|
| Konular: 50,314 | Mesajlar: 311,933 | Üyeler: 10,668 | Online: 210 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| TASAVVUF Tasavvuf, Allah ile Olan Muamelenin Saflığıdır. Bunun Aslı da Dünyadan Yüz Çevirmedir... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 186
Üyelik tarihi : 22-08-2008
Mesleği : Muhasebe
Nereden : Samsun
Konuları : 30
Mesajlar : 269
Teşekkürleri: 126
97 mesajına 227 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 06.03.09
Durumu : Status: Offline
|
![]() Es'ad Efendi uzuna yakın boylu, beyaz sakallı, süzme gözlü, esmer tenli, şişmana yakın cüsseli, güler yüzlü, tatlı sözlü, vakur bir zat idi. Çok kuvvetli bir hafızaya sahipti. Senelerce evvel görüştüğü zatı hemen tanır, konuştukları mevzuyu derhal hatırlardı. Altın silsilenin otuz üçüncü halkası yine Irak'tan, Musul'un Erbil kasabasından 1264/1847 yılında Erbil'de doğdu. Baba ve anne tarafından seyyiddir. Babası Erbil' de bulunan Halidî tekkesi şeyhi M Saîd Efendidir. Babası tarafından dedesi Hidayetullah Efendi ise Mevlana Halıd el-Bağdadi' nin Erbil'de yaptırdığı tekkeye tayın ettiği halifesidir. Es'ad Efendi ilk tahsilini Erbil ve Deyr'de ikmal ettikten sonra yirmi üç yaşında iken 1287/1870 yılında manevi bir işaretle Nakşı-Halidi şeyhi Taha'l-Hariri'ye (o 1294/1875) intısab etti. Beş yılda seyru sulükunu ikmal île hilafet aldı 1292/1875 yılında Hicaz'a gitti.
__________________
...Sensiz geçirdiğimi sandığım her günü Bensiz bırakmadığına şükrederek Günahlarımı tam orda bıraktım da geldim İşte Geldim….. |
|
|
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 186
Üyelik tarihi : 22-08-2008
Mesleği : Muhasebe
Nereden : Samsun
Konuları : 30
Mesajlar : 269
Teşekkürleri: 126
97 mesajına 227 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 06.03.09
Durumu : Status: Offline
|
![]() İstanbul'a Gelişi Hac dönüşü, şeyhi de vefat etmiş bulunduğundan İstanbul'a geldi. İstanbul' da önceleri Salkımsöğüt'te Beşirağa dergahında misafir olarak kaldı. Muhib ve ziyaretçilerinin sayısı artınca buradan ayrılarak Bayezid-Parmakkapı' da Makasçılar içinde bulunan camiinin müezzin odasına yerleşti. Fatih Cami'inde Hafız Divan'ı ile Mevlana Camii'nin Luccetu'l-esrar adlı eserini okuttu. Onun bu derslerine ilim ve irfan ehlinden pek çok kimse devam etti. Bayezid dersiamlarından Hoca Yekta Efendi ve benzeri alimler onu bu derslerinden tanıyarak intisab ettiler. Kelamî Dergahı Şeyhliği Kısa zamanda şöhreti İstanbul'u tuttu ve Sultanın damadı olan Derviş-paşa-zade Halid Paşa kendisini saraya davet ederek ondan bir buçuk sene kadar arapça ve dini ilimler tahsil etti. Sultan ikinci Abdülhamit Han tarafından da Meclis-i Meşayıh azalığına tayin olundu. Toplantı günleri meclise, ders günleri Fatih camiine, ara sıra da Saray'a giderdi. Bu arada evini Bayezid Camii imaretinin kapısı üstündeki odalardan meydana nazır olan kısma nakletti. Ayrıca kendisine bir tekke tevcih olunması için Meşihat' a müracaat etti. Fındık zade Macuncu civarında Şehremini Odabaşı semtindeki Kelamî Dergahı şeyhliği münhal bulunuyordu. Burası Kadirî tekkesi olduğundan tayın için Kadirî icazetname gerekiyordu. Esad Efendi 1303/1883 tarihinde Abdülkadir Geylanî ahfadından Abdulhamid er-Rifkanî'den aldığı Kadiri icazetnameyi ibraz île bu tekkeye tayin olundu. Burada muntesiblerine önce oturarak ve Kadiri evradı okuyarak Kadiri ayini, sonra da Nakşî usulünce "hatm-hacegan" yaptırırdı. Ancak Nakşî tarîkatında sohbet esas olduğundan cuma günleri de zikirden evvel "esrar-ı aşk ve muhabbete dair" sohbet ederdi Es'ad Efendi bir ara Halıcılar' da bulunan Feyzullah Efendi dergahına da devam etti. Tekrar Erbil'e İstanbul'a ilk geldiği bu devrede ibadet ve ahlak gibi çeşitli konulardaki hadislerden derlediği "Kenzu'l-İrfan" adlı eserini neşretti. Onun bu esen büyük hüsn-i kabüle mazhar oldu. 1316/1900 yılında Abdulhamid Han tarafından bilinmeyen bir sebeple memleketi Erbil'de ikamete me'mür edildi Erbil' de saliha bir kadın tarafından kendisi için inşa ettirilen tekkede Meşrutiyetin ilanına kadar irşad hizmetiyle meşgul oldu Mektubat adlı eserindeki mektuplarının ekserisini bu esnada Erbil'de muhib ve müridhanıyla muhabereleri teşkil eder. İstanbul' a İkinci Gelişi Esad Efendi, Meşrutiyeti müteakip sevenlerinin daveti üzerine 1324/1908' de tekrar İstanbul'a döndü. Kelamî dergahını zemin kat üzerine genişleterek yeniden inşa ettirdi. Üsküdar'daki Selimiye Dergahı şeyhliği boşalınca oranın şeyhliği de Es'ad Efendi'ye tevcih olundu. Buraya niyabeten oğlu Mehmed Alı Efendi'yi tayın etti. Kendisi de arasıra gelip irşad hizmetini oğluyla birlikte yürüttü. Milli mücadelenin başlaması üzerine Ankara' ya gidecek olan Fevzi (Çakmak) Paşa'nın bu dergahta Es'ad efendiyle birkaç defa görüştüğü bilinmektedir.
__________________
...Sensiz geçirdiğimi sandığım her günü Bensiz bırakmadığına şükrederek Günahlarımı tam orda bıraktım da geldim İşte Geldim….. |
|
|
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 186
Üyelik tarihi : 22-08-2008
Mesleği : Muhasebe
Nereden : Samsun
Konuları : 30
Mesajlar : 269
Teşekkürleri: 126
97 mesajına 227 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 06.03.09
Durumu : Status: Offline
|
Muhammed Es'ad Erbili,meşayıhın ulemasından olması sebebiyle daha sağlığında büyük bir şöhrete ve halk tarafından hüsn-i kabule mazhar olmuştur. Nitekim onun yakınlarından bir meczûb derviş, daha Erbil'de iken şöyle bir rüya görür: "Es'ad Efendi'nin iki kolu, İstanbul merkez olmak üzre, Erbil'den Balkanlara kadar olan geniş bölgeyi ihata etmektedir. Önce bir rüyadan ibaret olan bu hal, elli sene sonra hakikat olmuş ve Es ad Efendi'nin Anadolu'dan Arnavutluk, Bulgaristan ve Sırbistan'a kadar uzanan alanda pek çok müridi bulunmuştur. Esad Efendi, Muhammedi meşrebde ve îsar ve infak doygunluğunda bir gönül sultanıydı. Nitekim vefatına yakın şunları söylemişti: İntisabımın ilk yıllarında gönlüme: Ya Rabbi, huzur-i ilahiyyene çıplak olarak geleyim. Şayan-ı kabul amelim varsa onları günahkar kullarına bağışlayayım şeklinde bir duygu gelmişti. Şimdi aynı duygularla doluyum. Es'ad Efendi diyor ki iki mes'ele hakkında şüphem vardı. İmam Rabbanî hazretlerinin mektûbatını okuyunca bu şüphelerim zail oldu:
a) Tarikatte asıl olan tam anlamıyla sünnete bağlanmak olduğuna göre, bazı tarikatlarda riyazat yapmadan manevî yükseliş nasıl olabilir? Bu sorunun cevabını İmâm-ı Rabbanî'nin Mektûbat'ında buldum."Karnın, temiz ve helal yiyecekle doyarsa fikirde havatır olmaz. Zikir, fikir, rahat ve huzurlu olur. Fakat nefsin hakkı verilmezse huzûra mani olabilir". b) "Fena-yı kalbden sonra kalbe havatır nasıl gelebilir? Bunun cevabını da "Kalb fena bulduktan sonra kalbe gelen havatır kalbe zarar vermez, aksine kalb vazifesini yapmaya devam eder." Hükmünde buldum.
__________________
...Sensiz geçirdiğimi sandığım her günü Bensiz bırakmadığına şükrederek Günahlarımı tam orda bıraktım da geldim İşte Geldim….. |
|
|
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1503
Üyelik tarihi : 29-11-2008
Konuları : 210
Mesajlar : 1,020
Teşekkürleri: 333
548 mesajına 926 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 28.08.10
Durumu : Status: Offline
|
maşallah.. sevdalı yürekler o demde vardı hamd olsun şimdi de devam... mevla baki kılsın...
__________________
“Rabbiğfirli” |
|
|
![]() |
| Etiket |
| erbİlİks, mesadi |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|