| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,934 | Üyeler: 10,668 | Online: 212 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » TARİH »

TARİH Geçmişten Günümüze Tarihimiz.

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29.06.10, 19:59   #1
sina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Akademi
Üye No : 794
Üyelik tarihi : 12-10-2008
Konuları : 810
Mesajlar : 2,178
Teşekkürleri: 1,457
1,277 mesajına 2,598 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 sina is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart Osman Paksüt'ün dedesi asmış!

LALELİ'DEN UÇURDULAR!
Osman Paksüt'ün dedesi asmış!
Şapka kanunundan önce şapkayı eleştirdiği için Atıf Hoca'yı asan Kel Ali meğer Anayasa Mahkemesi başkan vekili Osman Paksüt'ün dedesiymiş!

İskilipli Atıf Hoca, medreseden en yüksek derece ile icazet almış, aynı zamanda Darü’l-Fünun’un ilahiyat bölümünden mezun büyük bir Osmanlı âlimi idi.
Sebilürreşad, Beyan-ül Hak, Mahfel gibi dergilerde yazıları yayınlanan Atıf Hoca’nın fazileti ve ilmi İstanbul’un her tarafına yayılmış, hatta yurtdışına kadar taşmış. Osmanlı Devleti’nin birçok vilayetinden kendisine teklifler gelmesine rağmen, bu ricaları geri çevirmiş hep.

İslamiyet bütün doğuyu fethederdi İskilipli Atıf Hoca


Rivayete göre Japon büyükelçisi Baron Uşida kendisini ziyaret ettiğinde Atıf Hoca’ya şöyle söylemiş: “Sizin gibi birkaç hoca daha olsaydı, İslamiyet bütün boğuyu, bu arada Japonya’yı da fethederdi.”

İlim hazinesi geniş olan Atıf Hoca, kendi yöresinde kurmuş olduğu nitelikli medreselerle çok sayıda talebede yetiştirmiş.
Atıf Hoca’nın gayesi, milletin imamını korumak ve bu yönde halkı bilinçlendirmek.
Halkın Kur’an ve sünnet ışığında bilinçlenmesini isteyen Atıf Hoca, bu minvalde vermiş olduğu eserlerle o dönem önemli bir kılavuz olmaktaydı.
Öyle ki, bu eserler halk tarafından büyük bir ilgiyle takip ediliyor ve satın alınıyordu. Atıf Hoca içine kapalı, toplumdan uzak, kitapları arasında ördüğü kozasında yaşayan bir âlim değildi. Toplumun ıslahı onun için birinci görevdi.

Laleli'deydi evi!

Cumhuriyet’in kurulmasından sonra artan baskılardan dolayı hocalarının başına gelebilecek tehlikelerden korkan ve bu sebepten dolayı onu kendi topraklarında misafir etmek isteyen müslüman kardeşlerine;
“benim görevim kendi topraklarımda İslam’ı savunmaktır. Halkımın bana ihtiyacı var” diyebilen yiğit şehit, Laleli’deki evinden sessizce alınır.
Suçu, Şapka Kanunu’na muhalefet etmektir.


İskilipli Atıf Hoca Ortada itham sebebi olabilecek hiçbir şey yok!

Suça sebep ise, kanundan tam üç buçuk yıl önce yazılıp bir buçuk yıl önce de basılan Frenk Mukallitliği ve Şapka adlı risalesidir.
Atıf Hoca önce Giresun’a gönderilir. Burada bulunan İstiklal Mahkemesi onu Giresun’da şapka giymemekte direten halkın lideri durumunda olan Hafız Muharrem’le yüzleştirir.
O da Atıf Hocayı hiç tanımadığını ve ismini hiç duymadığını, kitabını da okumadığını söyler.
Bu olaydan sonra, ellerinde hocayı suçlayacak kanıtları dahi bulunmayan bu sefil mahkeme, yine de hocayı elinde tutmak ister.
Mahkeme üyelerinden biri şu sözleri söylemek zorunda kalır: “Âlim ve fazıl bir din adamını türlü eziyetlere sokup boş yere buraya kadar göndermişler. Ortada itham sebebi olabilecek hiçbir şey yok.”

Elinde hocayı tutabilecek hiçbir delili bulunmayan ve onu salıvermesi gereken mahkeme onu tekrar İstanbul emniyetine iade eder.
Buradan anlaşılıyor ki, hoca için yüksek kademelerden çoktan infaz kararı verilmiştir. Sebebi basit; Kel Ali’nin ifadelerinde belirttiği gibi Atıf Hoca’nın Fatih’in en tanınmış âlimi olmasıdır.
Bu sebeplerden bir başkasını da Tahir-ül Mevlevi’nin hatıralarında görüyoruz:
“Milli Mücadele yıllarında İstanbul hükümeti Anadolu’daki Kuvva-i Milliye hareketine karşı halkın direnişini kırmak için bir fetva yayınlamış, ama Anadolu ulemasının karşı fetvası bunu boşa çıkarmıştı.
Bunun üzerine Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin marifetiyle Teali-i İslam Cemiyeti namına yazılmış ve bastırılmış bir beyanname zorla Teali-i İslam Cemiyeti idare heyetine imzalatılmaya çalışılmıştı.
Ama Atıf Hoca ve Tahir-ül Mevlevi’nin şiddetle karşı koymaları üzerine de mühürsüz olarak Yunan uçaklarınca Anadolu’ya atıldı.
Buna karşın, o zamanın Vakit gazetesinde Atıf Hoca yalanlama yayınladıysa da, Ankara İstiklal Mahkemesi zabıtlarında okuduğumuza göre, bu beyanname Hocaefendi’ye karşı güdülen kinin mühim bir amili (sebebi) olarak zihinlerde kaldı.”


Ancak bunları kanıt olarak almak yeterli değildir, başka bahaneler bulmak lazımdır. Bunun bahane üretme kısmı da Ankara İstiklal Mahkemesi’ne bırakılır.
Ve Atıf Hoca Ankara’ya gönderilir.

Kel Ali İstiklal Mahkemesi başkanı!

Hocayı yargılama görevi 2 numaralı Ankara İstiklal Mahkemelerine aittir.
Mahkeme reisi Kel Ali, yardımcısı Yozgat ayaklanmasında birliğini bırakıp kaçan Kılıç Ali ve üyeleri Rize mebusu Ali ile Reşit Galip’tir. Savcı da Necip Ali.
Bu zalim görevi üstlenenlerin isimlerinin Ali olması ne kadar da acı vericidir.
Ayrıca mahkeme reisleri Kel Ali ve Kılıç Ali’nin hukuk adamı olmamaları da bambaşka bir tartışma konusudur. İkisi de asker kökenli milletvekilidir.
Fakat verdikleri idam kararları kesindir. Temyiz ve itiraz hakkı yoktur.
Ya günümüzde bile hukukun Kel Ali'nin torununun marifetli ellerine teslim edilmiş olmasına ne demeli?

Arkanızdaki bayrak da çaput, İngiliz bayrağı da; onu çıkarıp bunu asın o zaman…


Onunla birlikte yargılanan birçok kişi Atıf Hoca’nın dik duruşundan dolayı, aralarında şapka takmaya meyilli olanlar bulunmasına rağmen şapka takmazlar.
Sondan bir önceki duruşmada savcı yargılananların üç seneden az olmamak şartıyla hapis ve kürek cezalarına çarptırılmalarını teklif eder.
Bunun yanısıra mahkeme esnasında hocayı kararından vazgeçirmek için de yoğun bir çaba sarfedilir.
Hatta çok bilinen bir olay, Kel Ali ve diğer üyeleri çılgına çevirir. Sarık ile şapka arasında fark olmadığını, ikisinin de çaput olduğunu söyleyen Kel Ali, sarık yerine şapka giymesinin nasıl bir sorun teşkil edeceğini sorduğunda,
Atıf Hoca’dan tokat gibi cevap alır: “Arkanızdaki bayrak da çaput, İngiliz bayrağı da çaput. Onu çıkarıp bunu assanız ne olur?”

Savunma yazdı mı yazmadı mı?

Kendisi için üç yıl mahkumiyet istenilen Atıf Hoca savunma için birkaç gün müsaade ister ancak kendisine bir gün mühlet verilir.
Zayıf bir rivayete göre, Atıf Hoca’nın o gece yaşadıklarını ünlü Mesnevi şarihi Tahir Mevlevi şöyle anlatır:

“Aynı gece Atıf Hoca savunmasını yazmak için kağıt kalem ister.
Geç vakitlere kadar savunma hazırlamakla meşgul olur. Uyuyakaldığı bir sırada Allah Rasulü’nü görür.
Hz. Peygamber kendisine; ‘Yanıma gelmek dururken ne diye müdafaa karalamakla uğraşıyorsun?’ der.
Uyandığında mahkumiyet arkadaşı Tahir-ül Mevlevi’ye, ‘beni idam edecekler, Allah’ın sevgilisine kavuşacağım’ der ve gece yarısına dek uğraşarak hazırladığı savunmayı yırtıp atar.”


Bu rivayet Necip Fazıl’ın Son Devrin Din Mazlumları adlı kitabında mevcuttur.
Ancak bu konuda çeşitli görüşler vardır ve bu görüşlerin dayanak noktası daha sağlamdır. Şöyle ki; bu rüyayı aktaran Tahir’ül Mevlevi’nin bu hadisede Ankara’daki koğuşta hiçbir zaman Atıf Hoca ile birlikte olmadığı,
Atıf Hoca’nın böyle bir rüya gördüğüne dair Tahir Mevlevi’nin hatıratında hiçbir şey yazmadığı ve
Tahir Mevlevi’nin belirttiğine göre Atıf Hoca’nın uzun bir müdafaa yazdığı ve bu müdafaanın mahkemede okunduğudur. (ayrıca bkz. Ankara İstiklal Mahkemesi Zabıtları-s: 280-281)

Şehidin mirası zaferdir!

Mahkeme günü, Atıf Hoca’nın yazdığı uzun bir müdafaa metni mahkemede okunur. Makyavelizm çukurunda yüzen yönetimin kararı bellidir: “İdam!”

İskilipli Atıf HocaAtıf Hoca bu kararı, “zalim ve katillerle elbette mahşer gününde hesaplaşacağız” diyerek cevaplar.
Sabah namazı vaktinde, gece boyunca seccadesinin başından kalkmayan ve kendisini şehadete hazırlayan Atıf Hoca, idam vaktinin geldiğini haber veren kişilerden namaz için müsaade ister ve namazını kılar.
Ve şehadet anı yaklaştığında, son sözü kelime-i şehadet olur Atıf Hoca’nın.
Hayatı boyunca şapka taktıramadıkları Atıf Hoca’nın, ölüsüne şapka takma terbiyesizliğinde bulunacaklardır.
Ayrıca Atıf Hoca’nın ne cenazesi yıkandı ve ne de cenaze namazı kılındı.

Sezai Karakoç, şehidin mirasının zafer olduğunu söyler.
Evet, şehitler birer zafer anıtlarıdır ve aynı zamanda diri olan, dirilten, dirilişi çağıldayan birer muştucu.
Ve biliyoruz ki bir Atıf’ın asılması bin Atıf’ın doğmasına gebedir.



R. Sercan Somuncu ‘şehidlerimizi unutmayacağız’ diyerek hatırlattı
__________________
Allah ihmâl etmez, imhâl eder.


View sina'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için sina kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
MillîGenclik (29.06.10), muallim (29.06.10)
Alt 29.06.10, 20:01   #2
sina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Akademi
Üye No : 794
Üyelik tarihi : 12-10-2008
Konuları : 810
Mesajlar : 2,178
Teşekkürleri: 1,457
1,277 mesajına 2,598 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 sina is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Ankara İstiklal Mahkemesi heyeti (soldan sağa): Kılıç Ali, Kel Ali (Çetinkaya), Necip Ali, Reşit Galip (Aydın)
__________________
Allah ihmâl etmez, imhâl eder.


View sina'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için sina kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
MillîGenclik (29.06.10), muallim (29.06.10)
Alt 29.06.10, 21:44   #3
sina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Akademi
Üye No : 794
Üyelik tarihi : 12-10-2008
Konuları : 810
Mesajlar : 2,178
Teşekkürleri: 1,457
1,277 mesajına 2,598 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 sina is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

__________________
Allah ihmâl etmez, imhâl eder.


View sina'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için sina kullanıcısına teşekkür edenler:
muallim (29.06.10)
Alt 29.06.10, 23:52   #4
muallim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 3461
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Konuları : 654
Mesajlar : 4,482
Teşekkürleri: 10,380
2,954 mesajına 5,392 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8 muallim is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

ETÖ'cülerin başlarını ve üyelerini araştırın,ya yahudi,ya da Ermeni veya rum çıkacaktır.İlhan Selçuk'un babası da Sultan Abdülhamit Han'ı tahtından indirenlerden değil mi?
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]




" Kişi Sevdiği ile Beraberdir "

(Hadisi Şerif)

"İlim mü'minin en yakın dostudur.
Akıl onun yol göstericisi;iyi,yararlı amel,işlerini düzene sokucusudur.
Yumuşak huyluluk onun veziri,sabır onun hükümdarı,şefkat ve merhamet onun babası,hazımlı olmak onun kardeşidir."
View muallim'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için muallim kullanıcısına teşekkür edenler:
sina (05.07.10)
Cevapla

Etiket
asmış, dedesi, osman, paksütün

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tarihi Menemen Olayı ve Bülent Arınç'ın dedesi alirıza SERBEST KÜRSÜ 1 24.12.09 14:12
Osman Ünlü el-Kevserî BİYOGRAFİ VE BİLGİ DAĞARCIĞI 0 26.09.09 11:47
Osman-ı Zinnureyn (r.a) DarknessLife TASAVVUF 0 18.04.09 22:00
KerBela Kardeşimizin Dedesi ve Babaannesi İçin Hatim...(Tamamlanmıştır) Hizbul İslam HATM-İ ŞERİF DAİRESİ 32 11.12.08 16:50
Osman Bey Alemdâr-ı İslâm TARİH 0 10.11.08 08:09

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:31 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.