|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,938 | Üyeler: 10,668 | Online: 229 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 5580
Üyelik tarihi : 16-09-2009
Konuları : 306
Mesajlar : 2,584
Teşekkürleri: 9,384
1,240 mesajına 2,440 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu :
Status: Online
|
Önce şunu belirtelim: Milli Görüş Partileri’nin tümünde İstanbul il başkanlarını Erbakan hocamız tayin etmiştir. Görev tevdi edeceği müstakbel başkanı Ankara’ya davet eder ve şu cümlelerle söze girerdi: İstanbul Dünyanın başkentidir. Önce Allah’a şükredeceğiz böylesi mübarek bir vazifeyi ifa etmeyi bize nasip buyurdu diye. İstanbul’umuzda yapılacak çalışmalar davamızın geleceği bakımından en mühim çalışmalardır. Şimdi vazife sırası sizde… Derdi. Yeni dönemde yapılması gereken çalışmaları beş altı başlıkta sıralardı. Kadın kolları çalışmalarının önemini vurgular, kadınların ortaya koydukları büyük fedakarlıkları, başarıya giden yoldaki azim ve kararlılıklarını yaşanmış örnekleriyle tane, tane anlatırdı. Bu faaliyetlere il başkanının destek olmasını ve rahat çalışabilmeleri için gerekli olan maddi ihtiyaçlarının karşılanmasını isterdi. Gençlik çalışmalarının önemini anlatırken söze Ebu Eyyub el Ensari’den başlar ve ilerlemiş yaşına rağmen İstanbul fethine nasıl büyük bir iştiyakla katıldığını uzun, uzun anlatırdı. Sözü Fatih Sultan Muhammed Han’ın genç yaşta İstanbul’u fethetmesine getirir, bu yaştaki bir insanın kararlı tutumunu ve elde edilen neticeyi etkileyici bir şekilde aktarırdı. Fatih-Akşemseddin ilişkisini öne çıkarır, nefis terbiyesi işinde Fatih’in Akşemseddin’e bağlı olduğunu Akşemseddin’in de bir cihad emiri olan Fatih’e tabi olduğunu anlatırdı. Teşkilatların çalıştırılması, il başkanlığından sandığa kadar olan teşkilat kademelerinin canlı tutulması, üretime dönük hedeflerinin gerçekleşmesini takip etmek il başkanının en önemli vazifesidir der; çalışmayan teşkilat mensuplarının yerlerinin değiştirilmesini, vazifelerin aksatılmadan yerine getirilmesini isterdi. İstanbul teşkilatlarında birlik ve beraberliğin sağlanmasının il başkanının en önemli görevleri arasında bulunduğunu hatırlatır, farklı düşüncelere tahammül edilmesini ve kimsenin dışarıda bırakılmamasını ısrarla isterdi… Teşkilat içerisinde tefrika çıkarmanın haram olduğunu söyler, dava mensuplarının dedi kodu yapmalarını ellerinde zehir kovası taşımaya benzetirdi. İstanbul il başkanları Erbakan hocamızdan aldıkları yüksek enerjiyle başkanlık koltuğuna oturur, ekibini kurar, besmeleyi çeker ve işe başlarlardı. Ankara dönüşü zihni berraklaşmış “taç giyen baş akıllanır” sözü mucibince gönül zenginliği artmış, idare kabiliyeti gelişmiş, heyecandan yerinde duramayan, iş odaklı, teşkilat delisi olur, geceyi gündüze katar, yorulmak nedir bilmeden çalışırlardı. Refah’ın son dönemlerinde “biz partimiyiz, cemaatmiyiz?” tartışmaları başladı. “Biz siyasi bir partiysek parti olmanın gereğini yapalım” düşünceleri seslendirildi. Özellikle ANAP’tan gelenler ve mevcut yönetim anlayışıyla öne çıkamayacaklarını düşünenler, şirket mantığıyla hareket edenler, entelektüel birikime sahip olan ve Dünya’yı iyi okuduğuna inanan bazı arkadaşlarımız bu düşüncedeydi. Onlar buldukları her fırsatta, hatta katıldıkları parti içi toplantılarda bu durumu sorgulamaya başladılar. Bilerek veya bilmeyerek alevlendirilen bu tartışmalar, “lidere itaat” ve “davaya sadakat” konularında gevşemeye, çözülmelere ve kopmalara kapı araladı. Teşkilat yöneticileri özel toplantılarda ayrı, teşkilat toplantılarında ayrı konuşan ikircikli bir kişilik sergilediler. Bütün bu tartışmalar ayrışmalara, farklı kişiler etrafında toplanmalara ve yeni adres arayışlarına neden oldu, Fazilet Partisi işi “reel politik” noktasına çekti. Kelimenin tam anlamıyla “eksen kayması” yaşandı. Bizim dışımızdaki bazı odaklarca bu gidişat yakından takip edildi. “Milli Görüşte yenilik”, “değişim” gibi başlıklarla makaleler yazıldı, haber analizleri yayınlandı, açık oturumlar düzenlendi. Kapalı kapılar ardında utana-sıkıla konuşulan konular tv ekranlarına taşındı. Bu tür konulara medyadan müthiş destek geliyordu. Aydın Doğan medyası ve İslamcı(!) Medya tam bir dayanışma içindeydi. Artık ok yaydan çıkmıştı. Niyeti bozan herkes kendisine yeni “insiyatif adacıkları” oluşturuyor ve öne çıkmanın hesaplarını yapıyordu. Ortalık toz duman… Milli Görüşçüler fiili olarak üçe bölündü. 1. Grup; Hoca ne derse o diyordu. 2. Grup Genç lider peşindeydi. 3. Grup fırsat kolluyordu. Bilerek ve isteyerek atılan yanlış adımların paralelinde görünmeyen bir el işe yön veriyor ve şartların olgunlaşması sürecini hızlandırıyordu. İş tam kıvamını bulduğunda iç ve dış merkezli bazı odaklar devreye girdi. Yollar resmi olarak önce ikiye ayrıldı, toparlanma başlayınca da üçe ayrıldı. Bütün bu yaşanan gelişmelerin ve yükselen alevlerin fitili İstanbul’da tutuşturulmuştu. Tartışmalar iki kurumsal kimlik üzerinden yürüyordu. Medya görev paylaşımını çoktan yapmıştı… Taraflardan biri İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı, diğeri de; Partinin İstanbul il başkanı idi. Biri yenilik diyor diğeri gelenekten ve sadakatten yana tavır sergiliyordu. Ne gariptir ki; şimdi her ikisi de ayrı partilerin genel başkanı. Yaşanmış ibretli ve dehşetli hikayelere girmeden, çok kısa mini minnacık bir özet sunmaya gayret ettik. Bu yaşananların önemli bir kısmı atılan yanlış adımın neticesiydi. Bunu açıkça belirtmekte yarar var. Eğer İstanbul’da adam gibi duran, tecrübeli ve Milli Görüş hamuruyla yoğrulmuş bir il başkanı olsaydı, kendisi için değil, davası için çalışmayı düstur edinseydi, ilk ayrılanlar bu kadar kalabalık bir ekiple kopup gitmezdi. En büyük kopma İstanbul teşkilatlarında ve ilçe belediye başkanlıklarında ve de meclis üyesi ve il genel meclisi üyelerinde yaşanmıştı. Milletvekillerinde daha az fire verilmişti. Vekillerin ancak yarısı karşı safa geçmişti. Ankara, İstanbul, Konya gibi büyük şehir belediye başkanları ve il belediye başkanlarının çoğu yeni oluşuma katılmamıştı. Dışarıdan el uzatılıp çekip almalara içeriden de itme şeklinde dolaylı destek veriliyordu. Peki Milli Görüş geleneğinden gelen sağlam bir il başkanı bulunamadımı? İşte amiyane tabirle “zurnanın zırt dediği” yer burası. Hocamızın Ankara’ya davet edip FP İstanbul il başkanlığıyla görevlendirdiği kişi henüz teşkilatını kurmadan görevi iade etmesi istendi. Denge siyaseti devreye girmişti. Abiler Hocamızı ikna ettiler ve farklı isim arayışları başladı. İşler tabii mecrasından çıktı. İstanbul il başkanlığı gibi stratejik bir birim ustaca Erbakan hocamızın kontrolünün dışına çıkarılmıştı. Niyetimiz kimseyi incitmek değil elbette. O güne bir ışık tutalım ve aynı hataları tekrar etmeyelim istiyoruz. Kim ne derse desin ilk kırılma İstanbul il başkanı tercihindeki hatadan kaynaklanmıştır. Hocamızın FP İstanbul il teşkilatını kurmakla görevlendirdiği isim kimdi dediğinizi duyar gibiyim? İsmi açıklayalım: Selman Esmerer. Selman Esmerer’in İstanbul il başkanlığı 13 sene önce engellenmişti. Erbakan Hocamız Saadet Partisi genel başkanı olduğunda tam bir vefa örneği sergiledi; Selman beyi SP İstanbul il başkanı olarak atadı. Yani Erbakan Hocamızın atadığı son İstanbul il başkanı. Şimdi İstanbul Saadet kongreye gidiyor… 13 sene önceki noktada bulunuyoruz… Aynı coşku, aynı heyecan, aynı azim ve kararlılıkla yeniden yola koyulacağız… “Yeniden Milli Görüş”, “Yeniden Saadet” diyeceğiz… Çok çalışacağız… Kongre salonuna sığmayacağız, caddelere sokaklara taşacağız… İşte Yeni Dönemde Saadet Yıldızını Parlatacak Hedefler: * Saadet Partisinin güçlü ve zayıf yönleri tesbit edilip yeni çalışma stratejileri belirlenecek. * Toplumda sözü olan teşkilat içi, teşkilat dışı her kesimden ve herkesin görüşüne başvurulacak. * Teşkilatlarda seferberlik ilan edilip tüm Milli Görüşçüler en az iki yıl sürecek zorunlu göreve davet edilecek. * Paraya dayalı masraflı seçim kampanyaların yerine, sade ve insan gücüne dayalı metotlar geliştirilecek. * Kongreden hemen sonra2014 yerel seçim hazırlıkları başlatılacak. Seçimlere 1 yıl kala adaylar araziye indirilecek. * Halkımızın sadece gönlüne değil oylarına talip olunacak ikna metotları geliştirilecek. * Sandık bölgesi eğitim çalışmaları yaygınlaştırılarak Partili çalışanların yanında “Saadet Gönüllüleri” de devreye sokulacak. * Yeni internet siteleri kurulması teşvik edilip, sosyal paylaşım sitelerinde gündeme yön verilecek etkili gruplar oluşturulacak. Gece gündüz demeden çalışacağız. Karşılığını sadece Rabbimizden bekleyeceğiz. Bu ruh yeniden dirilecek. Bu çalışma temposu Anadolu ve Trakya illerinde yankılanacak, halkta karşılık bulacaktır. İstanbul kongresi Saadet Partimizin özlenen ve beklenen çıkışını yapmasının işaret fişeği olacaktır. Selman başkan 1983 yılından beri kesintisiz olarak İstanbul teşkilatlarında görev yapmış, tecrübeli, fedakar ve sadık bir dosttur. Sürekli artan bir performansla bize seçim zaferleri yaşatacağına inancımız tamdır. Saadet İstanbul'da yeni dönem » AJANS 5 | Yeni Bir Dünyanın Habercisi
__________________
Barış İstiyorsanız Savaşa Hazır Olun... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Nur şakirdi kardeşlerim tıklayın izleyin |
|
|
| Bu mesaj için suvari4060 kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#2 | |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 328
Üyelik tarihi : 11-08-2008
Mesleği : Kendini öldüren bir akrep, yangın ortasında !
Nereden : İSTANBUL
Konuları : 497
Mesajlar : 5,021
Teşekkürleri: 9,605
2,906 mesajına 5,993 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 22.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Alıntı:
Kesinlikle o noktadayız ve 3. grup (!) hala fırsat kolluyor ... Kongre öncesinde anlayan ve akleden beyinlere yerinde bir yazı olmuş ... Teşekkür ederiz ...
__________________
RABBİM; BANA ŞEHADETİ NASİP EDECEK AMELLER NASİP EYLE! (amin) Her akşamki yoluma koyulmuş gidiyorum. Her akşamdan vücudum bu akşam daha yorgun. Öyle istiyorum ki bu akşam biraz sükûn, Bir cami eşiğine yatıversem diyorum -Rabbim, şuracıkta sen bari gözlerimi yum! Sen, bana en son kalan, ben senin en son kulun; Bu akşam, artık seni anmayan İstanbul`un Bomboş bir camiinde uyumak istiyorum. Sonsuz sessizliğini dinlemek istiyorum. Bilirim ki taşlığın bir döşek kadar ılık, Sana az daha yakın yaşamak için artık, Rabbim, ben yalnız zeytin ve ekmek istiyorum. Parende'sinin Hamuş'u ...(: CtLk İkili EliF
![]() |
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| dönem or, istanbulda, karaduman, saadet, sadreddin, yeni |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yaklaşan Saadet Kongresi ve yeni dönem | Cihad Yıldızı | MGFORUM ARŞİV | 1 | 06.07.10 13:26 |
| "Çok Farklı Bi Dönem,Türkiye-Amerikan İlişkilerinde Yeni Bi Dönem Başladı" | Vukuf-i Kalbi | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 2 | 07.04.09 17:34 |
| Milli Görüşte Yeni Dönem-Ali Bulaç | Vukuf-i Kalbi | SERBEST KÜRSÜ | 1 | 02.11.08 13:56 |
| Saadet Partisi'nde Yeni Dönem | hasantalha | MGFORUM ARŞİV | 1 | 22.09.08 13:27 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|