| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,931 | Üyeler: 10,668 | Online: 216 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » TARTIŞ-YORUM »

TARTIŞ-YORUM Usul ve Kaideler Çerçevesinde HODRİ MEYDAN Dediğiniz Konuları Paylaşalım...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14.03.11, 17:32   #1
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart Hz. Şeyh M. Nazım: "Roma’daki Başpapaz Bir Delidir !..."

Hz. Şeyh M. Nazım el-HAQQANÎ son bir yıldır ingilizce verdiği ve online olarak tüm dünyadan izlenen sohbetlerinde hrıstiyan ve yahudileri dini inançlarını sorgulamağa davet etmektedir.

Hz. Şeyh M. Nazım el-HAQQANÎ sadece son Mayıs-2010 ayındaki 7 (yedi) ayrı sohbetinde doğrudan PAPA'nın şahsına hitap eden ve batıl dini inançlarını sorgulamaya davet eden konuşmalar yapmıştır.

Bu sohbetler internet üzerinden Türkçe-İngilizce-Fransızca-Almanca-Rusça-Arapça da dahil 13 ayrı dünya dilinde tam metin olarak da yayınlanmaktadır.

Bu sohbetlerin birkaç tanesini bir fikir edinilebilmesi için bu konu altında görebilirsiniz.

2005 yılı Nisan ayında Vatikan Katolik Kilisesi başına getirilen Papa XVI. Benedictus'a hitaben Hz. Şeyh M. Nazım el-HAQQANÎ'nin yaptığı "BAŞPAPAZA CEVAP" başlıklı aşağıdaki konuşması çok dikkat çekicidir.

VİDEO ve METİN ARŞİVİ: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]




Baş Papaz’a Cevap

Hazret-i Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi el-HAQQANİ K.S.

Bismillahirrahmanirrahim

Şah-ı Nakşibendi Hz., Nakşibendi tarikatının imamıdır; yani ulusudur. Cenab-ı Allah’ın sevdikleri Allah için toplanır ve Allah c.c. , isminin zikrine izin verir.

Bir gün daha geçiverdi, gelen Cuma var mı, yok mu belli değil.

Gayb olana hükmedemezsin, geçmiş olan zaten geçti. İçinde bulunduğun lahzalara dikkat edeceksin. Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler. Öyle tabir ederlerdi. Şimdi geçti, o hükmü yok.

Geleceğin ne olduğunu bilemezsin ki, senin hayatın senin yaptığın programa göre değildir.

Bizim yaptığımız bir program vardır ona lokma program diyorlar. İçinde bulunduğun lahzalara sahiplik yaparsın; demekle olmaz.

Güya sahiplik yapıyoruz aslı geçiyor. Süratle otomobilden geçerken, sağdan soldan geriye doğru koşuyor, biz de ileriye doğru. En yakın olan süratle geçendir. Uzakta olanlar yerinde duruyor gibidir ama değil.

Bir gece daha geçmektedir.

Bu gün hicret senesinin ilk ayının ilk gecesidir.

Evet, biz Müslümanlarız, her şeyimiz var.

İslam’ın bir şahsiyeti vardır, takvimimiz vardır, gün ve gecelerimiz vardır.

Yani illa bizim Avrupa veya Hristiyan aleminin takvimini takip etmeye ihtiyacımız yoktur.

Takvim için bir başlangıç vardır. Hristiyan alemi İsa a.s. doğduktan sonra kendi takvimlerini tutturmuştur. Onlara göre mühim bir başlangıçtı, başladı ve bitti.

Bizim de başlangıcımız, Hz. Muhammed’in hicreti münasebetiyledir.

Herkes bir dine bağlıdır. İnsan istediği dine bağlanır. İstediği inanca da bağlanır, lakin bu çeşit türlü inananların arasında bir kimsenin inandığı doğrudur, hepsi olamaz.

( İSLAM dışında ) Yahudilik, Hrıstiyanlık, bunlar gökyüzünden inen dinlerdir.

Budizm, Brahmanlık gibi insanların uydurageldikleri başka din ve mezhepler de vardır.

Bugün "din"lerin içerisinde birisi doğrudur. Hepsi doğru olamaz.

Önünde birkaç çizgi olsa, hepsi yamuksa, hepsi bir sayılır. Birisi bir tarafa birisi öbür tarafa gider, yalnız içlerinden bir tanesi doğrudur.

Şimdi İSLAM vardır ve Hristiyanlık, Musevilik var.

Yahudilik Dini "La ilahe illallah Musa Resulullah" dediler.

Evet ama "La ilahe illallah Muhammedun Resulullah" deyinceye kadar ve Efendimizi de kabul edene kadar onların dini doğru değildir.

Efendimizi kabul etmedikleri için onlar bitmiştir.


Hristiyanların dinine gelince, yahudiler onu karmakarışık ettiler.
Biri üç yaptılar, üçü bir yaptılar, uğraştılar, tanrıyı baba yaptılar, oğlunu tanrı yapıp aile meydana getirdiler.


Hala Roma’daki papaz ( PAPA ) ; “Cenab-ı Hak İsa ile dünyaya geldi.” diyor!

“İnsan, bir atom insan doğurdu desek nasıl? Akıl mantık kabul eder mi? İnsan atom doğurur mu?” Belki... Atom ile insanın arasında kaç milyon, katrilyon fark var! Lakin bir hududun içerisindedir. Düşünülürse; “Belki doğurdu.” denilebilir. Lakin; “Atom, bu kainattan büyük, bu kainatı yaratandan bir oğul getirdi.” derse ona "deli" derler.

Hala böyle söyleyen o papaz ( PAPA ) delidir.

“Allah, Hz. Meryem’den İsa suretinde geldi.” diyor. İşte delilik bu!

“Kainat bir atomdan geldi dese akıl keser mi?” Bu çok mantıksız. Yani Allah’ın büyüklüğünün haddi-hesabı yok ki bütün kainat atomdan küçük olabilsin, söyledikleri yalan!

“Allah’ın büyüklüğü İsa’da görüldü, atomdan, atomun içinden Allah göründü.” diyor.

O "başpapaz kitap" yazdı, bunları orada söylüyor:

“Ne maksatla?”

İtalyan ihvanlarımız var, bir ay önce Venedik’teydim üç bin İtalyan geldi; şehadet getirdiler. Hep beyaz giyinmişler, ayakta;“Lailahe İllallah.” dediler.

Cenab-ı Hak buyurdu bunu.

Ama papaz bu mitingin görülmesine izin vermedi ve: “Kimse gidip görmesin.”dedi.

Papazın yazdığı kitabı gösterdiler, bizim gazeteler ve Zaman gazetesi de yazmıştı:

“Papa kitabında Cenab-ı Allah, İsa’da göründü, başka peygamberlere yaklaştı ama görünmedi, yalnız İsa a.s.’da göründü diyor!”

Yani Hrıstiyanlık aklın ve mantığın dışında kaldı, bitti.

Yaşayan din İslam!

Ne ibadetimize, ne dünyayı yönetecek kanunlarımıza bir kabahat bulup, "şurası öyledir" diyecek adam yoktur ve kimsenin haddi değildir. Meydana gelsin, yaşayan din İslam’dır. İster beğensin, ister beğenmesin.

50 sene önce ben buraya geldim, 50 sene öncesinde babalarımız vardı, camilerde genç adam yoktu. Bugün mektepteki çocuklar dinden imandan uzak yetişti ve dine düşman olarak yetiştirildi. Camilere gidenler ayıplandı, tecavüze uğradı. Gazete, mecmua ve nutuklarıyla İslam’ı hırpaladılar, hakaret ettiler, soğuttular. Dinsiz bir gençlik yetiştirmek için ellerinden ne geliyorsa yaptılar.

Maşaallah Türkiye’de İslam adına kabaran bir gençlik var.

“Yaşayan din olmasa bizim burada işimiz ne?”

İngiltere’den geldiler, biz onları parayla kandırmadık, biletini kendi parasıyla aldı, geldi.

“Bizimle bu uzak memleketin çocuğunu barıştıran nedir? Bu çocukla anlaştığımız taraf nedir?”

Bu genç İngiltere’den geldi.

Ben mi propaganda yaptım yoksa K.K.T.C. mi?

Bu çocuk muhabbetle, imanla geliyor ki bunun arkasında ise bir Alman genç var!...

Onlar bize özeniyor...

Şimdi, inşaallah siz de özeneceksiniz.


el-Fatiha

KAYNAK: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] / 04.05.2007




BU SOHBETİN YAYINLANDIĞI YERLER:

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________





Konu Vukuf-i Kalbi tarafından (14.03.11 Saat 17:40 ) değiştirilmiştir..
View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 14.03.11, 17:33   #2
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Sultanul Evliya Mevlana
Şeyh Nazım Adil El-Hakkani

Salı, Mayıs 18, 2010
Lefke, Kıbrıs

MANEVİ SEVİYELER GÖKLERDEN GELİR

Destur Ya Seyyidi Meded

Allah Allah Allah Allah Allah Allah AziyzAllah

Allah Allah Allah Allah Allah Allah SubhanAllah

Allah Allah Allah Allah Allah Allah SultanAllah

Allâhümme Zidhu Ve Barik Habibeke Seyyidina Muhammed (s.a.v.) Seyyidel Evveliyn Vel Âhiriyn Zidhu Ya Rabbi İzzu Ve Şerefa Nûren Ve Surura Ve Ridvanen. Euzubillahimineşşeytanirraciym Bismillahirrahmanirrahiym.

Meded Ya Ricalallah.

Ey sahiplerimiz, ilahi desteğinizle şerri ve şeytanın hile ve tuzaklarını yenmek için zayıf kullarına ulaşın. Şeytani tuzaklara dikkat edin ey insanlar ki bu dünyadaki mayınlardan daha tehlikelidir.

Heryerde şeytan ve takipçileri hilelerini tuzaklar için kullanırlar. Bir tuzağa yakalanmamak için dikkat edin. “Biz zayıf kimseleriz, ey sahiplerimiz biz zayıf takipçilerini koru” deyin. Evet, Bismillahirrahmanirrahiym.

Ey insanlar
Esselamu Aleyküm, katılanlarımız.
Bütün Peygamberlere, selam üzerilerine olsun, ümmetlerinden kötü şeyler ulaştı.
Meded Ya Sultanul Evliya. Ey Sahibim lütfen zayıf kulunu destekle.
Evet, bütün insanoğlu işit, dinle ve itaat edin.

Ey Ezher-i Şerif ulemalar, kutsal toprakların profesörleri ve doktorlar ve selefi salihler kendilerine bu şerefli unvanları söylerler. Bir insan kendine bir şerefli unvan verirse bunun kıymeti yoktur. Eğer bir insan omzuna kralların omuzlarına giydiği gibi bir ceket giyerse bir kral olamaz. Bir kimse kendi başına bir taç takarsa kıymeti yoktur bu kendindendir.

Ama bizim zamanımızda insanlar, özellikle şeytan ve yolunun takipçileri kendilerine pekçok taklit unvanlar getirirler. Ve insanlara “Bu senin unvanın, Senin bu şu unvanın var” derler, hayır.

Onun için ben zayıf bir kulum, Hıristiyanların başı kutsal papaya soruyorum. Onların belki 12, belki daha az veya fazla kardinalleri vardır.
Ve soruyorum, bu kendi aranızda bir şereftir. Ne düşünüyorsunuz bu birilerine verdiğiniz unvanlar göklerden mühürlü müdür?
Asla.

Sizin göçüp gitmiş pekçok kutsallarınız var. Onlar kendilerine “Ben bir kutsalım” diye bir unvan verdiklerini zannetmiyorum, hayır.
Peygamberlik, elçilik veya bu maneviyatımıza ait olan manevi şerefler asla kendimize bir unvan vermez, olamaz. Hiç bir Peygamber “Ben göklerden gelen bir elçiyim” demez. Gökler onları destekleyip göklerin mübarekliğinden ikram etmezse ben buyum şuyum demezler.
İsa a.s. 12 havarilere katılıp siz kardinalsiniz dediğini zannetmiyorum.

Veya başka elçiler kendi aralarında sen şusun busun demezler, hayır. Göklerden birşey gelirse söylerler. Ama dünya insanlarından bir kimseye kutsal olarak tayin etmek doğru olmaz. Bütün manevi seviyeler göklerden gelir, evet.

Ey insanlar, onun için o biz doktoruz veya biz selefi salih ulemalarız veya Ezher ulemayız diye iddia edenlere konuşuyoruz.
Böyle şeyler asla göklerden ikram olmaz. Kendi aranızda kullanabilirsiniz ama maneviyat bu dünyaya ait değildir.
Peygamber ve ilahi kimselere maneviyat göklerden gelir. Maneviyatı dünyada bulamazsınız, hepsi göklerden gelmeli. Ama bütün ulemalara söylüyorum, bazıları “Biz selefi ulemayız” derler. Bunu size göklerden kim mühürler? Söyleyemezsiniz.

Ve Peygamberler Mührü, Seyyidina Muhammed (s.a.v) göklerden gelmediği sürece kimseye bir unvan vermedi. Ve bizim şimdi şerefi olup ilahi varlıklarla bağlantısı olan birilerini bulmaya ihtiyacımız var. Olmazsa bunlar taklit unvanlardır. Ve taklit unvanlar taşıyanlara asla bir şeref vermez. Veya insanlara asla bir maneviyat vermez.

Ve şimdi insanların maneviyata maddi şeylerden daha fazla ihtiyaçları var. İnsanların hepsi maddiyatın zirvesine ulaştılar ve maddiyat fikirlerden bıktılar. “Bıktık, biz varlığımızın kanaat getirecek başka birşey istiyoruz ki sorunlarımız bitsin. Kendimizi görünmeyen dünyalarla bağlantıya geçmek için” diyorlar.

Evet gündüz göklerde başka bir manzara görürsünüz ve gece vakti başka bir görünüşü vardır. Biz gündüz ve gece vakti o maddi varlıklardan onların varlıklarını meydana getirmeyi düzenleyene ulaşmak istiyoruz. Biz selâmette olmak için bilinçlerimize bir kanaat getirecek birisine ulaşmaya çalışıyoruz.

İnsanlar tamamen bıkmışlar. Onlar sorunlar içindeler ve şöyle böyle koşarlar. Ve şeytan ve grupları onları en fena ve fena hale getirirler. Çünkü şeytan insanoğlunun kanaat getirmesini ve hoşnut ve zevkli olmasını ve mutlu olmasını istemez asla istemez.

Onun için heryerde şeytan ve grupları onları yanlış yolda tutsunlar diye insanlara saldırırlar. Ve de temiz zihniyetleri kirlendirmek için bazı ajanlar kullanırlar. Ve genelde o “Biz ilahi kimseleriz, biz maneviyat taşıyan insanlarız” diyen insanları kullanırlar. Gelip daha fazla ve fazla sorunlar bulurlar.

İlahi kimselerin hangisine gidip oturursanız sizden bütün ağırlınızı alır ve bir kanaat verir. Onun için manevi temellerde bu mühimdir. Ve manevi insanlara ait olanlar insanlara “Ey insanlar, ey misafirlerimiz, ey katılanlarımız, kalbinizde bir hoşnutluk bulursanız onu takip edin. O hoşnutluğu ve selameti bulamazsanız… selamet kalbinizdeki sorunları alır. Sizden sorunları ve acıları alan birisini bulabilirseniz onu takip edin. Bu herkes olabilir” derler.

Bunu yapabilen kimse ilahi merkezlerle bağlantıda olmalı, bunu başkaları yapamaz. Pekçok taklit unvanlara kibirlenen insanlar bunu yapamazlar. İnsanlardan sorunları alamazlar, insanlara selamet veremezler. Onları bırakın. “Ben buyum, şuyum” diyenden kaçın.

Onun için ey insanlar şimdi bunları isteyin.
Bütün milletlerin hepsinin rahatsız olduğunu biliyoruz. Ve onlar kendilerini bu rahatsızlıktan nasıl kurtaracaklarını bilmezler. Ve hiçbir dini lider, dini insanlar onlara bunu şunu yap demez çünkü onlar sorunlar içindeler. Onlar rahatsız insanlar.

Onların kendilerinde bu sorunları alacak birisine ihtiyacı var.
Şimdi bu gezegendeki bütün insanlar sorunları içindeler, sorun okyanuslarına düştüler ve asla mutlu olmazlar. Onlara mutluluk yoktur. Onların hepsi sorun okyanuslara düşerler ve kendilerini o sorun okyanuslarında kurtarmak için bir yol bulamazlar.

Eğer dışarıda birisi onlara bir halat veya başka birşey gönderip onları çıkartsa kurtulacaklar. Ama olmazsa bir karanlık seviyeden başka daha derin ve en derin karanlık seviyesine aşağı, aşağı, aşağı batarlar. Gün be gün daha fazla sorunlara ve acılara girerler. Onlar kendilerine bir tazelik bulamazlar. Onları selamet edecek bir yol bulamazlar.

Aksine bu gezegende maddi şeylerden herşeyleri var ama mutlu değiller, rahat değiller ve selamette değiller. Ve o karanlık okyanuslardan kurtulmak için onlara atılacak bir halatı yakalamayı bekliyorlar. Ama böyle bir kimse insanlara yol göstermek isterse şeytan ve ajanları heryerde doludur. Heryerde onlardan yüzlerce, binlerce veya milyonlarca vardır. Ve “Bu doğru değil, bu yol selamet değildir” derler. Gelip insanların anlayışını öyle bir hale getirir ki o insanları kurtarmak için yetkili olan insanlar çıkacak yol bulamazlar.

Onun için insanlar size bir unvan verirse bu faydasızdır. Bazı dünyalık kimseler tarafından size ikram edilen taklit unvanlara aldanmayın. İlahi kimselere bakmalısınız, bu sizin içinizde bir selamet ve kanaat verir.

Onun için ilahi kimseleri istiyoruz. İnsanlardan istiyoruz, ey insanlar, “Sen kimsin?” diye sorduğun zaman “Ben zayıf bir kulum” diyen kimseleri sorun.

“Sizin sertifikanız nedir? Hangi akademiden mezun oldunuz?”

“Hiçbir akademiden diplomam veya sertifikam yok.”

“Git buradan, biz sizi istemiyoruz. Biz Sorbon’dan veya Oxford’dan veya Berlin’den veya Nesco’dan mezun olan “Doktor Filan” Doktor Felan” unvanı olan birisi arıyoruz. Sen kimsin git buradan.”

Ama bu insanlar bile kendilerini burada ve buradan sonra kurtaramazlar.
Cenâb-ı Allah bizi affeylesin. Çünkü tehlikeli zamandır, belki insanoğlu için en tehlikeli zamandır. Çünkü onlar insanlıklarını kayıp ettiler ve insan hayvanlarını takip ederler ve insanlıklarını kayıp ederler. Ve bu insan hayvanları kendilerine şeytandan bir kıyafet giderler.

İlk elbise kibirli olmaktır. Neyle kibirlenirler? Elbiselerinle. O kadar ihtişamlı kıyafettir. Evet. İnsanlar ne giydiğine bakarlar. İnsanlar senin kim olduğuna, hakiki varlığında ne taşıdığına bakmazlar.

Ey insanlar, hakiki varlıklarını bilen ve göklere giden hakiki yolu takip eden birilerine ihtiyacımız var. Ve onlar şimdi gizlidir. Onları bulmak çok zordur çünkü taklit kimseler o kadar çoktur. Plastik elmaslar gibi doludur ama hakikisini bulamazsınız.
Cenâb-ı Allah bizi affeylesin.

Ey sahibimiz şeytanı hile ve tuzaklardan kurtulmak için sana koşuyoruz.
Cenâb-ı Allah bizi affeylesin.

Allah Allah Allah Allah Allah Allah KerimAllah

Allah Allah Allah Allah Allah Allah SubhanAllah

Allah Allah Allah Allah Allah Allah SultanAllah

Ey Rabbimiz, Peygamberler Mührü, Seyyidina Muhammed (s.a.v) hürmetine senin zayıf kullarını kalalım.

Fatiha.

“Dum dum dum dum
Dum dum dum dum”

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________





Konu Vukuf-i Kalbi tarafından (14.03.11 Saat 17:40 ) değiştirilmiştir..
View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 14.03.11, 17:34   #3
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Sultanul Evliya Mevlana
Şeyh Nazım Adil El-Hakkani

Pazartesi, Mayıs 24, 2010

Lefke, Kıbrıs

YARATILANLARIN EN FENASI NEFİSTİR

Allah Allah Allah Allah Allah Allah SubhanAllah

Allah Allah Allah Allah Allah Allah SultanAllah

Subhansın Sultansın
Zid Habibeke Seyyidina Muhammed İzzen Ve Şerefa Nûren Ve Surura Ve Ridvanen Ve Sultana
Ve Men ….

Sümmes-Selamu Aleyk Ya Sahibel Zaman

İnsanoğlunun herşeyinden mesul olan.
Esselamu Aleyke Ya Kutbul Mutasarrıf.
Esselamu Aleyküm Ya Ricalallah.
Esselamu Aleyküm Ya İbadallah.

Selâm size ey katılanlarımız. Bugün dünya yarın ahiret olacak. İnsanoğlundan kimse korkusuz olamaz. Gafil olup ölüm ve sonrasını unuturlarsa sarhoşlardır. Uyanık olanlar korkanlardır çünkü kimse bir dakika sonra ne olacağını bilmez. Evet.

Esselamu Aleyküm katılanlarımız, işitin ve dinleyin.
Dinleyin ve işitin ve itaat etmeye çalışın ki hepimiz itaatkâr kimseler olalım.
İtaatkâr olabilenler hoşnutluk bulurlar.

Ve Euzubillahimineşşeytanirraciym diyoruz.
Ey insanlar, şeytan tarafından aldanmayın. Sizi gelip aldatması için şeytana yol vermeyin. Doğru kimseler peşine koşun, şeytan ve ajanlarının peşine koşmayın.

Esselamu Aleyküm İslam ehlinin ulemaları, Ezher ulemaları veya İslam dünyasındaki başka ulemalar.

Özellikle “Biz selef salihiz” diye iddia edenler. Onlar “Biz selefi salihlerin yollarını takip ederiz” derler. Bu büyük bir iddiadır. Ve onun içinde nefisleri bazı büyüklükler ister. Evet, bunu söylüyorlarsa bu bir iddiadır ki “Biz birşeyiz veya bir birileriz. Onların seviyeleri başka insanlar ve eğitilmiş insanlardan farklıdır” demek istiyorlar.

Ey insanlar ve ey ulemalar, “Biz eğitilmiş kimseleriz” diye iddia edenler.
Evet Müslüman dünyasından veya gayrimüslim dünyası veya Tevrat, İncil ve Kitabı Mukaddese’nin eğitilmiş insanları, göklerden hiç bir yetki almadan kendilerine bir makam vermeye çalışırlar. Bu anlayış için çok fazladır.

Onlar kendilerinin bunu söylemek için göklerden yetkileri olduğunu zannederler, hayır, hayır. Varlığınıza birşey vermek için, ki o tek bir varlık maddi ve bedensel varlıktır. Ve başka bir varlığınız var o da manevi varlığınızdır. Maddi varlığımız her zaman dokunabileceği, ulaşabileceği birşey ister. Onun için bir kimse “Ben birşeyim” diye iddia ederse o kimse nefsinin maddi varlığı adına konuşur.

Onların nefsanî istekleri veya arzuları maddi dünyaya ve maddi varlıklarına aittir. Şimdi dünyada yaşayan insanlar baştan sona kadar her zaman nefsanî varlıkları peşinde koşarlar. Ve maddi varlıkları nefislerini temsil eder. Ve nefis herkesin içindeki olan şeytanın temsilcisidir.

Onun için nefislerimiz birşeye ulaşmak ister. Meşgul etti mi birşey sigorta atar.
La Hâvle Vela Kuvvete İlla Billâhil Aliyil Aziym.
Nefislerimiz kendi içimizde şeytanı temsil eder. Ve nefis şeytanın mensubudur ve nefis hakkımızdır. Ve hakkımız her zaman maddi arzulardan birşey ister. Kendine birşey gelmezse hiç bir zaman mutlu olmaz.

Onun için nefsimizin en fena ahlakı kendi için birşey istemektir. Dokunamadığı birşeyle asla mutlu olmaz. Maddi şeylerden birşeyleri görmek veya işitmek veya yapmayı severler. Onun için insanlar hemen neye koşarlar? Görünen, duyulan, söylenilen ve anlaşılan birşeylere koşarlar. Bu şeytanın kötü ahlakıydı.

Bu sebepten dolayı herkes nefisleri için maddi şeylerden birşeye ulaşmaya koşarlar. Onun için diyoruz ey ulemalar, “Biz selefi ulemayız veya onların yolundayız” diyenler ki bu biz de onların yolundanız demektir. Bu iddiadır, onlardan kimse bunu söylemek için ilahi bir açıklamaya veya yetkiye ulaşmadı.

Kimse ben buyum veya şuyum deyip de bu iddia göklerden mühürlenmesine ulaşmadı. Hepsi görünecek, duyulacak, dokunulacak bazı yönlere ulaşmaya koşarlar.
Ve ey selefi ulemalar, ey müslüman eğitilmiş insanlar ve bütün kutsal kitaplar ikram edilenler.
Siz Peygamberinizin asla söylemediği pekçok şeyler iddia ediyorsunuz.
Biz müslüman dünyasına ve ulemalarına konuşuyoruz.

Ey müslüman dünyasının ulemaları, sizden bazıları “Biz selefi salihlerin takipçileriyiz” dersiniz. Bu bizde onların temsilcileriyiz demektir. Veya başkaları ilmimiz Ezher-i Şerife aittir diyenler. Bazıları Bizim Sorbon’dan İslam şeriatı diplomamız var” diyebilirler. Veya Berlin’den veya Oxford’dan veya Toronto’dan veya Paris Sorbon’dan. He…?

Bunu neden söylersiniz? Bu söylediğiniz iddianın size bir şeref verdiğini mi zannediyorsunuz? Bu sizin dokunabildiğiniz birşeyi istediğiniz ve bu da asla Peygamberlerin varisleri olamayacağınız anlamına gelir, hayır.
Bakın ey Suudi ulemaları, “Biz selefi salih takipçileriyiz veya biz hakiki selefi salihleriz” derler.

Selefi salihlerden kimse selefi salihlerin yolundayız diye iddia etmez. Peygamberlerin eğitimlerine bakın ve işitin ve anlamaya çalışın. Özellikle Peygamberler Mührü, Seyyidina Muhammed (s.a.v)’in eğitimine. Ben neden ayağa kalkıyorum? Peygamberler Mührü, Seyyidina Muhammed (s.a.v.) buyurdu… (arapça) Milleti ve soyu ve topluluğunda şereflenmiş kimselere saygınızı verin.

Ve Peygamberler Mührü bütün insanları eğitti. Bu zayıf kulu bazı noktaları konuşturuyorlar ki bu ümmeti Habib bu sebepten dolayı kayıp heybetini etmiştir çünkü takip etmezler. Peygamberler Mührü ne buyurur?
… (arapça)
Eğitti.

Ey eğitilmiş insanlar ne düşünüyorsunuz? Peygamberler Mührü kendini methediyor mu zannediyorsunuz? “Ben zayıf bir kulum” diyen insanlar nerede? Zayıf bir kulum ve Peygamberler Mührü buyurduğu gibi “Eddinu Nasihat” yapıyorum.

Peygamberler Mührünün emredip nasihat ettiği gibi konuşuyorum. Konuştuğum zaman birşey oluyorum demiyorum. Hayır, hayır. Bu bütün eğitilmiş insanlara “Doktor Filan” veya “Sorbon’dan mezun olduk” veya “Biz selefi salihlerin takipçileriyiz” diye yazmamaları yeterlidir, hayır. Yalnız “Biz kuluz” deyin.

Abd, kul.
Evet biz kuluz. Kul hizmetçi demektir. İnsanlara yardım eden ve insanlar için çalışan, Hadim, hizmetçi, hizmetçi. Peygamberler Mührü ümmetini bir kul gibi olmalısınız diye eğitti. Onun için konuşmalarımız asla kulağımızın dışına gitmez, yerinde biter.

Hıristiyan kardeşlerimize ve onların zirve seviyedeki dini insanlara soruyorum.

İsa a.s’dan kardinaller tayin etmelerini, papalar tayin etmelerini, piskoposlar tayin etmelerini, şu ve bu unvanlar tayin etmelerini hiç işitmişler mi? İsa a.s’ ın 12 havarileri vardı. Onlardan birisine “Sen kardinalsin” “Sen piskopossun” “Sen patriksin” “Sen papasın” dedi mi? Hayır.

Söyleyin, İsa a.s’ın ümmetinin kutsal insanları söyleyin.
Ve İsrailli insanlara ve kutsal insanlarına soruyorum. Musa a.s. “Sen hahamsın, “Sen yukarısın aşağısın” dedi mi?

Ama onların kendilerini insanlara daha fazla ve fazla göstermek çok basamakları var.


Din insanlara “Ben şuyum buyum” diye göstermek için bir gösteriş değildir. Hayır, yanlıştır.

Nefisleriyle beraber olan herkesin konuştukları herşey veya yazdıkları herşey nefis kokar. Ve Âlemlerin Rabbi “Yaratılanın en fenası nefistir” buyurdu. O her zaman ilahi emirlere karşı geldi.

Ey insanlar, onun için gösteriş yapmayın, gösterişi bırakın. Gösteriş yalnız nefislerimizi mutmain edip zevkler. Onu bırakın ve kul olun. Olmazsanız Cenâb-ı Allah asla sizin taklit unvanlarınızı ve taklit iddialarınızı kabul etmez.

Evet, şimdi insanlar en fena yoldalar. Çünkü herkes toplumun içinde birisi olmak istiyor. Asla düz bir tarla olmayı kabul etmezler, her zaman yüksek bir dağ olmak isterler. Yüksek dağlar sadece kar taşırlar. Düz vadiler yeşil olur ve insanlara fayda sağlar.

Bütün savaşlar, bütün kavgalar, bütün sorunlar o nefsanî arzuların arkasındadır. Bir kimse “Ben zayıf bir kulum” dese Cenâb-ı Allah (Nisa:28) وَخُلِقَ ٱلۡإِنسَـٰنُ ضَعِيفً۬ا << çünkü insan zayıf yaratılmıştır >> buyurduğunu nasıl söylemezsiniz?
Sadakallahul Aziym.

Bu doğru mu? Bu ne demektir selefi salih ulemalar ve doğudan batıya Ezher-i Şerif ulemalar ve doktorları? Kullarına وَخُلِقَ ٱلۡإِنسَـٰنُ ضَعِيفً۬ا beyanat ettiği zaman Sadakallahul Aziym mi değil mi?

Biz zayıf kimseleriz, ilahi destek olmazsa kimse bir adım atamaz. Bilmelisiniz ki dünyadaki hareketlerimiz maddi kuvvetimizde olduğuna inanmayın. Bir tas veya iki tas yemek yerseniz size hareket ettirir, yaptırır, gösterir veya bilmenizi sağlar zannetmeyin.
Bu kara cehalettir.

Ben elimi böyle yapsam bile, kaldırmak için yediğim şeyler kaslarıma kuvvet verir zannetmeyin, hayır. Her hareket ilahi güçlerden gelip ulaşır. İlahi güçlere bağlı olmazsa konuşamazsınız. İnsanlar maddi gıdalarımızla yaşıyoruz, hareket ediyoruz, yapıyoruz ve bize bu imkânları sağlar zannederler, hayır.

İnsanlara mümkün yapan maddi yediklerinden değildir, hayır. Ama bu ilahidir. İlahi kuvvet buraya ulaşmazsa bunu kaldıramam. Siz nasıl biz birşeyiz diye iddia edersiniz ve birşey değilsiniz.

Cenâb-ı Allah bizi ilahi huzurda en şerefli olan Seyyidina Muhammed (s.a.v.)’in hürmetine affeylesin.

Biz nefsimizin putlarını yıkmaya çalışıyoruz. Ben yapıyorum, ben hareket ediyorum, ben koşuyorum, ben düşünüyorum demek en büyük lanettir. Hayır, bu kuvvet sizden alınırsa sadece bir şekil olursunuz ve toz olursunuz. Cenâb-ı Allah bize bir anlayış versin.

Bunu anlarsak herkese saygı veririz ve selamet peşine koşarız. Yoksa sorunlar sonsuzdur, kavgalar sonsuzdur, krizler sonsuzdur. Ve bütün sorunlar sonsuzdur, bitti.

Bu sebepten dolayı gezegenimiz dünya cehennemlere koşar. Heryerde cehennemler var. Heryerde sorunlar bulursunuz, selamet yoktur. Selameti kendinizin hakiki varlığı olarak ve herşeyi esas haline getirmelisiniz o zaman ilahi selamet iner ve bu dünya selamet olur. Yoksa insanlar şeytanın köleleri ve kulları olurlar ve sonsuz sorunlar olur.

Tövbe Ya Rabbi Tövbe Ya Rabbi.

Fatiha.


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________





Konu Vukuf-i Kalbi tarafından (14.03.11 Saat 17:43 ) değiştirilmiştir..
View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 14.03.11, 17:34   #4
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Sultanul Evliya Mevlana
Şeyh Nazım Adil El-Hakkani

Perşembe, Mayıs 6, 2010
Lefke, Kıbrıs

MÜHÜR NE DEMEKTİR?

Destur Ya Seyyidi Meded
La İlahe İllallah La İlahe İllallah La İlahe İllallah Seyyidina Nebiyyina Mevlana Muhammedun Rasulullah Habibullah Nûru Arşillah.
Zidhu Ya Rabbi İzzu Ve Şerefa Nûren Ve Surura Ve Ridvanen Ve Sultana.
Elfu Salât Elfu Selâm Aleyke Ya Seyyidel Evveliyn Vel Âhiriyn Ya Seyyidena Muhammedena Sallallahu Aleyh…

Bütün doğudan batıya kuzeyden güneye olan insanlara hitap etmek için ilahi destek istiyoruz. Onlar bu dünyada halife olmakla şereflendirildiler.
Esselamu Aleyküm katılanlarımız. Katılın ve birşey öğrenmek için daha fazla dikkatinizi verin. Ben birşey öğrenmeye çalışıyorum.

Euzubillahimineşşeytanirraciym
Bismillahirrahmanirrahiym, Bismillahirrahmanirrahiym, Bismillahirrahmanirrahiym diyoruz.
Allahu Ekber.

Katılanlarımız hoşgeldiniz. Bugün nasılsınız? Kabristana bir gün daha yaklaştık, mutlu olun. Mutlu olun. Ne için mutlu olalım? Çünkü bu hayatta birşeyle yüklendik. Hayır ve şerden, iyi ve kötü şeylerle.

Ve bu ağır yükü taşımaya çalışıyoruz. Son anımız geldiği zaman o ağır yükler bizden alınır. Ruhlarımız özgür olur çünkü bütün insanları burada ve buradan sonra da mutsuz yapan omuzlarımızdaki ağır yüklerdir.

Onun için size diyoruz ki bir gün geçti ve yeni bir gün geldi. Ve bu gezegendeki günlerimiz azalıyor azalıyor ta ki sıfır olana kadar. İnsanları söylediği bir söz vardır bilir misiniz? Şimdi 9 dan 8, 7, 6, 5, 4.... geri sayım. Evet, biz bu noktadayız. Estâizubillah;

Cenâb-ı Allah Subhanehu Ve Teâlâ buyurur;

(Rad:8) وَڪُلُّ شَىۡءٍ عِندَهُ ۥ بِمِقۡدَارٍ

<< Onun katında her şey ölçü iledir>>

Bu gezegende karışıklık yoktur, herşey en mükemmel halindedir. Biz karışıklık yapıyoruz. İrademizi yanlış yolda kullanıyoruz ondan sonra karışıklık geliyor.

Ey selefi ulemaları, ey Ezheri ulemaların doktorları, ey şii ulemaları, bu müslüman topluluğu içindir.
Ve de kutsal papaya soruyoruz. Unvanı p11 mi?
Ve de haham başına soruyorum. O asla Hıristiyanlığı veya İslamı kabul etmez.
Ha…Ha… Haa…

Herşey sizin kabul etmenize veya etmemenize kalsa bu dünya çoktan biterdi.
Âlemlerin Rabbine şükürler olsun ki siz, haham başına İsa a.s’ ı kabul etmeyi veya İslamı reddetmeyi bırakmıyor.
Ki İslam gökteki güneş gibidir. Neden gözlerinizi İslama kapatırsınız?


Peygamberimiz, Seyyidina Muhammed (s.a.v) aşağıdaydı da Musa yukarıda mıydı?

(Bakara:111) قُلۡ هَاتُواْ بُرۡهَـٰنَڪُمۡ

<<Eğer bu davanızda sadık kimselerseniz delillerinizi getirin.>>

Delillerinizi getirin ey hahamlar. Getirin, söyleyin. Peygamberliğin Tevrat’da yazılan işaretlerini söyleyin. Musa a.s’nın Peygamberliğin işareti neydi? Söyleyin. Hangisi noksandı söyleyin.

Peygamberler Mühründe hangi vasıflar yoktu? Peygamberliğin hangi işaretlerini Seyyidina Muhammed (s.a.v)’de bulamadınız? Neden ısrar edersiniz? Ne için ısrar edersiniz? Ne için?

Siz kutup yıldızın aydan daha fazla anlaşıldığını iddia eden kimselersiniz. Söylediğimi anlar mısınız? Venüs aydan daha açık olduğunu iddia eden kimselersiniz.

Mesafe kullanırsanız insanlığa en yakın peygamberlik kim içindir? Ben en son olanım diye iddia eden mi ilk olanım diyen mi? Evet, ay en yakın olandır ve Venüs en uzak olandır.

Siz Venüs’ten gördüğünüzün daha net olduğunu kabul edersiniz ve “Bu ayı kabul etmeyiz” Neden? Deliliniz nedir? Söyleyin, söyleyin. Söylemelisiniz. Venüs’ün ayda gözükenden daha net olduğunu söylersiniz. Bu iddianızı hiç bir zihniyet kabul etmez.

Evet ey insanlar, onun için burada bütün milletlere yanlış ve doğru olanı hitap etmek için yetkiliyim. Ve kim burada konuşulanı dinlerse bunu ölçmeli. Bunu bir tartıya koyup o tartının ağırlığına bakmalı.

Evet soruyorum. Peygamberler Mührü ne için geldi?
Söyleyin ey Ezher ulemaları, şii ulemaları, selefi salih ulemaları, Hint ulemaları, mağrip ulemaları.
Peygamberler Mührüne neden mühür olmak ikram edildi söyleyin? O mührünü bir kimsenin ismine basmazsa o Peygamber olamaz. O Âlemlerin Rabbinin temsilcisidir.

Ve Âlemlerin Rabbi, SubhanAllah, onu temsilcisi yapan O Onun hakiki varlığındadır. Onun yapacağını kimse bilmez. Bu imkânsızdır ama bazen bir kıvılcım gönderir ve bu kıvılcımlar böyle kâinattan milyonlarca yapar. Evet? Bir kimse hayır diyor mu? Diyemezsiniz, diyemezsiniz.
Allahu Ekber-ül Ekber.

Ey Rabbimiz…
Ey Hıristiyanların başları, ey haham başları ve de İslam âlimlere konuşup soruyorum. İlkönce selefi salihlere soruyorum. Mühür ne demektir? Mühür ne demektir? Peygamberler Mührü, evet? Soruyorum ve kutsal papadan ve kutsal haham başından cevap bekliyorum. Ve selef ulemalara kutsal demeyiz veya Ezher ulemalara kutsal demeyiz.

Biz onlara “Ey biz doktoruz, biz bunu şunu konuşmak için yetkiliyiz” diyenler deriz. Peygamberler Mührü olmanın anlamı ne demektir söyleyin. Onların bana söylediklerini ben size söylüyorum. Mühür.

Mühür baştan sona bir Peygamber olmak demektir. Eğer Peygamberler Mührü onların ismine mührünü basmazsa Âdem asla Peygamber olamaz veya İbrahim Peygamber olamaz veya Nuh Peygamber olamaz veya Musa Peygamber olamaz veya İsa Peygamber olamaz veya 124 bin Peygamberler Peygamber olamaz.

Söyleyin!!
Neden böyle hakikatleri gizliyorsunuz? Bu beni konuşturdukları doğudan batıya hitap ettirdikleri hakikatlerdir.
Öğrenmelisiniz. Peygamberler Mührü, Seyyidina Muhammed (s.a.v) bir peygamberin ismine mührünü basmazsa peygamber olamayacağını bilmiyorsanız öğrenmelisiniz.

Bu hakiki hakikattir, doğru hakikattir. Cenâb-ı Allah böyle şeylere bakmaz.
O varlığı hakkında “Ben bir gizli hazineydim” buyurdu. O daha gizli bir hazineydi ondan sonra yarattı.

İlkönce yarattığı kimdi söyleyin siz ulemalarsınız. Kitap verilmiş insanların ulemaları, yahudiler ve Hıristiyanlıkta olanlar, Rabbimizin ilahi emri ve ilahi iradesi ile meydana getirdiği ilk varlık kimdi? Seyyidina Muhammed (s.a.v).

Evet, Seyyidina Muhammed (s.a.v.) Yaratanı adına bu kâinatı gözetir. He…?
Böyle şeyleri öğrenmelisiniz. Ben doktorum, ben hahamım, ben papayım demeyin, hayır. Bu dinin ilk taşlarıdır. İnsanoğlundan herkes bunu bilmeli bu onların şerefidir.

Ve onun için biz Peygamberler Mührü, Seyyidina Muhammed (s.a.v)’e bir şeref ve övgü verirsek bu şerefi Rabbimiz adına veririz. Kimse Peygamberler Mührünün şanını geçemez. İlahi hitap; “Benim mührümü al ya Muhammed!!! Ben seni kendim için yarattım!!!!!”

Evet, şimdi yavaş yavaş son günlere yaklaşıyoruz.
Ve insanoğlunun bilmediği herşeyde o ilim hazineleri biraz biraz daha açılır ki insanlar onların Yaratanı ve Rabbi kimdir ve bütün kâinatı kim için yarattığını bilsinler diye.

Ey Ezher ulemaları, selefi salih ulemalar, şii ulemaları ve biz eğitilmiş insanlarız diye iddia edenler, arapça bilir misiniz? Siz ne öğrendiniz? Böyle şeyler bilmiyorsanız ne öğreniyorsunuz? Siz buğdayı bırakıp samanı alıyorsunuz. Ve istediklerimize ulaştık diyorsunuz.

Bu saman hayvanlar içindir ama buğday bizim içindir. Hayvanlar sıfatını bırakın insanların sıfatlarına ulaşmaya gelin.
Ey insanlar bilmelisiniz. Şimdi zaman bitmiştir.
Bu dünyada vâr olma ikram edildiği devir bitmektedir.

Onun için Âlemlerin Rabbi insanların anlayışına ulaşsın diye ilahi nûrlardan birşeyler açmak istiyor. Ben doktorum demeyi bırakın. Ben kutsalım demeyi bırakın. Biz âlimiz demeyi bırakın. Onları bırakın yenilere bakın. Siz Arapsınız, Arapça bilirsiniz.
Âlemlerin Rabbinin buyurduğuna bakın.

Rabbiniz ne buyuruyor?

(Rahman:29) كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِى شَأۡنٍ۬

<< O, her an yaratma halindedir>>

Evet, bunu bilmelisiniz. Sizin yeni zuhuratlarda yeriniz nedir? Bu günlük Cenâb-ı Allah’ın ilahi ayeti olan (Rahman:29) كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِى شَأۡنٍ۬ göre gelir.

Herşeye Kâdir olan Allah’ın … hergün ve bugün ne olduğunu bilir misiniz? Hayır. Onun için Kun Taliben.

“Biz Sorbon’dan. Cambridge’dan, Oxfort’dan, Boston’dan, Baston’dan mezun olmamız yeterli” demeyin. Onları bırakın. (Rahman:29) كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِى شَأۡنٍ۬

Hergün ilahi huzurunda Levh-i Mahfuz’da programladığı programdan yeni bir sayfa gelir. Neler olduğunu bilmeli ve insanlara doğruları söyleyip öğretmelisiniz. Onlara doğru olanı öğretin ve siz doğru kimseler olmayı öğrenmelisiniz ve ebedi doğrulardan istemelisiniz.

Ey insanlar, bakın ve anlayın. Gelin ve sorun, bilmiyorsanız sorun. Biz İslam ulemalarız dersiniz.
Ey Ezher-i Şerif ulemalar, selefi salih ulemaları, şii ulemaları siz Kurân-ı Kerîm okursunuz.

Ve Kurân-ı Kerîm’in Kehf süresinde Musa a.s. ne istedi?

O Nebi Mürsel Ulul Azim’di. Onun şerefi vardı ve ilahi hazinelerden beş fazladan ikram edilendir. Musa a.s. sordu benden daha fazla bilen birisi varmış buyurdu, ben onu bulmaya koşmalıyım ve ondan öğrenmeliyim buyurdu. Neden o yola gitmezsiniz?
Kurân-ı Kerîm’i hikâye veya masal kitabı mı zannediyorsunuz?

Peygamberler Mührüne karşı edepli olun ve Kurân-ı Kerîm’e karşı edepli olun ve Peygamberlere karşı edepli olun!! Bu bir okyanustur, burada durmalıyız yoksa hepiniz gark olursunuz.

Allah Allah Allah Allah Allah Allah AziyzAllah

Allah Allah Allah Allah Allah Allah KerimAllah

Allah Allah Allah Allah Allah Allah SultanAllah

Bizi affeyle ey Rabbimiz. Biz birşey bilemeyiz, bu bizim sıfatımızdır. Ama hakiki hakikatlerden ve hakiki doğru kimselerden bizim için kötü olanı istemeyelim. Nefsimiz istememize engel olur. Onu veya bunu sormaya ihtiyacımız yoktur der.
İslamda ve Hıristiyanlıkta ve Yahudilikte eğitilmiş insanlar edebinizi koruyun.
Cenâb-ı Allah bizi Peygamberler Mührü, Seyyidina Muhammed (s.a.v.) hürmetine bizi affeylesin

Fatiha.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________





Konu Vukuf-i Kalbi tarafından (14.03.11 Saat 17:45 ) değiştirilmiştir..
View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 14.03.11, 17:35   #5
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Sultanul Evliya Mevlana
Şeyh Nazım Adil El-Hakkani

Pazartesi, Mayıs 31, 2010
Lefke, Kıbrıs
MİLLİ GÖRÜŞ FORUM

إِنَّ كَيۡدَ ٱلشَّيۡطَـٰنِ كَانَ ضَعِيفًا

ŞÜPHE YOK Kİ ŞEYTANIN KURDUĞU DÜZEN ZAYIFTIR
(Nisa:76)

Meded Meded Meded Meded Meded Meded
Ya Rabben İzzeti Şerefen Vel Ceberrut
Ente Allah Subhaneke Sultaneke
Ya Rabbenağfirlena… Ente Hayrul Rahimin. Zid Habibeke İzzen Ve Şerefa Nûren Ve Surura Ve Ridvanen Ve Sultana Âmin.
Sümmes-Selatu Vesselamu Aleyke Ya Seyyidel Evveliyne Vel Âhiriyn

Peygamberler Mührü, Seyyidina Muhammed (s.a.v.)

Cenâb-ı Allah Sana daha fazla şan, daha fazla azamet, daha fazla şeref, daha fazla heybet ikram eylesin. Bütün selâmlar ilahi kimselere ait olan mübarek kimseleredir. Size de selamlar.

Allah size daha fazla şeref versin ve sizin bereketiniz doğru yolda olalım ve insanoğlunun hakiki seviyesine kayıp etmeyelim.

Destur Ya Seyyidi Meded.

Esselamu Aleyküm, bütün milletlere.
Ve Esselamu Aleyküm kıymet verip ve ilahi ilimleri dinlemek için az bir zaman verip katılan kimselere.

Ve Euzubillahimineşşeytanirraciym diyoruz. Şeytan ve hileleri ve tuzaklarına karşı korunma istiyoruz. Biz zayıf kullarız, istemeliyiz.

Şeytan en zayıf olandır. Yaratılanların arasından şeytandan daha zayıf olan kimse yoktur. Biz zayıfız ama şeytanın zayıflığının ölçüsü yoktur. Ama “Ben dünyada en güçlü kimseyim” diye iddia eder. Ve pekçok ahmak kimselerde şeytanın hakiki halleri söylediğini zannederler ve korkarlar.

Ama (Nisa:76) إِنَّ كَيۡدَ ٱلشَّيۡطَـٰنِ كَانَ ضَعِيفًا << şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır>>

Ey katılanlarımız, işitin ve dinleyin ve birşey anlamaya çalışın.
Şeytan kendini yaratılanların arasında en güçlü kimse olduğunu iddia eder. Ve insanlara “Benim emirlerim devam etmeli çünkü ben size bazı yollar öğretiyorum. Buna dikkat etmezsiniz ama size benim gibi meşhur olmayı öğretiyorum. Ben sizin aranızda en meşhur olan kimseyim” der.

“Sen neredesin?”

“Ben her yerdeyim”

“Heryerde mi?”

“Evet, ben heryerdeyim”

Ey katılanlarımız, şeytanın olmadığı bir yer bulabildiğinizi mi zannedersiniz? Selefi ulemalara soruyorum, şeytan Haram-i Şerif, Mekke Mukerreme’de olması engellendiğini mi zannedersiniz? Ve aynı zamanda Medine-i Münevvere’de olamaz mı? Ve aynı zamanda Mescidil Aksa, Kudüs’te?

“Evet” derler. Ve şeytan bir tanedir. O nasıl aynı zamanda Mekke Mukerreme ve Medine-til Münevvere ve Mescid-il Aksa’da olur? Bir tanesi bu kutsal yerlerde olur. Başka yerlerden ne haber? En kutsal yerlerde bulunması yasak değilse başka yerlerden ne haber?

Şeytan her yere ulaşır. Onun için huuuuu..... Şeytan insanlara ve doğudan batıya kuzeyden güneye herşeye zarar verir. İnsanoğluna en çok zarar veren şeytandır. Ve şeytan bir yerde karşılandığı zaman bu zarar o kimseye iner. Şeytan zarar verir.

Evet, şeytan dehşetlidir ve emniyette olacağınız bir yere bakmalısınız. Bu ilahi korunma istemelisiniz demektir. Eğer ilahi korunma almazsanız kendinizi şeytan ve zehirli oklarından kurtarmanız imkânsız olur. Ama şimdi insanlar iki ellerini açarlar ve şeytana “Ey sevgilim” derler.

Şimdi insanların, 21. yüzyıl insanlarının sevgilisidir. Onlar şeytanı karşılarlar ve mübarek kimseleri gönderirler.
Ve en mübarek olan kimseleri gönderirler. En mübarek kimse olan Seyyidina Muhammed (s.a.v.)’i gönderirler.

İnsanlar ilahi rahmetle gelen ilahi kimseleri gönderirlerse şeytan cehennem malzemesiyle gelip insanları yakar. Uyuyor musun? 21. yüzyıl insanları böyle aletlerle çok mutlular. Çok hevesle bu teknolojiye koşarlar ama onların teknoloji sadece bu dünyanın yüzeyinde birşeydir. Şeytan ve kullarına yükselmek yasaktır.

Onlara göklerden ilahi mermiler atılır ve aşağı inerler. Onlar göklerden veya ilahi makamlarda olan daha fazla şeyler bilmek isterler. Ama onlara yasaktır ve insanlar böyle aletler peşine koşarlar. Ama onlar sadece doğudan batıya, kuzeyden güneye ulaşırlar ama yükselemezler.

Onun için şeytan “Ey takipçilerim, ben yukarıya bakıyorum ve benim görüşümün dışımda birşey olmadığını görüyorum. Bu benim görüşümün dışında birşey yoktur demektir. Bakabildiğiniz veya duyabildiğiniz veya dokunabildiğiniz birşeye inanmalısınız” der.

Onun için maddiyatçılık doğudan batıya, kuzeyden güneye dünyaya yayılmıştır. Onun için bilim adamları ve eğitilmiş insanlar maddi bölgelerin dışında hiçbir şey olmadığını iddia ederler. Çünkü onlar maddi dünyaya aitler ve “Bunun dışında birşey yoktur, birşey ulaşamayız. Milyon, milyar yıl uzaktadır” derler.

Bizim eğitilmiş insanlar “O kadar uzak mesafelere ulaşamayız ve ulaşamadığımız birşey olursa buna hiçbir şey deriz” derler. Ki şeytan insanların çoğunu bu gezegene geri getirir ve onları kendilerini sadece maddi şeylerle meşgul eder. Bunun dışında birşey yoktur derler.

Bunun dışında birşey yok diye nasıl dersiniz? Bir deliliniz var mı? “3 boyutun dışındakini kabul etmeyiz” dersiniz. Size 4 boyutun yasak olduğunu kim söyledi? Belki 4, belki 40, belki 400, belki 1000 tanedir. Size uzayın bu şekil yaratıldığını kim söyledi?

Bu dünyayı 3 boyutlu yaratan 4 boyutlu olan başka bir dünya yaratabilir. Bu ulaştığımız son ufuk diyemezsiniz çünkü bir ufka ulaştığınız zaman başka bir ufuk gözükür. Ama akılsız insanların kafalarına atılan şeytani teoriler onları 3 boyut içine hapseder.

Onlar bu kâinattaki herşeyi idare edebildiklerini zannederler. Bu nasılı olur? Siz ne biliyorsunuz? Siz anneniniz rahminden dışarıya çıktınız ve birşey bilmiyordunuz. Oradan birşey aldınız ve buradan birşey aldınız ve bir koleksiyon yaptınız ve bu üretime hakiki bir delil getiremezsiniz.

Çünkü insanoğlu bütün üretimi şeytana ait olan nefsanî ölçülerindendir. Onun için bütün lanet insanlara şeytandan dolayı iner. Şeytan bir sınır yapar çünkü maddi varlığımız bundan daha fazlasını taşıyamaz. Onun için onlara bir sınır yapar ve “Bunun dışından birşey yok” der.

Nasıl? Nasıl birşey yoktur? Bu şeytanın aldatma noktasıdır. Yüksek okullardan mezun olmuş insanları aldatır. Onun için onlar maddi şeylere secde ederler. Onlar mütevazı bir kimse olmazlar ve “Maddi şeyleri meydana getirene eğiliriz” derler. Bütün insanlar maddi şeylere secde ederler ama şeytan onları o maddi şeylerin dışına düşünmeye bırakmaz ki “Bu maddi şeyler vardır ve bunları var eden kimdir?” dedirtemez. Bu hassas noktadır.

Onun için “Hayır” derler. Hayır diyemezsiniz. Bu var ise bunu birileri hazırlamıştır. Bu kocaman maddi dünyayı, bütün evrenle, bunu kim yaptı? Pekçok evrenler vardır. Bu varlığımız yalnız bir Samanyoludur. Sayısız samanyolları vardır. Neden “Nerden gelir, nereye gider?” diye sormazlar?

Kuvvet olmadan hiçbir şey gözükmez derler. Kuvvet pekçok şeyleri meydana getirir ama sonsuz kuvvet okyanuslarını kim idare eder? Kimin emri gelir ve “Gel” veya “Git” der. “Kara delikler” derler. Onları kim yerleştirir? Kara delikler kendi kendime mi meydana gelirler?

Kara delikler hareket eder mi yoksa sabitler mi? Hayır, hepsi uzayda yüzerler. Uzay nedir? Birşey mi yoksa hiçbir şey mi? Birşeyse birileri tarafından yerleştirmeli. Varlığı yoksa birisinin emri olmadan meydana gelemezler. Ve samanyollarını yutmak için oraya o kara delikleri kocaman kim yerleştirir?

Ama şeytan insanoğlunun anlayışını sadece dünyada bırakır. Onlar gece vakti yukarıya bakmaktan korkarlar. Hergün güneş doğuşuna bakarım. Ve günün sonunda güneş batışını görmeyi severim. Ve “Bu güneş kaç kere doğup battı” derim. Ne zaman başladı?

Siz ve teknolojin nedir? Ahmaklıktır. İnanca gelmelisiniz. Ey doktorlar, bilim adamları, eğitilmiş insanlar gelip “Bu yaradılış bu gezegende yaşayan insanlar için bir gösteridir ve bu göremediğimiz, dokunamadığımız, hissedemediğimiz birileri tarafından yerleştirilmiştir. Ve onun varlığı hayalimizin dışındadır ” demelisiniz. Allahu Ekber.

Ve insanlar hurafeyi bırakmadıkça…. Şimdi 21. yüzyıl insanları birşeye ulaşmak istedikleri zaman ve çok güçlü mikroskoplar kullanırlar. Herşeyi ve bu dünyayı yaratan Âlemlerin Rabbi onlara virüs gönderir. Ve en güçlü mikroskop onu göremez.

Ve de göklerde son noktaya ulaşmak isterler ve kocaman teleskoplar kullanırlar. Ama önemsiz bir mesafeye ulaşırlar. Ve ilmimiz bu varlığın en küçük parçası için sınırlanır. Ve uzayların ve samanyollarının kocaman varlığına neden inanmazlar? Bize inanmaya kim engel olur? Bu en dehşetli olan şeytandır.

Onun için ey bilim adamları, siz söylediğimizi anlıyorsunuz. Ve şimdi beni dini fırkalarda eğitilmiş kimselere hitap ettiriyorlar. Müslümanlara, Hıristiyanlara ve yahudilere. İnsanlara neden bir inancı netleştirmezsiniz ki buna “Bu doğrudur” desinler? Kutsal kitaplar insanlara hakiki doğrularla ulaştı.

Neden netleştirmezsiniz Hıristiyan en kutsalı olan kutsal papa?
Neden bütün eğitim merkezlerine saçma inançların saçma teorilerini değiştirmelerini emretmez? Neden “Bunları bırakın ve hakikatlere gelin” diye onları ikaz etmezler?

Ve de hahamlar insanlara nerede oturduğumuzu, nasıl meydana geldiğimizi ve nasıl yok olacağımızı neden açıklamazlar? İnsanoğlunu bu gezegene kim yerleştirdi? Bunun başlangıcı nedir? Bunun bir başı vardır, bunu neden netleştirmezsiniz?

Ve müslüman ulemalar
Cenâb-ı Allah’ın (Fatır;3) مِنۡ خَـٰلِقٍ هَلۡ مِنۡ خَـٰلِقٍ غَيۡرُ ٱللَّهِ buyurduğunu neden söylemezler?
Evet. Cenâb-ı Allah “Başka bir yaratan olduğunu mu zannediyorsunuz?” buyuruyor. Ancak tektir, bunu neden netleştirmezsiniz? Ve meyvesi olmayan pekçok tartışmalar yaparsınız. Neden? Bu sebepten dolayı 21.yüzyıl insanoğluna lanet iniyor.

Ey insanlar, gelin dinleyin ve aklınızı ve zihniyetinizi kullanın. Bu gezegene nasıl geldik diye düşünmek için 24 saat içinde bir dakika bile olsa verin. Gezegenimizin bir küre olduğunu söylerler. Bu nasıl olur? bu gezegene ilk gelen kimdi? Pekçok sorular var.

İnsanlara neden öğretmezsiniz?
Sadece “Biz selefi ulemaları, biz şeriat doktorlarıyız” dersiniz.
Şeriat ilk emri inanmanızdır. Ve ondan sonra şeriat gelir, inanç ilk ve en mühim olandır. İnanmazsanız şeriat nedir? Şeriatla ne yapacaksınız? Şeriatın ilahi emirlerdir. İlahi emirleri göndere inanmazsanız şeriatın emirlerinin anlamı nedir? Cenâb-ı Allah bizi affeylesin.

Bir anlayış bekliyoruz. İnsanoğlu için yeni bir anlayış. Bizim delilimiz nedir? Çünkü biz ilahi kitaplara inanıyoruz. Ve ilahi kitaplar “Başlangıcı olan herşeyin bir sonu olması gerekir” buyurur. Onun için başlangıca ulaşmadık ama sona koşuyoruz. Ve hergün bu gezegendeki yaratılanlar için bir sona ulaştığımız hakkında pekçok işaretler alıyoruz.

Ve bakıyoruz ki bir gün, onların dedikleri gibi, dünya kendi yörüngesinde döner ve dışına çıkar. Dışına çıkarsa onu kimse durduramaz, biter. Düşünün ve uyumayın. Belki bu gece olur, belki yarın yörüngesinden çıkar ve biter. Teknolojiniz durdurabilir mi?
Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber Velillahil Hamd SubhanAllah SultanAllah.

Ey Rabbimiz bizi affeyle.
Bize gerekeni öğretmek için kullarından birisini gönder.
Şimdi bakıyoruz heryerde üniversiteler, yüksek okullar, akademiler var ama onlara birşey öğretmiyorlar ve talebeler birşey öğrenmiyorlar. Cenâb-ı Allah bizi affeylesin. Estağfurullah Estağfurullah.
Esselamu Aleyküm ey İbadallah, Allah Allah Allah.
Ey Rabbimiz, Peygamberler Mührü (s.a.v) hürmetine bizi affeyle.

Fatiha.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________





Konu Vukuf-i Kalbi tarafından (14.03.11 Saat 17:52 ) değiştirilmiştir..
View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
nazım, Şeyh

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hz. Şeyh M. Nazım el-HAQQANÎ: Japonya'daki Tsunami Vukuf-i Kalbi TASAVVUF 2 13.03.11 17:58
Cübbeli'den Nazım Kıbrisi'ye:"Kafayı Yemiş,Aklını Kaçırmış" Vukuf-i Kalbi VİDEO - FLASH PAYLAŞIMLARI 8 05.12.10 17:26
Şeyh Salah'tan İsrail'e "Göze Göz Dişe Diş Mücadele" Mesajı whamzaw DÜNYADAN HABERLER 0 21.04.10 22:05
Nazım Kıbrisi:"Mahşerde İki Elim Erdoğan'ın Yakasında Olacak !" Vukuf-i Kalbi ÜLKEMİZDEN HABERLER 24 08.03.10 09:54
Şeyh Nazım: "Silsilemiz Osmanlı Türk’ü ile devam edecek..." Alemdâr-ı İslâm TASAVVUF 5 13.10.09 09:11

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:15 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.