|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,931 | Üyeler: 10,668 | Online: 212 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Refah
Üye No : 695
Üyelik tarihi : 04-10-2008
Mesleği : memur
Nereden : samsun
Konuları : 46
Mesajlar : 902
Teşekkürleri: 1,559
362 mesajına 607 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 05.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Belleklere antidemokratik olarak kazınan süreç 28 ŞUBAT BİR MİLATTIR Tarihte ilk ve tek örnek olarak, hukukun tahakküm altında tutulduğu, hukukun kanunlarla mahkûm edildiği bir dönemi yaşadı bu ülkenin insanları. “Cumhuriyet” dendi; ama “cumhur”, öz yurdunda parya muamelesi gördü. “Demokrasi” dendi; ama demokrasi, bir “ideoloji monarşizmi”nin maskesi olarak kullanıldı. “Müslümanız” dendi; ama İslam’a ve müslümana “gâvur eziyeti”nden daha beter eziyetler yapıldı. “Hak” dendi; ama hak “güç”te arandı, güçlü olan haklı sayıldı, gücü yoksa haklı olan suçlu addedildi. “Adalet” dendi; ama adalet “hukuk”la değil, “despotik yasalar”la sağlanmaya çalışıldı. 28 Şubat Süreci, hukukun yasalarla mahkûm edildiği ülkemizde, esasında halkı olmayan bir rejim ile rejimi olmayan bir halk beraberliğinin tipik ve traji-komik sorunlarının getirdiği yeni bir başlangıç noktasıydı. Bu nokta, varlığı için gerek duyduğu heyecanı kendi halkıyla mücadele etmekte arayan bir “düzen”in, gizli kalmış çehresinin deşifre olduğu bir milâttı aslında. 28 Şubat Süreci, İslam’a ve müslümanlara karşı ilk kez açıkça ve doğrudan doğruya hedef alınarak mücadele başlatılışının miladıdır. Görünen devletten başka, devlet güçlerini asıl olarak elinde bulunduran “derin devlet”in gizli çehresinin deşifre oluşunun miladıdır. Asıl önemli olanı da, 28 Şubat Süreci, ülkemizde süren hakimiyet mücadelesinin geldiği yeni merhalenin miladıdır. Sorun, siyasi denklemde ve idari yetkilendirmede askerlerin mi, yoksa sivillerin mi belirleyici olacağına dair rekabetten doğmaktadır. Denir ki, “demokrasilerde, asker sivil otoriteye kayıtsız şartsız tâbî olur.” Ancak, hiçbir zaman bu teoriye yaklaşmamış olan ve Batı pratiğinde şekillenen demokrasiye geçemeyen/geçmeyen ülkemizde, askerin, yönetimde daha fazla söz sahibi olmak istemesi, artık kararı verilen “demokrasiye geçiş”te askerin konumunun ne olacağı sorununu ortaya çıkarmış ve asker, 28 Şubat Süreci ile iktidara ortaklığını pekiştirmiştir. Yani 28 Şubat Süreci, askerlerin yönetimde birinci güç olmalarının miladıdır. İşte bu milat, akabinde getirdiği bir dizi icraatlarla anılacak ve geleceğin tarihçisine, araştırmalarını yaparken, kötü olayların yaşandığı bir masallar ülkesinde dolaşıyormuş izlenimini verecektir. Niçin mi? Bu yazı serisinde bu “niçin?”e cevap olabilecek örnekler bulacaksınız. ÖNCE TANKLAR YÜRÜDÜ 28 Şubat Süreci’nin ilk ciddi kıvılcımı, tankların gövde gösterisiyle başladı. Refah Partili Sincan Belediyesi’nin düzenlediği “Kudüs Gecesi”ne İran Büyükelçisinin katılması, yahudi devleti İsrail’e karşı mücadele eden müslüman Filistin kökenli Hamas ve Lübnan kökenli Hizbullah Örgütlerinin liderlerinin posterlerinin asılması, Amerika ve İsrail’in düşman ilân edilmesi, her nedense birilerinin dikkatini aşırı derecede örselemiş, bu, âdetâ gizli bir elin düğmeye basmasıyla meydana geldiği izlenimini uyandıran ortak cepheleşme halinde kartelci basın ve çeşitli etkin kurum ve kişiler tarafından “Şeriatın ayak sesleri” olarak değerlendirilmiş ve olan olmuştu. Asıl sebep bu değildi elbette; ancak sürecin başlaması için bir bahane gerekiyordu, o da bulunmuş oldu. Daha doğrusu suni zorlamalarla istenen gündem oluşturulup şekillendirilmişti. Şubat 1997’nin 4. günü sabahı, saat 08.30’da Etimesgut’taki karargâhtan hareket eden bir tank taburu, Sincan Atatürk Caddesi güzergâhını izleyerek Akıncı Üssü’ne gitti. Basında geniş yer bulan ve kartelci/rantiyeci medyanın “tanklı muhtıra” olarak değerlendirip İslami değerlere karşı pervasızca saldırmasını beraberinde getiren bu hadise, gerçekten yankı bulduğu gibi darbe gözdağı mıydı? Ya da dendiği gibi “post-modern darbe”nin kendisi miydi? Toplumsal değer yargılarından bîhaber, milletine ters düşmekten başka bir marifeti olmayan, kim güçlüyse onun kapısında çanak yalamaktan utanmayacak kadar hayâsız ve rant elde etmek için bütün insani değerleri satmaktan, düne kadar savunduklarından çark etmekten geri durmayan kartelci medyada yer aldığına göre bu, “askerlerin gövde gösterisi”ydi. Aslında bu bir iddia da değildi; Refahyol Hükümeti’nin başarılı olacağından ve haksız kazançlarından mahrum kalacaklarından korkan bir avuç azınlığın, artık düğmeye bastığının açık işaretiydi. Tank, kariyer ve askeri araçlardan oluşan konvoyun geçişi, “darbe oldu” söylentilerine neden olmuştu. Tanklı gösteriyi gerçekleştiren Zırhlı Birlikler ve Eğitim Tümen Komutanlığı bünyesindeki “Gösteri ve Tatbikat Taburu”, 15 tank, 20 kariyer, askeri cip ve reolardan oluşan bir konvoyla Sincan sokaklarına girmiş, Kudüs Gecesi’nin düzenlendiği meydandan geçerek gövde gösterisi yapmıştı. Sabahın erken saatlerinde tank sesiyle uyanan vatandaşlar darbe paniği yaşarken, Başkent, uzun süre darbe söylentileri ile çalkalanmıştı. Bu “tanklı muhtıra”da iki husus dikkat çekiciydi. Biri, gösteri yapan ve Refahyol Hükümeti’ne gözdağı verdiği söylenen birliğin, bir “muharip birlik” oluşuydu. Acaba özellikle mi bu birlik Sincan sokaklarında yürütülmüştü? Nitekim, daha sonra bazı “üst düzey askeri yetkili”ler referans gösterilerek, kartelci/rantçı medya “gerekirse silaha başvururuz” manşetleri atacaktı. İkinci husus ise, konvoyun, Sincan’ın merkezinden geçerken iki tankın bozularak -ya da bozulmuş gösterilerek- Kudüs Gecesi’nin yapıldığı meydanın tam ortasında kalmasıydı. Acaba bununla özel bir mesaj mı verilmek isteniyordu? Bu suallerin cevabı, akabinde yaşanan ve geleceğin aydınlık nesillerinin kötü bir masal sanarak inanmakta zorluk çekeceği bir dizi icraatta bulacaktı kendini. Tankların gövde gösterisinin, Genelkurmay’da yapılan “komutanlar zirvesi”nde kararlaştırıldığı ileri sürüldü. Kuvvet komutanları ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile üst rütbeli komutanların katıldığı bu toplantıda, “Kudüs Gecesi”nin çok sert bir şekilde eleştirildiği söyleniyordu. Ama asıl sebebin bu olduğunu söylemek de safdillik olmaz mıydı? RANTİYE KIŞKIRTTI Yukarıda, bazı askeri yetkililerin, Refahyol Hükümeti’nin başarılı olacağından ve haksız kazançlarından mahrum kalacaklarından korkan bir avuç rantiyeci azınlık tarafından, küçük ve münferit olaylar büyütülüp genişletilerek darbe yapmaya kışkırtıldığını ve bunun üzerine “tanklı muhtıra” ile düğmeye basıldığını söylemiştik. Gerçekten de Refahyol Hükümet Proğramı’nın 11. Sayfasında yer alan “Ekonomik kalkınmada temel esas, rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçiş olacaktır” cümlesi, bu kanaatimizin ispatıydı. Zira bu cümlenin bir tek manası vardı: Bu hükümet rantiyenin değil halkın hükümeti olacaktır. Hükümet Proğramı’nda yer alan bu ifade bilhassa rantiyeci ve kartelci sermaye çevrelerini rahatsız etmişti. Zira bu çevreler son yıllardaki gelirlerinin çok büyük bir kısmını iç borç faizlerinden kazanıyorlardı. Zira Devletin topladığı vergilerin %96’sı, yani neredeyse tamamı faiz ödemelerine gidiyordu. Mesela 1999 yılının ilk yedi aylık bütçe sonuçlarına göre, 7 katrilyon 80 trilyon lira olan vergi gelirlerine karşın, sadece faiz giderleri 6 katrilyon 765 trilyon lirayı buluyordu. Bunun 454 trilyon lirası dış borç, 6 katrilyon 331 trilyon lirası iç borç ödemeleri ile ilgiliydi. Başka verilerle birlikte baktığımızda, Türkiye’nin en büyük beşyüz sanayicisinin yıllık gelirlerinin %87’sinin faizden, %13’ünün yatırımlardan elde edildiği görülecekti. Şimdi rantiyeci kartelciler, bu yol kapanacağı için rahatsızdılar. Bu nedenle denilebilir ki “28 Şubat’ın asıl müsebbibi Rantiye’dir.” Rantiye’nin düğmeye basması, RP’nin, Koalisyon Protokolünü titizlikle uygulayacağını kesin olarak açıklamasıyla başlamıştı. 54. Hükümet’te Hazine’den sorumlu Devlet Bakanlığı DYP’ne verilmiş, DYP de bu bakanlığa Ufuk Söylemez’i getirmişti. Koalisyon Protokolüne göre, iç borçlanma yapmama hususunda her iki parti arasında mutabakata varılmıştı. Ancak Ufuk Söylemez mutabakata uymamış ve yüzlerce trilyonluk iç borçlanmaya gitmişti. Hemen RP tarafından ikaz edilmiş, ancak aradan bir süre geçtikten sonra yeniden bir iç borçlanma daha yapılmıştı. Bu defa Hükümetin RP kanadı tarafından daha sert bir biçimde uyarılmış ve Tansu Çiller’e de koalisyon protokolünü ihlal niteliğindeki bu davranışın bir daha tekerrür etmemesi için duyarlı olunması söylenmişti. Uyarılar üzerine uzun süre iç borçlanma yapılmamıştı. Ancak, birgün yine bir parti daha borçlanma yapıldığı haberini alan RP, konuyu Koalisyonu İzleme Komitesi’ne getirmiş ve “eğer bu hal bir daha tekerrür ederse, Ufuk Söylemez hakkında RP Meclis Grubu olarak hiç tereddüt etmeden gensoru önergesi veririz” demişti. Bunun bir blöf olmadığını ispat için de Başbakan Erbakan imzasıyla kendisine bir uyarı mektubu gönderilmişti. Bir daha iç borçlanmaya gidilmesine gidilmedi ama koalisyonda Refah kanadının bu tavrı, Hazine’den rantiyeye, rantiyeden hizmetlerinde bulunan emekli generallere, onlardan da malum merkezlere hızla iletildi. RP, Ufuk Söylemez için “gensoru önergesi veririz” derken, farkında olmadan koltuğun altından 28 Şubat’ın fünyesini çekmişti. Zira iç borçlanma rantiye için çok büyük bir vurgundu; bundan mahrum kalmaya tahammülleri yoktu. REFAHYOL HÜKÜMETİ’NDEN RAHATSIZ OLANLAR Refahyol Hükümeti’nden, sadece kartelci ve rantiyeci sermaye çevreleri rahatsız değildi elbette. Rahatsızlık duyan başkaları da vardı: - Muhalefet partileri rahatsızdı. Çünkü; Refahyol Hükümeti gerçekten halkın hükümeti olmaya karar vermişti. Ekonomiyi acı değil, tatlı reçetelerle düzelteceğini vaad etmişti. Zam yapmadı. Vergi koymadı. Buna rağmen memur maaşlarına %130, işçi ücretlerine %120 zam yaptı. Köylünün ürününe hakkını %312 ile verdi. Halka verdiği bu parayı kaynak paketlerinden karşıladı. Esnafın düşük faizli kredisini arttırdı. Can çekişen hayvancılığı canlandırdı. Enflasyonu düşürmeye çalıştı, %100’den %75’e düşürdü. Eşel-Mobil sistemi getirerek işçi ve memurun maaşını korudu. KİT’lerin kara deliklerini Havuz Sistemi ile kapadı. Denk bütçe yaptı. Fak-Fuk Fon’da toplanan paraları fakir fukaraya dağıttı. 1996 Bütçesinde 36 milyar dolar olan iç borçlanmayı 1997’de 22 milyarda tuttu. Petrol boru hattını açtı. Irak sınır ticaretini başlattı. Çekiç Güç’ü geri gönderdi. Terörü Türkiye’nin gündeminden düşürdü. İşte, Refahyol Hükümeti’nin başarısı ve kendilerinin aczi yüzünden saflarındaki milletvekillerinin elden gidip iktidar sınıfına geçmelerinden ve seçimlerin erkene alınması halinde de son seçimde aldıkları oyların da eriyip yok olmasıyla birlikte barajın altında kalacaklarından korkan muhalefet liderleri, Refahyol Hükümeti’nin bir an önce devrilmesini istiyorlar, bunun için her türlü yola başvuruyorlardı. - Bazı sendika liderleri rahatsızdı. Çünkü; Türkiye’de ilk defa, 54. Hükümet zamanında kamuda çalışan işçiler, tedirgin olmadan, greve gitme ihtiyacı duymadan 200 000 işçiyi kapsayan iş kollarında toplu sözleşme imzalama saadetine ermişlerdi. Yine memurlar, Türkiye’de ilk defa Eşel-Mobil Sisteminin uygulamaya konulmasıyla enflasyon karşısında refah düzeylerini koruyabilme imkânına sahip olmuşlardı. Türkiye’de ilk defa işçiler, toplu sözleşme zamanlarında meydan okumaları ile ortalığı kasıp kavuran sendika liderlerinin bu defa sessiz kaldığına, buna rağmen kamu iş yerlerinde çok olumlu sözleşmeler imzalandığına şahit olmuşlardı. Sendika aidatlarıyla palazlanan bu liderler, böyle bir siyasi ve ekonomik rantın başında bulunmuş olmanın ayrıcalıklarını kaybetmekle karşı karşıyaydılar ve buna çare olarak da Hükümetin ne pahasına olursa olsun, düşmesini istiyorlardı. Ülkenin ve toplumun menfaatlerini kendi menfaatlerine satmışlardı. - Rantiyeci medya rahatsızdı. Bugün Türkiye’nin acı gerçeği, Yargıyı, Meclis’i ve Hükümet’i medyanın yönlendirmekte olmasıydı. Medya, aciz Hükümetler tarafından ülkenin “birinci gücü” haline getirilmişti. Ancak Refahyol Hükümeti bunu tersine çevirmiş, kartelci ve rantiyeci medyanın Devleti hortumlamasına son vermiş ve para musluklarını kapatmıştı. Tabiî ki bu da onları rahatsız ettiği için Hükümetin devrilmesi için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlardı. Ancak bunu yaparken Hükümeti neyle suçlayacaklardı? “PKK terörü azdı, ekonomi kötüye gidiyor, kamu işyerlerinde işçinin parası verilmiyor, memura hakettiği zam yapılmıyor, çiftçi ürün bedelini alamadı, enflasyon yükseliyor” gibi ekonomik ve sosyal içerik bakımından ağırlığı olabilecek manşetler atmak imkânına sahip değillerdi. Böyle olunca da Hükümeti eleştirebilmek için münferit bazı olayları bahane ederek tek bir slogana bel bağlayıp salvolara başlayıverdiler: “İrtica var, aman vermeyin!” |
|
|
| Bu mesaj için Cihan_ŞümuL kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | arifan yolcusu (28.02.10), Vukuf-i Kalbi (28.02.10) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Refah
Üye No : 695
Üyelik tarihi : 04-10-2008
Mesleği : memur
Nereden : samsun
Konuları : 46
Mesajlar : 902
Teşekkürleri: 1,559
362 mesajına 607 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 05.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Resim normal boyutlarından daha küçük görünüyor.Tam Boyutları için Tıklayınız . 614x461 ve 64KB. ![]() ![]() ![]() ![]() |
|
|
| Bu mesaj için Cihan_ŞümuL kullanıcısına teşekkür edenler: | Vukuf-i Kalbi (28.02.10) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Refah
Üye No : 695
Üyelik tarihi : 04-10-2008
Mesleği : memur
Nereden : samsun
Konuları : 46
Mesajlar : 902
Teşekkürleri: 1,559
362 mesajına 607 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 05.05.12
Durumu : Status: Offline
|
|
|
|
| Bu mesaj için Cihan_ŞümuL kullanıcısına teşekkür edenler: | Vukuf-i Kalbi (28.02.10) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Refah
Üye No : 695
Üyelik tarihi : 04-10-2008
Mesleği : memur
Nereden : samsun
Konuları : 46
Mesajlar : 902
Teşekkürleri: 1,559
362 mesajına 607 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 05.05.12
Durumu : Status: Offline
|
__________________ |
|
|
| Bu mesaj için Cihan_ŞümuL kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | arifan yolcusu (28.02.10), Vukuf-i Kalbi (28.02.10) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 622
Üyelik tarihi : 27-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Bileyim:)
Konuları : 1172
Mesajlar : 7,948
Teşekkürleri: 1,802
2,630 mesajına 4,405 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 11
![]() Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Devamı var mı?
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 6735
Üyelik tarihi : 02-02-2010
Mesleği : eğitimci
Nereden : sarıyer anadolu gençlik
Konuları : 727
Mesajlar : 5,140
Teşekkürleri: 2,607
2,696 mesajına 5,299 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : 25.05.12
Durumu : Status: Offline
|
devamında fadime abla var dermiş.
__________________
Her halde maksut sensin, Her manada anlatılmak istenen sensin eller ne derse desin, sen bize en sevgilisin 04/02/2011
unutulmayacak günlerden |
|
|
![]() |
| Etiket |
| analizi, foto, hak, kare, raporu, topyekün, İhlali, Şubat |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gülistan....... | Adige Abzakh | RESİMLER | 76 | 20.04.12 17:18 |
| Yerimi Dar,Ona 1m Kare Yeter... | Kara Kalem | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 0 | 06.12.09 10:37 |
| İşte o günlerden bir kare (Mescid-i Aksa) | Kudüs Yolcusu | CİHAD BELDELERİNDEN HABERLER | 0 | 13.10.09 15:53 |
| Kare Kare 28 Şubat Darbesi'nin Belgeseli | ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT | RESİMLER | 0 | 09.03.09 09:57 |
| Mhp'yi yargiya götüren kare | Vukuf-i Kalbi | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 6 | 23.12.08 23:50 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|