|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,928 | Üyeler: 10,668 | Online: 175 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| SORU-CEVAP VE İSTEKLERİNİZ Bu Bölümde Üye ve Yöneticilerimize Soru sorabilir ve Üyelerimiz tarafından sorulan sorulara cevap yazabilirsiniz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Konuyu Değerlendir | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Üye
Üye No : 10541
Üyelik tarihi : 25-07-2011
Mesleği : Serbest
Nereden : Kırşehir
Konuları : 1
Mesajlar : 10
Teşekkürleri: 1
9 mesajına 14 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 02.09.11
Durumu : Status: Offline
|
Arkadaşlar. Gündoğan hocanın güncel ekonomi yazılarını buldum. Amerikadaki son kriz ile ilgili olarak okuyordum. Hoca kendine has uslubu ile çok güzel anlatmış son olanları. Tavsiye ederim. Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN Çözümsüzlükte Anlaşmaya Varıldı ÇÖZÜMSÜZLÜKTE ANLAŞMAYA VARILDI Son sıralarda ABD’deki borç krizinden dolayı piyasalar epey gerilmişti. Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasındaki çekişme endişe ile izleniyordu. Ancak sonunda (!) anlaştılar ve işler yoluna girdi. Piyasalar normale dönmeye başladı. Bu işler ne ilk ne de son. Zaten 14. Kez borçlanma tavanı yükseltiliyor. Maalesef artık kimse olayların içine, nedenine niçinine bakmıyor. Birçok yazıda ve kişiler ile görüşmelerimde gördüm ki bu mesele yukarıda bir paragrafla özetlediğim şekilde anlaşılmış. Ancak gerçekler çok farklı. Anlaştıkları doğru ama içinde bulunulan çöküşe bir çözüm yok. Adeta çözümsüzlükte anlaştılar. Bu şuna benziyor. Bir kristal vazo mutlak olarak bir yükseklikten düşecek. Siz o yüksekliği daha da artırıyorsunuz. Düşünce tuz-buz olsun diye! Pekiyi olay nedir? Olay şudur. ABD Hükümetinin piyasadan maksimum ne kadar borçlanabileceğini yasalar belirliyor. Şu anda borçlar yasal sınır olan 14.3 trilyon dolara ulaşmıştı. Ancak Hazine’nin de ödemeleri vardı. 3 Ağustos’da yaklaşık 300 milyar dolar ödemesi vardı. Bu ödemeleri yapabilmek için piyasadan 300 milyar dolar borç alması gerekiyordu. Borçlanma yasal sınıra ulaştığı için de yeni borç alamıyordu. Bu durumda Hazine’nin yapabileceği üç şey vardı. Birincisi bazı faturaları ödemeyip temerrüde düşmek. Bunu yaptığı anda domino etkisi inanılmaz olurdu. “ABD borçlarını ödeyemiyor” görüntüsü vermek tam bir kaosa yol açardı. Bunu tercih etmediler. İkincisi, yasalar Başkan Obama’ya olağanüstü durumlarda kendi kararı ile borçlanma yetkisi veriyor. Bunu da kullanamazdı. Bu da piyasalara “demekki ABD olağanüstü bir sürece girdi” mesajı verirdi ki sonuçları birinci tercihten farklı olmazdı. Üçüncüsü, yasa ile borçlanma limitini artırmak. Bunun için de muhalefet ile anlaşması gerekiyordu. Obama bu tercih üzerinden politika geliştirdi. Muhalefet de kendisine gelinince karşı bir argüman geliştirdi. Muhalefette olanlar “peki borçlanabilirsin ancak bir tasarruf paketi de ortaya koyma şartı ile kabul ederiz” dediler. İşte kavga ya da anlaşamamazlık bu tasarruf paketi planında çıktı. Önce kimden veya nelerden kesinti yapılacağı tartışıldı. Muhalefet bir nevi politik manevra yaptı. Kesintileri (tasarrufları) millete yaydırmaya çalıştı. Böylelikle halkın geniş kesimleri tasarruflardan etkilenecek ve Obama Hükümetine karşı soğuyacak. Gelecek seçimlerde de Cumhuriyetçilere yönelecek. Algülüm-vergülüm sonunda anlaştılar. Anlaştıkları ne? Uygulanacak tasarruf tedbirleri planı. Başka bir şey değil. Peki ne oldu? ABD hükümetinin borçlanma üst sınırı 2.4 trilyon dolar arttırıldı. Ancak buna karşı Hükümet de 10 yıl içinde bütçede 1 trilyon dolarlık kesinti yapacak. Sonuçta Hazine, hemen 300 milyar dolar kadar daha borçlandı ve ödemelerini yaptı. Gerisi rutin Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) egzersizleri. Şimdi gelelim genel bakışımıza. Bu, BDPS çöküşüne dair bir çözüm değildir. Sistem, geri dönüşü olmayacak bir şekilde çökmeye devam ediyor. Borçlanma tavanının artırılması ile çöküş biraz daha hızlandırılmış oldu o kadar. Düşünün bir kere, ABD 14.3 trilyon dolar borcunu çeviremiyor/ödeyemiyor. Bu borcu ödeyebilmek için 2.4 trilyon dolar daha borç yapıyor! Bu açıdan baktığınız zaman bile olayın ne kadar traji komik olduğunu görürsünüz. 14.3’ü ödeyemeyen daha sıkıntılı şartlarda 15.7’yi hiç ödeyemez. Sonra? Yine borç. Yine borç ve sonunda bitiş! Nitekim S&P bunu bildiği için ABD’nin kredi notunu AA+ ya düşürüverdi. Aslında bu çöküşü görenler de şimdi savaştan söz etmeye başladılar. Bu savaş, bu zamana kadar gördüğümüz bütün savaşların üzerinde olur diyorlar. İşte tam bu noktada ülkemiz kendi tedbirini almak zorundadır. Bu zamanlar adeta bolluk zamanlarıdır. İşte bu zamanda bu bolluğun keyfini yapacağımıza, gelmesi mutlak gözüken kıtlığın hazırlıklarını yapmalıyız. Çare de çözüm de, borca dayalı olmayan yeni bir para kredi sistemidir |
|
|
| Bu mesaj için Şifai kullanıcısına teşekkür edenler: | beklenen müjde (06.08.11) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Milli Nizam
Üye No : 9189
Üyelik tarihi : 26-02-2011
Mesleği : adil düzen çalışanı
Nereden : İstanbul-küçükçekmece
Konuları : 212
Mesajlar : 436
Teşekkürleri: 48
38 mesajına 52 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ-421 / ADİL DÜZEN DERSLERİ-251 İstanbul, 11 Ağustos 2007 PARA, BORÇ VE AK PARTİ’NİN BAŞARISI! Sanayi ekonomilerinde herkes çalışır. Çalıştığını topluluğa verir, karşılığında para alır, sonra gider onunla kendisine istediği malı satın alır. Kimse ürettiğini kendisi tüketmez. Tarım ekonomisinde ise herkes kendi ürettiğini kendisi tüketir. Fazla olan malı satar, eksik olan malı satın alırdı. Gelişmiş ekonomilerde emek halktan işyerlerine gider, işyerlerinde mala dönüşür. Tüccar onu satın alır, mağazalara satar, mağazalar da halka satarlar. Para ise aksi istikamette işyerinden halka, halktan mağazalara, mağazalardan tüccarlara, tüccarlardan işyerlerine akar. Mal döngüsü ile para döngüsü birbirine eşittir. Piyasada para artar mal artmazsa fiyatlar artar, fiyatların ve ücretlerin artması ile sözleşmeler yapılmaz olur. Kimin ne ücret alacağını, malını kaça satacağını bilemeyeceği için iş hayatı durur. Mal arttığı halde para artmazsa fiyatlar düşer. Fiyatlar düşünce herkes mallarını zararla satmak zorunda kalır ve bunu yapmak istemeyeceği için ekonomik kriz doğar. Bu sebepledir ki merkez bankaları fiyatları sabit tutmaya çalışırlar. Avrupa Birliği’nde müsaade edilen en büyük fiyat artışı %2’dir. İslâmiyet’te de bu oran %2.5’tur. Merkez bankaları parayı piyasaya nasıl sürmektedirler? a) Açık bütçe piyasaya sürülecek yeni para ile mümkündür. Artırmalı bütçe ise piyasadan para çeker. b) Mevduat faizi ile kredi faizi arasındaki fark parayı piyasadan çeker veya iter. c) Açılan krediler piyasada parayı artırır. Kredileri keserseniz piyasadan para çekmiş olursunuz. d) Bankaların merkez bankası adına yapacakları rezervasyon zorunluluğu piyasadan parayı çeker veya iter. e) Dolar veya döviz satarsınız, böylece para piyasaya sürülmüş olur. Merkez bankaları bu araçları kullanarak enflasyonu %2.5’tan azda tutarlar.Türkiye gibi dışa borçlu olan ülkelerin bu mekanizmayı çalıştırmaları mümkün değildir. Çünkü dışa büyük faizler ödemek zorunda olduğu için bunu bütçe açığı ile kapatmaktadır. Böyle olunca da enflasyon kaçınılmaz olmaktadır. Dışarıya borçlanarak malı artırsanız geçici olarak enflasyonu yavaşlatırsınız. AK Parti’nin başarısı bundan ibarettir. Ama bunun sonrası ise birden patlamadır. Çünkü borç alamaz hâle gelirisiniz. Bu arada artan faiz yükü de üstünüze biner ve çökersiniz. Osmanlı İmparatorluğu’nu böyle yıktılar. Şimdi de Türkiye’yi böyle yıkmak üzere hazırlanıyorlar. Türkiye’nin varlığını sürdürmesi için dış borçlarını hemen kapatması gerekir. Bunun nasıl yapılacağını defalarca anlattık; tekrar hatırlatalım: a) Doların fiyatını 2 YTL’ye çıkarırsınız. Sonra tedrici bir şekilde düşürmeye başlarsanız. Herkes Türk Lirasını alır ve doları hazineye satar. Böylece borçlar ödenir. Bir defaya mahsus olmak üzere enflasyon olur. Bu da ihracatı kamçılar. b) Devletin imkanlarını halka satarsınız ve elde ettiğiniz YTL ile dolar alır, borcunuzu kapatırsınız. Dinlenme yani turizm yerleri dışarıya da satılabilir. Dağlar boş durup faiz ödeyeceğimize, dağlardan insanlar yararlansın, biz de faiz ödemeyelim. c) Halktan kredileşme usulü ile borç alır, onunla dolar toplayıp borcunuzu kapatırsınız. Sonra halka ödersiniz. Ayrıca faizsiz olarak kredi verirsiniz. Ülkede maliyetler düşer, ithalat patlaması olur. d) Dolar borcunu mal borcuna çevirirsiniz. Yabancılar faiz yerine ucuz mal almış olurlar. Böylece ihracatımızı yapmış oluruz. e) Borcu iştirake çevirebiliriz. Fabrikaları borç karşılığı onlara satarız. Onlar borçlanır. Biz de fabrikalarımızdan vazgeçeriz. İşte, Meclis’in ilk yapacağı iş IMF’e bugüne kadar ülkemize verdiği hizmetlerden(!) dolayı teşekkür etmek ve ilişkileri sona erdirmek, o andan itibaren de millî ekonomimizi kendimiz düzenlemektir. Bunun için “Merkez Bankası Yüksek Kurulu” kurulmalıdır. Bu kuruluşa AK Parti 9, CHP 4, MHP 3, DP,GP, SP ve bağımsızlar birer üye vermelidirler. Merkez Bankası’na iki sene zarfında borçları tasfiye etme görevi verilmelidir. Başaramayanı eskiden olsa asarlardı, biz ise ülkemizden sürelim. Eğer Kur’an bana izin verseydi; ‘Beni Merkez Bankası Başkanı yapın, gerekli yetkileri verin, iki yıl içinde Türkiye’yi borçtan kurtaramazsam beni asın!’ derdim. TCMM Başkanı olmak isteyenler çözümü yazsınlar ve bir rapor olarak getirsinler. Partiler jüri oluştursunlar; birinci gelen başkan olsun ama sorunluluğunu da müdrik olsun. SÜLEYMAN KARAGÜLLE Yay. Haz.: REŞAT NURİ EROL AkevlerSite |
|
|
|
|
#3 | |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Akıncı
Üye No : 6688
Üyelik tarihi : 29-01-2010
Mesleği : HAKK'ı yaşamak. Ruh hâlim aşağıdaki seçeneklerin herbirini teğet geçiyor. Sizler için üzüntülüyüm.
Nereden : sözlerim HAK'tan, gelişim MÜLK-İ BEKÂ'dan ikâmetim mahfuz
Konuları : 36
Mesajlar : 232
Teşekkürleri: 643
92 mesajına 143 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 31.03.12
Durumu : Status: Offline
|
Alıntı:
![]()
|
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| abd, borç krizi, borç tavanı, buldum, gündoğan, hocamızı, mete, mete gündoğan, piyasalar, prof |
| Seçenekler | |
| Stil | Konuyu değerlendir |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Çılgın Proje Prf.Dr.Mete Gündoğan'a ait | ZafeR | MGFORUM GÜNDEMİ | 4 | 29.04.11 14:07 |
| Prf.Dr.Mete Gündoğan | Abdülhamit | BİYOGRAFİ VE BİLGİ DAĞARCIĞI | 0 | 18.07.10 21:18 |
| Prof. Dr. Mete Gündoğan - milli görüş | suvari4060 | VİDEO - FLASH PAYLAŞIMLARI | 1 | 15.07.10 15:18 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|