|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,937 | Üyeler: 10,668 | Online: 218 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| TEBRİKLER-PROTESTOLAR Güzel Olan Tebrik Edilmeli, Yanlış Olan Uyarılmalı ve İkâz Edilmeli... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5090
Mesajlar : 16,315
Teşekkürleri: 24,286
9,034 mesajına 19,479 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu :
Status: Online
|
Manevî kalkınma projeniz var mı? Bizi medeniyet bilincinden uzaklaştıran “siyasî şuursuzluk” hali bugün geldiğimiz noktada bize çok pahalıya mal oldu. Bizleri maddî gelişmeyle avutanlar, ekonominin düzeldiğini, her şeyin yolunda olduğunu söyleyenler maalesef ki manevî kalkınma adına çok az şey yaptılar. Bu ülkede dinine bağlı bir düşünce yapısına sahip olan hiçbir aklı başında insan, manevî kalkınma adına yeteri kadar efor sarf edildiğini iddia edemez. Tek bir insanın karizması etrafında şekillenen iktidarın esasında böyle bir vaadinin de olduğunu kimse söyleyebilecek durumda değildir. Nitekim hali hazırda manevî kalkınmaya yönelik bir projelerinin olmadığı herkesin bildiği bir gerçekliktir. Fakat şu var ki o tek ismin konuşmalarına baktığımızda, hitabet tarzının dini motiflerle süslü olduğunu görüyoruz. Ancak burada “bize lazım olan bu mudur?” diye sormamız gerekiyor. Bir medeniyet bilinci taşımadan, hangi medeniyetin evladı olduğunu idrak etmeden yapılan “inşallahlı, maşallahlı, hamdolsunlu” konuşmaların bizim açımızdan ne anlamı olabilir? “Manevî kalkınma projen yoksa neden bizi oyalıyorsun” diye adama sormazlar mı? Ya da İslam medeniyetinin evladı olduğunu hatırlatmazlar mı? Batıya yönelmenin faturasını ödeyebilecek miyiz? Bu ülkenin tarihindeki en büyük hata, yönünü batıya çevirmesi ve batı mukallitliğini kendisine misyon edinmiş olmasıdır. Başka bir ifadeyle köklerinde İslam inancı olan bu topluma, bir şekilde seküler anlayışların dayatılması ve bu anlayışlarla toplumun zorla dönüştürülmeye çalışılmasıdır. Topluma yön veren samimi bir liderin bu tarihi sürecin farkında olması ve bu sürecin seline kendini kaptırmamak için çeşitli korunaklar inşa etmesi gerekmez mi? Hiçbir korunak inşa edilmediği gibi, çağdaşlık denilen canavara nasıl da teslim olunduğu ortadadır. Bu canavarla mücadelede çekimser ve korkak tavırlar göstermenin sonucu ancak sindirilmek olabilir. Şimdi dikkatlerinizi çok önemli bir soru sorarak batılılaşmanın getireceği felaketlere çekmek istiyorum. Biz yüzümüzü batıya çevirmenin acı faturasını acaba ödeyebilecek miyiz? Daha açık konuşalım; batıdaki bütün rezillikler hızla bize de sirayet etmekteyken, manevî kalkınmanın en birinci ihtiyacımız olduğunun daha ne zaman farkına varacağız da bir şeyler yapacağız? Manevî kalkınma projesi olmadan bu tehlikeyi nasıl önleyeceğiz? Daha mı açık konuşalım? Nikâhsız beraberliklerin, cinsel sapıklıkların, porno yayınların, çıplaklığın, teşhirciliğin, alkolizmin, eş aldatmanın, uyuşturucu iptilasının, fuhşun, akıl ve ruh hastalıklarının, intiharın, nesepsiz çocukların, çocuk yaşta anneliğin, kirlenmiş çevrenin, sefalet ve sefahatin; dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla yayılmakta olduğunu ne zaman göreceksiniz de önlemler alacaksınız? Bilmiyorum ama her gün haberlerde izlediğimiz onlarca rezilliği görüp de bir şeyler yapmamanın ne açıklaması olabilir ki? Manevî kalkınmanın ne demek olduğunu biliyor musunuz? Bunun üzerinde hiç düşündünüz mü? En azından bu sorular üzerinde birazcık düşünmeye değmez mi? Durumun vahametini anlayın Bu saydığımız olumsuzluklar, yüzümüzü batıya çevirmemizin bir faturası olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve bunun acısını insanımız bugün çok feci bir şekilde yaşamaktadır. Bir kısım bozulmamış insan tipimiz kaldı ise o da deforme olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Durumun vahametini anlatmak için acaba ne yapmamız gerekiyor bilmiyorum. Ama şu örneği sırf bu işin ciddiyetine dikkat çekmek için vermek zorundayım; Faraza yarın bir gün evladınız karşınıza çıkıp da eşcinselliğin bir tercih meselesi olduğunu, sizin ona saygı duymanız gerektiğini söylerse veya kızınız sevgilisiyle nikâhsız birlikte yaşamak isteğini dile getirirse ne yapacaksınız? Bu verdiğim örneklerin batıda son derece normal karşılanmakta olduğunu hatırlatmak isterim. Bizim batılılaşma merakımızın bizi ne ağır bir felakete götüreceğini anlamanın vakti gelmemiş midir sizce de? Bu verdiğim olumsuz örnekler karşısında “Allah korusun” demek tek başına yetmez. Batılılaşmanın acı sonuçlarının belki farkında da olabilirsiniz ancak tek başınıza bununla mücadele edebilmeniz de mümkün değildir. Toplum sathında bu düşüncelerinizin siyasi bir bilinç olarak ete kemiğe bürünmesi gerekiyor. Yani sizinle aynı derdi paylaşan insanlarla siyasî bir irade ortaya koyarsanız ve bir çözüm arayışına girerseniz ancak bir çözüme kavuşabilirsiniz. Aksi takdirde siyasî bilinçlenmeye olan ihtiyacımızı idrak edemeden bu meseleye çözüm bulmak da mümkün değildir. Haberleri izledikten sonra her gün “vah vah” veya “tüh tüh” deyip de, bu rezilliklere şaşıp kalmakla hiçbir şey halledilemez. Muktedir bir iktidarın ciddi bir manevî kalkınma projesini hayata geçirmesi ile ancak bu problemlerle etkili mücadele edilebilir. Neslimizin helak olma sürecini seyretmek istemiyorsak, köklerimizden koparılmamıza asla müsaade etmemeliyiz. Medeniyet bilincinin önemini bir kez daha düşünmeliyiz. Manevî kalkınma adına bir şeyler yapmazsak, bunun vebali mahşer günü hepimizin omuzlarına yüklenecektir. Nereye kadar batı taklitçiliği ile devam edebiliriz? “Bunları biz de biliyoruz” demekle olmuyor. Bunu dedikten sonra Avrupa birliği anayasasını papa heykeli önünde imzalayanları alkışlıyorsanız; sizce ortada bir çelişki yok mudur? Dünya Müslümanlarının saadete kavuşmasının tek çaresi İslam birliğiyken ona sırt çevirip yüzünüzü ısrarla batıya çeviriyorsanız ve bu düşünceyi konjonktür veya reel politik masalları ile destekliyorsanız, siz bir kere kendinize ve medeniyetinize güvenmiyorsunuz demektir. Bir zamanlar da Amerikan ve İngiliz mandasında huzurlu yaşarız düşüncesinde olanlar vardı. Batılı olmak bizim genlerimize aykırı bir durumdur, bu hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Şu halde zengin ve müreffeh bir hayat yaşamak için batılı olmamız gerektiğini söyleyenler, batının kokuşmuşluğu karşısında burunlarını tıkayanlardır. İşte kadın kurultayı ve Ancelina Jolie Size yazımızın başında, konuşmalarda dini motifler kullanmanın, medeniyet bilinci olmadığı takdirde hiçbir öneminin olmadığını söylemiştik. Şimdi bu medeniyet bilincinden yoksun zihniyetin bazı yanlışlarını ibret olması açısından burada zikredelim. Medeniyet bilincinden yoksun büyük bir siyasî parti Kasım ayında “İşte kadın” adında bir kadın kurultayı yapacak. Bu kurultaya davet edilen isimlerden biri ise bizim ölçülerimize göre ahlaksız bir yabancı film artisti olan Ancelina Jolie. “İşte kadın” diyerek Müslüman kadınlara bu ismin örnek olarak sunulmasının sembolik bir anlamı yok mudur dersiniz? İffetli ve namuslu insanlar nasıl olur da bu ismin kurultaya çağrılmasından rahatsız olmazlar? Hiç mi o ismin genç kızlarımıza çok kötü bir örnek olacağını düşünmezler veya onu çağırmakla onu ve onun ahlaksız filmlerini meşrulaştırmış olabileceklerini hesaba katmazlar. Medeniyet bilincine sahip bir siyasi parti böyle büyük bir hata yapabilir mi? Ses verin! duyarsız kalmayın! Bugün duyarlı Müslümanların bu duruma üst düzey bir tepkileri elbette söz konusudur fakat kurultayı yapanların reklam kapasitesi çok daha büyük olduğundan bu tepkilerin medyada duyulması bile çok güçtür. Biz istediğimiz kadar “Müslüman hanımların örnek modeli Hz Fatıma Zehra’dır” diyerek bağıralım. Birileri büyük imkânlarla “işte kadın” diyerek ismini anmaktan imtina ettiğimiz o kadını sunacaksa bizi kim duyar kim? Bizim öyle her gazetede medeniyet bilincine sahip köşe yazarlarımız mı var da bu konunun üzerine düşsünler de köşelerinden “utanın” diye haykırsınlar. Ey ahali aynı zihniyet Sivas’ta gençlik şöleninde manken sevgilisi ile anılan bir pop şarkıcısını çağırarak gençlerini eğlendirmiş, Ankara’da eski bir dansöz şarkıcıyla kadın kolları şenliğini yapmıştı. Yani bizim şerrinden muhafaza etmeye çalıştığımız; yaşam tarzları ile neslimizi zehirleyen şarkıcılar, dünyanın parası verilerek getirtilmiş ve onlar bir nevi meşrulaştırılmıştı. Bunu yapanların sözlerinde bazı dini motifler kullanması işte bu meşrulaştırma sürecinde gayet işe yaradı. Müslümanlar da diğer insanlar gibi bir eğlence anlayışına sahiptir anlayışı yaygınlaşma zemini buldu. Böylece deforme edilmiş din anlayışlarının gelişmesiyle daha nice yaralar açıldı Müslüman toplumun bünyesinde. Netice de sakallı reel politikçi ve feminist başı örtülü yazarlar türediler. Basit bir örnekle söylemek istediğimi açıklayayım. Mesela eskiden büyüklerimiz “Amerikan tıraşına” hoş bakmazlardı şimdilerde “şekillere takılmayın” falan gibi laflar ediyorlar. Kızlarımız da güzelim tesettür kıyafetlerini bırakıp, bacakları ve kolları açık oldukları halde örtünme gibi garip davranışlar sergiliyorlar. Bütün bunlar medeniyet bilincinin olmadığından veya İslam medeniyetinin evladı olmanın zevkini yaşayamamaktan değil midir? Fatih’in evladıysam neden Historia? Bu zihniyetin başka bir hatası da belediyecilik alanında oldu. Fatih Belediyesi bir alışveriş merkezi açtı ve bu merkezin adını Yunanca bir kelime olan “Historia” koydu. Fatih Sultan Mehmet’in ismini taşıyan semtte onun kemikleri sızlatılarak bu iş yapıldı ve üç büyük gazetede ve “sanatalemi” internet sitesinde ciddi tepkiler olmasına rağmen bu hatadan dönülmedi. Erbakan hoca zamanında “sen Bizansın mı Fatih’in mi evladısın?” dediğinde bazıları kıyameti kopartmıştı. Peki soruyorum: Benim her gün evden çıktığımda sokağımın başında “historia” ismini gördüğüm zaman sinir katsayılarımın artması normal değil midir? Ben Fatih’in evladıysam neden Historia? İş bu kadar basit değil. O alış veriş merkezinin yanında aynı isimde eczane de açıldı. Yarın bir gün durak da Historia durağı olur. Ve olayın ciddiyetini anlamayanlar hâlâ sözde medeniyet nutukları atmaya devam ederler. Aynı zihniyetin Sultan Ahmet’i “Neşe ve muhabbet Sultan Ahmet” sloganıyla oruç yeme panayırına çevirmelerini ise yadırgamamak gerekir. Biz ise “rahmet ve bereket Sultan Ahmet” demelerini tercih ederdik. Farkı anlayabiliyor musunuz? Medeniyet bilinci olmadan olmaz Tüme varım yoluyla bu ve benzeri tavırları bir araya koyduğumuzda medeniyet bilincine sahip yöneticilere ne kadar da hasret olduğumuzu bir kez daha anlıyoruz. Tekrar ediyorum: Batı medeniyetinin karşısında kendi köklerimize bağlılığımızı koruyamaz isek bunun faturası hepimizin canını yakar. Biz burada verdiğimiz olumsuz örneklerle kimseyi kötülemeye çalışmıyoruz ancak medeniyet bilinci olmayan kimselerin derdimize derman olamayacaklarını anlatmaya çalışıyoruz. Mevcut hataları yapanlar şayet hatalarından dönerse inanın bundan en fazla biz mutlu olacağız ve kendilerini tebrik edeceğiz. Batının değerler dizisi artık iflas etmiştir. Kendileri bunun acısını bugün tüm hücreleri ile yaşıyorlar. Bizi de bu bataklığa sokmak isteyenlere yani batılılaştırmak isteyenlere biz en güzel cevabı vermez ve manevî kalkınma projesini ciddi bir şekilde hayata geçirmezsek, yarın her şey çok geç olabilir. Kalkınmayı da maddî kalkınma olarak görme hatasından vaz geçelim. Manevî kalkınmanın anahtar kelimesi ise “eğitim”dir. Basın yayın, kitap, gazete ve dergi ve her türlü araçtan daha iyi bir şekilde yararlanılması gerekiyor. Belediyeler, hükümet ve sivil toplum örgütlerinin biran önce “manevî kalkınma” alanında faaliyetlerde bulunması şart. Kuşkusuz manevî kalkınmadan kastımız İslam ahlakının toplumda geniş zeminlere yayılmasıdır. Böylece Osmanlının son zamanlarında uygulanmaya başlanılan batılılaşma projesi de daha fazla ilerleme imkânı bulamayacaktır. Elbette bunun için çalışan dini gruplar veya cemaatler vardır fakat günümüzde tahribat o kadar fazladır ki bu durum daha ciddi tedbirler almayı zaruri kılmaktadır. Aydın Başar aydin_basar@hotmail.com 01.11.2008 |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler: | gazikentli (08.11.08) |
![]() |
| Etiket |
| kalkınma, manevi, manevî kalkınma, projeniz, projeniz var mı, var |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|