| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,931 | Üyeler: 10,668 | Online: 212 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » MGFORUM ARAŞTIRMA EKİBİ » Takvimden Yapraklar » Tarihte Bugün »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 21.05.10, 12:55   #7
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart

Peki, 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi’nin 150 yıl önceki olaylara da uygulanmasını savunmak bir çelişki sayılmaz mı?
Sayılmaz.
Bir kere 150-200 yıl önceki olaylar bu soykırım operasyonunun başlangıcı olup fasılalı olarak günümüze kadar devam ede gelmiştir ve Çeçenistan’da hala devam etmektedir. Soykırım sözleşmesinin giriş bölümünde “tarihin her döneminde soykırım insanlığa büyük kayıplar verdirmiştir” deniyor. Bu hükme dayanarak çok sayıda hukukçu, sözleşme kabul edilmeden önce de soykırımların vuku bulduğunu; sözleşmenin soykırım diye yeni bir suç ihdas etmediğini; sadece mevcut bir suçu, ismini koyarak, teyit ettiğini belirtiyor. Bu hukukçular bu nedenle sözleşmenin geriye dönük uygulanabileceğini ileri sürüyorlar.
Nitekim müttefikler, Nazilerin işledikleri suçun vahameti karşısında, daha önce uygulaması olmayan bir uluslararası mahkeme kurarak (Nuremberg Mahkemesi) sanıkları yargıladı. Bu bir tür geriye dönük uygulamaydı.

Mahkeme, Yahudileri yok edenleri ‘insanlığa karşı suç’ kavramına göre mahkûm etmesine rağmen, daha sonra sözleşmeyle tanımlanan soykırımdan esinlenerek ‘Yahudi soykırımı’ kavramı kabul edildi. Almanya da buna itiraz etmedi. Bu da geriye dönük bir uygulamaydı.
Soykırım Sözleşmesi’nde geriye dönük uygulama konusunda açık bir hüküm bulunmuyor.
Bu boşluğu doldurmak için 1968′de ‘Savaş Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçlara Zaman aşımı Uygulanmaması Konusunda Sözleşme’ oluşturuldu. Bunun 1. maddesi ‘işlenme tarihiyle ilişkisiz olmak üzere’… ’1948 Sözleşmesi’nde tanımlandığı şekliyle soykırım suçuna zamanaşımı uygulanamaz’ diyor.

Peki, Kafkasyalılara karşı işlenen soykırım ve insanlık suçunu gündeme taşıyarak ne yapmak istiyoruz?
Öncelikle belirtmeliyim ki, Birleşmiş Milletler Teşkilatı bugünkü tasarımıyla, adaleti sağlayan, insanlığa barış ve huzur getirmeye çalışan bir kuruluş hüviyetinde görünmüyor maalesef. Onun için fazla hayalperest olamayız. BM’de veto yetkisine sahip 5 ülkeden birinin Rusya olması sebebiyle BM’den soykırımla ilgili bir kararın çıkabileceğini düşünemeyiz. (BM’den böyle bir karar çıkabilmesi için öncelikle kuruluşundaki bu adaletsiz yapının revize edilmesi gerekir.)
Ancak Kuzey Kafkasya’da işlenmiş ve işlenmekte olan soykırım suçlarının üye ülkelerden birinin başvurusu ile(8.Madde) en azından BM gündemine taşınabilmesini;
Ayrıca Çeçenistan’da hala bu cürümü irtikap eden ve Çeçen halkının kökünü kurutmadan da vazgeçmeye niyetli gözükmeyen Rus yönetiminin bir an önce durdurulması için BM dışından uluslararası bir kamuoyu baskısı oluşturulması için çalışmalar yapılmasını istiyoruz.
Ermenilerle ilgili soykırım kararının Rusya Federasyonu Duması’nda kabul edildiğini göz önüne alırsak, bugünkü Rusya yönetiminin ‘başkalarınca işlendiğine inandığı’ soykırım suçları üzerinde çalışmak yerine, önce kendi kapısının önünü temizleyerek, Rus devletinin ve insanlarının işlediği suçlar ile siyasi mirasçısı olduğu geçmiş Rus yönetimlerinin işlediği soykırım suçlarının sorumluluğunu üstlenerek, bu politikaların açtığı yaraların kapatılması için çalışmasını/çalışmaya mecbur edilmesini istiyoruz.
Kafkasya’daki etnik cumhuriyetlerimizin düşürüldükleri nüfus zafiyetinin aleyhlerine kullanılmadan statülerinin güçlendirilmesini ve yasalarla güvence altına alınmasını/aldırılmasını istiyoruz.
Ayrıca, uyguladıkları soykırım politikalarıyla Kafkas halklarının varlığını sürdürebilmelerini kritik bir duruma düşürenlerin, milli varlık ve kültürümüzü koruyacak ve geliştirecek ciddi tedbirlere destek vermesini/verdirilmesini istiyoruz.
Özellikle Kafkasyalı tarihçi ve diğer akademisyenlerden de bütün ilgili bölge arşivlerini tarayarak, Kafkasyalılara karşı işlenen soykırım ve insanlık suçu belgelerinin tamamını toparlayarak uluslararası kamuoyunun gözü önüne sermesini istiyoruz.
Vatanından sökülüp atılan insanların torunları olarak anayurdumuzla bütünleşmemizin önündeki bütün hukuki ve fiili engellerin kaldırılmasını, vatana dönüşün teşvik ve finanse edilmesini istemeye hakkımız olduğuna inanıyor ve artık bu hakkı ne pahasına olursa olsun kullanmak istiyoruz.
Dip Notlar
1 Statü 7. 2 (a): Sivil halka yönelik saldırı şeklindeki insanlığa karşı işlenen suçların bir devletin veya bir organizasyonun siyasi amacını takip eden veya bunu daha da geliştirmek amacıyla yapılmalıdır.
2 Statü 7.2 (b): Toplu yok etme; sivil halkın yaşam koşullarını kasıtlı olarak zorlaştırmayı ve her halde sivil halkın bir bölümünün yaşam koşullarını ortadan kaldırmaya yönelik olarak yiyecek ve ilaç girişinin önlenmesini de kapsar.
3 Statü 7. 2 (c ): Köleleştirme; gücün kişiler üzerinde mülkiyet hakkı şeklinde kullanılmasını ve özellikle kadın ve çocukların ticaretini de içerir.
4 Statü 7. 2 (d): Halkın sürülmesi ve zorla nakli; kişilerin uluslararası hukukun gereklerine aykırı olarak yasal olarak bulundukları yerden sürülmesi veya herhangi başka zorlayıcı eylemleri kullanarak oradan uzaklaştırılmasıdır.
5 Statü 7. 2 (e): İşkenceden anlaşılması gereken yasal olarak verilen cezaların kişide yarattığı acının dışında, gözaltında ya da sanığın kontrolü altında bulunan kişilerin kasten fiziki ve manevi acılara, ıstıraplara sevk edilmesidir.
6 Statü 7. 2 (g): Eziyet, bir grubun veya topluluğun kimliği yüzünden temel haklarından uluslararası hukuka aykırı bir şekilde mahrum edilmesidir.
7 Statü 7. 2 (i): Kişilerin zorla kaybettirilmesi kişinin hukukun korumasından uzun bir süre uzak tutulması kastıyla devletin veya siyasi organizasyonun emriyle, desteğiyle veya göz yummasıyla yakalanması, alıkonması veya kaçırılması ve devamında bu özgürlüğün kısıtlandığının reddedilmesi veya bu kişilerin nerede olduğuna ya da akıbetlerine dair bir bilgi verilmemesidir.
8 Statü 7. 2 (h): Ayırımcılık suçundan anlaşılması gereken, insanlığa karşı suç olarak sayılan eylemlere benzer ağırlıkta olup örgütlenmiş sistematik bir baskı rejiminin sonucu olan eylemlerle, bir ırk grubunun diğer ırk grubu veya grupları üzerinde bu rejimin sürdürülmesi amacıyla yapılan eylemlerdir.
-EK-1


BİRLEŞMİŞ MİLLETLER, SOYKIRIMI SUÇUNUN ÖNLENMESİ VE CEZALANDIRILMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞME
Genel Kurulun 9 Aralık 1948 tarihli ve 260 A (III) sayılı Kararıyla kabul edilmiş ve imzaya ve onaya veya katılmaya sunulmuştur.
Yürürlüğe giriş: 12 Ocak 1951

BAŞLANGIÇ
Sözleşmeci Taraflar, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 11 Aralık 1946 tarihli ve 96(I) sayılı kararında soy kırımın, Birleşmiş Milletlerin ruhuna ve amaçlarına aykırı olan ve uygar dünya tarafından lanetlenen, uluslararası hukuka göre bir suç olarak beyan edilmesini dikkate alarak, tarihin her döneminde soy kırımın insanlık için büyük kayıplar meydana getirdiğini kabul ederek, insanlığı bu tür bir iğrenç musibetten kurtarmak için uluslararası işbirliğinin gerekli olduğuna kanaat getirerek, aşağıdaki hükümlerde anlaşmışlardır:
Madde 1
Önleme ve cezalandırma görevi
Sözleşmeci Devletler, ister barış zamanında isterse savaş zamanında işlensin, önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt ettikleri soy kırımın uluslararası hukuka göre bir suç olduğunu teyit eder.
Madde 2
Soy kırımı oluşturan eylemler
Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soy kırım suçunu oluşturur.
Gruba mensup olanların öldürülmesi;
Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek;
Madde 3
Cezalandırılacak eylemler
Aşağıdaki eylemler cezalandırılır:
a)Soy kırımda bulunmak;
b) Soy kırımda bulunulması için işbirliği yapmak;
c) Soy kırımda bulunulmasını doğrudan ve aleni surette kışkırtmak;
d) Soy kırımda bulunmaya teşebbüs etmek;
e) Soy kırıma iştirak etmek;
Madde 4
Kişilerin cezalandırılması
Soy kırım suçunu veya üçüncü maddede gösterilen fiillerden birini işleyenler, anayasaya göre yetkili yöneticiler veya kamu görevlileri veya özel kişiler de olsa cezalandırılır.
Madde 5
Uygulama mevzuatı
Sözleşmeci Devletler, bu Sözleşmenin hükümlerine etkililik kazındırmak, ve özellikle soy kırımdan veya üçüncü madde belirtilen fiillerden suçlu bulunan kimselere etkili cezalar verilmesini sağlamak için, kendi Anayasalarında öngörülen usule uygun olarak gerekli mevzuatı çıkarmayı taahhüt eder.
Madde 6
Soy kırım suçu ile suçlanan kişilerin yargılanması
Soy kırım fiilini veya Üçüncü maddede belirtilen fiillerden birini işlediğine dair hakkında suç isnadı bulunan kimseler, suçun işlendiği ülkedeki Devletin yetkili bir mahkemesi, veya yargılama yetkisini kabul etmiş olan Sözleşmeci Devletler bakımından yargılama yetkisine sahip bulunan uluslararası bir ceza mahkemesi tarafından yargılanır.
Madde 7
Suçluların iadesi
Soy kırım fiili ve Üçüncü maddede belirtilen diğer fiiller, suçluların iadesi bakımından siyasal suçlar olarak kabul edilmez.
Sözleşmeci Devletler bu tür olaylarda kendi yasalarına ve yürürlükteki sözleşmelere göre suçluları iade etmeyi üstlenir.
Madde 8
BirleşmişMilletlerle işbirliği
Sözleşmeci Devletlerden her hangi biri, soy kırım fillerinin veya Üçüncü maddede belirtilen her hangi bir fiilin önlenmesi ve sona erdirilmesi için gerekli gördükleri takdirde, Birleşmiş Milletlerin yetkili organlarından, Birleşmiş Milletler Şartı’na göre harekete geçmesini isteyebilir.
Madde 9
Sözleşmenin yorumlanması ve uygulanması
Sözleşmeci Devletler arasında, bu Sözleşmenin yorumlanması, uygulanması veya yerine getirilmesi ve ayrıca soy kırım fillerinden veya Üçüncü maddede belirtilen fiillerin her hangi birinden bir Devletin sorumluluğu ile ilgili olarak çıkan uyuşmazlıklar, uyuşmazlığın taraflarından birinin talebi üzerine Uluslararası Adalet Divanı önüne götürülür.
Madde 10
Orijinal metinler
Bu Sözleşmenin eşit ölçüde geçerli olan Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri 9 Aralık 1948 tarihini taşır.
Kaynakça:
- Timuçin Köprülü, Arş.Gör, Soykırım, insanlığa karşı işlenen suçlar ve TCK tasarısı, http://www.law.ankara.edu.tr/yazi.php?yad=985
- Geriye dönük uygulanabilirlik (2), Gündüz Aktan, Radikal, 10 Mayıs 2005
- N.Luxemborg, Terc. Sedat Özden, Rusların Kafkasya’yı işgalinde İngiliz politikası ve İ.Şamil, Kayıhan yayınları, İstanbul, 1998.
- Ali Kasumov-Hasan Kasumov, Terc.Orhan Uravelli,Çerkes Soykırımı, Kaf-Der, Ankara,1995
- Gen.İsmail Berkok, Tarihte Kafkasya, İstanbul, 1958
- N.Berzeg, Çerkes Sürgünü, Ankara,1996
- Antero Leitzinger, Çerkes Soykırımı,
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 21.05.10, 12:58   #8
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,632
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart

Osmanlı İmparatorluğu Sağlık Kuruluna Rapor. Samsun, 20 Mayıs 1864



Osmanlı İmparatorluğu Sağlık Kuruluna Rapor. Samsun, 20 Mayıs 1864

Baylar, Samsun’a 6 gün önce geldim. Kentin ve talihsiz göçmenlerin içinde bulundukları durumu tarif etmeye sözcükler yeterli değil. Kentin hanlarında, harabe binalarında ve ahırlarında yığılan Çerkeslerden (8.000 ila 10.000 kadar) gayri, Irmak ve Dervent’teki kamptan gelen 30.000’i aşkın insan meydanları doldurmakta, caddeleri tıkamakta, sahipli arazilere girmekte, her yeri işgal etmekte ve gün boyu buralarda kaldıktan sonra ancak gün batımından sonra ortalıktan çekilmektedir. Kapı eşiklerinde, dükkân önlerinde, yolların-meydanların orta yerlerinde, bahçelerde, ağaç diplerinde, her yerde, hasta, ölmek üzere ve ölmüş insanlar dolu. Göçmenlerin bulunduğu her yer, her sokak köşesi, uğradıkları her bir nokta bir enfeksiyon yatağı haline gelmiştir. Karantina bürosunun birkaç adım ötesindeki ancak 30 kişi alabilecek bir depo binası önceki güne kadar hepsi hasta veya ölmek üzere olan 207 kişiyi barındırıyordu. Ben bu bulaşıcı hastalık yuvasını boşaltmayı üstlendim. Bu korkunç izbenin içine girmeyi hamallar bile reddetti. Oradan, değerli iş arkadaşım Ali Efendi’nin yardımı ile çürüme halinde birçok ceset çıkarttım. Bu olay kentte kalmalarına izin verilen göçmenlerin acıklı durumu hakkında bir nebze fikir verebilir. Trabzon’da gördüklerim Samsun kentinin sergilediği ürkünç manzara ile kıyas kabul etmez.
Kamplar ise bundan daha az iğrenç bir manzara sergilemiyor. 40.000 ila 50.000 kişi, kesin bir yoksulluk içinde, hastalıkların saldırısı altında, büyük kısmı ölüp giderek, başlarının üzerinde bir çatıdan, ekmekten ve mezardan bile mahrum, buraya atılmış durumdadır.
Mutasarrıfı, donup kalmış ve böylesi bir acil durumda ne yapacağını bilemez durumda buldum. Ata Bey’in ne parası var ne de kredisi. Ölüleri kaldıran adamlara ödeyecek parası bile yok. Pazarda ona peşin parasız hiçbir şey verilmiyor. Kefen için birkaç metre kaput bezi bile. Göçmenlerle ilgilenecek hiç kimse yok. Ölüleri gömmek için bir düzenleme yok. At yok, araba yok, tekne yok, hiçbir şey yok.
Büyük çoğunluğu günlerdir bir şey yememiş olan göçmenleri beslemek için derhal çare bulmak gerekiyordu. Birçok mısır tüccarına ve özellikle de Bay Serkis Kirorkyan’a başvurdum. Onları Mutasarrıfla bir araya getirdim. Şimdi onların sağladığı unu kullanmaktayız. Benimle birlikte buraya gelen İsmail Bey her bir göçmene günde 50 Dram (yaklaşık 200 gr. Ç.N ) ekmek verilmesini gözetiyor. Ayrıca, bir miktar da hint mısır unu buldum ve bu kısıtlı olanaklarla 70.000 ila 80.000 sürgüne biraz rahatlık sağlayabildik.
İkinci sorumluluğum ölülerin kaldırılması için bir düzenleme yapmaktı. Bunun için karantina bürosunun sandığına başvurmam gerekti. Orada birkaç yüz lira buldum. Sonra kentin boşaltılması ve limandaki 11 gemi ve 7 büyük sandalda bekletmekte olduğum Çerkeslerin karaya çıkarılması için girişimde bulundum. Yolcular kentten birkaç mil uzaktaki Kumcuca’da karaya çıktılar. Buraya son üç günde kentteki kovuklardan çıkardığım 3.000 ila 4.000 kişiyi yolladım. Kentin boşaltılmasına devam ediliyor, ancak sandığın kaynakları da tükenmek üzeredir.
Çözmek zorunda olduğumuz sorun mutlak para ve polis gücü yokluğudur. Hükümet kargaşayı önlemek için parasal desteği ve bir polis gücünü sağlamakta acele etmelidir. Şu an burada, yiyecek ekmeği olmayan 70.000 ila 80.000 kişi bulunmaktadır ve bunların kargaşa yaratabilecek davranışlarını denetim altına alabilecek hiç kimse yoktur. Keşke Ekselans Büyük Vezir buraya gelip bu kadersiz kentin ve kampların sergilediği manzarayı görebilseydi.
Türk Hükümetinin bu kadar büyük bir nüfusu başka bir yere çabucak taşımasının kolay olmadığının bilincindeyim. Ne var ki, göçmenler için gerekli para miktarını yollayarak Mutasarrıfa yardımcı olabilecek de yalnızca Hükümettir. Parayla kent ve Irmak boşaltılır, göçmenler Kumcuca veya Dervent’te sağlıklı kamplara yerleştirilebilir, giyecek, çamaşır, sabun hemen satın alınabilir, erzak temini garanti edilebilir. Bir kez daha yineliyorum: Burada 70.000 ila 80.000 göçmen var. Birkaç güne kadar bu sayı ikiye katlanacaktır. Böylesine büyük bir insan kitlesi nasıl denetlenebilir? Nasıl beslenir ve gereksinmeleri nasıl karşılanabilir? Bu göçün bu şekilde kendi haline bırakılması gerçek bir felaket olacaktır.
Limanda,10.000 Çerkes’i İstanbul Boğazı ağzındaki büyük limana taşıtmak amacıyla kiralamaya teşebbüs ettiğim 10 ila 20 büyük tekne var. Kaynak yetersizliği nedeniyle yola çıkmalarını ertelemek zorunda kaldım.
Sonuç olarak, Mutasarrıfın hiç parasının olmadığını belirtiyorum. Burada günlük ekmeğe gereksinimi olan 70.000 ila 80.000 kişi vardır ve burada yeterli unumuz olsa bile mevcut fırınlar yeterli olmayacaktır; peksimete gereksinimiz vardır. Açlıktan ölenler vardır ve dört gündür günlük tayınlarını alamayanların sayısı da çok fazladır.
Görevli sağlık müfettişi, Barozzi ,
“Çerkes Göçü”, The Times, 13 Haziran 1864, Sayfa 10

Report to the Board of Health of the Ottoman Empire, Samsun, May 20, 1864
http://www.circassianworld.com/Circassian_Emigrants.html
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
büyük, Çerkes, sürgünüunutma, unutturma

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ADİGA- Çerkes yemekleri............. Adige Abzakh RESİMLER 11 26.07.09 07:50
BÜYÜK ÇERKES SÜRGÜNÜ-Göç mü, yoksa sürgün mü? Vukuf-i Kalbi TARİH 3 16.05.09 15:47
21 mayıs Büyük Kafkas Sürgünü ..Unutma Unutturma.... Adige Abzakh SERBEST KÜRSÜ 8 15.05.09 14:11
Biz mi kimiz? (Unutma Unutturma ey müslüman!) gazikentli GAZZE - Filistin - HAMAS 5 04.05.09 17:11
Unutma Muhammed SERBEST KÜRSÜ 0 26.12.08 21:51

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:52 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.