|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,931 | Üyeler: 10,668 | Online: 217 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| TARTIŞ-YORUM Usul ve Kaideler Çerçevesinde HODRİ MEYDAN Dediğiniz Konuları Paylaşalım... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Gazeteci Avni Özgürel geçen pazartesi yayımlanan Neşe Düzel’le söyleşisinde, Abdullah Öcalan’ın kendisine “PKK’yı bitirirsem beni de bitirirler” dediğini anlatmıştı. İmralı’da avukatlarıyla görüşen Öcalan bunu doğruladı: Türk aydınlarının bunu söylemesi önemli. Görüşmede 1995-99 yılları arasında PKK’da kriz çıktığını, kendisinin bunu aşamadığını da anlattıktan sonra şöyle dedi: Sonra ortaya çıktı ki bunun nedeni, çözümün geliştirilmesini istemeyenlerle bazı PKK kadrolarının bağlantısı, Ergenekon ve Veli Küçük’le ilişkisiydi. Çözüm için bugüne kadar hemen her hükümetin girişimlerde bulunduğunu söyleyen Öcalan bunun bir biçimde engellendiğini söyledi: Rahşan affı da bununla ilgiliydi. Şam’da bizim oturduğumuz binaya gelen bir askerî ataşeyle irtibat fırsat olabilirdi, bunu yapmadık. TARAF ![]() Fırat Haber Ajansı’nın haberine göre İmralı Kapalı Cezaevi’nde avukatlarıyla geçen çarşamba yaptığı görüşmede Abdullah Öcalan, Şam’da bulunduğu dönemde kendisiyle görüşmek isteyen bir Türk askeri yetkiliyle görüşmemesini hata olarak nitelendiriyor. Öcalan, gazeteci Avni Özgürel’in geçen hafta Taraf’ta yayımlanan Neşe Düzel’le söyleşisinde kendisiyle ilgili söylediklerine atıfta bulunarak “Avni Özgürel benim ‘Bu meseleyi bitirirsem beni de bitirirler’ dediğimi ifade etmiş. Türk aydınlarının bunları ifade etmesi önemli, çünkü bu sorunun çözülmesini istemeyen dış güçler var. Onun da kastettiği budur. Ben bunu hep söylüyordum” dedi.
KÜRT SORUNU ASKERE HAVALE Çözüm için bugüne kadar değişik hükümetler nezdinde girişimlerin olduğunu ancak bunlara izin verilmediğini dile getiren Öcalan, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Genelkurmay Başkanlığı ile Kürt sorunu konusunda anlaştığını iddia etti. Erdoğan’ın sorunu tamamen askere havale ettiğini öne süren Öcalan, şöyle devam etti: “Turgut Özal’ın girişimleri oldu. Bunu engellediler. Daha sonra Erbakan’ın girişimleri oldu. İzin vermediler. Ordunun bir kısmı da devreye girdi. Hüseyin Kıvrıkoğlu, zamanında bir albayını göndermişti. Ordu kendi çözümünü böylece hayata koyacaktı. Buna da izin vermediler. Böylece sorunu çözümsüz bıraktılar. RAHŞAN AFFI 2002’de Bülent Ecevit de girişimlerde bulundu. Buraya gelen yetkili, ‘Ecevit adına sizinle görüşmeye geldim’ dedi. Ben şaşırmıştım. ‘Rahşan affı’ denen şey, bizden bağımsız değildi. Buna da izin vermediler. Daha sonra Tayyip Erdoğan’ın da aslında girişimleri oldu ama ABD ve diğer bazı dış güçler tarafından bu durum engellendi. Erdoğan daha sonra orduyla anlaştı, iktidarda kalmasına karşılık olarak sorunu askere havale etti. ‘PKK ortak düşmanımızdır’ söylemi bu nedenle ortaya çıktı.” ÇÖZÜM İSTEDİM Tüm çözüm girişimlerine karşılık verdiğini iddia eden Öcalan, “Buradan Gül’e 10 sayfalık mektup yazdım. Benzer şeyleri bu mektupta da ifade etmiştim. Yine hücre cezamla ilgili Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunduğum itirazda da barış ve çözüm için girişimlerimi anlattım. Hiçbir çözüm önerisini karşılıksız bırakmadık. Burada da çözüm için elimden geleni yaptım ve yapmaya devam edeceğim” dedi. DEVLET İÇİNDEKİ KRİZ Kürt sorununda çözümsüzlüğün nedeninin devlet içerisinde 1990’larda başlayan krizı olduğunu belirten Öcalan “Özal çözümü olmadı, öldü veya öldürüldü. Erbakan’ın çözümü olmadı, seçimi kaybetti. Ordunun çözümü olmadı, Ecevit’in çözümü olmadı, Erdoğan’ın çözümü olmadı. Bunlar, devlet içerisinde 1990’lardan başlayan ve hâlâ devam eden bir krizin sonuçlarıdır” diye konuştu. “ATAŞEYLE GÖRÜŞMELİYDİK” Sorunun çözümü konusunda önemli bir fırsatın nasıl kaçtığını Öcalan şöyle anlatı: “Şam’dayken oturduğumuz binaya askeri bir ataşe geldi. Bu kişinin bizi bombalamak için geldiğini düşündük. Bulunduğu binaya bu nedenle gitmiyorduk. Ama daha sonra fark ettim ki bu kişi dolaylı bir diyalogun önünü açmak için gelmiş olabilirdi. Ben o dönem bu konuda yanlış bir yorum yaptığımı düşünüyorum. O’nunla o dönem görüşebilmeliydik. Onunla irtibat, diyalog kurmak çözüm için bir fırsat olabilirdi. Yine Özal’ın yazdığı mektuba cevap konusunda geciktik. 1999’dan sonra, yani buraya getirildikten sonra ise, benim demokratik çözüm için üzerime düşeni fazlasıyla yaptığımı herkes biliyor.” ASKERÎ ATAŞE ATİLLA UĞUR MU? Öcalan’ın avukatlarıyla yaptığı görüşmede askeri ateşenin ismini vermezken, Halis Açar Nasname adlı internet sitesindeki köşesinde bu kişinin, Ergenekon’un tutuluklu sanıklarından emekli Albay Atilla Uğur olduğunu iddia etti. “Öcalan”ın Şamdaki komşusu albay kimdi?” başlıklı yazısında Açar şunları yazdı: “Öcalan albay Hasan Atilla Uğur’u yıllar öncesinden tanır/tanışırlar. Öyle söylediği gibi İmralı ile başlamış bir tanışma değil bu. Albay Hasan Atilla Uğur ile Öcalan arasındaki tanışıklık Uğur’un binbaşılık günlerine dayanır belki de çok daha öncesine. Yıl 1995; Öcalan`ın Şam günleri kaldığı apartmanın bir dairesinde oturan bir binbaşı var. Öcalan’ın eve giriş çıkışlarda karşılaştığını söylediği bir binbaşı. Bu binbaşı kimdi dersiniz ve nasıl oluyordu da Öcalan gibi ‘Bölücü/Terörist’ bir örgütün lideriyle aynı apartmanda kalıyordu? Bu binbaşı o dönem Türkiye’nin Şam Başkonsolosluğu’nda Askeri Ateşe ve Öcalan’la aynı apartmanda oturuyor.” Abdullah Öcalan’ın da 8 ekimde avukatlarıyla yaptığı görüşmesinde şunları söylemişti: “Hem Atilla Uğur hem de MİT Müsteşarı Emre Taner bana şöyle dediler: ‘Biz bu sorunu KDP, YNK ve Amerika ile değil sizinle çözelim.’ Bana konuşmaları olumlu geldi. Ama onların durumu şimdi ortada. Benim sorguma katılan paşa cezaevinde yatıyor ve neden tutuklandığı bilinmiyor.” ŞEMDİN SAKIK ERGENEKON BAĞLANTISI Çözümsüzlük konusunda 1995-99 yılları arasında PKK içinde de krizin bulunduğunu belirten Öcalan “Ben bu krizin aşılması için çok yoğun olarak düşünüyordum, çözüm geliştirmeye çalışıyordum. Hatta savaş böyle olmaz, savaşacaksanız adam gibi savaşın diyordum. Tüm çabalarıma rağmen PKK içindeki bu krizi aşamıyordum. Bilindiği gibi meşhur Lice-Kulp-Genç üçgeninde yapılanlar vardı. Sadece dışa yönelik değildi bunlar. PKK içerisinde de onlarca değerli kadrolarımızın şehadetine de neden oldular. Sonra ortaya çıktı ki PKK içindeki krizin aşılamamasının nedeni, bunların çözümün gelişmesini istemeyen güçlerle ilişki halinde olması, Ergenekon ve Veli Küçük’le bağlantılarıydı.” “DİYARBAKIR ÜÇGENİ” Öcalan’ın “meşhur Diyarbakır üçgeni” olarak sözünü ettiği konu, 1990-96 yılları arasında Lice-Kul-Genç üçgeninde yaşanan olaylar olarak biliniyor. Çatışmaların çok yoğun yaşandığı dönemde PKK’nın Diyarbakır, Bingöl ve Muş’u da kapsayan bölgenin tek sorumlusu “Parmaksız Zeki” olarak ün yapan Şemdin Sakık’tı. Sakık, PKK ateşkes ilan etmesine rağmen 24 Mayıs 1993’te Elazığ- Bingöl karayolunda yol kesme eyleminde 33 silahsız askerin kurşuna dizilmesi emrini vermişti. 1998’de PKK‘dan kaçarak Kuzey Irak’ta KDP’ye sığınan Sakık, daha sonra Türkiye’ye teslim edilmişti. Sakık, halen Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor.
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür edenler: | ŞÜHEDA (29.10.08) |
![]() |
| Etiket |
| beni, bitirirler”, bitirirsem, Öcalan pkk’yı |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|