|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 173 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| SORU-CEVAP VE İSTEKLERİNİZ Bu Bölümde Üye ve Yöneticilerimize Soru sorabilir ve Üyelerimiz tarafından sorulan sorulara cevap yazabilirsiniz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Konuyu Değerlendir | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Azimli Üye
Üye No : 8961
Üyelik tarihi : 11-01-2011
Konuları : 37
Mesajlar : 50
Teşekkürleri: 1
21 mesajına 31 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() Son Aktivitesi : 02.02.12
Durumu : Status: Offline
|
Üç şey vardır ki Hasan bin Muhammed bin Hasan, Ömer bin Abdülazize: - Ya Ömer! Üç şey vardır ki, kimde bulunursa imanı kâmil olur dedi. Ömer bin Abdülaziz dizleri üzerine çökerek, - Ey Resulullahın torunu! Bunları bana söyler misiniz? dedi. - Kişi razı olur, rızası onu bâtıla düşürmez. Kişi kızar, kızması onu haktan ayırmaz. Muktedir olduğu halde, hakkı olmayana el uzatmaz. Ömer bin Abdülaziz halife olunca gelen bir heyetteki 11 yaşındaki bir genç dedi ki: Allahü teâlâ, hallerini razı olduğu şekilde ıslah etsin. İnsanlar, Allahü teâlânın onlar üzerindeki merhametine, tul-i emellerine, insanların kendilerini övmelerine aldanmakta, böylece ayakları kayarak ateşe (Cehenneme) düşmektedir. Ey Emir-ül-müminin! Allahü teâlânın üzerindeki merhameti, tul-i emel, insanların seni övmesi seni aldatmasın. Eğer aldanırsan ateşe düşen aldananlara dahil olursun. Eğer aldanmazsan, Allahü teâlâ seni bu ümmetin salihleri ile beraber bulundurur. Bu genç Hüseyin bin Ali’nin oğlu, yani Hazret-i Ali’nin torunu idi. Kab-ül-Ahbar hazretleri, Hazret-i Ömer’e dedi ki: Ey Emir-ül-müminin! Korkan bir kimsenin amelini yap. Kıyamet günü yetmiş Peygamberin yaptığı amel ile gelsen, orada gördüklerinden dolayı amelini yine az görürdün. Bunları işiten Hazret-i Ömer, düşüp bayıldı. Ayıldığı zaman, - Bize nasihat et dedi. Kab-ül-Ahbar hazretleri dedi ki: - Ey Emir-ül-müminin! Şayet Cehennemden doğuda çok ufak bir yer açılsa idi, batıdaki adamın beyni kaynar, sıcaktan erirdi. Bunu işiten Hazret-i Ömer çok ağlayarak; - Devam et ey Kab dedi. - Ey müminlerin emiri! Kıyamet günü Cehennem öyle bir solur, şiddetlenir ki, mukarreb melekler, Peygamberler ve bütün herkes diz üstü çökerler. Bütün Peygamberler; “Ya Rabbi! Bugün ben nefsimi isterim” diyecekler, sadece Resulullah efendimiz “Ya Rabbi! Ümmetimi isterim, ümmetimi isterim, başka bir şey istemem” diyecektir. Bir âlimin nasihati [Mısır meliki Efdale nasihati] Ey Emir-ül-müminin! Bu saltanat senden öncekinin ölmesi ile eline geçti. Senden önceki, şimdi bu saltanattan ölmek suretiyle uzaklaştığı gibi, sen de uzaklaşacaksın. Bu ümmetin üzerine aldığın işler hususunda Allahü teâlâdan kork. Zira Allahü teâlâ, iğneden ipliğe kadar seni hesaba çekecektir. Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde mealen; (Rabbin hakkı için, biz onların hepsine muhakkak surette yapmakta oldukları şeylerden soracağız) buyuruyor. (Nahl 92-93) Biliniz ki, insanlar, emirlere tâbi olmakta, Cehennemden korkmakta ve arkadaşları ve ailesi ile münasebetlerde fıkıh ilmine çok muhtaçtır. Halk, sultandan güzel huy ve yüksek davranışlar bekler. Ahkamda ayrılıkların ve düşmanlıkların giderilmesini ister. Bu işleri halletmek için, sultanların daha fazla ilme ve hikmete ihtiyaçları vardır. İlimsiz insan, insansız şehir gibidir. Sultanda hususi, insanlarda umumi olan en güzel, şey; ilmi sevmek, onunla süslenmek ve ilim sahiplerine hürmettir. Zira bu hususta insani tarafın kuvvetine ve hayvani duygulardan uzaklığına, derecesine ve duygularının yüceliğine delil vardır. Eğer sultan ilimden uzak olursa, nefsinin arzu ve isteklerine tâbi olur ve tebasına yularsız at gibi zarar verir. Çıkmaz sokaklara girer ve uğradığı yerleri felakete uğratır. Kötü huylardan, fuhuştan ve rezillikten uzaklaşmak, ilimden ne kadar nasiplenmişse, ona göre mümkün olur. Bunların hepsi sende görülebilir. Güzelliğin artması için âlimlerin meclislerinde oturmaya, fakihlerin sohbetini dinlemeye, ilim kitaplarını, ulemanın divanlarını, geçmiş hükümdarların hayatlarını incelemeye çok fazla ihtiyaç vardır. Ey Sultan! Allahü teâlâdan korkmayı emredenden üstün, onu emretmeyenden küçük, Allahü teâlânın emrini kabul edenden ve Allahü teâlânın hükmünü öğrenenden daha kıymetli, Allahü teâlânın sıfatları ile sıfatlanandan daha şerefli kimse yoktur. İlim, Allahü teâlânın sıfatıdır. Allahü teâlâ, ilminin genişliğini ve çokluğunu bildirmekte ve mealen şöyle buyurmaktadır: (Allah’ın kürsüsü, gökleri ve yeri çevrelemiş, kaplamıştır.) [Bekara 255] Bu âyet-i kerimedeki kürsi, ilimdir. Kürsi sahipleri de ulemadır. İlim böyle faziletli olunca, sultanların, iktidar sahiplerinin, eşrafın ve şeyhlerin ilimle meşgul olmaları evladır. Zira, bu makamlarda hata yapmak çok çirkindir. Fazilet göstermek ise büyük bir fazilettir. İbrahim bin Mehdi, Halife Memun fakihlerle fıkıhtan konuşurken yanlarına girdi. Halife Memun, İbrahim bin Mehdiye; “Ey amcacığım! Bu âlimlerin dediği hususta ne dersin?” deyince o; “Ey müminlerin emiri! Bizimle küçüklükte meşgul oldular. Biz de, yaşlılıkta onlarla ilgileniyoruz” dedi. Halife Memun; “Niçin bugün ilim öğrenmiyorsun?” diye sorunca, İbrahim bin Mehdi; “Benim gibi biri için ilim öğrenmek güzel olur mu?” dedi. Halife Memun; “Evet, güzel olur. İlim talep ederek ölmen, cehalete razı olarak yaşamandan hayırlıdır” dedi. İbrahim bin Mehdi; “İlim talebi ne zaman güzel olur?” diye sorunca, Halife Memun; “Hayat, senin için güzel olduğu zaman” diye cevap verdi. Ahlak ilmiyle uğraşanlardan biri, ilim öğrenen, ilimle meşguliyeti seven ve bu yaşta ilim öğrendiği için utanan bir ihtiyara; “Ey pir-i fani! Ahir ömrünün, evvel ömründen efdal olmasından mı utanıyorsun? Halbuki cehalet özür olmadığı halde, küçüklük özürdür” dedi. Âlimler buyurdular ki: “İlmin kuvvetlendirmediği izzet, zillettir. Akılla teyit edilmeyen ilim sapıklıktır.” Hâl böyle olunca, her melik veya mevki sahibi, ilim öğrenmekten nasıl geri durabilir. Musa aleyhisselam, Şam’a, bütün Bahreyn ülkelerine, batının en ücra köşelerine, Hazret-i Hızır’ı bulmak, ondan bir şeyler öğrenmek için gitti. Onu bulduğu zaman da; “Sana, rüşt ve hidayetten bildiğini bana öğretmen için tâbi olabilir miyim?” dedi. Peygamber efendimiz, bütün mahlukatın seçilmişi olduğu halde, Allahü teâlâ Ona mealen; (Ya Rabbi, ilmimi arttır) demesini bildirmektedir. (Taha 114) Şayet Allahü teâlânın katında ilimden daha şerefli bir şey olsaydı, Allahü teâlâ, Peygamberine onu yapmasını bildirirdi. İnsanoğlunun atası Âdem aleyhisselam, melekler, Rablerine tesbih ve takdisler ile iftihar ettikleri zaman, ilmi ile iftihar etti. (Allahü teâlâ meleklere; “Eğer (her şeyin iç yüzünü bilen) sadıklarsanız, (eşyayı kastederek) bunların isimlerini bana haber verin) buyuruluyor. (Bekara 31) Melekler bunu söylemekten aciz kalınca, onlara, Âdem aleyhisselama doğru secde etmelerini emretti. Bütün bunlar, ilmin şerefini ve kıymetini göstermektedir. (Küçüklükte öğrenilen ilim, mermere yazmak gibi, yaşlılıkta öğrenilen ilim, suyun üzerine yazı yazmak gibidir) sözü, sana mazeret kapısı açmasın. Ahnef bin Kays, bu sözü söyleyen bir kişiye; “Yaşlı bir zat, aklen daha kâmildir. Ancak, kalbi meşgul olup, manayı araştırır ve dikkatini sebeplere verir” buyurdu. Resulullah efendimizin Eshabı arasında, yaşlılar, olgun kimseler, gençler vardı. Hepsi ilim, Kuran, sünnet öğreniyorlardı. Hepsi ilim deryaları, fıkıh ve hikmet membaları idiler. Ancak küçüklükte öğrenilen ilim, sağlam temellere oturur. Ancak, bir şeyin hepsi ele geçmezse, hepsini de kaybetmemelidir. Birisi, “Ben ilim öğrenmek istiyorum. Ancak onu zayi etmekten korkuyorum” dedi. Hazret-i Ebu Hüreyre buyurdu ki: “İlim öğrenmeyi terk etmen, ilmi zayi etmeye yeterlidir.” Meşhur nahiv âlimi Esmai anlatır: “Bir gün bir Arab çocuğuna; “Arap evlatlarından bahset?” dedim. Onun konuşmasındaki güzellik beni büyülemişti. Ona; “Bin altının olup da ahmak olmayı ister misin?” diye sorunca, o çocuk; “Hayır” dedi. “Niçin?” diye sorduğumda; “Bu para, benim ahmaklığımı arttırır. Bende bulunan diğer şeyleri alır. Böylece bende, sadece ahmaklığım kalır” dedi. Bu durum, çocuğun zekasının parlaklığını ve kendisinden daha yaşlı olanlardan daha dikkatli davrandığını göstermektedir. Zekanın ve cömertliğin bir sınırı yoktur. İslam âlimleri buyurdular ki: “Tecrübe, aklın aynasıdır. Gurur, cehaletin meyvesidir.” Bu sebeple yaşlıların görüşleri övülmüştür ve denilmiştir ki: “Yaşlılar, vakar ağaçları, nur membalarıdır. Onlar, kolay kolay yanılmaz. Yaşlıların görüşlerine sarılınız. Zira, onların zekaları olmasa da, zeka olarak tecrübeleri yeter.” Resulullah efendimiz buyurdu ki: (Ey Ebüdderda! Aklını artır ki, Rabbine yakınlığın artsın! Haramlardan sakın, farzları yap, akıllı olursun. Sonra bunları, salih amellerle ziyade eyle. Dünyada aklın ve Rabbinin katında yakınlığın ve izzetin artar.) İnsanlarla iyi geçinmek için Sual: Karşılaştığımız insanların kimisi iyi, kimisi kötüdür. Herkesle iyi geçinebilmek için ne yapmak gerekir? CEVAP İnsanlarla iyi geçinebilmenin iki şartı vardır: 1- İyi bir insan olmak, 2- İnsanları iyi tanımak. Bu iki şarta malik olan, herkesle iyi geçinir. İyi insan olmak için, dinimizin emir ve yasaklarına riayet etmek kâfidir. İnsanları tanımak için de şunları bilmek gerekir: İnsanlar üç kısımdır: Birinci kısımdakiler, gıda gibidir, her zaman gerekir. İkinci kısımdakiler, ilaç gibidir, bazen gerekir. Üçüncü gruptakiler hastalık gibidir, istenmez, fakat musallat olur. Bunlara müdara edilir. Kendisine veya başkalarına zarar gelme korkusundan dolayı iyiliği emretmek ve haramı men etmek mümkün olmazsa, böyle durumlarda fitneye mani olmak için susmaya, müdara etmek denir. Müdara, dini veya dünyayı zarardan kurtarmak için, dünya menfaatinden vermektir. Kalben nefret edip, haramı men etmek istediği halde, müdara yapmak caizdir. Hatta sadaka sevabı hasıl olur. Ancak akıllı kimse, iyi geçinir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (İyi geçinmek aklın başıdır.) [Beyheki] (İyi geçinmek aklın yarısıdır.) [Deylemi] (Allahü teâlâ, farzları emrettiği gibi, müdara etmemi de emretti.) [Deylemi] Müdara ederken tatlı dilli ve güler yüzlü olmak gerekir. Herkesle müdara ederek sohbet etmelidir! Yani, hep tatlı dilli ve güler yüzlü olmalıdır. İyi ve kötü, herkes ile karşılaşınca, böyle olmalıdır. Fakat, kötülere ve sapıklara müdahene etmemeli, onun sapık yolundan razı olduğunu zan ettirmemelidir. (Hindiyye) [Müdara, İslamiyet’in dışına çıkmadan, gönlünü almaktır. Müdahene, birinin gönlünü alırken, İslamiyet’in dışına çıkmak, günaha girmektir.] (İyi geçinmek aklın başıdır) hadis-i şerifi, ancak akıllı kimsenin insanlarla iyi geçineceğini bildirmektedir. (Beyheki) İbrahim Hakkı hazretleri buyuruyor ki: Allahü teâlâ, insanlarla iyi geçinmemizi emrederek hadis-i kudside, (Kötülük edene iyilik eden, gelmeyene giden, uzak durana yaklaşan, yemek vermeyene yemek veren, en üstün olandır. Affedin, ayıp örtün, merhamet edin ki merhamete kavuşun! İnsanlara karşı iyi huylu olanı severim ve insanlara onu sevdiririm) buyurdu. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Selam verirken gülümseyen, sadaka sevabına kavuşur.) [İ.E.dünya] (Kim, bir müslümanın sıkıntısını giderip, onu sevindirse, Allahü teâlâ, kıyamette en sıkıntılı anlarda, onu sıkıntılardan kurtarır.) [Buhari] (İmanı en kuvvetli olan, ahlakı en güzel ve hanımına karşı en yumuşak olandır.) [Tirmizi] (Söz veriyorum, tartışmayan, haklı da olsa, kimseyi incitmeyen Cennete girer.) [Tirmizi] Edep ehli buyuruyor ki: Cömertlik insanın süsüdür. Af, en güzel bir ihsandır. Kerim aza şükreder, adi kimse, çoğu beğenmez. Kerim, sözünde durur, sözünde durmayanı da affeder. Herkesin verdiği eziyete, sıkıntıya katlanır, fakat hiç kimse ondan incinmez. Kendine söylenince razı olmayacağın sözü başkalarına söyleme! Başkalarının seninle nasıl konuşmasını istiyorsan, sen de onlarla öyle konuş! Özür dileyenin özrünü kabul et! Seni üzeni affet, ona iyi davran! Verdiğin sözü tut, ettiğin iyiliği gizle, başa kakıcı olma! Başkası için kuyu kazan kendi düşer. Halka ihsan eden, Haktan ihsan görür. Sana söz getiren, senden de söz götürür. (M.Name) Dosta, düşmana, iyi, kötü, herkese, tatlı dil ve güler yüz göstermeli, fitne çıkarmamalı, düşman kazanmamalıdır. İnsanlara yapılacak en faydalı ihsan, en kıymetli hediye, tatlı dil ve güler yüzdür. İneğe tapanları görünce, ineğin ağzına ot vererek, düşmanlıklarına mani olmalıdır! Hafız-ı Şirazinin, (Dostlara doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idare etmelidir) sözüne uymalı, af dileyenleri affetmelidir! Herkese karşı iyi huylu olmalı, yumuşak söylemeli, sert söylememelidir! Kimse ile münakaşa etmemelidir! Münakaşa, dostluğu azaltır, düşmanlığı artırır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Haklı iken de, münakaşayı terk edene, Cennette bir köşk verilir.) [Taberani] (Haklı da olsa, münakaşayı terk etmeyen, hakiki imana kavuşamaz.) [İ.Ebiddünya] Öğretmen öğrenci ilişkisi Sual: Öğretmenin öğrenciyle ilişkisi nasıl olmalıdır? CEVAP 1- Öğrenciye kendisini sevdirmeli. 2- Onu tenkit etmemeli, özellikle başkasının yanında hakaret edip mahcup etmemeli. 3- Notu esirgememelidir. |
|
|
| Bu mesaj için prakmen kullanıcısına teşekkür edenler: | Minhac (12.01.11) |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | Konuyu değerlendir |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yönetici ve boyutları vı | prakmen | SORU-CEVAP VE İSTEKLERİNİZ | 0 | 12.01.11 15:54 |
| Yönetici ve boyutları v | prakmen | SORU-CEVAP VE İSTEKLERİNİZ | 0 | 12.01.11 15:53 |
| Yönetici ve boyutları ıv | prakmen | SORU-CEVAP VE İSTEKLERİNİZ | 0 | 12.01.11 15:52 |
| Yönetici ve boyutları ııı | prakmen | SORU-CEVAP VE İSTEKLERİNİZ | 0 | 12.01.11 15:50 |
| Yönetici ve boyutları ıı | prakmen | SORU-CEVAP VE İSTEKLERİNİZ | 0 | 12.01.11 15:49 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|