| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,934 | Üyeler: 10,668 | Online: 219 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Takvimden Yapraklar »

Takvimden Yapraklar Tarih2ten damlalar , Takvimden Yapraklar

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14.08.10, 20:22   #1
TURGUT_NL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Azimli Üye
Üye No : 7954
Üyelik tarihi : 06-08-2010
Mesleği : serbest
Nereden : HOLLANDA
Konuları : 15
Mesajlar : 61
Teşekkürleri: 48
45 mesajına 91 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2 TURGUT_NL is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 12.09.10
Durumu : Status: Offline

Standart Tarih Boyunca brutusler!...

Sen de mi Brütüs!



Dostlarini, davalarini, saflarini terk edenler düsmanlarin agina düsüyor. Grubunu terk eden eski günlerine, eski büyüklerine, eski kutsallarina saldiriyor. Tarih boyunca Brütüsler hep var oldu, bundan sonra da olacak. Sahi kimdir günümüzün Brütüsleri?


--------------------------------------------------------------------------------

Shakespeare, Julius Sezar adli eserinin o en bilinen sahnesinde "Et tu Brutus?" (Sen de mi Brütüs?) dedirtir Sezar'a. Sonra elbisesini basina çekip "Öyleyse öl Sezar!" diyerek kaderini mühürleyecek 23 hançer darbesine birakir kendini. Psikologlar, edebiyat tarihinin bu en meshur satirlarinda bir hastalik ve bir travmanin bulgularini görürler. Tip literatürüne Brütüs Kompleksi diye giren hastalik, hastanin kendini büyüten, koruyan, kendine bakan kisiye karsi kin besleme, onu ortadan kaldirma, onun gölgesinde kalmaktan kurtulma arzusu olarak tanimlanabilir. Buna karsilik "Öyleyse öl Sezar!" cümlesi 1991 yilinda Prof. Jenifer J. Freyd'in literatüre kazandirdigi 'Ihanet Travmasi'nin temel bulgusu. Freyd, özellikle kendisini korumasini bekledigi kisilerin ihanetine ugrayanlarin sonu intihara kadar varabilen bir travma geçirdiklerini kaydediyor.

TARIH BOYUNCA BRÜTÜSLER

Marcus Junius Brütüs'ün hikâyesi Voltaire ve Shakespeare'in kalemlerinden çikmamis olsaydi 'en yakinindan gelen ihanete' verilecek özel bir ad olmayacakti. Brütüsler, tarih boyunca olduklari üzere hep var olacaklar, ama adlari hain, dönek, satilmis gibi kelimelerin arasinda kaynayip gidecekti. Oysa Brütüsler nitelikli birer teröristtirler. Sadece ihanet ettikleri eski dostlarini degil, dostluga, kardeslige, davaya inanan herkesi hedef alir ve herkese zarar verirler. Brütüslerin 'ilk hançeri vurduklari' o ihanet ani eski dostlarin, dava arkadaslarinin arasinda sosyal-psikoloji uzmanlarinin "Kennedy Etkisi" dedikleri bir patolojiye yol açar.

Bu patoloji ihanetin o anini unutulmaz kilar ve yasayanlarin hafizasina donuk bir kare olarak kazir. John F. Kennedy vuruldugu gün, o beklenmedik ihanetin sahitleri için zaman durmustur. Yillar sonra bile herkes o anda nerede oldugunu, ihanetin haberini nasil aldigini, neler hissettigini en ince ayrintisina kadar hatirlar. Bu tür donuklasmis kareler topluluklarin hayatinda arttikça kardeslik ve vifak duygulari zedelenir, soyut idealler gelistirememis ruhlar ümitsizlige ve ye'se kapilir. Bu anlamda Brütüsler tipki teröristler gibi toplumu hedef alir; kargasa, dagilma ve güvensizlik atmosferini yaymaya çalisir; tipki teröristler gibi medyayi kullanir; tipki teröristler gibi kendi amellerini kutsal veya üstün bir davanin fiiliyata dökülmüs hali gibi sunarlar.

Tipki bütün nitelikli teröristler gibi Brütüsler de sevilmezler. Bunun en çarpici örnegi Romali Brütüs'ün kendisidir. Senatör arkadaslari ile birlikte Sezar'in sert ve haris politikalarinin Roma'yi yikmakta olduguna ve halk için en iyi yönetimin cumhuriyet rejimi olduguna inanan Brütüs, kendisini evlat edinmis Sezar'a ilk hançeri indirdikten sonra halka seslenmis ve "Ulu Roma'nin insanlari! Bir kez daha özgürüz!" demisti. Ancak Sezar bütün diktatör egilimlerine ragmen halk tarafindan seviliyordu. Dahasi onu öldürenlerin arasinda bizzat kendi evlatliginin bulunmasi halkin duygularini galeyana getirmisti. Bir kurtarici degil, hain katiller olarak görüldüler. Doguya kaçip bütün bir Roma Ideali'ni terk ettiler. Brütüs kendisini felsefeye adadi ve bir yil içinde de intihar etti.

GIZLI GÜNDEM BRÜTÜSLESTIRIYOR

Kisilik bozukluklarinin sömürüldügü psikolojik harp taktikleri üzerine uzman Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Brütüslerin büyük bir kisminin gizli gündemi olan kisilerden çiktigi kanaatinde. Kurumsal ve grupsal sadakat olusumu üzerine yapilan çalismalar bu sadakatin kaybinin özellikle kurum veya grup içinde kendine ait bir gündemi olan 'liderlik tutkulu' insanlarda görüldügünü ortaya koymus. Nevzat Tarhan, bu kisilerin gruba baglanma nedenlerinin muglak ilkelere degil mutlak faydaya bagli oldugunu, dolayisiyla da bu kisilerin sartlara göre durum degistirebileceklerini söylüyor. Tarhan'in bas örnegi de yine tarihsel Brütüs.

Gerçekten de mevcut tarihî ve edebî malzeme Brütüs'ü daha en erken dönemlerde maddi çikarlarina birinci planda önem vermis, kendisi en güçlü olmadigi dönemlerde muhakkak güçlü birinin gölgesinde palazlanmayi beklemis, kaçinilmaz gördügü devrimlere destek vermis bir faydaci olarak gösteriyor. Brütüs'ün gençlik yillarinda tefecilik yaptigi, Pompey adli ordu komutaninin güçlenmesi üzerine Sezar'a karsi girisilen savasta Pompey'in yaninda yer aldigi, Pompey'in yenilmesinden sonra Sezar'in kendi annesiyle olan evlilik disi iliskisini kullanarak affedilmeyi basardigi ve bundan sonra Sezar'in yaninda çalismaya basladigi biliniyor.

Brütüs'ün, Sezar tarafindan evlatlik edinilmesi ve senatoda önemli bir göreve getirilmesine karsin içten içe bacanagi Cassius ile birlikte kurdugu komplo da tam bir 'gizli gündem' göstergesi. Brütüs ve Cassius'un basini çektigi klik kendisine 'Liberaller' adini vermis ve Sezar'in gittikçe diktatörlesen yönetimine karsi örgütlenmis olsa da Brütüs kendisine 'oglum' diye hitap eden Sezar'a bu gündemini sezdirmemis. Shakespeare gibi yazarlar Brütüs'ü yüksek idealleri olan bir kahraman olarak lanse etse de tarih Brütüs'ü bir "baba katili ve ideallerinden çok kendi liderlik hayallerine kilitlenmis bir makam düskünü" olarak hatirlar.

Brütüs'ün Sezar cinayetinden sonra halka yaptigi konusma aslen bacanagi Cassius'un kaleminden çikmis olsa gerektir. Brütüs, Sezar'la dost olduklarini, onu çok sevdigini ama Roma'yi Sezar'dan ve Sezar'in Roma'yi sevdiginden daha çok sevdigini söyler. Kendince Helen sehir devletlerinde gördügü demokrasiyi Roma'ya tasimak, Roma insaninin mutlulugunu saglamak istemistir. Brütüs, tarihin bütün Brütüsleri gibi resmin tamamini görmekten aciz bir fitrattir. Sezar'in ortadan kaldirilmasinin cumhuriyet rejimini geri getirecegini zanneder. Oysa Brütüs'ten sonra halka bir konusma yapan General Mark Antony, halkin Sezar'a olan sevgisini kullanarak Brütüs ve ekibinin planlarini altüst eder.

INTIKAM HISSINE KURBAN EDILEN EBEDI SAADET

Brütüs'ün iplerini elinde tutan gerçek komplocunun Cassius oldugu söylenir. Kendisi Sezar'in yerine geçmek ihtirasi ile yanip tutusur, ama bunun için gerekli hamleyi kendi basina yapamayacak kadar korkaktir. Bu sebeple Sezar'a olan bagliliginin göstermelik oldugunu kesfettigi Brütüs'ü kullanir. Aslinda uyumlu, sürüyü takip eden bir kuzu görünümü sergileyen Brütüs, Cassius'un cinayet fikrini ilk duydugunda çekimser kalmistir. Ama zamanla Cassius'un etki alanina girer ve yaptigi isin tarihin seyrini degistirecek çok hayirli bir sey olduguna inanmaya baslar. Gariptir ki yaptigi her seyi Roma'nin iyiligi için yaptigina inanan Brütüs, tarih mahkemesinde baba katili olarak hüküm giyerken hain ve kurnaz Cassius'un komplonun mimari oldugu unutulmustur. Yine de Mark Antony, Cassius'a tarih kadar merhametli olmamis, o da bir savas sirasinda ele geçirilecegini anlayinca intihar etmistir.

Gizli gündemleri dolayisiyla içinde bulunduklari gruba surî bir baglilik gösterenlerin Brütüslesmesi Roma kültürüne has bir sey degildir. Hz. Resulullah'in ashabinin içine sizmis öyle kimseler vardir ki bunlar Ashab-i Resulullah'dan olma sansini küçük bir kan davasina veya kavim asabiyesine feda etmislerdir. Mikyas ibn Subâbe bu talihsizlerden biridir. Kardesi Hisam b. Subâbe kendisinden önce Müslüman olmus, ancak bir gazvede onu müsriklerden zanneden bir Müslüman tarafindan öldürülmüstü. Bu olaydan sonra Müslüman oldugunu söyleyerek Medine'ye gelen Mikyas, kardesinin kani için kisas istedi. Ancak Hz. Peygamber Aleyhisselam öldürmenin hata ile oldugu için diyet ödenmesine karar verdi. Diyet kendisine ödendigi halde Mikyas bir yolunu bularak kardesini öldüren kisiyi öldürdü. Bundan sonra da Mekke'ye kaçarak irtidad eyledi.

Gizli gündemleri dolayisiyla Kur'an'in levmettigi Abdullah b. Übeyy ve onu takip eden Evs ve Hazrec münafiklarinin hikâyesi de Islam tarihi boyunca Brütüs fitratlilar hakkinda ümmete ibret olmustur. Bakara Suresi 8-16 ayetlerinde bu insanlarin kalbinde bir hastalik oldugundan bahsedilir.

Prof. Nevzat Tarhan, Brütüslerin bir kisminin hakikaten hasta oldugu görüsünde. Bazi kisilerin tipta siklotimik kisilik denilen manik depresif bir iki uçlu duygu durum bozuklugu sergiledigini belirten Tarhan, bu kisilerin ifratla tefrit arasinda gelip giden bir karaktere sahip olduklarini söylüyor. Siklotimik kisiler beyinleri ile kalplerini ayni anda kullanamiyor ve davalarina sadece hislerle baglaniyor. Tarhan, bu açidan grup sadakati ölçülürken sadakatte asiriya giden kisilere dikkat etmek gerektigini, bunlarin sarkaç gibi bir anda öte uca geçebileceklerini söylüyor.

HACI MURAT'IN IHANETI

Kisiligi iki kutup arasinda gidip gelen, bu arada büyük dava önderliginden hainlige geçis yapan meshur bir isim Kuzey Kafkasya kahramani Haci Murat. Dagistanli Haci Murat'in adi ünlü yazarlarin eserlerine isim olmus. Çogunluk birbiriyle çelisen halk hikâyelerinin arasindan saglikli bir Haci Murat öyküsü çikarmak hemen hemen imkânsiz. Onun muhtesem bir savasçi oldugu muhakkak. Ama kan davalisi Hamzat Beg'i öldürtmesi daha erken yaslarda isminin yanina bir soru isareti koydurdu.

Ruslarla isbirligi yapan Avar Hani Ahmet'in komplosuyla tutuklanmis, esir edilmis, esaretten kaçmis ve Seyh Samil'e katilarak dillere destan bir direnis savasi baslatmisti. Ama 1851 yilinda Ruslara karsi zafer üzerine zafer kazandigi bir dönemde birden, bire Ruslarin tarafina geçtigini bildirdi. Bu o kadar beklenmedik bir olaydi ki çogu yandasi bunun Seyh Samil ile birlikte yaptiklari bir plan olduguna inanmayi tercih etti. Haci Murat iki yil kadar bir Rus kalesinde yasadi. 4 Nisan 1893’te bulundugu kaleden kaçmaya çalisirken kendisini takip eden Rus askerleriyle giristigi çarpismada öldü. Bazilari kaleden kaçisinin, hatasini anlamasi üzerine Seyh Samil'e katilmak üzere girisilmis bir macera oldugu kanaatindedir. Baskalari da tek derdinin Seyh Samil'in hapishanelerinde bulunan ailesini kurtarmak oldugunu söylerler. Her durumda Haci Murat Ruslara siginmanin yanlis oldugunu anlamisti. Ama geri dönüs yolu gidis yolu kadar pürüzsüz degildi.

BUNAMA SALDIRGANLASTIRIYOR

1851 yilinda Rus ordusuna yazilan Lev Tolstoy, Çeçenistan cephesinde savasmaya gönderilmisti. Cephedeki yillarinda Haci Murat'i yakinen tanima, onunla ilgili bütün halk hikâyelerini dinleme imkâni buldu. 1904 yilinda yazdigi Haci Murat adli eseri 1912 senesinde yayimlandi. Haci Murat, Ruslarin Çeçenistan ve Dagistan cephelerinde yaydiklari dehseti ve bunun karsisinda direnmeye çalisan gururlu bir halkin kendi gururuna yenilen bir liderinin hikâyesini anlatir. Haci Murat daglarin iki aslana dar geldigi bir zamanda aslanca ölmeyi kendine yedirememis, Ruslarin bilemedigimiz teklifleri karsisinda Seyh Samil'in Brütüs'ü olmustu.

Prof. Nevzat Tarhan genellikle belli yasin üstündeki Brütüslerde görülen bir hastaligin da gizli bir bunama çesidi oldugunu söylüyor. Bu insanlar saglikli iken davalari ugruna büyük fedakârliklarda bulunurken birdenbire sapma gösteriyorlar. Tarhan, bunlarin bir kisminda Gizli Demark denilen ve unutkanlik emaresi göstermeyen bir tür bunamanin oldugunu, bu insanlarin utanma ve acima duygularini kaybettigini söylüyor. Bu hastalarda anatomik olarak beynin ön bölgesinde küçülme ve erime yasaniyor. Bunun paralelinde o güne kadar kontrollü, edepli, çaliskan, dürüst ve ilkeli bir kisilik sergileyen hasta birdenbire grubuna, davasina veya sirket ideallerine olan inancini kaybediyor. Bu hastalar tutunacaklari yeni bir ideal olusturamadiklarindan eski dostlarina saldirmayi bir varlik gayesi haline getiriyorlar. Tarhan, ilerlemis yas kadar seker hastaligi, damar sertligi ve kafa travmalarinin da bu hastaliga sebep olabilecegini ifade ediyor.

Ister bunama sonucunda olsun isterse basit bir 'suçluluk duygusunun bastirilmasi mekanizmasi olsun' Brütüslerin siradan döneklerden en önemli farklari davalarini terk etmekle kalmayip, eski dava arkadaslarina saldirmaya baslamalari. Insanlik tarihi çesitli sebeplerle davalarina ihanet edenlerin karsi cephenin 'usagi' ve 'konusan agzi' oldugu örneklerle dolu. Islam tarihinin böylesi Brütüslerle tanismasi ne yazik ki oldukça erken olmus. Hayatinin bir dönemini Ashab-i Resulullah içinde zekât memuru olarak geçiren Abdüluzza b. Hatal bunlardan biri.

Ibn Hatal Müslüman olduktan sonra Resulullah Aleyhisselam ona Abdullah adini vermis ve onu zekât memuru olarak görevlendirmisti. Bu görevi sirasinda kendisine yardim etmesi için bir köle de tahsis edilmisti. Ibn Hatal bir gün bu kölesiyle zekât toplamak için yolculuga çikmisti. Kölesi uyuyakalip kendisine yemek hazirlamadigi için zavalli adami döverek öldürdü. Bundan sonra da yaptigi isten ürkerek Mekke'ye kaçti ve eski dinine geri döndü. Ibn Hatal yaptigi isten öylesine utanmisti ki bunu bastirmak için Resulullah'i hicveden siirler yazmaya basladi. Hatta iki sarkici kadin tutup bunlara yazdigi siirleri sarki olarak söyletiyor ve bununla kendi suçluluk duygusunu bastirmaya çalisiyordu.

VAHIY KATIPLIGINDEN IFTIRA HATIPLIGINE

Resulullah'i tanima serefine nail olmus, ama fitratindaki kendini begenme ve begendirme arzusundan dolayi büyük bir imtihan atlatmis isimlerden biri de Abdullah b. Sa'd b. Ebî Serh. Ibn Ebî Serh Mekke'de Müslüman olmus ve Medine'ye hicret etmisti. Eli kalem tutan zeki bir insandi. Vahiy kâtipleri arasinda yer almisti. Vahiy nazil olurken Arapça'nin kendine has iç uyumu Ibn Ebî Serh gibi egitimli insanlarin vahyin geri kalan kismini tahmin etmelerini saglardi. Fakat Ibn Ebî Serh bunu kendisine has bir kabiliyet olarak gördü. Daha Medine'de iken vahiy hakkinda Hz. Peygamber Aleyhisselami kiracak iftiralar uydurdu. Bunlarin duyuldugunu fark edince de Mekke'ye kaçti. Orada kendisine bir yer edinebilmek için eski dinine geri döndü ve vahiy kâtipligi yaparken bazi kisimlari kendisinin kasten degistirdigi gibi yalanlar söyleyerek müsrikleri eglendirmeye çalisti. Mekke'nin fethinden sonra süt kardesi Hz. Osman'a sigindi ve yeniden Müslüman oldu. Bundan sonra hayati boyunca samimi bir Müslüman olarak yasamis olsa da Misir'a vali tayin edildiginde halk onu kabullenmek istemedi. Hz. Osman'in sehit edilmesinden sonra da Filistin sahillerine yerleserek yalniz bir sekilde öldü.

Modern dönemde inancini kaybedip Islam karsiti bir söylem benimseyen isimlerden biri de Ibn Warraq'dir. Hindistanli Müslüman bir ailenin çocugu olan Ibn Warraq Ingiltere'deki egitimi sirasinda dinini kaybetmekle kalmamis, azili bir Islam elestirmenine dönüsmüstür. "Why I am not a Muslim? - Neden Müslüman degilim?" adli eseri Ingilizce konusan dünyada en çok satanlar listesine girmistir.

Ibn Warraq'in Islam ve Hz. Muhammed Aleyhisselam hakkindaki iftiralari modern dönem anti-Islamci söylemin buldugu hemen her iftirayi son noktasina kadar götürür: Iftiralarinda Efendimiz Aleyhisselam eski kitaplari incelemis ve bunlarin üzerine kendi dogmatizmini kurgulamis bir dâhiye dönüsür. Müslümanlar dinlerini sorgularlarsa inançlarini kaybedecekleri korkusuyla gerçeklerden kaçan bir cahil adamlar güruhu, namaz Iran'dan alinmis bir ritüel, hac ve sünnet Cahiliye Araplarinin gelenegi, basörtüsü ve el açarak dua etme kötü ruhlari kovmaya yönelik primitif dinlerin gelistirdigi mekanizmalar... Hasili Warraq'in sundugu Islam hemen her yönüyle kendinden önceki kaynaklardan alinmis bir uydurmalar silsilesidir.

Ibn Warraq'in satirlarinda Islam siddetle, Bin Ladin'le, irkçilikla, Yahudi düsmanligiyla, anti-demokratik egilimlerle, dogmayla, körü körüne anlasilamayan bir kutsal kitaba baglanmakla esdegerdir. Ibn Warraq için Islam'i benimsememek yeterli degildir. Ayaga kalkip ona karsi aktif mücadele etmek gerekir. Karikatür krizi sirasinda bu görüsünü net bir sekilde ifade eden Ibn Warraq, bu konuda susmanin dahi "Islam'in dünyanin umumuna dayatmaya çalistigi totaliter ideolojiye hizmet etmek olacagini" iddia etmistir.

TEHLIKE SINYALI VERIYORLAR

Prof. Dr. Nevzat Tarhan grup sadakatinin kirilmasi sonrasinda saldirgan ve asiri elestirel politikalar benimseyenlerin genellikle grup içindeyken de sinyal verdiklerini söylüyor. Ona göre davasini veya grubunu terk eden kisilerin eski dostlarina veya ideolojilerine acimasiz elestiriler yöneltmeleri, hatta arada iftiraya basvurmalari kisilikleriyle alakali. Bu kisilerin yalan söylemeye yatkin kisilik yapilarina sahip olduklarini söyleyen Tarhan, çikara bagli, ilke ve yüksek ideallere degil kendi menfaatlerine önem veren, egosentrik, sahtecilik egilimli kisilerin daha grup içindeyken 'her masada farkli hikâye anlatan' kisiler oldugunu kaydediyor. Bu insanlar kendi eksikliklerini kisilikleri etrafinda uydurduklari hikâyelerle kapatiyor, siklikla yemin ediyor, periyodik olarak namus ve dürüstlük konferanslari veriyorlar.

Tarhan bu kisilerin ben-merkezcil yapilarindan dolayi kendilerini sorgulayamadiklarini, bu sebeple de saglikli degisim gösteremediklerini düsünüyor. Insan dogasi degisen sartlarla birlikte dönüsümü gerekli kiliyor. Ama kendilerini sorgulayamayanlar dönüsüm yerine baskalasma yasiyorlar. Baskalasma beraberinde suçluluk duygusunu, bu da bir bastirma mekanizmasi olarak saldirganligi getiriyor. "Ben de iyi, o da iyi ama ben bunu seçtim." diyemeyen bu Brütüsler, eskiyi kötülemeyi tek yol olarak görüyorlar.

Brütüslügünü eskinin acimasiz elestirileri üzerine kurgulamis tarihî sahsiyetlerden biri ünlü Fransiz devrimcisi Danton'dur. Fransiz Ihtilali'nin bu kritik ismi devrimin en önemli ayaklanmalarinda yer almis, kralin idam edilmesinde söz sahibi olmustu. Monarsiye olan tepkisini ifadede kullandigi agir dil onu Jakobenlerin etkin sözcülerinden biri haline getirmisti. Söylemi Adalet Bakani olduktan sonra da devam etti ve meshur 2 Eylül Katliami'nda hapishanelerde yatan kisilerin rejim aleyhtari olsun olmasin öldürülmelerini sagladi.

Danton kendisi gibi avukat olan Roberspierre'in yönetimi ele geçirmesinde etkin oldu. Fransiz tarihine 'Terörün Hükümranligi' dönemi olarak geçen ve bizzat 'terör' kelimesinin üretilmesine yol açan bu dönemde Danton'un adi bir dizi kirli ise karisti. Siyasetten bir müddet uzaklasmak zorunda kalan Danton, Paris'te tekrar boy gösterdiginde bu kez yeni rejimin elestirmeniydi. Kendi kurguladigi Roperspierre rejimini 'asiriya gitmekle' suçlayan Danton, bu tutumuyla hem radikal devrimcilerin hem de Roberspierre yönetiminin düsmani haline geldi. Sonunda da yönetim tarafindan giyotine gönderildi. Danton tarihe 'döneklerin kahramani' olarak geçti.

EN YÜZSÜZ BRÜTÜSLER SOLDAN ÇIKTI

Sovyet Rusya'da Brütüs adinin yerine Kautsky adi kullanilirdi. Kautsky bir zamanlar 2. Sosyalist Enternasyonel'i yönetmis, döneminin bir numarali Marksist otoritesi kabul edilen bir kisiydi. Ancak özellikle Lenin yönetiminin gösterdigi diktatör egilimler karsisinda Marksizm'e olan inancini kaybetti. Fakat tarafsiz da kalmadi. Bir anda burjuva parlamentarizminin, Avrupa Birlesik Devletleri idealinin, liberal demokrasinin savunucusuna dönüstü. Bu arada Marksist söyleme agir elestiriler getirmeye basladi. Öyle ki Marks ve Lenin'in bütün devrimci görüslerini yerden yere vuruyordu. Lenin'in ifadesiyle Marks ve Engels'in kirk yil boyunca anlattigi her seyi denize atmis, bir burjuva usagina dönüsmüstü.

Sovyetlerde Kautsky neyse Çin'de Wang Jingwei odur. 1920'lerde Çin Kuomintang Partisi'nin liderligini yapan ve Çin Komünist Partisi ve Komintern ile beraber çalisan Wang Jingwei, komünizm ile fasizm arasinda gelip giden bir kafa yapisi sergiler. Asil dönüsümünü ise Çin-Japon savasi sirasinda yasar. Çin, Shanghai Savasini kaybedince Japonlarla iliskiye geçer ve Japonlar tarafindan Nanjing'de kurulan Japon ve Nazi yanlisi bir kukla devletin basina geçer. Çin nüfusunun yüzde 92'sini olusturan Han Çinlileri Wang'i Çin'in Brütüs'ü olarak hatirlar.

Irlanda'da Brütüs'ün ismi Dennis Martin Donaldson'dur. Yillarca IRA'nin ikinci baskanligini yapmis, Irlanda milliyetçiliginin modern dönem ideologlarindan biri olan Donaldson, sonradan yaptigi açiklamaya göre Ingilizler tarafindan hayatinin hassas bir döneminde 'devsirilmis' ve Ingiliz hükümeti adina casusluk yapmaya baslamistir. IRA tarihinin bu en utanç verici Brütüs vakasi, Donaldson'un karismis oldugu terör suçlari, finansal sahtekârliklar ve santaj gibi faaliyetlerin çogunun aslinda MI5 karargâhinda planlandigi düsünülünce daha dramatiklesmektedir. Donaldson, Ingiltere adina casusluk yaptigi açiklandiktan sonra kayiplara karismis, hayatinin sonuna dogru bir gazeteci onu su ve elektrigin bile bulunmadigi ilkel sartlarda yasarken bulmus. Donaldson, Ingiltere'den biraz para aldigini ifade etse de gerçekte bu ihaneti neden yaptigini hiçbir zaman açiklamamis. Yasadigi ilkel sartlar içinde esrarengiz bir sekilde ölüp gitmis.

Nevzat Tarhan, özellikle liyakati olmayan makamlara getirilen kisilerde bu baskalasma riskinin görüldügünü hatirlatiyor. Bu insanlarin kendilerinin özel, farkli, çaginin ötesinde olduklarini zannettiklerini söyleyen Tarhan zamanla egolari büyüyen bu insanlarin kendi kusurlarini görmeyen, baskalarinin güzelliklerini takdir edemeyen, kendisini kutsallastiran insanlarla çevrelenmek isteyen bir kisilik gelistirecekleri uyarisinda bulunuyor. Son dönemlerde moda olan 'kisisel gelisim' projelerinden NLP modelinin temelde kisinin kendisini özel görmesine dayandirildigini da hatirlatan Tarhan, bu modelin özellikle is dünyasinda Brütüs fitratlilarin ortaya çikmasina yol açacagindan endiseli.

YALANCI PEYGAMBER MÜSEYLIME'NIN BRÜTÜSLÜGÜ

Grup sosyolojisi üzerine yapilan çalismalar bölünmelerin veya kopmalarin bas sebebi olarak liyakati olmayan sahislarin liderlik arzusunu gösteriyor. Tarhan da temelde egolari güçlü olan bu kisilerin o grup veya sirketin düsmanlarinca tespit edilip, bir psikolojik harp taktigi olarak kullanildiklarini söylüyor. Özellikle bir ideoloji etrafinda örgülenmis insanlarin içinden karakter zaafi olan, kendine tapan, çikarini kutsallastirmis veya zaaflarinin ifadesi olarak toplum tarafindan bilinmesini istemedikleri hatalar islemis olan kisiler rakip veya düsman tarafça kullanilmaya açik oluyor.

Islam tarihinin kaydettigi ilginç Brütüslerden biri de Müseylime adli yalanci peygamberdir. Peygamberimiz Hicret'in 7. senesinde Bizans Imparatoru da dâhil olmak üzere civar ülke liderlerine onlari ve halklarini Islam'a çagiran mektuplar göndermisti. Bu mektuplar üzerine Medine'yi ziyarete gelen Benî Hanife Kabilesi'nin temsilcileri arasinda Müseylime adli bir adam vardi. Bu adam edebî yönü oldukça kuvvetli bir hatipti. Ancak Müslümanlari ve onlarin Hz. Peygamber'e olan saygisini görünce yüregini bir kiskançlik kapladi. Kavminin Efendimiz Aleyhisselama degil de kendisine tâbi olmasini istedi. Bunun üzerine kendi peygamberligini ilân etti ve bu iddiasi bazi münafiklarin da destegiyle Benî Hanife arasinda kuvvet buldu.

Taberi'nin naklettigine göre Müseylime Hz. Muhammed'in peygamberligini inkâr etmemisti. O kendince peygamberligi paylasmak istiyordu. Nitekim Peygamberimizin vefatindan bir müddet önce gönderdigi bir mektupta Hz. Muhammed'e dünyayi paylasmayi teklif ediyordu. Mektupta Müseylime hem kendisinden hem de Hz. Muhammed Aleyhisselam'dan peygamber diye bahsediyor ve "Ben, seninle birlikte peygamberlik vazifesinde ortagim. Yeryüzünün yarisi bize, yarisi da Kureys Kabilesi'ne aittir. Ancak Kureys haddini asan bir kavimdir." diyordu. Peygamber Efendimizin cevabî mektubu bugün Topkapi Sarayi'ndaki Mukaddes Emanetler bölümünde durmaktadir.

Efendimiz mektubunda A'raf Suresi'nin 128. ayetine atfen söyle buyurdu: "Bismillahirrahmanirrahim… Allah'in Resulü Muhammed'den yalanci Müseyleme'ye… Selam hidayete tâbi olanlara olsun. Bilesin ki yeryüzü Allah'indir. Kullarindan diledigini ona vâris kilar. Zafer erdemli davrananlarindir."

FILISTIN'IN ISBIRLIKÇI BRÜTÜSLERI

Olanca kutsalligina ve büyük dava adamlari yetistirmis olmasina karsin Filistin Davasi'nin da hainleri var. Israil, ihanete meyilli Brütüs adaylarini bir dizi yöntemle belirliyor ve bunlari isbirlikçi olarak kullaniyor. Uzmanlar bugün Israil'in 15 bin kadar Filistinli isbirlikçiyi sürekli olarak kullandigini söylüyor. Israil Ordusu'nun Filistinli Brütüsleri devsirme yöntemlerinin basinda ahlâk ve namus duygusunun sömürülmesi geliyor. Kadin zaafi olan Filistinliler Israil ajanlarinca bastan çikariliyor ve fotograflanarak santaja maruz birakiliyorlar. Kadin giyim magazalarinda elbise degisim yerlerinde çekilen fotograflar santaj malzemesi olarak kullaniliyor. Uzun süre hapiste kalmakla isbirlikçi olmak arasinda tercihte bulunmaya zorlanan Filistinliler de var, Israil'in barisi saglamak için teröristlere karsi kendilerine ihtiyaci olduguna inanan saf delikanlilar da. Bazilarinin ise para karsiligi satin alindigi biliniyor.

Filistinlilerin en iyi hatirladigi Brütüslerden biri 'Bombaci' adiyla bilinen Yahya Ayyas'in ölümüne yol açan Kemal Hamed. 1996’da Üsame Hamed adli arkadasinin evinde saklanan Ayyas'in cep telefonu birdenbire çalismamaya baslar. Israillilerin telefonu bloke etmis olabilecegini düsünemeyen Ayyas, Üsame'nin amcasi Kemal'in kendisine verdigi yeni cep telefonunu memnuniyetle alir. Mossad'in telefonun içine yerlestirdigi bomba patladiginda kafasinin büyük bir kismi vücudundan kopar. Bu arada Kemal de kayiplara karisir.

Utanç duygusunun kullanildigi içler acisi bir durum da Cefal ve Vedad'in henüz geçtigimiz ay ortaya çikan hikâyeleri. Gazze'nin Balata kampinda yasayan saygin bir ailenin oglu Cefal, iki yil önce kiz kardesinin çiplak fotograflariyla karsisina çikan bir Filistinli tarafindan bu fotograflari bütün Balata'ya dagitmak tehdidi ile Israil adina çalismaya zorlanir. Israil pek çok Filistinli ile çalismaktadir ama Cefal özel olarak seçilmistir. Hedef Aksa Sehitleri Tugayi'nin Balata reisi Hammûde Isteyvî'dir. Israil Cefal'i Isteyvî'nin yakin adamlarindan Muhammed Hamis Ammar'in karisi olan Vedad ile gizli bir iliskisi oldugunu kesfettigi için seçmistir. Böylece Vedad da Cefal üzerinden Israil'e bilgi vermeye baslar.

Israil Ordusu Isteyvî'yi öldürecektir ama Cefal bu sayede Muhammed Hamis'in de ölecegini, böylelikle Vedad ile evlenebilecegini ümit etmektedir. Nitekim Israil ordusu Cefal ve Vedad'in verdigi bilgilere dayanarak giristigi operasyonda hem Isteyvî'yi hem de Hamis'i öldürür. Ancak Aksa Tugayi oldukça iyi saklanan Isteyvî'nin yerinin nasil bulundugunu kisa zamanda kesfeder. Cefal Ayis, Balata'nin ortasinda sokakta idam edilir. Vedad Mustafa ise kendi kardesleri tarafindan öldürülür.

MUTLU BRÜTÜS YOK

Prof. Nevzat Tarhan’a göre Brütüsler ihanet sonrasinda iki yoldan birini seçiyorlar: Suçluluk duygusunun ittigi saldirganlik ve kisilik kaybinin yol açtigi yeni çevresine yaranma endeksli doyumsuzca tekrarlanan yalanlar... Psikolog Frank Pittman evliliklerde yapilan ihanetlerin de benzer bir rota izledigi görüsünde. Ihanet eden es nadiren suçluluk hissederek affedilme yollarini aramaya ve özür dilemeye kalkisiyor. Daha çogunlukla kendisini bu suça itenin gerçekte öbür esin duyarsizligi oldugu gibi yalanlarla mevcut iliskiyi karsi tarafin bitirmesini saglamaya çalisiyor. Bazi durumlarda da evlilik disi iliskiyi bir hayat tarzina dönüstürerek suçu siradanlastirmaya çalisiyorlar.

Frank Pittman ihanet eden esin suçluluk duygusu altinda baska kisilerin de ayni suçu islemesini arzu ettigini anlatiyor. Bazi durumlarda ihanet eden es, bizzat kendi esinin ayni suçu islemesini saglamaya çalisarak suçluluk duygusunu hafifletme yolu ariyor. Sosyal grup ihanetlerinde de benzer bir arayisa girisiyor Brütüsler: Eski dostlarinin arasinda bir Brütüs daha çikarabilmek veya eski dava arkadaslarinin kendisine saldirmasini saglayarak suçun tek 'hammal'i olmaktan kurtulmak sevdasi...

Sosyal psikologlar özellikle ideolojilerini terk eden Brütüslerin asla itiraf edemedikleri bir arzuyla geriye dönebilmek, özür dilemek, affedilmek ve hiç ihanet etmemis gibi davasinin mutlu bir ferdi olarak yasayabilmek istediklerini, ancak utanç duygusunun buna kalkismalarina engel oldugunu söylüyorlar. Brütüs bir defa bu duyguya kapildi mi etrafini degil, kendisini ikna edebilmek için eski ideolojine veya inancina saldirmaya basliyor. Bu durumdaki Brütüslerin en belirgin özelligi sadece kamusal alanda degil, yalniz baslarina kaldiklarinda bile 'geçmis' hakkinda saldirgan iç-konusmalar yapmalari. Sürekli olarak geçmisi yeniden yazan bu kisiler kendilerini o geçmisin yapraklarindan silmeye basliyorlar. Bu da beraberinde bir dizi kisilik problemine davetiye çikariyor. Brütüsler asla mutlu olamiyor, asla mutlu ölemiyorlar...


HIDÂYETI VERIP DALÂLETI SATIN ALDILAR

Öyle insanlar vardir ki "Allah'a ve âhiret gününe inandik." derler; Oysa iman etmemislerdir. Akillari sira Allah'i ve iman edenleri aldatmayi kurarlar. Kendilerinden baskasini aldatamazlar da farkinda degiller. Kalplerinde bir hastalik vardir. Allah da onlarin hastaliklarini daha da ilerletti. Bu yalancilik ve samimiyetsizlikleri sebebiyle bunlara gayet aci bir ceza vardir. Ne zaman onlara: "Yeryüzüne fesat saçmayin!" denilse "Biz sadece barisçiyiz, ortaligi düzeltmekten baska isimiz yok!" derler. Gözünüzü açin, bunlar bozguncularin ta kendileridir, lâkin suurlari yok, farkinda degiller. Ne zaman onlara: "Su güzel insanlarin iman ettigi gibi siz de iman edin." denilse "Yani o beyinsizlerin inandiklari gibi mi inanalim?" derler. Asil beyinsizler kendileridir de farkinda degiller. Bunlar iman edenlerle karsilastiklari vakit "Biz de müminiz" derler. Fakat seytanlariyla bas basa kaldiklarinda da: "Emin olun, biz sizinle beraberiz, biz onlarla alay ediyoruz." derler. Allah da kendileriyle alay eder ve azginliklarinda onlara mühlet verir; böylece onlar bir müddet basibos dolasirlar. Iste onlar hidâyeti verip, dalâlet satin aldilar. Ama bu, kârli bir ticaret olmadi. Çünkü kâr yolunu tutmadilar.
Bakara Suresi 2:8-16, (Suat Yildirim Meali)
[Bakara Suresi 8-16 ayetleri Abdullah b. Übeyy ve onu takip eden Evs ve Hazrec münafiklari hakkinda nazil oldu.]


AYAAN ALI HIRSI: YALANLAR ÜZERINE KURULU BIR ISLAM DÜSMANLIGI

1969 Somali dogumlu Ayaan Ali Hirsi babasi tarafindan Kanada'daki kuzeniyle evlendirilmek istenince önce Almanya'ya daha sonra da Hollanda'ya iltica eder. Hollanda'da politika dersleri alir ve ülkesindeki iç savasin nedenlerini ve kadinin konumunu arastirmaya baslar. Islamiyet'te kadinin yeri hakkinda yaptigi elestiriler Hollanda'da ona büyük bir ün kazandirir ve yapilan bir ankette ülkenin en önemli ikinci politikacisi oldugu ortaya çikar. Bu ün onu milletvekilligine kadar yükseltecektir. Bu arada üniversitede ders aldigi bir filozoftan etkilenerek Islam'dan döner ve ateist oldugunu açiklar.

Ilk olarak 'Çocuk Fabrikasi' isimli bir kitap yazar ve tepki alir ve yaptigi Trouw röportaji Müslümanlara saygi duymadigi gerekçesiyle yayimlanmaz. Daha sonra Theo Van Gough tarafindan yönetilen 'Itaat' isimli bir filmin senaryosunu yazar. Kisisel inançlara saygi duymadan Kuran'i Kerim'in kadin ve cinsellik hakkinda koydugu hükümleri sertçe elestiren ve Hz. Muhammed hakkinda hakarete varan karikatürleri de destekleyen Ali, bütün bu söylemini insan haklari çerçevesine sigistirmistir. Ali, hakaret için özür dilenmemesi ve karikatürlerin her yanda yayimlanmasi gerektigini, bunun ifade özgürlügü oldugunu söyler.

Ali'nin bu söylemi aslinda Somali'deki hayatinda çektigi sikintilara karsi isyanin bir ifadesidir. 5 yasindan itibaren Islamiyet'te yeri olmayan bazi ritüellere maruz kalmis, evlere kapatilmis ve istemedigi birisiyle evlendirilmeye çalisilmistir. Baskili yasamindan siyrilmaya çalisan ve bu sayede farkinda olmadan Hollanda tarafindan desteklenen Ali, zamanla 'yeni efendileri'nin sözcüsü haline gelmistir. Yeni ortaminda Islam'a saldirdikça yükseldiginin farkina varan Ali, yazdigi kitaplarla alakali olarak ölüm tehditleri aldigini duyurarak daha da ün kazanir. Saldirganligi arttikça yalana basvurmaya baslar. Sonunda Hollanda'ya iltica ederken yaptigi basvurunun da düzmece oldugu ortaya çikacak ve vatandasligini kaybettigi için otomatik olarak milletvekilligi de düsecektir.

1969 Somali doglumlu Ayaan Ali Hirsi, yalanlarinin anlasilmasi üzerine milletvekilligini ve Hollanda vatandasligini kaybetti.


ALBERT CAMUS VE DÖNEK

Zaman sürüklerken insanoglunu pesi sira her yeni günde, her geçen güne nazaran bir nefes daha taze olmak ugruna degismek gelisimin mustusudur aslinda. Bu degisim sirasinda dönüsmemek bir olgunluk ifadesidir. Zira öylesi degisimler vardir ki tarihte, kahramanlari "bugünlerini" tesis eden dünlere kara bir öfkeyle, çilgin bir düsmanlikla bakar ve hatta zamanin o demlerine küfrederler.

Edebiyatta fikirsel dönüsüm örneklerinden birini Albert Camus'un Sürgün ve Krallik eserindeki "Dönme ya da Karisik Bir Kafa" isimli öyküsünde bulmak mümkün. "Çorba, çorba! Kafamin içini düzene sokmaliyim." diyerek öykünün ana karakterinin hissiyatina kalem tutan Camus, betimsel ögelerle giris yapar öyküye ve fikri bir yolculuga çikarir okuyucuyu…

Bati Afrika'nin kizil topraklarla bezenmis suya hasret sehirlerinden birinde, Taghasa'da, öykünün ana karakteri çaresizlik girdabinda bogulurken yasadigi kimlik buhranlari kum kokan topraklarda sessiz bir çiglik olarak yankilanir. Çocuklugunda Katolik bir papazdan dinî egitim almis olan gelecegin 'dönmesi' zamanla iyiligin, güzelligin aslinda bir hayalden ibaret oldugu vehmine kapilir. Hocalarinin, çevresinin hatta anne-babasinin bile kendisini aldattigi düsüncesi bir fikr-i sabit haline gelir ve düsünde bir kötülük kralligi kurar. Sonunda da kendi yarattigi kötülük Tanri'sinin kölesi olur.

Albert Camus'un öyküde temel öge olarak kullandigi günes, vicdan azabina es bir yangini simgelerken, tuz aciyi ve çaresizligi betimliyor. Bu ögelerin gölgesinde çirpinan ana karakter önce Firavunvari bir edepsizlikle kendi Tanri'sinin, yani kötülügün daha güçlü oldugunu tüm dünyaya ilân etmek ülküsüne kaptirir kendini. Sonra siz satir satir ilerlerken halüsinasyonlarla zihnen yorulmus olan 'kötülük misyonerini' bir boslukta bulursunuz. Artik kendisinin bile kim oldugunu bilmemektedir. Kimlik bunalimidir bu yasadigi. Ilerleyen sayfalarda kahraman ölümü umutla bekleyecek bir duruma düsse de kendi mutlak dogrusundan vazgeçmez ve su cümlelerle avutur kendini; "Iyilik bir düs, hep ertelenen ve tüketici bir çabayla sürdürülen bir tasari, hiçbir zaman erisilemeyen bir sinirdir, kralligi olanaksizdir. Yalnizca kötülük, sinirlarina dek gidebilir ve kesinlikle hüküm sürebilir, gözle görülür kralligini yerlestirmek üzere ona hizmet etmek gerekir, sonrasini düsünürüz."

Kinin gölgesinde sekillendirdigi kötülügün mutlak gücüne iman eden karakter, bu satirlardan sonra geçmis zamanlardaki Tanri'sina ihanet edecegine söz verir ve kötülügün kralliginin gelisini geciktiren her seye lanet eder. Yasadigi o ölümcül buhranin nihayetinde Camus'un Brütüs'ü kindarligi birakip yeniden baslamak ister hayata. "Eskiden kendisine kardes olan insanlara" seslenisidir bu kez sizi alip 'kötülük dönmesi'nin dünyasina götüren. Dönme yardim eli beklerken çaresiz, inlemektedir; "Simdi iyi ol, aldandik, yeniden baslayacagiz, bagislama ülkesini yeniden kuracagiz, ben evime dönmek istiyorum. Evet, yardim et bana, elini uzat, ver…"

Lakin, Albert Camus bu zavalli Brütüs'e karsi hiç de merhametli degildir. Perisan halde yalvarirken Brütüs, biri o feryat eden agza "tuz" basar ve öykü biter.
__________________
KIM NE DERSE DESIN,
SENI SEVIYORUZ SAVUNAN ADAM.
View TURGUT_NL'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için TURGUT_NL kullanıcısına teşekkür edenler:
osmanlı (15.08.10)
Alt 15.08.10, 13:09   #2
osmanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Milli Selamet
Üye No : 1405
Üyelik tarihi : 18-11-2008
Konuları : 3
Mesajlar : 555
Teşekkürleri: 643
369 mesajına 716 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4 osmanlı is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 04.04.12
Durumu : Status: Offline

Standart

HOCAMIZDAN BİR HATIRA.. <altınoluk ziyaretinde 2006 yılında anlattı>

...2000 yılında suudi arabistanın en yüksek öğretim <yök diyebilirsiniz>kurumu başkanı ziyaretime geldi bana..hocam bazı arkadaşlarınızın abd siyonist odaklarla görüştüğünü öğrendik onlara nasihat etmemi istermisin deyince...hay hay dedim çarşamba semtinde ismailağa cemaatine mensup işadamı............evinde buluştular üç akşam süren toplantıdan sonra arabistanlı dostum benim daha sonra kullandığım cümleyi ilk orada kullandı...hocam bunların hidayeti kararmış...dedi.Ben ..onları kendine getirecek onları silkeleyecek bir söz söylemedinmi..deyince dostum...hocam dedimki onlara bana bakın ben prof. luk tezimi islam devlet başkanları üzerine yaptım..Dünyaya tapan bi devlet başkanı yokki dünyada abad olmuş..mutlu olmuş ahireti ise zaten berbad olmuş...dedim. Peki onlar ne dedi diye sorunca..hocam onlar bana istihza ile güldüler..dedi..
View osmanlı'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için osmanlı kullanıcısına teşekkür edenler:
TURGUT_NL (15.08.10)
Cevapla

Etiket
boyunca, brutusler, tarih

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ramazan boyunca yapacaklarımız Adige Abzakh Hoşgeldin Ya Şehr-i RAMAZAN 0 11.08.10 13:55
Tarih Boyunca Hak ve Batıl Mücadelesi -I- Alemdâr-ı İslâm AKADEMİ GRUBU 1 12.02.10 20:03
Muharrem ayı boyunca camiler kilitli Muhammed DÜNYADAN HABERLER 2 21.12.09 17:51
Bir Nefes Boyunca... mavi TASAVVUF 0 19.11.09 20:45
Saban ayini nasil yasiyorsan bir yil boyunca öyle yasanilirmis... Milli-Nizam YENİ ÜYELERİMİZİ TANIYALIM 6 07.08.09 05:48

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:17 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.