| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,934 | Üyeler: 10,668 | Online: 213 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » TARİH »

TARİH Geçmişten Günümüze Tarihimiz.

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 22.09.08, 20:46   #1
واويلا - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 209
Üyelik tarihi : 24-08-2008
Mesleği : Qari
Nereden : İSTersem :)
Konuları : 177
Mesajlar : 2,625
Teşekkürleri: 1,270
763 mesajına 1,253 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 واويلا is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart ULU HAKAN Sultan II. Abdülhamid HAN ve En Etkilendiğim bir olayı




Onlar ki İmana Edip Takvâ’ ya Ermişlerdir.(Yunus.63)
Saat 03.00 sıralarında idi, Abdülhamit han hazretlerinin sesi sarayın karanlık duvarlarında şimşek gibi yankılandı.

-Arabacı !
Arabacı yatağından fırladı Atlar ,koşumlar alelacele hazırlanmaya başlandı.derken koca sultan heybetiyle sahanlıkta göründü.Halinden çok acelesinin olduğu belli oluyordu.Daha sabahlığının bir kolunu giymemişti.Elinde yalın kılıcı vardı.merdivenleri koşarak inerken kolunu taktı.Formaliteler bir kenara bırakılmış ,bütün kainat bir noktaya kilitlenmişti sanki.Hışımla merdivenleri üçer beşer inip uçar gibi atladı arabaya.Hırsından yerinde duramıyordu.Hiç kimse hatta nöbetçiler bile neler olup bittiğini anlayamamıştı.Sert bir sesle:

-Sür evladım, hadi çabuk ol…
Arabacı şaklattı kırbacı. Atlar ok gibi fırladı yerinden İstanbul sokaklarında bir koşuşturma başlamıştı. Bir sultan,bir arabacı gecenin karanlığında olacak iş değildi?Nal sesleri gecenin karanlığını yırtıyor arada bir sultanın sert emirleri geliyordu arkadan;

-Daha hızlı yavrum, daha hızlı, şu sokağa sap,şuradan gir…
-Atlar soluk soluğa kan ter içinde koşuşuyordu. Bütün her şey dikkat kesilmiş ağaçlar,evler,kurt,kuş hal ile daha,daha hızlı diyordu.Yola çıkalıdan beri bir rüzgarda mı peydah oldu ne?Arkadan itekliyor sanki.Arabacı hiç bir şey düşünemiyordu.Kafası allak bullak olmuştu.İçi bomboştu.Bir hoş oluyordu.Öylece yol aldılar,Nihayet Abdülhamit Han Hazretleri;
-Şu çatal kapının önünde dur!
Diye emir verdi. Arabanın daha durmasını beklemeden arabadan atladı kılıcının kabzasıyla kapıyı yumrukladı. Bütün İstanbul top gülleleri ile sarsılıyordu adeta.Nihayet bir erkek başı uzandı kapı aralığından Ürkek ,Tedirgin isteksizce sordu;
-Kim o?
Sultanın beklediği an gelmişti. Bir çırpıda indirdi kılıcı. Daha ne olduğunu anlayamadan bir baş
gövdesinden düştü ayaklar altına.O koca Sultan derin bir oh çekti.Rahatlamış,hırçınlığı
gitmişti. Yavaşça sıvazlayıp arabacının sırtını, müşfik bir sesle emir verdi.

-hadi yavrum saraya… sarsmadan

El etek fark etmeden ağır ağır uzaklaştılar oradan..Arabacı bu sefer bir başka şaşkın.Kaldırım taşları bile artık ahenkli bir ses çıkartmakta ,yol boyu ağaçlarda selam mı veriyorlar ne? Ne garip bir yolculuktu bu? O adam kimdi? Sultan neden boynunu vurmuştu. Giderkenki o hışım, haşmet, mehtapta gezintiye çıkmış gibi şimdiki bu ahestelik ne? Çözebilmiş, anlayabilmiş değildi. Saraya girmişlerdi. Sultan odasına çekildikten sonra birkaç meraklı, arabacıya yaklaştı sessizce. Arabacı bilmiyorum diyebildi.

Gerçektende olan biteni bilebilmiş değildi. Yatağındaydı ama uyuyamıyordu. Bir iş vardı bu işte.Adil,adaletli dini bütün bir hükümdardı.Yargılamadan bir insana ceza verdiği görülmemişti.Herkesi okşar,hoş tutardı.Af ve müsamahayı çok severdi.Yeter ki dine ve devlete karşı suç işlenmesin.
Sultanı hiç böyle görmemişti. Düşünüyordu; neden kendisi gitti? Neden gecenin o saatinde gitti. Giderkenki o acelecilik neydi? Merak içini kemiriyordu. Hele o yoldaki haller. Allah Allah… Çok tuhaf şeyler olmuştu. Olup biteni gidip öğrenmeliydi. Kalktı belli etmeden giyindi, hırsız gibi sessizdi. Bir at seçti kendisine. Yavaşça çıktı saraydan. Kıvrılınca köşeyi mahmuzladı atı. Bir solukta vardı aynı eve. Kapı tokmağının sesi bir kez daha yankılandı. Zayıf, cılız, ürkek bir kadın sesi, titreyerek sordu:
-Kim o?

-Teyze aç hele bir olaya şahit oldum. Beni mazur gör, uyku tutmadı. Meraktan kurtar, nedir bütün bunlar?

-Kadın heyecanla, hayretle kapıyı çabucak açtı. Gözleri karanlıkta ışıl ışıldı.

-Yavrum evladım kimdi o?Madem gördüm diyorsun, ne olur söyle.

-Kim olduğunu sorma !Kellemden korkarım söylenmeyecek bir zattır. Merakımı giderirsen ne ala, yoksa sen beni görmedin ben seni.
Kadın üzülmüştü. O büyük zatı öğrenememişti. Mahzundu boynu büküktü. Hıçkırıklar içinde boğuluyordu, güçlükle konuştu;

-Peki madem öyle o sır seninle kalsın.

Kapıyı ardına kadar açmıştı, kafası kopuk adamı içeri sürükleyip üzerine bir örtü atıvermişlerdi. Güçlükle konuştu,

-Bu benim oğlumdu, içkili gelmişti, bana tecavüz etmek üzereydi, Yarabbi beni kurtar diye çok yalvardım. Sonunu sen biliyorsun.

Arabacı donup kalmıştı. Aman Allah’ım böyle bir şey olabilir miydi? Kadının içeri kaçışını dahi fark edemedi. Söylenenler beynini tırmalıyordu, kulakları uğulduyordu. Dizlerinin bağı çözülmüştü. Olduğu yere yığıla kaldı. Neden sonra kendine geldi. Biraz sakinleşmişti.

Onca yolu nasıl gelmişti, bilemedi. Düşünüyordu. Her gün hizmetinde bulunduğu bu zatı neden şimdiye kadar tanıyamadığına yanıyordu. O kadın nasıl bir kadındı ki duası kabul edilmişti? Koca sultan nasıl sultanmış ki: O’na git o kadını kurtar demişlerdi. Kim demişti? Nasıl demişlerdi? Hafsalası almıyordu. Nasıl oluyordu bütün bunlar? Görünüşte bir kafa kopmuştu. Ama o, çözmüştü her şeyi. Bu sırrı kimselere açmaya cesaret edemezdi. Belki son günlerinde ifşa edebilir miydi, kim bilir? Aklı karmakarışıktı.

Demek her şey böyle idi. Görünenin altında anlaşılamayan bambaşka bir dünya, manevi bir dünya, manevi bir hayat vardı. O artık ehlince malum o hayatı, o hazzı istiyordu. Nasıl da farkına varamamıştı. Ne büyük bir gafletti. Deryanın yanında bulunup, damladan istifade edememek ne acı diye düşündü. Dünyanın geçici, aldatıcı zevkleri ile uğraşmamalı, perdenin altını görmeli diyordu.
Artık içi içine sığmıyordu, coşmuştu. Dağa taşa haykırıyordu,
-Asıl hayat bu, bu hayatı tanımak, yaşamak lazım. O hazzı tatmalı, içeri girmeli,o’ nunla olmalı;

Kapıyı arala Yarab! Beni de içeri al Yarab! O hazzı tadır Yarab! Nasib et.!.. Nasip et!..

‘ŞÜPHESİZ İNSANLARDAN ALLAH’A YAKIN OLANLAR VARDIR.’’(KÜTÜB-İ SİTTE:6065)
__________________

Konu واويلا tarafından (22.09.08 Saat 21:16 ) değiştirilmiştir..
View واويلا'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için واويلا kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
ERCANLI (23.09.08), Muhammed (21.05.09), Zirve58 (23.09.08)
Alt 22.09.08, 21:00   #2
erva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 71
Üyelik tarihi : 10-08-2008
Konuları : 84
Mesajlar : 1,389
Teşekkürleri: 1,755
546 mesajına 789 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 erva is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Allah razı olsn
View erva'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
واوىل, abdülhamid, bir, etkilendiğim, hakan, han, ithafen, olayı, sultan, ulu, vaveyla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:31 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.