|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,939 | Üyeler: 10,668 | Online: 215 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MGVideo
Üye No : 3293
Üyelik tarihi : 20-03-2009
Nereden : Kutlu Dava
Konuları : 2342
Mesajlar : 3,138
Teşekkürleri: 1,533
2,259 mesajına 7,248 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7
![]() Son Aktivitesi : 25.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Saadet İstanbul'dan Haftalık Ekonomi RaporuSaadet Partisi İstanbul Ekonomik ve Sosyal İşler Başkanlığı Haftalık Ekonomi bülteni yayımladı.İşte o bülten bve Ekonomik rapor: Genel BaŞkan Yardımcımız ve eski Adalet Bakanı Şevket Kazan, faizci kapitalist sistemin yıllardır Türkiye'yi borca ve faize esir ettiğini söyleyerek, "Faiz bin türlü belanın kaynağıdır.” dedi. Genel Başkan Yardımcımız Şevket Kazan, partimizin Altındağ İlçe Teşkilatı tarafından İremce Düğün Sarayı'nda düzenlenen 'Milli Görüş İktidarı' konulu konferansta, "Faiz, bin türlü belanın kaynağıdır. Çünkü haramdır. Haram lokmadan da hayır gelmez. Faizsiz ekonomi olur mu? Bal gibi olur. Yalnız ülke idaresi, sahibini bekliyor. Bu halkı sömüren faizci kapitalist sistem Milli Görüş iktidarıyla birlikte yerini adil bir düzene bırakacak, herkes özlediği refah ve özgürlüğe kavuşacak " diye konuştu. Milli Görüş'ün siyaset sahnesine çıkışıyla milletin aslına, özünü ve kendisine dönmeye başladığını vurgulayan Şevket Kazan, 41 yıl içerisinde 3 defa hükümet olan Milli Görüş'ün birçok hayırlı hizmete imza attığına dikkat çekti. AKP Hükümeti elektrik üretimini de özelleştirecek AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, özelleştirilecek elektrik üretim tesislerinin toplam gücü 16 GW'ın üzerinde bulunuyor. Özelleştirilecek tesisler Türkiye’deki Kurulu gücün yüzde 39'unu oluşturuyor. Termik santrallerin mülkiyet satışıyla, hidrolik santrallerin ise işletme hakkı yöntemiyle özelleştirilmesi öngörülüyor. Özelleştirilecek elektrik üretim tesislerinin toplam gücü 16 GW'ın üzerinde bulunurken, 28 hidrolik tesisin 12 tanesi 100 MW üzeri kurulu güce sahip bulunuyor. Elektrik üretim tesislerinin özelleştirilmesine ise öncelikle 4 adet termik santral ile başlanacak. Bu santraller arasında, Hamitabat, Kangal, Seyitömer, Soma A-B santralleri yer alıyor. Akaryakıt, devlet için altın yumurtlayan tavuk, vatandaş için eziyet. Akaryakıt ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), Hazinenin en önemli gelir kalemi oldu. Son 9 yılda petrol ürünlerinden devletin kasasına ÖTV olarak 186 milyar 171 milyon 727 bin lira girdi. Maliye Bakanlığı verileri, Özel Tüketim Vergisi gelirlerinin yarıdan fazlasının petrol ürünlerinden geldiğini ortaya koydu. Petrol ürünlerinden alınan ÖTV'nin toplam ÖTV gelirleri içindeki payı, 2005-2010 döneminde ortalama yüzde 57,05 olarak gerçekleşti. Aile yapımız alarm veriyor! Bursa'nın İnegöl ilçesinde, İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği (İHMED) tarafından Kent Müzesi'nde 'Güçlü Aile Modeli' konulu bir konferansta düzenlendi. Konferansta konuşan Psikolog yazar Mücahit Gültekin, çalıştığı anaokulunda yaptığı ankette, çocuklara kime benzemek istediklerini sorduğunu, kız öğrencilerin "Bihter", erkek öğrencilerin ise "Maraz Ali" olmak istediklerini yazdığını, anne ve babasına benzemek isteyen sadece 6 öğrenci çıktığını söyledi. Asgari ücret açlık sınırının da altında! Türkiye gerçeğinde asgari ücretin; çalışanın, emekçinin asgari yaşam ve geçim standardı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını ifade eden Birleşik Kamu-İş Başkanı Hasan Kütük, asgari ücretin devletin kendi kurumlarının açıkladığı açlık sınırının dahi altında kaldığını söyledi. TÜĠK: Asgari Ücret 900 TL Olmalı Asgari Ücret Tespit Komisyonu Türk-İş Genel Merkezi'nde toplandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), tek bir işçinin eline geçmesi gereken aylık net tutarı Aralık ayı itibariyle hesapladı. Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri İsa Gök, komisyonun devlet, işveren, işçi kesimi temsilcilerinden oluştuğunu ve görev alanının, uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat ile belirlendiğini söyledi. Asgari ücret çalışmalarında temel çıkış noktasının ''çalışanların kendileri ve aileleri için insan onuruna yaraşır bir gelir elde etmeleri'' olduğunu belirten Gök, asgari ücreti belirleme çalışmalarında Anayasa'da yer alan ''çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur'' ifadesinin günlük hayatta yerini alması gerektiğini kaydetti. -''İNSAN ONURUNA YAKIŞIR'' ÜCRET BELİRLENMELİ''- Asgari ücretin bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilen bir ücret olduğunu belirten Gök, ''TÜĠK tek bir işçi için ele geçmesi gereken net tutarı Aralık ayı itibariyle 899,10 TL olarak hesaplamıştır. Asgari ücret bu düzey temel alınarak belirlenmelidir'' dedi. Gök, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun, TÜİK tarafından belirlenen tutarı temel alıp, bu tutara 2011 yılı enflasyonu ile refah payının da ekleyerek, ücretin işçinin eline net geçecek biçimde ayarlaması gerektiğini söyledi. Gök, “İnsan onuruna yakışır bir asgari ücret belirlenmesinde sorumluluk siyasi iktidarındır” diye konuştu. IMF'den kullanılacak kredi miktarı arttı Uluslararası Para Fonu'ndaki (IMF) yeni kota reformu ile Türkiye'nin IMF'den kullanabileceği toplam kredi tutarı 42 milyar dolara ulaşacak. Türkiye'nin IMF'deki kotası, 14. Genel Kota Gözden Geçirmesi kararı kapsamında gerekli hukuki işlemlerin tamamlanması sonrasında hali hazırdaki 1,193.3 milyon SDR'den (Özel Çekme Hakkı), 4,659 milyon SDR'ye çıkacak. Buna göre Türkiye'nin, IMF Genel Kaynaklar Hesabından toplam kredi kullanım tutarı, yeni kotasının yürürlüğe girmesi sonrasında 27.952 milyon SDR (42 milyar dolar) olacak. Türkiye tasarruf edemiyor Türkiye, tasarrufların Milli Gelir’e oranı bakımından 32 ülke arasında sondan 6'ncı sırada yer alıyor. Tasarrufu en düşük ülke, yüzde 8,9'luk oranla İrlanda olarak tespit edilirken, bunu yüzde 9,2'şerlik oranla ABD ve Yunanistan, yüzde 10,6'lık oranla Portekiz, yüzde 11,1'lik oranla da Hollanda izliyor. Yurt içi tasarrufun GSYH'ye oranının yüzde 12,6 olduğu Türkiye, aynı orana sahip İngiltere ile birlikte bu ülkelerin arkasında yer alıyor. 32 ülke arasında en yüksek tasarrufa sahip ülke, yüzde 53,7'lik oranla Çin olarak belirleniyor. Dünyadan Gelişmeler EĠT 11. Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesi. Gül: Bölgesel ekonomik işbirliğine çalışıyoruz. Türkiye'nin Avrasya kıtasının tam merkezinde olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, enerji, iletişim ve ulaşım gibi kapsamlı bölgesel ekonomik işbirliği projelerini hayata geçirmeye çalıştıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrasya'nın tam merkezinde yeralan Türkiye'nin, bu coğrafyanın tamamında barış, güvenlik, istikrar ve refahın sağlanmasına büyük önem atfettiğini belirterek, ''Bu doğrultuda bölgesel diyalog ve işbirliği mekanizmaları oluşturmaya, enerji, iletişim ve ulaşım gibi kapsamlı bölgesel ekonomik işbirliği projelerini hayata geçirmeye çalışıyoruz'' dedi. Gül, Çırağan Sarayı'nda başlayan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) 11. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, EİT zirve toplantısı vesilesiyle konuk Devlet Başkanlarını İstanbul'da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Misafir olarak aralarında bulunan Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'yi de muhabbetle selamladığını belirten Gül, kendisini EİT Dönem Başkanlığı gibi onurlu bir göreve seçtikleri için teşekkür etti. Gül, iki yıla yakın bir süre EİT dönem başkanlığını yürütmüş olan İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı, dönem başkanlığı sırasındaki aktif ve başarılı çalışmalarından dolayı tebrik etti. Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti: “Avrasya kıtasının tam merkezinde yer alan Türkiye, bu coğrafyanın tamamında barış, güvenlik, istikrar ve refahın sağlanmasına büyük önem atfetmektedir. Bu doğrultuda bölgesel diyalog ve işbirliği mekanizmaları oluşturmaya, enerji, iletişim ve ulaşım gibi kapsamlı bölgesel ekonomik işbirliği projelerini hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bölgemizde ekonomik işbirliğinin ve kalkınmanın desteklenmesinin sürekli ve kurumsallaşmış bir diyaloğu gerekli kıldığını düşünüyorum. Ayrıca etkin ve adil bir dünya düzenine giden yolun aynı zamanda bölgesel alanda gerçekleştirilecek diyalog ve işbirliğinden geçtiği kanaatindeyim. Bu anlayışla kurucu ülkelerden biri olarak EĠT'e Türkiye olarak büyük önem atfetmekteyiz. Doğu ile Batı arasında çok önemli bir coğrafi konumda olan teşkilatımız 8 milyon kilometrekarelik bir alan ve 400 milyondan fazla bir nüfusa sahiptir. Teşkilatımıza üye ülkelerin üzerinde bulundukları coğrafya, dünyanın jeostratejik açıdan en kritik bölgelerini oluşturmaktadır. Ülkelerimiz çok zengin doğal ve beceri kaynaklara, tarihi ve kültürel mirasa sahiptirler. Bu itibarla EĠT bölgesi ekonomik ve ticari işbirliği bağlamında muazzam bir potansiyele haizdir.'' 2015 yılı hedefleriEİT'in bu güçlü potansiyelinin hayata geçirilmesi ve İzmir Anlaşması'nda belirlenen amaçların gerçekleştirilmesini teminen 2005 yılında Astana'da düzenlenen Bakanlar Konseyi toplantısında EİT 2015 vizyon belgesinin kabul edildiğini hatırlatan Gül, bu çerçevede üye ülkeler olarak işbirliğini güçlendirmek üzere ticaret ve yatırımdan, ulaştırma ve haberleşmeye, enerji ve çevreden, tarım ve sanayiye kadar pek çok alanda 2015 yılına kadar gerçekleştirilmek üzere hedefler tespit ettiklerini kaydetti. Haftanın Konusu Türk tohumculuk sektörü, “Devrim Arabası”nın akıbetine uğratılmak isteniyor! Türkiye'nin son yıllarda parlayan yıldızı haline gelen ancak kamuoyu tarafından pek bilinmeyen tohumculuk sektörü, sıkıntılı günler geçiriyor. İthalat ile dışa bağımlı hale gelindiği, İsrail'in bütün tohumculuk piyasasına hâkim olduğu, GDO'lu ürünlerin pazarlarda cirit attığı, hibrit tohum ve kısırlık söylentileri gibi iddialar yerli tohum üreticilerini isyan noktasına getirdi. Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Özcan Aygun, gerçekle hiçbir alakası olmayan iddialarla tohumculuk sektörünün karalanmak istendiğini belirterek, sektörün 'Devrim Arabası'nın akıbetine uğratılmak istendiğine dikkat çekti. Türkiye'nin tohumculuk sektöründe geldiği noktayı anlatmak için tanıtım atağına geçen TSÜAB Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Özcan Aygun, sektörle ilgili olarak çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin tohumda ithalatçı bir ülke olmadığını, kullandığı tohumun yüzde 92,3'ünü kendi ürettiğini bildiren Aygun, İsrail'e bağımlılık iddialarına ise büyük bir tepki gösteriyor. "İsrail iddiası yerli üreticimizin gücünü gölgelemek isteyenlerin çıkarmış olduğu büyük bir yalandır" dedi. Oyun oynanıyor Sanatçı ve bilim adamlarının da bu oyuna alet olduklarını bildiren Aygun, toplumun önündeki insanların bilinçsiz bir şekilde bu iddiaları savunmalarından dolayı halkın da yanlış bilgilerle yönlendirildiğini anlattı. Tepkisi elini boğazına götürerek "Buramıza kadar geldi. Yeter artık!" diyerek gösteren Aygun, yalan yanlış bilgilerle kamuoyunu yönlendirmeye çalışanlar hakkında hukuk mücadelesini başlatacaklarını bildirdi. Devrim Arabası'nın başına gelenlerini anımsatan Aygun, "O gün arabanın deposuna benzinin koyulmasını engelleyen zihniyet, bugün Türkiye'nin ve dünyanın parlayan yıldızı haline gelen Türk tohumculuğunun önünü kesmek istiyor. Bu oyuna gelmememiz lazım" diye konuştu. Haftanın Yorumu “Sermayenin Bütçesi” Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Arif Ersoy’un AKP Hükümeti'nin 9'ncu bütçesi olan 2011 bütçesi hakkında 20 Aralık 2010 tarihli Milli Gazete’ye verdiği mülakat Mülakattan Ana Başlıklar: 2011 yılı bütçesi de IMF ilkelerine göre hazırlanmıştır. Kaynakların büyük bir kısmı borç ve faiz düzenekleriyle ulusal ve uluslararası rantiyeye aktarılacaktır. Artan gelirimizin önemli bir bölümü borç düzenekleriyle iç ve dış rantiyecilere aktarıldığı için ekonomik büyümenin külfeti halkımızın omzuna yüklenmektedir. Bu yanlış politikaların sonucu olarak ekonomimiz büyürken halkımızın önemli bir bölümü yoksullaşmaktadır. 2011 bütçesi de işsizler için bir umut vaat etmemektedir. Milli Görüş iktidarının hazırladığı bir bütçe olsaydı yatırımlara bu bütçedeki miktarın dört katı ayrılırdı. AKP hükümeti zenginden alamadığı vergiyi geniş halk kesiminden toplamaktadır. Bu zihniyet, kuvveti hak nedeni sayan ve devlet imkânlarının rantiyecilerin hizmetine sunan bir zihniyettir. Bütçe gelirinin yüzde 20'sini faize ayıran bir devlet sosyal devlet değildir. Mevcut düzen israfçı bir düzendir. Saadet Partisi iktidarında vergide adalet sağlanacaktır. Vergi, ödeme gücüne sahip olanlardan alınacaktır. Adil Düzen'de devlet baskı ve dayatma kurumu değil; hukukun üstünlüğünü sağlayan, temel hak ve özgürlükleri koruyan ve paylaşımda adaleti sağlayan bir hizmet kurumudur. Devlet ceberut bir kurum değil; siyasi kararları hikmete dayalı ve şefkati öne alan kerim (adil ve müşfik) bir kurum olacaktır. Saadet Partisi iktidarında mevcut kamu iç ve dış borçları beş sene içinde tasfiye edilecek; alacakların hakları ödenecek ve devletin bütçesi denk olacaktır. Devlet borçlanmayacak ve vergi gelirleri borç faizlerine ödenmeyecektir. Bugün faize ve borç taksitlerine aktarılan kaynaklar işçi ve memura aktarılacaktır. Mülakatın Tam Metni Soru: 2011 bütçe hedeflerine baktığımızda ne görüyoruz? Sorun üreten, IMF'nin kendisi yok ama mevcut iktisadi ve mali politikalarından taviz verilmeyen bir bütçe görüyoruz. Daha önceki AKP iktidarının sekiz bütçesinden farklı bir yönü yok. Ülkemizde gelir dağılımındaki adaletsizlik artarak devam edecek. İşsizlik sorunu giderek kronikleşecek ve kitlelerin yoksullaştırılma sürecinde bir değişme olmayacak. Ülke kaynaklarında yabancıları payı artacak. Biz çalışacağız. Biz üreteceğiz. Fakat yabancılar ve işbirlikçi rantiyeciler kazanacak. Yaklaşık yüzde 60'ı yabancıların denetiminde olan para ticareti yapan bankalar kazanacak. İç ve dış borç stoku ve faizleri milli kaynakların önemli bir bölümünü rantiyeciye ve yabancı ortaklarına aktarmaya devam edeceğiz. Türkiye sıcak paranın en çok kâr elde ettiği ülke olma vasfını koruyacak. İthalatımız ihracattan daha hızlı artacak ve düşük kur politikasının yol açtığı düşük fiyatlı ithal ürünlerle rekabet etmeyen yerli üretici işletmeler kapanmaya devam edecek. Cari açık ülkemizin borç stokunun daha da artmasına ortam hazırlayacak. Ülkenin borcu ve yabancı sermayenin kârı artarken, kitlelerin yoksullaşma süreci devam edecek. Zaten geçmişte uygulanmış ve denenmiş aynı politika ve yöntemlerin farklı neticeler vermesi mümkün olabilir mi? Soru: IMF gölgesinden söz ettiniz. Bunu biraz açabilir misiniz? Kasım ayında Güney Kore'nin Başkenti Seul'de yapılan G-20 zirvesini hatırlayın. Burada gazeteciler, IMF Başkanı D. Strauss Khan'a; 'Türkiye'yi nasıl görüyorsunuz?' şeklinde bir soru yöneltmişlerdi. Khan, 'belki bir gün mali kuralı uygulayacaktır. Ama şunu söylemeliyim ki; Hükümet sanki mali kural varmış gibi doğru hareket ediyor. Bir zorlama olmadan doğru şeyler yapıyorlar ki bu oldukça iyi' demişti. Yani Khan, Türkiye'nin kendilerinin belirlediği yolda ilerlediğini bir anlamda itiraf etti. Dolayısıyla 2011 yılı bütçesi de IMF ilkelerine göre hazırlanmıştır. IMF'nin adının zikredilip zikredilmemesi fazla bir şey değiştirmez. IMF'nin takip ve tavsiye ettiği yol ve yöntemler yanlıştır. Yanlış yolu takip edenler, doğru hedefe ulaşamazlar. 2011 yılı bütçesinin içeriği, dayandığı anlayış ve kullandığı yöntemler bundan önceki AKP iktidarının 8 bütçesinin içeriği, anlayışı ve yöntemlerinden farklı değildir. Bundan önceki bütçelerde görüldüğü gibi 2011 yılı bütçesi de milli kaynakları harekete geçirecek üretken yatırımlara yeterince kaynak ayrılmamakta; kaynakların büyük bir kısmı borç ve faiz düzenekleriyle ulusal ve uluslararası rantiyeye aktarılacaktır. Bu bütçe de paylaşımdaki adaletsizliği azaltacağı yerde artıracaktır. Bu bütçe işsizler ordusunu küçültmez, büyütür. Soru: Malumunuz bütçenin en önemli kalemlerini; yatırım kalemi, faiz giderleri, vergi gelirleri ve bütçedeki açık oluşturuyor. Bu rakamlar üzerinden gidersek, örneğin yatırımlar için 21,7 milyar lira ödenek ayrılmış durumda. Yatırım kalemi için ayrılan bu pay, Türkiye'nin en önemli sorunu olan iĢsizlikle mücadele için bir anlam taşıyor mu? Saadet Partisi iktidarda olsaydı yatırıma ne kadar kaynak ayrılırdı? Öncelikle şunu söyleyeyim, 2011 bütçesi de işsizler için bir umut vaat etmiyor. Çünkü bütçenin istihdam imkânlarını artırması, özel yatırımları ve kamu yatırımlarının artırılmasına bağlıdır. İşsizlik sorunu, ancak toplam yatırım hacmini büyütmekle 8 azaltılabilir. Bütçede yatırımlar için ayrılan kaynaklar, kronikleşen işsizlik sorununa kalcı çözümler üretmek mümkün görünmemektedir. Rakamlara bakalım; 2011 yılı için öngörülen bütçe açığı 33,5 milyar lira. Faiz ödemeleri ise 47,5 milyar lira. 312.5 milyar lira olarak gösterilen bütçe aslında 231 milyar liradır. 312.5 milyar lira olarak öngörülen bütçeden sadece 21,7 milyar lira sermaye giderlerine ayrılmıştır. Yatırımlar için ayırdığınız pay, faiz için ayrılan miktarın yarısından da azdır. Bu yatırım miktarı ile ülkenin sermaye stoku bile muhafaza edilemez. Amortismanlar bile karşılanamaz. Şayet Milli Görüş iktidarının hazırladığı bir bütçe olsaydı yatırımlara bu miktarın dört katı ayrılacaktı. Türkiye'de gerçek işsizlik oranı yüzde 20'lerin üzerinde seyrediyor. Bu işsizlerin yanında her yıl istihdama 800 bin kişi katılıyor. Yatırımlar için ayrılan bu ödenekle bu insanlara yeni istihdam alanları oluşturmanız mümkün değildir. Soru: Niçin? Çünkü mevcut düzenin yapılandırılmasında esas alınan dünya görüşü milletimizin inandığı ve benimsediği hak ve adalet merkezli milli zihniyet değildir. Bu düzen, kuvveti hak nedeni sayan ve kamu imkânlarının büyük bir bölümünü iktisadi ve siyasi ayrıcalıklara sahip olanlara aktarılmasını normal kabul eden haksız bir zihniyetin ürünüdür. Bu zihniyet, kuvveti hak nedeni sayan ve devlet imkânlarının rantiyecilerin hizmetine sunan bir zihniyettir. Nimet- külfet paylaşımında adaleti esas almayan bu zihniyet, işçi, memur ve dar gelirliden rantiyecilere kaynak aktarılmasını reel siyasetin gereği olduğuna, siyasal denetimindeki medya yoluyla kitleleri inandırmaya çalışır. Mevcut düzen israfçı bir düzendir. Bu düzende doğal ve kamu kaynakları adil paylaşılmadığı gibi verimli de kullanılmamaktadır. Bu düzen, kamu kaynaklarını israf ederek bütçe açıklarını artırmaktadır. Bütçe açığı yüksek faizli iç borçlarla kapatılmaktadır. Yatırımlara aktarılması gereken tasarruflar devlete yüksek faiz ile borç olarak verilmektedir. Devlet topladığı verginin önemli bir bölümünü iç ve dış borç taksitleri ve faiz ödemelerine aktardığı için yatırım yapamamaktadır. Asgari ücretten alınan vergiler faiz olarak rantiyecilere aktarılmaktadır. Yatırımların yetersizliği işsizliği ve yoksulluğu artırmaktadır. Doğal kaynaklar israf edildiği gibi bir millet için en büyük servet olan çalışma isteği ve gücüne sahip olanlara iş sağlanmamak suretiyle insan emeği ve ömrü israf edilmektedir. Soru: AKP hükümetinin, işsizlerin sayısını devletin yatırımlarıyla değil de özel sektör eliyle azaltmayı hedefleyen bir politikası var. Bu politikasını samimi görüyor musunuz? Nasıl samimi görebiliriz! Düşük kur politikasından dolayı özel sektör can çekişiyor. Nasıl olacakta can çekişen bir sektör eliyle işsizlere iş bulacaksınız? Düşük kur politikası ile reel üretimle uğraşan firmaların rekabet kapasitesi her geçen gün azalıyor. Yüksek maliyetle üretim yapan yerli firmaların büyük bir bölümü kapanmıştır, kapanmayanlar da ayakta kalma mücadelesi veriyor. Düşük kur politikası ile ithalatı özendirerek iç üretimi engelleyeceksiniz sonra da üretim yapmakta zorlanan özel sektörden istihdamı artırmasını bekleyeceksiniz. Olmaz böyle bir şey! 2011 yılı ihracat ve ithalat rakamları da yeni yılda değişen bir şey olmayacağını gösteriyor. Soru: Bütçenin gelirlerinin önemli bir kısmını yine vergi gelirleri oluĢturuyor. Hedeflenen vergi gelirlerine ulaşılması mümkün görünüyor mu? 2011 yılı bütçesinde öngörülen toplam 279 milyar liralık bütçe gelirinin 232,2 milyar lirasını vergi gelirleri oluşturuyor. Vergi dışı kaynaklardan elde edilecek gelirin ise 46,8 milyar lira olacağı tahmin ediliyor. Hedeflenen vergi gelirin gerçekleşmesi oldukça güç görünmektedir. Çünkü ülkemiz hâlâ iktisadi bunalımın olumsuz etkilerini atlatmış değildir. Vergiler kalemi, 2011 yılının geniş halk kesimi için değişen bir şey olmayacağını hatta hayatın daha da zorlaşacağını gösteriyor. Gelir vergisi ve kurumlar vergisinin kamu gelirleri içindeki payı oldukça düşük tutulmuş. Vergi politikasında esas olan vergi ödeme gücüne sahip olandan almak ve dar gelirlerin gelirini yükseltmektir. Dolaylı vergilerin kamu gelirinin yarısından fazlasını oluşturması, ülkemizde paylaşımdaki adaletsizliği artırmaya devam edecektir. Akaryakıt fiyatlarını örnek olarak verebiliriz. Bugün vatandaşın aldığı bir litre benzinin üçte ikisini vergi oluşturuyor. Bu adalet midir? AKP hükümeti zenginden alamadığı vergiyi geniş halk kesiminden topluyor. Öte yandan ülke içindeki KDV ve ithal ürünlerinden alınan KDV vergilerini herkes ödüyor. Bu vergiler fiyatlara yansıtıldığı için hayat pahalılığı giderek ağırlaşıyor. 2011 yılında da fakir ve zengin, gelir farkına bakılmamaksızın aynı vergiyi ödeyecek. Soru: Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bütçe sunuç konuşmasında bütçeyi tanımlarken, 'reel kesimi destekleyen, istihdamı destekleyen sosyal bir bütçe' demişti. Bütçe gelirinin yüzde 20'sini faize ayıran bir devlet ne ölçüde sosyal devlet olabilir ki? Sayın Maliye Bakanı'nın bu temennileri geçen sekiz yılda maliye bakanlarının temennilerinin aynen tekrarıdır. Bu iyi temenniler bundan önceki 8 bütçelerde gerçeğe dönüştürülemedi. 2011 yılı bütçe büyüklükleri de bu temennilerin gerçekleştirilemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor. Yönetim zihniyeti ve politikalar değişmeden temennilerin farklı netice doğurması, geçen sekiz yılda olduğu gibi mümkün görülmüyor. Soru: İthalat ve ihracat hedeflerine bakıldığında dış ticaret açığı bakımından bir iyileşmeden söz edebilir miyiz? DıĢ ticaret açığı ülkemizin dış borç yükünün kronikleşmesine ortam hazırlamaktadır. Dış ticaret açığının 2010 yılında 65. 8 milyar dolar ve 2011 yılında ise 72. 5 milyar dolar olacağı tahmin edilmektedir. Bir iyileşme görülmediği gibi şartlar daha da ağırlaşacaktır. Dış ticaret açığının artarak devam etmesi cari açıktaki artışın devam etmesine ortam hazırlayacaktır. Artan gelirimizin önemli bir bölümü borç düzenekleriyle iç ve dış rantiyecilere aktarıldığı için ekonomik 10 büyümenin külfeti halkımızın omzuna yüklenmektedir. Bu yanlıĢ politikaların sonucu olarak ekonomimiz büyürken halkımızın önemli bir bölümü yoksullaşmaktadır. Soru: AKP'nin 9'uncu bütçesi olmasına rağmen 2011 yılı için de denk bütçe hazırlanamadı. Yeni yılda bütçe açığı 33,5 milyar lira. Denk bütçe neden hazırlanamıyor? Zaten denk bütçe hazırlayabilseler sorun üreten mevcut yapıda önemli bir değişiklik olacak. Bütçe açığı demek kamu borcunun artması demektir. Borcun artması faiz giderlerinin yükselmesi demektir. Mevcut ekonomik anlayışı değiştirmediğiniz müddetçe denk bütçeyi hazırlayamazsınız. Zaten IMF denk bütçeyi desteklemiyor. Devletin borçlanmasını savunuyor. Denk bütçe yapılabilse büyük sermaye grupları paralarını satamayacak. Bu yapının bozulmasını istemeyenler hükümetin denk bütçe hedeflemesine kesinlikle karşı çıkıyorlar. Yani hükümet vergi alamadığı sermayeden borç para alıyor, asgari ücretliden aldığı vergiyi de bu sermaye kesimine aktarıyor. Soru: Saadet Partisi iktidarında nasıl bir bütçe vaat ediyorsunuz? Saadet Partisi iktidarında vergide adalet sağlanacaktır. Vergi, ödeme gücüne sahip olanlardan alınacaktır. Asgari ücretliden vergi alınıp rantiyeciye faiz olarak aktarılmayacaktır. Asgari ücret ve asgari gelirden vergi alınmayacaktır. İhtiyaç sahibi olana doğrudan gelir yardımı ödenecektir. Toplanan vergilerle firmaların önce üretim kapasitesi artırılacaktır. Vergisini ödeyenlere sağlanan desteklerle vergi bir angarya olmaktan çıkarılacak; vatandaşların devletten aldıkları hizmetlerin bir karşılığı olacaktır. Milli Görüş iktidarında vergi mükellefi severek ve isteyerek Kerim Devleti’nin masraflarına katılacaktır. Çünkü Adil Düzen'de devlet baskı ve dayatma kurumu değil; hukukun üstünlüğünü sağlayan, temel hak ve özgürlükleri koruyan ve paylaşımda adaleti sağlayan bir hizmet kurumudur. Devlet ceberut bir kurum değil; siyasi kararları hikmete dayalı ve Şefkati öne alan kerim (adil ve müşfik) bir kurum olacaktır. Saadet Partisi iktidarında mevcut kamu iç ve dış borçları beş sene içinde tasfiye edilecek; alacakların hakları ödenecek ve Kamu Bütçesi denk bütçe olacaktır. Devlet borçlanmayacak ve vergi gelirleri borç faizlerine ödenmeyecektir. Bugün faize ve borç taksitlerine aktarılan kaynaklar iĢçi ve memura aktarılacaktır. Milli Görüş denk bütçeyi 54. Erbakan Hükümeti döneminde gerçekleştirmiştir. Memur, işçi, emeklinin maaşı kart kat artırmıştı. Ülkemize bolluk ve bereket gelmişti.
__________________
Üç şey başarı getirir ; Aşk,Azim ve Kararlılık [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için ZafeR kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Adige Abzakh (29.12.10), Alemdâr-ı İslâm (29.12.10) |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Siyonistlerin Saadet Partisi Raporu | Cihad Yıldızı | BELGELERLE GERÇEKLER | 3 | 10.03.11 04:15 |
| ABD RAPORU:AK Parti 'Merkezci', Saadet 'İslamcı' | Cihad Yıldızı | MGFORUM ARŞİV | 0 | 02.09.10 21:10 |
| Bir Haftalık Evliya Olmak.. | Ahmed Naina | SERBEST KÜRSÜ | 0 | 01.12.08 19:44 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|