|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,938 | Üyeler: 10,668 | Online: 227 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| ÜLKEMİZDEN HABERLER İçinde Yaşadığımız Bereketli Topraklar Üzerinde Olup Bitenler, Gündeme Takılanlar... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Milli Nizam
Üye No : 28
Üyelik tarihi : 08-08-2008
Mesleği : Ögrenci
Nereden : Almanya
Konuları : 88
Mesajlar : 261
Teşekkürleri: 37
50 mesajına 93 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 06.11.08
Durumu : Status: Offline
|
Anadolu Gençlik Derneği İsanbul Şubesi Üniversite Komisyonu Başkanı Ömer Çalışkan ile Üniversite Öğrencilerini ve yeni açıklanan yerleştirmeleri konuştuk: Bir milyon iki yüz bin öğrencinin ve yakınlarının heyecan ve sabırsızlıkla bekledikleri 2008 ÖSS sonuçları açıklandı. Sonuçlara göre barajı aşan öğrenci sayısı 875 bin olurken yerleşecek öğrenci sayısı 552 bin olarak bekleniyor. Biz de bu çerçevede Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Üniversiteler Komisyonu Başkanı Ömer Tayyip Çalışkan ile “Üniversiteler ve Üniversite Çalışmaları” üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. -Efendim, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ömer Tayyip Çalışkan. 2007 yılında Yeditepe Üniversitesi Sistem Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Halen İstanbul Teknik Üniversitesinde Otomasyon ve Kontrol Mühendisliği alanında yüksek lisans yapmaktayım. - Ömer Bey, Türkiye’nin önemli değişimlere sahne olduğu 2000’li yıllara bir üniversite öğrencisi olarak şahit oldunuz. Sizce son yıllarda üniversiteler ve üniversite gençliği açısından ne tür değişimler yaşandı? Türkiye sadece son yıllarda değil 150 yılı aşkın süredir bir değişim yaşıyor. Buna ister çağdaşlaşma deyin ister modernleşme ister batılılaşma. Bu bir kıble değişimi hareketidir. 2000li yıllar bu sürecin her alanda artan bir ivme ile hızlanmasına sahne oldu. Türkiye de genel olarak gençliğin, özel olarak da üniversite gençliğinin en büyük problemi kalpleriyledir. Son on yıla kadar gençlerin büyük çoğunluğunun kalbi yanlış da olsa idealist ve toplumcu ideolojiler tarafından işgal edilmiştir. Solcusu da sağcısı da ideal bir düzene ve topluma hizmet ettiğini düşünüyordu. Bu idealler artık yerini bireysel ve nefsi hedeflere terk etti.Bu, değişimin gençliğe bakan yönü. Üniversite idareleri de şimdiye kadar kendilerini hep ideolojik bir rol biçmişti. Bu zaman zaman rejimin silahsız bekçiliğini yapmak, zaman zaman sağ sol kavgasında taraf olmak, zaman zaman da mütesettir bayanları üniversite kapılarından geri çevirmek şeklinde tezahür etti. Son yıllarda sevindirici bir gelişme olarak üniversitelerin ideolojik fonksiyonu zayıflamıştır. Diğer yandan bu kurumların kapitalist çarklara angaje olması ve bilimin giderek büyük sermayeye adam yetiştirir ve hizmet eder hale gelmesi üzücü. Buna bağlı olarak köklü üniversiteler kaliteli öğretim görevlilerini daha iyi imkanlar sunan özel üniversitelere kaptırmakta. Bu da değişimin üniversitelerdeki tezahürü. Üniversite öğrencisi profilindeki değişim ise biraz önce söylediklerimizden bağımsız değil. İmam hatip liselerinin üniversiteye girişi engellendi. Dolayısıyla artık üniversiteye gelen öğrenciler manevi yönden zayıf oluyor. Okul ortamı ise onları ifsad ediyor. Bunun bir sonucu olarak bugün üniversitelere örtülü bayanlar alınmazken gayri ahlaki topluluklar kısıtlanmadan faaliyet gösterebiliyor. - Bu başörtüsü yasağıyla da alakalı sizler gerek basın açıklamalarıyla gerekse üniversitelerde ki eylemlerinizle tepkinizi dile getirdiniz. Bu yasak sizce tam olarak neyi simgeliyor? Az önce de belirttiğim gibi Türkiye 150 yılı aşkın bir süredir bir değişim yaşıyor ve bu değişimin en önemli kırılma noktalarından bir tanesi de 28 Şubat sürecidir. Bu süreç, süreci yönetenler tarafından, Türkiye’de yaşayan Müslümanların terbiye edilmesi olarak tanımlanmıştır. Bu hedefe ulaşmanın yollarından bir tanesidir başörtüsü yasağı. Laiklik ilkesinin hassasiyetiyle bu yasağı koyanlara biz buradan soruyoruz; bu ülke 28 Şubat sürecinden önce de anayasasında laiklik ilkesi bulunan bir ülkeydi. O zamanlar laiklik sorun olmuyordu da şimdi mi sorun oluyor. Buradan anlıyoruz ki laiklik işin bahanesi. Burada süreci yönetenler için asıl sıkıntı tarlada çalışan Ayşe’nin artık ben ziraat mühendisi olacağım demesi. İşte onlar bunu fark etti ve eğer bu halleriyle Ayşeler okur da yönetici konumuna gelirlerse kendileri için ilerde problem olacağını düşündüler. Ve madem biz bunların ilerlemesine engel olamıyoruz bari istediğimiz şekilde bunları terbiye edelim diye planlar yapmaya başladılar. İşte bu süreç içinde yaşananların hepsi kendilerince sivri uçları törpülenmiş, modern hayata yüzü dönük, bireyselleşen ve hassasiyetlerini yitirmiş insanlar yetiştirmeye yöneliktir. - Siz Anadolu gençlik üniversite komisyonu olarak üniversitelerde neyi hedefliyor ve ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Bizim üniversite çalışmalarındaki hedefimiz bir yandan üniversite gençlerinin milli manevi değerlerinden ve köklerinden kopmamasını, kaybolmuş ve sahipsiz kalmamasını sağlamak, diğer yandan onlara inanç değerlerini ve medeniyetini hayata yeniden hakim kılma şuurunu aşılamak. Bu bizim çalışmalarımızın merkezini oluşturuyor. Çalışmalarımızı yürütürken geleceğin ülke yöneticilerini yetiştiriyor zihniyetiyle hareket ediyoruz. Bu çerçevede eğitim faliyetlerimiz, sosyal sportif ve kültürel etkinliklerimiz mevcut. Anadolu Gençliği farklı kılan ise bütün bu çalışmaları; İstanbul’dan başlayarak öncelikle Türkiye’nin yeniden büyük bir devlet haline gelmesi, ardından tüm İslam aleminin bir araya gelmesi ve son olarak da dünya da ezilmiş, sömürülmüş tüm ülkelerin bir çatı altında toplanması şuuruyla çalışmalarını yürütmesidir. -İstanbul’da üniversite kazanan öğrencilere tavsiyeleriniz nelerdir? Üniversite, insanın geleceğinin ve nasıl bir hayat yaşayacağının bir anlamda şekillendiği yerdir. Diğer manada da insanın kendine yatırım yaptığı, ilerde harcayacağı sermayesini oluşturduğu yerdir. İstanbul gibi önemli bir şehirde üniversite okumak ise bir yandan büyük bir ayrıcalık bir yandan da tarihe ve topluma karşı bir sorumluluktur. Benim arkadaşlara tavsiyem İstanbul u ayrıcalıklı kılan imkanlardan en azami derecede faydalanırken sorumluluklarını da hakkıyla yerine getirmeye gayret etmeleri. Buna yönelik İstanbul’un bir medeniyetin başkenti olduğu şuuruyla tarihi yerleri gezip ibret almaları, peygamberimizin dizinin dibinde büyümüş ve bu toprakları fethetmek gayesiyle buralara kadar gelmiş sahabe efendilerimizi ziyaret etmeleri, İstanbul’u ayakta tutan kanaat önderleri diye ifade ettiğimiz hoca efendilerimizi ziyaret etmeleri, onların sohbet halkalarından istifade etmeleri öncelikli olarak arkadaşlara tavsiyelerimizdir. -Son olarak size ulaşmak isteyen veya çalışmalarınıza katılmak isteyen arkadaşlara neler söylersiniz? Efendim bizim Fatih Camii’nin tam karşısında İstanbul Anadolu Gençlik Derneğimizin il binası bulunmaktadır. Oranın birinci katında arkadaşlar bizleri bulabilirler. Bir de aktif olarak güncellenen 4fakulte.com adresinden de bize ulaşabilirler. -Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Ben de size teşekkür ediyor, çalışmalarınızda muvaffakiyetler diliyorum.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için uAxenes kullanıcısına teşekkür edenler: | Tenbihü'l Gafilin (26.08.08) |
![]() |
| Etiket |
| agdden, haritası, Üniversitelilere, yol |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|