidir. Karşılığında Osmanlının tüm borçlarını ödeme taahhüt ederler. Sultan Abdulhamid Tarihi Cevabını Yüzlerine çarpar Dedelerimin Şehit Kanı İle Kazanılan Topraklar Ancak Şehit Kanı İle................ Aldıkları bu cevap heyet için yeni planların yapılmasına yol açar. 1897 De konulan hedefte Osmanlıdan toprak alınmasının ardından devlet oluşturulması için 50 yıl Büyük İsrail İçin İse Yüzyıl Hedef Konulmuştu. Devlet olmak adına ilk hedeflerine 51 yılda ulaşıldı. 1947 yılında İsrail Devleti Resmen kuruldu. Dünyada kartel şirketler aracılığı ile gelirlerinin bir kısmı İsrail devletine aktarılmak sureti ile devletin mali yönü desteklenirken nüfus içinde Birçok ülkede yaşayan Yahudiler ülkeye çağırıldı. Dünyanın birçok yerinde yaşayan Yahudilerin bu çağrıya soğuk bakmaları neticesinde planlar yapılmaya başlandı. Finans sağlayanları Yahudi olan Hitler ki bu belgelerle sabittir. Diğer ülkeler de yaşayan ve İsrail’e gitmek istemeyen Yahudileri sıkıştırmaya başlamışlar ancak netice alamadıklarını görünce yedekte tuttukları planı devreye sokarak Hitleri göreve alırlar. Hedef bellidir. Yahudi nüfusu İsrail’e göçe zorlamak ve nüfusu çoğaltarak o topraklarda güç olarak bir araya gelebilmek. Bırakın farklı inancı kendi inancından inancını paylaşan insanlara zulmetmekten dahi çekinmezler…………. Sonuçta istedikleri olmuştur. Madden destekledikleri Yahudiler Almanlar tarafından işgal edilen topraklar da barındırılmamalarından dolayı kaçmak evlerini terk etmek zorunda kalmaktadırlar. İşte ana istenende bu değil midir. Zira evlerini, mallarını, yaşam düzenlerini bozarak terk etmek istemeyenlerin önünde artık ne imkan, ne mekan, nede yaşamak için şartlar bırakılmıştır. Bir yandan bu zorlama yapılırken diğer yandan da İsrail’e göç edecekler için özel imkanlar sunulmaktadır. İş, maddi imkanlar önlerine halı gibi serilerek kendi ırkdaşlarına davetiye çıkarılmaktadır. Hedef nüfus olarak en hızlı şekilde çoğalmak, bölgede arap nüfusa karşı güç ve sayı olarak da karşılarında olup ses getirebilmektir. ……… Plan İşlemektedir. Siyasi otoritede yer alan ve zamanla derin bir yapı olarak mason örgütleri ile bildirberg ler olarak bilinen kurumlarda resmi olarak hiç ön plana çıkmasalar da üst düzey bürokraside zamanında yer tutmaları neticesinde imkanlar olarak sürekli İsrail için zemin hazırlamaktadırlar. Dünyada öyle bir hizmet dairesi oluşturulmuştur ki mason ve bildirbergler onamadan nerede ise kararlar alınamamaktadır. (Bu konuda daha detaylı bilgi Gizli Dünya Devletinde Yer Almaktadır.) Kontrollerinde olan dev şirketler vasıtası ile güçlerini hükümetlere ve devletlere baskı aracı olarak kullanmaktadırlar. Bunu görebilmek için iki aile ismi vermek sanırım daha detaylı bilgi olması açısından önem arz etmektedir. Hsbc bank ve yatırım grubu İngiliz menşei olarak hareket ederken Citi Group olarak isim alan şirket yapısı da Amerikan Sermayesini temsil etme etiketini kullanmaktadır. İki grupta aynı merkezden idare edilmekte kontrol edilmektedir. Bir farklı bilgide Bu iki bankanın Dünyada ki tüm dolar hareketlerini kontrol etmeleri ve özerk yapıları ile Amerika dahil tüm dünya borsalarının ağırlıklı kontrol edecek konumda olmalarıdır. HSBC varlıklar değeri olarak yaklaşık 750 milyar dolar gibi dudak uçuran bir troyka konumundadır. Maddi olarak istedikleri ülkede istedikleri şekilde kriz zemin oluşturabilmektedirler. Maddi güçlerini kullanarak her türlü ülke lehine kararları dahi engellemekte istedikleri kararların alınmaması durumunda o ülkedeki maddi imkanlarını kullanarak ülkeyi kaosa ve krize sürüklemekte ve istediklerini almaktadırlar. Bu şekilde istedikleri iktidarları iş başına getirmekte istediklerini ise iktidardan indirmektedirler. Hsbc bank grubunun kendi internet sitelerinden aldığımız bilgiye göre yönettiği aktifler toplamı 31/12/2006 tarihi itibarı ile 1,861 milyar USD (Bir trilyon beş yüz iki milyar $) gibi devasa bir rakamı kontrol etmektedir. Kuruluş başlangıç tarihide ilgi çekicidir. Banka bilgileri arasında yer alan kuruluş tarihi 1865 yılıdır. Bu bankanın en büyük özelliği ise kriz ortamlarında ucuza banka kapatmalarıdır. Yahudi güruhun sistemli çalışmalarına başlayıp profösörlerinin dilenci olarak anıldığı yıllar. Ortak hareket etmek adına Siyonizm düşüncesinin ana hedeflerini görmek ve ne yapmak istediklerini açıklamaktadır. Siyonistler kendi hedeflerine ulaşmak için ne yönde hareket edeceklerini ve dünya genelinde özellikle de İslam ülkelerinde Müslümanlarda meydana gelen yozlaşmadan nasıl faydalanılması gerektiği 1897 yılında İsviçre’nin Basel kentinde yapılan Büyük Yahudi Kongresinde de görüleceği üzere açıktır. |
|
|
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Çizgindeyiz HOCAM
Üye No : 11
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Dünya
Konuları : 659
Mesajlar : 3,621
Teşekkürleri: 3,811
2,100 mesajına 5,522 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Büyük finans kuruluşlarından olan Citi Group’ta bu kuruluşlardan birisidir.Citi Group Aktif toplamı olarak yapısı içerisinde bir çok grup barındırmaktadır. Dünya genelinde yönettiği Dünya genelinde Finans noktaları çerçevesinde ellerinde bulundurdukları imkanlar sayesinde Mana çizgisinden uzaklaşan toplum madden imkanlar ele alınarak kontrol edilecektir. İstediklerini yerine getireceklerine kanaatleri tamdır. Halk inançtan uzaklaştırılmalı sistemli ve düzenli çalışmalarla paranın verdiği güç kullanılmalıdır. Ardından bu imkanlar ile Dünya genelinde Mason örgüt ve Bildirbergler kadro ve karteli kullanılarak istenilen hedeflere doğru hareket edilmeli Büyük İsrail’e ulaşılmalıdır. Citi group olarak tanınan dünyanın en büyük bankası da yine aynı kontrol merkezinden edilmektedir. Sermeye büyüklüğü olarak Hsbc den daha büyük olan ve müşteri pörtföyü ve yapı olarak 2002 krizi incelendiğinde malum yabancı sermayenin istediğinde bir ülkede neleri nasıl elde edebileceğini görmek mümkündür. Yabancı bankaların ipler ellerine verildiğinde bir ülke ekonomisi ile nasıl oynadıklarını, ekonomik yıpratmalar, sansasyonlar yaparak ve halkı tedirgin edecek açıklamalar neticesinde iktidarlar devirip yeni yönetimleri işbaşına getirdiklerini görmek mümkündür. Soros bu cenahın yakın tarihimizde kullandığı açık isimlerden birisidir. Kapalı nice Soroslar yine aynı cenaha hizmet etmektedir. Siyonist zihniyet yaptıklarının deşifre olmaması için özellikle banka yatırımlarından sonra ikinci öncelikli yayılma sektörünü basın olarak seçmiştir. Dünya geneline satış yaparak dev konumda bulunan film şirketleri arkalarına aldıkları finans devleri sayesinde ellerine geçmiştir. Siyonist zihniyet yapmak istediklerini sinema sektörü sayesinde öncelikle zemin yapmak adına yaptığı filmler ile oluşturmaktadır. Dünya genelinde Siyonizmi sürekli ezilen ve mağdur olanlar olarak göstermek sureti ile filmler ile bilinç altına kazımaktadır. Halkı kendi inançlarından uzaklaştırarak boş ve inançsız hale getirilmektedir. Daha sonra ahlak çökertmek adına şua an ülkemizde de olduğu gibi diziler yayınlanır ana tema birini sevdiği bir başkası ile yaşar. Birinin çocuğunu hasta tipinde ahlak ve inancın hiçbir şekilde görmediği, inançla bağdaşmayan filmler,diziler sahnelenir. Amaç halkı özelliklede yeni yetişen nesli inanç değerleri ile çatışır hale getirmek. Kafalarının karışmasına zemin hazırlamaktır. Buna karşı ses çıkaran tavır alanlar ise basın yolu ile ithamlara maruz bırakılarak sesi kesilmek ve gözden düşürülmek için planlı bir çalışma yapılır. İrticacı, yobaz, geri kafalı, ham softa gibi saldırılarla doğruları savunanlar halk gözünde basın yoluyla gözden düşürülmeye çalışılır. Siyasi iktidarları elde etmek için ise farklı boyutta hareket etmektedirler. Bunu açıkça görmek adına Son Amerika seçimlerini incelemek yeterlidir. Konu uzamaması adına fazla detaya girmeden sadece bilgi vermek adına seçimlere giren kazanma ihtimali olan iki aday. Ama önemli olan nokta şudur ki iki adayında finansörlüğünü yapan şahıs aynıdır. Daha önceki yıllarda Milli Gazete tarafından verilen ve içerik olarak Siyonizmi deşifre eden kaynak olarak gösterebileceğimiz eser. Gizli Dünya Devleti isimli bu eser incelendiğinde görülecek olan yine aynı gerçeklerdir.Kurulmuş olan düzen ile tek merkezden idare edilen bir mekanizma ortaya konulmuştur. Soros etiketinde yada farklı isimler altında Siyonist zihniyetin yaptıkları açıktır. Öncelikle fikir ve düşüncesine bakılmaksızın kendi düşünlerine hizmet edecek hırslı insanlar seçilerek onlara imkanlar verileceği karşılığında ise istediklerini yerine getirmeleri istenir. Mason localarının çalışma prensibi de aynı şekildedir. Kabul eden insanlar daha sonra bu insanlara imkanlar akmaya başlar. Bu imkanlar Bu imkanlar sayesinde çalışmalar ile düzenler kurulmuş olup dünya finans noktasında aktif ve güçlü olan bu camia tarafından kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Evet yapılanları izlediğimizde aslında nasılda gizli elin bir şeylere müdahale ettiğini görmek mümkündür. Kimi zaman Gladio olarak kimi İtalya’da 1969 dan bu güne gelen şekilde çıkmakta kimi zamanda Gürcistan’da olduğu gibi kadife darbe olarak hükümetler devirip ihtilaller yapmaktadır. İtalya’da karşımıza çıkan boyutuna baktığımızda Devlet adına ne kadar yanlış iş varsa yapılıp devlet kimliği kullanılarak saklanmıştır. Araştırmayı yapan savcı defalarca ölümle ve görevden almalarla tehdit edilmesine rağmen yılmamış işin arkasındaki boyutunu çıkarmaya çalışmış olup dünya genelinde büyük sansasyonlar olmuştu. Gürcistan’da ise iş başında yer alan hükümetin Siyonizm isteklerini yerine getirmeyip Amerikan devletine üs izni vermediği için darbe ile muhatap olmuş ve yerine Amerikan isteklerini yerine getirecek olan yeni bir yapı kurulmuştur. Amerika Devleti kurulduğundan bu güne kadar İsrail çıkarları için çalışan iki devletten birisi olup reelde kendisi isimden öte bir aktivitesi yoktur. Finans devi olan Siyonist sermaye tarafından sadece etiket olarak kullanılmaktadırlar. Bunu görmek için Amerika’da başkan olmuş insanların hayatlarını okuyarak ve mason gruplara üyeliğini araştırarak görmek mümkündür. Konudan çıkılmaması adına burada fazla teferruata girmemeye gayret gösteriyoruz. Gürcistan’da Hükümetin devrilmesinde asıl amaç Askeri üslere izin vermemesidir. Zira o bölgede yıllar öncesinden planlanarak İran. Irak ve Afganistan içerisinde bir askeri harekatta kullanılacak bir üsse ihtiyaç vardır. Üssün açılmasındaki bir gizli gayede Türkiye’de yeşeren Milli Görüş Hareketinin iktidar seslerinin gelmesi olmasıdır.Uzun vadede Türkiye’de bulunan ve bölge için büyük bir stratejik destek olan üsler Tıpkı Kıbrıs harekatında Amerikanın silah ambargosuna cevap olarak kapatılma ve devralma işleminin yapıldığı bir durumda o bölgede bulunan taktik desteğini kaybetmeme hamlesidir. Bunu en iyi açıklayan ise Profesör Doktor Necmettin Erbakan’dır. O gün yaptığı açıklamada Erbakan Amerika Gürcistan bölgesinde üs açmak ve bölgeye yerleşmek istiyor açıklamasını yapmıştı. Amerika dışişleri böyle bir düşüncesinin olmadığını açıklamasının ardından üç ay gibi kısa süre geçmiş ve Amerika üs açma çalışmalarına başlamıştı. Amerika için bölgede Petrol havzaları açısından zenginliğin yanında önemli birkaç faktör daha vardı. Dünyanın tek kutuplu olmasını isteyenler artık uyuşturucu trafiğini tamamen ellerine geçirmek. Kontrolsüz hareketi engelleyip bütçe açıklarına yama bulmak. Evet Afganistan bölgesi dünyanın uyuşturucu elde edilen en önemli bölgesi ve kontrol olarak bu bölgede o gün Taliban aşırı baskı kurmuş uyuşturucu yapan yada destek olanlara savaş açmıştı. Bu nedenle CIA maddi sıkıntı yaşıyor. Operasyon yaparken kaynak sıkıntısı çekiyordu. Diğer taraftan petrol imkanlarını elinde bulunduran bölgede kaynaklar alt seviye çanları çalmaktadır. El değmemiş bakir bölgelerde ise güvenlik nedeni ile hareketlen kazanmak daha doğrusu ise bölgede kaynakları kendi şirketleri aracılığı ile elde edip gelirlerini ipotek altına almak gerekmektedir. Uzun vadede ise Bor kaynaklarını elinde bulunduran Türkiye üzerinde olası bir güç değişikliği ve iktidarda olan Milli Görüş Çekiç gücü ülkeden çıkarmıştır. Türkiye de bulunan üslerin ise uzun vadede Milli Görüş çizgisinde olan insanların iktidarda kalmaları halinde üslerin kullanımı sıkıntı oluşturacaktır. Bölgede hakim olan bir konumda imkanları iyi değerlendirip alternatif çıkar yollar bulmak gerekmektedir. Bir diğer önemli unsur ise Milli Görüş çizgisi ile aynı noktalarda buluşma ihtimali olan bölge ülkelerinin ortak hareket etmesi durumunda ne yapılacağı konusudur. Zira Bölgede bulunan Irak Dolar yerine Euro kullanmayı ön plana çıkarmaktadır. Bu ise Amerika için bir sıkıntıdır. Dünya piyasasında oluşmuş olan dengelerinin bozulması yanında önemli bir dünya sömürücülüğünün su yüzüne çıkması demektir. Dünya piyasalarına karşılıksız olarak basılıp sunulan dolar.Yani kağıt karşılığında hiç bir üretim yapmadan sadece matbaa çalıştırarak sömürülen dünya hakim konuma taşınan Euro’nun devreye girmesi ile tepe taklak olacaktır. İş sadece bununla sınırlı değildir. Örnek olması açısından şuan basite indirilmiş bir açıklama yapmaya çalışalım. Amerika Doları olarak şu an piyasada dolaşan para toplamı yaklaşık 15trilyon$ (dolar). Ekonomik açıdan açıklanan şekli izah edilecek olunursa teknik olarak bu parayı piyasaya süren devletin, bunun karşılığını yani Amerika için Doları (Türkiye İçin YTLyi) kendi Merkez bankası rezervlerinde Altın yada kıymetli menkul cinsinden tutması gerekmekte. Uluslar arası dolaşım içinde belli bir norm dahilinde bu karşılıklar kullanılarak takaslar yapılmakta. Bunun yapılmayıp karşılık saklanmadan basılan her para o ülke halkının cebinden alınan para demektir. Uluslar arası piyasada karşılıksız basılan para ile o ülkenin parasının değeri düşmekte dolayısı ile o ülke halkına haber vermeden insanların cebinden parayı almaktadır. Yani bir nevi haksız kazanç elde etmektedir. Teknik olarak bunun sonucunda karşılığı olmayan bir paranın piyasada gezmesi enflasyonu körüklemekte ardından zamlarla ikinci bir sarsıntı gelmektedir. Bunu bir ülke olarak değil de dünya genelinde yapılması ise dünya genelinde tüm dünya haklarını özelde ise bize nelerin yapıldığını yani tüm dünya haklının nasıl sömürüldüğünü anlamak için sanırım yeterli olacaktır. Dünya genelinde kullanılan ortak para birimi konumundaki olan doların tahtının sarsılması ve yerine yeni bir para biriminin dünya genelinde kullanılır hale gelmesi tüm Amerikan ekonomisinin çökmesi ve dünya geneline yayılmış olan Amerikan sömürü hortumlarının kaynaklarının kuruması anlamına gelmektedir. Bu teferruat gibi gözüken gerçeklerin aslında bir açıklamasıdır Irak operasyonu. Nereden çıktı denildiğini duyar gibiyim. Zira Irak Dünya petrol piyasasında geçerli olan para birimine alternatif olarak Euro bazlı muadil fiyat ile para olarak Euro kullanacağını belirten ilk ülkedir. Dünya Siyonizmi için de ordu kapasitesi ve asker sayısı ile önemli bir tehlike arz eden Irak bu sert çıkışı sonrasında hedef tahtası haline gelmiştir. Bir taşla iki kuş vurulacaktır. Hem bölgede dünya petrol zenginliği açısından önemli bir yerde olan petrol yataklarında egemen olunacak, bunun yanında risk konumunda ordusu ile bölgede en etkili ve tecrübeli güçlü yapıya sahip ordulardan olan bir ordu dağıtılacak ve İsrail devleti için bir hedef daha yok edilerek 1897 de girişte belirttiğimiz Büyük hedefe doğru büyük bir adım daha atılmış olacaktır. Vaad edilmiş olan Nil ve Fırat havzası topraklarını da içerisinde bulundurmakta olan Irak topraklarında buluna devlet yapısı devre dışı bırakılmak sureti ile öngörüldüğü gibi bölge de karmaşa hakim olacaktır. Kardeşler araya atılan fitne tohumları ile birbirine kurşun sıkacaktır. Neticesinde ise halk bunalacak bölgede oluşan sıkıntılı ortamlardan yaşamak adına farklı bölgelere yada ülkelere göçe zorlanacaktır. Bölgede kalanlar ise daha ters bir dünya ile muhatap olacaktır. Zira bölge insanları bölgecilik yada etnik gruplara bölünmesi için atılan fitne tohumlarının neticesinde ayrı taraflara hareket eden ve birbirinden topak isteyen devletçikler ile yemeye hazırlanmış bölünüp yutulacak halde olacaklardır. Harita üzerinde tasarlanmış ve yıllar öncesinden hesapları yapılmış olan Kürt devleti de bunlardan biridir.……. |
|
|
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Çizgindeyiz HOCAM
Üye No : 11
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Dünya
Konuları : 659
Mesajlar : 3,621
Teşekkürleri: 3,811
2,100 mesajına 5,522 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Sistem kurulmuş,çarklar işletilmektedir. Bu sistemde tüm dünya çalışacak ve Siyonizm inancında da belirtildiği gibi sadece sistemin başında olanlar sebeplenecektir. Sadece İnsan olarak onların yaşamaya hakkı vardır. Diğer İnsanlık Siyonizme inancında belirtilen şekli sadece hizmet etmek için yaratılmıştır. Evet İnançları gereğini yerine getirmek için çalışan bu güruh görevini yapıyor. Peki inandığını ve inandığı değerler için ölüme dahi koşan Çanakkale’de üç beş dakika önce arkadaşının şehit olduğunu gördüğü halde koşarak O’nun şehit olup boşalttığı yerine geçen Nesil Seyit Çavuş, Kerküklü Hasan, Batumlu Osman yada ismi şehitlik mertebesi ile kaybolmuş Lise çağındaki hiç çekinmeden Vatanı, Milleti Devleti için hiç tereddüte düşmeden seve seve koşarcasına feda olan binlerce şehit inanç değerlerine sahip millet nerede. Ne oldu bu millete...... Açıklaması kısa ve nettir. Çare olarak çözüm üretenler dünya Siyonizm sistemlerini açıklayan insanlara neden bu insanlara sahip çıkmıyor. Dedelerini cephede savaşarak yenemeyeceğini anlayanlar çareyi masa üzerinde hilelerle ve farklı alternatiflerle çözdüler. Çözüm yolu kısa ve özdür. Bu milleti borçlandıracaksınız. Aç bırakacaksınız, İşsiz bırakacaksınız. İnançsızlaştıracaksınız, yatırım yapılmayacak ve ülke halkı madden bitirildiği gibi eğitime müdahale edilerek olgunlaştırılmış olan tabir ile ifade etmek gerekirse zayıflatılmış, bilgisiz, kendi öz benliğinden tamamen habersiz ve uzak yaşayış olarak değerlerin bihaber bir nesil yetiştirilmesi hedefine konulmuştur. Burada asıl amaca hitap edecek nesillerin yetiştirilerek kullanıma sunulacak konuma getirilmesidir. Bir toplumu ayakta tutan, daha açık ifade ile toplum olma vasfı kazandıran en önemli özellik değerleridir. Bunun farkında olan ve bir milletin bu değerleri yitirdiğinde hiçbir anlam ifade etmeyen bir yapıda kalacağının bilincinde olanlar bilinçli ve planlı olarak bir plan dahilinde çalışmaktadırlar. Planlar yeni değildir sadece değişen günün şartlarına göre makyajlanmış olan ön cephe görüntüleridir. Geçmişte bu ülke insanlarına, kendilerini bu gün kol kanat gerdikleri toplumlar topraklarından kovarken zor zamanlarında hayatta kalmalarını sağlayan millet olarak tarihe geçen Osmanlı Devleti içerisinde fitne tezgahlayarak para ile satın alma tekliflerini. Be seviyesiz alçakça teklife karşı Osmanlı Sultanı Abdulhamit Hanın Tarihe kayıt düşen cevabı “Şehit Kanları İle Alınan toprakları Ancak Şehit Kanı İle Verilir……” cevabına rağmen çalışmaların ve planların nasıl işlediğini görmek için küçük bir hafıza yoklaması yeterli olacaktır. Nasıl Emanuel Karasu ve taifesi yanlarına saflar ile belli hırslar uğruna her şeylerinden vazgeçenler çalıştılar………. Bu ülkeyi sıkıntılar içerisinde devralıp zorluklar içerisinde tam 33 yılda idareciliği ile toplayıp ayağa kaldıran Sultanı (Abdulhamit Hanı Sultanlıktan İndirirken) devirirken dahi Alim olarak yer alan ama her ne şekilde ifade edilirse edilsin hataya maruz bırakılan İnsanları bu insanlarla ortak tarafta görmek şaşırtmakta bizleri. Evet çıkarlara satılmayanlar dahi bir bakıyorsunuz kendi ön benlikleri karşısında olanlarla aynı safta yer alabilmekte. Bu kelamlara en güzel örnek olarak ise isim vermek gerekirse Abdulhamit’ in görevden alınmasına destek olanlar arasında Mehmet Akif Ersoy, Beddiüzzaman Said Nursi, Tevfik Rıza, Adnan Adıvar gibi bir çok farklı dünya görüşüne sahip isimleri görmek mümkündür. Bu şahsiyetleri çoğaltmak mümkün ve nerede ise hepsi yaptıklarının hatalı olduğunu beyan ederek daha sonra düştükleri hatanın farkına varmışlardır. Lakin İş işten geçmiştir. İstenilen hedefe varmak adına adım atan Siyonist güruh hedefine doğru hızla ilerlemektedir. Samimi olarak yola çıkmak dahi bu örnekten de anlaşılacağı üzeri yeterli olmamaktadır. Firasetten uzak olmak her zaman hatalara götürmekte Lider olarak atanan ve samimiyeti görülen ülkesi değerleri için çalışan insana farkında olmadan karşı taraftar olmayı dahi getirebilmektedir. Evet Sultan Tahttan indirilmiş yerine kurulan kadro sayesinde Siyonist güruh para ile satın alamadığı ve bedelinin kanla ödendiği toprakların ancak kanla yani savaşla kazanılacağı beyan edilen toprakları parça parça elde etmeye başlamıştır. İlk etapta dikkat çekmemek adına küçük bir toprak parçaları alınmakta maddi olarak bedel göz önünde bulundurulmadan Kudüs bölgesi başta olmak üzere bölgeden topraklar satın alınmaktadır. Ancak bu yapılan hedefe ulaşmak için yeterli değildir. Büyük Siyonist kongresinde belirlenen sürede bu işin bitirilmesi gerekmektedir. Bunu yapabilmek için ise bölgenin hakimi olan tek güç (Osmanlı) bu bölgede zayıflatılmalı hatta kovulmalıdır. Yapabilmesi zor ama Osmanlının kovulması planlar için olmazsa olmazdır. Bu konunun kendileri açısından çözümü tektir.Öncelikle Osmanlı bu bölgede zayıflatılmalıdır. Farklı bahanelerle bölge halkı birbirine düşürülmeli, samimi, dost sakin ortamları ortadan kaldırılarak kendi içlerinde birbirlerine düşman olmaları çok acil şekilde sağlanmalıdır. Bu başarıldığında 1897 İsviçre Basel şehrinde yapılan ve Büyük Yahudi Kongresi olarak tarih yapraklarında yerini alan Kongrede alınan kararlar rahatlıkla uygulanacak ve orada belirlenen hedeflere ulaşılarak Büyük İsrail Devleti için hazırlanan plan yerine getirilecektir. Osmanlı ne kadar zayıflatılırsa hedefe o kadar yaklaşılmış olacaktır. Öncelikle bölgenin halkı tarafından sevilen önde gelen lider isimleri ayartılmaya çalışılmıştır. Ardından çeşitli makamla teklifleri, vaadler , para gibi entrikalarla bölge halkı liderlerinin halkı galeyana getirmesi ile ayaklanmaya yönlendirilmiştir. Bölgede hiç olmayan devlete baş kaldırmalar ve isyanlar başlamıştır. Osmanlıya karşı bu hareketlenme sonrasında halk farklı bilgilendirilme yanında bölge liderlerinin bazılarının da yanlışı ile ayağa kalkmış olan halk Devletine ve milletine kurşun sıkar konuma gelmiştir. Yemen ayaklanması olarak tarihe geçen ayaklanma bu örneklerden sadece bir tanesidir.. Bu ayaklanmalar karşısında çözüm üretmek adına isim yapan ancak laftan öte çözümü olmayan güruh Sözüm ona devlete karşı başlayan ayaklanmayı bastırmak için harekete geçen güruhtur. Osmanlının çöküşünde en büyük rolü üstlenen grup olarak da tarihte kayda düşen İttihatçılar burada aktif olarak karşımıza çıkmaktadır. Sultan Abdulhamid Hanın indirilmesinde aktif rol alan Selanik’ten yola çıkan Hareket ordusu olarak tarih kayıtlarında geçen İttihatçıların oluşturduğu İlk yola çıkışın görev yerini terk ederek (Suriye) Mustafa Kemalinde içinde bulunduğu ancak İstanbul’a doğru hareket ederken yolda anlaşamadıkları için ayrıldığı güruhtur ağırlıklı söz sahibi olan. Bildiğimiz İttihatçı kadro artık Osmanlı yönetimindedir. Ülkenin çeşitli bölgelerinde meydana gelen Ayaklanmaları bastırmakta görev başında olan bu kadroya düşmektedir. Lakin imkanlar sınırlıdır.Laf üretmek kadar kolay değildir işler. Ülke ekonomisi imkanları sınırlıdır. Hırslarla da devlet yönetilememektedir. Çözüm üretmek dışardan görüldüğü gibi kolay değildir. En önemlisi sorunun detayına inmek yerine o anda görülen olaylarla hareket edildiği için çözüm üretmek yerine sıkıntı büyümekte ve zaman siyonizmin lehine işlemektedir. |
|
|
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Çizgindeyiz HOCAM
Üye No : 11
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Dünya
Konuları : 659
Mesajlar : 3,621
Teşekkürleri: 3,811
2,100 mesajına 5,522 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Halk artık kendi insanına dahi güvenemez olmuştur. Bu ortam içerisinde yapılanların bir nevi pekiştirmesi olmuşçasına I. Cihan Harbi (1. Dünya Savaşı) patlak verir. Savaşa girmek yapılabilecek en büyük hatadır. zira ülke toprakları içerisinde bütünlüğü tehlikeye sokacak hareketler organizesi tam olarak deşifre edilmemiş üstüne üstlük Abdulhamid Hanın siyasetçi ileriyi görerek attığı adımlar neticesinde halkın bölünmesine yol açacak insanları merkeze çekerek ortamı normale döndürme faaliyeti de artık bitmiştir. Merkeze alınan bu insanlar firasetsizlik ve cahilce adımlarla tekrar hassas bölgelerde göreve başlamıştır. Osmanlı İttihatçıların tecrübesizliği yanında artık hatasının bedeli olan yerel olaylarla da uğraşmak zorundadır. Osmanlı çeşitli siyasi hesaplar ve parçalanma zemin olması için hedef gösterilmektedir. Topraklarının büyüklüğü ve içerisinde ki bakir maden yatakları tüm devletlerin dikkatini çekmektedir. Ama asıl sebep hep gizlenerek hareket edilmekte ve bölge parsellenmek sureti ile halkın kendi iç bağlantıları dinamitlenmektedir. Bölge halkı için bu tarihten sonra artık kan gözyaşı ve zulüm hayatın ayrılmaz bir parçası olacaktır. Daha kısa bir süre önce bölgeden tek sıkıntılı vaka olmaz, ülke toprakları üzerinde yaşayan halk huzur ve refah içerisinde yaşarken araya giren ve basit ayak oyunları ile toprak yapılarından aile yapılarına kadar bozulmaların başlamasına neden olanlar artık isteklerini tek tek yerine getirmeyenleri dışlatmakta elde ettikleri kukla yöneticiler sayesinde halkı kendi içerisinde birbirine kırdırmaktadırlar. Bir yanda Halifelik ve Osmanlı tebaası taraftarları diğer yanda düne kadar beraber yaşadıkları ve bu gün sözüm ona bağımsızlık adına harekete geçen o günden bu güne hiçbir zaman bağımsız olmayanlar topluluğu çatışmaları. …….. Oyun tutmuş bölgede devletçikler yer yer oluşturulmaya başlamış bu arada Kudüs civarında da planlı bir şekilde alınan topraklar sayesinde Yahudi çiftlikleri artık hatırı sayılır büyüklüklere ulaşmıştır. Şimdi artık parçalamanın zamanı gelmiştir. Çalışmalar hedeflerinden birisi Mısırdır. Hedef doğru seçilmelidir. Zira Mısır bulunduğu coğrafi konum itibari ile hem Afrika’yı Asya’ya bağlamakta hem de Süveyş Kanalına sahip olması nedeni ile uzak deniz ticareti sayesinde kısa yoldan ekonomiyi ele geçirmek için önem arz etmektedir. Önemli bir husus ise Osmanlının donanma imkanları olarak zayıf olduğundan Cezayir, Filistin, Yemen bölgelerine ulaşmak için Mısırı kullanma imkanının elinden alınmış olmasıdır. Yol kolaydır Osmanlı tarafından Vali atanan insana makam ve devlet başkanı olma tek başına emir almak yerine emreden olma teklifleri sonrasında Ayaklanmalar ve engellenemeyen halk isyanları yanında İtalyanların ve İngilizlerin hakimiyeti bölgede etiket olarak hakim olmuştur. Lakin asıl ipler hep Siyonist zihniyetin elinde olmuştur. Bu konuda asıl mali kaynakları ellerinde tutmaları ve siyasetçiler üzerinde kurdukları sistem sayesinde her şekilde emir veren konumunda olanlar Siyonistler olmuşlardır. Siyonistler girdikleri her sektörde tek kalana kadar haksız rekabet ve türlü dümenlerle rakiplerle egale etmekte ardından tekel oluşturarak ticarette rakipsiz olmanın verdiği fırsatçılıkla hak ettiklerinden çok daha üzerinde bedelle mallarını satmak ve kazandıklarının belli bir oranını daha güçlü olması için inançlarına göre İsrail devletine bağışlamaktadırlar. Konuyu dağıtmamak adına biz devam edelim. İnşaallah İşte bir açıklama daha ki aslında buraya kadar yazdığımızı teyit eder konumda bir yazı olması nedeni ile buraya almakta fayda var. “General Hamilton'a gore: "Yahudileri kendi çıkarlarımız için istismar edip, Yahudi gazetecilerin ve bankerlerin çabalarını sağlardık; Yahudi gazeteciler, bizim davamıza renk katar, Yahudi bankerler de kesemize para yağdırırdı." Hamilton'un düşüncesi gerçekleşmiş, Avrupa kamuoyu İngilizleri desteklemiş ve Yahudi bankerler de paralarını esirgememişlerdir. Ancak Yahudiler de Çanakkale Savaşı'ndan sonra Filistin topraklarını kazanmışlardır. Yahudilerin Çanakkale'de, İngilizlerin yanında savaşmaları Siyonizm davalarına farklı bir yön çizmiş ve Avrupa, Siyonizm'e ılımlı bakmaya başlamıştır. Bunun sonucu olarak, 2 Kasım 1917'de İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Balfour tarafından yayınlanan meşhur Balfour Deklarasyonu ile; İngiltere Hükumeti’nin, Yahudi Siyonist ilgisiyle karşılanması düşüncesini onayladığı, Filistin'deki Yahudi olmayan toplumların medeni ve dinsel haklarına, başka herhangi bir ülkedeki Yahudilerin yararlandıkları haklara ve siyasal statüye zarar verecek hiçbir şey yapılmaması koşuluyla, Yahudi halkı için Filistin'de ulusal bir yurt kurulması için her türlü kolaylığın sağlanacağı bildirildi. Balfour Deklarasyonu olarak tanınan bu bildirge, 1918 yılı içinde sırayla Fransa, İtalya ve Birleşik Amerika tarafından kabul edilmiş ve desteklenmiştir. Bundan sonra ise 1948'de İsrail'in kurulmasına kadar olaylar birbirini izleyecektir. Bazı önemli açıklamalar da tarihi kaynaklardan yada yorumculardan…… Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girişinden sonra Filistin'de bulunan Yahudilerin gizliden gizliye silah biriktirmeye başlaması ve İngilizler lehine casusluk yapmaları üzerine Osmanlı Devleti birçok Yahudi'yi Mısır'a göçe zorlamıştır. İngiltere de, Mısır'da bulunan bu Yahudiler için çadır kamplar oluşturmuştur. Jabotinsky bu kamplardaki Yahudilerden Siyon Birliği'ni oluşturmak için çalışmaya başlamış ve yaklaşık bin kişilik bir liste ile İngiliz komutanı General Maxwell'den Osmanlı Devleti'ne karşı İngiltere hesabına Filistin'de savaşmak için bir cephe açılmasını istemiştir. General Maxwell konuyu inceledikten sonra yanıtında, Filistin'de yeni bir cephe açılmasına şimdilik gerek duyulmadığını, ancak kendilerinden, katırlı bir alay oluşturarak cephane ve malzeme taşımak amacıyla Çanakkale Cephesi'nde yararlanabileceklerini belirtmiş, bu yönde örgütlenmelerini teşvik etmiştir. Jabotinsky bu öneriyi reddetmiştir; çükü ona göre Siyonizm davası için bir çaba harcanacaksa, Osmanlı'ya karşı yapılacak savaş Filistin'de olmalıdır. Ayrıca kurulacak gönüllü Siyon Alayı'nın adı da onur kırıcıdır. Bunun üzerine Jabotinsky, Avrupa'da bulunan Siyonistlerle görüşüp destek almak için Londra'ya gitmiştir. Jabotinsky'ye, "Türkleri Filistin'den atmak için onları ezmek zorundayız. Buna kuzeyden ya da güneyden başlamak fark etmez. Bu yalnızca taktik sorunudur. Nasıl olsa her yol Siyon'a cıkar" diyerek karşı çıkan Trumpeldor, General Maxwell'e, gönüllü Siyonistlerden oluşacak bir katır alayının kurulması teklifini kabul ettiklerini bildirir ve bu düşünceyi tek başına uygulamaya koyar. Gönüllü Siyonistler ve katırlardan kurulacak alayı hemen toparlamaya başlar Trumpeldor. 500 kadar gönüllü, 20 subay ve 750 katırdan oluşan alayı, Çanakkale'ye göndermek üzere hazırlar. 25 Nisan 1915 günü de yarımadaya ayak basar. Hepsinin yakasında da “sarı renkli Davut yıldızı motifli birlik arması” işlidir. Birlik ikiye bölünmüştü; yarısı ünlü 29. Tümen'le birlikte Seddülbahir'e, diğer yarısı da Anzak Kolordusu'yla birlikte Arıburnu' na çıkarılmıştı. Ancak, bu ikinci grup, görünürde nedensiz, Mısır'a geri gönderildi. Hamilton'un bir mektubunda belirttiğine göre, bu tasarrufun nedeni, Anzak askerlerinin, Katır Birliği mensuplarını "Türk zannederek" vurmalarıydı. Diğer grup ise, savaş boyunca Seddülbahir'deki tek ulaştırma birliği oldu ve yoğun ateş ve inanılmaz güç şartlar altında, ön cephelere su, cephane, yiyecek ve diğer ihtiyaçların ulaştırılması görevi yaptı. 6 Ocak 1916'da, yani Gelibolu Yarımadası'nın bütünüyle boşaltılmasına kadar orada kalan Yahudiler, 8 er ve 47 katırını kaybetmişlerdir. “Yahudi Milli Devleti’nin mimarlarından Jabotinsky” “Savaşmak amacıyla Gelibolu'ya giden 600 katırcı, Siyonizm'e yepyeni ufuklar açmıştır... Eğer biz 2 Kasım 1917'de Balfour Deklerasyonu ile Filistin'de yurt edinme konusunda söz aldıysak, buna ulaşan yol Gelibolu'dan geçmiştir |
|
|
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Azimli Üye
Üye No : 74
Üyelik tarihi : 10-08-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : TRABZON
Konuları : 14
Mesajlar : 65
Teşekkürleri: 1
8 mesajına 10 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 27.05.09
Durumu : Status: Offline
|
Siyonizmin sonu d-8 islam birliği ile gerçekleşecektir inşallah |
|
|
![]() |
| Etiket |
| ayak, oyunları, tarihimiz, yahudi, yakın |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|