|
| Konular: 50,316 | Mesajlar: 311,938 | Üyeler: 10,668 | Online: 226 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 271
Üyelik tarihi : 26-08-2008
Mesleği : Uyku Tulumunda Öğrenci
Nereden : Vizörün Arkası
Konuları : 526
Mesajlar : 5,948
Teşekkürleri: 2,509
2,500 mesajına 4,912 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Eliaçık, İslami hareket içinde “Yiyecek ekmeği olmadığı halde kınından sıyrılmış bir kılıç gibi isyan etmeyen insanın aklına şaşarım!” diyen, Peygamber’in ‘kardeşim’ dediği Ebu Zer’in fıtratından geliyor. Marksizme yakınlığıyla bilinen ve İslam dininin devrimci yanını öne çıkaran İranlı düşünür Ali Şeriati’nin geleneğinden.
Bu sebeplerle Eliaçık, Türkiye’deki sermayeyi ve siyasi iktidarı büyük bir hınç ve hırsla ele geçirmek isteyen ‘ekibin’ pek görmek istemediği bir yüz. Eliaçık’ın kırgınlığı çok tanıdık. Cumhuriyet gazetesi taşıdığı için vaktiyle dayak yiyenler İlhan Selçuk’un ‘İşkencecimi affediyorum’ yazısına nasıl kırıldıysa, Deniz Baykal’ın konuşmalarında, sosyalist ya da sosyal demokrat mücadeleyi taşra şehirlerinde canı pahasına vermiş eski CHP’liler nasıl kırılıyorsa, o da belli ki aynı yerinden kırgın.
__________________
Leyese için dua bekliyor.
Konu Kara Kalem tarafından (03.08.10 Saat 14:11 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Kara Kalem kullanıcısına teşekkür eden 11 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (03.08.10), Durr-û Meknûn (06.12.10), hadid (20.12.10), Isti'sam (04.08.10), Lâ (03.08.10), leyya (03.08.10), |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 271
Üyelik tarihi : 26-08-2008
Mesleği : Uyku Tulumunda Öğrenci
Nereden : Vizörün Arkası
Konuları : 526
Mesajlar : 5,948
Teşekkürleri: 2,509
2,500 mesajına 4,912 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Sizi tanıyalım öncelikle. Bize kendinizden bahseder misiniz? 48 yaşındayım. Şu ana kadar 20 kitabım yayınlandı. İlahiyat okudum. Yaklaşık 30 senedir yazıyorum. Şu an yazarlık yapıyorum, başka uğraştığım bir iş yok. İstanbul’da oturuyorum. Evliyim ve beş çocuk babasıyım. Kapitalist karşıtı söylemlerinizle tanıyoruz sizi. Bundaki temel etken nedir? Çağımızın totemi Mamon (para) tabusu da mülkiyettir. Her peygamber kendi döneminin totem ve tabularına karşı çıkar. Biz de peygamberlerin yolundan gittiğimizi iddia ettiğimize göre kendi çağımızın totem ve tabularına karşı ses yükseltmek durumundayız. İslami söylem kendi zamanının ruhuna seslenmek durumundadır. Zamanımızın totem ve tabuları kapitalizmde billurlaşıyor. Onun için ben de Kur’an’ın mülk ayetlerinden, Hz. Peygamber’in mülkiyet konusundaki tutumundan, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali ve Hz. Ebuzer-i Ğifari’nin aynı çizgideki tutumlarından ilhamla çağın totem ve tabusu olan mülkiyete karşı söylem geliştirmeye ve bunu ete kemiğe büründürecek pratikleri hayata geçirmeye çağırmaktayım. Bana göre “anın vacibi” veya “zamanın ruhu” bunu gerektirmektedir. İslam’ın politik duruşu sosyalizm demiştiniz bazı yerlerde. Biraz açar mısınız? Sosyalizm, genelde dinlerin özelde ise İslam’ın tarihten çekildiği bir anda çağın totem ve tabusu mülkiyetçiliğe karşı ses yükseltti ve çağın vicdanı oldu. Dinlerin uyuduğu bir çağda böyle bir ses yükselttikleri için sosyalist dünyaya teşekkür etmeliyiz. İslam’ın ekonomi-politik duruşu sosyalizmin durduğu yere yakındır diyorum. Türlü İslam yorumları olduğu gibi türlü sosyalizm yorumları da var. Sosyalizm adına kurulan despotik idareleri de eleştiriyorum. Ben değil sosyalizm İslam adına da kurulsa bütün despotik idarelere karşıyım. Hegemonik ilişki kelime-i tevhide terstir. Adalet, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, merhamet, paylaşım nerede varsa ben oradayım. Bunlar İslam’ın evrensel değerleridir… Kur’an sürekli vermekten, infaktan bahsediyor. Mülkün Allah’a ait olduğunu söylüyor. Zenginliğin övüldüğü hiçbir ayet görmedim Kur’an’da. Sürekli ezilenleri ve yoksulları savunuyor. Kur’an’ın isminde bile “Kerim” var; vermek, cömertlik demek… Ama bütün söyledikleriniz bazı çevrelerce de yanlış anlaşılabiliyor. Sizin söyledikleriniz İslam=sosyalizm anlamına mı geliyor? “İslam’ın ekonomik-politik duruşu sosyalizme yakındır” demek “İslam eşittir sosyalizm” demek değildir. İslam’da havâic-i asliye vardır. Kişinin yaşaması için gerekli temel ve zaruri ihtiyaçlar demektir. Bunlar görev değil; haktır. İslami bir düzende havâic-i asliye herkes için garanti altına alınmak durumundadır. Yani kişinin yeme-içme, barınma, güvenlik, sağlık, eğitim gibi temel ve zaruri ihtiyaçları “Adalet Devleti”nin vatandaşı olan herkese ücretsiz sağlanmalıdır. Devletin birincil görevi budur. Gerisi kişinin çalışmasına bırakılır. Kur’an “cenneti” açlığın, susuzluğun, açıkta kalmanın ve güneşin sıcağında yanmanın olmadığı yer olarak tarif eder (Taha; 118-119). Bunlar yeme-içme, barınma, güvenlik, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçların sorun olmaktan çıkarıldığı dünya/ülke anlamına geliyor. Kapitalizm bunları istismar ediyor. Ona bu fırsat verilmemelidir. Yine Kur’an eşitlikten bahseder. Eşitlik bir Kur’an kavramıdır. Şu tür ayetler üzerinde düşünün, buradan nasıl bir ekonomi-politik sistem çıkar tartışın: “Orada dört mevsim rızık ve rızık kaynakları varetti ve orasını (yeryüzünü) bereketlendirdi. İsteyenler/ihtiyacı olanlar eşit şekilde yararlansınlar diye.” (Fussilet; 10). “Kendilerine mal verilenler yanlarındaki ile eşit hale gelmemek için vermiyorlar. Allah’ın nimetini inkar mı ediyor bunlar?” (Nahl; 71). “Servet, sizden zenginler arasında dönüp dolaşan bir devlet olmasın.” (Haşr; 9). “Zenginin malında yoksulun hakkı vardır” (Mearic; 23). Sosyalizm dinsizlik midir?/Neden? Sosyalizm, mülkiyet konusunda kapitalist teze karşı çıkan ekonomik-politik sistemin adıdır. Bu karşı çıkışı ile İslam’ın mülkiyet görüşüne yakın durmaktadır. İslam kapitalizmle asla bağdaşmaz, ruhuna aykırıdır. “İslam o değildir, bu değildir” yaklaşımı meseleden kaçmak anlamına geliyor. İslam, mülkiyet konusunda sosyalizmin durduğu taraftadır. “Taraftadır” diyorum, aynısıdır demiyorum. Bunu söylemek İslam’ı küçültmez ve onu beşeri sistem seviyesine filan indirgemez. Her sosyalist ateist olmak zorunda değildir. Latin Amerika’da özgürlük teolojileri var. Hristıyan sosyalistler var. Kızıl kiliseler var. Mesela Paraguay’da Fernando Lugo, 60 yıllık muhafazakar iktidarı devirerek iktidara geldi. “Yoksulların piskoposu” adıyla anılır. Daha önce rahipti, istifa edip sosyalizmi savunan partisi ile seçimlere girdi ve kazandı. Sosyalizmin köklerinin İncil’e dayandığını savunur. İslam’da bin yıl öncesinden eşitlikçi akımlar vardır. Bayrakları kırmızı olan, birlerine “refik” (yoldaş) diye hitabeden ve mülkiyette ortaklaşacılığı savunan mezhepler/akımlar vardır. Demek ki dinî dünya sosyalizmden değil; sosyalizm dinî dünyadan etkilenmiştir. Bir Müslüman Allah’a ve ahirete inanmakla birlikte ekonomi-politik görüş itibariyle sosyalist bir yaklaşımı savunabilir, bunun dinsizlikle ne alakası var? Bir takim sosyalistler dinsiz ve ateist olduğunu söylüyorsa bu onların bileceği bir iştir, onları dinsizlikleri ve ateistlikleri ile baş başa bırakırız. Maun suresine dair yorumlarınız var. Biraz oradan devam edelim. Nedir oradan çıkardığınız şeyler ve neden bunu söylüyorsunuz? “Tekâsür suresi kapitalizmin, Mâun suresi de abdestli kapitalizmin panzehiridir” diyorum. Çünkü Maun suresi Ebu Cehil hakkındadır. Onun namaz (salat) kıldığını ve fakat yoksulu hor gördüğünü, yetimi itip kalktığını söylüyor ve “Vay o namaz kılanların haline!” diyor. İslam’da namazı bozan şeyler fıkıhta anlatıldığı gibi değildir. Onlar işin teferruatı oluyor. Yoksula sahip çıkmayanın, yetimi kollamayanın kıldığı namaz boştur, kabul edilmez. Yoksul ve yetime sahip çıkmamak namazı bozar. Yanında asgari ücretle işçi çalıştıranın namazı boştur. Böyle anlamazsanız namazda tadil-i erkan ile uğraşır durursunuz. Maun suresi işte bunu anlatır. Son dönemlerde muhafazakâr camianın sizin bu fikirlerinize binaen duruşunu ve gidişini nasıl değerlendiriyorsunuz? Gidişatı yanlış buluyor ve eleştiriyorum. Bir çoğu abdestli kapitalist oldu. Yeni bir sınıf oluştu ve bunlar kariyerizm ve konformizm bataklığına saplandılar. Parayı, servet yığmayı ve zenginleşmeyi marifet sanıyorlar. Üstelik bunu kamu kaynaklarından yapıyorlar. İhalecilerin zenginlikten yanlarına yaklaşılmaz oldu. Bir apartmanın önünde 20 tane jip olur mu? Bunlara binenlerin hepsi de türbanlı olur mu? Kim bunlar? Siz bunun için mi ramazanlarda fakirin sofrasına oturup biz de sizdeniz diye oy isteniz? Yıllarca varoşları bunun için mi dolaştınız? İktidara geldiğinizde ilk işiniz onlardan kopmak oldu. Varoşları gezerken Harun gibiydiniz, iktidara gelince Karun gibi oldunuz. Bu ülkenin dindarları böyle mi olmalıydı? İslami dava bu mudur? Bu konularda muhafazakar çevreler imtihanı kaybetmiştir. Bu ülkenin halkına gelir dağılımındaki eşitsizlik konusunda verecek bir şeyleri olmadığı ortaya çıkmıştır. Yıkılışları da buradan olacak. Bütün bunlar neyden kaynaklanıyor peki? “Mülk” konusunda hazırlıksızlar. Bunun Kur’an’da ne derecede önemli bir konu olduğunu bilmiyorlar. Yıllarca “Zenginlik de fakirlik de Allah’tan”, “İslam’’da eşitlik yok adalet var”, “1/40 verince sınırsız mülke sahip olunabilir”, “Ehven-i şerreyn (Amerika/kapitalizm) daha iyidir”, “Allah nimetlerini zengin kulları üzerinde germek ister” telkinleri ile büyüdüler. Hâlâ da öyleler. Bir çok İslami cemaat hala böyle düşünüyor, onların sonu da aynı olacak. Artık zamanın ruhu değişti. Başka bir zamana girdik. Dinî çevrelerde mülk konusunda bir zihniyet devrimi lazım. Ebuzer’in görüşlerine dönmezlerse tek tek yok olacaklar. Abdestli kapitalizm… Yeni bir konjoktür dalgası mı bu? Ya da yeni bir arayış? Arayış değil bozuluş. Şu ana kadar ki dinî muhayyilenin bizi getirdiği nokta bundan başkası olamazdı. Muaviyeciliğin yeni bir tekrarı bu. İslam dünyası bunu denedi, artık oradan bir şey çıkmaz. İslam dünyası çağın vicdanı olmak istiyorsa Ebuzer’in görüşlerine dönmek zorunda. Çünkü çağın totemi para ve tabusu mülkiyete karşı alternatif bir dünya orada var. “Mülk Allah’ındır” ne demek tekrar okumak, anlamak ve hayata geçirmek zorundayız. Aksi halde mitolojik bir din; çoktan tarihten çekilmiş ölü bir dinin mensupları olarak tarihe geçeceğiz. Mecusiler, Süryaniler, Durziler, Sabiiler, Mohikanlar gibi… Marksizme yakın olduğunuz söyleniyor. Fikirleriniz bazılarınca çok marjinal. Allahlı komünist deniyor size mesela. Ne diyeceksiniz bunlara? Ben ne Marksistim ne de komunist. Bilakis savunduğum görüşlerin sahibi, ıssız bir çölde bin 300 küsür yıldır yalnız yatan bir adamın görüşleridir. Onu çağa taşıyorum. Bu, Allah’ın elçisinin guzide sahabesi Ebuzer-i Ğifari’dir. Sadece Ebuzer değil; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali hatta bizzat Hz. Peygamber’in mülkiyet hakkındaki tutumları da aynen buydu. Onları çağa taşıyorum. Hz. Peygamber mülkiyetsiz ölmüştür. 7 dirhemi Hz. Aişe’ye hasta yatağında infak ettirmiş ve son sözü şu olmuştur: “Üzerimde 7 dirhem dahi olsa bir mülkiyet olduğu halde Allah’ın huzuruna çıkmaktan haya ederim…” (bkz. M. Hamidullah, İslam Peygamberi, c. 2. s.1169). Şimdi bu Marksizm ve komünizm mi oluyor? Eğer onların yolundan gitmek yani mülkiyetsiz ölmek komunistlik ise umurumda bile değil; kaybeden ben olmam. Tasavvufsuz fertleri maddeden/paradan, sermaye yapmaktan alıkoymak mümkün müdür?Tasavvuf okullarının günümüzdeki işlevini nasıl görüyorsunuz? Çoğu işlevlerini yitirmiş durumda. Tasavvuf zühde ağırlık verir. İslam tarihinde zühd hareketi zenginleşmeye, mal mülk peşinde koşmaya tepki olarak doğmuştur. Esasında bizim söylediklerimizin asıl söyleneceği yerler tasavvuf okullarıdır. Fakat onlar da Mamon’un peşine takılmış gidince iş başa düştü onların yapması gerekeni de biz yapıyoruz. Yunus Emre ne diyordu: “Mal sahibi mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi/Mal da yalan mülk de yalan/Gel biraz da sen oyalan” Bunları söyleyince biz komunist, yeşil sarayların içinde onlar derviş oluyor, öyle mi? Sorarım size kim derviş? ?? -- Günümüz gençlerine tavsiyeleriniz nelerdir? İrtibatlı olduğumuz mesleğe dayanarak,hangi siyasetin içerisinde bulunmak bizler için faidelidir? Kendilerine bilgisayar diliyle “reset” atsınlar. Yani şu ana kadar öğrendiklerini hafızalarından silsinler. Kur’an’ı yeniden ve fakat “Kerim” gözle okusunlar. “Mülk” (mal, infak, kenz, zenginlik, yoksulluk vb.) konusunu nuzül sırasına göre, baştan aşağı Kur’an’dan takip ederek okusunlar. Düşüne düşüne yeniden yeniden okusunlar. Hayretler içinde kalacak, ruhlarında yepyeni fırtınalar esecektir. Ben öyle yaptım da tefsir yazdım… Takip edilecek siyasete gelince mülkiyet konusunda duyarlı olan, mal mülk düşkünü olmayan, alttakileri savunan ve kollayan bir siyaset olmalıdır. Üzerinde ihtiyaçtan fazla mal ve para olduğu halde bundan rahatsız olmayanlardan uzak durmalıdırlar. Bir cemaate not vermek istiyorlarsa oradaki zengin-yoksul durumuna bakmalıdırlar. Cemaatte zenginler ayrı yoksular ayrı yaşıyorsa, aralarında uçurum varsa, başka bir din olabilir ama orada Allah’ın son elçisi Muhammed’in getirdiği din yoktur. "Ali Şeriatı üstadımdır" diyerek bize ne anlatmaya çalışıyorsunuz? Ali Şeriati’nin görüşlerini kendime çok yakın bulurum. Onun yeniden okunması lazım. Yıllarca Türkiye’de Ali Şeriati okuyan kimileri, nasıl oluyorsa benim söylediklerime şimdilerde karşı çıkıyorlar. Davulun sesi uzaktan hoş geliyormuş demekki. Onun söylediklerini içimizden birisi ve fakat hedef göstererek, yerini işaret ederek söyleyince rahatsızlık uyandırıyor. Ben de onun sözünü hatırlatıyorum: “Sizi rahatsız etmeye geldim.” Milligörüşün duruşunu nasıl buluyorsunuz peki bu konuda? Milli Görüş gerçekten bu toprakların görüşü olmak istiyorsa yukarıdaki Yunus Emre’nin mal da yalan mülk de yalan diyen anlayışına sahip olması gerekir. Mülkiyet perspektifini yenilemesi gerekir. Madem “yeni bir dünya” diyor gerçekten yeni bir dünyayı gönlünde yeşertmesi gerekir. Tanrısı Mamon (para, zenginlik), tabusu mülkiyet olan bir çağa “yeni bir dünya” sunmak çok ciddi bir iddiadır. “Hani görelim” derler. Yeryüzünde servet ve kuvvet kaynaklarının Müslümanların elini geçmesi yeni bir dünya kurmak değildir. Bilakis ayette (Fussilet; 10) geçtiği gibi servet ve kuvvet kaynaklarının eşitçe bölüşüldüğü ve kardeşçe paylaşıldığı bir dünya gerçekten yeni bir dünyadır. Milligörüş’te de abdestli kapitalizm anlayışı var demiştiniz bir demecinizde. Biraz açarmısınız nasıl bir anlayış bu? Yukarıda söyledim. Eğer siz “Zenginlik de fakirlik de Allah’tan”, “İslam’da eşitlik yok adalet var”, “1/40 verince servetin sınırı yoktur”, “Allah nimetlerini zengin kulları üzerinde görmek ister” türünden anlayışlara sahipseniz bu abdestli kapitalizmdir. Milli görüşün dinî zihniyetinde bunlar var. Bunlarla yüzleşilmesi gerekir. Bu laflarla yeni bir dünya kuramazsınız. Milli görüş bunları aşmaya aday bir kesimdir. Hazır bir de AKP tecrübesi yaşanıyorken aynı şeyleri tekrar etmenin anlamı var mı? AKP’den farklı bir yol tutulmalı. İslam’ın “sosyal adalet” ilkelerine sarılan bir yol izlenmeli. Asıl Milli görüş o zaman ortaya çıkar. AKP'yi nasıl değerlendiriyorsunuz peki? AKP, Milli görüşün dediğim konularla zamanında yüzleşememesinin bir sonucudur. Mülk konusu yıllarca ihmal edildi. Rahatlıkla kapitalizme kayacak yorumlar yapıldı ve fikirler savunuldu ve kaydı gitti işte. Saadet'te buna benzer bir durum yaşanır mı? Eğer SP İslam’ın “sosyal adalet” ve “mülk” perspektifini yeterince değerlendiremez, Ebuzer’e değil; Muvaiye’ye kayan anlayışlara girerse sonu AKP gibi olur. Aksine SP “sosyal adalette” ısrar eder, ezilenleri, alttakileri, çaresizleri, kimsesizleri savunan bir yol izler, İslam’ın adalet, eşitlik, merhamet, kardeşlik ve paylaşım ilkelerini sahici anlamda yaşayarak politik dile dökebilirse onu kimse tutamaz. Çünkü gelecekte yükseliş böylesi hareketlerin olacaktır. Son olarak eklemek istediğiniz birşey var mı peki? Benim bütün derdim Kur’an’ın “Lehu’l-mülk” (Mülk Allah’ındır) ölümsüz ilkesini çağımıza taşıyabilmekten ibarettir. Ne gördümse Kur’an’da gördüm ve oradan öğrendim. Bunun sağa sola çekilerek şucu bucu diye yaftalanması en azından ayıptır. Söylediklerim insanların Kur’an’ı daha fazla okumasına ve anlamasına vesile oluyorsa ne mutlu bana. Bizi kırmadığınız için teşekkür ederiz, iyi çalışmalar. Bende teşekkür ederim, sağolun.
__________________
Leyese için dua bekliyor.
|
|
|
| Bu mesaj için Kara Kalem kullanıcısına teşekkür eden 9 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (03.08.10), Durr-û Meknûn (06.12.10), Isti'sam (04.08.10), Lâ (03.08.10), leyya (03.08.10), |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 271
Üyelik tarihi : 26-08-2008
Mesleği : Uyku Tulumunda Öğrenci
Nereden : Vizörün Arkası
Konuları : 526
Mesajlar : 5,948
Teşekkürleri: 2,509
2,500 mesajına 4,912 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
güncelleme
__________________
Leyese için dua bekliyor.
|
|
|
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Akademi ekibinin güzide şahsiyyetlerinden ve röportajın muhatabı olan İhsan Bey'den Mevla razı olsun. Severek okudum.Ayrıntılı yorumu belki daha sonra yaparım : )
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#5 | |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 622
Üyelik tarihi : 27-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Bileyim:)
Konuları : 1172
Mesajlar : 7,948
Teşekkürleri: 1,802
2,630 mesajına 4,405 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 11
![]() Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Alıntı:
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
| Bu mesaj için el-Kevserî kullanıcısına teşekkür edenler: | Kara Kalem (03.08.10) |
|
|
#6 | |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 622
Üyelik tarihi : 27-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Bileyim:)
Konuları : 1172
Mesajlar : 7,948
Teşekkürleri: 1,802
2,630 mesajına 4,405 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 11
![]() Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Alıntı:
Surenin meali: Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. 1– Dini/hesap gününü yalanlayanı gördün mü? 2– İşte o, yetimi şiddetle itip kakar. 3– Yoksulu/muhtacı doyurmayı hiç teşvik etmez. 4– Yazıklar olsun şöyle namaz kılanlara, 5– Ki onlar, kıldıkları namazdan gâfildirler. 6– Onlar, gösteriş için ibâdet yaparlar. 7– Onlar, en ufak bir yardımı bile esirgerler. - Bu sure, baştan sona kadar inkârcılardan söz etmektedir. İlk ayette, ahiret hayatına inanmayanların profili çizilmiştir: “Dini/hesap gününü yalanlayanı gördün mü?” Son ayette ise, -ahirete inanmadığı için- karşılığında bir mükâfat beklemediğinden, muhtaç olanlara en ufak bir yardımda bulunmayan kimselerden söz edilmektedir. Böylece ilk ayet ile son ayet, inkârcılık ortak paydasında birleşen bir tabloyu çizmiş olmaktadır. -İkinci ve üçüncü ayetlerde ise, hesap vermeye inanmamaktan meydana gelen merhametsizlik, katı yüreklilik, aşırı cimrilik, başkasına- özelikle de- kimsesiz yetimlere kuşbakışı baktıran aşırı gurur ve şımarıklık tablosu ortaya konulmuştur. Bütün bu vasıflar, ilk ayette vurgulanan, “hesap gününü yalan saymaktan” kaynaklandığını gösteren bir üslup içerisinde ortaya konulmuştur. - Dördüncü ayet, ilk üç ayeti son üç ayetle bağlantısını temin eden bir konumdadır. Ancak, bu konumuna göre, ayette “Yazıklar olsun şöyle namaz kılanlara” yerine, “Yazıklar olsun onlara” yani; “yukarıda vasıfları belirtilen kimselere” demek icap ederdi. Burada “onlar” zamiri yerine “namaz kılanlar” sözcüğünün kullanılması, elbette bir veya birkaç hikmet içindir. Bu hikmetlerden ikisini şöyle açıklayabiliriz: a. Ayette namaza vurgu yapılmakla, onun dindeki yeri, imanla olan yakın ilişkisi, gösterilmiştir. Gerçekten İslam’da namaz, imandan sonra gelen bir meseledir. Bu sebepledir ki, fatiha’dan sonra Kur’an’ın ilk suresi olan Bakara Suresinin başında yer alan “takva sahipleri” Yani; Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, “onlar gaibe iman ederler ve namaz kılarlar..” şeklinde vasıflandırılmış; imandan hemen sonra –ikinci sırada- namaza yer verilmiştir. Demek ki, ahirete imanın zayıflığı nispetinde namaza rağbet azalacaktır. Evet, her namaz kılmayan hesap gününe inanmaz demek değildir, ama her hesap gününe inanmayan namaz kılmaz. Buna göre, dördüncü ayeti şöyle anlamak mümkündür: “O hesap gününe inanmayanlara; o, “musallî” (namaz kılan kimseler) konumunda; namaz kılmakla mükellef oldukları halde -hesap gününe inanmadıkları için- namazı kılmayanlara yazıklar olsun! Hesap günü geldiğinde vay onların haline!” b. Bu ayette “namaz”dan söz edilmesi, münafıkların da namaz kılabileceklerine işaret etmek içindir. Ancak onları ele veren bir özellikleri var ki, namazı kılıp kılmamakta titizlik göstermezler. Bir sevap beklemedikleri için namazı kılmışlar mı, kılmamışlar mı? Onlar için fark etmez. - Kur’an’da başka ayetlerde de onların bu özelliklerine işaret edilmiştir: “Doğrusu münâfıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah ise, onların oyunlarını başlarına çevirir. Onlar, namaza kalkarken, üşene, üşene kalkarlar, insanlara / müminlere gösteriş yaparlar. Yoksa aslında Allah’ı pek az hatırlarlar. Onlar küfür ile iman arasında/müminlerle kâfirler arasında bocalayıp dururlar. Ne onlara bağlanırlar, ne de bunlara. Allah, kimi doğru yoldan saptırırsa, artık sen ona bir çıkış yolu bulamazsın”( ”(Nisa, 4/142-143). “Münafıklar, Allah’a ve Resulüne karşı nankörlük içindedirler. Namaza ancak üşene, üşene gelirler. Yardımda bulunurken de, istemeye, istemeye, gönülsüz verirler(Tevbe, 9/54). Görüldüğü gibi, bu ayetlerde söz konusu edilen münafıkların özellikleri ile Maun Suresinde beyan edilen özellikleri tamamen örtüşmektedir. Ortak payda: Namazı önemsememek, üşene, üşene, gösteriş için kılmak, isteyerek yardımlarda bulunmamak.. Çünkü, münafıklar, kâfirlerin ta kendisidir. Ahiretten, bir ücret beklentileri yoktur. Onun için genellikle “namazda değil, namazdan” gaflet ediyorlar. Yalnız insanların yanında mahcup olmamak için yapmacıktan namaz kılarlar. -Bazı alimlere göre, Maun Suresinin ilk üç ayeti Mekke’de, son dört ayeti ise Medine’de inmiştir. Buna göre, hesap gününe inanmayanların özelliklerini belirten ilk üç ayet özellikle Müşriklerden söz etmektedir. Medine’de inen dört ayet ise, münafıklardan bahsetmektedir. Bazılarına göre, ilk üç ayet, Mekke’de Ebu Cehil hakkında inmiştir. Ahiret hayatını inkâr eden odur. Son dört ayet de Medine’de meşhur münafık Abdullan b. Ubey b. Selul ve arkadaşları hakkında inmiştir. Namazı gösteriş için kılanlar onlardır. Kur’an’ın harika üslubuna bakın ki, inişleri itibariyle aralarında seneler bulunan bu iki kısım ayetleri okurken, hiçbir ayrılık-gayrılık söz konusu değildir. Bu husus, yalnız lafzî üslup için değil, manevî üslubu ifade eden nazm-ı maanî için de geçerlidir. Mesela; her iki grup ayetin bahsettiği müşrik ve münafıkların ortak özelliği, hesap gününe inanmamaktır. Bu her iki grup insan da, gerçek anlamda samimi olarak namaz kılmazlar. Müşrikler hiç kılmaz. Münafıklar da gösteriş için kılarlar. Çünkü saadet asrında, münafıklar genellikle Medine’de bulunmaktadır. Medine’de namaz kılanlar içinde yaşayan münafıklar, Allah için değil, sırf görünüşü kurtarma adına namaz kılıyorlardı. - Hz.Ali, Hz. İbn Abbas ve Hz. Enes gibi bazı sahabîler, ayetteki inceliğe dikkat çekmiş ve “namazdan” ifadesinin “namazda” tabirinden çok farklı olduğunu söylemişlerdir. Buna göre: “Fi salatihim” denilse, namazlarında gaflet gösterenlerin vay haline, anlamı çıkar ve yanlış olur. Çünkü, namazın içinde gaflet etmemek, sehiv yapmamak insan gücünün dışında bir şeydir. Kaldı ki, Hz. Peygamber(a.s.m)’in bizzat namazda sehiv yaptığı bilinmektedir. Fıkıh kitaplarının hepsinde, “Namazda sehiv yapma” bölümü vardır. Onun içindir ki, ayette “an salatihim” denilmiştir. Yani onlar ki, namazlarından gaflet ediyorlar. Yani; namazın kendisinden haberleri yoktur, onu tamamen unutuyorlar, ehemmiyet vermiyorlar. İnsanlara karşı bir gösteriş kaygıları olmazsa asla kılmazlar. Bu sebepledir ki, bazı alimler bu ince farka işaret etmek üzere demişler ki; Allah’a şükürler olsun ki, Kur’an’da “Fi Salatihim=Namazlarında” demeyip de “An salatihim = Namazlarından” denmiştir. - Abdullah b. Abbas da şöyle demiştir: Bu ayet münafıklar hakkındadır. Onlar, insanların gözünden kaybolduklarında namaz kılmazlar. İnsanların yanında bulunduklarında ise, gösteriş için namaz kılarlar. Açıkta kılarlar, gizlide terk ederler. Meşhur müfessirlerden Vahidî de şöyle demiştir: Bu ayet münafıklar hakkındadır. Çünkü onlar, -hesap gününe inanmadıkları için- ne namaz kıldıkları zaman bir sevap beklerler, ne de kılmadıkları zaman bir cezadan korkalar. “Namazdan gaflet etmek” buna bakar. Taberî’nin rivayetine göre, bu ayet indiği zaman Hz. Peygamber(a.s.m): “Allahu ekber, demiş. Bu ayet, sizin için, bütün dünyanın bir tek kişiye verilmesinden daha güzeldir. Çünkü, Namazdan sehiv yapan kimse, namaz kıldığında bir sevap beklemediği gibi, onu terk ettiği zaman da Rabbinden korkmayan kimse demektir.” Bu hadiste de, söz konusu ayette geçen “Namazlarından” ifadesindeki inceliğe işaret edilmiştir. -Söz konusu ayette “namazı ikame edenler” tabiri kullanılmayıp, doğrudan “namaz kılanlar” ifadesinden de bu hususun münafıklara ait olduğunu anlamak mümkündür. Çünkü, Kur’an’da samimi ve düzgün kılınan namazlar için “Namazı ikame edenler/ederler” ifadesi kullanılır. Samimi ve düzgün olmayan namazlar için ise, yalnız “namaz kılanlar/kılarlar” ifadesi kullanılır. Burada bu ikinci ifadeye yer verilmekle, Maun Suresindeki namaz kılanlardan maksat şudur: Namaz kılmakta samimi olmayan, gösteriş için namaz kıldıklarında da bedenleri namazda iken, ruhları namazdan çok uzak yerlerde dolaşır. Bunlar, yeri geldiğinde namaz kılıyorlarsa da, namazı ikame etmiyorlar. -Bütün bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, söz konusu ayette, normal namaz kılan müminlerin, namaz kılarken gösterdiği sehiv ve gafletten değil, münafıkların gösteriş için kıldıkları namazlarından bahsedilmektedir. *** Beyefendi ayeti yorumlarken müfessirlerin ve müçtehidlerin beyanlarının aksine kendi düşüncelerini ortaya koymuştur. Söylediklerinden yoksul ve yetime sahip çıkmayan Müslüman'ın namazının da bozulacağı anlaşılır ki bu cumhurun görüşüne terstir. Yukarıdaki bilgilerde de ayette kimlerin kastedildiği gayet açıktır.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
| Bu mesaj için el-Kevserî kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Kara Kalem (03.08.10), Şems (04.08.10) |
![]() |
| Etiket |
| eliaçık, ile, konuştuk, marjinal, ses, İhsan |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Konuğumuz İhsan ELİAÇIK | Kara Kalem | Akademi Röportajları | 24 | 04.08.10 14:29 |
| Alemin ilk islami sözlüğü ile konuştuk-İHL SÖZLÜK | Kara Kalem | VIP Röportajlar | 2 | 09.07.10 11:55 |
| Eliaçık`tan Başbakan`a `KADER DERSİ` !. | Seida | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 6 | 30.05.10 10:26 |
| Rantisi'nin Eşi Ümmu Muhammed'le Rantisi'yi Konuştuk | whamzaw | DÜNYADAN HABERLER | 0 | 19.04.09 21:49 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|