|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,934 | Üyeler: 10,668 | Online: 213 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| TARİH Geçmişten Günümüze Tarihimiz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5088
Mesajlar : 16,313
Teşekkürleri: 24,284
9,034 mesajına 19,477 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline
|
Genç bir muallimenin haremle ilgili izlenimleri… Geçenki yazımda Osmanlı Saray’ında “Harem” konusundaki yaklaşımların yanlışlığına değinmiş, doğru yaklaşımın normlarını ortaya koymaya çalışmıştım. Harem konusunda yanlışlar deyince bu tuzağa çok ciddi tarihçilerimiz dahi düşebilmekteler. Örneğin, Halil İnalcık… Ülke sınırlarını aşan haklı bir kariyeri var Hoca’nın. Fakat gelin görün ki bu meşhur tarihçimizin “Harem’i bir okul” şeklinde anlamlı değerlendirmesinin yanı sıra “Cariyeleri çıplak figürler olarak havuzlarda oynaştırması” gerçeklerlerle örtüşmeyen bir durumdur. Haklı olarak da Ahmet Akgündüz’ün şu eleştirilerine muhatap olmuştur: “…Hocamızın tarih bilgisine saygı duymamıza rağmen, İslâm Hukukunu bilmediğinden dolayı, o da ciddi hatalar yapabilmektedir…”* Diyeceğimiz o ki, harem hiç de hak etmediği halde “netameli bir konu” haline gelmiş, getirilmiştir. Bu yetmezmiş gibi harem mevzu edilerek özelde Osmanlı, genelde İslâm dini eleştirilme cihetine gidilmiştir. Bir başka ifadeyle, harem konusu bir karalama edebiyatına dönüşmüştür. Oysa harem çok sıkı kuralları olan bir müesseseydi. Nitekim uzun yıllar haremde öğretmenlik yapmış Safiye Ünüvar’ın bu noktada yazdıkları önemlidir. Çünkü Safiye Hanım Saray-ı Hümayun’a ilk diplomalı muallime olarak giren ve sarayda kalan, sarayın ahvalini bizzat müşahede eden ilk kadın öğretmendir. Anlattıkları da o ölçüde anlamlıdır. Safiye Hanım genç bir öğretmen olarak Saray’a gider ve hareme vasıl olur. Onu birbirinden güzel genç saraylılar karşılar. Hereke fabrikasında yapılan kumaşlarla tezyin edilen saray oldukça görkemlidir. Ünüvar Hanım bundan fazlasıyla etkilenir. Haremde ise bu genç muallime çok merak edilir. Haremin ileri gelen kadınlarıyla tanıştırılır. Odası gösterilir. Herkes ona “beyan-ı hoş amed’i”ye gelirler. Saray adetlerinden bahsederler. Kibarlık ve nezaket dikkatini çeker. Saray hanımlarının konuşmalarındaki inceliğe, terbiye ve nezakete hayran olur. Padişah Hanımları olan Kadın Efendileri de ziyaret eder. Onların yetişmişlikleri, kültürlü oluşları dikkatinden kaçmaz. Daha sonra Safiye Hanım şehzade çocuklarını eğitmeye başlar. Daha saraya girdiğinin üçüncü günü Padişahın şu emri kendisine iletilir: “Namaz kılmayanlara, oruç tutmayanlara yedirdiğim tuz ve ekmeği haram ediyorum. Bu iradem hoca hanım tarafından talebelerine söylensin…” Genç öğretmeni bir düşüncedir alır. Padişah’ın bu sözünü doğrudan öğrencilerine söylerse ondan ders alan saraylı öğrenciler üzerinde olumsuz bir etki bırakabilir, öğretmen öğrenci arasına soğukluk girebilir. Bu kaygılar içerisinde öğrencileriyle iletişim kuran Safiye Hanım onlara namazın, orucun gerekliliğini bir bir anlatır. Onları ikna eder ve bir buçuk ay gibi bir süreden sonra dershanenin kapısına şu levhayı asar: “Namaz kılmayan, oruç tutmayan dershaneden içeri giremez.” Çocuklar bunu olumlu karşılayıp ibadetlerini yapacaklarına dair öğretmenlerine söz verirler. Sarayda bu eğitim giderek yaygınlaşır. Herkes yeni öğretmenden çok memnun olur, hatta ders görülen odanın kapısına muallimenin astığı yazı padişahın kulağına kadar gider. Padişah da memnuniyetini açıklayıp takdirlerini belirtir. Bir yandan dersler konusunda bilgi veren Safiye Hanım, saray gezilerinden de söz eder. Bu gezilere Padişah’ın bakışını şöyle aktarır: “…İşittiğime göre, Padişah öyle sık sık saraydan çıkılmasını pek sevmezmiş. Bahusus ailesine mensup kimselerin hariçte nazar-ı dikkati celb edecek şekilde dolaşmalarını pek hoş görmezmiş…” Özetle, “Harem büyük bir aile mektebidir. Bu mektepte kadınların konuşurken nasıl konuşacağının, nasıl hareket edeceğinin bile kuralları olan bir mektep... Kadın Efendileri ziyaret etmek için daire kalfalarına haber verilip ziyaretlerin randevuyla yapıldığı bir mekân… Muallime Hanım’ın hatıraları** böyle sürer gider. Diyeceğimiz o ki, özel yaşam alanı olan sarayların harem bölümü padişah eşleri ve çocuklarının yaşadığı, yüzlerce kadın hizmetçiler olan cariyelerin çalıştığı bir mektep. Bu mektepte olumsuzluklar olmuş mudur? Dejenerasyon var mıdır? Elbette olmuştur, elbette vardır… Ama doğrular da vardır… * Bkz. Ahmet Akgündüz, Osmanlı’da Harem, Timaş Yayınları, İstanbul 2007. ** Bkz. Safiye Ünüvar, Saray Hatıralarım, Cağaloğlu Yayınevi, İstanbul 1964. Mine Alpay Gün m.alpaygun@gmail.com 07.11.2008 |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
![]() |
| Etiket |
| bir, genç, genç bir, haremle, ilgili, izlenimleri…, izlenimleri…, muallimenin |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|