|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,938 | Üyeler: 10,668 | Online: 225 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| ÜLKEMİZDEN HABERLER İçinde Yaşadığımız Bereketli Topraklar Üzerinde Olup Bitenler, Gündeme Takılanlar... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 104
Üyelik tarihi : 14-08-2008
Mesleği : GÜVENLİK GÖREVLİSİ
Nereden : İSTANBUL
Konuları : 1085
Mesajlar : 3,151
Teşekkürleri: 2,814
1,468 mesajına 2,724 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7
![]() Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde PKK'lı teröristlerle asker arasında sıcak çatışma çıktı. Çatışma sonucu acı haber geldi. İşte kaybımız... Hakkari´nin Şemdinli İlçesi'nde PKK'lı teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışma esnasında 3 korucunun şehit edilmesi ardından 1 Üsteğmen ile 5 yaralı er yaralandı. Hakkari Askeri Hastanesi'nde tedavi altına alınan yaralı 1 üsteğmen ile 2 er aksam saatlerinde şehit oldu. Çatışma şehit da 1 üsteğmen ile 2 er ve 3 köy korucu şehit olurken, 2 erde yaralı olduğu bildirildi. Bölgede geniş çaplı operasyonlar hız kazandı.
__________________
![]() H~ala izindeyiz.. A~dımlar kaybolurken karanlıkta.. M~enzile ramak var ey dünya! A~şk'a birkaç dakika.. S~eninleyiz ey cennet kokan sevda..! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] MGF Sanal Takip Ekibi |
|
|
| Bu mesaj için sevgiliye sevdalı kullanıcısına teşekkür edenler: | MillîGenclik (07.09.08) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 171
Üyelik tarihi : 20-08-2008
Mesleği : ömür boyu talebe
Nereden : Dersaadet, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye
Konuları : 67
Mesajlar : 1,383
Teşekkürleri: 823
432 mesajına 651 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 01.07.11
Durumu : Status: Offline
|
yine anaların gözyaşları feryadları yükselmekte arşa...ne zaman dinecek bu kanlar? ne zaman kesilecek bu zalimlerin cezası? ne zaman uyanacak bu millet? şehadet şerbeti içmiş olanlara müjdeler olsun!
__________________
"Bizim Davamızda kimse kendi için yasamaz, Herkez kardesi için yasar. Menfaati Öldürmenin en kolay yolu budur.."
Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN |
|
|
| Bu mesaj için *sevda iklimi* kullanıcısına teşekkür edenler: | MillîGenclik (07.09.08) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 104
Üyelik tarihi : 14-08-2008
Mesleği : GÜVENLİK GÖREVLİSİ
Nereden : İSTANBUL
Konuları : 1085
Mesajlar : 3,151
Teşekkürleri: 2,814
1,468 mesajına 2,724 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7
![]() Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline
|
ŞAFAK KARANLIK O elinde tuttuğun zarf bir ihanet anında örülmüştür Ve zarfın içindeki kağıt er mektubudur Görülmüştür Doğum günüm Bugün 3 Aralık Ve şafak kanlık Bu mektubu sana yazıyorum anne Dün sevgilimle ayrıldık Son mektubuymuş bana yazdığı Bir daha yazmayacakmış Demek sevda ayrılığa bir ay dayanırmış Ve asker ocağında terk edilmekte varmış Bu mektubu sana yazıyorum anne Bugün doğum günüm 3 Aralık ve şafak karanlık 3-5 nöbetindeydim dün gece Bir şarjörün boşluğunda içtim son sigaramı Ve yorgan gibi örttü üstümü kar, siperde Sabaha karşı biraz içim geçmiş Hayalın gözümün önüne geldi anne. Kız kardeşimi de verdiğinden beri sevdiğine Bir ben bir sen kaldın geriye Üzülme anne! Üşümüyorum Bekliyorum elim tetikte Bekliyorum memleketi ve seni Ve artık beklemiyorum beni beklemeyen sevdiğimi Beklemiyorum yüreğimi ve aşkımı Soğuk bir siperde yalnız bırakan sevgiyi Ve bekliyorum anne elim tetikte Eğer girerse menzile vurup öldüreceğim Hem aşkı hem sevgiyi Geçen gece karakolu bastılar Kurşunlar yağmur gibi yağdı üzerimize Garip gelecek belki sana ama Ortalık bayram yeri gibi oldu anne Biliyor musun o an hiç korkmuyorsun Herkes kendini bir sipere atıyor Ve gecenin karanlığında kurşun yerine Işıl ışıl yıldız yağıyor sanki üzerimize Ve ölüm aklımıza bile gelmiyor anne Canlar canlar gidiyor anne Gidiyor canlar ve kim bilir ne zaman bahar Bugün doğum günüm 3 Aralık Hiç saymadım kaç günüm kaldığını Daha şafak karanlık Yeni yeni bitmeye başladı dede, torun muhabbetleri Ve yeni yeni öğrendim tokat yemeyi Zamanla her şeye alışıyor insan Akşam postalları boyayıp yatmaya Sabah içtimaya kalkmaya Barut kokusuna tüfeğe havai fişeğe Nohuta ve kara şimşeğe İnsan her şeye alışıyor anne Hele bir de olmasa şu çarşı izni Doyasıya yemek yemek Ve eşe dosta telefon etmek Her şeye alıştım da bir alışamadım sevdiğimin Başkasına gidişine Benden saklama anne Sende biliyorsun bir haftaya kadar Nikah masasına oturacağını Kızma ama anne Bu terk ediliş ya firara gebe Yada bir daha hiç dönmemeye Sitemim sana değil anne Ama bu terk ediliş Ya firara gebe Yada hiç dönmemeye. Geçen gece yine karakolu bastılar Kurşunlar yine kurşun gibi Yağdı üzerimize, Garip gelecek belki sana ama Ortalık bayram yeri gibi oldu yine anne Biliyor musun? O an hiç kokmuyorsun Herkes kendini bir sipere atıyor Ve gecenin karanlığında Kurşun yerine ışıl ışıl yıldızlar yağıyor üzerimize Ve ölüm Akılına bile gelmiyor anne. Yıldızlar yağıyor üzerimize Ve kurşundan yağmurlar Ama ben değil onlar Sadece Şehitler ıslanıyor anne Ben değil Onlar. Onlar canlar Kim bilir Onlar için Ne zaman bahar. . . . UĞUR ARSLAN VEDE MEHMET AKİF ERSOYDAN ŞU GÜZEL DİZELERİ PAYLAŞMAK İSTİYORUM ![]() ![]() Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı' Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihânın duruyor karşında, Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk: Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ! Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil, Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb, Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb. Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller, Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm. Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer; Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi; 'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi. Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek. Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın? 'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb... Seni ancak ebediyyetler eder istiâb. 'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına; Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle, Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan; Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına, Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına, Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran... Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın; Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber. Mehmet Akif ![]() ![]() ![]()
__________________
![]() H~ala izindeyiz.. A~dımlar kaybolurken karanlıkta.. M~enzile ramak var ey dünya! A~şk'a birkaç dakika.. S~eninleyiz ey cennet kokan sevda..! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] MGF Sanal Takip Ekibi |
|
|
| Bu mesaj için sevgiliye sevdalı kullanıcısına teşekkür edenler: | MillîGenclik (07.09.08) |
![]() |
| Etiket |
| den, haber, hakkari, kara, şehit |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|