| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,932 | Üyeler: 10,668 | Online: 216 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum İSLAM-İ İLİMLER » TASAVVUF »

TASAVVUF Tasavvuf, Allah ile Olan Muamelenin Saflığıdır. Bunun Aslı da Dünyadan Yüz Çevirmedir...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17.01.09, 19:13   #1
İn'ikas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 1503
Üyelik tarihi : 29-11-2008
Konuları : 210
Mesajlar : 1,020
Teşekkürleri: 333
548 mesajına 926 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 İn'ikas is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 28.08.10
Durumu : Status: Offline

Standart Havatır

Havâtır, kalbe gelen bir hitap yani çağrı ve düşüncedir.

Bu havâtır, bazan meleğin kalbe bir düşünceyi atması, bazan da şeytanın vesvesesi ile olur. Havâtır, bazan nefsin gizli fısıltı ve vesveseleri ile oluşurken, bazan da Hak Teâlâ tarafından kalbe atılır.

Kalbe gelen düşünce melekten olunca ona ilham denir.

Nefisten olunca ona hevâcis (gizli fısıltı ve desise) denir.

Şeytan tarafından olana vesvese denir.

Yüce Allah tarafından kalbe atılan duygu ve düşünceye de hak düşünce denir.

Bütün bunlar, kalbe atılan bir çeşit konuşmalardır.

Gelen düşünce melekten olduğu zaman, onun doğruluğu ilme (Kur’an ve sünnete) uygunluğu ile bilinir. Bunun için sûfîler, “Zâhirî ilmin doğruluğuna şahitlik etmediği her düşünce bâtıldır” demişlerdir.

Kalbe gelen düşünce şeytandan olduğu zaman, çoğunlukla haramlara çağırır.

Gelen düşünce nefisten olduğu zaman, çoğunlukla bir şehvete tâbi olmaya, kibrini ortaya koymaya veya nefse ait bir sıfatı yansıtmaya çağırır.

Büyük ârifler, yediği haram olan kimsenin ilham ile vesvesenin arasını ayırt edemeyeceğinde ittifak etmişlerdir.

Şeyh Ebû Ali Dekkâk’ın (rah) şöyle dediğini işittim: “Günlük yiyeceği belirli bir yerden gelip (yüce Allah’ı unutup) bütün güvencini ona bağlayan kimse, ilham ile vesveseyi birbirinden ayıramaz. Samimi ve sadık mücahedesi ile nefsinin vesvesesi kesilen kimsenin kalbi, bu mücahedenin sonucu elde ettiği hikmetlerle konuşur.”

Bütün şeyhler, nefsin doğru söylemeyeceğini, kalbin ise yalan konuşmayacağını ifade etmişlerdir.

Şeyhlerden biri demiştir ki: “Şunu iyi bil ki, nefsin doğruyu söylemez, kalbin ise yalan demez. Sen, ruhunun sana muhatap olup hitap etmesi için ne kadar gayret etsen, ruh (yüksek makamlara göz diktiğinden) sana yönelip bir hitapta bulunmaz.”

Cüneyd-i Bağdâdî, nefsin istekleri ile şeytanın vesvesesinin arasındaki farkı şöyle belirtmiştir:

“Nefis bir şeyi istediği zaman, onda ısrar eder, sürekli senden onu yapmanı ister. Bir zaman sonra olsa da, isteğine ulaşana ve maksadı hâsıl olana kadar aynı şeyi ister durur. Ancak gerçek bir mücahede ile terbiye edilirse ısrarından vazgeçer; bununla birlikte arada bir yine senden o arzusunu talep eder.

Şeytana gelince, o seni bir günaha çağırdığında, sen onu terkederek söylediğini yapmazsan, o başka bir günahın vesvesesini verir; çünkü onun için bütün kusur ve günahlar birdir. O hangi günah olursa olsun, seni bir günaha çağırıp durur. Onun hedefinde özel olarak seçilmiş bir günah yoktur.”

Denilmiştir ki: Melek tarafından kalbe atılan düşüncelere, sahibi çoğu kere katılır, çok kez de tersine hareket eder. Hak Teâlâ tarafından kalbe gelen düşünceye ise, kuldan bir muhalefet olmaz; kul gelen düşünceye tâbi olur.

Şeyhler, kalbe Hak tarafından peş peşe iki ayrı düşünce gelince, hangisinin daha kuvvetli ve amele uygun olduğu konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.

Cüneyd-i Bağdâdî demiştir ki: “Birinci düşünce daha kuvvetlidir. Çünkü gelen düşünce bir müddet kalpte kalınca, sahibi onu düşünmeye imkân bulur. Bu düşünce ise, hangisinin kuvvetli olduğunu bilme şartına bağlıdır. Bu durumda birinciyi terketmek, ikinciyi zayıflatır (ve amelde geciktirir).”

İbn Atâullah şöyle demiştir: “Kalbe gelen ikinci düşünce daha kuvvetlidir; çünkü o, birinci ile daha fazla kuvvet kazanmıştır.”

Daha sonra gelen velîlerden Ebû Abdullah b. Hafîf ise bu konuda şöyle demiştir: “Onların ikisi eşittir; çünkü ikisi de Hak’tan gelmektedir. Birinin diğerine bir üstünlüğü yoktur. Hem birinci düşünce, ikinci düşünce ile birlikte kalmaz. Zira eser ve araz türü şeylerin devamlı kalması câiz değildir.”


Kuşeyri Risalesi

Abdülkerim Kuşeyrî
__________________
“Rabbiğfirli”

View İn'ikas'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
havatır

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:34 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.