| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,938 | Üyeler: 10,668 | Online: 225 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum PAYLAŞIM » VİDEO - FLASH PAYLAŞIMLARI »

VİDEO - FLASH PAYLAŞIMLARI Mpg, Avi, Wmv vb Uzantılı Video, Flash, Slayt ve Film Paylaşımlarınız...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01.06.09, 00:04   #1
Abdülhamit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Sistem Yöneticisi
Üye No : 95
Üyelik tarihi : 09-08-2008
Mesleği : Proje-Tasarım
Nereden : 168.1.7
Konuları : 1110
Mesajlar : 3,488
Teşekkürleri: 4,031
2,257 mesajına 8,076 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Abdülhamit isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline

Lightbulb Cennetmekan Sultan Abdulhamit Han

Google Video
ERROR: If you can see this, then Google Video is down or you don't have Flash installed.


BİR ULU HAKAN VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Ülkemizin üzerine oynanan oyunları ve genel durumumuzun ne olduğunu anlamak için II. Abdülhamit Han'ı ve O'nun devrini çok iyi anlamamız ve bilmemiz gerekir.
II.Abdülhamit Han, Osmanlı tarihinin, ekonomik, siyasi ve sosyal bakımlardan en karışık döneminde tahta çıktı. Başını Siyonist ve Yahudilerin çektiği, Ingiltere, Rusya ve Fransa gibi devletlerin; Osmanlı'yı yıkmak için ellerinden gelen bütün gayretlerini sarfettikleri bir dönemdi. Adı geçen devletler tarihi gerçekleri dikkâte alarak, Osmanlının dış etkenlerle yıkılamayacağına kesin olarak inanmışlardı. Bunun için bu devletlere iç işbirlikçileri lâzımdı. Iç işbirlikçilerini de bularak devleti kısa sürede yıkıp pay etmenin plânlarını yapıyorlardı.
II. Abdülhamit Han; Devletin her geçen gün zayıfladığının farkındaydı ve büyük devletlerin Osmanlı'yı paylaşma plânları karşısında ciddi tedbirler almalıydı ve de aldı:
Osmanlı'nın kendi gücü ile bu devletlerle mücadele ederek dağılmayı engellemesi mümkün değildi. O hâlde bu devletlerin zaaflarından faydalanarak onları birbirine düşürerek zayıflamalarını sağlayacak, Islâmcı bir siyaset takip edecek ve Hilafet makamınında etkisiyle Müslüman nüfusu bir arada tutmaya çalışacaktı.
İngiliz Kor.Am. Sir Henry Woods hatıratlarında şöyle demektedir:
"Bana göre Sultan Abdülhamit, gelmiş geçmiş Osmanlı padişahları arasında en müstesna mevkiî işgâl edenlerden biridir... Eğer Sultan Abdülhamit Han olmasaydı, devleti akıllı idare etmeseydi, devlet çoktan yıkılmış olurdu...
"Sultan Abdülhamit Han düşürülmeseydi, birinci cihan savaşı çıkmayacaktı. Aksini farz etsek bile Sultan, Türkiye'yi tarafsız bırakacak ve hârpten sonra hiç yıpranmamış bir Türkiye, yıpranmış devletler arasında sivrilecekti..."
Ali Rıza Bey Ittihad ve Terakkici olmakla beraber, bir ara Ittihadı Terakki'yi dağılmaktan kurtaran, II. Abdülhamit' in birinci düşmanlarından olmasına rağmen, daha sonra yayınlanan hatıratlarında: II Abdülhamit Han'a karşı haksızlık yapıldığını O'nun övgüye lâyık bir şahsiyet olduğunu yazmıştır.
Aynı durum Abdülhamit Han'ın devrilmesinde baş rol oynayan ve adları vatanperverlikle anılan Tal'at, Enver, Cemâl Paşalar içinde geçerlidir. Bu paşalar da Sultan'a haksızlık yapıldığı noktasında hemfikir olmuşlardır. Fakat iş işten geçmiştir artık.
Bu önce devirip de sonra pişman olanlar hem dürüst hem de vatanperver insanlardı; buradan anlaşılıyor ki; bu meziyetler devletin yıkılmasını engellemiyor. Bu meziyetlerin yanında başka meziyetlerinde bulunması gerekiyor.
II Abdülhamit'in tahttan indirilmesi Müslüman Türk Devleti tarihinin en büyük kara lekelerinden biridir. Ittihatçılardan oluşan meclis, Abdülhamit' in tahttan indirilmesine karar verince bu kararın Sultan'a tebliği için dört kişi görevlendirilir. Selânik milletvekili Yahudi Emanuel Karaso ve Senatör Ermeni Aram bu heyette bulunmaktadır. Otuz üç yıllık saltanatı süresince devleti yıkmak isteyen dış güçler ve onların iç işbirlikçileri Sultan'ın tahttan inmesini tebliğ ediyordu. Devleti yıkmak için her türlü faaliyetin içinde yer alan bu iki şahsın sultana Hâl'ini bildirmesi çok acı, ama çok acıdır. Abdülhamit Han hatıratlarında der ki:
-Tahttan uzaklaştırılmam, servetime el konulması ve bir çok eza cefaya uğramam bir yana, bu iki vatan haininin karşıma çıkarak seni tahttan indirdik demeleri beni kahretmiştir.
İşte bu sebeptendir ki; bu aşağılık komploya sebep ve alet olanlar Abdülhamit'in bedduasını almıştır. Hiç bir tanesinin sonu iyi olmamıştır, ihanetin bedelini çok ağır bir şekilde ödemişlerdir.
Yaklaşık üç yüzyıldır, vatan toprakları üzerinde esen batılılaşma ve batı hayranlığı rüzgârlarının neticesinde bir çok felâketle karşılaştık. Millet olarak başımıza ne geldiyse batılılaşmanın neticesinde geldi fakât bir türlü akıllanmadık ve tarihi vakalardan ders alamadık. Devleti en zor şartlarda 33 yıl başarı ile idare eden Abdülhamit Han’ın bu başarısı karşısında uğradığı zulüm bugün bile devam etmektedir. Iktidarı döneminde özellikle Ermeni ve Yahudi komitacıları tarafından ‘Kızıl Sultan’ diye adlandırılan Abdülhamit'e bugün de bazı çevreler Kızıl Sultan diye bakmaktadır.
Ulu Hakan Abdülhamit Han'ı dinleyelim:
Bana en çok dokunan, bu Mason taslağı Yahudi'nin hâl (tahttan indirme) kararını tebliğ edişi olmuştur. Yıldıza gelen mebus heyetinde Emanuel Karaso'yu hiç unutamıyorum. Bu sûretle Makam-ı Hilafete hakaret edilmiştir. Yahudilerin Hz. Peygamber zamanından beri Sadr-ı İslama ve Makam-ı Hilafet’e karşı duydukları kin ve nefret cümlenin malûmudur. Ben Osmanlı tahtında iken Siyonistlik davası için bir gün huzuruma, beynelminel Yahudi teşkilatının kurucusu Teodor Hertzel ile hahambaşı gelmişlerdi. Bunları Yıldız Sarayı’nda kabul etmiş ve maksatlarını dinlemiştim. Her ikisi, Yahudiler için bir yurt dileğindeydiler. Bunun için de Kudüs'ü gösteriyorlardı. Hattâ utanmadan Teodor Hertzel:
-Zat-ı Haşmetpenahilerine arzederim ki, Kudüs için bir kaç milyon altın tensip buyurursanız, derhâl takdime amadeyiz, demez mi? Kan beynime çıkmıştı. Düşün ki, Makam-ı Saltanatımız’a bu iki Yahudi rüşvet teklifi cesaretinde bulunmuşlardı.
-Terkedin burayı, vatan parayla satılmaz, diye bağırmıştım. Işte bundan sonra Yahudiler, bana düşman olmuşlardı. Şimdi burada, Selanik’te çektiklerim, Yahudilere yurt göstermeyişimin cezasıdır.
Milletlerarası Siyonist teşkilâtının 21 maddelik ilkeleri ve düsturlarından birkaç tanesini dikkâtle okursak meselenin ciddiyetini kavramamıza yardımcı olur kanaatindeyiz.
1. Genç nesilleri ahlâka mugayir telkinlerle ifsad etmeli.
2. Aile hayatını yıkmalı.
3. Insanlara aşağı sınıflarla tahakküm etmeli.
4. San'atı zayıflatarak edebiyatı müstehcen ve şehevi bir hâle sokmalı.
5. Mukaddesata hürmeti yıkmalı, hürmetle anılan kimseler hakkında rezilâne vak' alar uydurmalı.
6. Hudutsuz bir lüks, baş döndürücü modalar icad etmeli, çılgınca sarfiyatı teşvik eylemeli.
7. Kalabalıkların vakitleri, eğlencelerle, oyunlarla geçirtilmeli, herkes düşünmekten alıkonulmalıdır.
8. Müfrit nazariyelerle fikirler zehirlenmeli, gürültü ve kargaşalar yaratılmalı, sınıflar arasına kin ve itimatsızlıklar sokulmalı. Fazla söze gerek yok yukarıda yazılı maddeleri okuyan her akıl sahibi meselenin ciddiyetini kavrar.
II.Abdülhamit dönemin ulemasından Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhu) Hazretleri der ki:
"O zamanlar, bu iş birlikçiler öyle propaganda yaptılar ki biz bile Hakan hakkında söylenenlere inandık. Fakât sonra gördük ki;
Sultan büyük bir haksızlığa ve zûlme uğramıştır."
Rıza Tevfik II.Abdülhamit’ in muhaliflerinden biri ve devrilmesinde önemli rol oynayanlardan biriydi.
Sonraları durumun vehametini görmüş ve ne büyük bir gaflet ve hiyanet içinde bulunduklarını şiirleştirmişti.
Nerdesin
Şevketlim
Sultan Hamit Han
Feryâdım varır mı barigâhına
Ölüm uykusundan bir lâhzauyan
Şu nankör milletin bak günahına
Tarihler
Ismini andığı zaman
Sana hak verecek
Ey Koca Sultan
Bizdik
Utanmadan iftira atan
Asrın en siyasi padişahına
Divane sen değil,
Meğer bizmişiz
Bir çürük ipliğe hûlya dizmişiz
Sade deli değil,
Edepsizmişiz
Tükürdük
Atalar kıblegâhına...
Meşhur Alman şair J.W. von GOETHE der ki:
"Biz Avrupa milletleri medeni imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed'in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki, hiç kimse bu yarışmada O'nu geçemeyecektir. Ve bu kitap da son derece pratik olduğundan ebediyen tesirini kaybetmeyecek ve diğer milletleri etrafında toplayacaktır."
Ünlü düşünür Gustave Edmund von Grünebaum der ki:
"Orta Çağ'da batılı üniversiteler tam beş asır boyunca Islâm kaynaklarından başka ciddi ilmi bir kaynağı tanımış değillerdir. Avrupa'yı madden, ahlâken ve aklen minnettar kılanlar bizzat onlardır. islam'ın batı üzerindeki tesiri çok büyüktür."
Batılı bir fikir adamı olan C. Mismer der ki:
"Hristiyanlar alim olunca, Hristiyanlıkla alâkaları kesilir. Müslümanlarda cahil olunca İslâmiyetle alâkaları kesilir. Hristiyanlığın zuhurundan en aşağı onbeş asır sonra teşekkül etmiş bir medeniyet (Batı medeniyeti) nasıl olurda o dine izafe edilebilir."
Fransız Matematikçi, Montucla bir makalesinde der ki:
"Müslümanlar uzun zaman ilmin yegâne sahipleriydi. 11. yüzyılın karanlıklarını dağıtmaya gelen ilk ışıkları onlara borçluyuz. Bu dönem içinde matematikte şöhret kazanabilmiş herkes ilimlerini Müslümanlardan elde etmişlerdir."
Amerikalı bilim tarihçisi G. Sarton der ki:
"Müslümanlar Orta Çağ'da en büyük eserleri verebilmiş doğu dahilerini yetiştirmişlerdir. Nitekim eskiden beri en değerli, en asıl ve materyâli en yoğun olan eserle, hep Arapça olarak ele alınmıştır. Sekizinci asrın ortalarından onbirinci asrın sonuna kadar insanlık âleminin en ileri ilmi dili Arapçaydı. Hattâ asrın kültüründen yararlanmak, en modern gelişmelere, çalışmalara vakıf olmak isteyen herkesin Arapçayı öğrenmesi açık bir mecburiyetti. Zaten ana dili Arapça olmayan pek çok kimse de bunu yapmıştır."
İngiliz şarkiyatçı R.A.Nicholson derki:
"Müslümanların ilmi çalışmaları, dikkâtle ve geniş düşünce ufuklarıyla ortaya konmuştur. Modern bilimler de tahminlerimizin çok üstünde olmak üzere onların bu temel çalışmalarından faydalanmışlardır."
Avrupalı bilim adamı Gustave Je Bon, bir makalesinde:
Avrupa'nın bütünüyle karanlık bir vahşet devri yaşadığı sıralarda Islâm'ın hakim olduğu iki büyük şehirde, Bağdat ve Kurtuba'da yeryüzünü parlak ışıklarıyla aydınlatan iki medeniyet sürüyordu. Müslümanların ilmi çalışmaları ve buluşları incelendiğinde, hiç bir milletin, bu derece kısa bir zamanda bu kadar fazla sayıda keşifte bulunmadığı ve verimli olmadığı görülür."
R.V. Bodley der ki:
"Rönesansı İslamiyete borçluyuz."
__________________

Hani bir kelebek yakalarsın ya bakmak istersin;
elini açsan kaçacak sımsıkı tutsan ölecek işte böyle birşey seni sevmek..
bir gün mutlaka...
View Abdülhamit'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Abdülhamit kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Cihan_ŞümuL (18.10.09), Medine Sevdalisi (01.06.09), Muhammed (01.06.09)
Cevapla

Etiket
abdulhamit, cennetmekan, han, sultan

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:50 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.